Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

KÖTÜLÜK İNSANLIĞI YENEMEYECEK

Hatırlarsınız 01 Ekim 2017 tarihinde Nevada Las Vegas'ta bir saldırı olmuş ve 59 kişi hayatını kaybetmişti. Yüzlerce de yaralı vardı. ABD Başkanı Donald Trump saldırıyı kınamış ve “Amerikalılar bugün keder, şok ve üzüntüyle birleştiler. Sizin için dua ediyoruz... Kötülük insanlığı hiçbir şekilde yenemeyecek…” demişti. Doğru söze ne denir? Bu vesile ile Amerikan halkına – bir de bu köşeden-  derin üzüntülerimizi bildiriyor, ölenlerin Nûrlar içinde dinlenmelerini niyaz ediyoruz, ama…

 

Amerika Birleşik Devletleri 4.07.1776 yılında, yâni hemen hemen 242 yıl önce kuruldu. ABD demokrasiye, özgürlüğe kolay kavuşmadı. İç savaş gördü. Eyâletler arasındaki çatışmalar sonunda elde edilen rejim, birçok dünya ülkesine örnek oldu, ne güzel.  

 

Fakat ABD ya da derin devleti Mavi Gezegen’in jandarmalığına soyununca, taşlar yerinden oynadı. Dünyanın değişik bölgelerinde bir takım dış müdahaleler başladı. Amaç neydi? Yer küredeki bütün ülkelerin demokrasi, insan hakları ve özgürlükler gibi erdemlere kavuşması.

 

Ama dedik ya, bu çabalar hep ABD sınırları dışında gerçekleştirildi. Dikkat buyurmanızı rica ediyorum. Hep dış operasyonlar. Örnek mi istiyorsunuz?

 

Bizim de asker gönderdiğimiz ve şehitler, gaziler verdiğimiz 1950-1953 Kore Savaşı. Ardından gelen  Endonezya,  Küba,  Kongo,  Peru,  Laos,  Vietnam, Kamboçya, Guatemala,  Grenada, Lübnan, Libya,  El Salvador, Nikaragua, Panama, Irak, Sudan, Afganistan, Bosna, Pakistan, Suriye v.s… ülkelerdeki dolaylı, dolaysız operasyonlar. 

 

Amaç neydi? O ülkelerin insanlarının demokrasiye, özgürlüğe kavuşması.

Sonuç: kocaman bir HÜSRAN! Milyonlarca insanın ölmesi… binlerce kadına tecavüz… Öksüz ve yetim kalan çocuklar… evlerini, sevdiklerini kaybeden ve bütün bunların neden yaşandığını bilmeyen çaresiz insanlar.

 

Yola hep halkların iyiliği, esenliği için çıkılmıştı. Fakat o bahse konu halklar hep acı içinde kıvrandılar, kıvranmaya devam ediyorlar. Velhasıl iyilik yapayım derken bilerek, ya da bilmeyerek kötülük yapmak. Keşke ABD Başkanı Sayın Donald Trump, Las Vegas’taki 59 ABD yurttaşının vefatından sonra “Kötülük insanlığı hiçbir şekilde yenemeyecek…” cümlesini kurarken, ABD tarihinin ne denli elim olaylar ile dolu olduğunu hatırlasaydı.

 

Amerika Birleşik Devletleri’nin öncelikli dergisi Time, ABD'yi tek başına kalmış, yalnız bir ülke olarak tasvir etti. ABD'nin yalnızlaşmaya ve müttefiklerinden bile uzaklaşmaya başladığını kapağına taşıdı. New York Times, Washington Post gibi popüler gazeteler hükümetin Türkiye politikasını şiddetle tenkit ettiler. O halde?

 

Hamiş:

 

Ülkemizin bekası için, canını ortaya koyarak dövüşen kahraman askerimize tekrar tekrar kolaylıklar diliyoruz. Şehitlik mertebesine ulaşan canlarımıza rahmet; sevdiklerine, ailelerine, ulusumuza baş sağlığı dileklerimizi yineliyoruz.   

