Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Necmettin Erbakan Hapse Girdi. YERSENİZ!

Vikipedi'den özetle Necmettin Erbakan'ın hayatına şöyle bir göz atalım: TC Başbakanı. Görevde kalış süresi 28 Haziran 1996 - 30 Haziran 1997. Önce gelen: (MKD: Sıkı durun) Mesut Yılmaz, sonra gelen: (MKD: Daha da sıkı durun) Mesut Yılmaz. Doğum 29 Ekim 1926 Sinop, Türkiye. Siyasî partileri: Millî Nizam Partisi, Millî Selâmet Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi.

Minik Necmettin, Hâkim Mehmet Sabri ile Kamer Hanım'ın oğlu olarak dünyâya gelmiş. Baba tarafı Adana'nın Kozan ilçesinin tanınmış âilelerinden; yâni Necmettin tam bir Beyaz Türk, Akbudun'dan yâni; acaba etnik kökeni ne? Buna http://vatan.wordpress.com/2007/05/01/sadece-okuyunobjektif-biyografi-prof-dr-necmettin-erbakan/ web mekânında şöyle bir cevap verilmiş:

Necmettin Erbakan Kozanoğulları soyundandır. 1800'lü yılların son döneminde Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgelerinde asırlarca hüküm süren Kozanoğulları Beyliği'nden gelip İstanbul'a yerleşen ve Sultan Abdülhamid'e yakınlığı ile bilinen Hüseyin Bey'in torunudur.

Dolayısıyla "Necmettin Erbakan Türkiye'nin "Saraylılar" diye adlandırılan bir âilesinden geliyor. Baba tarafı 19. Asır sonlarında Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgelerinde hüküm süren Kozanoğulları'ndan. Dedesi Kozanoğlu Hüseyin Bey, İkinci Abdülhamit döneminde saraya yakınlığı ve bağlılığıyla tanınan bir zattır.

Okumaya devam et
  9143 Hits
  5 yorum
9143 Hits
5 yorum

DEVLETLÛ NEDEN ÖFKELİ VE GÖZÜNE NE OLDU?

Bu yazımı genç ve yetenekli, şâir ve yazar bir meslekdaşımın, Psikiyatr Cemal Dindar'ın, Devletlû'yu tahlil ettiği kitabı anlattığı mülâkatına ayırıyorum.

Cemal (MKD: bana kalsa Cemâl diyeceğim ama bâzı çok özel nüanslar var), Bakırköy'den ihtisaslı. Cerrahpaşa İngilizce Tıp Fakültesi'ni benim doçent olduğum sene bitirdiği için hocası olamadım.

Psikanalizle ve Diyalektik Materyalizm'le yakinen ahbap ve soyadından zannedileceği gibi de değil pek; yâni dindar ama Diyalektik Materyalizm mü'mini, Alevî kökenli. Oldukça dürüst, Hakikati araştıran, kıvrak bir zekâsı var fakat her şey hakkında çok kesin konuşuyor çünkü Psikanaliz dinine de yürekten bağlı ve analizlerini ona göre yapıyor.

NAL ve aşağıda bahsi geçen kitaptan sonra yazdıkları bana "misyon", hâttâ "fabrikasyon" kabilinden geldi. Belki daha az yazıp, daha çok okumak alternatifini de kullanabilir ama herkes kendi kaderini çizer...

Şimdi, sizleri onunla Aydınlık'ın yaptığı mülâkat ile baş başa bırakıyorum.

Not: Tek emin olamadığım husus, Devletlû'nun saralı (epileptik) olup olmadığı; tamam, yaşadığı bayılmalar dissosiyatif konversiyonlara benziyor ama meselâ son göz hastalığının neden bir türlü geçmediği, aslında gözünün morardığı, bunun da düşme veya benzeri bir travmaya bağlı olduğu iddiaları var. Her hâlükârda, bu "halk adamının" neden Swarosky ve Bulgari marka gözlükler almak gibi bir siyasî garâbet (başka kelime kullanırsam hakarete girecek) sergilediğini aşağıdakileri okuyunca daha iyi anlayacaksınız.

***

Dr. Cemal Dindar, "bi'at eden öfkelidir" diyor. Gerçekten de Erdoğan'ın hayatını bu iki kelime çok güzel özetliyor.

