Güneydoğu sınırımızda TSK ile PKK arasındaki gerginlik, ABD / İsrail ile Rusya / Çin arasındaki konum almanın perde önünde görünen kısmıdır.

Hani, pehlivanlar güreşe başlarken peşrev tutarlar ya, onun gibi bir şey. Şöyle ki, 8 Eylül gecesi, İsrail jetleri Suriye'yi bir uçtan bir uca geçerek, At Tibnah köyünün 10 kilometre kuzeyinde, Fırat kıyısında bir mevziyi vurdu. Olayın tarafları (ABD / İsrail ve Suriye) bu olayı ne kabûl ne de inkâr ediyorlar. Böyle bir şey olduysa Suriye niye yaygarayı koparmadı? Bu açıkça savaş sebebi olabilecek bir durum değil miydi? Yok, eğer olmamışsa, niye kimse bunu inkâr etmiyordu? (Haydi ABD yerine ABK diye devam edelim)...

Bunun Kuzey Kore teknolojisiyle yapılmış bir nükleer tesis olduğu söyleniyor. Geçen hafta Esat Türkiye'ye geldi. Rice Rusya'ya gitti ve Putin'den azar işitti. Sonra Putin İran'a gitti. İran'dan açıkça ABK'ye yönelik tehditkâr bir açıklama yaptı. Ruslar yeni bir nükleer silâh geliştirmiş. İran açıklamada bulundu, "saldırıya uğrarsak, ânında İsrail'e fırlatılmak üzere 700 Şahap füzesini mevzilendirdik. Alesta bekletiyoruz! Aynı günlerde Çin, bir uyduyu Ay yörüngesine yerleştirecek bir roket fırlattı.

Suriye daha geçenlerde Rusya'dan büyük paralar ödeyerek hava savunma tesisatı satın almıştı. Dünyanın en iyi hava savunmasına sâhip olduğunu düşünüyordu. Oysa İsrail uçaklarının geldiğini, bombalanıncaya kadar fark etmedi. İsrail uçakları Rus teknolojisine ağır bir darbe vurmuşlardı. Suriye'ye vurulan darbe, bunun görünen kısmıdır.

Bu durum İran'ı da paniğe düşürdü. Çünkü onlar da aynı hava savunma teknolojisine sâhipler ve o ana kadar güvenlikte olduklarını düşünüyorlardı. Putin'in apar topar İran'a gelmesi, bu telâşın bir sonucudur.

İran'ın İsrail'e karşı tehdidi, dolaylı olarak Türkiye'ye de tehdittir. Zira Irak'ı geçip İsrail'i vurabilecek Şahap füzeleri, kendisine karşı saldırı durumunda, ABK / İsrail'e destek vermeyi düşünebilecek bir Türkiye'yi de kolaylıkla vurabilir. Zaten İran'ın Yahudi soykırımını reddederken Ermeniler'e göz kırpması da tesadüf değil.

Türkiye'nin de, İsrail'in İran'a hava saldırısında bulunması durumunda, Türk hava sahasını veya alanlarını kullanmalarına izin vermeyeceği yönünde İran'a güvence verdiği söylenmektedir. Aynı günlerde Esat, Türkiye'ye destek verdiklerini açıklıyor. Ve yine aynı günlerde Rice bize "siz durun, PKK'yı biz havadan vuralım diyor.

Peki, PKK neden TSK'yi savaşa kışkırtıyor? Bizi neden Kuzey Irak'a çekmeye çalışıyor? Neye veya kime güveniyor?

Tabii ki ABK / İsrail'e. Hemzaman olarak Yunan hava ve deniz sahası tâcizleri kat be kat arttı. Rumlar Kıbrıs'ta iyice bastırıyorlar. Türk Ordusu Kuzey Irak'a girdiği andan itibâren dört bir yandan dış tahrikler misliyle artacak, yurt çapında pek çok tedhiş eylemleri ve büyük kentlerin varoşlarından Kürt isyanı başlatılacak. Bize de "çıkış yok deniyor.

Bu arada, Rice Washington'da İran bankalarının hesaplarını dondurdu. Beklenti önümüzdeki 60 ilâ 90 gün içinde ya İran yönetimin devrileceği ya da ABK'nin bu ülkeye saldıracağı yönünde (tabii ki demokrasi götürmek için canım)!

Sonra...

Muhtemelen tam bir kaos olacak çünkü Acem Medeniyeti ilginçtir ve Irak'a da benzemez, Pakistan'a da. Osmanlı dahi bulaşmamıştır onlara. Oraya müstevlî olarak gidenler asimile olmuşlardır; meselâ şimdiki İran yöneticilerinin çoğu Oğuz boylarındandır ama Acemleşmişlerdir. Bu arada, ABK kendi iç dinamiklerini ayakta tutabilmek için daha da Güney'e saldırmak zorunda. Çünkü, efkâr-ı umumiyeden gizleniyor ama, Teksas'ın bağımsızlığını ilân etme niyeti var; keza İspanyollar ve Portekizliler ABK'nın azıcık zayıflayacağı ânı bekliyorlar. Evanjelizm onları "kesmiyor" yâni...

Her hâlükârda senaryo bir felâket ve mevcut yönetimle de bu işin altından kalkılamayacağı belli. Âsâbı fena hâlde bozuk olan devletlû her gün pot üzerine pot kırıyor, geçirdiği "hipoglisemi nöbetleri" ve alınganlığı zirve yaptı; sürekli olarak ve herkese fırça çekiyor, panik içerisinde. Gül'ümseyerek, ABK'den icâzet alarak filân bu işler yürümez, yürümüyor da. Bir de, olaylara muktedir olamayan iktidardakiler ciddi şekilde okuma özürlüler, hep aynı üslûp ve tarzdaki nutuklar artık kimsede heyecan yaratmıyor.

Bir an evvel devlet devletliğini gösterip gerekeni yapmalı!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 29 Ekim 2007 Pazartesi