Kendisini bir Ulusal Psikiyatri Kongresinde tanımıştım. Bütün hocaların arasından, bize kısa ve öz konuşmasıyla ışık saçmış, en azından benim düşünce yapımda yeni ufuklar açmıştı. Konuşmaya davet eden de Prof. Dr. Orhan Öztürk’tü.

***

Aslında “teorik fizikçinin psikiyatri kongresinde ne işi var” diye bir an da olsa sorgulamıştım. Ama aynı zamanda ben de bütün bunları sorgulayan ve evrime, evrimsel biyoloji ve psikiyatriye gönül veren bir bilim adamı olmuştum.

***

Yanına oturmaya gittiğimde gayet zarif şekilde kabul etmişti. Hayatını ve kendini uzay araştırmalarına ve atom-altı âlemin keşfedilmesine adamıştı. Sorduğumda, gayet mütevazı bir şekilde, “TÜBİTAK Başkanı” olduğunu söylemişti. Oturup epey sohbet etmiş, birer de bira içmiştik karşılıklı.

Higgs bozonu konusunu açtığımda, gülümseyerek, “o bir Ateisttir, ben de Tanrı’ya inanmam" demişti.

***

Çok güzel iki kızı olduğunu biliyorum. Celâl Şengör’ün de yakın arkadaşıydı. Celâl ve Oya Şengör çiftinin biricik oğlu olan Asım da kendisinden hayranlıkla bahsetmişti.