Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Mustafa Altıoklar'dan "Mustafa" Yorumu

"Mustafacan" HAKKINDA HER ŞEY.

Can'ı tanırım.

Uzun yıllara dayanan bir sevgi vardır aramızda -sanırım karşılıklı-.

Bilirim ki Can'ın içinde kötülük yoktur. Şâirin dediği gibi, "vallahi yoktur". Mes'ele, sinema dilini bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Sinemanın öyle bir dili vardır ki kendine özgü, "şeytan ayrıntısında gizlidir" o dilin. Bilebilseydi Can, şeytanın gizlendiği sinematografik ayrıntıları, adım kadar eminim ki düşmezdi sâfiyetin tuzaklarına, "Mustafa'da "düştüğü gibi. Ne sevgi dağlarının doruklarındaki pamuklu tahtından olurdu, ne de ülkenin gündemi saçma sapan savunmalara karşı, saçma sapan savunmalarla işgâl edilirdi.

"Mustafa" vizyona girdiği andan itibâren, gerek seyircilerin, gerekse yazarçizerlerin kopardığı fırtına çerçevesinde sâdece belgesel içeriğiyle değerlendirilmiş, eleştirilmiştir. Bir başka deyişle değerlendirme "yarım" yapılmıştır. Çünkü sinematografik estetik bir filmin izleyende bıraktığı "tortunun" esas belirleyicisidir. Can Dündar'ın "Mustafa" adlı belgesel filmi de her biyografik belgeselde olduğu gibi, iki ana başlıkla analitik mercek altına alınmalıdır.

(I) Sinematografik Estetik

(II) Belgesel İçerik

(I) Sinematografik Estetik.

Okumaya devam et
  6695 Hits
  0 yorum
6695 Hits
0 yorum