 

 

Ali Rıza SAYSEN 

Okumaya devam et
  1476 Hits
  0 yorum
1476 Hits
0 yorum

KÖTÜLÜK İNSANLIĞI YENEMEYECEK

Hatırlarsınız 01 Ekim 2017 tarihinde Nevada Las Vegas'ta bir saldırı olmuş ve 59 kişi hayatını kaybetmişti. Yüzlerce de yaralı vardı. ABD Başkanı Donald Trump saldırıyı kınamış ve “Amerikalılar bugün keder, şok ve üzüntüyle birleştiler. Sizin için dua ediyoruz... Kötülük insanlığı hiçbir şekilde yenemeyecek…” demişti. Doğru söze ne denir? Bu vesile ile Amerikan halkına – bir de bu köşeden-  derin üzüntülerimizi bildiriyor, ölenlerin Nûrlar içinde dinlenmelerini niyaz ediyoruz, ama…

 

Amerika Birleşik Devletleri 4.07.1776 yılında, yâni hemen hemen 242 yıl önce kuruldu. ABD demokrasiye, özgürlüğe kolay kavuşmadı. İç savaş gördü. Eyâletler arasındaki çatışmalar sonunda elde edilen rejim, birçok dünya ülkesine örnek oldu, ne güzel.  

 

Fakat ABD ya da derin devleti Mavi Gezegen’in jandarmalığına soyununca, taşlar yerinden oynadı. Dünyanın değişik bölgelerinde bir takım dış müdahaleler başladı. Amaç neydi? Yer küredeki bütün ülkelerin demokrasi, insan hakları ve özgürlükler gibi erdemlere kavuşması.

 

Ama dedik ya, bu çabalar hep ABD sınırları dışında gerçekleştirildi. Dikkat buyurmanızı rica ediyorum. Hep dış operasyonlar. Örnek mi istiyorsunuz?

 

Bizim de asker gönderdiğimiz ve şehitler, gaziler verdiğimiz 1950-1953 Kore Savaşı. Ardından gelen  Endonezya,  Küba,  Kongo,  Peru,  Laos,  Vietnam, Kamboçya, Guatemala,  Grenada, Lübnan, Libya,  El Salvador, Nikaragua, Panama, Irak, Sudan, Afganistan, Bosna, Pakistan, Suriye v.s… ülkelerdeki dolaylı, dolaysız operasyonlar. 

 

Amaç neydi? O ülkelerin insanlarının demokrasiye, özgürlüğe kavuşması.

Sonuç: kocaman bir HÜSRAN! Milyonlarca insanın ölmesi… binlerce kadına tecavüz… Öksüz ve yetim kalan çocuklar… evlerini, sevdiklerini kaybeden ve bütün bunların neden yaşandığını bilmeyen çaresiz insanlar.

 

Yola hep halkların iyiliği, esenliği için çıkılmıştı. Fakat o bahse konu halklar hep acı içinde kıvrandılar, kıvranmaya devam ediyorlar. Velhasıl iyilik yapayım derken bilerek, ya da bilmeyerek kötülük yapmak. Keşke ABD Başkanı Sayın Donald Trump, Las Vegas’taki 59 ABD yurttaşının vefatından sonra “Kötülük insanlığı hiçbir şekilde yenemeyecek…” cümlesini kurarken, ABD tarihinin ne denli elim olaylar ile dolu olduğunu hatırlasaydı.

 

Amerika Birleşik Devletleri’nin öncelikli dergisi Time, ABD'yi tek başına kalmış, yalnız bir ülke olarak tasvir etti. ABD'nin yalnızlaşmaya ve müttefiklerinden bile uzaklaşmaya başladığını kapağına taşıdı. New York Times, Washington Post gibi popüler gazeteler hükümetin Türkiye politikasını şiddetle tenkit ettiler. O halde?

 

Hamiş:

 

Ülkemizin bekası için, canını ortaya koyarak dövüşen kahraman askerimize tekrar tekrar kolaylıklar diliyoruz. Şehitlik mertebesine ulaşan canlarımıza rahmet; sevdiklerine, ailelerine, ulusumuza baş sağlığı dileklerimizi yineliyoruz.   

