Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

AK ve KARA

Sevgili Mekâncılar,

Hayatta bazen öyle noktalar gelir ve öyle şeyler yarsınız ki, işiniz güzcünüz hikâye yazıp hikmet içerisinde sükût etmek zorunda kalırsınız. Hayat devam etmektedir ve sadece yazarak ayakta kalabilirsiniz. İnsanın en büyük varlığı ve yaşayış sebebi dostlarıdır.

hermes ile ilgili görsel sonucu

***

Tek yapmanız icap eden tamam mı devam mı diye karar vermektir.

Hayatta en önemli şey dostluktur ve diğerkâmlıktır.

Dostlarınızı ihmal etmeyin ve hiçbir şey yapamıyorsanız bile bir telefon edin veya mail atın.

Yalnız kalmadığınızı göreceksiniz. Geç de olsa cevap gelir.

ürk mitolojisinde başrol oynayan tanrı ve tanrıçaların sıfatları, işlevleri ve isimlerinin etimolojik anlamları, yukarıdaki gezegen ve gezegensel sıralamaya uygunluk göstermektedir. Buna göre; Satürn Kara-Han, Jüpiter Ülgen, Mars Kızagan Tanrı, Venüs Umay (Ayızıt), Merkür Mergen Tanrı’yı karşılamaktadır.

***

 

Kayra Han (Kara Han) 

Altay Türklerine göre gökyüzündeki tanrıların en büyüğü Kara Han’dır. Kara Han 17. katta oturur. Kara Han Dünya’nın yaradılışı ve sonu gibi konularda daima ön plandadır.

 ***

Kara-Han yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir çam diker ve 16. kata oğlu Ülgen’i oturtur. Kara-Han, dokuz kişinin bu dallardan türemesini, dokuz milletin de buradan meydana gelmesini ister.

 Kara-Han, insanoğlunun “ata” ve “anasıdır”.

 ***

Şamanlara göre Kara Han’ın Ülgen, Kızagan, Mergen adında üç oğlu vardır.

 ***

Ülgen (Bay Ülgen)

 ***

Ülgen göğün 16. katında Altın dağda ikamet eder ve Altın bir taht üzerinde oturur. Tahtı Ay’ın ve Güneş’in ötesindedir. Ülgen, gök cisimlerini yönetir, yağmur yağdırır, gök gürültüsü ve yıldırımları da o gönderir.

 

Tanrı Ülgen biri ak biri kara taşla gelerek ateşin nasıl yakılacağını insanlara öğretmiştir.

 

Gök gürültüsü ve şimşek bütün mitolojilerde Gök Tanrı’nın silahıdır ve yıldırımıyla vurduğu yer kutsallık kazanır.

 

Ülgen iyilik yapmayı sever. Ülgen’in kendisi, kızları ve oğulları insan şeklindedir. Dünyayı taşımaları veya destek olmaları için üç tane balık yaratmıştır.

Elindeki topuzu hayat ağacının köklerine benzer ve öylesine dallı budaklıdır.

***

Bildiğimiz Güneş, Ay ve yıldızlardan bütün gök nesnelerinden çok uzakta yaşar. Biri sağında ve diğeri solunda iki ak Güneş bulunur.

Bu gök nesnelerinin her biri kendisine ulaşmak isteyen Şaman için bir engeldir. En güçlü şaman bile en fazla Kutup Yıldızı’na kadar ulaşabilir.

 ***

Ak Ana

Henüz hiçbir şey yaratılmamışken ve yalnızca uçsuz bucaksız bir su varken, sonsuz sulardan çıkarak, Tanrı Ülgen’e yaratma ilhamını vererek sulara tekrar dalmıştır.

Işıktan (cisimsel olmayan) bir bedeni vardır. Başında gücü simgeleyen ve taca benzeyen zarif boynuzları bulunur.

 ***

Hayatın başlangıcına dair ne varsa hepsine ruh vererek hayat döngüsünü başlatmıştır. Akdeniz’de yaşar.

***

Mitolojinin temel ilkelerinden biri karşıtlıktır.

Özellikle İran kültürüne ait Mazdaizm veya Maniheizm gibi inançlarla birlikte başlayan düalist ilke mitolojinin temeline zıtlıkların birliği ve aynı zamanda mücadelesini koyar. Bu anlayışa göre kâinattaki her şey zıddıyla vardır.  

***

İyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin ve daha birçok zıt kavram birlikte bir âhenk içinde varlığı meydana getirir ve kâinatın işleyişinden sorumludur.

 ***

Erlik, Altay Türklerinin mistik tasavvurlarında kötü ruhların başındadır, başkanıdır. Erlik “güçlü, kuvvetli” anlamlarına gelir.

***

Bazı Türkologlara göre bu kelime “erklig” kelimesinin bozulmuş hâlidir.

Bu araştırmacılara göre eski Uygur Buda metinlerinde yer altındaki karanlık dünyanın hâkimi olan ve ölüm ruhu motifini karşılayan Yama’ya Erklig Yama denir.

***

“Kudretli” anlamına da gelen bu kelime Şamanist tasavvurlarda “Erlik” şeklinde, kötü ruhların başındaki antagoniste isim olmuştur. Şaman dualarında Erlilk’e “Kayrakan” olarak da seslenilir.

***

Erlik insan için acı, eziyet ve ölümle eşdeğerdir. Erliğin yeraltı diyarıyla ilgili farklı tasvirler de mevcuttur. Erlik yeraltı diyarında kara çamurdan bir sarayda veya duvarla çevrili kara demirden bir sarayda yaşar.

***

Onun sarayı insanların gözyaşlarından oluşan dokuz nehrin birleşerek Toybodım (Doymadım) Nehri’ne dönüştüğü yerde veya abra ve yutpa denilen ürkütücü su canavarlarıyla dolu olan Bay Tenis (Bay Deniz)’in yanında bulunmaktadır.

 ***

Her şeyi bilen, akıllı Mergen Tengere Göğün yedinci katında oturur. Mergen kelime anlamı olarak okçu nişancı anlamına gelir.

 ***

Bu anlamda Mergen, Yunan mitolojisindeki Hermes’i (Merkür) hatırlatır. Hermes, akıl tanrısıdır ve bütün bilgilere sahip tanrı olarak kabul edilir. O karanlığın güçlerini yenen tanrıdır, çünkü “o her şeyi bilir ve her şeyi yapabilir”.

***

Ülgen’in oğludur. Göğün dokuzuncu katında oturur. Çok kuvvetli tanrı anlamına da gelir. Roux’a göre 9. Kat Mars’ın konumlandırıldığı gök katıdır. Kızagan Tanrı, Banzarov’a göre, savaş tanrısıdır. Onlarca tehlikeli geçitlerde orduyu yönetmek ve düşmanı yenmekte, bu koruyucu ruhun yardımı olur.

 ***

Altay Kamı göğe çıkarken Kızagan Tanrı’yı “kırmızı yularlı, kızıl erkek deve sırtında, gökkuşağı asalı baba” diye çağırır.

*** 

Buna bakarak, onun kırmızı renk ile simgelendiği sanılmaktadır.

 ***

Umay Ana çocukları ve hayvan yavrularını koruyan bir tanrıçadır.

 

Arkeologların Altaylar’da buldukları seramik ürünler üzerindeki resimlerde Umay ana üç boynuzlu olarak tasvir edilir.

 

***

 

Orta Asya’da bazı arkeolojik buluntulardan anlaşıldığına göre Umay ana motifi, beyaz saçlı ve beyaz giyimli olarak, insan biçimli bir görünüm sergilemektedir. Kuş kılığında kanatlı bir kadın görüntüsü de vermektedir.

 

Altay Türkleri onu göklerden inen gümüş saçlı, güzel yüzlü bir kadın olarak düşünmüşlerdir.

 

Şaman dualarında Yayık şöyle tasvir edilir. “Ülgen beyin habercisi, kızıl bulut kenarlı, gök kuşağı dizginli, solgun şimşek kamçılı, gökten haber alan Ak Yayık, üç boğumlu Ak Yayık, Altın kenarlı Ak Yayık”.

 

Tuva Şamanları “ak eren” ismini kullanır. Yayık Büyük Tufan’dan sonra gökyüzüne çıkıp Ak Yayık adını alır. Güney Altaylılar ona “yaratıcı” ve “gök oğlu” adını vermişlerdir. Tölösler “koruyucu” adını verir.

 

***

 

Ülgen’in oğlu veya kızı olarak da düşünülür. Yayık kelimesinin kökü “parçalayarak kurban vermek” anlamına gelen “yay” ile ilişkilendirilir.

 

Mitolojik bir varlık olarak kocaman bir ejderha görünümündedir.

 

Karlık

 

Suyla ile birlikte görülen ve onunkine benzeyen görevi olan bir ruhtur. İşareti dumandır.

 

Güneş ve Ay’ın kırıntılarından yaratılmıştır. Altay Türklerine göre Suyla, at gözlü, kartal gagalı, eşekkulaklı ve yılan saçlıdır. Ağaçkakan Suyla’nın sembolüdür.

 

Ülgen’e yayıkla birlikte kurbanın ruhunu ulaştırır. İnsanların hayatını kontrol eder ve bir değişiklik olduğu zaman Ülgen’e bildirir. Bundan dolayı iki dilli de denir.

 

Onun Kurbanı Ülgen’e ileten bir ruhtur. Güler yüzle karşılayan anlamına gelir. Gökyüzünde yaşar, Ülgen’e en yakın ruhtur. Şaman altın kazıktayken Utkuuçi’dan kazları alır ve yeryüzüne döner.

 

***

 

Ayzıt güzelliğin sembolüdür. Bu anlamda Sümer ve Yunan efsanelerindeki İştar ve Afrodit’e (Venüs) benzer.

 

Süt gölünden getirdiği damlayı çocuğun ağzına damlatır ve çocuğa ruh verir. İnsan yavrularını, kadınları, hayvanları ve hayvan yavrularını korur.

 

***

 

Simgesi, Kuğu kuşlarıdır. Ayısıt’ı simgeleyen kuğular kutsal sayılır ve dokunulmaz.

 

Kuğu aslında kutsal bir kızdır. Bu kız kuğunun beyaz tülünü üzerine giyince kuğu, çıkarınca kız olur.

 

***

 

Ayızıt gökten gümüş tüylü bir kısrak suretinde iner. Yele ve kuyruklarını kanat gibi kullanır. Ayızıt şaman dualarında şöyle tarif edilir: “Başında ak gökten ak bir kalpak, çıplak omuzlarında ak gökten bir atkı, baldırına kadar siyah bir çizme. Bu şekilde bir kayaya yaslanarak uyumuştur veya ormanda dolaşmaktadır”.

 

***

 

Ayızıt’ın sarayının kapısında ellerinde gümüş bakraçlar olan yasakçıları vardır. Yazın şamanlar ak elbise, kışın kara elbise giyerek Ayzıt bayramını kutlarlar. Bu yasakçıların ellerinde gümüş kamçıları vardır ve kötü insanları içeri almazlar.

 

Oğuz Kaan

 

Bazin, eski Türklerde biri ata kurt, diğeri de ata boğa üzerine kurulu “ikili kökeni” yansıtan farklı iki gelenek olduğunu söylemiştir. Oğuz’a adını veren ata da bir boğadır. Oğuz, bütün hayatı boyunca kurdun korumasına ve rehberliğine başvurmuştur.

 

***

 

Oğuz kağan destanında Ay, Oğuz’u doğuran tanrı olarak sunulur. Bu da Oğuzun Tanrı oğlu olduğu fikrine götürür. En eski çağlardan beri tanrısal kahramanların işaretleri boynuzlu bir taçtır.

 

***

 

Orta Çağ minyatürlerinde Oğuz Kağan ve oğulları boynuzlu olarak tasvir edilir.

 

***

 

Boğa, “Kutsal Ay Boğası” olarak bilinir. Boynuzları Ay’ın allegorisidir ve Tanrı’nın sembolüdür.

 

***

Oğuz Kaan’ın Eşleri

 

***

 

Efsanede, Oğuz kağan, ava gider. Bir gölün ortasında, önünde bir ağaç ve ağacın oyuğunda bir kız vardır. Kız muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Saçları akarsular gibi, gözleri mavidir ve inci gibi dişleri vardır.

 

Oğuz kağan bu kızı alır ve “gök”, “dağ”, “deniz” adında üç oğlu olur. Günlerden bir gün gökten mavi bir ışık düşer.

 

***

 

Bu ışık, Güneş veya Ay’dan daha parlaktır.

 

Oğuz Kağan yaklaşır ve bu ışığın ortasında bir kız olduğunu görür. Kız olağanüstü güzelliktedir. Başının tepesinde, sanki Kutup Yıldızı gibi ateşten bir ışık demeti vardır.

 

***

 

Oğuz kağan kızı görünce sever ve onu alır. “Gün”, “ay”, “yıldız” adında üç oğlu olur.

 

Ay Han

 

Oğuz Kağan’ın oğludur ve ongunu Kartal’dır. Türklerde kartal sürekli olarak hükümdarlık ongunu olmuştur. Altay Türklerine göre, Ay-ata göğün altıncı katında oturur ve Ay ile sembolize edilir.

 

Dağ Han

 

Oğuzun oğullarından olan Dağhan’ın ongunu üç kuştur.

 

Deniz Han

 

Oğuzun oğullarından biridir ve ongunu çakır (çağrı) kuşudur. Çakır, mavi gözlü, “mavi-deniz” ve “beyaz-mavi-deniz” türünden bir kuştur. Uygur sanatında Basaman isimli alp-tanrı, kuzey yönü, Merkür (su yıldızı), su unsuru ile alâkalı görülür ve bu Alp-tanrının tuğu yırtıcı hayvan kuyruklarından oluşmuş olarak resmedilirdi.

 

***

 

Elinde tuttuğu kargı ise üç dilimlidir.

 

Gök Han

 

Oğuz’un oğullarından biridir ve ongunu sungurdur. Türkler’de kartal hükümdarlık sembolü olurken, sungur, sıklıkla tigin unvanlarında kullanılır. Kaşgari’nin büyük bir yırtıcı kuş olarak tanımladığı sungur, maviye çalan beyaz kuşlar arasındadır.

 

Pelliot, Çin’de su kuşlarını avlamakta kullanılan sungurun, “deniz mavisi” türünden olduğunu söyler. Moğollar aynı kuşa “mavi yırtıcı kuş” derler.

 

Gün Han

 

Oğuz’un oğullarındandır ve ongunu şahindir. Gün han Oğuz’un göksel eşinden olan en büyük oğludur. Oğuz Kağan sembolik olarak bulduğu altın yayı Günhan, Ayhan ve Yıldızhan arasında pay eder ve kendisinden sonra hakanlık tahtını Günhan’a bırakır.

 

***

 

Günhan kendisi için Altın’dan bir çadır kurdurur ve kendi yönü olan sağ tarafa kırk kulaç yüksekliğinde bir direk ve onun tepesine de altın bir tavuk oturtur.

 

Günhan, Güneş’i karşılar ve Güneş hanı anlamına gelir. Altın hakanlara ait bir semboldür ve Güneş ise Altın’ın allegorisidir.

 

Yıldız Han

 

Oğuz’un oğullarındandır ve ongunu tavşancıldır. Türklerde yıldız bilgisi, çok önemlidir. Geceleri zamanı öğrenmek için yıldız bilgisi, tek yol ve çaredir. Türklerin göğün ilk ve ana yıldızları olarak gördükleri gezegenler ilk tanrısal arketiplerdir.

 

Yaradılışın başlangıcı ve temelidir.

 

***

 

Yakut Türklerine göre ilk insanı o yaratmıştır. Eski Türkçede ürüng-beyaz, ayıg-yaratan, toyon-tanrı, efendi demektir. Yakut Türklerinde beyaz yaratıcı diğer yaratıcı ruhların en büyüğüdür.

 

Kâinatı o yaratmıştır. Dünyayı idare eden de odur. İnsanlara yaratıcı gücü ve çocukları o verir. Yerin ve toprağın verimli olmasını o sağlar. Hayvanların çoğalması ve bolluk onun sayesinde olur.

 

Aynı Tanrı’ya Ata Bey de dendi söylenir.

 

İnsana kut veren odur. Büyük efsane kahramanlarını yeniden hayata döndürerek ölümden kurtarır. Bu yaratıcıya canlı beyaz at kurban edilir. Ürüng Ayıg Toyon, çok saygı gösterilen, kutlu, nur yüzlü ve ulu bir varlıktır.

 

***

 

Su iyelerinin hepsi sularda yaşar. İnsanlara zarar vermezler. Onların yaşadıkları sarayın girişi, nehirlerin derinliklerinde bir taşın altındadır. Su sahiplerine Kazaklar, “su perisi”, Türkmenler “suv adamı”, Özbekler “su alvastisi” derler.

 

***

 

Pınarlarda yaşayan peri kızları, beyaz giyimlidirler ve cisimsiz varlıklardır. Kuş ve yılan kılığına girebilirler.

 

Kübey Hatun

 

Altay Türklerine göre, ağaç, ulu ananın yaşadığı ve kahramanlara memesinden süt verdiği yerdir. Yakut Türklerine göre Doğum tanrıçası Kübey-Hatun’du ve ağacın içindeydi. Kökünden hayat suyu akıyordu.

 

Er Sogotoh destanında mitolojik bir ağaç tasviri şöyledir: “Yarı beline kadar çıplak, alt tarafı ağaç kökleri gibi, Orta yaşlı ciddi bakışlı bir kadın kabaran göğüslerinden süt verir”.

 

Efsanelerde çoğunlukla ağaç, ışık temasıyla ilişkilendirilir. Şaman dualarında ağaç, altın yapraklı, yetmiş yapraklı mübarek kayın olarak anılır. Kübey hatun yani doğum tanrıçası da bu kayın ağacının içinde yaşar.

 

Semrük Bürküt

 

Yakutlar çift başlı kartala “öksökö kuşu” derler. Türkçe “bürküt” kartal demektir. Bakır tırnaklıdır, sağ kanadı ile güneşi, sol kanadı ile ayı kaplar. Ona gök kuşu da denir. Büyük kartallar için Bürküt kelimesi kullanılır.

 

***

 

Çift başlı kartallar, gök direklerinin veya kayın ağacının tepesinde tasvir edilir ve tanrı Ülge’nin sembolüdür. Çift başlı öksökö kuşu gökten yıldırım indirir.

 

Başkurt efsanesinde “Semrük” adındaki kuş iki başlı kartaldır. Bu başlardan biri insan başı olarak da düşünülür.

