Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

MUHTEŞEM yâni İBRAHİM MELİH GÖKÇEK ve SAPANCA'DA MEYDAN DAYAĞI

Aşağıda anlatacağım olaylar Patagonya'nın başkentinde geçmiştir. Her ne kadar şahıs ve beldelerin isimleri buraları andırıyorsa da, bu tamamen tesadüften ibârettir.

***

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, Kızılırmak suyunun içilmediği yönünde söylentiler çıkaran muhalefete sürpriz yaptıklarını belirterek, "Ankaralılar 21 günden beri Kızılırmak suyunu içiyor" şeklinde konuştu.

Büyükşehir Belediyesi Basın Merkezi'nde basın toplantısı düzenleyen İbrahim Melih Gökçek, Kızılırmak suyu ile ilgili tartışmaların artık yaşanmayacağına dikkat çekti.

İbrahim Melih Gökçek, suyun verildiğini ilân etmeleri hâlinde bâzı sivil toplum kuruluşlarının yaygara çıkaracağını ifâde ederek, "Kızılırmak suyunu verdiğimiz günü söyleseydik olay büyütülecekti. 3 Ağustos tarihinde Ankara Tabipler Odası haberlerini örnek vermiştim. Su kesintileri yapılınca ishâl vak'aları olacağını duyurdular. Kızılırmak suyunun Ankara'ya verildiği gün ajitasyon yapılacağını söyledim. 21 günden beri Ankaralılar Kızılırmak suyunu içiyor. Kimse bunun farkına varmadı. İshâl vakaları artmadı. Benim bu konuşmamdan sonra bâzı odalar feryâda başlayacak. Bizim suyumuz son derece sağlıklıdır. Koparılan yaygaraların ideolojik olduğu ortaya çıkmıştır" diye konuştu.

Ankaralıların 20 yıl su sıkıntısı yaşamayacağını söyleyen İbrahim Melih Gökçek, günde 750 bin metreküp su verildiğini ve bu suyun tamamına yakınının Kesikköprü'den verileceğini duyurdu. Büyükşehir Belediyesi'nin Kesikköprü projesi ile 10 yıllık programı 1 yıla sığdırdıklarını ifâde eden Başkan "Büyükşehir Belediyesi bu projede 500 TIR'a yakın motor, vantuz ve pompa, 11 bin TIR boru geldi. 80 kilometre kaynak yapıldı. Resmî açılışı yakın bir tarihte gerçekleştireceğiz. İvedik Arıtma Tesisi'nde bir törenle açılış yapılacak. 21 günden beri muntazam bir şekilde suyu vermeye başladık. Ankara'ya hayırlı uğurlu olsun" dedi.

İbrahim Melih Gökçek, Aksaray, Konya ve Şereflikoçhisar'da yaşanan vak'aların su ile ilgisi olmadığını belirterek, "Büyükşehir Belediyesi ASKİ'den ekiplerimizi olay yerlerine gönderdik. Sulardan numûne aldık. Norovirüs denilen bir vak'a. Bu virüs İngiltere'de 2 milyon kişiyi etkiledi. Bunların su ile ilgisi yok" şeklinde konuştu (MKD: Bir virüsün vak'a olduğunu gazetecilik okumuş İbrahim Melih Gökçek'ten öğreniyoruz). İbrahim Melih Gökçek, Ankara'da Kızılırmak suyuyla ilgili bir hastânenin başhekimini aradığını ifâde ederek, Başkent'te bu sene ishâl vakalarının azaldığını öğrendiklerini söyledi. Ankaralılara çağrıda bulunan İbrahim Melih Gökçek, sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanmasını istedi. Kızılırmak suyunun kalitesi hakkında laboratuvar sonuçlarının ASKİ'nin internet sitesinden takip edileceğini kaydeden Gökçek, 180 günlük su bulunduğuna dikkat çekti.

300"}[/embed]

Bir gazetecinin tren garının önüne yapılan alt geçidin ne zaman biteceğiyle ilgili sorusuna Gökçek, "Hafta sonu gar alt geçidini açacağız. Büyükşehir Belediyesi Gar'ın önüne alt geçit yapıyor, muhalefet 'Cumhuriyetin değerlerine saldırılıyor' diyor. Böyle bir mantık olur mu! 35 günde biten bu alt geçit kesinlikle bir dünyâ rekorudur" dedi.

"Niçin 21 gün önce suyun geldiğini açıkladınız" şeklindeki soru üzerine İbrahim Melih Gökçek, "Gazeteler suyun iyi olmadığını iddia ederlerdi. Bir belediye başkanı halka sağlıksız su vermesi için hâin olması gerek. Ben yaparsam yapayım muhalefete yaranamam. Kırıkkale 40 yıldır içiyor. Bir hâdise olmuyor, Şunu iddia ediyorum. Kızılırmak'tan su getiren kim olursa olsun o kişinin heykeli yapılırdı" dedi.

Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, Keçiören Kuşcağız Stadı'nda düzenlenen panayıra katıldı. Ankaralılar'a seslenen İbrahim Melih Gökçek, "geçen sene susuzluktan çok çektik. Su patlamaları dolayısıyla da sizleri biraz üzdük" diye konuştu. Günde ortalama buharlaşma dâhil 1 milyon metre küp su tüketildiğini ifâde eden İbrahim Melih Gökçek, "yâni 150 günlük suyumuz var. Fazla bir su yok. Eğer Kesikköprü'den Kızılırmak suyunu getirmemiş olsaydık, bu sene kesinlikle susuzluk yaşayacaktık" dedi.

İbretlik videoyu seyretmek isteyenlere: http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/448075.asp. Muhteşem, bunları söylerken, şişe suyu içiyor!

30.05.2008'de canlı yayında HABERTÜRK'te 1 Gün Programı'nda Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz'la tartışıyor. Muzaffer Eryılmaz ona "utanmaz, arsız, hayâsız" derken, İbrahim Melih Gökçek de "kendisini târif ediyor diyor": http://www.haberturk.com/haber.asp?id=77418&cat=160&dt=2008/05/30.

Muzaffer Eryılmaz: Biz artık Ankara'da Büyükşehir Belediye Başkanımız'ı tanıyoruz. Bir Melih Gökçek klâsiği ile tekrar karşı karşıyayız. Özür dilemek yetmez. Devletin gücünün yetmediği, aynı partiden olduğu için hesap sormadığı bir Melih Gökçek izliyoruz. Bir yıldır bu suyun sağlığa zararlı olduğu konuşulurken bunu hiç kimseye haber vermeden kullanıma vermesi özellikle çocukların yoksul kesimlerdeki insanlarımızın direkt bu suyu içtiklerini bildiği halde bunu haber vermeden vermek bir nev'î kasıtla insan sağlığına aykırı davranmaktır. Dolayısıyla özür yetmez. Bir de Avrupa Birliği'ne girmeye çalışıyoruz. Orada olsa hemen gerekli kovuşturma yapılır, görevden el çektirilirdi.

Okumaya devam et
  4497 Hits
  0 yorum
4497 Hits
0 yorum

HAYSİYETİMİZ NE SEVİYEDE!

Gazetelerde, televizyonlarda bir haber patladı: Avrupalı Parlamenterler, Türk Dışişleri Bakanı ile Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı PKK yöneticisini, Avrupa Parlamentosu'nda aynı salonda bir araya getirmeye kalkmışlar.Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı PKK'lı Gülabi Dere'nin Avrupalı Parlamenterler'le birlikte tezgâhladığı tuzak, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın Türk diplomatlar tarafından ikaz edilmesiyle ile aşılmış. Olay, Babacan'ın AB toplantıları için gittiği Brüksel'de yaşanmış.

Türkiye ile AB arasında iki toplantı varmış. Bunlardan ilki, Türk Dışişleri Bakanı'nın AB Dışişleri Bakanları ile AB Komisyon binâsında bir araya geldiği, "Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı imiş. Komisyon binasının biraz ilerisinde, Avrupa Parlamentosu binâsında ise, Türk ve Avrupalı milletvekillerinin katılımıyla, "Türkiye-Avrupa Parlamentosu karma komisyon toplantısı gerçekleştiriliyormuş. Babacan, Dışişleri Bakanlarıyla toplantısının tamamlanmasının ardından, milletvekillerinin toplantısına da katılıp, bir konuşma yapmak üzere Avrupa Parlamentosu binasına geçmiş. İşte skandal da burada patlamış!

Avrupalı vekiller, Babacan'ın da katılıp bir konuşma yapacağı toplantıya, Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı PKK'nın yurtdışındaki elebaşlarından Gülabi Dere'yi de dâvet etmişler. Brüksel polisi de, kırmızı bültenle aranan Dere'yi değil tutuklamak, normâl insanların bile izinsiz alınmadığı, pek çok arama ve güvenlik soruşturmasından sonra girebildiği Avrupa Parlamentosu'na kabûl etmiş. Amaç, Türkiye Dışişleri Bakanı ile PKK'lı teröristi aynı salonda bir araya getirip, terör örgütüne bir şekilde "tanınma sağlamaya çalışmakmış.

