Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

ZÜLFÜ LİVANELİ HAKKINDA/1

Zülfü Livaneli hakkında başlayan tartışma üzerine, bu dâhiyi mercek altına aldım.Vikipedi'de şöyle yazılmış: Zülfü Livaneli, Türk özgün müzik sanatçısı, politikacı, yazar ve yönetmendir. Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu'dur. 20 Haziran 1946'da Konya-Ilgın'da doğmuştur. Aslen Artvin Yusufelili'dir. Ankara Maarif Koleji (TED) mezunudur. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan Bey'in hayatını değiştirecek bir sermayeyi kendisine hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, san'at ve politika alanında Türkiye'nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçılık dâhil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri hâline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şâirlerle karşılaşabilmekti. Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş, 5 albüme imza atmıştır. Şimdilerde müzikle uğraşmaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 1994 yerel seçimlerinde SHP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olan ancak seçilemeyen san'atçı, 2002 genel seçimlerinde, CHP'den İstanbul milletvekili seçildi. 2004 yılından partisinden istifa etti, köşe yazarlığına devam etmektedir. 2007 seçimlerinde ise aday olmadı.

***


İşte, http://www.livaneli.net/ resmî web mekânı. Oradan kitaplarıyla ilgili her şeyi, hiç değiştirmeden aşağıya kopyalıyorum. Farsça değil de Farsî, tercihan Acemce denmesi filân önemli değil. Bakın kimlerden ne övgüler ve ödüller almış. Bir tek Orhan Pamuk yok, aslında tam da rakip vaziyetteler, neyse. Bir yazıya ancak bunlar sığacak. İkinci bölümde kendi fikirlerimi aktaracağım.

***


ARAFAT'TA BİR ÇOCUK (Can Yayınları 1978). Ararat Vellag, Almanca ve Almanya'da 1983, Remzi Kitabevi 2001, Golazin Yayınları (İran 2008).

LIEDER ZWISCHEN VORGESTERN und UBERMORGEN / Geçmişten Geleceğe Türküler. Ararat Verlag (Almanya 1981): Livaneli şarkılarını notalarıyla içeren ve "Dünle Yarın Arasında" adını taşıyan Almanca-Türkçe kitap, Almanya'da yayınlandı ve okullarda yardımcı ders kitabı olarak okutuldu.

SİS (SENARYO) (Logos Yayınları, 1990).

Okumaya devam et
  0 Hits
  0 yorum
0 Hits
0 yorum

ZÜLFÜ LİVANELİ HAKKINDA/2

BİR KEDİ, BİR ADAM, BİR ÖLÜM (Remzi Kitabevi, 2001). Yunanistan, Sırbistan, İran ve İsviçre'de neşredilmiş. 2001 Yunus Nadi Roman Ödülü kazanmış. Öykülerimin Farsça'ya aktarılmış olması benim için çok büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı. Gençliğimde İranlı arkadaşlarım oldu. Farsça bilmememe rağmen onların konuşmaları adeta müzik gibi gelirdi kulağıma. Artık öykülerimin bu müzikli dilde varolacaklarını ve okunacaklarını bilmek beni çok heyecanlandırıyor. Farsça, dünyanın en eski ve edebi açıdan en önemli dillerinden birisi. Yüzyıllar boyunca doğunun edebiyat dili olmuş.

Dünyanın en meşhur şair ve düşünürlerinden olan Mevlana Celaleddin-i Rumi, Hafız ve Ömer Hayyam gibi sanatçılar eserlerini bu dilde yazmışlar. Hayranlıkla bağlı olduğum bu dil ve kültür beni derinden etkiledi. Yalnızca edebiyat değil, müzik, sinema ve halk bilimleri alanlarında da Fars kültürünün zengin kaynaklarından beslendim. İşte bu yüzden öykülerimin Fars kültürüne yapacakları yolculuk benim icin çok önemli. Bu kitapta derlediğim öykülerin benim için özel bir yeri var, çünkü bunlar yayımlanan ilk edebi eserlerim. Buradaki öyküler ilk olarak 1978'de kitaplaştırıldı. Daha sonra bu ilk derlemeye yeni öyküler ekledim. Öykülerin tamamı Almancaya çevrildi ve yayımlandı. "Arafat'ta Bir Çocuk İsveç televizyonu tarafından filme alındı. Bu kitaptaki öyküleri daha çok Türklerin işçi veya politik mülteci olarak Avrupa'ya gittikleri döneme ait gözlemlerimden yararlanarak kaleme aldım. Öykülerimin ortak teması bireylerin yaşadıkları kültür çatışmalarıdır. Hiç şüphesiz bunlar İranlıların da öyküleridir... Zülfü Livaneli İstanbul Şubat 2004 Sıcak ülkelerinden, Stockholm'un kar altındaki caddelerine ve buz tutmuş göllerine savrulan siyasi mülteciler. Yaşamı paramparça olmuş Sami'nin, bir Kuzey hastanesinde önüne çıkan yaşlı bir Bakan. Bir Cinayet planı ve Sami'nin yaşamını etkileyen bir kedi. Çevresindekileri kendisine âşık eden Şilili bir genç kız; yakıcı öfke nöbetlerine kapılan güzel Clara. Bir uzay istasyonu kadar garip ve uzak buldukları iklimde kıvranan, acı çeken, kıskanan, cinsellikle avunmaya çalışan ve öç alma hayalleri kuran insanların romanı. Sami, Clara, Juan Perez, Rıza, Garcia, Adil ve Yoriko'nun hikâyesi, uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız bir derinlik ve elinizden bırakmayı olanaksız kılacak, soluk kesen bir kurguyla anlatılıyor. BİR KEDİ BİR ADAM BİR ÖLÜM ÜZERİNE Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı, ikilemini en iyi veren roman.

