Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

ATATÜRK

Sevgili Mekâncılar,
Atatürk denince akla ilk gelen illerden biri İzmir’dir.
Bunu en güzel Sayın Yılmaz Özdil, Sayın Uğur Dündar ve Sayın Müjdat Gezen’in ve Sayın Güneri Cıvaoğlu’nun canlı yayınından seyredebilirsiniz. İstiklâl Marşı’nı Hadise söyleyen Hadise Hanım’ın gözlerinden görüp duygulanabilirsiniz.

YILMAZ ÖZDİL ile ilgili görsel sonucu


Son derece vatansever milliyetperver bir şekilde, cansiperane bir şekilde Türkiye’yi savunuyorlar.

Ne güzel ki onlar var.

Ne mutlu Türk’üm diyene.

Bu arada tekrar hatırlatmak isterim ki Atatürk diktatör değil, yapıcı ve onarıcı bir liderdi.

Hem Atatürk’ün hayatını hem de Evrimsel Psikiyatriyi anlatan kitaplarım yolda…

Mehmet Kerem Doksat – Pazartesi -   05 Şubat 2018

Okumaya devam et
  1607 Hits
  0 yorum
1607 Hits
0 yorum

TABİP ODASI

Sevgili Mekâncılar,

Bu dünya hepimize yeter ve kardeşiz dedik dedik ama olmadı.

Maalesef tarih tekerrür ediyor!

***

Bu aziz millet asla yılmadı ve yılmayacak ve ebediyete kadar payidar kalacaktır.

***

Tabip Odası’ndan pek çok kişi gözaltı altına alındı.

Hepimiz üyesiyiz…

Bu millet asla yılmayacaktır.

Ne mutlu Türk’üm diyene…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 31 Ocak 2018

Okumaya devam et
  1329 Hits
  0 yorum
1329 Hits
0 yorum

MÜNİR NURETTİN SELÇUK

MÜNİR NURETTİN SELÇUK

Sevgili mekâncılar

1900 senesinde Osmanlı İmparatorluğu döneminde doğup, 1981’de vefat eden bir büyük üstadı, büyük bir musikişinası paylaşmak istedim sizinle.

Hepimizin gönül bahçesinde yer tutan tam bir Türk Milliyetçisi ve yorumcusunu sizlerle paylaşmak isterim. Aslında aynı eseri eski asistanlarımızdan Psikiyatr Dr. Doğan Çoban da çok güzel icra eder.

ed]

Psikiyatr Dr. Adnan Çoban

ed]

Merhumdan

Hayatı

İstanbul’un Sarıyer semtinde1900’de İstanbul’un Sarıyer semtinde doğar. Doğum yılı farklı kaynaklarda 1899, 1901 veya 1902 olarak da gösterilmiştir.

Mülgâ Dâire-î Sâadet Âmiri, Dîvan-ı Hümayun muavini ve  Darülfünun ilâhiyat şubesi muallimlerinden Mehmed Nuri Bey ile Fatma Hanife Hanım’ın oğludur.

Anne tarafından Germiyanlıoğlu Beyliğini kuran aileye mensuptur. Münir Nurettin Selçuk, 1928 senesinde Enise Selçuk ile evlenmiş ve eşinin vefatına kadar (1966) evli kalmıştır.

Bu evliliğinden kızı Meral Selçuk, Şehime Erton’la olan izdivacından Timur Selçuk ve Timur Selçuk ve Selim Selçuk dünyaya gelmiştir.

Roksan Selçuk, Mercan Selçuk ve Hazal Selçuk’un dedesidir.

Sanat eğitimi

Aşiyan Mezarlığındaki mezarı

On beş yaşında Dâr-ül Feyz-î Musikî Cemiyeti’ne öğrenci olarak girdi. 1907'de Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi’ni bitirip Kadıköy Sultanîsine yazıldı.