 

***

 

Türk mitolojisinde, ay ve güneşi pençeleriyle tutan doğanlar görülür. Tuğ’lar bir boz doğan ile birlikte gökten düşmüştür. Tanrı’ya açılan göğün kapısını çift başlı bir kartal bekler ve Tanrı’nın sembolüdür.

 

Bu kartallar gökten yıldırım indirir.

 

Türk mitolojisinde çift başlı kartallar ve gün ve ay simgeleri Yin ve Yang sembolüdür.

 

***

 

Çinlilerin Ying-Yang sembolü olarak tasvir ettikleri kozmos ve kozmosun dönüşünü, Türkler karşılıklı iki hayvan veya kartal koymak suretiyle ifade etmişlerdir. Kökeni de Çinlilere değil, Uygurlara dayanır.

 

***

 

Bu sembolik hayvanların döndükleri merkez, yer ve göğün ortasıdır ve dört değil, beş yönlüdür (Kuzey, Güney, Doğu, Batı ve Orta). Türklerin Yaruk-Kararıg ilkesini, göğü anlatan yuvarlak plakalara sarılmış siyah ve beyaz kartallar temsil eder.

 

***

 

Kartal Ana

 

Yakut Türklerinin inanışlarına göre Şamanlar yeryüzüne kartal ana tarafından getirilmişlerdir. Er-Töştük destanında da kartal dişi olarak görünür. Kartal Yakutlara göre Güneş’in sembolüdür.

 

***

 

Yakutlar analarının bir kartaldan geldiğine inanırlar. Bundan dolayı Kartal “güneş kuşu” olarak da nitelendirilir.

 

Kendi küllerinden doğan Phoeniks daha genç olarak dünyaya gelir. Bu sebeple yeniden doğuşu, ebedî hayatı, ölümsüzlüğü ve Güneş’in doğuşunu simgeler.

 

Çin mitolojisinde de ateşi, sıcaklığı, hasat mevsimini ve Güneş’i sembolize eder.

 

Asena

 

Oğuz Kağan’a yol gösteren ve liderlik yapan kurt erkektir. Türeyiş destanındaki kurt ise dişi olarak gösterilmiştir.

 

Göktürklerin kurttan türeyişi ile ilgili destan şekildedir:
“Göktürkler eski Hunların soylarından gelirler ve onların bir koludurlar. Kendileri ise Aşina (A-shih-na) adlı bir aileden türemişlerdir. Sonradan çoğalarak ayrı oymaklar hâlinde yaşamaya başladılar. Daha sonra Lin adını taşıtan bir ülke tarafından mağlup edildiler. Mağlubiyetten sonra Göktürkler, soyca yok edildiler. Tamamen öldürülen Göktürkler içinde, yalnızca on yaşında bir çocuk sağ kalır.

 

***

 

Lin memleketinin askerleri, çocuğun çok küçük olduğunu görünce, ona merhamet eder ve öldürmezler.

 

Çocuğun el ve ayaklarını keserek bir bataklığa bırakırlar. Bu sırada çocuğun etrafında bir dişi kurt peydahlanır ve çocuğu besler. Bir süre sonra kurt gebe kalır ve bir mağaranın içinde on çocuk doğurur.

 

***

 

Zamanla bu on çocuk büyür ve evlenir. Her birinden bir soy türer. Göktürk devletinin kurucularının geldikleri Aşina ailesi de bu on boydan biridir.

 

Al Karısı (Al Bastı)

 

Bazı edebî metinlerde çirkin, saçları dağınık, avurtları çökmüş, güçlü kuvvetli ve uzun boylu olarak tasvir edilir. Bazı mitolojik metinlerde ise, dünyadaki en güzel kadından bin kat daha güzel olduğu anlatılır. Kazaklarda “cadı kadın” “küpe giren karı” anlamında kullanılır.

 

***

 

Baş albastı, iri gözlere sahip, baştan aşağı Demir giyimli ve erkektir. Ulu ana yani Ana Tanrıça arketipinin olumsuz türevidir.

 

Kazak metinlerinde alnında tek gözü olan, iğrenç görünüşlü bir mahlûk olarak tasvir edilir.

 

Albastı, Al karısı, genellikle kırmızı siyah uzun elbise giyer. En çok sevdiği şey atların yelesini örmektir. Onu yakalamak için elbisesinin yakasına bir iğne saplamak gerekir.

 

Loğusalara musallat olan bu kötü ruh, al karısı, albastı, albis, almis adlarıyla da anılır.

 

***

 

Albastı iki surette görülür. Sarı albastı ve kara albastı. Sarı albastı sarışın bir kadın suretindedir.

 

Bazen keçi ve tilki suretine de girer. Kara albastı daha ağırbaşlı, ciddi, sarı albastı hoppa ve şarlatandır.

 

Alp Er Tunga

 

Tonga, Kaşgarlı Mahmut’a göre leopar veya kaplan cinsinden bir hayvandır.

 

***

 

Orta Asya kaplanları Türklerin Bars dedikleri, Pars cinsinden hayvanlardır. Hun Pazırık kurganında çok rastlanan bir figürdür. İsmi genelde “kahraman erkek kaplan” şeklinde algılanmaktadır ama ona göre Tunga “Sibirya panteridir”.

 

Budist metinlerde “uzun saçlı tonga” tabirlerine rastlanması, uzun saçın Alplik simgesi olmasını hatırlatır. Uygur döneminde, Alp Er Tonga’nın ve başka Türk beylerinin adı ve unvanı olarak yırtıcı hayvanların isimleri kullanılırdı ve Alp’ler yırtıcı hayvan postu giymiş olarak resmedilirdi.

 

Kaplan postu savaşa giden Alpler tarafından zırh yerine giyilirdi ve savaş sembolüydü.

 

Ötüken (Yer Tanrıçası)

 

Etügen / itügen yer tanrıçasına verilen bir isimdir. Seyidov’a göre de Ötügen, devleti ve hâkimiyeti koruyan bir ilâhedir.

 

Cengiz han Ötügen’e “ötügen anamız” der. Ayrıca bazı araştırmacılar, bir şaman ismi olan “utagan” kelimesinden türediğini ve bu kelimenin Türkçe “döl yatağı (rahim)” anlamına geldiğini söyler.

 

***

 

İtügen, hayvanları ve toprak ile ilgili bütün ürünleri koruyan bir tanrıçadır. Aslında yer tanrıçası ile doğum ve üretim arasındaki bağ neredeyse evrenseldir.

 

Ateş Tanrıçası (Od Ana-Ateş Annesi)

 

Yakut Türkleri ateş tanrıçasını ak saçlı bir kadın olarak görürler. Buryatlar ise, kırmızılar giymiş yaşlı bir kadın olarak veya ateşin yalımıyla dalgalanan yeşil veya kırmızı ipekten kaftan giymiş bir kadın olarak da düşünmüşlerdir. Bir başka şaman duasında da şöyle tasvir edilir: “Sen karanlık gecelerde, genç kızlar gibi saçlarını dalgalandırarak oynuyorsun! Kırmızı ipekli kumaşlar sallayarak, genç al kısrak üzerinde geziniyorsun” denir.

 

***

 

Ocak ruhu dişildir. Evin tam ortası “evin kalbi”dir ve ocak yeri buradadır. Orta Asya da Hunlara ait üçayaklı ve kutlu kabul edilen kazanlar bulunmuştur. Yakutlara göre ilk ocağı Ülgen’in üç kızı yakmıştır. Yakutlarda ateş tanrıları yedi kardeştir.

 

Sigun Geyik

 

Radlof, boynuzları iki kürekli sığın geyiği Altay Türklerinin ululadıklarını ifade eder.

 

***

 

Teleüt Türklerinde her şamanın bir ruhu vardır. “bura”, “bur”, “pur” gibi çeşitli sözcüklerle ifade edilir ve geyik anlamında da kullanılır. Geyik boynuzları Şamanların önemli sembollerindendir.

 

Türklere, Ergenekon’a girişte, Hunlara Batı’ya göçlerinde dişi bir geyik yol gösterir.

 

***

 

Orta Asya sanatında, yarı insan yarı geyik halinde gösterilmiş tasvirler vardır. Mitlerde dokuz boynuzlu veya budaklı sigun geyikler de görülür.

 

Gök Kurt

 

Gök Kurt ve Ak Geyik gökte doğmuşlardır. Kurt sürülerini idare eden kurtlara gök kurt, geyik sürülerini idare eden geyiklere gök geyik denir. Bazı Türk halkları, soylarının, kurttan bazıları geyikten türediğini kabul eder.

 

Cengiz Han’ın ilk ataları gök kurt ve dişi bir geyiktir.

 

Gök kurt Türk efsanelerinde özel bir yere sahiptir, öyle ki Türkler kendilerine “göksel Türkler” anlamına gelen “Kök Türk” adını vermişlerdir.

 

Hızır anlayışı, Türklerde eski Türk düşüncesi ile bezenmiştir. efsanelerde kayın ağacından inip, insanlara yardım eden ve çocuklara ad veren “gök sakallı “ veya “aksakallı” ihtiyarlar görürüz.

 

***

 

Aksakallı yaşlılara ak-boz atlı tanıtması da eklenir.

 

Altın sakallı “ay koca” olarak da tasvir edilir. Elinde hayvan başlı “çevgen” denen bir âsâ tutar, Ak-boz ata biner ve giyimi de aktır.

 

Bügü Tekin (Bügü Kağan)

 

En tanınmış adları “bögü” ve “tengri” idi. Bögü Uygurca âlim, filozof anlamında kullanılır. Ayrıca büyücü sihirbaz anlamına da gelir. Kendisi savaşçı bir kağan değil, filozoftur. Bügü Kağan, Mani dinini Uygurların resmî dini olarak kabul etmiştir. Mani dinine mensup olanlar beyaz elbise giyerdi.

 

***

 

Deniz Tanrıçası (Geyik Tanrıça)

 

Göktürklerle ilgili bir efsane de, Göktürklerin atalarından birinin -ki ataları kurttur, bir mağarada, ak geyik kılığına giren bir deniz tanrıçası ile ilişkisi olduğu anlatılır. Göktürkler nesillerinin kurttan geldiğini söylemekle beraber efsanelerinde dişi geyik de rol oynar.

 

Dişi geyik bir ilâhedir ve vücudundaki lekeler yıldız işaretleri olarak görülür. Dişi geyik eski Hun efsanelerinde yol gösterici rolü oynar.

 

Tepegöz

 

Tepegöz Kaf dağında yaşar çoban ve peri kızının evliliğinden doğar. Annesi dişi bir alageyiktir.

 

Tepegöz su üzerinde yüzen başı gözü belirsiz bir ciğere benzetilir. Tepegöz bazen dişi bazen erkektir (hermagrodit). Tepegöz tek gözlüdür. Tepegöz’ün parmağındaki yüzüğü annesi takmıştır.

 

Altay Türk destanlarında devlere yelbegen denir. Yelbegen insan biçiminde, çok büyük, üç yedi veya on iki başlı siyah ve sarı renklidir. Güneş ve ay tutulması devlerin yemesi olarak tanımlanır.

 

Türk destanlarında devler atların düşmandır. Demir yelbegen karaçam boylu, kara atlı ve çokmarlıdır (çokmar hayvan başlı sopa veya gürz âsâ sopa).

 

***

 

Büyük kulaklı devler ise yer altındadır. Dev anası denen dişi devler de vardı. Alt dudağı yerde üst dudağı gökte olan devler Anadolu Türk masallarında sık kullanılan bir motiftir.

 

***

 

Referandumlar bütün demokratik ülkelerde icap ettiğinde uygulanan demokratik haklardır.

 

Hayır, evet dışında üçüncü şık yok.

 

Türklüğün bekası için vereceğiniz bir oy çok önemli.

 

Vicdani kanaatiniz neyse onu yapın.

 

Saygım ve sevgilerimle…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 25 Mart 2017 Cumartesi

Okumaya devam et
  3809 Hits
  0 yorum
3809 Hits
0 yorum

SİROZ

 Sevgili Mekâncılar,

 Siroz karaciğer işlevlerinin kaybıyla sonuçlanan, normalde karaciğerde

bulunan lobül işlevsel birimlerinin sertleşme ve nedbeleşme ile yerini geri

dönüşümsüz fibrozis dokusunun aldığı hastalıklı duruma verilen addır. Ancak

bu terim hemen her zaman kronik karaciğer iltihabı için kullanılır. Kelime

Antik Yunancada portakal sarısı veya koyu sarı renk anlamına gelen

scirrhus”dan kaynaklanmakla birlikte ilk defa 1826 yılında Laennec

tarafından kullanılmıştır.


***

Türkiye’de sirozun en sık rastlanan sebeplerinden ikisi B ve C, bazen de delta

viral hepatit enfeksiyonları ve alkol kullanımıdır. Sirozun temel unsurları,

nedbe dokusu artışı ve rejenerasyon nodülleridir. 

Belirtileri

Karaciğer çevresinde kaşıntı, kaşıntıyla beliren 30 dakikayı aşkın normal dışı ağrılar. Devamlı veya 5 dakika aralıklarla gelen mide bulantıları. Nefes darlığı ve aşırı şişkinlik hissini sık rastlanır. Karaciğer içinde batma hissi. Çok aşırı terleme ve bayılma krizleri. Sürekli uyuma isteği (hipersomni). Karaciğerin yavaş veya normal dışı çalışması tipiktir.

Tuvalette çıkan kanlı dışkı ile birlikte gelen deri parçaları dikkati çeker.

***

Karaciğerin eğrileşmesi veya omurgaya batması, omurilikteki kemiklerin çok aşırı büzüşmesi.

Sindirim zorluğu veya karaciğerde iç tıkanıklığı

Karında anormal derecede şişme (ascites)

Aşırı İdrara çıkma

Karında biriken sıvı

Sık burun kanaması (epistaksis)

Aşırı gaz birikimi ve bunu rahatsız edici şekilde çıkarma.

Düşük albümin düzeyi, düşük serum sodyumu, protrombin zamanında uzama, sebat eden sarılık, tedaviye başarısız cevap, ascites (asit) olması, ösofagus varis kanamaları, nöropsikiyatrik komplikasyonların eşlik etmesi (koma gibi), küçük karaciğer, geçmek bilmeyen hipotansiyon (100/60 mm Cıva veya altı) sıktır, etiyolojik ajan metil alkoldür.

***

Siroz karaciğer işlevlerinin kaybıyla sonuçlanan, normalde karaciğerde

bulunan lobüllerin işlevsel birimlerinin sertleşme ve nedbeleşme ile yerini geri

dönüşümsüz fibrozis dokusunun aldığı hastalıklı duruma verilen isimdir.

Ancak bu terim hemen her zaman kronik karaciğer iltihabı için kullanılır. Siroz

kelimesi Antik Antik Yunanca’da portakal sarısı veya koyu sarı renk anlamına

gelen "scirrhus" teriminden kaynaklanmakla birlikte ilk defa 1826 yılında

Laennec tarafından kullanılmıştır.

 ***

Türkiye’de sirozun en sık nedenlerinden ikisi B veya C viral hepatit enfeksiyonları ve alkol kullanımıdır. Sirozun temel unsurları, fibröz doku artışı ve rejenerasyon nodülleridir.

Belirtileri

Karaciğer çevresinde kaşıntı tipiktir. Kaşıntıyla beliren 30 dakikayı aşkın normal dışı ağrılar ortaya çıkar. Devamlı veya 5 dakika aralıklarla gelen mide bulantıları. Nefes darlığı ve aşırı şişkinlik hissi… Karaciğer içinde batma hissi olur. Çok aşırı terleme ve bayılma krizleri ortaya çıkar. Sürekli uyuma isteği (hipersomni). Karaciğerin yavaş veya normal dışı çalışması…

 ***

Tuvalette çıkan kanlı dışkı ile birlikte gelen deri parçaları görülür. Karaciğerin eğrileşmesi veya omurgaya batması tipiktir. Omurilikteki kemiklerin çok aşırı büzüşmesi de eşlik eder...

***

Hazım zorluğu veya karaciğerde iç tıkanıklığı, karında anormal derecede şişme

olur. Aşırı idrara çıkma. Karında biriken sıvı tipiktir. Sık burun kanaması

(epistaksis) Aşırı gaz birikimi (karında şişkinlik) tipik belirtilerdir.

***

Albümin düzeyinde düşme, serum sodyumunda düşme, protrombin zamanında uzama, uzun süren sarılık. Genellikle tedaviye başarısız cevap anlamına gelir. Asit varlığı, yutma borusu varis kanamaları. Nöropsikiyatrik komplikasyonların eşlik etmesi: Prekoma, koma, Deliryum, Wernicke Korsakoff Sendromu, hepatolentiküler yozlaşma (Wilson hastalığı), karaciğerde küçülme, sebatkâr hipotansiyon. Etiyolojik ajan (metil alkol).

 ***

Bir meslekdaşımın hayatında ağzına alkol koymamış olan annesinde şiddeti kansızlık ve solma vardı. Hemen müdahale ettim. Acil Servis’te röntgen çekildi ve şiddetli ösofagus varis kanaması olduğu ortaya çıktı. Hemen Giludop Ampul (dopamin agonisti) perfüzyonuna başlattım. Derhal öbür koldan da B Rh+ kan verdirttim ve hasta yarım saat içinde toparlandı. Teşekkür etti ama iki saat sonra da vefat etti.

 ***

Adana’da tıbbiyedeyken böyle hastalara çok rastlardık. Kebapçıdan veya pavyondan rakı, nar ekşisi ve şalgam içip kafayı bulup, kutsal değerlere sövüp hastaneye getirilirlerdi.

***

Bir gün son dönem sirozlu bir hasta yanında en yakın arkadaşıyla geldi. İçme

sebebini sordum…“Sıkıntı ve yalnızlık” dedi. Beş çocuğu da bir trafik

kazasında ölmüş, her şeyini satmış ve hayatta kimsesi kalmamıştı.

 ***

Empati yapınca içim daraldı. Ağzında tipik rakı ve fetor hepatikus kokusu vardı. Bir süre sonra o da dünyaya veda etti.

 ***

Hâlâ bu kişiyi unutamam.

***

Atatürk Sıtma’ya bağlı sirozdan vefat etmişti. Hekimi Mim Kemal Öke de

primakin ve klorokin vermişti.


Ben de sıtma olduğumda aynı ilaçları almak zorunda kalmıştım.

 ***

Bu arada, her tarafta Suriyeliler var. Bir kısmı en güzel mekânlardan alış veriş ediyor, bir kısmı da sefil ve sefih bir hayat yaşıyor.


