Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Meral Akşener

Sevgili Mekâncılar

(18 Temmuz 1956’da İzmit’te doğmuş), Türk tarihçi ve siyasetçisi. 

1995 ve 1999’a kadar (DYP) milletvekili olarak meclise giren Akşener, 1996 ve 1997 yılları arasında Necmettin tarafından kurulan koalisyon hükûmeti'nde İçişleri Bakanlığı görevini sürdürmüş görevini sürdürmüştür Atatürkçü bir siyasetçi; en azından öyle izlenim bırakıyor. 

2007 (MHP) milletvekili olarak meclise girmiş. 

2015 Kasım partisinden milletvekili adayı gösterilmemiştir.

25 Ekim 2017 tarihinden itibaren kendisinin liderliğinde kurulan İyi Parti’nin genel başkanıdır.

Selanik’ten Kocaeli’ye göç eden Balkan Türkü bir ailenin kızı olan Meral Akşener 18 Temmuz 1956 tarihinde Tahir Ömer Bey ve Sıddıka Hanım'ın çocuğu olarak Kocaeli’nin ilçesine bağlı Gündoğdu köyünde doğmuş.

1974 yılında Bursa Kız Öğretmen Lisesi'ni tamamlamasının ardından 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun olmuş.

bed]

 

1979 ve 1982 yılları arasında öğretmen olarak çalışan Meral Akşener, 1982 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Kocaeli Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Teknik Üniversitesinde araştırma görevlisi olup, MarmaraÜniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde doktora ve yüksek lisans yapmış. 

Kocaeli İnkılâp Tarihi Bölüm Başkanlığı görevinde bulundu. 

Zübeyde Hanım Şehit Aileleri Vakfı'nın kuruluşunu gerçekleştirdi ve başkanlığını yaptı.

Siyasi Hayatı

Ağabeyinin MHP il başkanı oluşu sebebiyle lise ve üniversite hayatında bir zamanlar geçici bir süre için rahmetli babamın da Adana’dan senatör adayı olarak içinde yer aldığı ülkücü mücadelede yer almıştır. Aynı zamanda parti siyasetiyle de bu süre içinde ilgilenmiştir. 

1994 mahalli seçimlerinde Doğru Yol Partisi’nden Kocaeli Büyükşehir Belediye başkan adayı olmuştur.

İçişleri Bakanlığı

1995 yılında Doğru Yol Partisi (DYP) Kadın Kolları Başkanı olan Meral Akşener, ilk defa 1995 Türkiye genel seçimlerinde (1995) Doğru Yol Partisi’nden Kocaeli milletvekili olarak meclise girmiş. 

Necmettin Erbakan başkanlığında 28 Haziran 1996 tarihinde Refah Partisi (RP) ve DYP koalisyonunun oluşturduğu 54. Türkiye Hükûmeti’nden 3 Kasım 1996 tarihindeki meşhur Susurluk kazası sonrası İçişleri Bakanlığı görevinden istifa eden Mehmet Ağar’ın yerine İçişleri Bakanlığı görevini üstlenerek Türkiye tarihindeki ilk tarihindeki ilk kadın İçişleri Bakanı oldu. 

28 Şubat sürecinin yaşanması ile 54. Türkiye Hükûmeti'nin dağılmasının ardından görev süresi 30 Haziran 1997 tarihinde son buldu. 

1999 Türkiye genel seçimlerinde Doğru Yol Partisi DYP İstanbul milletvekili olarak tekrar meclise girdi. 

2002 Türkiye genel seçimlerindeyse DYP %9,54 oy alarak baraj altında kaldı.

AKP’nin kuruluş aşamasında yer alması

4 Temmuz 2001 tarihinde Doğru Yol Partisi’nden istifa ederek istifa ederek Fazilet Partisi’nden kopan Abdulah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan’ın ile liderliğini yaptığı 'yenilikçi' kanat olarak adlandırılan oluşuma katıldığını Abdullah Gül ve arkadaşlarının çalışma ofisi olarak kullandıkları Politik Araştırmalar Merkezi’nde basın toplantısıyla ilan etti.