Babacan daha Avrupa Parlamentosu salonuna girer girmez, Türk diplomatlar tarafından ikaz edilmiş. O da, AP'deki muhataplarına, bu adamla ile aynı salonda bulunmasının mümkün olamayacağını söylemiş. Avrupa Parlamentosu yetkilileri, Babacan'a "Gülabi Dere, salonda sâdece 15 dakika kalıp çıkacak, n'olcak Jesus aşkına, birazcık anlayışlı olun, ayıp ama filân demişler. Allah'tan bebek yüzlü ama yüreği vatan ve millet sevgisiyle dopdolu olan Babacan'ın buna karşı tavrı değişmemiş ve "Allah Peygamber aşkına, o şahıs orada olduğu sürece, o salona girmem diye ısrarını sürdürmüş. Durun, daha bitmedi, bunun üzerine, Avrupa Parlamentosu yetkilileri, salondaki Dere'yi "ikna etmeye çalışmışlar. Terörist, önce çıkmak istememiş, ancak daha sonra, "bir şekilde salondan ayrılmaya "ikna edilmiş.

Gülabi Dere'nin çıkmasının ardında, Avrupa Parlamentosu toplantı salonuna giren Babacan, babalar gibi kükreyerek konuşmasını yapmış ve sert bir ton kullanarak, "senin teröristin, benim teröristim olmaz mesajını vermiş. Bunları işiten Avrupalı parlamenterler rezil kepaze olmuşlar, nerelere sığacaklarını bilememişler, hâttâ henüz AA tarafından resmen onaylanmayan haberlere göre, toplu hâlde intihar etmişler!

Okumaya devam et
  3617 Hits
  0 yorum
3617 Hits
0 yorum

Necmettin Erbakan Hapse Girdi. YERSENİZ!

Vikipedi'den özetle Necmettin Erbakan'ın hayatına şöyle bir göz atalım: TC Başbakanı. Görevde kalış süresi 28 Haziran 1996 - 30 Haziran 1997. Önce gelen: (MKD: Sıkı durun) Mesut Yılmaz, sonra gelen: (MKD: Daha da sıkı durun) Mesut Yılmaz. Doğum 29 Ekim 1926 Sinop, Türkiye. Siyasî partileri: Millî Nizam Partisi, Millî Selâmet Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi.

Minik Necmettin, Hâkim Mehmet Sabri ile Kamer Hanım'ın oğlu olarak dünyâya gelmiş. Baba tarafı Adana'nın Kozan ilçesinin tanınmış âilelerinden; yâni Necmettin tam bir Beyaz Türk, Akbudun'dan yâni; acaba etnik kökeni ne? Buna http://vatan.wordpress.com/2007/05/01/sadece-okuyunobjektif-biyografi-prof-dr-necmettin-erbakan/ web mekânında şöyle bir cevap verilmiş:

Necmettin Erbakan Kozanoğulları soyundandır. 1800'lü yılların son döneminde Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgelerinde asırlarca hüküm süren Kozanoğulları Beyliği'nden gelip İstanbul'a yerleşen ve Sultan Abdülhamid'e yakınlığı ile bilinen Hüseyin Bey'in torunudur.

Dolayısıyla "Necmettin Erbakan Türkiye'nin "Saraylılar" diye adlandırılan bir âilesinden geliyor. Baba tarafı 19. Asır sonlarında Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgelerinde hüküm süren Kozanoğulları'ndan. Dedesi Kozanoğlu Hüseyin Bey, İkinci Abdülhamit döneminde saraya yakınlığı ve bağlılığıyla tanınan bir zattır.

Okumaya devam et
  9428 Hits
  5 yorum
9428 Hits
5 yorum

DEVLETLÛ NEDEN ÖFKELİ VE GÖZÜNE NE OLDU?

Bu yazımı genç ve yetenekli, şâir ve yazar bir meslekdaşımın, Psikiyatr Cemal Dindar'ın, Devletlû'yu tahlil ettiği kitabı anlattığı mülâkatına ayırıyorum.

Cemal (MKD: bana kalsa Cemâl diyeceğim ama bâzı çok özel nüanslar var), Bakırköy'den ihtisaslı. Cerrahpaşa İngilizce Tıp Fakültesi'ni benim doçent olduğum sene bitirdiği için hocası olamadım.

Psikanalizle ve Diyalektik Materyalizm'le yakinen ahbap ve soyadından zannedileceği gibi de değil pek; yâni dindar ama Diyalektik Materyalizm mü'mini, Alevî kökenli. Oldukça dürüst, Hakikati araştıran, kıvrak bir zekâsı var fakat her şey hakkında çok kesin konuşuyor çünkü Psikanaliz dinine de yürekten bağlı ve analizlerini ona göre yapıyor.

NAL ve aşağıda bahsi geçen kitaptan sonra yazdıkları bana "misyon", hâttâ "fabrikasyon" kabilinden geldi. Belki daha az yazıp, daha çok okumak alternatifini de kullanabilir ama herkes kendi kaderini çizer...

Şimdi, sizleri onunla Aydınlık'ın yaptığı mülâkat ile baş başa bırakıyorum.