***

Bu referandumdan “evet” çıkarsa ve bu insanlara vatandaşlık hakkı tanınırsa demografik durumumuz ne olacak?

*** 

Malatyalı Özal Kütlere memleketi açmıştı. Şimdi de Suriyeliler her tarafta! Bir hekim olarak hepsi benim için insan ve hepsini seviyorum, başka türlüsü olamaz!

***

Bu ülke bizim. ABD’deki seçimdeki skandalları ve Trumph’ın şöven bir İslamofobik olduğunu da unutmamak gerek.


Marshall Planı hâlâ devrede. Sandıkta dikkatli olun

***

Benim en sevdiğim kanallar Fashion TV ve Discovery Channel.  Sıkılınca seyretmenizi hararetle tavsiye ederim

 ***

Dilerim sağlık, sevgi, akluhikmet ve güzellik beş bir yanı süslesin.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 20 Mart 2017 Pazartesi

Okumaya devam et
  2106 Hits
  0 yorum
2106 Hits
0 yorum

YENİ YILDAKİ GELİŞMELER - 2017

Senelerdir bunu besleyen belli ama tedbir alan yok.

 

İnsanları Yeni yılda da rahat bırakmadılar ve İstanbul’un en güzide

mekânlarından birini bombaladılar.

                     

Uzun namlulu silahla kapı önündekilere ateş açan terörist 1 polis ile 1 vatandaşı şehit ettikten sonra içeriye girdi, vatandaşların üzerine kurşun yağdırdı. İstanbul Valisi ilk açıklamada hayatını kaybedenlerin sayısını 35 olarak açıklamıştı.

 

  

İlerleyen dakikalarda kameraların karşısına geçen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, alçak saldırıda 39 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. 21 kişinin kimliği (16’sı yabancı, 5’i Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı)

belli oldu.

 

 

Sağlık Bakanı Akdağ ise yaralı sayısı 65 olarak açıkladı. Teröristi arama çalışmaları sürüyor. Saldırıda DEAŞ şüphesi ağır basıyor.

 

mbed]

 

 

 

***

 

İstanbul’da yılbaşı gecesi alçak saldırı! İstanbul Ortaköy'deki Reina’ya düzenlenen terör saldırısında 39 kişi hayatını kaybetti, 69 kişi yaralandı.

 

Bu menfur olay saat 01:15 sıralarında gerçekleşti. Uzun namlulu silahla kapı önündekilere ateş açan saldırgan 1 polis ile 1 vatandaşı şehit ettikten sonra içeriye girdi. İçeride yeni yıl kutlaması gelen vatandaşların üzerine kurşun yağdıran terörist 39 kişiyi katletti! Saldırıda 65 kişi de yaralandı. 4 kişinin durumu ağır. Polis kaçan teröristi yakalamak için çalışma başlattı. İçişleri Bakanı Soylu teröristin mont, pantolonla içeri girdiğini, farklı bir kıyafetle dışarı çıktığı yönünde bilgiler olduğunu söyledi.

 

Görgü tanıkları ise birden fazla saldırgan olabileceğini iddia etti. Saldırıda şehit olan polisin ise Burak Yıldız olduğu öğrenildi. 

 

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “şu anda hastanelerde 65 yaralı var. 65 yaralıdan dört tanesinin durumu oldukça ciddi. Çok sayıda yabancı uyruklu kişinin de yaralılar arasında olduğunu biliyoruz. Uyrukları zaman içinde netleşecek" diye konuştu.

 

İHBAR VAR MIYDI?

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ihbar var mıydı sorusu üzerine şunları söyledi: Milletimizin şunu bilmeye hakkı var. Gerek DEAŞ gerek PKK gerek DHKP-C içinde bulunduğunuz durumda gerek yabancı servislerden gerekse de kendi istihbarat örgütlerimizden bu tip ihbarlar gelmektedir. Kimisi isme dayalıdır. Kimisi de daha ziyade bir çerçevedir. Yani, “Şurada bir olay olacak” yönünde… Bunu üzerine özellikle yılbaşıyla ilgili tedbirler alındı. En yoğun tedbirler de İstanbul’da alındı. Buna yönelik ihbarlar hep söz konusudur. İstanbul Emniyet Müdürümüz de olay saatinden çok kısa süre önce bölgedeydi. Bu tip istihbaratlar sürekli geliyor. Biz olay yerine de gittik. Bir katliam gerçekleştirilmiş. İnsanlık dışı vahşet şöyle duyuruldu.


SİLAHLA TARAYARAK İÇERİ GİRDİ!

 

Şu ana kadar 39 insanımız hayatını kaybetti. 20 kişinin tam kimliği belli. Onun 15’i misafirimiz. Yabancı uyruklu görünüyor. Beşi de vatandaşımız. Çok net değil ama zannediyorum ki beş tespitin üçü veya dördü de orada çalışanlar. Kimlik tespit çalışmaları devam ediyor.

 

Bize gelen bilgiler çerçevesinde bir kişi olduğu görülüyor. Mont pantolon şeklinde içeriye silahla tarayarak girmiş. İçeride de farklı bir kıyafetle birlikte dışarı çıktığına dair bir bilgi var.


SÜLEYMAN SOYLU: CAN KAYBI 39’A YÜKSELDİ


İçişleri Bakanı Soylu, İstanbul'daki terör saldırısında 39 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, “bunların şu anda 21’inin kimliği belli.

 

Henüz diğer 18’inin kimliğiyle ilgili tespit çalışmaları devam ediyor.

 

16’sı yabancı uyruklu, 5’i Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, diğer kimliği belli olmayanlarla ilgili böyle bir değerlendirme yapamıyoruz” dedi. 

 
HAYATINI KAYBEDEN YABANCILAR VAR


Soylu, "Bizim de aldığımız bilgiler çerçevesinde 39 insanımız hayatını kaybetti. Bunların şu anda 21'inin kimliği belli...

 

Henüz diğer 18'inin kimliğiyle ilgili tespit çalışmaları devam ediyor. 16'sı yabancı uyruklu, 5'i Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, diğer kimliği belli olmayanlarla ilgili böyle bir değerlendirme yapamıyoruz." diye konuştu. 


TERÖRİSTİ ARAMA ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR


Olayın, gece 01:15 sıralarında gerçekleşen bir terör saldırısı olduğuna işaret eden Soylu, şunları kaydetti: “Şu anda 69 vatandaşımız, daha doğrusu 69 kişi hastanelerde tedavi görüyor. Bunun 4’ü ağır olarak bize bildirildi, 1’i çok ağır.

 

Elbette ki bir terör saldırısıyla karşı karşıyayız. Hain, sivil insanlara yönelik ve milletin umutlarını tazelediği bir yılbaşında gerçekleşen ve insanların korunmasız olduğu bir yerde, onların böyle bir şeyden habersiz, hiçbir şekilde akıllarından geçmeyen bir durumda yapılan insanlık dışı ve alçak bir saldırı. Teröristi arama çalışmaları devam ediyor. Emniyetimiz gerekli operasyonları başlattı. İnşallah yakın bir zamanda ele geçeceğini ümit ediyoruz. İnşallah bir daha böyle bir saldırıyla karşı karşıya kalmayız. Tekrar başımız sağ olsun”.  

 

Terör saldırısını yapan örgütle ilgili bir soru üzerine Soylu, “bütün detaylı çalışmalar gerçekleşiyor şu anda. Net bir değerlendirme yapmamız çok doğru olmaz. Öyle bir değerlendirme olunca da kamuoyuyla paylaşırız” ifadelerini kullandı. 

 
REİNA'DAKİ SALDIRI İÇİN VALİDEN AÇIKLAMA


İstanbul Valisi Vasip Şahin, Ortaköy’deki silahlı saldırı olayına ilişkin olarak “şu ana kadar yapılan tespitlere göre en az 35 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bunların bir tanesi polis memuru, yine en az 40 yaralımız hastanelerde tedavi altındadır” dedi.

 

Vali Şahin olay yerinde gazetecilere yaptığı açıklamada, şunları kaydetti: “Saat 01.15 sıralarında bir terörist uzun namlulu silahla önce kapı önünde bekleyen polis memurumuzu şehit ederek, sonra bir vatandaşımızı şehit ederek içeri girmesi sonucunda, maalesef içeride çok vahşice, acımasızca, orada sadece Yılbaşını kutlamak ve eğlenmek üzere gelmiş masum insanların üzerine çok acımazca kurşun yağdırarak maalesef bugünkü olayı meydana getirmiştir…

 

Bu bir terör saldırısıdır. Şu ana kadar yapılan tespitlere göre en az 35 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bunların bir tanesi polis memuru, yine en az 40 yaralımız hastanelerde tedavi altındadır. Konuyla ilgili detaylı araştırmalar yapılıyor. Arkadaşlar onun üzerinde çalışıyor. Bundan sonra daha detaylı açıklamalar sizlerle ayrıca paylaşılacaktır. Şu anda paylaşabileceğim kısaca bilgiler bunlardır”.


GECE KULÜBÜ ÇALIŞANI, DEHŞET ANLARINI ANLATTI


Beşiktaş’ta saldırının gerçekleştiği gece kulübü çalışanı, dehşet anlarını anlattı. Beşiktaş'ta meydana gelen saldırının ardından Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gelen gece kulübü çalışanı, o anları anlattı. 

 

Gece kulübünde garson olarak çalıştığı öğrenilen kişi “birden panik, aşağı indik saklandık. Arkadaşımı getirdim. Panikledik atladım yere. İki kişilermiş birini gördüm. İçeride çok yaralı var; “Mekânda 500-600 kişi” kadar vardı ifadelerini kullandı. Gece kulübüne yönelik terör saldırısında hayatını kaybedenlerin cenazeleri Adlî Tıp Kurumu’na götürüldü.  İlk belirlemelere göre 1’i polis 35 kişinin şehit olduğu terörist saldırıda ağır yaralanıp kaldırıldıkları hastanelerde, yolda ve olay yerinde hayatını kaybedenlerin cansız bedenlerini taşıyan ambulanslar kurum binasına art arda girdi.

Şehit polisin Şişli Etfal Hastanesinden alınan cenazesi de ambulansla, kurum binasına gönderildi.


POLİS DENİZDEN DE GECE KULÜBÜNÜN ETRAFINI SARDI

 

Beşiktaş Ortaköy'de bir gece kulübüne yapılan silahlı saldırı sonrası polis gece kulübünü hem karadan hem de denizden sardı. Öte yandan gece kulübünde bulunanların bazılarının denize atladığı ve deniz polisinin vatandaşları kurtarmaya çalıştığı öğrenildi.

 

Ortaköy’de bulunan gece kulübüne (Reina) silahlı saldırı sonrası polis gece kulübüne saldırganları yakalamak için operasyon başlattı. Polis karadan gece kulübünün etrafını sararken, deniz polisi de denizden olaya müdahale etti.

 

Şimdilerde Nurettin Veren’in ve yazdığı Fethullah Gülen hareketinin içyüzünü anlatan bu kitabı okuyorum. Gerisini de yazacağım.

 

Ayrıca gece kulübünden bulunan bazı vatandaşların saldırıdan kurtulmak için denize atladığı deniz polisinin de şahısları kurtarma çalışması yaptığı öğrenildi.

 

Çok sevdiğim bir deyim vardır: “Terör önce kendi evlâtlarını yer”

 

Dilerim bu son olsun ve insanlarımız yeni senelerini huzur içinde kutlasın.

 

1966-2016 arasında neler cesurca yaptığını anlatan bir kitap var.

 

Bu kitapta “35 yılın sonunda maruz kaldığı toplu hipnozdan” da bahsedilmiş. TSK’ya nasıl nüfuz edildiği ve bunun İslam’la hiçbir alâkası olmadığı açık seçik yazılmış.

 

Kitabın içinde adı geçenler arasında öyle isimler var ki, inanılır gibi değil. Ben bu zatı hep Pennsilvanya’daki ikametgâhında rahat biri zannederdim.

 

Hâlâ anlamadığım ise, neden hep bu tip örgütler Haşhaşi taktiklerini kullanır.

 

“Haşhaşi” kelimesinin kökeni ve anlamı 19. Yüzyıla kadar Batı dünyasında tartışma konusu olmuştur. 19 Mayıs 1809 tarihinde Silvetre’de Batı dillerinde “suikastçı, kiralık katil” gibi anlamlara gelen ve en erken Haçlı Seferleri  kayıtlarında rastlanan “assasini, assissini, heyssisini” gibi kelimelerin kökendir.

 

Arapçadaki “haşhaş: esrar” kelimesidir. Çoğulu ise “haşhaşiyyun, haşhaşin” gibi kelimelerdir. “Haşhaş” kelimesi Arapçada  “kuru ot” ve “hayvan yemi” anlamına gelir.

 

Sonraları kelimenin anlamı uyuşturucu etkisiyle bilinen Hint Keneviriyle özdeşleştirilmiştir.

 

Dağın şeyhi müritlerinin gerçekten Cennet’te olduklarını zannetmeleri için burayı Hz. Muhammet’in Cennet tasvirine tasvirine benzetmişti.  Bizim “yaşlı adam dediğimiz bu efendi” fedailerine iksirinden içirerek onları dörderli, altışarlı gruplar hâlinde bahçeye taşıtıyordu.

 

Onlar da gerçekten Cennet’e gittiklerini zanneden müritlerini bir göreve göndereceği zaman şeyh “gidip şunu şunu öldüresin. Meleklerim seni cennete götürecektir” diyordu.  

 

Şeyh’in Cenneti’ne geri dönebilme arzusuyla fedailerin göze almayacağı hiçbir tehlike yoktu.

 

Alamut'tan günümüze ulaşan metinlere göre Hasan müritlerine dinin esaslarına bağlı kalanlar mânâsında “esasiyim” demekten hoşlanırdı ve yabancı seyyahların yanlış anladıkları bu terim “haşhaş yani afyon” kuşkularının ortaya çıkmasına neden oldu.

Marco Polo aslında orayı gidip görmemiştir. Diğer bilim adamlarının görüşleri de bu hususta kendisini desteklemektedir. Gidip orayı gördüğünde ise o kale zaten Moğollar tarafından yıkılmıştı. 

Elemût Kalesi’nde arkeolojik kazılar yapan Alman arkeologlar orada üzerlerinden ne bal akan, ne süt akan, öyle cariyelerin ve hurilerin dolaştığı, ne de şarap akan ırmakların izine dahi rastlayamadıklarını ve kalenin zaten bütün bunları içerisine alabilecek büyüklükte olmadığını dile getirmektedir.

Faik Bulut, Marco Polo’nun yazdıklarının İtalya'da hapishanedeyken gemicilerden işittiği efsanelerden ibaret olduğunu vurgulamaktadır.

Bu görüşü destekler şekilde Orta Çağ İslam Tarihi konusunda Dünya’nın önemli üniversitelerinde görev yapan uzman tarihçiler erken dönemlerde ortaya çıkan, geniş bir alana yayılmış olan ve bazı tarihi roman yazarlarının eserlerini süsleyen bu sıra dışı Cennet Bahçeleri hikâyesinin neredeyse tamamen gerçek dışı olduğunu belirtmektedir.

Çünkü tarikatın faaliyet gösterdiği dönemde yaşamış olan hem İsmaili, hem de Sünni tarihçilerin Alâeddin Atâ Cüveyni, Reşidüddin gibi eserlerinde böyle bir söyleme rastlanmamaktadır. Ayrıca Haşhaşi ismi tarihi belgelerde sadece Suriye İsmailileri'ni nitelemek amacıyla kullanılan yerel bir addır. İran İsmailileri için hiçbir belgede bu isim kullanılmamaktadır.

Tarihçilere göre bu isim tarikat üyelerinin eylemlerine bir açıklama getirme çabası yerine alaycı bir yaklaşımla onların garip inanışlarını ve abartılı tavırlarını küçümsemeye yönelik bir ifadedir. Bunun yanında “dağın şeyhi” tabiri de Suriye’ye özgüdür. İran İsmailileri’nin lideri için tarihi belgelerde böyle bir isimlendirmeye rastlanmamaktadır.

İslam'daki ilk kırılma Hz. Muhammed’in vefatından sonra gerçekleşmiştir. Ondan sonra dinî ve siyasî liderin kim olacağı hakkındaki tartışmalar ve gerilimler Şiilik ve Sünni mezheplerini ortaya çıkarmıştır.

Başlarda Sünnilik, Arap aristokrasisi temelli iktidarın, Şiilik ise Arap olmayan muhalif Müslüman kesimin temsilcisi olmuştur. Şiilik, Arap olmayan milletlerin eski dinlerinden daha çok etkilenmiştir. Şii mezhebi 765 yılında altıncı imam Cafer es Sadık’ın ölümü sonrası yeni imamın belirlenmesinde iki kola ayrılmıştır: Ana akım Şii gruplar Cafer küçük oğlu Musa Kâzım’ı yedinci imam olarak tanımışlardır. Bu grup günümüzün On İki İmamcılık koludur.

Uç gruplar ise Ca’fer-i Sâdık’ın büyük oğlu İsmail bin Ca’fer el-Mûbarek’i yedinci imam olarak tanımış ve İsmaililer olarak adlandırılmışlardır. İsmaililik, Yeni Platonculuk felsefesinden etkilenen, esrarengiz bir mezheptir.

Öğreti açısından İslam’daki en zengin, sistematik ve felsefî mezhep olarak görülür. Tarikat, İsmaililik mezhebini temel alan Fatımi Devletinde dinî bir hizipleşme sonucu ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan iki koldan biri olan Nizariliğin temsilcisi olan Haşhaşiler önce İran’a, sonra da Suriye'ye yayılmıştır.

Kuşatılması ve ele geçirilmesi güç kaleler temelinde örgütlenmiş olan Haşhaşiler, önemli kişilere yönelik suikastlara dayanan etkili bir askerî strateji geliştirerek Orta Çağ İslam dünyasında çok önemli ve farklı bir güç olarak ortaya çıkmıştır.

Haşhaşiler ideolojik açıdan dönemin Sünnî siyasî ve dinî çevrelerini, özellikle de Abbasi Devletive onun koruyucusu olan Büyük Selçuklu Devleti’ni düşman kabul etmiştir. Bununla birlikte Haşhaşiler’in Haçlı Devletlerini ve Moğol  hedef alan bazı saldırıları da olmuştur.

