Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

KUŞ GRİBİ GEYİĞİ

Ortada olup bitenler o kadar sür'atle gelişiyor ki, bu yazımda sâdece geyik yapacağım. Israrla ve inatla Ergenekon'dan da bahsetmeyeceğim, tamam mı!

***

"Geyik yapmak" yeni nesillerin bir tâbiri; menşeini bilmiyorum ama cinsellikle uzaktan akraba olduğunu, sûreten de şakalaşmak anlamında kullanıldığını biliyorum ve bütün bunları göze alarak, bir "lapsus Freudien" mâhiyetinde değil, bilinçli olarak "geyik" yapacağım.

Efendim, geçen gün gazetelerden öğrendik ki, kuş gribi sebebiyle karantina altında olan bir köyümüzdeki 17 yaşında yağız bir delikanlı komşusunun tavuğuna sevdâlanmış.

Sevdâsı o derece ileri gitmiş ki, dayanamayıp tavukla cinsî münasebette bulunmuş.

Tavuk da ölmüş. Bu vefatın esbâbı mûcibesi meçhûl. Yâni yumurtlayacak kadar genişleyebilecek büzüğü olan tavuğun vefatının zevkten mi, aşkı memnûnun hicâbından mı yoksa "tecavüzcünün (doğrusu mütecâviz olacak ama neyse, zâten geyik yapıyoruz) yamyamca eğilimlerinin bir sevk-i tabiîsi olarak şettikten sonra bir de kızartıp yemesinden mi neş'et aldığı gazetelerde ifşa edilmemiş. Eğer ilk iki şıktan biri vâki ise, rahmetli gıtgıtgıdağın ismi Memnune olarak yâd edilmeli (geyik).

Köylüler olaydan şüphelenip, ev sâhibi olup da o esnâda İstanbul'da bulunan imama haber salmışlar; o da atlayıp (geyik) evine gelmiş ve sevgili tavuğunun arş-ı âlâya yükseldiğini, bu terfii de komşusu yağız delikanlının hayata geçirdiğini (geyik) anlayınca kendisinden şikâyetçi olmuş. Eğer olmasa, amme (geyik) davası açılır mıydı? Vallahi bilmem. Eşek, köpek gibi hayvanattan dolayı çok hâdise işittik ama tavuk için kuşkuluyum.

Jandarma hâdiseye el koymuş (geyik) ve maktûl de suçunu itiraf etmiş ve ayaktan (geyik) yargılanmak üzere salıverilmiş.

İmdi, bir tıbbiyeli olarak meraktayım, hâttâ endişeliyim. Nelerden dolayı mı?

***

Okumaya devam et
  3675 Hits
  0 yorum
3675 Hits
0 yorum

GÜLLÜK GÜLİSTANLIK TÜRKİYEM

Devletlû demin Partisi'nin Kadın Kolları'nda bir konuşma yapıyordu Gâziantep'te. "Ayrımcılık yapanlara kanmayın, bunlar kendi fildişi kulelerinde oturup ahkâm kesen zavallılar" filân diyor; sonra da soruyor: "Var mı ayrımcılık"!

Güruh "yoook" diyor ama cılız, Devletlû öfkelenerek iki kere daha soruyor ve şûlebaşlı, türbanlı, haremlik selâmlık düzeniyle oturtulmuş güruh bağıra bağıra "yoook" diye haykırıyor. Ne yapsınlar, öyle bir öfkeli ki, Allah bilir inip hepsini döver!

Bu arada öfkesinin çok güzel bir şey olduğunu ve millî gelirin nasıl arttığını anlatıyor. Memleketin nasıl satıldığından dem vurmuyor ama soruyor "millî gelirimiz ne kadar çok arttı, diiil miiii. Güruh artık otomatik viteste ve "eveeeet" diye çılgıncasına bağırıyor. İyi de, onlara sâdece sadaka kömür ve öbür dünyada saadet vaat ediliyor. "Memlekette huzur yok diyeni vurun diyecek de, diyemiyor âdeta. "Sayın Baykal " diye başladığı her cümle "sen niyet okuyuculuğu yaptın" filân diye devam edip hakaretamiz hâl alıyor. Peki, bu arada memlekette neler oluyor?

***

DTP'li Ahmet Türk ile diğer vekiller, Diyarbakır'daki Nevruz kutlaması törenine tek tip kıyafetle katılıyorlar. Kutlamalar ayrılıkçıların provokasyonuyla geçiyor. Meydanlarda Apo posterleri açılıyor, halk önderi diye takdim ediliyor. Nevruz ilk defa Bağlar Semti'nde özel olarak hazırlanan 70 bin metrekarelik alanda kutlanıyor. DTP'li yöneticiler şalvar, gömlek ve yelekten oluşan yöresel kıyafetle geldikleri miting alanında üzerinde Kürtçe, Öcalan lehine sloganlar atıyorlar. Mitinge DTP'den Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Akın Birdal, Gülten Kışanak, Selahattin Demirtaş ile Leyla Zana, Selim Sadak ve Osman Baydemir katılıyor. Baydemir "hükûmetin paketinden kabak çıktı. Isıtın, pişirin kabağı ama artık yenilmiyor" diyor ve Ahmet Türk de "biz burada yumurta tokuşturmuyor gelecek inşa ediyoruz" buyuruyorlar. Leyla Zana ise "Kürtler'in demokratik özerklik talebi var. Kürtler bugün bunu istiyor. Yarın bu elbise bana küçük geliyor derse o zaman başım gözüm üstüne" diyor ve PKK elebaşı Öcalan'ın 2010'da aralarında olacağını iddia müjdeliyor. Mitingin büyük bölümü Öcalan'lı şova ayrılıyor; mesajının okunmasından sonra "Kürt halk önderi Sayın Öcalan'a yönelik tecrit politikasına karşı 5 dakikalık oturma eylemi" yapalım anonsu duyuluyor ve sesi dinletiliyor.

