Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

EN BAŞTAN...

Önce Rahmetli Halûk Kurdoğlu Eniştem'in tercümesiyle tekrar işe başlayalım:

Dün sandım ki ortalık birbirine girecek.

Resmen ve alenen Kürdistan kuruldu ama biz hoplayıp zıplıyorduk.

Tık yoktu; biz dahi yeyip içmekle, muhabbetle vakit geçirdik.

Demek ki bu memleketin Doğu'sunu unutmuşuz.

Anlaşılıyor ki bütün beyin yıkama taktikleri başarılı olmuş ve sâdece Gezi Parkı ve ODTÜ kalmış aklımızda...

Demek ki hâlâ utanmadan "Avrasya Maratonu'nda köprünün rezonansının ne olacağından" başka merak edeceğimiz bir şey kalmamış; toplu hipnozla beynimiz boşaltılmış...

Hâttâ hâlâ Schumann rezonansıyla yeryüzü ile yatıp kalkıyorsak...

Damarlarımızdaki asil kan pıhtılaşmış ve kılcal olanlar da aşınmışsa...

Okumaya devam et
  5214 Hits
  2 yorum
5214 Hits
2 yorum

ENGİN ARDIÇ

Yazılarını ikircikli, hâttâ üçürcüklü (ambivalansın üç yönlü olanı karşılığında ben uydurdum) duygularla okuduğum bir yazardır EA.Takdir ederim entellektüel birikimini ama herkese tepeden bakan ve sürekli olarak söven tarafından sıkılır, rahatsız olurum; bir de zamanında kendi yaptıklarını öve öve anlatıp, aynını şimdilerde yapanlara sataşmasına kızarım. Hani Devletlû "öfke bir üslûptur" buyurmuştu ya, EA da "sövmek bir üslûptur" diye takılıyor herhâlde. Kendine benzeyen Hıncal Ağabeyi'ne de şöyle der: <<"kendini demokrat ve liberal ilân eden, üç kâğıtçı, dönek, yalaka, yağcı enteller>> olduklarını söylüyor, "niyetim hiçbir zaman hakaret etmek olmadı diyerek etmediği küfrü bırakmıyor ama...

İçinde "orospu", "anasını avradını", "eşek seçmen", "pezevenk", "zilleri nerenize saklayacaksınız" gibi lâfların geçmediği makalesi pek azdır. Meselâ tipik bir makale sonlandırışı:

Okumaya devam et
  3670 Hits
  0 yorum
3670 Hits
0 yorum