İsmaililer ilk büyük başarılarını Fatımiler adlı Kuzey Afrika, Sicilya, Hicaz, Mısırı denetim altında tutan bir devlet kurarak kazanmışlardır. Burada Kahire adlı yeni bir şehir kuran İsmaililer El Ezher Medresesi’ni kurup burayı dinî öğretilerinin ve misyonerlik faaliyetlerinin merkezi hâline getirmişlerdir. Fatımiler’in sekizinci halifesi Mûntesir’in ölümünden sonra Fâtımîlerhareketinin veziri ve Mûhtensir’in küçük oğlu Ahmet el-Mustâ’Li’nin eniştesi olan El-Efdâl Şehinşah’ın olarak halife olması gereken Mûntensir’in büyük oğlu Nizâr el-Mustafâ’nın yerine küçük oğul Mustâlî’yi“Dokuzuncu Fâtımî Hâlifesi” olarak ilân edince, İsmâililer iki ayrı kola ayrılmış oldular. Fatımileri yöneten askerî diktatörlük halifenin küçük oğlu Mustali’yi, Doğu İsmailileri ve Fatımiler’deki dinî hiyerarşi ise halifenin büyük oğlu Nizar’ı halife olarak tanımışlardır.

Onuncu Fatımî Halifesi El-Âmir bi’Ahkâmil lâh’ın Fatımî Halifefesi Fatımıî Halifesi El-Âmir bi’Ahkâmi’l Lâh’ın bu ödgüt tarafından katledilmesinden sonraMustalilik kolu İkinci bir bölünme hadisesi daha yaşamıştır. 

El-Âmir’in yerine halife olan kuzeni On birinci Fâtımî HalifesiEl Hâfız li-Din Allah’ın halifeliğini tanımayarak, El-Âmir bi’Ahkâmî-llah’ın yeni doğmuş oğlu Et Tayyup Eb’ûl Tayyip Ebûl Et-Tayyip Ebûl Kâsım’ın hâlife olması gerektiğini savunanlar ise Tayyîb’iyye kolunu oluşturarak Davudî türeyen ve Bohralar adı verilen tasavvufî  hâlinde günümüze kadar gelebilmişlerdir. 

Fâtımîler, Halifeli’nin resmî mezhebi ise önce Hâfızîliğe dönüşmüş, daha sonra Fâtımî Devleti’nin Kürt kökenli olan Selahaddin Eyyubi tarafından yıkılması neticesinde ortadan kalkmıştır. Nizarilik kolu ise kolu ise Haşhaşiler'in koruması altında bugün IV. Ağa Han  tarafından temsil edilmekte olan hanedanlarını günümüze kadar devam ettirmeyi başarmışlardır.

Haşhaşiler'in tarihî Elemût Kalesi’nin alınmasıyla başlar. Hasan Sabbah uzun süren misyonerlik ve insan kazanma faaliyetleri sırasında Selçuklularla mücadele etmek için rahat edebileceği ulaşılmaz bir yer aramış, Deylem’de Deylem’de yaptığı faaliyetler sırasında Alamut Kalesi'nde karar kılmıştır. Büyük ve yüksek bir kayalık tepe üzerine inşa edilmiş olan bu kaleye sadece dar bir patikadan ulaşılmaktaydı.

Hasan Sabbah  buraya geldiğinde kale onu Selçuklu sultanından almış olan Zeydî Alevîler Hanedanlığı soyundan gelen Alevî Mehdi adındaki bir hükümdarın elindeydi. Önce bölgeye dâilerini yollayan Hasan, bölge halkını ve Alamut'ta yaşayanları kendi tarafına çekmiştir. Hasan Sabbah bu olayları şöyle anlatmaktadır: 1841’ de doğmuş ve aynen Atatürk ne yaptıysa, tam aksini kendisine bi’at edenlere emretmiş. 10 Kasım tarihini İslam’ı mahvedecek “büyük kâfir” olarak tanımlamış. Bunlar arasında öyle isimler var ki, ben ifşa edemem. En iyisi bu kitabı alıp okuyun. Vaktim olduğu nispette ayrıntıları da yazacağım. Hâlâ anlayamadığım ise, nede iki tarın mensupları da İslam adına hareket ediyor?

Silvestre de Sacy, Haşhaşiler’e bu adın haşhaş kullanma alışkanlıkları yüzünden verildiği kanaatini benimsememekle beraber bu adın, şeyhin fedailerine vaat ettiği cenneti tattırabilmek için onlara gizlice haşhaş içirmesiyle ilgili olabileceğini düşünmüştür.

 

Bunu da özellikle Marco Polo’nun seyahatnâmelerinde geçen cennet bahçeleri hikâyesiyle temellendirmiştir.  1273 yılında İran’dan geçmiş olan Marco Polo’nun seyahatnamesindeki hikâye özetle şöyledir: “Kendi dillerinde şeyhlerine ‘dinin büyüğü’ anlamına gelen Alâeddin diyorlardı. Şeyh iki dağ arasındaki vadiyi kapatmış ve burayı sütten, baldan ve şaraptan akan sular, güzel huriler ve çeşitli meyve bahçeleriyle donatmıştı.

 

Sağlığım yerinde, burada bol havai fişekli bir Yılbaşı geçirdik. Gereğinden fazla medenî insanlar. Ayrıca gayrimenkuller de çok pahalı.

 

Dilerim bu memleket daha binerce sene hür, özgür ve saadet içerisinde yaşar.

 

Mehmet Kerem Doksat – Hamburg –  01 Ocak 2017 Pazar

Okumaya devam et
  1815 Hits
  0 yorum
1815 Hits
0 yorum

ISHAK ALATON vefat etti

Ülkemiz için çok değerli hizmetlerde bulunan vatansever iş adamı Ishak Alaton’u kaybettik. 

İstanbul’da 2 Eylül 1927’de doğan Alarko Holding Onursal Başkanı İshak  Alaton, 1942'ye kadar Şişli Terakki Lisesi'nde okudu.

Saint Michel Fransız Lisesi'nden 1946'da mezun olduktan sonra,  askerliğini 1947-1948 yıllarında yedek subay olarak Polatlı Topçu Okulu'nda  yaptı.

Alaton, 1951’de İsveç'e giderek, iş hayatına Motala Lokomotif  Fabrikası'nda kaynak işçisi olarak başladı. Bir yıllık kaynak işçiliği sırasında  gece kurslarına giderek teknik resim öğrendi ve aynı fabrikada teknik ressam  olarak iki yıl daha çalıştı.

ıshak alaton ile ilgili görsel sonucu

1954’ün başında Türkiye'ye dönen Alaton, aynı yıl Üzeyir Garih ile  birlikte Karaköy’de Vefai Han’da Alarko Kollektif Şirketi’nin kuruluşuna imza attı 1954’te ve holdingin kuruluşu tamamlanmış olmuştu

***

Üzeyir Garih ve Ishak Alaton’dan oluşan Alarko Holding'in iki kişilik kadrosu, apartma

kaloriferi tesisatçılığı hizmeti ile Türk sanayi dünyasındaki ilk adımı gerçekleştirdi.

1973’te Alarko’nun halka açık bir holding olmasından beri üstlendiği  Alarko Holding

A.Ş.Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini 15 Mayıs 2015’te Alarko’yu  birlikte kurduğ

merhum Üzeyir Garih’in oğlu Yönetim Kurulu Üyesi İzzet Garih’e devrederek “Alarko

Holding Onursal Başkanı” unvanını aldı.

Üzeyir Bey’i Sabancı Holding’in işlettiği koruluk bir mekânda tanımıştım. Önceden de birbirimizi tanır, sever ve sayardık.

Etrafta pırıl pırıl gençler vardı ve din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin içkilerini içiyor, dans ediyor ve eğleniyordu.

Hemen elimi sıkmış ve “Kerem Bey”, “biz çok emek harcıyoruz ama maalesef aynı gayreti yeni nesillerde göremiyoruz” demişti. Daha sonra, nedendir, bir Müslüman mezarlığını herhalde ibadet etmek amacıyla, faili meçhul bir şekilde bıçaklandı ve hunharca öldürüldü. Cinayeti işleyen de, azmettiren de hâlâ bilinmiyor. O zamanki laik sistemde –ki hâlâ bu sürmekte ve dilerim hiç yıkılmadan uzun süre ayakta duracak- isteyen havrada, canı çeken de camide ibadet ederdi; kendisi de böyle davranmıştı.

İlk defa o zaman Fethullah Gülen’le bir ilişkisi üzerinde tartışmalar başladı. Çok şaşırmıştım; tabii ki olabilirdi ama zaten dünyalığını yapmış ve çok zengin olmuş, büyük iş adamı sosyal bir insan olan Üzeyir Bey’in ta Pennsilvanya’da ikamet eden Fethullah Gülen’le ne ilişkisi olabilirdi? Bu cinayetin esrarı hâlâ çözülememiştir.

***

İsveççe, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen Ishak Alaton, Türkiye Sosyal ve Ekonomik Etütler Vakfı (TESEV) ve Açık Toplum Vakfı  kurucularındandı.

Ishak Bey yılmadı, gene ekibini kurdu. Bunlar arasında spor tesisleri, devasa kortların yer aldığı bir Tenis Eskrim Kulübü, lokantalar ve diğer pek çok işletme bulunuyordu.  

Üzeyir Garip ayrıca, 1998-2012 yılları arasında Güney Afrika İstanbul Fahri Başkonsolosluğu görevini üstlenmiş olup İsveç “Birinci Sınıf Kuzey Yıldızı Nişanı ve “İspanya Kraliyet Sivil Liyakat Nişanı” sahibi oldu.

1958’de İsveç’te Margarete von Proschek ile evlenen Ishak Alaton, iki  çocuk, üç torun sahibiydi.

İkisi de bu memleket için çok çalışmıştı ve koskoca holdingi büyük emek sırf ederek kurmuşlardı.

***

Çok gençken bu iki kafadar bir inşaata giderler ve oradaki işçilerin ciddiyetle çalışmadıklarını görünce “durun, biz yaparız” deyip kazmayı küreği ellerine alarak bir inşaatta çalışmışlar. Diğerleri öyle yan gelip yatarken, kazma ve küreği ellerine alarak ter dökmüşler ve inşaatı bitirmişlerdi.

Yevmiye talep ettiklerinde “önemli değil, biz işimizi yaptık” diyecek kadar da mütevazıydılar.

Nedendir bilinmez, bir ara “devlete bize varlık vergisi versin” diye bir çıkışı olmuştu ama bu epey yaş aldıktan sonra sarf ettiği sözlerdi; bu çıkışı kimi çevrelerce hoş karşılanmadı, destekleyen de oldu.

Arkalarında muazzam tesisler bıraktılar ve bu ülke için çalıştılar.

İşleri de çok ciddiye alıyorlardı ve seneler önce, epey gençken uğradığım basketbol salonunda biraz oturup, oyuncuları seyretmiştim. Toplam süre beş dakikayı geçmemişti.

***

Üzerimi değiştirdim ve jogging yaparak o zamanlar faal öğretim üyesi olarak çalıştığım Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nın önünde terleri akıtıp ayranımı içerken ve çift kaşarlı torsumu  yerken, bir kurye geldi ve “borcunuz  … kadar” diye bir not getirdi! Bunu görünce şaşırmıştım; pusulayı yırttım attım. Şaşırmıştım ama hiç kızmadan “siz ilgili mercilerinize iletin, beş dakikalık seyir için bu parayı ne ben, ne de başkası öder” dedim ve selam söyledim.

O zamandan beri holdingi ekibiyle beraber tek başına yöneltiyor, etrafa bağışlar yapıyor ve gittikçe kötüleşen iktisadi duruma rağmen ayakta durmayı başarıyordu.

Hayretler içinde öğrendim ki, şimdi bu kapı gibi iş adamının da FETÖ “Tayin heyeti üyesi” Ahmet Kara ve Ekrem Dumanlı, Yeşil Kart için iş adamı İshak Alaton’dan yardım talebi. Alaton, ABD nezdinde girişimlerde bulunarak Gülen'in Pensilvanya'ya yerleşmesinin önündeki engelleri kaldırdı.

Şimdilerde okumadığım Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, teröristbaşı Fetullah Gülen ve örgütüne yönelik sürdürülen soruşturmalarda, Gülen’in 1999'da başlayan ABD macerası da mercek altına alınmış. Örgütün tam olarak ABD güdümüne girdiği 1999 yılında, Gülen'in bu ülkede yaşaması için gerekli olan yeşil kartın, iş adamı İshak Alaton’un çabalarıyla alınabildiği belirlenmiş.

FETÖ ana davası klasörlerine giren tespitlere göre, FETÖ'nün sözde 'Tayin Heyeti Görevlisi' olan Ahmet Kara, eski Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ile birlikte İshak Alaton’un kapısını çalarak Gülen’e yeşil kart verilmesi için yardım talep etmiş.

İki FETÖ yöneticisinin yardım talebi üzerine Alaton, ABD nezdinde girişimlerde bulunarak Gülen’e yeşil kart verilmesini sağlamış.

 Emniyet raporlarına göre, Dumanlı ile birlikte Alaton’a müracaat eden Kara, FETÖ lideri Gülen ile Yahudi işadamları arasındaki bağlantıyı sağlıyormuş.

Aynı yıl dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile görüşerek Gülen hakkında herhangi bir adli işlem yapılmaması ve Gülen’in yurt dışına çıkışına izin verilmesini de isteyen kişi de Kara’ymış.

üzeyir garih yahudi ile ilgili görsel sonucu

O zamanlar çok yaşlı ve hasta olan Ecevit, görüşmenin ardından Gülen’in ABD'ye gidişine onay vermiş.

Kenya’ya Obama için gönderildi

Fetullah Gülen’e yeşil kart için İshak Alaton’dan ricacı olan Ahmet Kara, örgütün ilginç isimlerinden. Bir dönem Fetö’nün TSK, Emniyet ve MİT imamları Kara’ya bağlı çalışıyormuş. Feto’ya ait Samanyolu TV'nin yönetim kurulunda bulunan Kara, daha önce “Erzurum imamı”, “İstanbul imamı”, “Marmara bölge sorumlusu” ve “Kenya imamı” gibi sıfatlarla çalışmış.

Örgütün 2 Numara’sı olarak gösterilen Mustafa Özcan’ın yardımcısı olan Kara’nın, Feto’yu yöneten birkaç kişiden biri olduğu belirtiliyormuş.

Bu isim, 20 Ocak 2009 günü ABD Başkanı Barack Obama’nın yemin törenine de davet edilmişti. Savcıya tanık sıfatıyla ifade veren Hayati Küçük, Ahmet Kara’nın, Fetullah Gülen tarafından Kenya imamlığına getirilmesinin sebebini şöyle açıklamış: “Kara Kenya’ya gönderildi, çünkü Obama aslen Kenyalı. Kara, Obama’nın bu ülkedeki bütün akrabalarına ulaşarak onları bir şekilde Türkiye’ye getirdi”.

üzeyir garih ile ilgili görsel sonucu

Gülen’in Obama’ya ulaşma yolunda Ahmet Kara etkili bir isimmiş."Kara, POLNET kayıtlarına göre Kara 8 Ağustos 2014 günü Türkiye’den kaçmış ve bir daha geri dönmemişti.

***

Son zamanlarda Trumph ille Hillary Clinton arasında rekabete dahi Fethullah Gülen’in bir şekilde karıştığı söylenmekte.

***

Artık benim de bakış açım var. Saçma sapan ve Boğaz Köprüsü’nde , Türkiye Cumhuriyeti tarihinde camilerden çelen çağrıya uyarak sokağa dökülen, elinde Türk Bayrağı taşıya insanlara bir helikopter ateş açtı. Ölenler, yaralananlar ve sakat kalanlar oldu. Köprüdekilerin hangisi milliyetçi, hangisi dinci veya Müslüman terör örgütlerine mensup belli değil.

***

Bu sabah gözlerim taş gibi açılmış uyandım ve düşündüm…

Cumhurbaşkanı bu sefer başarılıydı, krizi iyi yönetti. Bu arada pek çok kişi işten atılıyor. Aralarında her meslekten ve tıp camiasından pek çok kişi var.

 

FETÖ üye ve destekçilerine yönelik operasyonlar tüm hızıyla devam ediyor. İşte 07 Eylül Çarşamba günü FETÖ operasyonlarında gözaltına alınan, tutuklanan ve görevden uzaklaştırılanlar listesi:

***

Fethullahçı Terör Örgütü operasyonlarında yeni tutuklama, gözaltına alınma ve görevden uzaklaştırılma haberleri gelmeye devam ediyor. İşte 07 Eylül Çarşamba günü içerisinde haklarında işlem yapılan kişilerin listesi...

 

İZMİR’DE 15 KİŞİ TUTUKLANDI

 

İzmir'de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonlar kapsamında Tire’de 8, Aliağa’da ise 7 kişi tutuklandı.

 

Alınan bilgiye göre, Tire Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü FETÖ/PDY operasyonu kapsamında, ilçe emniyet müdürlüğü ekiplerinin düzenlediği operasyonda gözaltına alınan Tire eski İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Ö.(60), ilçe eski Gençlik ve Spor Müdürü Mehmet S. (39), Tire Sanayici ve İşadamları Derneği (TSİAD) yönetim kurulu üyeleri ile öğretmenlerin de bulunduğu 8 kişinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

 

Tire Adliyesine sevk edilen 8 kişi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla çıkarıldıkları nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı.

 

FETÖ/PDY'ye yönelik Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ise Aliağa İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin Aktif Eğitimciler Sendikasına (Aktif-Sen) düzenlediği operasyonda gözaltına alınan 19 kişiden 15'inin işlemleri tamamlandı.

 

Emniyetteki ifadelerinin ardından 3 şüpheli serbest bırakılırken, Aliağa Adliyesine sevk edilen zanlılardan biri savcılık sorgusunun ardından, 4'ü ise çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalmış.

 

Diğer 7 zanlı ise FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla tutuklandı.

 

Öğretmen olan zanlıların, FETÖ/PDY adına faaliyet yürüttükleri, örgüte finans sağlamak için himmet, kurban bağışı ve burs topladıkları, toplantılarına katıldıkları örgüte eleman kazandırmak ve yayın organına abone bulmak için çalıştıklarının tespit edildiği öğrenilmiş.

 

BATMAN ESKİ VALİ YARDIMCISI ŞENER ÇAĞLAR TUTUKLANDI

 

Açığa alındıktan sonra KHK ile devlet memurluğundan ihraç edilen eski Batman Vali Yardımcısı Şener Çağlar FETÖ soruşturması kapsamında tutuklandı. Batman'da FETÖ’nün darbe soruşturması kapsamında 11 Ağustos 2016 tarihinde açığa alınan ve KHK ile devlet memurluğundan ihraç edilen Batman Vali Yardımcısı Şener Çağlar, dün gözaltına alınmıştı. Terörle Mücadele Şube müdürlüğünde sorgulanan Çağlar, sabah saatlerinde adliyeye çıkarıldı. Nöbetçi mahkemede tutuklanan Şener Çağlar, Batman Cezaevine konulmuş.

