Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

ESRARENGİZ İNTİHARLAR ve HİSTRİYONİK ERKEKLER

ASELSAN’da 2006 ve 2007 yıllarında 4 mühendisin intihar etmesini inceleyen Başbakanlık Teftiş Kurulu, geçen hafta Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na sunduğu raporda mühendislerin uzaktan elektromanyetik saldırıyla intihara yönlendirilmiş olabileceğinden bahsetti. Kurul araştırması sırasında ünlü Nöropsikoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile temâsa geçerek dışarıdan bir etki olup olamayacağı yönünde görüşlerini istedi. O da düşüncelerini bir rapor hâline getirerek kurula sundu. Kurul da bu görüş çerçevesinde savcılığa yolladığı raporunda, mühendislerin ‘telekinezi’ tâbir edilen elektromanyetik saldırıya mâruz kalmış olabileceklerini ve intihara yönlendirilmiş olma ihtimâlini gözardı etmemelerini istedi. Hürriyet’e konuşan Nöropsikoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, intiharların çok şüphe çekici olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi: “Elektromanyetizma aracılığıyla bir kişiye yoğun bir şekilde dalga gönderip başının ağrıması, gerginleşmesi sağlanabilir. Kişi bu yoğun baskı altında zaman ve mekân algısını kaybeder. Depresyona girer, içinden çıkamadığı bir hâl alır. İntihara meyilli hâle gelir. Elektromanyetizma bir silâh olarak da kullanabilir.

Örneğin belirlenen hedefe 1.5 Kilometre öteden yoğun dalga yollanarak ortam gerginleştirilebilir. İnsanlar intihara varan bir psikolojik duruma yönlendirilebilir. Bu yüzden Genelkurmay’da komuta odaları yerin altına yapılıyor artık. Kritik projelerde çalışan insanların kesinlikle bizim “Clean Room” adını verdiğimiz, ince bakır levhalarla kaplanan alanlarda çalışması gerekiyor. Raporumda ASELSAN’daki ölümlerin bu nedenle kaynaklanmış olabileceğinden bahsettim. Ya mühendislerin çalıştıkları ortamda aşırı elekromanyetik yükleme var ya da dışarıdan kasıtlı olarak bu kişilere böyle bir yükleme yapılmış. İhmâl söz konusu”.

ASELSAN’da görevli Kripto Uzmanı Hüseyin Başbilen (31), 5 Ağustos 2006’da aracının içinde boğazı kesilmiş hâlde ölü bulunmuştu. 16 Ocak 2007’de de Elektrik Mühendisi Halim Ünsem Ünal (29),babasının tabancasıyla intihar etmişti. Aynı hafta elektrik mühendisi Evrim Yançeken (26), Ankara’da evinin balkonundan atlamıştı. 9 Ekim 2007’de de Yazılım Mühendisi Burhanettin Volkan, askerliğini yaparken silâhıyla intihar etmişti.

Büyük ve değerli bilim adamımız, ulaşılmaz insan ve çok değerli hoca Nöropsikoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan çok bilimsel görüşler serdederek, hepimizi bilgiye, irfana ve saadete gark ederek, hem de irşat etti.

Okumaya devam et
  6424 Hits
  1 yorum
6424 Hits
1 yorum

5 BOYUTLU İLİŞKİSEL BİR KİŞİLİK DEĞERLENDİRMESİ

5 BOYUTLU İLİŞKİSEL BİR KİŞİLİK DEĞERLENDİRMESİ


İnsan kişiliğini pek çok açıdan ele alınmış farklı boyutlarda incelenmiştir.

Bu yazımda ise SEVGİLİ, SAYGILI, İLGİLİ, BİLGİLİ, ÖNEMLİ ve YETERLİ kavramları açılarından bir sınıflama ve değerlendirme yapacağım.

SEVGİYİ gerçekten yaşayıp yaşattırabilen insanlar karşılıksız diğerkâmlık (evrimsel psikolojide bunun bir de “karşılıklısı” vardır), sırf iyilik etmiş olmak için iyi davranma özelliklerine sâhiptir. Bunu ahmakça veya arsızca bir şekilde yapılan ilgi toplama, sevgiyi satın alma girişimleriyle karıştırmamak icap eder. Hani “yap bir iyilik, at denize, bâlik bilmezse hâlik bilir” atasözündeki gibi. Buradaki bâlik hece uyumu için balıklar anlamında kullanılır; hâlik ise yaratıcıyı, yâni Tanrı’yı simgeler. Hiç tanımadığınız yaşlı veya sakat bir insana karşıdan karşıya geçmesi için yardım etmek gibi…

SAYGILI insanlar başkasının hakkını gözeten, kendi çıkarları kadar başkalarınınkini de gözeten, görgülü, gelenek ve göreneklere dikkat eden, farklılıkları demokratça karşılayabilen kişilerdir. Kul hakkı yemezler, kimseyi sömürmezler, bir iyilik yaparlarsa bununla övünmezler. Hadlerini bilirler ve kimseyi ne küçük görürler ne de gözlerinde aşırı büyütürler.

