Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

SON GÂZİ YÂKUP SATAR ALLAH'A KAVUŞTU

Şu anda televizyonda son gâzinin, 6 çocuğundan 50 torun sâhibi olan 110 yaşındaki Yâkup Satar'ın Eskişehir'deki Hacı Seyit mahâllesinde oturduğu evinden vefat haberini seyrediyorum. Öyle vasiyet etmiş, evimde öleyim demiş. Nasibini bulmuş. Torunu diyor ki "bugün benim de doğum günüm; kulağıma ilk Kurân'ı o okumuş; hep bana hayatını, yaşadıklarını, kıymetini bilmemiz gereken şeyleri anlattı".

Devletlû'nun riya dolu mesajı okunuyor. Hayret, "Türk üst-kimliğinin büyük koruyucusu" filân demiyor. Belki de sürmenaj olmuş, Atatürk'ten de bahsediyor!

Akabinde de gene gene gene o konuşuyor; "AB'ye girmek için lütuf, iâne istemiyoruz" filân diyor. Halkımızın %99'unun Müslüman olduğunu, AB'nin bizimle zenginleşeceğini, bizim girmemizi yürekten desteklediklerini falan anlatıyor.

Ergenekon diye Türklüğü öldürme operasyonunun bu memleketteki ayağının mimarı gene gene gene konuşuyor!

Ne de olsa o bir politikacı; tam bir politikacı.

Gerekçesi ve esası ne olduğu belirsiz, "yüz binlerce sayfa kanıt var, ancak yazarız" denen operasyondan sonra yaşattırıldıkları stresten dolayı 80 küsur yaşındaki İlhan Selçuk zatürre (pnömoni) olup Amerikan Hastânesi'ne yatıyor, 70 yaşındaki Kemâl Alemdaroğlu hipertansiyon sebebiyle Alman Hastânesi'nde 4 gün kalıyor. Mütareke medyasının "susma hakkını kullandı" dediği Kemâl Alemdaroğlu'nun aslında böyle bir şey yapmadığını, sâdece ne için gözaltına alındığını anlayamadığı ve kendisine sorulacak suâl bulunamadığı, neyle suçlandığını kestiremediği için konuş(a)madığını öğreniyoruz!

Okumaya devam et
  3965 Hits
  0 yorum
3965 Hits
0 yorum