 

KARAMAN BELEDİYE BAŞKANI TUTUKLANDI

 

Zonguldak'ta Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturmada adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıktan sonra yeniden gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen Karaman Belde Belediye Başkanı Mustafa Kalaycı ile bir iş adamı tutuklandı.

 

Alınan bilgiye göre, 26 Ağustos’ta çıkarıldığı nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla salıverilen Kalaycı ile iş adamı Hüsamettin Üstün, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda ikinci kez gözaltına alınmış. Jandarmadaki işlemlerinin ardından 2 şüpheli, geniş güvenlik önlemleri eşliğinde adliyeye sevk edilmiş.

 

Cumhuriyet Savcılığındaki ifadelerinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen Kalaycı ile Üstün tutuklanmış.

 

Bu arada Kalaycı ve Üstün, jandarma aracına bindirildikleri sırada yakınları basın mensuplarına saldırarak görüntü almalarını engellemiş. Basın mensupları ile şüphelilerin yakınları arasında arbede çıkması üzerine polis ekipleri müdahale etmiş.

Karaman beldesinde 16 Ağustos’ta gözaltına alınan Kalaycı ile 3 iş adamı 26 Ağustos'ta adliyeye sevk edilmişti. Kalaycı ile bir zanlı adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, diğer 2 şüpheli tutuklanmıştı. (AA)

 

AFYONKARAHİSAR'DA 94 ŞAHIS GÖZALTINA ALINDI 

 

Afyonkarahisar’da Fettullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında Afyonkarahisar'da 94 şahsın gözaltında bulunduğu ve şahıslar arasında askerler, sağlık görevlileri ve akademik unvanı sahip kişilerinde bulunduğu belirtildi.

Edinilen bilgilerde, kentte 7 Eylül itibari ile FETÖ soruşturması kapsamında geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan ve işlemleri halen devam eden 94 şahsın bulunduğu bildirildi. Şahıslar arasında Afyon Kocatepe Üniversitesi'nden (AKÜ) geçtiğimiz günlerde ihraç edilen profesör ve doçent gibi akademik unvana sahip kişiler ile birlikte sağlık personeli ve askerlerin yer aldığı aktarıldı. Şahısların emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenilirken, işlemleri biten şahısların adliyeye sevk edilmelerine ise bugün itibari ile başlandığı ifade edilmiş.

 

AYDIN'DA 638 MEMUR MESLEKTEN İHRAÇ EDİLDİ

 

Aydın’da devam eden FETÖ-PDY terör örgütü soruşturması kapsamında 638 kamu personeli meslekten ihraç edilmişi. 458 kişinin tutuklandığı soruşturma kapsamında 198 kişinin ise aranmasına devam ediliyormuş. Aydın Valiliği'nden yapılan açıklamada “İlimizde 07 Eylül 2016 saat 16.00 itibariyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 30 hâkim ve 13 cumhuriyet savcısı olmak üzere 43 yargı mensubu hakkında yakalama kararı çıkartılmış, bunlardan 28 hâkim ve 12 savcı olmak üzere 40 kişi yakalanarak adli işlemleri yapılmak için Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne getirilmiş, 2 Hâkim ve 1 Cumhuriyet Savcısı olmak üzere 3 kişinin aranmasına devam edilmektedir. Adliye ye sevk edilen 28 hâkim ve 12 cumhuriyet savcısından, 22 hâkim ve 10 cumhuriyet savcısı tutuklanmış, 1 hâkim başka ile sevk edilmiş olup, 5 hakim 2 cumhuriyet savcısı adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştır.

Adliyeye sevk edilen toplam 21 askeri personelden 6'sı tutuklanmış, 8'i adli kontrol şartı olmak üzere toplam 14 kişi serbest bırakılmış olup, 1 kişi başka ile sevk edilmiş, 1 kişinin aranmasına halen devam edilmekteymiş. Emniyet Müdürlüğü personelinden 154 kişiden, 131'i görevlerinden uzaklaştırılmış, 84'ü tutuklanarak cezaevine sevk edilmiş, 52'i adli kontrol şartıyla toplam 60 kişi serbest bırakılmış olup, 4 kişi de ilimizde işlem görmüş olup başka illere sevkleri gerçekleştirilmiş. Ayrıca 6 kişi halen aranmaktaymış.

İlimiz genelinde 22 Mahalli idare hizmetleri olmak üzere (Adliye, Emniyet, Askeri) çeşitli Kamu Kurum ve Kuruluşlarından toplam 460 personel görevden uzaklaştırılmış olup, 1 Eylül 2016 tarih ve 29818 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan KHK/672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname ile ilimiz genelinde 638 personel kamu görevinden çıkarılmıştır. İlimiz genelinde; 2 Mülki idare amiri olmak üzere (Adliye, Emniyet, Askeri) ve çeşitli Kamu Kurum ve Kuruluşlarından 333 kişi adli kontrol şartı olmak üzere toplam 406 kişi serbest bırakılmıştır. Çeşitli Kamu Kurum ve Kuruluşlarından (Adliye, Emniyet, Askeri) toplam 33 kişinin aranmasına halen devam edilmektedir. İlimiz genelinde; (Adliye, Emniyet, Askeri) ve çeşitli Kamu Kurum ve Kuruluşlarından toplam 15 Kamu görevlisi gözaltındadır. İlimiz genelinde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında 12 Kamu görevlisi ilimizde işlem görüp başka ile sevk edilmişlerdir. İlimiz genelinde; Mülki idare amirlerinden 4 kişi olmak üzere (Adliye, Emniyet, Askeri) ve çeşitli Kamu Kurum ve Kuruluşlarından toplam 260 Kamu görevlisi tutuklanmıştır" denilmiş.

 

Örgütün finans kaynaklarına yönelik soruşturma ilgili olarak bilgi paylaşılan açıklamada; “Bunların dışında örgütün finansal kaynaklarına yönelik yapılan operasyonlarda toplam 878 şahıs hakkında adli işlem yapılmış olup, bunlardan 7 şahıs gözaltında, 198 şahıs adli makamlarca tutuklanmış olup, 368'i adli kontrol şartı ile olmak üzere toplam 503 şahıs serbest bırakılmış, 165 şahıs ise halen aranmaktadır 5 kişi ise başka ile sevk edilmiştir" ifadelerine yer verilmiş”.

 

KIRKLARELİ'NDE 214 ZANLI TUTUKLANDI

 

Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz, Fetullahçı Terör Örgütü'nün darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında bugüne kadar 723 kişi hakkında işlem yapıldığı, 214 zanlının tutuklandığını bildirmiş. 

Başsavcı İlyas Yavuz İHA muhabirine yaptığı açıklamada, FETÖ silahlı terör örgütüne yönelik olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, il genelinde 723 kişi hakkında işlem yapıldığını belirterek, "bunlardan 214’ü tutuklanırken, 369’u adli kontrol şartıyla ve 34’ü ise serbest bırakıldı. Halen 44 zanlının gözaltı işlemi devam ederken, 48 şüpheli hakkında da yakalama kararı bulunuyor” demiş. 

Soruşturma işlemlerinin adil ve hızlı bir şekilde devam ettiğini belirten Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz, tutuklanan 214 zanlı ile ilgili şu bilgileri verdi:

19 Hâkim-savcı, 6 doçent-yardımcı doçent, 18 işadamı, 23 vatandaş, 10 öğretmen, 82 rütbeli asker ve er ile erbaş, 15 özel dersane öğretmeni ve personel, 17 memur, 18 emniyet müdürü-komiser-polis memuru, 4 imam-hatip, 1 öğrenci ve 1 veteriner” tutuklanmış

 

Taşköprü Cumhuriyet Savcısının itirazı sonrası tekrar gözaltına alınan iki esnaf, çıkarıldıkları mahkemece gene tutuklanmış.

Edinilen bilgiye göre, Taşköprü'de FETÖ soruşturması kapsamında daha önceden gözaltına alınan ve çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol karşılığında serbest bırakılan ilçe esnafı M.F.K. ile H.K., Taşköprü Cumhuriyet Savcısı'nın itirazı sonrası tekrar gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen M.F.K. ile H.K., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmiş

 

ERZURUM'DA 374 KİŞİ TUTUKLANDI

Erzurum’da FETÖ soruşturması kapsamında 15 temmuz’dan buyana 374 kişi tutuklanmış. 

Erzurum Valiliğinden yapılan açıklamada, “15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında Erzurum il genelinde FETÖ/PDY operasyonları kapsamında; Toplam 720 kişi kamu görevinden uzaklaştırılmış olup,158 kişisi sivil olmak üzere 374 kişide tutuklu bulunmaktadır. Ayrıca 772 kişide görevden ihraç edilmiştir” denilmiş.

 

ŞEBİNKARAHİSAR'DA 715 KİŞİ GÖREVDEN İHRAÇ EDİLDİ

 

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Afyonkarahisar’da başlatılan Fettullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturmaları kapsamında 7 Eylül 2016 tarihi itibari ile bin 339 kamu personeli hakkında idari işlem yapıldığı ve bunlardan 735'ü görevinden ihraç edildiği, 177'nin ise tutuklandığı bildirilmiş.

Afyonkarahisar Valiliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, kentte 15 Temmuz ülke genelinde FETÖ/PDY yapılanması tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında örgütün yapılanmasının ortadan kaldırılmasına yönelik adli ve idari işlemlerin bakanlıklar ve devlet kurumları tarafından azim ve kararlılıkla sürdürüldüğü belirtildi. Yürütülen soruşturma kapsamında 24 hâkim ve savcı, 6 Mülki İdare Amiri ile birlikte 582 Milli Eğitim Müdürlüğü personeli, 134 Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) personeli, 157 Emniyet Müdürlüğü personeli, 137 sağlık personeli ve 102 müftülük personeli olmak üzere toplamda toplam bin 339 kamu personeli hakkında idari işlem yapılmış olup bu personelden 735’ü görevinden ihraç edildiği ve 604’nün ise açıkta bulunduğu kaydedilmiş. Açıklamada şu ifadelere yer verilmiş “Hakkında idari işlem yapılan bin 339 kişiden 177' si tutuklanmış olup, bunlardan 3'ü vali yardımcısı, 2'i kaymakam, 33’ü adli personel, 8 asker, 3’ü İl Jandarma Komutanlığı, 95'i İl Emniyet Müdürlüğü personeli, 7’si İl Milli Eğitim Müdürlüğü personeli, 7'si cezaevi personeli, 13'ü sağlık personeli, 3'ü AKÜ personeli, 2'si müftülük ve 1'i ise yerel yönetim personelidir.

 

Ayrıca 1’i Kaymakam, 2’si hâkim olmak üzere 18 adli personel, 25 emniyet, 6 jandarma, 1 Milli Eğitim Müdürlüğü, 4 cezaevi ve 4 sağlık personeli olmak üzere 59 kişi adli kontrolde, 94 şahıs gözaltındadır. 3 emniyet ve 1 adli personel firari olup diğerleri hakkında adli ve idari soruşturma devam etmektedir. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

 

BİNGÖL'DE 10 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

Bingöl'de DAEŞ terör örgütüne yönelik operasyonda 10 kişi gözaltına alındı.

 

Valilikten yapılan açıklamada, DAEŞ'e yönelik Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin yakalanması, suç ve suç unsurlarının ele geçirilmesi amacıyla il merkezinde 12 şahıs, 1 dernek binası, derneğe ait pansiyon ve 1 kitabevine yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendiği belirtildi.

 

Operasyonda aranan 12 şüpheliden 10'nun gözaltına alındığı belirtilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

 

"Aramalarda 2 ruhsatsız av tüfeği, 1 kuru sıkı tabanca, FETÖ terör örgütünün elebaşını Fetullah Gülen'e ait 7 kitap, DEAŞ terör örgütünün üst düzey yöneticileri Abdullah Azzam ve Halis Bayancuk tarafından yazılan örgütsel kitaplar ile çok sayıda dijital materyallere incelenmek üzere el konulmuştur."(AA)

 

IĞDIR'DA BİR EMNİYET AMİRİ TUTUKLANDI

 

Iğdır'da FETÖ terör örgütü soruşturması kapsamında açığa alınan bir emniyet amiri tutuklandı.
Edinilen bilgiye göre, FTÖ terör örgütüne üye olduğu için açığa alınan ve sorgusu tamamlandıktan sonra mahkemeye sevk edilen emniyet amiri, terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklandı. 

 

İzmir'de, FETÖ/PDY’ye üye oldukları suçlamasıyla tutuklanan iki işadamı ile bir imam, avukatkatlarının bir üst Sulh Ceza Hakimliği'ne yaptığı itirazı üzerine serbest bırakılmış

 

FETÖ/PDY’ye finansal destek sağladıkları ileri sürülen işadamlarına yönelik olarak geçen 8 Ağustos'ta yapılan operasyonda 18 kişi gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden, Kavuklar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kavuk ile özel bir televizyon kanalında program yapan imam Halil Mezik'in de aralarında bulunduğu 11 kişi tutuklandı.

 

Hâkim, diğer şüpheliler Metehan Kavuk, Ahmet Küçükbay, Kamil Karakaş, Remziye Aras, Nurettin Bilgi, Hami Çatalyürek ve Ruhi Ünalan'ı adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Cumhuriyet Savcısı Zafer Dur'un yaptığı itirazı değerlendiren İzmir 4'üncü Sulh Ceza Hakimliği, serbest bırakılır bırakılmaz bir başka FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan, Orkide Yağları'nın sahibi Ahmet Küçükbay'ın da aralarında bulunduğu 7 şüpheli için 'tutuklamaya yönelik yakalama kararı' verdi. Tutuklamaya yönelik yakalama kararı verilen 5 kişiden 2'si polis tarafından, 3'ü ise avukatları ile birlikte adliyeye gelip teslim oldu. Ruhi Ünal, adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, diğer işadamları tutuklandı.

Tutuklanan Remziye Aras, Nurettin Bilgi ve bir televizyon kanalında program yapan imam Halil Mezik'in avukatları tutukluluğun kaldırılması için bir üst Sulh Ceza Hâkimliği’ne dilekçe verdi. Verilen dilekçeleri değerlendiren 5. Sulh Ceza Hâkimliği, 3 kişiyi tahliye etti. Diğer 15 şüpheli içinde avukatlarının dilekçe verdiği, hâkimin bu dilekçeleri de incelediği belirtildi. (DHA)

 

ERZİNCAN'DA 9 EMNİYET MENSUBU TUTUKLANDI

 

Erzincan'da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında adli kontrol şartı ile serbest bırakılan bir 4'ncü Sınıf Emniyet Müdürü, 1 komiser ve 7 polis memuru tutuklandı.

 

Erzincan Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan ve adli kontrol kaydı ile serbest bırakılan bir 4'ncü sınıf Emniyet Müdürü, 2 komiser, 2 komiser yardımcısı ve 7 polis memuru savcılığın itirazının ardından TEM Şube ekipleri tarafından tekrar gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılan 12 emniyet mensubundan, bir 4'ncü Sınıf Emniyet Müdürü, 1 komiser ve 7 polis memuru tutuklandı 1 komiser ve 2 komiser yardımcısı adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

 

İZMİR'DE 2’Sİ VALİ YARDIMCISI 39 KİŞİ FETÖ SORUŞTURMASI KAPSAMINDA ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması soruşturması kapsamında önce açığa, ardından da gözaltına alınan 2 vali yardımcısı, 1 kaymakam, 19 denizci subay, 12 polis, 1 avukat ve 4 sivil vatandaştan oluşan toplam 39 kişi, adliyeye sevk edildi. Darbe girişiminin önlenmesinin ardından yürütülen FETÖ/PDY soruşturmasında, İzmir'de görevli vali yardımcıları Mehmet Suat İlhan ve Ufuk Seçilmiş ile Menderes Kaymakamı Ahmet Ufuk Hasçakal açığa alındı. Ardından İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri geçen 21 Ağustos'ta ve bu ayın başında operasyon yaptı. Eş zamanlı operasyonlarda, daha önce açığa alınan vali yardımcıları Mehmet Suat İlhan ve Ufuk Seçilmiş, Menderes Kaymakamı Ahmet Ufuk Hasçakal, 19 denizci subay, 12 polis, avukat Ahmet Ç. ve 4 sivil vatandaş, gözaltına alındı. Gözaltına alınan kişilerein cep telefonlarında, örgüt üyelerinin mesajlaşmak için kullandıkları 'By Lock' adlı program bulunduğu belirtildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 39 kişi bugün 'örgüt üyesi olmak, örgüt adına faaliyette bulunmak' suçlarından adliyeye sevk edildi.

 

Kaymakam Ahmet Ufuk Hasçakal’a bir süre önce, İstanbul ve Ankara'da işlenen üç cinayetin katil zanlısı olarak aranan Atalay Filiz'in, Menderes İlçesi'nde yakalanması nedeniyle, İzmir Valiliği'nde düzenlenen törende, teşekkür belgesi verilmişti. Seri katil olmakla suçlanan Atalay Filiz’i yakalayan ekibin başındaki Menderes İlçe Emniyet Müdürü Ramazan Karakuş da daha önce, FETÖ/PDY operasyonu kapsamında tutuklanmıştı. (DHA)

 

NİĞDE'DE TUTUKLU SAYISI 242'YE YÜKSELDİ

 

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine yönelik soruşturma kapsamında Niğde'de tutuklanan sayısı 242'ye yükseldi.

Niğde Valiliği'nden yapılan açıklamada Niğde'de 700 personelin görevden uzaklaştırıldığı ve tutuklu sayısının 242 olduğunu ve 400 kamu personelin atıldığı bildirildi. ulaştığı belirtildi.

 

Yapılan açıklama şu şekilde: 15.07.2016 tarihinde bazı İllerimizde kanunsuz bir takım darbe teşebbüsü ve bağlantılı terör olaylarının meydana gelmesi üzerine Milli Güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere toplumun çeşitli katmanlarında bulunan üyeleri ile ilgili yürütülen çalışmalar İlimizde kararlılıkla sürdürülmektedir. Bu kapsamda 23 Temmuz 2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazetede KHK/667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yayınlanmasının ardından ilimizde yapılan çalışmalar sonucunda 7 Eylül 2016 tarihi itibariyle; toplam 700 personel görevden uzaklaştırılmıştır. İl Genelinde toplam 242 kişi (78 Millî Eğitim personeli, 70 Emniyet personeli, 14 Adliye personeli, 1 Vali Yardımcısı, 13 Kamu Görevlisi, 4 Akademisyen, 4 Asker,8 Sağlık personeli, 1 Defterdarlık personeli, 49 sivil) tutuklanmıştır. 1 Eylül 2016 tarih ve 29818 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan KHK/672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname ile ilimiz genelinde 400 personel kamu görevinden çıkarılmıştır.