Aynı sene Darülhedan’a da girdi da girdi, Zekaizade Ahmed Efendi’den dört sene ders aldı.

Ailesinin ısrarı ile ziraat öğrenimi için gittiği Macaristan’dan 1917 senesinde yılında geri döndü.

Dâr-ül Feyz-î Mûsikî Cemiyeti’ne devam etti. Ahmet Irsoy ve Bestenigâr Ziya Bey’den müzik dersleri aldı.

Üstat Münir Nurettin, bestekârlığa 1920 yılında Tevfik Fikret’in “Bu bir terânedir” şiirine yaptığı bir besteyle başladı.

İkinci olarak “Sensiz ey şûh gözlerim avâre kalbim ağlıyor” güfteli şarkısını besteledi ve bu iki eserden sonra yirmi yıl süreyle beste yapmadı.

1923 yılında askerliği sırasında Mızıkâ-i Hümayun’da, sonradan da  Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti’nde çalışan Münir Nurettin Bey, eski okuyuşla yeni üslûbu birleştirerek alışılagelenden çok farklı bir tarzla, 1928’de Sahibinin Sesi firmasında ilk plaklarını yaparak dikkatleri üzerine çekti.

Aynı yıl Paris’e giderek ses tekniği konusunda öğrenim gördü.

Aynı zamanda özgün bir ses tekniği eğitimi görmüş ilk Türk müziği ses sanatçısı olan Münir Nurettin, 19’uncu Yüzyıl İtalyan opera şarkıcılığının izlerini taşıyan icra üslûbunu Bel Canto’dan feyiz aldı.

Klasik Türk Musikisi tarihinde ilk kez solist olarak konser veren Münir Nurettin Bey, ilk solo konserini 1930 senesinde yılında, şimdiki Haldun Dormen’in tiyatrosunda vererek büyük ilgi topladı ve hayranlık uyandırdı.

Konserlerde frak giyen ve ayakta şarkı söyleyen, aynı zamanda koro eşliğinde solo okuma geleneğini de ilk kez uygulayan sanatçı oldu. Batıdan gelen opera, tango gibi etkileri, kendi Türk müziği okuyuş üslûbuna dâhil etti.

Beste çalışmalarına asıl 1940-1941 yıllarından sonra başlayan Münir Nurettin, İstanbul’a döndükten sonra otuz yılı aşkın bir süreyle İstanbul Belediye Konservatuarı icra heyetinde görev yaptı.

Birçok genç nesil sanatçısının yetişmesine katkıda bulunan Minür Nurettin Selçuk’un özel olarak ders verdiği kişiler arasında Türk müziği ses sanatçısı olan Dr. Alâeddin Yavaşça da vardır. Yeşilçam’a da giren Selçuk, Muhsin Ertuğrul’un ilk müzikal film denemesi olan “Allah'ın Cenneti” filminde rol aldı.

Vefatı

Münir Nurettin Selçuk, 27 Nisan 1981'de evinde vefat etti. İstanbul Âşiyan Mezarlığı’na defnedildi.

Bazı Eserleri arasında şunlar sayılabilir

Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın

Kalamış

Aziz İstanbul (Güfte: Yahya Kemal Beyatlı)

Söyle Sevgili

Gül Yüzünde Göreli Zülf-i Semen-say Gönül

Safa-yı Metle Parıldasın Camımız

Hülyama Doğan Son Güneşim

Son Hevesimde

Varalım Kuy-ı Dilaraya Gönül Hu Diyerek

Bir Söz Dedi Canan ki Keramet Var İçinde

Rindlerin Akşamı (Dönülmez Akşamın Ufkundayız) (Güfte:Yahya Kemal Beyatlı)

Ne Doğan Güne Hükmüm Geçer Ne Halden Anlayan Bulunur

Endülüs’te Raks

Sessiz Gemi

Rindlerin Ölümü

Şarkı Söylediğin Zaman

Dumanlı Başları Göklere Ermiş

Yedi Renk Üstüne Hareli Dağlar

Kendisine Ulu Yaradan’dan rahmet diliyor, oğlu Timur Selçuk’u da tanımak için ilk fırsatta Beykent Üniversitesindeki dersimden çıkınca oturup biraz sohbet etmek, çay kahve içmek istiyorum.

