Sayın Mustafa Sarıgül,

İsminiz, kaderinizi belirler.

Ben astrolojiye de, benzeri saçmalıklara ve hurafelere de güler geçerim ama sizin çok off sight pozisyonunuz var:

ABG'ye gittiniz, nasihatle döndünüz.

Siz Cem Boyner misiniz (o da bir garip şekilde ense tıraşını aksatmıştı o zamanlarda), Bülent Ecevit misiniz, yoksa Can Dündar veya Zülfü mü?

Kalktınız güzelim Nişantaşı'nı târumar ettiniz.

Sizin yüzünüzden, mal sâhibimiz baba yadigârı mülkünü sattı.

Şimdi de yedi avukatlı, Aziz Üstel mukallidi yöneticimiz apartmanı boyatıyor.

Üst kattaki Aziz Dostum Diş Hekimi Can Ergene bas bas bağırıyor: "Burasının asbestli giriş bölümünü ellemediler, şimdi süslüyorlar" filân diye. 

Adana'da "kucakta rahat durmaz Melâhat" diye bir deyiş vardır.

Allah, Kitap aşkına, siz kimsiniz?

Bir kapıcı dairesinde başlayan hayatınızda ona buna yağ bal satarak, seksek oynayarak felâket bir şekilde yükseldiniz (gözümüz yok, helâl-i hoş olsun).

Demin baktım, Kadim Arkadaşım Gülben Ergen, gene programına göbek atarak kilo verme yollarını öğreten adamı çıkarmış. O da kesmemiş, "rûyalarınızı yorumlarım, hepinizi tohumlarım" diyen fırıldağı ekrana taşımış. Benim muayenehânede tatbik ettiğim silik hipnoz tekniğini aşırmıışlar, Astrolog bozuntusu gene Şeytan çıkarıyor; herhâlde toplu hâlde Manik Depresif oldular ki, kitabımın reklâmını yapmaya başlamışlar. Onu benim bir eski arkadaşım da çok iyi tanır; bonservisi sağlamdır...

Bu arada, geliş geçmiş en mütevâzi kişi olan En Muhterem Sevil Atasoy'un reyting rekorları kıran programına beni çıkarmayacağını öğrendim. Çok kırmışım kadıncağızı...

Tipiniz de gittikçe Baykal'a benziyor. O da zoru görünce hemen kaçıvermişti; tıpkı Bülent Ecevit, baba oğul İnönüler gibi; kaçtı.

Üstelik Sayın Baykal'ın bir de kaset hikâyesi var...

Acaba sizin için arka depoda servise hazırlanan kaç adet daha mevcuttur?

Cüppeli Hoca misiniz ki kahraman olup her gün Sözcü'de ilminize, irfânınıza müracaat etsinler.

Fotomontaj mı diyeceksiniz?

Mavi gömlek giyip koltuk altınız terli vaziyette önünüze gelen, arkanıza dolaşan kim varsa röportaj "verdiniz".

Akabinde vizyonu da, espri gücü de vasat olan Kılıçdaroğlu'na biât ettiniz.

Sâyenizde İstanbul'un Göbektaşı viranelik bir mezar taşı yığınına döndü.

Seksek oynamaktan perişan olduk.

Kursağından haram geçmeyenler kervanına katıldınız ama AKP'lilerden beter, her yeri deştiniz, kazdınız, delik deşik ettiniz.

Eminim ki amelelere iş yolu sağlamak için böyle yaptınız. Pantolonunuz kullanmaktan erimiştir, bize uğrayın da üst kattaki kazıkçıya iki çift diktireyim. Çakma saatçimiz de emrinizdedir.

Kaldırımlar değişti, Gaudi'nin fallusları her yere sokuldu, çıkarıldı.

Yayalara yer açayım derken, yollar İzmir'dekilerden beter oldu.

Ortalığı toz, duman, is ve pislik kapladı!

"Değnekçilere para vermeyin dediler", hadi sıkıysa beş dakikalığına park etmeye kalkın, Çağrı Büfe'den bir sandviç kapayım deyin ve ânında ya polisten cezayı yiyin, ya da ara sokaklarda Kürt'lerden dayağın tadına bakın.

Gene Kadim Dostum Şafak Favey'in de, akrabam Can Ataklı'nın da yolunu kestiniz.

CHP "kurmayları" size rozet takarken, yüzleri gözleri Gilles de la Tourette Bozukluğu gibiydi, tikten ve terden mortu çekeceklerdi.

Hayata dokunmak lâzım, değil mi?

Nereye dokunsak un ufak oluyor, çürümüş bütün mâlzemeler.

Bu gece programımız Bowlby'nin bağlanma kuramını anlatmaktı bizim seçkin öğrencilere.

Vazgeçtim, Ego (Psişe) Savunma Mekanizmalarını öğretmeye başlayacağız.

"Off seazon" olmasına rağmen hâlâ trafolar patlıyor, sabır taşımız da çatlıyor.

Aşağıdaki Ankara Eczanesindeki mini-jeneratörler, Kuzey Irak'takilerden daha faâl ve ağaçkakan gibi kulak patlatıyor. Onlar da 20 TL'ye kalçadan iğne yapıp reçetelerimize yağ bal ekliyor.

Lâfı eveleyip gevelemeyelim...

Siz kimsiniz Mr. Mustafa Sarıgül?