Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

VATANDAŞIN HÂTIRA DEFTERİNDEN/3

Özellikle IMF ve Dünya Bankası'ndan gelen baskılarla, 80'li yılların sonlarına doğru ve 90'ların başında ülkenin içine girdiği ekonomik krizle başa çıkabilmek ve iç ve dış borçlarını ödeyebilmek için bütçe harcamalarında önemli oranda kısıntıya gidilmişti. Ülkedeki toplum sağlığının çöküş hikâyesi işte böyle başladı ve devlet, sağlık hizmeti verme görevini aşamalı olarak özel sağlık şirketlerine devretmeye başlandı. Halka, sağlık hizmetlerinin kalitesinin yükseleceği, toplumun daha geniş kesimlerinin sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabileceği söylendi.

Hükûmet, kamunun sağlığı ile ilgili aktif rolünden adım adım vazgeçmektedir.

Aslında bugüne kadar göreve gelen hükûmetlerin istisnasız hepsi, tüm kamusal alanları yabancı sermayeye açmaya çalışıyor ve tek hedeflerinin yabancı yatırımcıları ülkeye çekmek olduğunu söylüyor, bunu da gizlemiyorlardı.

Her ne kadar bugün "Hizmet Ticareti Genel Anlaşması - GATS düzenlemeleri ile henüz yürürlüğe girmemiş olsa da, hükûmetin gerek sağlık hizmetleri ve gerekse diğer kamusal hizmet alanlarında yabancı sermayeyi kısıtlamak veya kamusal korumaları sürdürmek gibi bir niyeti neredeyse yok. Bu anlamda, özel hastânelerin sağlık güvencesi olmayan yoksullara ücretsiz sağlık hizmeti vermek gibi bir yükümlülükleri bulunmuyor.

Okumaya devam et
  3523 Hits
  0 yorum
3523 Hits
0 yorum

Arap Kardeşliği Uğruna Kendi Halkını İncitmek

Bugünkü AKŞAM'da Sayın Mehmet Kenan Kaya (This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.) muhteşem bir yazı klavyeye almış. Altına imzamı atarak web mekânıma koyuyorum.

***

Bir parti, kendi tabanına hoş görünmek için birtakım hamleler yapabilir, yerli yerinde duran taşları oynatabilir, bundan prim sağlayabilir ama... Bir ülkeyi yöneten, bu yüzden de "devlet adamı" sorumluluğu taşıması gereken kişiler, o ülkenin binlerce yılda oluşturduğu "kültürü" yok sayamaz. O kültürü var eden insanları, o kültürle var olan insanları aşağılayamaz.

Jenadriye Festivali hazırlıkları sürdüğünden beri şunu düşünüyorum: Bir devlet, onu yönetenler tarafından neden bu kadar incitilir?

Ve bu şuûrsuzluk neden bu kadar "sessiz" karşılanır?

Zemzem Tower!

Aslında festivale ilişkin "gelişmeler" son bir aydır bölük pörçük yazılıyor, "seri rezâlet" günü gününe aktarılıyor ama... Gâliba hepsi bir arada anlatılmayınca "Arap kardeşliği'nin" ağır faturası yeterince anlaşılmıyor.

Şimdi durum şu: Ben bu satırları yazarken, AKP'nin "vitrin bakanı" ile onun kıymetli bürokratları, Suudi Arabistan'daki erkek festivali Jenadriye'nin açılışını yapıyordu.

Okumaya devam et
  3373 Hits
  1 yorum
3373 Hits
1 yorum

VATANDAŞIN HÂTIRA DEFTERİNDEN/2

Sayın Genelkurmay Başkanımız tuzağa düştü ve Sayın Ahmet Çakar'la aynı kefeye konacak fevrîlikte bir cümle sarf ederek, "sistemin" plânına mağlûp oldu. Bir anda AKP'nin savunduğu, diğer herkesin hücum ettiği bir konuma düşürdü kendini. Yok mudur psikolojik danışmanları yâhu?