Sevgiyle, bilimle, dayanışma ve evrimle kalın.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 28 Ocak 2018

Okumaya devam et
  1335 Hits
  0 yorum
1335 Hits
0 yorum

ANDROPOZ

Değerli Mekâncılar,

 

Yaşlanma sadece kadınlarda değil; erkeklerde de ciddi değişimlere neden oluyor.

 

Eşinizde veya babanızda aşırı terleme, sıcak basma, sürekli bir hâlsizlik, yorgunluk gibi menopozda görülen şikâyetleri görmeye başladıysanız yaşlanan adam sendromu olarak da bilinen andropoz dönemiyle karşı karşıya kalmış olabilirsiniz.

***

Andropoz döneminde erkeklerde meydana gelen hormon değişikliklerini ve yapılması gerekenleri şöyle özetleyebilirim:

***

Yaşın ilerlemesiyle beraber erkeklik hormonu olan testosteronun kandaki düzeyinin azalması ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sendroma andropoz veya Yaşlanan Adam Sendromu denir. Andropozda, kadınların menopoz dönemindeki şikâyetlerinin tam tersine rastlanır.

andropoz ile ilgili görsel sonucu

***

Aynen kadınlarda olduğu gibi kadınlarda da hormon düzeylerinde değişmeler ve azalmalar başlar.

 

Her erkeğin 40’lı yaşlardan sonra 10 senede bir kanın plazma kısmında bulunan erkeklik hormonunu (testosteron) ölçtürmesi gerekir çünkü her erkek 40’lı yaşlardan sonra 10 senede bir, 50 yaşından sonra da kanının plazma bölümünde bulunan erkeklik hormonunun (testosteron) %10’unu, 50 yaşından sonra ise %25’ini kaybeder.

***

Kesin bir yaş sınırı olmasa da, 50 yaşından sonra bütün erkeklerin ürolojik takibe alınmaları, PSH düzeylerine baktırmaları icap eder.

Artık illaki rektal tuşe (RT) ile muayene yapılmıyor; Prostatı Uyaran Hormon denen PSH düzeyine bakılması kâfi.

Andropozun Belirtileri Nelerdir?

Erkeklik hormonu olan testosteron cinsel faaliyetin yanı sıra hem erkeklerde, hem de kadınlarda ruh hâlini düzenler.

Cesaret artışı, iyi olma hâli, entellektüel faaliyette artma, adale gücünde güçlenme olur.

Katın çevresindeki yağlanma artar ve şişmanlama ortaya çıkabilir.

Testosteron düzeyi düşen erkeklerin ruh hâlleri de olumsuz etkilenir. Göbek çevresinde yağlanma başlar, entellektüel faaliyeti zayıflar.

Bununla beraber, çökkün ruh hâli, uyku bozuklukları, ciltte pörsüme, cinsel isteksizlik ve ereksiyon sorunları ortaya çıkar.

***

Bu tablo erkeklerin hem ruhsal hem de bedensel işlevlerini olumsuz yönde etkiler.

 

Bu semptom ve belirtiler dikkate alınmalı ve en kısa zamanda iyi bir bevliyeciden (ürolog) destek alınmalıdır.

 

Psikiyatrik Belirtiler

 

Kendinizi iyi hissetmiyorsanız

Hayattan haz duymamaya başladıysanız

 

En iyi dönemlerinizin geride kaldığını düşünüyorsanız

Kendinizi tükenmiş, dibe vurmuş gibi hissediyorsanız

 

Karamsarlık, endişe ve huzursuzluk hislerinizle başa çıkamıyorsanız

 

En ufak şeylere alınıp asabileşmeye başladıysanız andropoz kapınızı çalıyor demektir.