Yeni parti için çalışma yaparken oğlunun da parti adı için çalışma yürüttüğünü söyledi. Ancak bir süre sonra “Millî Görüş çizgisini sürdürüyorlar" diyerek hayal kırıklığı yaşadığını belirterekyenilikçi hareketten ayrılıp 3 Kasım 2001 tarihinde MHP’ye iştirak etti.

Milliyetçi Hareket Partisi

2001 yılında MHP’ne katılan Akşener, 2007 Türkiye genel seçimlerinde MHP İstanbul milletvekili olarak meclise girdi.

Bu süre içerisinde MHP genel başkanı Devlet Bahçeli’ye siyasi işler alanında başdanışmanlık yaptı.

2004 mahalli seçimlerinde İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı oldu.

En son 1968 yılında son iyi seçimdir oyumu verdiğim CHP’den TBMM Başkanvekili seçilen Muş Milletvekilinden sonra  sonra 10 Ağustos 2007 tarihinde Gülal Mumcu ile beraber TBMM  görevine seçildi.

TBMM'de Türkiye-Çin Parlamentolar arası Dostluk Grubu üyeliği yaptı. 

2011 ve Haziran genel seçimlerinde tekrar MHP İstanbul milletvekili olarak tekrar meclise girdi fakat 2015 Kasım ayında  partisinden milletvekili adayı gösterilmedi.

MHP Genel Başkanlık Adaylığı ve İhracı

Kasım 2015 genel seçimlerinde MHP'nin oy kaybederek mecliste temsil edilen dördüncü parti olması üzerine ay sonunda yapmış olduğu basın toplantısında kurultay talebinde bulunmuş ve "Üzerime düşen her görevi yapmaya hazırım." demiştir.

Mahkeme kararıyla yapılacak olan MHP olağanüstü kongresi için Meral Akşener genel başkan adayı oldu.

Olağanüstü Kongre tarihi olarak 15 Mayıs'ın belirlendiğini açıklandı. MHP Genel Merkezi ise bu kararı tanımadığını bildirdi.

8 Eylül 2016 tarihinden partiden ihraç edildi.

Meral Akşener, 19 Haziran 2016 tarihinde Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak, partiden ihraç kararına ihtiyati tedbir konulmasını istedi.

MHP’nin ihraç kararına açmış olduğu iptal davası, 15 Aralık 2016 tarihinde Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedildi ve bu kararla partiden ihracı kesinleşti.

Özel Hayatı

Meral Akşener, 1980 yılından beri Makine Mühendisi Tuncer Akşener ile evlidir ve Fatih Akşener (d. 1984) adında bir oğlu vardır. 

Kendisinin Atatürk ilke inkılâplarına bağlı olduğunu düşünüyorum.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 6 Aralık 2017 

Okumaya devam et
  1413 Hits
  0 yorum
1413 Hits
0 yorum

SAFİYE AYLA

 

ATATÜRK ÂŞIĞI BİR KADIN

Sevgili Mekâncılar,

 

 

1907’de (kimi kaynaklara göre 1902) İstanbul’un Kadırga semtinde dünyaya geldi. Babası, Hicazîzade Hafız Abdullah Bey, annesi Suudi Arabistan’dan gelip küçük yaşta Osmanlı sarayına girmiş ve daha sonra çıkarılmış Seyyide Hanım’dır.

 

Safiye Ayla henüz doğmadan babası Abdullah Bey, üç yaşındayken ise annesi hayatını kaybetti.

 

Kimsesiz kalan Safiye Ayla Sadabad Sarayı olarak inşa edilmiş Kâğıthane’deki Çağlayan Darüleytamı'na bırakıldı ve ilkokulu bu kurumda bitirdi. I. dönem Bursa milletvekilliği yapan Şeyh Servet Efendi tarafından evlat edinildi ve Bursa Muallim Mektebi’ne kaydoldu. Okul hayatı Bursa, Konya ve Adana’da çeşitli okullarda devam etti.

