Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

BİRLİKTE YAŞAYABİLMEK

Sizler, bizler yâni Türk Bayrağımız altında, ülkemizin 7 coğrafi bölgesinde oturan; dini, mezhebi, dili, ırkı, rengi, cinsi, politik görüşü değişik ama kendini bu toprakların insanı gören milyonlar… Türkiye Cumhuriyeti’nin bireyleri, yurttaşlarımız, hepinize kocaman bir merhaba…

***

Yaşadığımız bu ülkeden başka gideceğimiz, yaşayacağımız başka bir ülkenin olmadığını biliyorsunuz değil mi? Bu ülkenin kıymetini takdir etmemiz gerektiğinin farkındasınız değil mi? Bunun bilincine varamayanlar, dünyanın dört köşesine yerleşmiş, ekonomik bağımsızlıklarına kavuştukları halde, vatan hasreti çeken insanlarımızla azıcık sohbet etmeliler.

***

Öyle bir vatanda yaşıyoruz ki burası Anadolu’su ile Trakya’sı ile tam 12 bin yıllık bir geçmişe sahip. Böyle bir tarihe, dünyanın hiçbir coğrafyasında rastlayamazsınız. Bu topraklarda nice uygarlıklar filizlendi.

***

Hitit(Eti), Frig, Urartu, Lidya, Asur, İyon, Roma, Selçuk, Osmanlı kültür ve uygarlıkları ve tabii ki Türkiye Cumhuriyetimiz aklıma hemen geliverenler.

Her uygarlık, kendinden önce bu topraklarda yaşamış bulunan insanların (atalarının) örf, âdetlerinden etkilendi. Bu topraklarda yaşayan insanlar mutlu günler de gördüler, mutsuzluğu da yaşadılar. Ve maalesef jeopolitik konum nedeniyle bu topraklar binlerce yıldır insan kanı ile sulandı, sulanmaya devam ediyor.

***

Sevgili Okur, âcizane hatırlatıyorum: BARIŞA, BİRLİĞE HER ZAMANDAN FAZLA İHTİYACIMIZ VAR. Bunu başarmak düşünüldüğü kadar zor değil. Yeter ki, bizler bu ülkenin vatandaşları olarak varlıklarımızı sürdürebilme bilincine sahip olalım; eski yıllarda olduğu gibi. Doğup büyüdüğüm güzel İzmir’imizde bu bilincin, eskisi kadar olmasa da devam ettiğini görmek, bendenizi teselli etmeye yetiyor.

***

Yüksek mâlumlarınızdır her kültür, kendi içinde bulunan diğer alt kültürleriyle, daha da değerli oluyor. Dolayısıyla ne olur sevgili yurttaşım, hepimiz birbirimizi, her hangi bir sınır koymaksızın, karşılıklı kabul etmeli ve tanımalıyız. Bu, başaramayacağımız bir iş değil. Toplumun en küçük bireyi olan bir aileyi ele alalım. Her aile bireyi, aynı gönül ve fikir birliğine sahip olamayabilir. Ama bu durum onların birlikte yaşamalarını etkilemez. Aynı durum okulda, mahallede de vârit. Hattâ bir siyasi partiye gönül vermiş veya bir futbol takımını fanatikçe tutan insanlar için de muhtemel.

 

***

Bu insanlar farklı ortamlardan geldikleri, değişik düşünce yapılarına sahip oldukları halde, maddi veya mânevi menfaatler devreye girdiğinde, aynı gönül birliğinde buluşabiliyorlar.

***

Hal böyleyken ülkemizdeki milyonlarımız, yurttaşlarımız, milli menfaatler karşısında neden tek yürek olamıyoruz? Biz buna mecburuz sevgili yurttaşım. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ünal “iki cephede de savaşıyoruz…” uyarısında bulunduğuna göre, bizler tek yürek olma mecburiyetindeyiz.

Ülkemize lâyık olmayan bazı kendini bilmezlerin, binlerce yıllık kardeşliğimize mayın, bomba atmalarına mâni olmalıyız.

Birlikte yaşama arzu ve alışkanlığımızı, bununla ilgili edindiğimiz kültürümüzü neden kaybediyoruz? Bu durum, ülkemizin büyük sorunlarından biri hâline neden geldi?

***

Âcizâne düşünmenizi ve irdelemelinizi rica ediyorum.

Birlikte yaşama alışkanlığını yeniden geliştirme gayretlerine girmeliyiz sevgili kardeşim. Sorunu çözme yolunda basit ve yalın bir düşüncem var: ilk etapta en azından, her hangi bir STK- Sivil Toplum Kuruluşu, bir siyasi parti… bir hayır kuruluşu, ya da bir kültür derneğine üye olarak başlayabiliriz işe. Yeter ki seçeceğiniz kuruluş, kanunlar çerçevesinde faaliyet gösteren, yasal bir kuruluş olsun. Bu faaliyet alanlarının, insanların iletişim kurmalarına ortam hazırladığını, bu kuruluşların mensupları çok iyi bilirler.