***

 

Bedensel Belirtiler:

 

Aşırı terleme, al basması sorunları yaşıyorsanız

 

Derinizde kuruluk ve vücut tüylerinizde azalma varsa

 

Sürekli bir hâlsizlik ve bitkinlik hissiyle kendinizi daha güçsüz hissediyorsanız, konsantrasyon sorunu yaşıyorsanız

 

Dikkatinizi toplamakta güçlük çekiyorsanız

 

Sırtınızda, adalelerinizde ve eklemlerinizde yaygın ağrılarınız varsa,

 

Memelerde büyüme (jinekomasti) tespit ediliyorsa.

Kemik erimesi ve kırıkları görülmeye başlamışsa.

 

Kemik erimesi ve kırıkları görülmeye başladıysa

 

Cilt altında ve batın içi yağ dokunuzdaki artışla beraber göbek bölgenizde yağlanma mevcutsa, kansızlık şikâyetleriniz mevcutsa, uyku sorunları yaşıyorsanız

Zihinsel sorunlarınızda zayıflama varsa

 

Cinsel isteksizlik varsa, meni miktarında azalma söz konusuysa ve sabah ve gece sertliğinde azalma varsa mutlaka iyi bir bevliyeciye (ürolog) görünün.

 

Andropoz Teşhisi

 

Yaşla beraber erkeklik hormonu düzeyinde düşme başlar ama bu herkeste aynı değildir.

 

Toplam testosteron ve serbest testosteron, Follikül Uyarıcı hormon, Lütenizan Hormon, LH ve prolaktin düzeylerinize bakılır.

 

Testosteron hormonu sabah 8 ila 11 arasında en yüksek düzeydedir. Eğer ölçümlerde düşme varsa bu teşhis konabilir.

 

Tedavide ne yapılabilir?

 

Toplam testosteron düzeyi 350 ng/dl altında ise tedavi gerektirir; bu durumda takviye olarak testosteron içeren ilaçlar verilir.

***

Bu hormon ağızdan alınan tabletler, bedene sürülen jeller ve adale içine yapılan iğnelerden oluşur.

***

Evrimsel Psikiyatri Kitabı da bitti sayılır.

Bilim, dayanışma ve sevgi dolu günlere…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 18.01.2018

Okumaya devam et
  1406 Hits
  0 yorum
1406 Hits
0 yorum

MENOPOZ

Sevgili Mekâncılar

Menopoz, kadınlarda âdet kanamalarının (menstrüasyon) ve dolayısıyla üremenin sona ermesi demektir. 

Menopoz zaman zaman “hayatın değişimi” olarak idrak edilse de da bu tarif, negatif bir anlam taşır ve yerinde değildir. Zira menopoz esnasında fiziksel, zihinsel ve cinsel değişiklikler olduğu doğrudur ancak bunlar “kötüye gidiş” olarak nitelenemezler.

***

MENOPOZ ile ilgili görsel sonucu

 

Çoğu kadında menopoz 45-55 yaşları arasında başlar. 

Ortalama menopoz yaşı 50 olarak kabul edilse de bazı durumlarda 40 yaşından önce bile başladığı veya 50’li yaşların sonlarına sarktığı görülebilir.

Menopozun kişide erken veya geç başlaması muhtemelen genetik olmakla birlikte iyi beslenme ve sağlıklı bir hayat menopozu geciktirebilir.

***

Kadınların yüzde %8’inde menopoz 40 yaşından önce başlar.

Bu duruma erken menopoz denir. Yumurtalıkların cerrahi operasyon ile alınması veya Röntgen ışını veya da Radyum ile alınması ile sunî menopoz başlatılabilir.