 

Müziğe küçük yaşta piyano çalarak başladı.

 

Geçirdiği hastalıklar sonucu Muallim Mektebi’nden diploma alamadan ayrıldı ve Eyüp'te bir ilkokula öğretmen yardımcısı olarak atandı. Bu dönemde Eyyubi Mustafa Efendi ile tanıştı; ondan usul ve makam öğrendi.

 

Ardından Yesari Asım Bey’den de musiki dersleri aldı.

 

İlk plağını 1930’da Columbia Plak Şirketi adına doldurdu. Yesari Asım Bey’in “Sevda Yaratan Gözlerin” ve “Bekledim de Gelmedin” şarkılarını seslendirdi. Kısa süre içinde meşhur oldu.

 

Darüttalim Musiki Heyeti’ınin bir konserinde sahneye çıkan sanatçı, siyah önlükle sahneye çıkmasına maarif müfettişlerinin tepkisi nedeniyle bir süre sonra öğretmenlikten ayrıldı ve gazinolarda çalışmaya başladı.

&nb

ed]

Hafız Ahmet Irsoy, Selahattin Pınar, Saadettin Kaynak ve Udi Nevres Bey’in müzik bilgilerinden yararlandı.

 

Küçükçiftlik Parkı’anda ve Mulen Ruj Gazinosu’nda sahneye çıkan Ayla, assolistliğe yükseldi.

 

1932'de İstanbul Vali Yardımcısı Nuri Bey’in evinde verilen bir davette, Atatürk’ün huzurunda ilk kez şarkı söyledi ve kendisinin en beğendiği seslerden biri oldu.

 

Mustafa Kemal Paşa adına düzenlediği konserde Sadettin Kaynak’ın Kurtuluş Savaşı’nı konu alan "Yanık Ömer" adlı bestesini seslendirmiş ve konser sonunda Mustafa Kemal “Bu şarkının Batı müziği tarzında çoksesli düzenlemesinin güzel olacağını ifade etmişti. Atatürk’ün ölümünden sonra onun vasiyeti yerine getirmek için girişimlerde bulunan Ayla, Muammer Sun’a orkestrasyonunu hazırlatıp Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde çok sesli seslendirerek bant kaydını gerçekleştirdi.

 

Safiye Ayla, sanatı hayat boyunca başta İstanbul Radyosu olmak üzere Türkiye radyolarında sayısız konser verdi, beş yüzden fazla plak doldurdu.

 

Doldurduğu plaklar satış rekorları kırdı. Büyük takdir toplayan sesiyle ünü yurt sınırlarını aştı.

 

Hüseyin Sadeddin Arel’in başkanlığı sırasında İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti’nde görev aldı.

 

Konservatuar İcra Heyeti’nde çalışırken tanıştığı besteci Şerif Muhittin Targan ile 8 Nisan 1950 tarihinde evlendi.

 

Evlilikleri 1967’de eşinin vefatına kadar sürdü. Evlendikten sonra gazino sahnelerinden uzak kalan Ayla; ayda bir verdiği Saray Sineması Konserleri’nde dinleyicilerle buluştu.

 

1951’de başladığı bu konserleri 1974’e kadar sürdürdü. En son sahne konserini Atatürk’ün hatırasın Türk Kültürüne Hizmet Vakfı yararına 1987’de İstanbul Atatürk Kültür Merkezinde verdi.

 

Eserleri ölçüye uyarak, iyi bir diksiyonla, düzgün, aynı zamanda da coşkun, çekici bir tavırla okurdu. Sesindeki pürüzsüz akış en tiz perdelerde bile kaybolmazdı.

 

 Zamanın gözde şarkılarıyla fantezilerini olduğu kadar, Rumeli türküleriyle klasik örnekleri de içine alan repertuarlarıyla geniş bir dinleyici kesimince çok sevildi.