Önce ayakkabılarını öpme derecesinde babaya, sonra Erbakan'a ve tarikat şeyhlerine ve en sonunda da ABD'ye bi'at. Ve sonuç, sıklıkla yoksullara, işçiye, köylüye, esnafa patlayan bir öfke. İşte inceleyip kitabını yazan Dr. Cemal Dindar'ın değerlendirmesiyle Tayyip Erdoğan'ın ruh hâli. Dr. Cemal Dindar'ın kitabının tam adı, "Bi'at ve Öfke-Recep Tayyip Erdoğan'ın Psikobiyografisi". Psikiyatr Dindar uzun zaman takip edip inceledikten sonra yazmış bu kitabı.

Dindar'ın Bakırköy Akıl Hastânesi'nde çalışmaları sırasında ruhsal sorunlu hastaların yazı ve şiirlerini derleyerek oluşturduğu "Bir Akıl Hastanesinin Hâtıra Defteri - Nal" adlı bir kitabı ve yine toplumsal psikoloji üzerine "Politik Psikolojinin Cinleri" ile "Deliliğin Resimli Sivil Tarihi - Yuvasız Kuşlar Gibi" adlı kitapları da bulunuyor. Dr. Cemal Dindar'la Recep Tayyip Erdoğan'ın ruh hâlini konuştuk. (AYDINLIK DERGİSİ).

Okumaya devam et
  4840 Hits
  1 yorum
4840 Hits
1 yorum

BANU AVAR İŞTEN ATILDI + KÜRTLER PKK'NIN KAYITSIZ ŞARTSIZ AFFI VE HAKEMLİK İÇİN FRANSA'DA İLÂN YAYINLADI.

Sonunda bu da oldu ve TRT, Banu Avar'ın hazırladığı ve 4 yıldır devam eden Sınırlar Arasında programına son verdi. Bu yıl 18 bölüm için anlaşma yapıldığını, 8'inin yayınlandığını söyleyen Banu Avar, "bekliyordum zâten ama tam kurgunun ortasında, sezonun bitmesine bir program kalmışken apar topar kaldırılması bizi hayretler içinde bıraktı. Kurgu sırasında işten atılmak şoke edici" demiş.

Programına son verildiğini Haber Dâiresi Başkanı Ahmet Çavuşoğlu'ndan gelen bir yazılı açıklamayla öğrenmiş. Bu şekilde sezonun son bölümü olan "Büyük Ortadoğu ve Asya Projesi" programının yayının engellendiğini kaydeden Avar şunları söylemiş: "İbrahim Şahin geldiği zaman istifamı kendisine sunmuştum. Çok ağır baskılar altında çalıştığımı anlattım ve devam edemeyeceğimi söyledim. Bana 'Nedir isteğin?' dedi. Çok zor hazırlanan ve önceden hazırlığı yapılması gereken bir program olduğu için sözleşmemin bir sene uzatılmasını istedim. Kabûl ettiler. Ancak 7/8 programım daha önce sansüre uğramıştı. Bâzı programlarım, ülkelerin büyükelçilerinin isteğiyle yayından kaldırılıp sonra tekrar halkın isteğiyle yeniden konulmuştu. İsrail'de 'Duvarlar'ı aktardım ve 'İsrail Büyükelçisi alınır, üzülür' diye kaldırıldı. Vatikan programı, Vatikan Büyükelçisi'nin isteği üzerine yayına konulmadı. Avrupa veya Amerika'yı öven bir yayın yapsaydım eminim bugün işimin sâhibiydim".

Bilmeyenler için söyleyeyim, Banu Avar Batı'yı çok iyi tanıyan ve rafine bir Türkiye sevdâlısıdır. Yakında Ergenekoncu diye içeri atarlarsa hiç şaşırmayın!

***

DTP Genel Başkan Vekili ve Mardin Milletvekili Emine Ayna, partilerinin kapatma davasında terörist başı Abdullah Öcalan'ın avukatlarının da müdÂhil olarak katılacağını açıkladı.

Okumaya devam et
  4100 Hits
  0 yorum
Etiketler:
4100 Hits
0 yorum

AKP KAPATILACAK MI?