İlimizde; 5 özel okul, 5 özel öğrenci yurdu, 3 özel öğretim kursu, 5 sendika il temsilciliği, 1 dernek, 1 gazete ve 1 radyo olmak üzere toplam 21 kurum kapatılmış ve hazineye devredilmiş olup; daha önceden kapatılan 4 dershanenin de mal varlıkları hazineye devredilmiştir. Ayrıca;1 öğrenci yurdu inşaatı hazine adına tescil edilmiş ve İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, 1 öğrenci yurdu inşaatı da hazine adına tescil edilerek Bor İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne devredilmiştir.' denildi.

Soruşturmalar kapsamında Niğde OHAL bürosu başkanlığı tarafından İl OHAL Bürosu Başkanlığı kararına göre 1 derneğin faaliyeti, Bor İlçe OHAL Bürosu Başkanlığı kararına göre de 1 Derneğin faaliyeti durdurulmuştur. İl genelinde OHAL kapsamında taşınmaz devrini önlemek amacıyla 1270 kişi için önlem alınmış olup; ayrıca Maliye Hazinesine 37 taşınmazın, Vakıflar Genel Müdürlüğüne 1 taşınmazın devri gerçekleşmiştir. Mahkemelerce İhtiyati tedbir konularak 1962taşınmazın devri engellenmiş ve Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğünce de 410 taşınmaz kısıtlanmıştır. Tapu ve Kadastro verilerine göre Maliye Hazinesine devri gerçekleştiren taşınmazın yaklaşık değeri ise 32.555.000,00 TL'dir olduğu bildirildi. 

 

FETÖ SORUŞTURMASI KAPSAMINDA 3 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan FETÖ soruşturma kapsamında, 3 Yeniçağ Gazetesi yazarı gözaltına alındı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından FETÖ soruşturması kapsamında Yeniçağ Gazetesi yazarları S.A, A.İ ve Y.S.D gözaltına alındılar. Gazetecilerin, FETÖ soruşturması kapsamında sorgulanacakları öğrenildi. (İHA)

 

MANİSA TURGUTLU'DA 4 ÖĞRETMEN VE BİR SİVİL TUTUKLANDI

 

FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Turgutlu'da gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 6 kişiden 5'i tutuklanarak cezaevine gönderildi. 1 şahıs adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Tüm yurtta olduğu gibi Turgutlu'da da FETÖ terör örgütüne yönelik çalışmalar aralıksız devam ediyor. Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri FETÖ kapsamında 6 kişiyi gözaltına almıştı.

Hâkim karşısına çıkan ve kapatılan cemaat okullarında yönetici olduğu öğrenilen R.K, İ.B, A.O.A, H.K ve esnaf Y.T tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer şüpheli şahıs K.T. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (İHA)

 

BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ'NDE 20 AKADEMİSYEN VE 18 İDARİ PERSONELİN SORUŞTURMASI SÜRÜYOR

 

Devlet tarafından el konulan Orhangazi Üniversitesi'nin bağlandığı Bursa Teknik Üniversitesi'nin Rektörü Arif Karademir, toplam 20 akademisyen ve 18 idari personelle ilgili soruşturmanın devam ettiğini söylemiş.

Rektör Prof. Dr. Arif Karademir, FETÖ'ye ait olduğu gerekçesiyle devlet tarafından el konularak Bursa Teknik Üniversitesi'ne bağlanan eski Orhangazi Üniversitesi'nde basın toplantısı düzenledi. Orhangazi Üniversitesi öğrencilerinin mağdur olmayacağını ifade eden Rektör Arif Karademir,

 

"Öğrencilerimiz, puanları tutmuyorsa, puanlarının en yakın olduğu yere yerleşiyor. Mesela öğrencimizin biri Kayseri, diğeri de Adana'ya yerleşti. Bu arkadaşlarımız Bursa'da okumak istiyorlar. O zaman özel öğrenci statüsünde, koordinatör üniversite olarak Bursa Teknik Üniversitesi'ne başvuruyorlar. 

Öğrencilerin talebine göre bizde olmayan bölümleri açmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Orhangazi Üniversitesi'ne nasıl devam edecek idi ise, bundan sonra da aynı şekilde devam edecek. Burslu ise burslu, yabancı dil yüzde elli ise yüzde elli. Hiçbir sıkıntı yok. İster Kayseri'deki bir üniversiteye yerleşmiş olsun, isterse bize özel öğrenci olarak gelmiş olsun, bu aynen devam edecek. Herhangi bir mağduriyet olmayacak" şeklinde konuştu

Kurulan 3 komisyon marifetiyle soruşturmaların devam ettiğini ifade eden Rektör Arif Karademir, "Toplam 20 akademisyen ve 18 idari personelle ilgili soruşturmamız devam ediyor. Şu anda 4 akademisyen arkadaşımızın kamudan çıkarılmasına karar verildi. Paralel çete üyesi olmaktan 3 idari personelin görevden uzaklaştırılmasına karar verildi. Şu an soruşturma öğrenciler için yok. Biz yurt dışında ve ÖYP kapsamında olan öğrencilerimizle ilgili üst kurullara liste gönderdik. Onlarla ilgili bir soruşturma varsa, BİMER'e gelen şikâyetler de oluyor, bazen o öğrencilerimizin bulunduğu illerdeki idari birimlerin çalışmasından da bir şey olursa bize gelecek.

 

Maalesef, merkezi sınav olsun, hak eden kazansın, herkes bildiğiyle sıralansın şeklinde oluşturulan merkezi sınav algısı, içi boşaltılmış bir sisteme dönüşmüş. Sınavlar geçerliliğini kaybetmiş. Amerika ve İngiltere’nin yaptığı sınavları YÖK kabul etmiyor. Bunların bile içi boşaltılmış. Size ne kadar puan lazım diye soruyorlar, istediğiniz puanı ayrılıyorlarmış. Bu devlet için ciddi sıkıntı verici bir durum. Onun için öğrencilerin kendileri de tedirgin. Onlara para veren, onaylayan kişiler de tedirgin. Bunlar sür'atle ayıklansın. Biz de yolumuza devam edelim istiyoruz" diye konuştu. (İHA)

 

ORHANGAZİ'DE FETÖ SORUŞTURMASINA 2 TUTUKLAMA

 

Bursa'nın Orhangazi ilçesinde FETÖ soruşturmasında 2 kişi tutuklandı.

Orhangazi Emniyet Müdürlüğü'nün yürüttüğü Gülfidan Özel Eğitim A.Ş. merkezli soruşturmada gözaltına alınan toplam 12 kişiden 3'ü daha adliyeye sevk edildi. Savcıya ifade veren Suat G., Ümmü Gülsüm D. ve Adem Ö., ifadelerinin ardından tutuklanma talebi ile mahkemeye sevk edildi. Suat G. ile Ümmü Gülsüm D. Tutuklanırken, Âdem Ö. adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Orhangazi'de FETÖ'ye ait dershane, yurt ve diğer eğitim kurumlarının bağlı olduğu Gülfidan Özel Eğitim A.Ş. soruşturması kapsamında halen gözaltında bulunan isimler olduğu ve emniyetteki ifadelerinin ardından mahkemeye sevk edilecekleri kaydedildi. 

 

MERSİN BOZYAZI'DA 6 İŞ ADAMI TUTUKLANDI

 

Mersin'in Bozyazı ilçesinde, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 iş adamından 6'sı tutuklandı.

Edinilen bilgiye göre, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY'ye yönelik Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında Bozyazı ilçesinde 12 işadamı gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Anamur Adliyesi'ne sevk edilen şüphelilerden İ.G., A.B., H.H., Y.F., A.O. ve H.K. tutuklanırken, diğer 6 şüpheli 'adli kontrol' kapsamında serbest bırakıldı. 

 

Afyonkarahisar’da sağlık çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve çoğunluğunu doktorların oluşturduğu 25 kişi adliyeye sevk edildi.

Edinilen bilgilere göre, geçtiğimiz hafta kentte sağlık sektörüne yönelik FETÖ operasyonu yapıldığı belirtildi. Gözaltına alınan kişilerin Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Ahmet Necdet Sezer Araştırma ve Uygulama Hastanesinde önceki aylarda ilişiği kesilen akademik ve idari personelden oluşan doktor ve sağlık çalışanları oldukları kaydedildi. Şahıslar adliyeye götürülmek için minibüslere bindirilirken ellerinin plastik kelepçe ile bağlı olması dikkatlerden kaçmadı.

Şahıslardan bazılarının ise elleri ile yüzlerini kapatmaya çalıştıkları ve neredeyse tamamının elinde içerisinde elbise olduğu tahmin edilen poşetlerin olduğu gözlendi. 

İl Emniyet Müdürlüğünden geniş güvenlik önlemleri altında çıkarılan şahıslar sağlık kontrolü için önce Afyonkarahisar Devlet Hastanesine götürülürken, ardından adliyeye çıkarıldılar. Şahısların savcılık sorgusunun ardından akşam saatlerinde mahkeme sevk edilmeleri bekleniyor.

Öte yandan, gözaltına alınan şahıslar arasında profesör ve doçent olan öğretim üyelerinin de bulunduğu öne sürüldü. 

 

Sakarya'da FETÖ kapsamında gözaltına alınan 4 şahıs adliyeye sevk edildi.

Sakarya'da 15 Temmuz gecesi Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmek istenen darbe teşebbüsü sonrasında Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan operasyonlar tüm hızıyla devam ediyor. Operasyonlar kapsamında Kamu görevlisi A.P., Özel bir okulda öğretmen olan M.F.Y., Mühendis Ö.Ö. ve Orhangazi Üniversitesi Araştırma Görevlisi K.Y. isimli şahıslar Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi.

 

Çorum’da, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan 21 polisten 15'i çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı.

Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan İl Emniyet Müdürlüğü'nde görevli 21 polis, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılıktaki sorgularının ardından 21 polisten 15'i çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. 6'sı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

 

Şu ana kadar tutuklanan polis sayısı 68'e ulaşırken, 12 polisin de gözaltında olduğu öğrenildi. (DHA)

 

MARMARİS'TEKİ FETÖ SORUŞTURMASI'NDA 2 KOMİSER TUTUKLANDI

 

Marmaris’te, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında 2'si komiser, 1'i trafik polisi 3 polis memuru gözaltına alındı. Adliye sevk edilen şüphelilerden 2 komiser, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Darbe girişimi soruşturması kapsamında Marmaris'te bir süre önce İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Şehit Nedip Cengiz Eker Polis Merkezi'nde görevli Komiser F.G., Trafik Tescil Büro Grup Amiri Komiser H.Ç. ve trafik polisi Y.D. gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından 3 şüpheli, dün adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden Y.D., adli kontrol şartıyla serbest kalırken, diğer 2 komiser, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

 

Savcılık, Y.D.'nin tutuklanması için itirazda bulundu. Şüphelilerin suçlamaları kabul etmediği, komiser F.G.'nin cep telefonunda ise FETÖ'cülerin aralarında haberleşmek için kullandığı 'bylock' programının bulunduğu öne sürüldü. (DHA)

 

7’Sİ YARGITAY TETKİK HÂKİMİ 10 HAKİM VE SAVCIYA GÖZALTI KARARI

 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturma kapsamında 10 hakim ve savcı hakkında daha gözaltı kararı verildi.

 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunca başlatılan soruşturma kapsamında, gözaltı kararı verilen 10 hakim ve savcıdan 7’sinin Yargıtay tetkik hakimi olduğu öğrenildi.

 

Hâkim ve savcıların ev ve iş yerlerinde arama çalışmaları devam ediyor. 

 

DÜZCE'DE FETÖ SORUŞTURMASI KAPSAMINDA 11 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

 

Düzce'de FETÖ soruşturması sabah saatlerinde 11 kişi adliyeye sevk edildi. 

Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında operasyonlar devam ediyor. Bu kapsamda bugün sabah saatlerinde emniyette sorgusu tamamlanan komiser H. S., polis memurları A. T., A. D., A. A., B. Y., C. P., E. O., F. S., İ. B., S. Ç. ile Kredi Yurtlar Kurumunda memur olarak görev yapan H. C. I adliyeye sevk edildi. 

 

ARTVİN'DE 404 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM YAPILDI

 

Artvin'de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile ilgisi olduğu belirlenen 246'sı kamu personeli, 135'i sivil, 23'ü özel kolej personeli olmak üzere toplam 404 kişi hakkında soruşturma yürütüldüğü belirtildi. 

Artvin Valiliği'nden yapılan açıklamada, FETÖ/PDY ile mücadele kapsamında söz konusu terör örgütü ile ilgisi olduğu değerlendirilen kamu görevlileri ile sivil vatandaşlara yönelik adli ve idari işlemlerin devam ettiği bildirildi.

 

TEKİRDAĞ'DA GÖZALTINA ALINAN 6 KİŞİDEN 4'Ü TUTUKLANDI

 

Tekirdağ'da Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 6 kişiden 4'ü tutuklandı.

 

Alınan bilgiye göre, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY'ye bağlı öğrenci evlerine yönelik düzenlediği operasyonda 2'si kadın 6 kişiyi gözaltına aldı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 4'ü tutuklandı, 2'si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (AA)

 

FETÖ SORUŞTURMASI KAPSAMINDA 23'Ü TUTUKLU 46 SANIK

 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) finansal destek sağlamakla suçlanan 23'ü tutuklu 46 kişinin yargılandığı davanın görülmesine başlandı.

 

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Tamer Efedayıoğlu, Hasan Hüseyin Küçükbalcı, Yılmaz Önder Köprülü, Faruk Kapusuz, İbrahim Ümit Soyer, Ramis Çığın, Selim Annadınç, Ali Akça, Yusuf Ziya Köse, Hüseyin Bilgili, Murat Yanıkgönül, Kemal Yüzüak, Ekrem Akgümüş, Halil İbrahim Azili, Yasin Gökbak, İlhan Coşkun, Mehmet Şahin, Nail Karagöz, Selami Annadınç, Tolga Kaba, Haydar Atılgan, Nurset Salih Bayrak ve İsmail Okkalı ile tutuksuz sanıklar Mehmet Zihni Taşkan, Yusuf Kocadağ, Metin Büyükşahin, Mehmet Türksoy, İlhan Karaduman, Atilla Kart, Muhammer Bilgen, Özcan Özdemir, Mevlüt Yıldırım ve avukatları katıldı.

Duruşmada, kimlik tespiti ve iddianamenin özetlenmesinin ardından sanıkların beyanına geçildi.

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı Musa Yücel'in yürüttüğü soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, sanıkların, 2013-2014 yıllarında 601 bin 848 ABD dolarını Bank Asya üzerinden yurt dışındaki "Gülenist" kuruluşlara transfer ettiklerine yer verildi.

 

***

 

MASAK'ın ihbarı üzerine başlatılan soruşturmada, The Respect Institute Inc. isimli kuruluşa 2013-2014 yıllarında Türkiye’deki 147 farklı kişinin 171 işlemde toplam 2 milyon 112 bin 332 ABD doları aktardığı kaydedilen iddianamede, FETÖ'nün toplanan paralarla ABD Kongre seçimlerindeki adaylara bağışta bulundukları belirtildi.

Sanıkların, "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'a muhalefet" suçlarından cezalandırılması talep ediliyor. (AA)

KALKIŞMA SIRASINDA DONANMA GEMİLERİNİ KAÇIRAN SUBAYLAR ADLİYEDE

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Gölcük'te bulunan Donanma Komutanlığı'ndan fırkateynleri kaçıran 8 rütbeli asker Kocaeli Adliyesi'ne çıkarıldı. 

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızan teröristlerin 15 Temmuz gecesi gerçekleştirdiği darbe girişimi sırasında Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde bulunan Donanma Komutanlığı'nda bulunan firkateynleri kaçırarak İstanbul açıklarında halkı tehdit eden FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi Yarbay, Binbaşı ve Yüzbaşı rütbesindeki subaylar bugün adliyeye getirildi. TCG Oruçreis ve TCG Kemalreis firkateynleri ile İstanbul açıklarına demirleyerek vatandaşları tehdit ettikleri iddia edilen askerler, Kocaeli Adliyesi'nde savcı ve hakimler tarafından sorgulanacak.

 

ADANA VALİLİĞİ: 1088 KİŞİ İŞTEN ÇIKARILDI, 778 PERSONEL AÇIĞA ALINDI

 

Adana Valiliği, FETÖ/PDY soruşturmalarında bugüne kadar kamu kuruluşlarından 1088 kişinin işten çıkarıldığını, 778 personelin açığa alındığını, 580 personelin tutuklandığını, 375 personelin adli kontrol altına alındığını 10 kişinin de arandığını açıkladı.

 

Valilik’ten yapılan açıklamaya göre, 100 sivil tutuklandı. Sivillerde, 109 adli kontrol, 11 aranan olarak açıklandı. Kamu kuruluşlarında en çok açığa alma işlemi 106 hâkim ve savcı ile adliyede gerçekleşti. Bunlardan 84'ü tutuklandı.

 

Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen 1 vakıf üniversitesi, 52 özel okul, 2 sendika şubesi, 19 dernek, 1 vakıf, 3 yerel gazete ve 1 özel televizyon olmak üzere toplamda 79 kurumun kapatıldığı bildirilen Valilik açıklamasında, Özel EPC Hastanesi ve Özel Niv Göz Merkezi'nin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca sözleşmelerinin fesih edildiği de duyuruldu.

 

AK PARTİ SELENDİ İLÇE BAŞKANI SERBEST

 

Manisa'nın AK Parti Selendi İlçe Başkanı Muharrem Sezer, gözaltına alındığı FETÖ soruşturması kapsamında sevk edildiği adliyede, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

Ak Parti Selendi İlçe Başkanı Muharrem Sezer, geçen pazartesi akşamı FETÖ soruşturması kapsamında polis tarafından gözaltına alındı. Selendi İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen Sezer, sorgusunun ardından dün adliyeye sevk edildi. Nöbetçi sulh ceza hâkimliği, Sezer'i, adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

AK Parti Selendi İlçe Başkanlığı'na atamayla gelen, Aralık 2014'te tek aday olarak girdiği seçimle görevine devam eden Muharrem Sezer, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tutulan demokrasi nöbetlerinde ön saflarda yer almıştı.