***

Belirtileri arasında aniden ortaya çıkan ateş basması, baş ağrısı ve baş dönmesi, beden ağırlığı değişiklikleri sayılabilir.

Meno- öneki, Yunanca men (ay) kelimesinden gelir ve  menstrüastyon (âdet kanaması) ile ilgili' anlamında kullanılır.

Poz kelimesi ise yine Yunanca pausein (durmak) kelimesinden gelir.

Âdet

Âdet (menstrüasyon), kadınlarda rahmin iç yüzeyini kaplayan ince mukus zarının, salgıların, salgıların ve bir miktar kanın periyodik olarak vajinadan boşalmasıdır.

Kadınlarda normal âdet görme döngüsü (menstrüel siklus) her 28 günde birdir. Ancak hiçbir kadın düzenli olarak 28 günde bir âdet görmez. 21 ila 35 gün arası normal kabul edilir. 

Âdet kanamaları azalarak üç ilâ yedi gün devam eder. Bu süre zarfında yaklaşık 35-40 ml. kan kaybedilir. Bu miktar çoğu kadında 50 ml’nin altındadır.

Menopozun ortaya çıkışı

Menopoz, yumurtalıkların görevlerini yerine getirememeye başlaması sonucu ortaya çıkar. Yumurtalıkların tabii ömrü yaklaşık olarak 35 yıldır ve çalışamaz hâle gelmeleri yaşlanmanın tabii bir sonucudur.

Kadınların üretken yılları boyunca yumurtalıklarındaki foliküler olgunlaşır ve hipotalamus  eksen uyarılması sayesinde yumurtalarını düzenli olarak bırakırlar.

Menopoz yaklaştıkça foliküllerin önce bir kısmı, zamanla tamamı yumurta bırakamaz hâle gelirler.

Bu durum âdet düzenini düzenini bozar.

Âdet kanamaları gecikmeye veya sıra atlamaya başlar. Belirtiler bazen gebelik ile karıştırılabilir.

Âdet araları iyice uzar. Bazı kişilerde kanamanın miktarı azalırken, bazı kişilerde aşırı kanama görülebilir.

Talihli bir azınlıkta ise âdet kanamaları menopoza girince birden kesilir.

Yumurtalıklar çalışamaz hâle gelince giderek daha az östrojen hormonu üretmeye başlarlar.

Östrojen azalması, üreme faaliyetlerini kontrol eden bezelerdeki (glandlar) hormonal aktivitelerde belli belirsiz değişikliklere ve yeniden düzenlemelere neden olur.

Östrojen seviyelerinin düşmesi, hipotalamusun nörovasküler mekanizmasını bozar ve menopozun tipik özelliklerinden olan “ânî ateş basmasını" tetikleyen damarsal değişiklikleri başlatabilir. 

Hipofiz bezelerinin metabolizması değişir ve kan ve idrarda ile idrarda yüksek miktarlarda folikül stümilasyonuna yardımcı olan hormonlara (FSH) rastlanılır.

Adrenal ve tiroid bezlerinim hormonal dengesi de bozulur. Bütün bu değişiklikler birçok kadında fiziksel veya zihinsel rahatsızlıklara neden olmazlar.

Menopozun belirtileri

Menopozun en önemli belirtisi âdet düzeninde meydana gelen değişmelerdir. Diğer belirtiler şöyle sıralanabilir:

Ânî ateş basması

Ânî ateş basması genellikle göğüste bir ısınma hissiyle ortaya çıkar. Oradan boyuna, yüze ve bazen de bütün vücuda yayılır.

Bazen ateş basması hissiyle birlikte iğnelenme de görülür. Yüzde ateş basması sonucu ortaya çıkan kızarıklık başkaları tarafından rahatlıkla fark edilebilir. Geceleri ateş basması uyku düzenini bozabilir.

Bazen de aşırı terleme veya üşüme uykuyu bölebilir.