Önce Yeniçağ Gazetesi'nde Sabahattin Önkibar imzasıyla neşredilen bir tahlili nakledeceğim.

***

Kapatılma davası sonunda olacaklar ve olmayacaklar?

(Sabahattin Önkibar, Yeniçağ, 12.5.2008)

1) AKP'ye açılan kapatılma davası siyasîdir.

2) Yüzde 47 oy ile iktidar olan bir partiye dava açılması bireysel bir teşebbüs olamaz.

3) Açılan dava, bir büyük siyaset mühendisliği projenin eylemli ilk adımıdır.

4) Bu proje her hâl ve şartta başarıya ulaştırılacaktır.

5) Davanın ardında AKP'nin etki alanının dışında olan devletin tamamı vardır.

6) AKP'ye kapatılma davasının açılacağı ya da operasyon yapılacağı Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi ile kesinleşmiştir.

7) Cumhurbaşkanlığı makamı cumhuriyeti kuran irade için bayrak gibi önemlidir.

8) Cumhurbaşkanlığına Abdullah Gül'ün seçilmesinin dışında, devlette yapılan ideolojik kadrolaşmalardan yeni İslâmcı zengin bir zümrenin yaratılmasına, medyanın ele geçirilmesinden polisin askere karşı alternatif bir silâhlı devlet gücü şekline dönüştürülmek istenmesine, Kerkük'ün statüsünün AKP hükümetince önemsenmemesinden ABD'nin dayatması ile K. Irak'ta bağımsız bir Kürt devletine razı olunmasına ve de Kıbrıs'taki teslimiyete kadar pek çok neden kapatılma davasının gerçek gerekçeleridir.

9) Türban, lâikliği sabote anlamında önemlidir, ancak gerçek fonksiyonu açılan davaya ambalaj olmasıdır.

10) AKP mutlak şekilde kapatılacaktır. Kapatılmama ihtimâli binde bir bile değildir.

11) Tayyip Erdoğan dâhil 40 kişinin tamamına yakınına siyaset yapma yasağı getirilecektir.

12) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için de yasak kararı çıkacaktır.

13) Çıkacak yasak kararı sonrasında Abdullah Gül'ün Çankaya'da kalıp kalamayacağı tartışmaya açılıp Gül'ün istifa etmesi istenecektir.

14) Kapatılma kararı ile beraber sümen altında tutulan yolsuzluk bombaları bir bir patlatılıp AKP cenahında panik yaratılacaktır.

15) Somut yolsuzluk dosyalarının ifşası ile beraber yargı Tayyip Erdoğan için ardı ardına davalar açacaktır.

16) İşe tam bu süreçte dalgalanacak olan AKP grubundan kopmalar olacak ve yeni siyasî oluşumlar AKP'den kopanların ekseninde şekillendirilecektir.

17) Yasaklar veya istifalarla Anayasa gereği zorunluluk hâline gelecek olan ara seçime işte böylesine dalgalı ve parçalı tablolarla gidilecektir

18) Bâzılarının ileri sürdüğü gibi Tayyip Erdoğan bağımsız milletvekili adayı olamayacaktır. Anayasa Mahkemesi buna set çekecektir. Erdoğan'ın bağımsız adaylığına izin verilmesi kapatılma projesinin ters yüz edilmesi olacağından böyle bir şeyin olma ihtimali yüzde bir bile değildir.

19) AKP'den ilk etapta ANAP ve liberal patentliler ayrılacaktır. Bunu Abdullatif Şener'le irtibatı olan az sayıdaki Millî Görüşçüler izleyecektir. Ardından ılımlılar da bir bir kopacaktır. Erdoğan'ın etrafında Güneydoğu kökenlilerle yakın çevresi kalacaktır.

20) AKP içinden yeni oluşuma doğum için Abdüllatif Şener ve Köksal Toptan'ın dışında Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu ve Ali Çoşkun üçlüsü de ortak olarak zemin yokluyor. Bu üçlüye yine çok ünlü bir AKP'li isim perde gerisinde destek oluyor ve hâttâ taktik veriyor.

21) Erdoğan'ın muhtemel emanetçisi Ali Babacan veya Mehmet Ali Şahin olacak.