 

KIRIKKALE'DE ÜSTEĞMEN VE 2 ESNAF TUTUKLANDI

 

Kırıkkale'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan bir Üsteğmen ile 2 esnaf tutuklandı.

 

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında, polis tarafından gözaltına alınan İl Jandarma Komutanlığı'nda görevli Üsteğmen Faruk K., FETÖ'nün eski il imamı olduğu öne sürülen Yılmaz A. ile daha önce adli kontrol şartıyla serbest bırakılan esnaf Süleyman S., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak Ankara Sincan Cezaevi'ne gönderildi. (DHA)

 

BBP BURDUR İL BAŞKANI FETÖ SORUŞTURMASI KAPSAMINDA TUTUKLANDI

 

BBP Burdur İl Başkanı Mehmet Türksoy, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklandı.

 

Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan, aralarında BBP İl Başkanı Mehmet Türksoy'un da bulunduğu 10 kişi emniyetteki işlemlerinden sonra sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. Cumhuriyet savcılığındaki ifade işlemlerinin ardından sulh ceza hâkimliğine çıkarılan BBP İl Başkanı Mehmet Türksoy'la birlikte 9 kişi 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan tutuklanırken, 1 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

 

ŞANLIURFA'DA 9 KİŞİ FETÖ'DEN TUTUKLANDI

 

Şanlıurfa'da, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan aralarında polis, asker ve iş adamlarının da bulunduğu 16 kişiden 9'u tutuklandı.

 

Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Terörle Mücadele Şubesi Müdürlüğü ekiplerince 16 kişi gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi. Aralarında polis, asker ve iş adamlarının da bulunduğu 16 kişiden 9'u tutuklandı, 7'si ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

 

İZNİK EMNİYET MÜDÜRÜ GÖREVİNE İADE EDİLDİ

 

FETÖ-PDY soruşturması kapsamında açığa alınan İznik İlçe Emniyet Müdürü Hasan Tolga Sanlı, görevine iade edildi. 

 

İznik'te 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından başlatılan FETÖ/PDY soruşturması çerçevesinde açığa alınan İlçe Emniyet Müdürü Hasan Tolga Sanlı, İçişleri Bakanlığı'nca görevine iade edildi. Böylece Sanlı’ya yönelik iddialar asılsız çıkmış oldu. Müdür Hasan Tolga Sanlı, dün itibariyle görevine başladı.(İHA)

 

SİİRT'TE 4 ASKER TUTUKLANDI

 

Siirt'te yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması çerçevesinde gözaltına alınan 4 rütbeli asker tutuklandı. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlatılan FETÖ soruşturması çerçevesinde 4 rütbeli asker gözaltına alınmıştı. Şüpheli askerler, Emniyet Müdürlüğündeki ifade işlemlerinin ardından sevk edildikleri mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

 

SAMSUN'DA FETÖ OPERASYONLARI KAPSAMINDA 50 SAĞLIK PERSONELİ GÖZALTINA ALINDI

 

Samsun'da, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) operasyonları kapsamında 2 sağlık çalışanı daha gözaltına alındı. Böylece gözaltı sayısı 50'ye çıktı.


15 Temmuz darbe girişiminin ardından Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, aralarında eski Sağlık İl Müdürü Yusuf K., Eğitim ve Araştırma Hastanesi eski Başhekim Yardımcısı Ali Osman K.'nin de bulunduğu doktor, hemşire, ebe, sağlık memuru, sağlık teknikeri, hizmetli, sivil savunma uzmanlarından oluşan toplam 48 sağlık çalışanını gözaltına aldı.

Dün yapılan operasyonlar kapsamında da Gaziantep ve Kahramanmaraş'ta birer sağlık çalışanı daha yakalandı. Böylece gözaltı sayısı 50'ye yükseldi. 

Şüphelilerin emniyetteki sorgusu devam ediyor.

 

KONYA MERKEZLİ FETÖ OPERASYONUNDA GÖZALTI SAYISI 50'YE ULAŞTI

 

KONYA merkezli 22 ilde Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında, geçen hafta başlatılan operasyon kapsamında gözaltı sayısı 50'ye ulaştı.

 

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından darbe girişimi ardından FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında 90 kişi hakkında gözaltı kararı çıkartıldı. Geçen hafta Çarşamba sabaha karşı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından Konya merkezli 22 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. 90 adrese yapılan operasyonda aralarında, öğretmen çiftler, açığa alınan profesörler, il ve ilçe imamı, bölge talebe mesulü, örgüt muhasebecisi, mütevelli, daha önce Konya’da görev yapmış ancak şu an farklı illerde görev yapan polislerin de bulunduğu 30 kişi gözaltına alındı. Yapılan çalışmalar sonrası gözaltı sayısı 50'ye ulaştı.

 

Şüpheliler arasında daha önceden Konya'da görev yapmış ancak daha sonra Kayseri'ye tayin olan polis memuru Murat P.'nin evine giden polis, şüpheliyi evinde bulamadı. Bunun üzerine şüphelinin kaçma ihtimalini göz önünde bulunduran polis, bir plan yaptı. Polis, apartman yöneticisine Murat P.’yi telefonla arattırarak ''su tesisatın patlamış. Alt katı su bastı. Acilen gelmen lazım'' dedirtti. Bunun üzerine Murat P., 1 saat sonra evine geldi. Apartmanda hazır bekleyen polis, Murat P.'yi gözaltına aldı. Murat P.'nin evinde yapılan aramalarda ise 'C' serisi 1 doların bulunduğu öğrenildi. Polis memuru ifadesi alınmak üzere Konya'ya getirildi.

 

Gözaltında bulunan ve ifadeleri alınan 50 şüpheli, polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilecek.

 

BOLU VALİ YARDIMCISI SERBEST BIRAKILDI, 5 KİŞİ FETÖ'DEN TUTUKLANDI

 

Bolu'da, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen aralarında Vali Yardımcısı Nurullah Ertaş’ın da bulunduğu 22 kişi serbest bırakıldı, 5 kişi tutuklandı.

 

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada gözaltına alınan Vali Yardımcısı Nurullah Ertaş'ın da aralarında bulunduğu 27 kişi dün adliyeye sevk edildi. Vali Yardımcısı Ertaş ile birlikte 5 kişi savcılık tarafından serbest bırakıldı. Nöbetçi mahkemeye sevk edilen 22 kişiden 17'si adli kontrol şartıyla serbes bırakılırken; işçi Zeki Sarıfidanoğlu, makine mühendisi Uğur Aydın, pazarlama uzmanı Yavuz Selim Avcı, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nde sayman Âdem Topal ile ziraat mühendisi Vedat Albuz tutuklandı. 

 

AKSARAY'DA FETÖ'NÜN FİRARİ İMAMLARININ 'ABLA' EŞLERİ GÖZALTINA ALINDI

 

Aksaray'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında gerçekleştirilen operasyonda 5 kişi gözaltına alındı.

Edinilen bilgiye göre, FETÖ/PDY’nin il yapılanması soruşturması kapsamında 8 kişi hakkında gözaltı kararı çıktı. Kararın ardından harekete geçen İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şubesi ekipleri, 8 ayrı adrese sabah erken saatlerde eş zamanlı operasyon düzenledi. Gerçekleştirilen operasyonda FB, SST, MS (42), hİ.G. (21) ve A.G. (49) gözaltına alındı. Operasyon kapsamında gözaltı kararı bulunan 3 kişinin firari olduğu öğrenildi.

Şüphelilerden F.B.'nin Aksaray Sanayi imamı olan ve halen firari olarak aranan Kemal B.'nin eşi olduğu bildirildi. S.S.T.'nin de Aksaray imamı olarak iki aydır aranan Altuğ Tuğrul T.'nin eşi ve şehrin abla yöneticileri olduğu öğrenildi. Şüpheliler sağlık kontrolü için Devlet Hastanesine getirildi. Burada sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler sorgulanmak üzere İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Operasyonla ilgili gözaltına alınan şüphelilerin evlerinde de arama yapıldı. (İHA)

 

ANTALYA'DA 10 MİLLİ EĞİTİM MÜFETTİŞİ TUTUKLANDI

 

Antalya’da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) kapsamında yürütülen soruşturmada adliyeye sevk edilen 15 Milli Eğitim müfettişinden 10'u tutuklandı.

Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) ekiplerinin kent merkezinde yaptığı eş zamanlı operasyonda yakalanan müfettişlere ait evlerde yapılan aramada çok sayıda örgütsel dokümanlar bulundu. Dün adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 10'u, 'terör örgütü üyesi' olmak suçundan tutuklandı, 5'i ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

 

MHP ESKİ MİLLETVEKİLİ FETÖ SORUŞTURMASI KAPSAMINDA GÖZALTINA ALINDI

 

Milliyetçi Hareket Partisi’inden (MHP) 25'inci dönemde Aksaray milletvekili ve MHP Çağrı Heyeti yedek üyesi olan iş adamı Turan Yaldır, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile Aksaray'da gözaltına alındı.

Sabah erken saatlerde İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şubesi ekiplerince düzenlenen operasyonla evinde gözaltına alınan Turan Yaldır, sağlık kontrolü için Devlet Hastanesi'ne getirildi. Burada sağlık kontrolünden geçirilen Turan Yaldır, sorgusu yapılmak üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne gönderilecek. 

 

BATMAN'DA GÖZALTINA ALINAN 10 POLİSTEN 8'İ TUTUKLANDI

 

Batman'da, Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimiyle ilgili soruşturma kapsamında gözaltına alınan 10 polisten 8'i tutuklandı.

 

Batman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 10 polis, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Savcılıktaki ifadeleri sonrasında tutuklanma talebiyle Sulh Ceza

Hakimliğine sevk edilen zanlılardan 8 'i tutuklandı, 2 kişi ise adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı. 

 

ADANA'DA YAPAY TENEFFÜSLE HAYATA DÖNDÜREN KOMİSER FETÖ'DEN TUTUKLANDI

 

Adana'da eşiyle tartıştıktan sonra Seyhan Nehri'ne atlayarak ölmek isteyen kadına suni teneffüs yaparak hayata döndüren komiser, Fetullahçı Terör Örgütü soruşturması kapsamında tutuklandı.

 

Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin 15 Temmuz 2016 darBe girişiminin ardından başlatılan Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında Komiser M.A. gözaltına alındı. M.A. ifadesinin alınmasının ardından adliyeye sevk edildi. Komiser M.A. çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Komiserin terör örgütünün haberleşme sistemi olan "bylock"u kullandığı ileri sürülüyor.

 

15 Mart 2016 günü eşi İsa Demirel (35) ile maddi sıkıntılar yaşayan Fatma Demirel, girdiği bunalım sonucu Seyhan Nehri'ne atlamış, sudan çıkarılan ve kendinden geçen Fatma Demirel'in ilk yardımına Yarbaşı Şehit Erdoğan Çıtak Polis Merkezi Amirliği'nde görev yapan Komiser M.A. yetişmişti. Komiser, yerde yatan Demirel’e yarar teneffüs yaparak hayata tutunmasını sağlamıştı.


IĞDIR'DA BİR KAYMAKAM VE BİR POLİS TUTUKLANDI

 

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturması kapsamında Aralık ilçesi kaymakamı ile 1 polis tutuklandı.

Alınan bilgiye göre, Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile yapılan FETÖ soruşturması kapsamında Iğdır'ın Aralık ilçesi Kaymakamı Hayri Zorlu ile eşi Karakoyunlu Kaymakamı Nursan Vural Zorlu ile biri baş komiser 8 polis gözaltına alındı.

Gözaltın alının zanlılardan Karakoyunlu Kaymakamı Nursan Vural Zorlu emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakılırken, Aralık ilçesi Kaymakamı Hayri Zorlu ile 8 polis adliyeye sevk edildiler.

Çıkarıldıkları mahkemece 7 polis serbest bırakılırken, Aralık Kaymakamı Zorlu ile 1 polis memuru tutuklanarak cezaevine gönderildi. 

 

HELİKOPTER İLE TRT'YE ATEŞ AÇAN YÜZBAŞI DÂHİL 13 KİŞİ TUTUKLANDI

 

FETÖ’nün darbe girişimi sırasında helikopter ile Jandarma Genel Komutanlığı ile TRT'nin çevresine ateş açan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması kapsamında gözaltına alınan Kara Pilot Yüzbaşı Taha Fatih Çelik'in de aralarında bulunduğu 13 kişi tutuklandı.

 

Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, FETÖ’ye yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan asker, doktor ve öğretmenlerden oluşan 20 zanlı, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye getirildi.

 

Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılarına ifade veren şüphelilerden 17'si, tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edildi. 3 şüpheli, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Sulh ceza hâkimliğince sorgulanan 17 şüpheliden, aralarında Jandarma Genel Komutanlığı ve TRT binalarının yakınlarına helikopter ile ateş açan Kara Pilot Yüzbaşı Çelik'in de bulunduğu 13'ü tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne götürüldü. 4 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

 

Çelik'in adı, soruşturma kapsamında tutuklanan Kara Pilot Yarbay İlkay Ateş'in ifadesinde geçmişti. Ateş, savcılık ifadesinde, darbe girişimi gecesinde Taha Fatih Çelik ile süper kobra helikopteri kullandıklarını belirterek, şunları söylemişti:

 

“Faaliyet boyunca bütün talimatları Özcan Karacan’dan aldık. Bize ilk söylediği şey 'Genelkurmay üzerine gidin ve alçak uçuş yapın.' şeklindeydi. MİT'e ve Çankaya Köşkü'ne gidenler de oldu. Genelkurmayın üzerinde alçak uçuşta daire çizmeye başladık. Karacan, 'Polisleri vurun.' şeklinde anons yaptı. Ben önce olayı idrak edemedim, yani biraz tereddüt yaşadım. Atış yapmamak için 'Silah sistemleri arızalı, atamıyoruz.' dedim. Bu arada telsizden MİT'in girişindeki beton bariyerlerin vurulması görevinin verildiğini duydum. 45 dakika filan bu şekilde uçuş yaptıktan sonra geri döndük ve bize helikopteri değiştirmemizi söylediler. Farklı bir helikoptere geçtik. Bu sefer ben arka koltuğa geçtim, Taha yüzbaşı ön tarafta uçmak istedi.

 

Bizi Beştepe’deki Jandarma Genel Komutanlığına gönderdiler. Binanın Beşevler’e yakın olan ve boş bir alan gibi gözüken kısma 20-30 tane 20 milimetrelik top attı Taha. Daha sonra da TRT’ye geçtik ve Karacan TRT’nin önünden geçen yoldaki TOMA'nın vurulması talimatını verdi. Taha Yüzbaşı, TRT binasının biraz uzak kıyısına atış yaptı." 

 

DÜZCE’DE CUMAYERİ KAYMAKAMI VE 3 KİŞİ TUTUKLANDI

 

Düzce'de, Fethullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) ilişkin soruşturma kapsamında, Resmi Gazete'de yayımlanan 672 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen Cumayeri Kaymakamı

 

Abdurrahman İçyer ile 3 kişi tutuklandı. Edinilen bilgiye göre, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, örgütle bağlantısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan Cumayeri Kaymakamı İçyer, öğretmenler Muzaffer Kaya ve T.D, memurlar Fahri Ar, Sinan Kaplan ve E.A. ile doktor F.S. adliyeye sevk edildi.

 

Zanlılardan Kaymakam İçyer ile Kaya, Ar ve Kaplan çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, diğer 3 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

 

Söz konusu zanlıların ev ve iş yerlerinde yapılan aramada, bazı belge ve dokümanlara el konulmuştu. 

 

KARABÜK'TE GÖZALTINA ALINAN 18 EMNİYET MENSUBUNDAN 6'SI TUTUKLANDI

 

Karabük'te, Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimiyle ilgili soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 18 emniyet personelinden 6'sı tutuklandı.

 

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, darbe girişimiyle ilgili yürütülen soruşturma doğrultusunda gözaltına alınan şube müdürleri Kasım Aksoy ve Ziya Aygen, emniyet amiri Çetin

 

Çetin, komiser yardımcıları Âdem Bozacıoğlu, Mehmet Kabul, Sinan Nokta, F.B, M.S, İ.A, A.A, A.D, M.H, Z.B, H.D, S.B, H.Ş, D.Y ve M.D. adliyeye sevk edildi.

 

Savcılıktaki sorgulamalarının ardından mahkemeye sevk edilen zanlılardan Aksoy, Aygen, Çetin, Bozacıoğlu, Kabul ve Nokta tutuklandı.

 

Şüphelilerden H.D’nin sorgusunun devam ettiği, diğer şüphelilerin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı belirtildi. (AA)

 

KARABÜK'TE 5 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

 

Karabük'te, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, 5 kişi gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, FETÖ'nün darbe girişimiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, operasyon düzenledi.

 

Polis ekipleri operasyonda, örgüte bağlı yurt, dershane ve derneklerde görevli Ş.K, E.D, A.Y, D.A.B ve R.B'yi gözaltına aldı.

 

Zanlıların emniyetteki işlemleri sürüyor. 

 

SAKARYA'DA GÖZALTINA ALINAN 20 ÖĞRETMENDEN 11'İ TUTUKLANDI

 

Sakarya'da, Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında 11 öğretmen tutuklandı.

 

Alınan bilgiye göre, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ile Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlükleri ekiplerince gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen 19 öğretmenin savcılık sorguları tamamlandı.

 

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine çıkarılan şüphelilerden A.O, İ.T, M.B, M.C.S, N.Y, S.Y, Ş.M, T.Ç, T.A, Z.D. tutuklandı, A.Y, B.M, B.N, G.A, İ.K, M.Ş, S.M, S.A ve Y.G. ise adli kontrol ve yurt dışı yasağı şartıyla serbest bırakıldı.

 

Öte yandan hakkında yakalama kararı bulunan ve özel okulda öğretmenlik yapan S.T. de çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

 

Sakarya'da, Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 988 şüpheliden 475'i tutuklanmış, 421'i adli kontrol ve yurt dışı yasağı şartıyla olmak üzere 513 kişi ise serbest bırakılmıştı.

 

İNEGÖL'DE GÖZALTINA ALINAN 8 ŞÜPHELİDEN 5'İ TUTUKLANDI

 

Bursa'nın İnegöl ilçesinde, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 8 kişiden 5'i tutuklandı.