 

"Seninle doğan güldür bu gönül" ve "Aşk yaprağına konarak koza öresim gelir" adlı iki de bestesi bulunan Safiye Ayla, 1942’de Rey Kardeşler’in "Alabanda" revüsünde Kraliçe Mimoza rolünü canlandırarak oyunculuk yapmıştır.

 

Sanatçı, 14 Ocak 1998’de, İstanbul ‘da hayatını kaybetti. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

 

1968 yılında hazırladığı vasiyetname üzerine mal varlığının tamamı Türk Eğitim Vakfı’na bağışlanmıştır.

 

Kendisini vefatından önce bir kere gördüm.

 

Allah rahmet eylesin.

 

Mehmet Kerem Doksat – Zurich - İsviçre

Okumaya devam et
  1351 Hits
  0 yorum
1351 Hits
0 yorum

Premenstrüel Sendrom nedir?

Sevgili Mekâncılar,

Premenstrüel sendrom; âdetten hemen önceki dönemde yaşanan sinirlilik, gerilim, gerginlik, duygusal oynaklık, depresyon, baş ağrısı, göğüs gerginliği ve karında gaz şikâyeti gibi birçok şikâyeti içine alan ve hayat kalitesini etkileyen bir durumdur.

Premenstrüel sendrom “Premenstrüel Disforik Bozukluk” olarak bilinmektedir.

 

Yani Âdet Öncesi Gerilimi Bozukluğu teşhisinin konabilmesi için âdet öncesi dönemde görülen şikâyetlerin normal hayat faaliyetinde değişikliklere neden olması gerekmektedir.

Şikâyetler tipik olarak; âdet periyodunun "geç luteal fazı sonlarında, yani âdetten önceki yaklaşık 5-7 günlük dönemde başlar, âdetten hemen önce şiddetlenir ve âdetle birlikte” kaybolur.

PMS yani Âdet Öncesi Gerilimi ileri düzeyde ise bütün âdet süresince de devam edebilir.

Hatta bazı durumlarda sinirsel gerginlikler yumurtlama döneminde de görülebilmektedir.

Premenstrüel gerilimin sebepleri nelerdir?

Âdet öncesi gerilimin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte âdet periyodu boyunca kan dolaşımındaki hormonlardaki değişikliklere bağlanmaktadır.

Premenstrüel Sendrom yani Âdet Öncesi Gerilimi Bozukluğu Nedir?

Premenstrüel sendromda teşhis için en güvenilir yol, 2-3 ay süre ile şikâyetleri kaydetmek ve şiddetlerini puan ile kaydedilir.

Şikâyetler fiziksel ve ruhsal olarak ayrılmalı ve ne zaman başlayıp ne zaman bittiği düzenli şekilde kaydedilmelidir.

Teşhis için objektif kıstas veya testler maalesef mevcut değildir.

Âdet Öncesi Gerilimi olan kadınların şikâyetleri farklılıklar gösterir.

Bir kadında sinirlilik belirginken bir diğerinde memelerde gerginlik ve ağrı hissi ana şikâyet konusu olabilir.

Benzer şekilde aynı kadında, her âdet öncesi dönemindeki şikâyetler de değişebilir.

Yine Âdet Öncesi Geriliği Sendromunda görülen şikâyetler değişik kültürlerde değişik şekillerde olabilir.

Meselâ Uzakdoğulu kadınlarda en sık ağrı şikâyetleri olurken, gelişmiş Batı toplumlarında depresyon en sık karşılaşılan bulgudur.

Kişinin sosyal hayatını olumsuz etkileyen ve her ay görülen bir grup şikâyetler, kadının kendine olan güvenini kaybetmesine ve hayat kalitesinin olumsuz yönde etkilenmesine sebep olabilir.