22) Mahallî seçim sürecinde İstanbul belediyesindeki yolsuzluklar için yayın sağanağı başlayacak ve bu şekilde Tayyip Erdoğan'ın en büyük kalesi düşürülmeye çalışılacak. Dahası, Tayyip Bey'in emanetçiye teslim edeceği yeni partinin oyları da düşürülmeye çalışılacak.

23) Tayyip Erdoğan efsanesinin tamamen sönmesi için açılacak davalar bağlamında yargı kararı beklenecek. Bu şekilde bir mahkûmiyet durumunda Erdoğan tarih olacak.

24) Bir aksilik olur da ters bir süreç şekillenirse (hiç arzu etmesek de) demokrasi perdesi bir süreliğine inecektir.

NOT: Bunlar temenni değil, bilgiye dayalı analizimizdir.

Okumaya devam et
  3746 Hits
  0 yorum
3746 Hits
0 yorum

BAHAÎLİK ve "YENİ PEYGAMBER" FETHULLAH GÜLEN

Neler olup bitiyor diye pathique (pre-paranoyak), ve skeptic (kuşkucu) bir şekilde tecessüsle tefekkür ederken kafamda bir ampûl yandı ve kendisine ecnebi medyada "prophet" yâni peygamber dendiğinde kıvıran, "aman efendim estağfurullah" filân diyen Fethullah Hocaefendi Hazretleri'nin neden ve niçin emperyalizmce desteklendiği, oyunun altında ne yattığı ile ilgili bir aydınlanma yaşadım.

Tabii ki bu tür ilhamlara hep şüpheyle bakmak lâzım ama taşlar fena hâlde yerli yerine oturuyor aşağıda anlatacaklarımı düşününce.

Önce "Bahaîlik nedir" mevzuunda internet mahreçli derli toplu bilgi arz edeyim:

***

http://www.dunyadinleri.com/Bahaîlik.html 12.05.2008 22:25

BAHAÎ DİNİ

1800'lerde İran'da Mehdi inancının uzantısı olarak doğan Babîliğin bağımsız dine dönüşmüş biçimi. Bütün dünyada inananları olan evrensel bir dindir. Bahaî tarihi, 1844'te Bab'ın (Seyyid Ali Muhammed) yeni bir çağın gelmekte olduğunu ve yeni bir Peygamber'in geleceğini ilân etmesiyle başlar. Bahaîliğin kurucusu ve peygamberi, lâkabı Bahaullah olan Mirza Hüseyin Ali, 21 Nisan 1863'te yeni dini ve yeni prensipleri Bağdat'ta sürgünde iken ilân etti.

Prensipleri

İnsanlık âlemi tek bir âiledir

Irk, din, dil, cinsiyet gibi tüm önyargılar kaldırılmalıdır

Tüm dinlerin temeli birdir (şimdilik son din İslâm veya Bahaîlik değildir, gelecekte de dinler gelecektir)

Din bilim ve akıl ile uyum içinde olmalıdır

Kadın ve erkek eşittir

Genel barış için çalışılmalıdır

Evrensel eğitim hedeflenmelidir

Serbest düşünce ile gerçek araştırılmalıdır

Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.

Bahaî dininde tek evlilik (monogami) esastır, kadınlar türban takmak zorunda değillerdir. Tüm dünyâ ülkelerinde değişik ırkî ve dinî kökenden gelme (İslâm, Hristiyan, Yahudi, Zerdüştî, Hindu vs.) Bahaîler vardır. Bahaî dinine göre tüm dinlerin kaynağı ve amacı ortaktır ve birbirine aykırı değildirler. Düşmanlık aracı hâline gelmeleri tarihte insanların dinleri güç elde etme amaçlarına âlet etmelerinden kaynaklanmıştır. Buna göre Bahaîlik'te "eğer din sevgi ve birliğe değil, düşmanlık ve ayrılığa neden oluyorsa dinsizlik daha iyidir. Daha önceki dinlerde olduğu gibi, bundan sonra da insanlara ahlâkî ve ruhanî eğitim sağlamak amacıyla başka peygamberler geleceğine inanılır.

Okumaya devam et
  14416 Hits
  8 yorum
14416 Hits
8 yorum