Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

PSİKANALİZ YANILGISI-3!

MELANIE KLEIN

MEMELERE ÖNEM VEREN BİR KADIN

Bu kısım, MELANIE KLEIN by Robert M. Young (http://www.psychoanalysis-and-therapy.com/rmyoung/pubs.html ve http://www.psychoanalysis-and-therapy.com/human_nature/ksej/index.html ve Hinshelwood (1989) kaynaklarından ve diğer eserlerden faydalanarak yazılmıştır.

Orta sınıftan bir Yahudi olan Moriz Reizes 37 yaşındayken ilk karısından boşanarak âilesinden bağımsızlığını ilân eder ve tıp eğitimi almaya başlar. 40 yaşına geldiğinde 25 yaşındaki Libusa Deutsch ile evlenir. Charles Darwin’in öldüğü sene, Marx’ın vefatından ise 1 sene önce ve Freud henüz 26 yaşındayken, 30 Mart 1882’de Viyana’da Melanie Rizes Klein isimli kız evlâdı dünyâya gelir. Artık doktor olmuş Moriz Reizes’in ve ikinci eşi Libussa Deutsch Reizes’in dört çocuklarından en küçüğü olarak, Klein, ileride doğumunun plânlanmamış olduğunu düşünecek, bu da ebeveyni tarafından istenmediği ve reddedildiği duygularına yol açacaktır. En büyük kızı Emilie’yi en çok kayıran babasına karşı kendisini özellikle uzak hisseder. Dünyâya geldiği zamanlarda, babası uzun süredir erken ortodoks Yahudi eğitimine karşı çıkan ve herhangi bir dine âit görevlerini yerine getirmeye son vermiş olan bir adamdır. Sonuç olarak, ne din düşkünü ne de din karşıtı olan bir âilede yetişir.


Gençliği

Annesi Libusa Deutsch-Reizes, oldukça güzel, etkileyici ve dinamik bir kadındır. Liberal bir ortamdan gelmiştir. Melanie ve annesi arasında, oldukça karmaşık ve ambivalan bir ilişki var gibi gözükür. Phillis Grosskurth’un çalışmalarından öğrendiklerimize göre, bu iki kadın arasında, ileride Melanie Klein’ı, Ferenczi’nin ve sonra Karl Abraham’ın divanına taşıyacak depresif epizodlarla sonuçlanan yoğun bir gerilim yaşanmaktadır. Bu güçlüklere rağmen, Melanie, hayatının sonuna doğru yalnız kalan annesini evine dâvet eder. Mutsuz ve sıkıntılı bir evlilik hayatının içinde bulunduğu o dönemde, uzun ve zorlu bir hastalık süreci boyunca 1914’deki vefatına kadar annesinin yanında olması huzurunu daha da bozmuştur.


Melanie Klein, olgunluk seneleri

Bütün çocukluğu süresince, işlerini kerhen yapan ebeveynini gözlemler. Babası Yahudi bir doktor olarak iş bulmanın güç olduğu o günlerde önemli ekonomik güçlükler yaşamaktadır. Bu sebeple de, kadının çalışması o dönemin geleneklerine aykırı olsa da, çocukların eğitimine katkıda bulunabilmek amacıyla annesi bitkiler ve sürüngenler satan bir mağaza işletmek zorunda kalır; yılanlardan tiksinen biri için oldukça zor hâttâ aşağılayıcı ve korku dolu bir iştir bu!

Babasının hekim olarak yetersiz gelirine rağmen, Melanie, hekim olmayı arzular. Babası tababetle hayatını kazanmaya çabalayan bir hekimdir, sonunda bir diş doktorunun asistanı olarak göreve atanır. Melanie beş yaşına geldiğinde ellerine geçen bir mîras sâyesinde, Dr. Reizes bir diş hekimliği muayenehânesi açar ve bu yeni iş alanında başarılı olur. Esasen önemli entellektüel birikimi olan bir adamdır. Ancak, Melanie doğduğu sıralarda ellili yaşlarındadır ve vaktinin büyük kısmını çalışarak geçirmek zorunda kalmıştır. Büyük kızlarına olan ilgisini hiç gizlemez. Öldüğü sırada, Melanie 18 yaşındadır ve babasına ancak ölümünden önceki son yıllarda yaklaşabilmiştir.

Klein’in erken dönem ilişkileri ya sağlıksızdır ya da trajediyle sonlanır. Kendisini soğuk ve uzak gördüğü yaşlı babası tarafından ihmâle uğramış, öte yandan ambivalan olduğu ve ideâlize ettiği annesi tarafından da boğulmuş hisseder. Kendisinden 4 yaş büyük olan ve ona aritmetiği ve okumayı öğreten kız kardeşi Sidonie’ye karşı özel bir yakınlık hisseder. Ne yazık ki, Klein küçükken yaşındayken Sidonie hayatını kaybeder. Klein, Sidonie için yas sürecini aşamadığını ileriki yıllarda ifâde edecektir.