Okumaya devam et
  3819 Hits
  0 yorum
3819 Hits
0 yorum

ÇANAKKALE HAKKINDA ÇOK KISA BİR YAZI

93 sene önce Osmanlı'nın harsının mirasını bugünlere taşıyacak on binlerce kahraman "ben sizlere savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" diyen sarışın, mavi şehlâ gözlü dâhinin emriyle şehâdet makamına kavuştular.

Çoğu biliyordu ki bu koskocaman bir hârbin içerisinde bir parçaydı. Oradaki kahramanlıkları gidip de oraları dolaşmayan anlayamaz. "Allah'ı özlediler, akşama kavuştular" kitâbesine bakıp da ağlamayan bilemez. Son gâzi de geçen hafta Allah'a kavuştu, çoğu gazete bahis bile etmedi. Onlar yaşasalardı Mustafa Kemâl'in işi çok daha kolay olacaktı. Çünkü hem vatan hem de Allah için şehit oldular. Çoğu ya tabipti, ya mühendis ya da benzeri.

Okumaya devam et
  4680 Hits
  0 yorum
4680 Hits
0 yorum

VATANDAŞIN HÂTIRA DEFTERİNDEN/3

Özellikle IMF ve Dünya Bankası'ndan gelen baskılarla, 80'li yılların sonlarına doğru ve 90'ların başında ülkenin içine girdiği ekonomik krizle başa çıkabilmek ve iç ve dış borçlarını ödeyebilmek için bütçe harcamalarında önemli oranda kısıntıya gidilmişti. Ülkedeki toplum sağlığının çöküş hikâyesi işte böyle başladı ve devlet, sağlık hizmeti verme görevini aşamalı olarak özel sağlık şirketlerine devretmeye başlandı. Halka, sağlık hizmetlerinin kalitesinin yükseleceği, toplumun daha geniş kesimlerinin sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabileceği söylendi.

Hükûmet, kamunun sağlığı ile ilgili aktif rolünden adım adım vazgeçmektedir.

Aslında bugüne kadar göreve gelen hükûmetlerin istisnasız hepsi, tüm kamusal alanları yabancı sermayeye açmaya çalışıyor ve tek hedeflerinin yabancı yatırımcıları ülkeye çekmek olduğunu söylüyor, bunu da gizlemiyorlardı.

Her ne kadar bugün "Hizmet Ticareti Genel Anlaşması - GATS düzenlemeleri ile henüz yürürlüğe girmemiş olsa da, hükûmetin gerek sağlık hizmetleri ve gerekse diğer kamusal hizmet alanlarında yabancı sermayeyi kısıtlamak veya kamusal korumaları sürdürmek gibi bir niyeti neredeyse yok. Bu anlamda, özel hastânelerin sağlık güvencesi olmayan yoksullara ücretsiz sağlık hizmeti vermek gibi bir yükümlülükleri bulunmuyor.

Okumaya devam et
  3659 Hits
  0 yorum
3659 Hits
0 yorum

Arap Kardeşliği Uğruna Kendi Halkını İncitmek

Bugünkü AKŞAM'da Sayın Mehmet Kenan Kaya (This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.) muhteşem bir yazı klavyeye almış. Altına imzamı atarak web mekânıma koyuyorum.

***

Bir parti, kendi tabanına hoş görünmek için birtakım hamleler yapabilir, yerli yerinde duran taşları oynatabilir, bundan prim sağlayabilir ama... Bir ülkeyi yöneten, bu yüzden de "devlet adamı" sorumluluğu taşıması gereken kişiler, o ülkenin binlerce yılda oluşturduğu "kültürü" yok sayamaz. O kültürü var eden insanları, o kültürle var olan insanları aşağılayamaz.

Jenadriye Festivali hazırlıkları sürdüğünden beri şunu düşünüyorum: Bir devlet, onu yönetenler tarafından neden bu kadar incitilir?

Ve bu şuûrsuzluk neden bu kadar "sessiz" karşılanır?

Zemzem Tower!

Aslında festivale ilişkin "gelişmeler" son bir aydır bölük pörçük yazılıyor, "seri rezâlet" günü gününe aktarılıyor ama... Gâliba hepsi bir arada anlatılmayınca "Arap kardeşliği'nin" ağır faturası yeterince anlaşılmıyor.

Şimdi durum şu: Ben bu satırları yazarken, AKP'nin "vitrin bakanı" ile onun kıymetli bürokratları, Suudi Arabistan'daki erkek festivali Jenadriye'nin açılışını yapıyordu.

Okumaya devam et
  3763 Hits
  1 yorum
3763 Hits
1 yorum