Bire on zâyiatla ve olağanüstü zor şartlarda gerçekleştirilen operasyonun ne kadar başarılı olduğu dünyaya duyurulup PR (Public Relations: Halkla İlişkiler) açısından bir itibar zaferi olarak sunulacakken, dâhilî ve hâricî bedhahlarca bir hezimet olarak ilân edildi. Daha önceki bir yazımda AKP + MHP + DTP (aslında bir de BBP var) ne yaparsa, onlara bakın demiştim. Sırf kişisel ihtirası ve beceriksizliği yüzünden bu kervana Baykal'ın güruhu (CHP) da katıldı.

Genelkurmay Başkanımız ikinci hatayı yaparak onları "vatan hâinlerinden beter diye vasıflandırdı! Kaosa kaos ekledi. Bu arada Kürt ayaklanmaları artmaya devam etti; ne polis ne de asker müdahale edebiliyor. "Kontrollü bir şekilde adam dövüyor, dükkân yakıyorlar.

Eğer Genelkurmay Başkanımız önceki bilgece tavrını sürdürüp de "harekât bu, bir gün de sürer bir ay da, gerektikçe de gene yapılır" diyerek mütebessim ama kararlı çehresiyle susmayı başarabilse ne iyi olurdu. Her hata ibret alınmak içindir, dilerim bundan sonra daha doğru strateji takip edilir.

Okumaya devam et
  3454 Hits
  0 yorum
3454 Hits
0 yorum

CUMHURİYET GAZETESİ NEREYE KOŞUYOR?

Bu, çok çok kısa bir yazı olacak.

Eskiden sıkı komünistken şimdi "ulusalcı" kesilen, yakın senelere kadar Kürt'lerin ezildiğini haykırırken şimdi Türkçüleşen Cumhuriyet Gazetesi'nin amacı nedir?

***

Israrla "Kuranıkerim" diyorlar, daha önce de bunun ne kadar hatalı olduğunu yazdım. Yobazlara karşı çıkalım derken din ve İslâm düşmanlığı yapıyorlar. Hâttâ muhtemelen demansiyel (bunamayla ilgili) emâreleri başlamış emekli paşaların "haydi Şaman olalım" gibi absürt yazılarını neşrediyorlar.

Hele, ısrarla ve kararlılıkla, Ayrılıkçı Terör Örgütü'nün ağzıyla "PKK'ye" diye yazıyorlar; "PKK'ya" demiyorlar.

Okumaya devam et
  3749 Hits
  0 yorum
3749 Hits
0 yorum

BÜLENT HANIM SEBEBİYLE HAREKÂT DURDURULDU, BAŞBAKANA DA DEVEDİKENİ SUNULDU!

Bu başlığa bakarak gayrı ciddi, hâttâ lâubalice bir yazı klavyeye alacağımı zannedebilirsiniz.

Belki de öyle âddedilebilir ama hakikaten ciddiyim.

Önce işi bir psikiyatr olarak ele aldım. Bir transseksüelin (yeni moda ifâdesiyle trans-gender'ın) mevhum (vehmedilen) ve şimdilik ilmen gayrı mümkün olan oğlunu Güneydoğu'daki savaşa (Güneş Harekâtı'na) yollamayacağını söylemesi, gerekçe olarak da eski yiğitçe hârplere benzemeyen çirkince bir oyun olduğunu ifâde etmesi neye alâmet olabilir diye düşündüm; aklıma yakınlarda boşandığı kocası-oğlu karışımı çocuğa canlı yayınlarda nasıl davrandığı geldi. Homo sapiens sapiens'in bilhassa son asırlarda yaşadığı ve yaşattığı hiçbir hârp asilce ve yiğitçe değildir çünkü strateji, kurnazlık ve işbirliği gibi hileler oyunun kurallarıdır; yiğitler, kahramanlar hârp edenler arasından çıkar.

Yâni Bülent Hanım burada yanılıyor. Ebru Gündeş de ona tepki verip, oğlu olsa şerefle yollayacağını söylüyor; o da şov, "nereden biliyorsun" demeyin, bilirim. Bir tek Orhan Gencebay mutat beyefendiliğiyle sükût ediyor (susuyor değil, sükût ediyor).

Okumaya devam et
  3284 Hits
  0 yorum
3284 Hits
0 yorum