 

 

Ali Rıza SAYSEN 

Okumaya devam et
  1250 Hits
  0 yorum
1250 Hits
0 yorum

ATATÜRK

Sevgili Mekâncılar,
Atatürk denince akla ilk gelen illerden biri İzmir’dir.
Bunu en güzel Sayın Yılmaz Özdil, Sayın Uğur Dündar ve Sayın Müjdat Gezen’in ve Sayın Güneri Cıvaoğlu’nun canlı yayınından seyredebilirsiniz. İstiklâl Marşı’nı Hadise söyleyen Hadise Hanım’ın gözlerinden görüp duygulanabilirsiniz.

YILMAZ ÖZDİL ile ilgili görsel sonucu


Son derece vatansever milliyetperver bir şekilde, cansiperane bir şekilde Türkiye’yi savunuyorlar.

Ne güzel ki onlar var.

Ne mutlu Türk’üm diyene.

Bu arada tekrar hatırlatmak isterim ki Atatürk diktatör değil, yapıcı ve onarıcı bir liderdi.

Hem Atatürk’ün hayatını hem de Evrimsel Psikiyatriyi anlatan kitaplarım yolda…

Mehmet Kerem Doksat – Pazartesi -   05 Şubat 2018

Okumaya devam et
  2220 Hits
  0 yorum
2220 Hits
0 yorum

TABİP ODASI

Sevgili Mekâncılar,

Bu dünya hepimize yeter ve kardeşiz dedik dedik ama olmadı.

Maalesef tarih tekerrür ediyor!

***

Bu aziz millet asla yılmadı ve yılmayacak ve ebediyete kadar payidar kalacaktır.

***

Tabip Odası’ndan pek çok kişi gözaltı altına alındı.

Hepimiz üyesiyiz…

Bu millet asla yılmayacaktır.

Ne mutlu Türk’üm diyene…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 31 Ocak 2018

Okumaya devam et
  1745 Hits
  0 yorum
1745 Hits
0 yorum

MÜNİR NURETTİN SELÇUK

MÜNİR NURETTİN SELÇUK

Sevgili mekâncılar

1900 senesinde Osmanlı İmparatorluğu döneminde doğup, 1981’de vefat eden bir büyük üstadı, büyük bir musikişinası paylaşmak istedim sizinle.

Hepimizin gönül bahçesinde yer tutan tam bir Türk Milliyetçisi ve yorumcusunu sizlerle paylaşmak isterim. Aslında aynı eseri eski asistanlarımızdan Psikiyatr Dr. Doğan Çoban da çok güzel icra eder.

ed]

Psikiyatr Dr. Adnan Çoban

ed]

Merhumdan

Hayatı

İstanbul’un Sarıyer semtinde1900’de İstanbul’un Sarıyer semtinde doğar. Doğum yılı farklı kaynaklarda 1899, 1901 veya 1902 olarak da gösterilmiştir.

Mülgâ Dâire-î Sâadet Âmiri, Dîvan-ı Hümayun muavini ve  Darülfünun ilâhiyat şubesi muallimlerinden Mehmed Nuri Bey ile Fatma Hanife Hanım’ın oğludur.

Anne tarafından Germiyanlıoğlu Beyliğini kuran aileye mensuptur. Münir Nurettin Selçuk, 1928 senesinde Enise Selçuk ile evlenmiş ve eşinin vefatına kadar (1966) evli kalmıştır.

Bu evliliğinden kızı Meral Selçuk, Şehime Erton’la olan izdivacından Timur Selçuk ve Timur Selçuk ve Selim Selçuk dünyaya gelmiştir.

Roksan Selçuk, Mercan Selçuk ve Hazal Selçuk’un dedesidir.

Sanat eğitimi

Aşiyan Mezarlığındaki mezarı

On beş yaşında Dâr-ül Feyz-î Musikî Cemiyeti’ne öğrenci olarak girdi. 1907'de Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi’ni bitirip Kadıköy Sultanîsine yazıldı.

Aynı sene Darülhedan’a da girdi da girdi, Zekaizade Ahmed Efendi’den dört sene ders aldı.

Ailesinin ısrarı ile ziraat öğrenimi için gittiği Macaristan’dan 1917 senesinde yılında geri döndü.