Âdet öncesi dönemde pek çok şikâyet (semptom) oluşabilir. En sık olarak:

Baş ağrısı ve migren atakları
Bulantı, kusma
Ruhsal çökkünlük
Duygusal labilite (kırılganlık)
Hafıza kaybı (amnezi)
Kolay öfkelenme, sinirlilik (kaygı)
Ajitasyon (etrafa sataşma)
İntihar (süisid) ve suç işlemeye eğilim
Konsantrasyon güçlüğü
Uykusuzluk
Çarpıntı
Denge Bozuklukları
Eklem ağrıları (artralji)
Karında şişkinlik (distansiyon)
Memelerde şişme ve ağrı (mastalji)
Hâlsizlik
Kabızlık (konstipasyon)
Kasıklarda ağrı (pelvik ağrı)
Kilo alma (vücutta sıvı tutulumuna bağlı)
İştah artması veya azalması
Ödem ve şişkinlikler
Sıcak basmaları
Ses ve kokulara hassasiyet
Sırt ve bel ağrıları
Ciltte yağlanma ve sivilcelenme (akne)
şikâyetleri görülmektedir.

Âdet Öncesi Gerginlikte Tedavi ve Korunma Yolları
Permenstrüel sendromun sebebi tam bilinmediğinden kesin olarak tedavisi de yoktur.

Tedavide birçok yöntem kullanılmakta olup, temel prensip yumurtlamayı baskılayarak, kanda oluşan hormon değişikliklerini ayarlamaktır. 

Bu amaçla en çok doğum kontrol hapları kullanılmaktadır.

Ayrıca, tedavi şekli baskın olan semptomuna yönelik olmalıdır.

Meselâ vücutta sıvı toplanması ve şişme şikâyeti varsa furesomid (Lasix) gibi hafif etkili bir idrar söktürücü bu dönemde alınırken, yine bu dönemde tuz ve sıvı alımı kısıtlanmalıdır.

PMS sorunu yaşıyorsanız doğru beslenmeniz önemlidir!

Beslenmede;
Az az ve sık sık yemek,
Özellikle âdet öncesi dönemlerde şeker, kırmızı et, cips, hızlı tüketim ürünleri, alkol, kafein (kahve, çikolata, kola gibi) ve donmuş yağ tüketiminin azaltılması

Yeşil sebze, meyve ve bakliyat tüketiminin arttırılmasına ağırlık vermek

Kalsiyumdan zengin diyete (süt ve süt mamulleri) önem vermek gereklidir.

Âdet Öncesi Gerilimi nedeni ile baş, bel, bacak veya kasık ağrısının ön plana çıktığı durumlarda naproksen, ibuprofen, mefanamik asit gibi ağrı kesiciler kullanılabilir. 

Ancak Salisilik asit (Aspirin), âdet kanamasını arttırabileceği için bu dönemlerde alınmamalıdır.

Son yıllarda tıbbi literatüre geçen ve kendi deneyimlerimizle de PMS tedavisinde oldukça yararlı olduğunu gördüğümüz bazı ilaçların kullanımları da artmaktadır. 

İleri düzey psikolojik problemler yaşayan kişilerde hipnoterapi ve deneyimli klinik psikolog desteği sağlanabilir.

Bizde de tedavi gören hastalara hipnoterapi desteği vermekteyiz.

Sağlık, esenlik, dirlik ve millî birlik içinde kalınız…

 

Mehmet Kerem Doksat – 2 Aralık 2017 – Tarabya

Okumaya devam et
  1427 Hits
  0 yorum
1427 Hits
0 yorum

BEYİN NAKLİ

BEYİN NAKLİ

 

Sevgili Mekâncılar,

&nbs

d]

Sonunda bu da olmuş ve İtalya’da yaşayan bir Sergio Canavero adlı bir tıp profesörü “ilk kafa nakli denememiz başarılı oldu” demiş.

***

Dünyanın ilk kafa nakli yapmak istemesiyle adını duyuran İtalyan cerrah Prof. Dr. Sergio Canavero: “Cansız bir beden üzerinde ilk kafa naklini başarılı bir biçimde gerçekleştirdik” demiş.

