Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

KÜRTÇE TRT, KÜRTÇE TEDRİSAT ve TEDRİCEN KÜRDİYE

Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Kürtçe televizyon yayınına başladı.

Açılışta İstiklâl Marşı okundu, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı bunu kutladı.

Ayrılıkçı Kürtçü Parti bunu beğenmedi; tamamen stratejiktir. Avuçlarını ovuşturuyorlar ama "bu ne ki" havasında kalacaklar.

"100 Kürt Aydını" diye birtakım kişileri konuşturdular; ekserisi "geç oldu ama neyse, bundan sonra anadilde eğitim şart" dediler.

Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı pek yakında Kürt Dili ve Edebiyatı anabilim dallarının kurulacağını söyledi ve bunun için Paris'teki Kürt Enstitüsü'nden hoca getirileceğini ifâde etti.

Bunun arkasının nasıl geleceği ahmaklar için dahi âşikâr:

Kürtçe (böyle diye Kurmançi Lisanı kabûl edildi ki, hiç alâkası yok) tedrisat yapılacak;

2020 civarında Kürtler çoğunluk hâline gelince de, Türkiye Kürdiye olacak.

]

Bu arada Ermeni'lerden sonra Kürtler'den, Süryaniler'den, Alevîler'den, Lâzlar'dan ve 60 küsur etnik veya millî gruptan özür dileyeceğiz, açılacak tazminat dâvâlarına zâten dikiş tutmayan bütçemiz yetmeyecek. Para olmayınca toprak vereceğiz.

Bu kadar özür dileye dileye kendisini cidden suçlu hissetmeye başlayacak olan halk, tedricen tatbik edilecek Türk soykırımına da râzı olacak.

Okumaya devam et
  4012 Hits
  0 yorum
4012 Hits
0 yorum

AKİNETON SUÇ ÖRGÜTÜ

Efendim, dayanamayıp en derin sırrın gizeminin gizli esrârını ifşâ edeceğim.

Aslında Ergenekon değil, Akineton Gizli Örgütü söz konusu ve ben de onun üyesiyim!

***

Kadîm Mısır'da firavunların saltanatı 3000 yıldan fazla sürmüş ve bu arada otuz hükümdar sülâlesi birbirini takip etmişti. MÖ 1364 yılına gelindiğinde 18'inci sülâleden Ameophis IV (Akheneton) tahta çıktı. Bu sırada Mısırlılar başta Amon (Güneş Tanrısı) olmak üzere birçok tanrıya tapıyorlardı.

Tahta çıktıktan 5 sene sonra 41 yaşında iken kendisinde çok büyük bir mânevî değişiklik hâsıl oldu. Tanrı'nın bir, isminin ise Aton olduğunu halkına ilân etti. Tapınaklardaki bütün putların kırılmasını, duvarlardaki tanrı (!) isimlerinin kazınmasını emretti. Aton'la, Atatürk'ün benzerliğine dikkatinizi celp ederim.

Ameophis (İmparatorluk tanrısı Amus râzı olsun; Susurluk ile ne kadar yakın kelimeler) olan adını Akheneton (Aton'un hadimi, yâni hizmetkârı) olarak değiştirdi. Mısır'da o asırda halk tam 13 tanrıya inanıyordu (nitekim bu mes'ele daha sonra Hristiyanlığa uğursuzluk olarak nüfûz edecektir).

Okumaya devam et
  4967 Hits
  0 yorum
4967 Hits
0 yorum

İNSANÎ ile BEŞERÎ FARKI ve MUSTAFA

Güzelim Türkçemiz'de menşei ne olursa olsun, çok yakın ama farklı anlamlarda kullanılan iki kelime vardır: Beşerî ve insanî. İkisi de "insana dâir" demekse de, önemli bir nüans (küçük farklılık) mevcuttur.

İnsanî derken "humanitarian" anlamına yakın bir şey kastedilir. Bir kişinin iyi, faydalı, hayırlı ve güzel yanları, yönleri demektir. Meselâ "çok insan bir adamdır" tasviri tek başına kullanılır ve o kişinin iyi, doğru dürüst biri olduğunu anlatır. Bir memlekette tabiî bir âfet vuku bulduğunda insanî yardımda bulunulur. Sevgi, şefkat, merhamet, aşk, fedakârlık, cefakârlık, vefakârlık gibi şeyler insanî özelliklerdir.

Beşerî derken de kişinin nefsanî, hoş olmayan, güzel kaçmayan, hâttâ kötü tarafları kastedilir. Asabîlik, fevrîlik, işrete (alkole) ve şehvete düşkünlük, kumarbazlık, uluorta gaz çıkarmak, korkaklık, salya sümük ağlamak, kibirli olmak, geçimsiz ve yalnız olmak, kindarlık, diktatörlük, gibi şeyleri buraya katabiliriz. "Beşer yaşar da, şaşar da" atasözü buna güzel bir örnektir. Beşerî zaaf denir ama insanî zaaf denmez; insanî çirkinlik denmez ama beşerî ayıp denir. Son zamanlardaki insanlık ayıbı gibi kullanımlar da bu anlamdadır; insanî ayıp demiyorlar.

d]

Mustafa filmindeki bize "insanî yön" diye abartılarak ve çarptırılarak dayatılmaya, yutturulmaya çalışılan şey, olsa olsa, Gâzi Mustafa Kemâl Atatürk'ün beşerî zaafları veya yönü olabilir.

Okumaya devam et
  4265 Hits
  1 yorum
4265 Hits
1 yorum

GİRİT'İN HAZİN HİKÂYESİ ve KIBRIS

Hürriyet'ten Tufan Türenç'in yazısını naklediyorum.

***

AŞAĞIDA okuyacağınız yazıyı ben 2003 Aralık ayında yazdım. O zaman da Kıbrıs'ta endişe verici gelişmeler vardı. Şimdi de oluyor.

Talat ile Rum lider Hristofyas yayınladıkları ortak bildiride "Gelecekteki Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek vatandaşlık konularında ilke anlaşmasına vardıklarını" açıkladılar.

Yitip giden Girit...

"Tek Egemenlik, tek vatandaşlık Türkler'in Rum egemenliğini kabûl etmesi demektir".

Tarih aynı oyunların Girit'te de oynandığını yazıyor. Okuyalım:

Okumaya devam et
  5149 Hits
  0 yorum
5149 Hits
0 yorum