***

İşte burada aydınlarımıza, sizlere çok iş düşüyor. Çünkü her toplum geleceğini aydınlarına emanet eder. Ama bizler maalesef birçok aydınımızı harcamakta, onlardan mahrum kalmakta çok başarılıyız. Hatta daha da ileri gidiyoruz, aydın yetişmemesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Türkiye’de vatanına, devletine, milletine yabancılaşmış aydınlardan(!) bahsetmiyorum.

***

Çünkü bunlar gerçek aydın olmaz, olamazlar. Bildiğiniz gibi gerçek aydın, yararlı olanı özümleyen ve bünyesine alan… zararlı olanı da bünyesine kabul etmeyen kişidir.

***

Ayrıca geçmişini sorgulamayan bir toplum olduğumuzu da hatırlayalım.

Dolayısıyla geleceğimizi de kuramıyoruz. Neden? Bu konuyu da irdelemeliyiz bence. Kendi kendimizle kalmayıp, karşımızdakini de düşünceye sevk etmeli ve bu “neden” sorusunu onların kendilerine sormalarını sağlamalıyız. Aslında sorulması gereken o kadar çok soru var ki…

***

Meselâ Madımak’ta insanları neden yakmışlardı? Adalet buna cevap bulabilmiş değil ki biz bulalım. Acaba birlikte yaşama arzumuza set çekmek, bizleri kutuplaştırmak için mi yapılmıştı bu eylem?

***

Ya Şanlıurfa Suruç’taki patlama? Ya 10 Ekim’deki menfur Ankara Olayı? Henüz birkaç gün önce, Kırşehir’de 30 yıldır faaliyet gösteren Gül Kitabevi’nin yağmalanıp ateşe verilmesi?

***

Bu katliamlar da birlikte yaşama bilincimize bir saldırı değil miydi?

Ülkemizin hak etmediği, âdil olmayan bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

***

Oysa, “adalet mülkün temeli” değil miydi? Mülk burada, devlet kavramının karşılığı… Bir ülkede adalet yoksa her türlü yolsuzluk, her türlü haksızlık da olur maalesef. Onun için bizi kutuplaştırmaya çalışan kim varsa, birlikte yaşama arzumuzu bitirdiği için cezalandırılmalı.

Bu milletin algılama gücü ile de fazla oynanmamalı, değil mi sevgili Okur?

01 Kasım 2015 seçimleri Yüce Milletimize, Cumhuriyetimize, Demokrasimize hayırlı olsun.

ALİ RIZA SAYSEN - İzmir - 03.11.2005

Okumaya devam et
  2699 Hits
  0 yorum
2699 Hits
0 yorum

SONBAHAR GELİRKEN

Sevgili Karım benden Sonbahar'la ilgili bir şeyler yazmamı istedi...

Şâirliğe başladım 60'a merdiven dayarken.

Ey Sonbahar 

Neden teşrif ettin dünyamızı yeniden?

Değer mi mevsimlerin bu kadar sür'atle değişmesine?

Gene rüyalarımda annemi, babamı göreceğim.

Eklemlerim ağrıyacak, dizlik takacağım

Doğal-gaz masarifi artacak

Faturalar şişecek

 

Kavın validem göçmek üzere, kimin umurunda?

Acaba kaç kişi gelecek ziyaretine

Uyurken mezarında? 

Acaba Canım Cânanım da gelir mi?

Dilerim öyle olur, uzaklaştı bu aralar gene... 

 

Beni görüp de şaşıranlar,

20 küsur senedir bu mekânda ayan beyan yazdığım,

Her tarafta da konuşup anlattığım,

Facebook denen garip mecrada herkesin müşahede ettiği

Aidiyet ve mensubiyetlerimi inkâr mı edeceğim?

 

Her bir şey için kafa tokuşturup

El sıkmaktan imtina edenlerin safına mı geçeceğim

Boş verin be dostlar, sevenler yâhut seve(e)meyenler...

Bildiğim yolda gideceğim ve

Her kim ne yazıp söylemişse,

Ne dedikodu yapıp taşımışsa

 

Yediğimize içtiğimize karışanlar

Size ne?

Yerine göre demleniriz,

Duruma göre yelleniriz

 Bâzen hüzün basar

Bâzen de keder

 

Kimsenin umurunda olacak mı Birgül Anne vefat ettiğinde?

Dünkü "cenaze nakil aracı" İzmir'e mi taşıyacağız

Yoksa bir tayyareye mi koyacağız?