Not: Tek emin olamadığım husus, Devletlû'nun saralı (epileptik) olup olmadığı; tamam, yaşadığı bayılmalar dissosiyatif konversiyonlara benziyor ama meselâ son göz hastalığının neden bir türlü geçmediği, aslında gözünün morardığı, bunun da düşme veya benzeri bir travmaya bağlı olduğu iddiaları var. Her hâlükârda, bu "halk adamının" neden Swarosky ve Bulgari marka gözlükler almak gibi bir siyasî garâbet (başka kelime kullanırsam hakarete girecek) sergilediğini aşağıdakileri okuyunca daha iyi anlayacaksınız.

***

Dr. Cemal Dindar, "bi'at eden öfkelidir" diyor. Gerçekten de Erdoğan'ın hayatını bu iki kelime çok güzel özetliyor.

Önce ayakkabılarını öpme derecesinde babaya, sonra Erbakan'a ve tarikat şeyhlerine ve en sonunda da ABD'ye bi'at. Ve sonuç, sıklıkla yoksullara, işçiye, köylüye, esnafa patlayan bir öfke. İşte inceleyip kitabını yazan Dr. Cemal Dindar'ın değerlendirmesiyle Tayyip Erdoğan'ın ruh hâli. Dr. Cemal Dindar'ın kitabının tam adı, "Bi'at ve Öfke-Recep Tayyip Erdoğan'ın Psikobiyografisi". Psikiyatr Dindar uzun zaman takip edip inceledikten sonra yazmış bu kitabı.

Dindar'ın Bakırköy Akıl Hastânesi'nde çalışmaları sırasında ruhsal sorunlu hastaların yazı ve şiirlerini derleyerek oluşturduğu "Bir Akıl Hastanesinin Hâtıra Defteri - Nal" adlı bir kitabı ve yine toplumsal psikoloji üzerine "Politik Psikolojinin Cinleri" ile "Deliliğin Resimli Sivil Tarihi - Yuvasız Kuşlar Gibi" adlı kitapları da bulunuyor. Dr. Cemal Dindar'la Recep Tayyip Erdoğan'ın ruh hâlini konuştuk. (AYDINLIK DERGİSİ).

Okumaya devam et
  5105 Hits
  1 yorum
5105 Hits
1 yorum

BANU AVAR İŞTEN ATILDI + KÜRTLER PKK'NIN KAYITSIZ ŞARTSIZ AFFI VE HAKEMLİK İÇİN FRANSA'DA İLÂN YAYINLADI.

Sonunda bu da oldu ve TRT, Banu Avar'ın hazırladığı ve 4 yıldır devam eden Sınırlar Arasında programına son verdi. Bu yıl 18 bölüm için anlaşma yapıldığını, 8'inin yayınlandığını söyleyen Banu Avar, "bekliyordum zâten ama tam kurgunun ortasında, sezonun bitmesine bir program kalmışken apar topar kaldırılması bizi hayretler içinde bıraktı. Kurgu sırasında işten atılmak şoke edici" demiş.

Programına son verildiğini Haber Dâiresi Başkanı Ahmet Çavuşoğlu'ndan gelen bir yazılı açıklamayla öğrenmiş. Bu şekilde sezonun son bölümü olan "Büyük Ortadoğu ve Asya Projesi" programının yayının engellendiğini kaydeden Avar şunları söylemiş: "İbrahim Şahin geldiği zaman istifamı kendisine sunmuştum. Çok ağır baskılar altında çalıştığımı anlattım ve devam edemeyeceğimi söyledim. Bana 'Nedir isteğin?' dedi. Çok zor hazırlanan ve önceden hazırlığı yapılması gereken bir program olduğu için sözleşmemin bir sene uzatılmasını istedim. Kabûl ettiler. Ancak 7/8 programım daha önce sansüre uğramıştı. Bâzı programlarım, ülkelerin büyükelçilerinin isteğiyle yayından kaldırılıp sonra tekrar halkın isteğiyle yeniden konulmuştu. İsrail'de 'Duvarlar'ı aktardım ve 'İsrail Büyükelçisi alınır, üzülür' diye kaldırıldı. Vatikan programı, Vatikan Büyükelçisi'nin isteği üzerine yayına konulmadı. Avrupa veya Amerika'yı öven bir yayın yapsaydım eminim bugün işimin sâhibiydim".

Bilmeyenler için söyleyeyim, Banu Avar Batı'yı çok iyi tanıyan ve rafine bir Türkiye sevdâlısıdır. Yakında Ergenekoncu diye içeri atarlarsa hiç şaşırmayın!

***

DTP Genel Başkan Vekili ve Mardin Milletvekili Emine Ayna, partilerinin kapatma davasında terörist başı Abdullah Öcalan'ın avukatlarının da müdÂhil olarak katılacağını açıkladı.

Okumaya devam et
  4171 Hits
  0 yorum
Etiketler:
4171 Hits
0 yorum