 

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü ile İnegöl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan, aralarında iş adamları ve öğretmenlerin de bulunduğu 8 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

 

Bu kişilerden T.O, A.O, A.A, R.O. ve C.S, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. F.S, K.K.G. ve E.B. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

 

GÖLBAŞI-4 OPERASYONUNDA GÖZALTINA ALINAN 14 KİŞİDEN 5'İ TUTUKLANDI

 

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik İzmir merkezli operasyonda gözaltına alınan 14 kişiden 5'i tutuklandı.

 

Alınan bilgiye göre, Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığınca sürdürülen soruşturma kapsamında “Gölbaşı-4" adı verilen operasyonda yakalanan bazı esnaf ve hekimlerin de bulunduğu 14 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

 

Mahkemeye çıkarılan zanlılardan 5'i tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer 9 şüpheli ise 6'sı adli kontrol şartıyla olmak üzere serbest bırakıldı.

 

İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin daha önce düzenlediği "Gölbaşı-1", “Gölbaşı-2” ve “'Gölbaşı-3” operasyonlarında 69 kişi gözaltına alınmıştı. Bu kişilerden, "Ödemiş imamı" olduğu iddia edilen Ali Aslan ve bürokrasi atamalarından sorumlu olduğu ileri sürülen İlhan Aslan’ın da bulunduğu 41'i tutuklanmıştı. Haklarında gözaltı kararı verilen 16 kişinin yakalanması için düzenlenen "Gölbaşı-4" operasyonunda ise İstanbul, Konya, Van, Aydın, Kırklareli ve Manisa'da 14 şüpheli gözaltına alınmıştı.

 

***

Bence, bugüne karar yapılan bütün darbelerin arkasında CIA vardır

 

12 Eylül darbesindeki vurulacak hedefler önceden biliniyordu.  Doğaldır ki bu dönemden sonra pek çok  Travma  Sonrası stres Bozukluğu, Depresyon, Anksiyete bozuklukları artmıştı...

 

Dilerim 2016’dan sonra burası bir İmamlar Cumhuriyeti olmaz.

 

Çünkü gene  majör Depresyon, Travma Sonrası Stres bozukluğu ve her türlü kaygı hastalığı da artacaktır.

 

Prof. Dr. M. Kerem Doksat- Tarabya - 12 Eylül 2016 Pazartesi

Okumaya devam et
  2137 Hits
  0 yorum
2137 Hits
0 yorum

FETHULLAH GÜLEN CEMAATİ

Fethullah Gülen veya nüfustaki kaydıyla Fetullah Gülen (d. 27 Nisan 1941, Pasinler), eski imam, vaiz ve yazar. 2016 yılında kapatılan gezetecilein kurucuları arasındadır ve vakfın onursal başkanıdır. 1999 yılının Mart ayında, 28 Şubat sürecindeki Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi atmosfer sebebiyle ABD'ye giden Gülen, o tarihten bu yana Pensilvanya eyaletindeki Saylsburg kasabasında yaşamaktadır.

***

50'yi aşkın kitabı, çeşitli dergilerde makaleleri ve birçok vaazı yayımlanmıştır. Arapça, Farsça,ve Osmanlı Türkçesi bilmektedir.

***

28 Ekim 2015 yılından beri, Türkiye Cumhuriyeti tarafından yayımlanan "en çok aranan teröristler" listesinin kırmızı kategorisinde yer almakta, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve Paralel Devlet Yapılanması (PDY) lideri olmakla suçlanmaktadır.

***

15 Temmuz 2016'da Pennsilvanya'da Türk Silahlı Kuvvetleri'nde  bulunan takipçilerine verdiği emirle 16 Temmuz 2016 sabahına karşı Türkiye Cumhuriyeti hükumetini yıkmak için bir darbe girişiminde bulunduğu iddia edilir. Gülen, demokrasiden yana olduğunu söyleyerek (darbe girişiminin Cumhurbaşkanı Eroğan ve çevresindekiler tarafından kurgulandığını iddia etti. 18 Temmuz 2016'da Erdoğan, Gülen'in iadesini ABD'den resmen talep etti. ABD makamları, Gülen aleyhinde yeterli delil olmadığı iddiası ve hâl böyleyken idam edilebileceği endişesiyle henüz bu başvuruya olumlu cevap vermedi.

***

Erzurum'un Pasinler ilçesi Korucuk köyünde 27 Nisan 1941'de doğan[ Gülen'in babası Ramiz Bey cami imamı, annesi Refia Hanım ev hanımıdır. Gülen, altısı erkek, ikisi kız, sekiz kardeşin ikincisidir.

1945'de Kur'ân öğrenmeye başlayan ve kısa zamanda Kur'ân'ı hatmeden Gülen, 1946 yılında ilkokula başlamıştır. Babasının 1949 yılında Alvar köyüne imam olması ve ailesinin oraya taşınması sebebiyle ilkokulu bırakmak zorunda kalmış, sonradan Erzurum'da dışarıdan girdiği imtihan ile ilkokul diplomasını almıştır. Babası Ramiz Efendi'den Arapça dersler, 

***

Hasankale'de bulunan Hacı Sıtkı Efendi'den tecvid ve Kur'ân dersleri alan Gülen, 1951'de hafızlığını tamamlamıştır. Gülen, 1954'de Erzurum'daki Kurşunlu Camii medresesinde Alvar İmamı Muhammed Lütfi'nin torunu Sâdi Efendi'den medrese dersi almıştır. İki buçuk ay içinde Emsile, Bina ve Merah'ı metin ezberleyerek okuyan ve İzhar'ı bitiren Gülen'in Kâfiye okumasına lüzum görmeyen Sâdi Efendi onu Molla Câmi'ye başlatmıştır. 1955'den 1959’da Edirne'ye gidinceye kadar Osman Bektaş'tan fıkıh ve din eğitimi almıştır.

***

Askerlik öncesi ve sonrasında Edirne'deki üç Şerefelili Cami'de toplam dört yıl süre ile imamlık yaptı. Askerlik acemi eğitim dönemini Ankara Mamak ve usta erlik dönemini İskenderun'da tamamladı.

Askerlik sonrasında, 1963 yılında, Erzurum'a giderek bir yıla yakın ailesinin yanında kaldı. Bu sırada Komünizmle Mücadele Derneği  2. şubesinin Erzurum'da kuruluşunda yer almış yönetimine girmiştir,

***

Edirne'deki görevi sırasında Dar'ul-Hadis Camii'nin imam odasında özel sohbetler başlattı. 1965’te Kırklareli'ne tayin olup burada bir yıl vaizlik yaptı. 1966'da İzmir'e merkez vaizliğine atanan Gülen, 1971 yılına kadar buradaki görevine devam etmiştir. Bu yıllarda Kestanepazarı Derneği Kur'ân Kursunda yöneticilik ve gönüllü öğreticilik yapmış, 1968 yılında resmi görevlendirme ile ilk kez Hacca gitmiş; ve gezici bölge vaizi olarak da Ege Bölgesi'nin çeşitli il ve ilçelerinde vaaz ve sohbetlerde bulunmuştur.[ Bu dönemlerde Turgut Özal ile de tanıştı. Turgut Özal ile tanışıklığının 1960'ların ortalarında olduğunu ifade eden Gülen, Turgut Özal hakkında "sık sık Bornova camiinde vaaz yaptığımda, vaaz dinlemeye gelirdi" demektedir.

***

5 Mayıs 1971 tarihinde, 12 Mart döneminde askerî cuntanın isteğiyle TCK'nın 163. maddesinden tutuklandı.7 ay tutuklu kaldıktan sonra, 5 Kasım 1971 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı ve 1974 yılında beraat etti. 23 Şubat 1972 tarihinde Edremit vaizliğine atandı aynı zamanda Manisa ilinde de vaizlik görevlerine devam etti. Gülen, daha sonra İzmir'in Bornova ilçesi vaizliği görevine atandı.

***

1975 ve 1976 yıllarında Anadolu’nun bazı şehirlerinde Kur'an ve İlim, Darwinizm, Altın Nesil, İçtimaî Adalet ve Nübüvvet isimli konferansları vermiştir. İlk sayısı Şubat 1979'da çıkan Sızıntı dergisinde Sızıntı dergisinde önce başyazıları, daha sonra orta sayfa yazılarını da yazmaya başladı.

1981-1990

1980'de 12 Eylül Darbesi'nden sonra askerî cuntanın İzmir ve Ege Ordu Sıkıyönetim Komutanlıkları tarafından yakalanma emri yayınlandı. Aynı tarihte İzmir'i terk etti. Anadolu'da çeşitli illerde dolaştı, dost ve akrabalarında kaldı. 20 Mart 1981 tarihinde Diyanet İşler, Başkanlığından Diyanet İşleri Başkanlığındaki vaizlik görevinden istifa etti.

***

1986'da Hacca giderek hacı oldu. İlk sayısı 1 Temmuz 1988'de çıkan ve üç aylık periyotlarla yayın hayatına devam eden Yeni Ümit dergisinde başyazılar yazmaya başladı. 1989'da İstanbul ve İzmir'de Diyanet İşleri bünyesinden bağımsız, gönüllü olarak vaazlarına yeniden başladı. Üsküdar'da Yeni Valide Külliyesi'nde 13 Ocak 1989 tarihinden 16 Mart 1990 tarihine kadar (62 hafta) verdiği vaazlar, daha sonra Sonsuz Nur adıyla üç cilt halinde kitaplaştırıldı. 1992 yılına kadar gönüllü olarak vaazlarını sürdürdü.

***

1990'lı yıllarda Turgut Özal, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Abraham ;Foxman Abraham Foxman, Morton Abramowitz, Papa II John Paul gibi tanınmış din ve devlet adamları ile görüşmeler yapmış, Amerika'da hayatını kaybeden CHP eski genel sekreterlerinden Kasım Gülek'in cenaze namazını vasiyeti üzerine kıldırmış[ ve çeşitli gazetelerde röportajları yayınlanmıştır. 1995’te Sabah'tan Nuriye Akmam ve Hürriyet'ten Ertuğrul Özkök'e Türkiye'nin içinde bulunduğu durum, Başbakan Tansu Çiller ile görüşmesi, İslam, siyaset, kadın ve eğitim konularında röportajlar vermiştir. Bu yıllarda ayrıca Cumhuriyet gazetesi ve Hikmet Çetinkaya dava yoluyla almaya hak kazandığı 150 milyonluk tazminatları Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı'na bağışladı.

***

1999 yılı Mart ayında sağlık sorunları nedeni ile giden Gülen, o tarihten bu yana, ABD'nin Pensilvanya eyaletindeki Saylorsburg kasabasında yaşamaktadır

2000 sonrası

Haziran 2008'de ABD'den Foreign Policy ve Birleşik Krallık'tan Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünya'nın ilk 100 entellektüeli listesinde yer almıştır. Ayrıca 2013 yılında Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri olarak gösterilmiştir.[28]

Hakkında açılan davalar

 
Fethullah Gülen ,16 Temmuz 2016

28 Şubat süreci devam ederken 1999 yılı Haziran ayında ulusal televizyon kanallarında yayınlanan bazı video görüntüleri Türkiye'deki laik düzen yerine şeriata dayalı bir İslam devleti kurmak için taraftarlarını teşvik ettiği suçlamalarına neden oldu. Bunun üzerine, 22 Ağustos 2000 tarihinde aleyhinde dava açılmış, bu dava 2000 yılı Aralık ayında çıkan af ile askıya alınmıştır. 2006 yılında Terörle Mücadele Kanununda (TMK) yapılan değişiklik sonrasında Gülen'in avukatlarının başvurusu sebebiyle örülmüş. 2008'de cürüm ve şiddete başvurarak teşekkül oluşturduğuna dair delil olmadığından beraat etmiş ve karar Yargıtay Ceza Genel Kurulunca da oy birliği ile onanmıştır.

Ocak 2008'de devlet kadrolarına sızdıkları yolundaki iddialara değinen Gülen, bir insanın kendi millet fertlerini yine kendi memleketindeki bazı müesseselere girmesi için teşvik etmesine 'sızma' denemeyeceğini söyledi :

Teşvik edilen insanlar da o müesseseler de bu ülkeye ait. Kastedilen manadaki sızmayı belli bir dönemde Türk milletinden olmayanlar yaptılar hatta belli yere kadar geldiler. Belki endişelerinin altında o sızıntıların fark edilmiş olabileceği endişesi var. Bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır girer oraya; mülkiyeye de girer adliyeye de, istihbarata da girer hariciyeye de.

***

30 Ekim 2014 yılında gerçekleştirilen ve yaklaşık 10 saat süren MGK sonucunda Fethullah Gülen'e bağlı kurumlar ifade edilerek legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar olarak kaydedilmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan alınacak bu karar için öncesinde "Onlarla ilgili çok daha farklı bir adımı atacağız. Çünkü bu operasyon öyle lokal değildir. Geneldir ve bunun adımını atacağız. Bu ay yapacağımız Millî Güvenlik Kurulu toplantısında benim de önemli bir gündemim olacak, o da bunların yanında ülkemizi tehdit eden hangi unsurlar varsa, bunlara yönelik Milli Güvenlik Belgesi'nin gözden geçirilmesidir" demiştir. Bu karar sonrasında MGK Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu tarafından Kırmızı Kitap veya Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) olarak adlandırılan resmi kitaba Fethullah Gülen ile bağlantılı kurumlar PDY/PÖ (Paralel Devlet Yapılanması/Pensilvanya Örgütü) adı altında eklenmiş ve Fethullah Gülen devlet düşmanı olarak kabul edilmiştir. MGK'da alınan bu kararlar 24 Kasım 2014 yılında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulunda onaylanmış ve böylece resmiyet kazanarak MGK Genel Sekreterliği'ne gönderilmiştir.

***

İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebini şu gerekçe ile uygun görüp, Fethullah Gülen hakkında yakalama kararı çıkardı. İstanbul merkezli paralel yapı soruşturması kapsamında Fethullah Gülen hakkında verdiği kararda, "Şüphelinin soruşturma kapsamında, örgüt kurarak yönettiği yönünde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, 10 yılı aşkın süredir yurt dışında olduğu ve dönmediği, şüpheliye ulaşılamaması ve savunmasının tespitinin mümkün olmaması nedeniyle terör örgütü kurma ve yönetme suçundan hakkında yakalama kararı çıkarılması şeklinde hüküm kurulmuştur" ifadeleri yer aldı.

Fethullah Gülen Cemaatinin, "Molla Muhammed" olarak bilinen Mehmet Doğan ve grubuna yönelik soruşturmada kumpas kurduğu ve usulsüzlük yaptığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, Gülen'in "silahlı örgüt kurmak veya yönetmek" suçundan 15 ile 22,5 yıl, "resmi belgede sahtecilik" suçundan 3 ile 7,5 yıl ve "iftira" suçundan da 1 ile 4 yıl olmak üzere toplamda 19 ila 34 yıla kadar hapsi istenmektedir İddianamede Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, eski emniyet müdürleri Tufan Ergüder, Ali Fuat Yılmazer, Yurt Atayün, Ömer Köse ve Mutlu Ekizoğlu'nun aralarında bulunduğu 15'i tutuklu 32 kişi de şüpheli olarak yer aldı.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da şüpheliler arasında yer aldığı kapatılan 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında usulsüzlükler yapıldığı ve şüphelilere kumpas kurulduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında Gülen hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Gülen, ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek’, ‘silahlı örgüt kurmak veya yönetmek’ ve ‘devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek’le suçlanıyor.

Gülen hareketi

 
Fethullah Gülen "Dinler Arası Diyalog" girişimi kapsamındaVatikan'da Papa II. Ioannes Paulusile birlikte.

Gülen hareketi, Risale-i Nur'larda Said Nursi tarafından sıkça kullanılan ve kendisinin ana hareket ekseni olarak tarif edilen "hizmet-i imaniye ve Kur'aniye" deyiminin zaman içerisinde kısaltılması ile oluşan bir terimdir. Cemaatin kendisini bir sivil toplum hareketi olarak konumlandırması ile cemaat'in her türden kurumsal faaliyetlerini de içine alan bir kapsam genişliğine ulaşmıştır.

Gülen hareketi, Türkiye başta olmak üzere çeşitli ülkelerde eğitim ve sosyal amaçlı faaliyetler gösteren bir organizasyondur. Eğitimde Gülen tarafından "altın nesil" olarak ifade edilen bir insan modelini yetiştirme amaçlı ev, okul, dershane, kültür merkezleri, üniversite gibi kurumlar oluşturulmuştur. Ayrıca cemaatin bu faaliyetlerini finanse etmek için kullandığı, yardım organizasyonlarını gerçekleştirdiği çeşitli vakıf ve dernekleri ile ticari faaliyet gösteren basın yayın kuruluşları, hastaneleri ve finans kurumları mevcuttur.

Hareket, çeşitli toplum kesimlerince Türkiye içi ve dışında, eğitime, Türk kültürünü tanıtmaya, dinler arası diyaloğa ve fakirlikle mücadeleye yaptığı katkılardan dolayı desteklenirken [47][48] başka kesimlerince de laiklik için bir tehlike olarak görülmesinin yanı sıra siyasî ve ekonomik bir güç haline gelmesi nedeniyle de eleştirilmektedir.

Gülen'in; çeşitli konuları ele alan çok sayıda kitap, makale, kaset, görüntülü video ve şiirleri mevcuttur. Eserleri başta İngilizceArapçaAlmancaİspanyolca ve Rusça olmak üzere değişik dillere çevrilmiştir.

Gülen hakkında birçok biyografi ve inceleme kitapları yayınlanmış ve yurt dışındaki çeşitli kurum ve üniversitelerde hakkında akademik konferanslar yapılmış ve bu konferanslarda 200'den fazla tebliğ sunulmuştur.

Fethullah Gülen'e ait olan Kırık Mızrap adlı şiir kitabından alınan 11 şiir; 2005 yılında Ahmet Özhan tarafından Hüzünlü Gurbet albümünde yorumlanmıştır. 2013 yılında ise aralarında Natacha Atlas , Bahroma, Ely Bruna gibi ünlü sanatçıların bulunduğu 12 sanatçı ona ait 12 şiiri İngilizce olarak Rise Up - Colours of Peace adlı albümde yorumlamıştır.

***

Kendisi Sünnî ve Kürt kökenli. CIA izin vermeden Türkiye'ye iadesi söz konusu bile olmaz. Şu aralar her tarafta bombalar patlıyor ve seri suikasttır olacağı rivayeti var.

***

Dilerim Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda dirayetli davranır ve ülkemizin millî bütünlüğünü ve beraberliğini korumakta başarılı olur.

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - 23.08.2016

Okumaya devam et
  2193 Hits
  0 yorum
Etiketler:
2193 Hits
0 yorum