 

Okumaya devam et
  3494 Hits
  1 yorum
3494 Hits
1 yorum

İZMİR İNTIBALARI

Hani insanın basiretinin bağlandığı, şaşırıp kaldığı ve kendisine arkadan hançer saplandığını hissettiği zamanlar olur ya…

Hani apışıp kalma derecesinde şaşırdığınız şeyler cereyan eder ya…

35 senelik bir mecmuanın (Türkiye’nin en eskisidir) aynının, sizden bağımsız olarak ve gıyabınızda elinizden alındığını istihbar ederseniz şaşırırsınız ya.

Ahde vefa denen şeyin ne olup olmadığını sorgularsınız tam o dönemlerde!

2001’den beri başarıyla yürüttüğünüz editörlüğe “paralel” bir yapılanmanın ortak olduğunu, ortada fol da yumurta da yokken aynı isimde bir dergiye tahvil yoluyla neşriyata başlayacağını neredeyse kargalardan işitip şaşırırsınız ya…

Acaba bunca senedir neden birkaç kişi hâricinde kimse makale yollamadı” diye düşünmez misiniz o takdirde?

Muhterem” lâkaplı Fevzi Samuk hocamızın ricasını emir telâkki ederek, Yeni Symposium dergisinin editörlüğünü üstlenmemi müteakip, “davranış bilimleri” ibaresini de ekleyerek, her konuya açık bir bilişsel ve bilimsel kaynak olması için, ismini Literatür Symposium şeklinde değiştirmiştim ve kendimden pek emin bir şekilde uluslararası en nitelikli mecralara taşınması için gayret sarf ettim…

Okumaya devam et
  3424 Hits
  0 yorum
3424 Hits
0 yorum

EFE ve TARÇIN

Tarabya’daki sitemizin bahçesinde iki kangal köpeği var: Efe ve Tarçın.

Taşındığımızdan beri bizimle beraber yaşıyorlar ve aslında onlar kardeş; tek yumurta ikizleri. Aslında safkan Kangal olan bu hayvanlar neredeyse fino kıvamına geldiler ve ne zaman çağırsam hemen uzanıp kendilerini sevdiriyorlar, okşatıp, resmen köpeklik yapıyorlar. Belki yakında ibadete de başlarlar…


Geçenlerde bir baktık ki garip, haz dolu sesler çıkarıyorlar.

Neslim bana, ben de ona baktık ve gülümsedik…

-Eh, evrimsel kodları çalışıyor, erken gelen baharla azdılar ve çiftleştiler. Bunda şaşılacak bir şey yok. Zâten Japonlar ve biz aynı köklerden geliyoruz ve ‘şaşı’ da ortak kelimemiz.

-Peki, sen de ben de psikiyatrız. Acaba bu kadar yakın bireyler çiftleşe çiftleşe dölleri bozulup, nesepleri gayrisahih hâle gelirler mi?

-Sanmam, çünkü erken patırdayan papatyalar, ağaçlar, fidanlar hep ölür karıcığım…

Okumaya devam et
  3711 Hits
  0 yorum
3711 Hits
0 yorum

İZMİR’DE SEÇİM TOTOSU

Bu İzmirliler âlem ve dünya tatlısı insanlar…

Bir kere hepsi kendi aralarındayken Japon ve sürekli “yaparız gâri; gitcem, gelcem, alcem” diye konuşuyorlar ki, bu onları özgün kılıyor.

Dün hummalı bir şekilde koşturduk, yeni dostlarla tanıştık ve bol bol da kaynattık. N’olcek bu memleketin hâli, Girit neresi, Hanya onun yakınında, Doksat da azıcık Güneyinde filân deyüverirkeeeen.

Bu arada bir haber bomba gibi düştü ve ne keyfimiz kaldı, ne de neşemiz!

Zaten tayyarede Su isminde bir içimlik kızla tanışmıştım. Babası mimarmış, Arap ülkelerinden birinden gidip geliyomuş; karısıyla boşanmışlar ama araları iyiymiş. Kızcağızı senede 3 ay neyin görebiliyormuş; mekik diplomasisi gibi!

Bakın şimdi; şaka gibi hani…

AKP aşkına, şunları tekzip et anlım şanlım:

AK Parti, yaklaşan yerel seçimler öncesi CHP’nin kalesi olarak gösterilen İzmir’de kritik isimlere rozet takmaya başladı. 2011 yılında CHP’den milletvekili aday adayı olan Ömür Şanlı’ya AK Parti rozeti takıldı. Ömür Şanlı’nın rozetini Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu taktı.

Okumaya devam et
  3686 Hits
  0 yorum
Etiketler:
3686 Hits
0 yorum