Okumaya devam et
  9534 Hits
  2 yorum
9534 Hits
2 yorum

PSİKANALİZ YANILGISI-2!

WILHELM REICH

ORGAZMA MEDYUN, KEŞİF VE İCAT MERAKLISI BİR ADAM

(24 Mart 1897 - 03 Kasım 1957) Avusturyalı-ABD’li psikiyatr ve Psikanalist olup, psikiyatri tarihinin en radikal isimlerden biridir.

Faşizmin Kitle Psikolojisi (The Mass Psychology of Fascism) ve Kişilik Çözümlemesi (Character Analysis) gibi çok bilinen ve dikkate değer kitapların yazarı (her iki kitap da 1933 yılında neşredilir), Sigmund Freud’un talebelerinden biridir. Jung ve Adler’in aksine, Freud’un cinsellikle ilgili tezlerini daha ilerilere götürmeye çalışmıştır.

Reich, 1920’lerde Freud’la birlikte çalışır. Hayatının büyük bölümünde hatırı sayılır bir analist olarak tanınır. Kişisel nevrotik semptomlar yerine karakter yapısına odaklanır. Ergenlik dönemi cinselliği, evlilik dışı cinsel ilişki, doğum kontrol hapı ve kürtaj yolu ile doğum kontrolü ve kadının ekonomik bağımsızlığını kazanması gibi önemli konulara önayak olur.

Çalışmaları, Saul Bellow, William Burroughs, Paul Edwards, Norman Mailer ve AS Neill gibi birçok entellektüeli etkiler ve ayrıca Fritz Perls’in Gestalt Terapisi, Alexander Lowen’in Biyo-enerjetik Analiz’i ve Arthur Janov’un İlksel Çığlık Terapisi (Primal Scream Therapy) gibi birçok akımı da etkiler.

Wilhelm Reich

Wilhelm Reich, hastalarda ortaya çıkan nevrozların fiziksel, cinsel, ekonomik ve sosyal şartlardan kaynaklı olduğunu savunarak Marksizm ile Psikanaliz’i bağdaştırmaya çalışır. Ruhsal hastalıkların tedavisinde cinselliği bir tedavi aracı olarak kullanır, başarı sağladığını iddia eder ancak gelen tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kalır. Hayatının sonraki dönemlerinde hem hayranlık duyulan hem eleştirilen tartışmalı bir kişi hâline gelir.

Orgazm esnasında yayılan ORGONE adını verdiği ve “çoğu insanın Tanrı dediği bir ilkel kozmik enerji keşfettiğini” söyler. Sağlıklı bir hayat için gerekli olduğunu düşündüğü bu enerjinin atmosferden toplanarak depolanması amacıyla telefon kulübesi boyutlarında olan Orgone Enerji Akümülatörü’nü icat eder. Nezle, iktidarsızlık ve kanser gibi hastalıkları tedavi ettiğini düşündüğü bu buluşu gazetelerde “seks kutuları” adıyla neşreder.


Orgone Energy Acumulator

Reich’in Hür Sekse Kavuşmuş Kadınları: http://www.guardian.co.uk/books/2011/jul/08/wilhelm-reich-free-love-orgasmatron

Wilhelm Reich’in ciddi bir psikiyatrik tablo (pek muhtemelen hem kişilik sorunu hem de psikotizm boyutu olan) içerisinde olduğunu anlamak için başka delile ihtiyaç var mı? Bakalım…

Kaçıncı Reich?

Hayatının sonraki dönemlerinde hem hayranlık duyulan hem eleştirilen tartışmalı bir figür hâline gelir.

Seans esnasında hastaya dokunarak veya hastaların içlerindeki orgaztik yeterliliğini (orgastic potency) geliştirmek amacıyla iç çamaşırlarıyla, hâttâ çırılçıplak hâlde seansa girmeye teşvik ederken Klâsik Psikanaliz’in bâzı tabularını da ihlâl eder.

Reich, 1933 yılı ocak ayında Hitler başbakan olduğunda, Almanya’dadır. 2 Mart 1933'te Völkischer Beobachter adlı Nazi gazetesi, Reich’in, Gençlerin Cinsel Mücadelesi (The Sexual Struggle of Youth) adlı kitabı hakkında şiddetli bir tenkit ve hücum yazısı neşreder. Bu yazı üzerine Reich derhal Viyana’ya, oradan İskandinavya’ya ve sonunda 1939’da Amerika Birleşik Devletleri’ne göçer.

mbed]

Hayat filmini biraz geri saralım…

Okumaya devam et
  11719 Hits
  4 yorum
11719 Hits
4 yorum

TÜRKİYE’YE NE OLACAĞIYLA İLGİLİ KANAATLERİM-1

Değerli Mekâncılar,


Ouroboros

En kısa ve özet olarak tahminlerimi yazacağım:

-Türkiye’de büyüsel düşünce gâyet bilinçli olarak yerleştirilerek, akılcılık öldürülmektedir.

