Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

GÜRBÜZİTE ve OBEZİTE: HEM BEDENSEL HEM DE RUHSAL BİR HASTALIK

Hayatı boyunca sık sık hastalanan, sabahları erken kalkamayan, 1649 yılında, zamanın İsveç Kraliçesi Christina'nın dâvetiyle Stockholm'e yerleşen bir adam vardı. Kraliçe'nin, kendisinin uyanık olmaya hiç alışık olmadığı sabah beşte yaptırdığı dersler ve soğuk iklim yüzünden İsveç'e gelişinin birkaç ay sonra, 11 Şubat 1650'de zatürreden dolayı hayata veda eden bu adamın, yâni René Descartes'in felsefeye de, bilime de büyük etkileri olmuştur.

René Descartes

Descartes'e göre rûh fizikî değildir ve farklı bir varlıktır; bu sebeple vücuttan ayrı olarak tasavvur edilebilir. Rûh kavramı biçimde "şuûr, zihin" gibi kavramlarla iç içedir. Rûh, içimizdeki "düşünen bir şey"dir. Aklî yeteneğe sâhip olan rûh, çakışan psikolojik bağlantılar sâyesinde zihinsel aktivite gösterebilmekte, fakat bu onun için de bir "gereklilik" arz etmemektedir; psişik yapı ve bunu oluşturan fiziksel organ ve kavramlar ve hâttâ vücut olmaksızın var olabilir, düşünebilir. Rûhun bütünlüğü herhangi bir fizikî engel veya yetersizlik sebebiyle bozulmaz. Bu rûh-beden ikiliği anlayışına Kartezyen düalizm denmiştir.

Okumaya devam et
  3881 Hits
  0 yorum
3881 Hits
0 yorum