BİLGİLİ insanlar daima daha ileriye giden, kendilerini geliştiren ve “bu budur, işte o kadar” diye kestirip atmayan kişilerdir. Meselâ, Mevlânâ (Horasan 1207-1231 Konya) ile özdeşleşen “Gel, gel ne olursan ol, yine gel / İster kâfir, ister Mecusi, ister puta tapan ol, yine gel / Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir / Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel” rubâîsi aslında ona değil, pek muhtemelen Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr’a aittir (Türkistan 967-1049). Zannettiğimizin de dışında başka mânâlar taşır ve Farsça kelime oyunlarıyla “gel” derken “pişmanlıkla” anlamında bir kelime kullanarak, çağrısını aslında “İslâm’a gel” olarak yapmıştır. Hz. Mevlânâ bir Hakk âşığıydı belki ama psikopat, hırsız, katliamcı insanlara ahmakça bir çağrı yapmayacak kadar akıllı adamdı; Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr da öyleydi tabii ki.

Böylesine keskin ve değişmez bilgilere sâhip olduğunu zannedenleri en güzel hicveden kişilerin başında Eric Hoffer gelir.

1902 yılında New York’ta Alman Yahudi’si göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, beş yaşındayken annesini kaybetmiş, altı yaşında bilinmeyen sebeplerden dolayı kör olmuş, on beş yaşında yine bilinmeyen sebeplerle görmeye başlamıştır. Yeniden kör olabilme endişesiyle olabildiğince okumaya çalışır. Hayatı boyunca hiçbir eğitim almaz. Genç bir adamken her iki ebeveynini de kaybeder. Parasızlıkla mücadele eden ve silâhlı kuvvetlere başvurusu tıbbî gerekçelerle reddedilen Hoffer, bir dönem intihara bile kalkışır. Hayata tekrar tutunur, işportada meyve satıcılığı, tarlalarda ırgatlık, maden işçiliği, dok işçiliği gibi çeşitli işlerde çalışır. Bu süre zarfında okuduğu Montaigne’nin ünlü Denemeler kitabının etkisinde kalarak kendisi de yazmaya karar verir. Kitle hareketlerinin psikolojik temelleri üzerine kaleme aldığı Kesin İnançlılar kitabı 1951 yılında neşredilir ve milyonlar satar. 1983’te Ronald Reagan tarafından ABD’nin en önemli ve en yüksek sivil nişanı olarak bilinen Presidential Medal of Freedom verilir.1964 yılında Kaliforniya’daki Berkeley Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde danışmanlık görevine başlar ama iş arkadaşlarına hiçbir şey bahsetmeden, rıhtımdaki hamallık görevine de devam etmeyi tercih eder. 1983’de vefat edene kadar da böyle yaşar.

Bilgi asla tükenmeyeceği için, kendine ve bilime saygısı olan insanlar bilgilerini sürekli olarak tazeler ve geliştirirler. Ama çok önemli bir şey var burada, safsataya veya boş inançlara kapılmak ve bunlarla uğraşmak bilgili olmak anlamına gelmez.

İLGİLİ insanlar her konuya yeterince vakit ayıran, emek harcayan, çalışan ve sâhip çıkmanın ne olduğunu bilen kişilerdir. İnsanlara, ilişkilere, dünyada olup bitenlere, mesleklerine ilgiyle yaklaşırlar daima…

ÖNEMLİ insanlar ise sâhip oldukları özellikler, güzellikler ve kişisel, sosyal vasıflar sâyesinde bu etikete hak kazanırlar. Kendini önemli zanneden ama hiç de öyle olmayan megalomanyaklar bu grupta yer almaz.

YETERLİLİK de ancak ortaya konan performansla, liyakatle, sabır ve dikkatle elde edilebilen bir vasıftır. Bâzen gerçek sınavlarda, çoğu zaman da hayatın getirdiği bâdirelerle başa çıkarken kazanılır, güçlenir.

***

Şimdi bâzı kombinasyonlar yapalım:

Sevgili, saygılı ama bilgisiz, dolayısıyla yetersiz bir insan: Onun bunun elinde oyuncak olur, bi’at eder, kulluk kölelik yapar.

Sevgisiz ama bilgili insan: Kendini bir köşeye itilmiş bulur veya baskı ile, hile ile “mış gibi” ilişkiler kurabilir.

Sevgisiz, saygısız, ilgisiz, bilgisiz, yetersiz ama önemli olanlar: Bunlar çok tehlikelidir ve yetkilerini, etkilerini hemen hep kötü amaçla, fitne fesat için kullanırlar. İşçilerinin hakkını vermeden ve fena davranarak şantiyesini yöneten patronlar gibidirler. Müthiş derecede hazımsız ve tahammülsüzdürler. Herkesle didişirler ve kendilerini de dev aynasında görürler. Başka türlü kendilerine dahi tahammül edemezler. Yeterli ve donanımlı insanlardan hiç hazzetmez ve haset ederler. Sadakatten nasipleri yoktur; zamparalık yapmayı, “poz kesmeyi” severler, kabadayı tavırları tipiktir. En tehlikeli insan tipi bunlardır (bu yazdıklarım kadınlar için de geçerlidir)!