-Gelişim nörobiyolojisine ve psikolojisine tamamen ters düşecek bir şekilde, 5 yaşındaki çocuklar ilkokula başlatılmakta ve beyinleri “din” adına hurafelerle yıkanmaktadır. Hâlbuki Hollanda’da dahi bu başarılamadığı için vaz geçilmiş olup, en erken 6 yaşta (o da anaokulu eğitimi iyi verilmiş olması şartıyla) ilkokul başlanır; bir çocuğun akılcı düşünceye kavuşması en erken 7, sosyal empati kurabilmesi ise 9 yaşta mümkündür.

-Tamamen aynı mekanizmayla insanları peşinden sürükleyen dogmatik vasıflı Komünizm, Ateizm, Diyalektik Materyalizm gibi ideolojik dinlerle, bilim-dışı bir safsata olan Psikanalizle de genç psikiyartların, psikologların, psikolojik danışmanların, tıb talebelerinin, hâtta hemşirelerin beyinleri yıkanmaktadır. Gelecek nesillere sağlık hizmetini verecek olan kadrolar bunlar olacaktır.

-Bunlara muhalefet etmenize veya eleştirmenize de asla müsaade edilmemekte, eleştirel bir konferans vermeniz dahi engellenmektedir.

Okumaya devam et
  5014 Hits
  1 yorum
5014 Hits
1 yorum

DR. MUSTAFA MERTER VE HOMOSEKSÜALİTE HAKKINDA

Geçenlerde HABERTÜRK’te homoseksüalite, biseksüalite ve bunların “tedavisi” hakkında bir kitap tercümesi neşreden Dr. Mustafa Merter, Freud ve Jung’un homoseksüaliteyi bir hastalık olarak gördüğünü, Amerikan Psikiyatri Birliği ve Dünyâ Sağlık Teşkilâtı’nın yanıldığını söylemişti. Kanaldakiler de buna pek inanmayıp beni alelacele yayına çağırıp, ehli vukufluk (ânında sözlük: bilirkişilik) yaptırmışlardı.

Ben de bu zatların “ikisi de biseksüeldir” deyip karşı çıkmıştım. Köşeye sıkışınca da, hastalık kelimesini “rahatsızlık” ile ikame etmişti.

Hulki Cevizoğlu da her şeyi olduğu gibi, bu konuyu da çok iyi bildiği için aklı sıra benimle kafa bulmuştu ertesi günkü yazısında. Ben de cevabını vermiştim.

Okumaya devam et
  13466 Hits
  2 yorum
13466 Hits
2 yorum

BİLİMSEL METODOLOJİ NEDİR?

Bir bilginin (knowledge) bilimsel olabilmesi için nesnel (objective) bilgi olması gerekir.

Bunun için de önce tasvir edilmesi (betimleme: description), sonra târif edilmesi (tanımlama: definition), akabinde ölçülmesi (measurement) ve nihâyette tasnif edilmesi (sınıflama: classification) icap eder. Bu şekilde elde edilen bilginin bir "bir işe yarama potansiyeli" olması gerekir ki üzerinde çalışılmaya değsin.

Bu safhalardan geçmeyen bilgiler ve onların temsil ettiği varlıklar özneldir (subjective), dogmatik vasıflıdır ve bilimin târifi ve metodolojisi dışındadırlar. Bunlar inanç, itikat veya îmân konusudur; değiştirilemez, tartışılamaz çünkü aşağıda anlatacağımız şekilde sınanamazlar. Dinî, metafizik ve mistik bilgiler bu özelliktedir. Bunların bilime enjeksiyonu ancak kaos yaratır.

Daha sonra bu bilgiden hareketle bir ön fikir (assumption: zan) üretilir; yâni "zannedilir". Bu ön fikir mevcut bulgular, teoriler (theory: kuram) ve varsayımlarla mukayese edildikten sonra bir varsayım (hypothesis) ortaya atılır. Bu hipotezi test edip geçerli (valid), güvenilir (reliabl) kılabilmek için bir araştırma deseni (design) inşâ edilir. Eğer bu iş için kullanacağımız gereçler (tool) geçerli ve güvenilir değilse, önce bunlar tasarlanıp geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılarak kullanılabilir hâle getirilir. Önceden bu aşamalardan geçmiş araçlar mevcut ise tabii ki kullanılabilir.

Okumaya devam et
  17354 Hits
  2 yorum
17354 Hits
2 yorum