Okumaya devam et
  0 Hits
  0 yorum
0 Hits
0 yorum

ZÜLFÜ LİVANELİ HAKKINDA/3

GORBAÇOV'LA DEVRİM ÜSTÜNE KONUŞMALAR (Remzi Kitabevi, 2003). "Prestroyka belki de bu toplantıyla başladı." Mihail Gorbaçov Livaneli bu kitabında, dünya tarihini değiştiren bir olayla ilgili tanıklığını dile getiriyor. Sovyetler Birliği'nin son devlet başkanı Mihail Gorbaçov'la başbaşa yaptığı konuşmalar, tarihin önemli bir değişim anına tanıklık etmekle kalmıyor, bugünün politik gelişmelerini ve yeni Amerikan doktrinini de daha iyi anlamamızı sağlıyor. Zülfü Livaneli ve Yaşar Kemal, 21 Ekim 1986'da Kremlin'de, Sovyetler Birliği'nin yeni devlet başkanı Mihail Gorbaçov'la buluşan küçük bir aydın grubunun içindeydi. Gorbaçov'un 1997 yılında Amerikan C-Span televizyonuna açıkladığına göre, bu toplantıda konuşulanlar ve daha sonra yapılan basın toplantısı, tarihin akışını değiştiren Perestroyka devriminin başlangıç noktasını oluşturdu. Zülfü Livaneli bu ilk toplantıdan sonra, 17 yıl boyunca Mihail Gorbaçov'la dünyanın çeşitli köşelerinde buluştu ve ona Sovyet Devrimi, Marksizm, Leninizm, Perestroyka, Yeni Dünya Düzeni, ABD hegemonyası gibi konularda sorular sordu. Bu kitapta, "yüzyılın adamı" olarak selamlanan Mihail Gorbaçov'un bu sorulara verdiği kapsamlı cevapları bulacaksınız. Sovyetler Birliği'nin son devlet başkanı Mihail Gorbaçov'la başbaşa yapılan konuşmalar, tarihin önemli bir değişim anına tanıklık etmekle kalmıyor, bugünün politik gelişmelerini ve yeni Amerikan doktrinini de daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Okumaya devam et
  0 Hits
  0 yorum
0 Hits
0 yorum

ZÜLFÜ LİVANELİ HAKKINDA/SON

Mekândan istifade etmek için az ve öz yazacağım ve kendisinden ZL diye bahsedeceğim. D&R mağazasından "Livaneli-Hayata dair diye VCD'li bir CD'sini, "Livaneli / Efsane Konserler 2cd'yi ve "Dünya Solistlerinden Livaneli Şarkıları başlıklı 2 CD'lik albümünü satın alıp sabırla seyrettim, dinledim.

Entellektüel yönü: Bir insanın resmî web mekânında ilk yer alması gereken şeylerin başında hayat hikâyesi yer alır. ZL'ninkinde yok. Buna mukabil, kendisi hakkında inanılmaz methiye dolu. http://www.biyografi.info/kisi/zulfu-livaneli mekânında Stockholm'da bir yıl müzik eğitimi gördüğü yazılıyor. Vikipedi'de ise TED Ankara Kolejli olduğu yalanı var. Bunların farkında değil mi, farkındaysa neden düzelttirmez? Artvin Yusufeli'den kalkan psişesi Konya-Ilgın'da vücut bulmuş. İnsan bundan utanır mı? Yoksa işin bilemediğimiz bir etnik yönü mü var? Yoksa sâdece bir "complexe d'infériorité mi?

Okumaya devam et
  0 Hits
  0 yorum
0 Hits
0 yorum

YAK BİR TÜRK... NASIL OLSA SÂHİPSİZ!

Yiğit Bulut, Vatan gazetesinde yazan (ne zaman kapının önüne koyarlar bilmem; Reha Muhtar da orada yazıyor, Can Ataklı da, Tuna Kiremitçi de, Zülfü Livaneli de (tahsilinin ne olduğu hâlâ muğlâk olan bu entelimiz 18 Temmuz'da aşağılık ve câhil insancıklardan sıkıldığı için izine ayrılmış ve elit dostlarıyla buluşup kafa dinleyecekmiş; inanmayan http://www10.gazetevatan.com/root.vatan?exec=yazardetay&wid=5 adresinden okusun). "Bir tek biz kaldık" diye övünen Akşam gazetesi de Güler Kömürcü'yü mahpustaki birisiyle evlendiği için kapının önüne koydu; eğer evlendiği bir solcu daevrimci olsaydı, sürmanşetten kahraman yaparlardı), memleket sevdâlısı ve çok zeki, tahlilî (analitik) zekâya sâhip, muhtemelen benden epey genç bir muhabir ve muharrir. Bugünkü yazısına bu başlığı vermiş ve gerisini de aşağıdaki gibi getirmiş:

***

Veya içeride işler iyi gitmedi mi, çıkar Türkiye aleyhine bir kanun, nasıl olsa Avrupa yolunda "sen de vur modeli olmuş...

Okumaya devam et
  3611 Hits
  0 yorum
3611 Hits
0 yorum