Daha bunun gibi pek çok kombinasyon kurabilirsiniz, önce şu şekle bir bakalım; burada ideâl ve mükemmel bir kişilik ve kişiler-arası modeli resmettim.


Şimdi de siz bu çizgilerden birkaçını kesin, yerlerini değiştirin, oklar hâlinde tek veya çift taraflı hâle getirin ve hayâl gücünüzü kullanın.

Okumaya devam et
  4492 Hits
  1 yorum
4492 Hits
1 yorum

KİM NE YAPMAZSA DAHA SAĞLIKLI KİŞİLİĞİ OLUR?

Daha önce sizlere kimden dost olur, kimden olmaz, kişiliğimizin özellikleri nelerdir konusunda bir makale yollamıştım.


Bu sefer de, bilhassa gelişmekte olan kişilik özelliklerinin yanı sıra, oturmuş bâzı davranış kalıpları mevcutsa, neyi nasıl yapmalı yâhut yapmamalı konusundan bahsetmek istiyorum…

Hepimiz mevki, şan, şöhret ve para sâhibi olmayı isteriz…

Bunlar hayattaki yoğun mücadelelerimizin bize kazandıracağı ödüllerdir.

Ama…

Bâzı altın kurallar var ki, bunlara uyabilirsek, hayatta daha çok sevilir ve sayılır, aranır ve ararız

Okumaya devam et
  5009 Hits
  0 yorum
5009 Hits
0 yorum

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Bu son derecede tartışmalı diyagnostik kategoriyle ilgili olarak bilgi aktarmadan önce, bâzı temel taraflarımızı, davranışsal özelliklerimizi özetlemeliyiz. İnsan, kendisini meydana getiren natürel (doğal: tabiî), nurtürel (eğitim, öğretim, görgü vs.) ve kültürel girdilerin ortasında duran, üstelik de kendi farkındalığının farkında olan en mütekâmil varlık (malûm, türümüzün adı Homo sapiens sapiens, yâni Farkında olduğunun farkında olan adam).

Yâni kişiliği târif etmeden önce, onu meydana getiren bileşenleri iyi tanımak, hele bozukluğundan veya hastalığından bahsederken mutlaka bunları iyi tahlil etmek gerekir. İnsan biyo-psiko-sosyo-kültürel ve ontolojik bütünlük içerisindeki bir Geştalt'tır ve her birey eşsizdir. Kaynakça kısmını boş görenlere ise "lûtfen şaşırmayın" diyeceğim. Bunlar ders notları ve literal malûmata ulaşmak günümüzde artık çok kolay. On senelerin tecrübesi ve birikimiyle, tabii ki kitaplara da bakarak, bu ders notu hazırlanmıştır.

Okumaya devam et
  8446 Hits
  2 yorum
8446 Hits
2 yorum

EGO SAVUNMA MEKANİZMALARI veya PSİŞİK ADAPTASYON MEKANİZMALARI

Sigmund Freud’un kendisi Ego Savunma Mekanizma­la­rı’nı anlatan özel bir kitap yazmamış, bu işi, kızı An­na Freud’dan başlayarak, takip­çile­ri gerçekleştirmişlerdir (Freud A 1946, 1986).

Bu özetin daha ayrıntılı ve incelikli olanı Psikanaliz'in Psikanalizi ve Kişilik Gelişimi kitabımda yayımlanacaktır (bu başlık değişebilir).

 

İnsanoğlu sürekli ileriye doğru bir gelişim ve bu anlamda bir evrim halindedir.

Kişilikteki bu olan bitenlerin mekanizmasını şu beş esas ana başlıkta toplamak mümkündür:

1. Olgunlaşma Süreci: Emekleme, yürüme, konuşma ve lisanı kullanma becerilerinin kazanılması, cinsel ve saldırganca (agresif) dürtülerle başa çıkma, muhakeme ve karar verme, icraatta bulunma (yürütücü) işlevlerinin gelişmesi... Bunlar iç içe geçmiş ama bir devamlılık arz eden, öğrenmeyle de karışmış olarak yaşanan süreçlerdir ve aşamalı bir şekilde oluşurlar (Epigenetik İlke).

2. Dış Engellenmeler (Harici Hüsranlar: External Frustrations): Çevreden gelen, kişinin kendisinin dışındaki ortamlardan kaynaklanan hayal kırıklıklarının yarattığı çatışma ve üzüntülerdir. Eğer çevrede bir hedef nesnesi mevcut değilse, bir yokluk hali (privation) söz konusudur; böyle bir nesne mevcutsa fakat kişi ona ulaşamıyorsa bir yok­sunluktan (deprivation) bahsedilir.

Okumaya devam et
  14539 Hits
  7 yorum
14539 Hits
7 yorum