Ânî ateş basması menopozdan hemen önce başlar ve yaklaşık 2-3 yıl devam eder.

Yumurtalıkları ameliyatla alınmış genç bayanlarda da, operasyondan yaklaşık bir hafta sonra ânî ateş basması görülür.

Baş ağrısı ve baş dönmesi

Menopozun birçok belirtisi vardır ancak bu belirtilerin kaynağı menopoz ile alakası olmayan rahatsızlıklar da olabilir: Gerginlik, baş ağrısı ve baş dönmesi bunlardan birkaçıdır.

Ayrıca menopoz nedeniyle sıklıkla karşılaşılan “yaşlanma endişesi” de bir takım rahatsızlıklara yol açabilir.

Kilo Değişiklikleri

Birçok kadın menopoz esnasında kilo aldığından yakınmaktadır. Bunun nedeni bazen tiroid bezindeki faaliyetlerindeki azalma olabilir.

Ancak menopoz esnasında kilo almanın nedeni genellikle azalan fiziksel faaliyetler ve aşırı yemedir.

Menopozun dış görünüşü veya zindeliği etkilediği yönünde net bir bilgi yoktur.

Hormon tedavisi

Yakın zamanlara kadar kadınlık hormonu alımının menopoz belirtilerini azalttığına ve (damar tıkanıklığı) ile damar sertliğini yavaşlattığı düşünülmekte, hastalara ve menopozdaki bayanlara yaygın olarak verilmekteydi. Ancak günümüzde östrojenin endometriyal (rahim mukozası) ve bâzı meme kanserleri ile ilgili olabileceği, düşünülmektedir.

Östrojen hormon tedavisi alanlarda kalp krizi ve inme riskinde artış olduğuna ilişkin veriler nedeniyle östrojen tedavisi (postmenapozal hormon yerine koyma tedavisi) tekrar gözden geçirilmektedir).

Erken menopoz

Menopoz dönemi genellikle 45-50 yaş arasında kabul edilen bir olgudur. Bu yaşlarda oluşan menopoz dönemi doğurganlık özelliğinin bitişi olarak kabul edilmektedir. Menopoza giren bir kadın artık çocuk doğurma özelliğini kaybetmiş demektir. Ancak 35-40 yaş altı kadınlarda kesilen âdet kanamaları erken menopoz olarak adlandırılmaktadır. Bu durum ile karşı karşıya kalan kadınların bazıları kendiliğinden gebe kalabilirken bazıları ise yardımcı üreme tedavileri ile gebe kalmaktadır.

Kadının âdet döngüsü bir yılı geçmiş ve bu süre içinde kanama olmamış ise menopoz tanısı konabilir. Erken menopoz hariç normal menopozun geri dönüşü gibi bir ihtimali söz konusu değildir. Artık doğurganlık özelliği kaybedilmiştir ve kadının gebe kalma gibi şansı yoktur. 40 yaş altında bir kadında erken menopozun tanısını koymak önemlidir.

Küçük yumurtalık yetmezliği erken menopozdan daha farklı gelişen bir durumdur.

Bu sorun ile karşı karşıya kalan bir kadında âdet kanaması kendiliğinden tekrar oluşabilir ve hiçbir yardımcı üreme tedavisine gerek kalmadan gebe kalabilir.

Bu hasta gruplarında yumurtalıklarda bulunan folliküller ya tamamen tükenmiştir ya da herhangi bir bozukluğa uğramıştır.

Hastalığın genetik olduğu da düşünülmektedir. Ailesinde bu tür bir sorun olan kadınların %20’sinde bu hastalık görülmektedir.

Menopozdan sonra migren başta olmak üzere pek çok ağrı da kendiliğinden düzelir.

Sağlıklı, güven, barış ve fedakârlığın hepimize hâkim olduğu günlere…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 17 Ocak 2018

Okumaya devam et
  1176 Hits
  0 yorum
1176 Hits
0 yorum