Dâr-ül Feyz-î Mûsikî Cemiyeti’ne devam etti. Ahmet Irsoy ve Bestenigâr Ziya Bey’den müzik dersleri aldı.

Üstat Münir Nurettin, bestekârlığa 1920 yılında Tevfik Fikret’in “Bu bir terânedir” şiirine yaptığı bir besteyle başladı.

İkinci olarak “Sensiz ey şûh gözlerim avâre kalbim ağlıyor” güfteli şarkısını besteledi ve bu iki eserden sonra yirmi yıl süreyle beste yapmadı.

1923 yılında askerliği sırasında Mızıkâ-i Hümayun’da, sonradan da  Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti’nde çalışan Münir Nurettin Bey, eski okuyuşla yeni üslûbu birleştirerek alışılagelenden çok farklı bir tarzla, 1928’de Sahibinin Sesi firmasında ilk plaklarını yaparak dikkatleri üzerine çekti.

Aynı yıl Paris’e giderek ses tekniği konusunda öğrenim gördü.

Aynı zamanda özgün bir ses tekniği eğitimi görmüş ilk Türk müziği ses sanatçısı olan Münir Nurettin, 19’uncu Yüzyıl İtalyan opera şarkıcılığının izlerini taşıyan icra üslûbunu Bel Canto’dan feyiz aldı.

Klasik Türk Musikisi tarihinde ilk kez solist olarak konser veren Münir Nurettin Bey, ilk solo konserini 1930 senesinde yılında, şimdiki Haldun Dormen’in tiyatrosunda vererek büyük ilgi topladı ve hayranlık uyandırdı.

Konserlerde frak giyen ve ayakta şarkı söyleyen, aynı zamanda koro eşliğinde solo okuma geleneğini de ilk kez uygulayan sanatçı oldu. Batıdan gelen opera, tango gibi etkileri, kendi Türk müziği okuyuş üslûbuna dâhil etti.

Beste çalışmalarına asıl 1940-1941 yıllarından sonra başlayan Münir Nurettin, İstanbul’a döndükten sonra otuz yılı aşkın bir süreyle İstanbul Belediye Konservatuarı icra heyetinde görev yaptı.

Birçok genç nesil sanatçısının yetişmesine katkıda bulunan Minür Nurettin Selçuk’un özel olarak ders verdiği kişiler arasında Türk müziği ses sanatçısı olan Dr. Alâeddin Yavaşça da vardır. Yeşilçam’a da giren Selçuk, Muhsin Ertuğrul’un ilk müzikal film denemesi olan “Allah'ın Cenneti” filminde rol aldı.

Vefatı

Münir Nurettin Selçuk, 27 Nisan 1981'de evinde vefat etti. İstanbul Âşiyan Mezarlığı’na defnedildi.

Bazı Eserleri arasında şunlar sayılabilir

Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın

Kalamış

Aziz İstanbul (Güfte: Yahya Kemal Beyatlı)

Söyle Sevgili

Gül Yüzünde Göreli Zülf-i Semen-say Gönül

Safa-yı Metle Parıldasın Camımız

Hülyama Doğan Son Güneşim

Son Hevesimde

Varalım Kuy-ı Dilaraya Gönül Hu Diyerek

Bir Söz Dedi Canan ki Keramet Var İçinde

Rindlerin Akşamı (Dönülmez Akşamın Ufkundayız) (Güfte:Yahya Kemal Beyatlı)

Ne Doğan Güne Hükmüm Geçer Ne Halden Anlayan Bulunur

Endülüs’te Raks

Sessiz Gemi

Rindlerin Ölümü

Şarkı Söylediğin Zaman

Dumanlı Başları Göklere Ermiş

Yedi Renk Üstüne Hareli Dağlar

Kendisine Ulu Yaradan’dan rahmet diliyor, oğlu Timur Selçuk’u da tanımak için ilk fırsatta Beykent Üniversitesindeki dersimden çıkınca oturup biraz sohbet etmek, çay kahve içmek istiyorum.

Sevgiyle, bilimle, dayanışma ve evrimle kalın.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 28 Ocak 2018

Okumaya devam et
  1835 Hits
  0 yorum
1835 Hits
0 yorum