 

***

Daha önce Dolly klonlanmıştı ve Kent TV’deki yayında Aziz Dostum Prof. Dr. Beyazıt Çırakoğlu’na “yahu beni de klonlayabilir misiniz” diye sormuştum. Bunun üzerine “Tabii Kerem ama biliyorsun daha önce dolly klonlandı ve laboratuarda da aslanla kaplanın genetik yapılarını alıp liger diye bir şey yarattılar; kromozomların üzerindeki incecik telomer dediğimiz yapılardaki DNA dizilimi değiştirildikten sonra bu mümkün ama bu sefer de sen, sen olmazsın çünkü kişiliğin değişir” demişti.

 

Çok haklıydı.

***

 

Çin’de yapılan 18 saatlik operasyon sonrasında kafa naklinin başarılı bir biçimde gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu söyleyen Canavero, “Beyin ölümü gerçekleşmiş insanlar kullanılarak beyin nakli yapılması artık kaçınılmaz” dedi.

 

CANSIZ NAKİL DENEMESİ

Dünyanın ilk kafa naklini gerçekleştireceğini duyurarak büyük bir tartışma yaratan Profesör Canavero, Çin’de yaptığı operasyon sonrasında umutlu konuştu.

Daily Mail’in haberine göre; cansız beden üzerinde yaptığı nakilde omurga, sinirler ve damarların başarıyla bağlandığını belirten Canavero’nun önderliğindeki ekibin çalışmalarının birkaç gün içerisinde kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.

Prof. Dr. Sergio Canavero, dünyanın ilk kafa nakli operasyonunu gerçekleştirmek istediği için eleştiriliyor. Canavero kafa naklini birkaç Çinli aday arasından seçilecek olan hastaya yapılacağını açıklamıştı.

Basın toplantısında konuşan Profesör Canavero, “Uzun zamandır doğa bize hükmetti. Dünyaya geldik, büyüdük ve öldük. Milyonlarca yıl boyunca insanlar evrim geçirdi ve 100 milyarı aşkın insan hayatını kaybetti. Bu soykırımdır” dedi.

 

SIRA CANLI DONÖRDE…

Operasyonu Çinli Doktor Xiaoping Ren’in yönettiğini söyleyen Canavero, “Kadavralar üzerinde ilk transplant gerçekleşti. Bundan sonraki adımda beyin ölümü gerçekleşmiş gönüllü donörler arasında kafa nakli gerçekleşecek” dedi.

2015’te bu fikri ortaya atan Canavero, “Herkes bunun imkânsız olduğunu söylemişti ama operasyon başarılı oldu” ifadesini kullandı.

 

ÇİNLİ GÖNÜLLÜ BULUNDU

Sergio Canavero Harbin Tıp Üniversitesi’nden bir meslekdaşı ile birlikte, Çinli bir gönüllü bulduklarını açıkladı. Bazı bilim otoriteleri tarafından eleştirilen operasyona Canavero'nun güveni tam ve kendisi hala iyimser.

***

Böyle bir şey yapıldı yapan ekip de başarılı oldu diyelim…

“Bu yeni ortaya çıkan yaratığın kendilik, kimlik ve kişilik duyguları ne olacak”?

“Ayrıca bu tip bir ameliyatı etik ve moral sonuçları gerek seni, gerekse insanlığı nereye götürür” deyip bana fikrimi sormuştu.

Ben de “bu bilim kurgu romanlarındaki her şey bir gün geliyor ve gerçekleşiyor” demiştim.

***

Gene de koskoca beyni başkasına naklederseniz, daha da ilerisi gelip çok garip şeyler yapılabilir.

Bir düşünelim, çılgın bir bilim adamı yeni Hitler’ler, Mussolini’ler, Mao’lar veya Stalin’ler... klonlarsa bu işin sonu nereye kadar gider?

Sağlık, bilim ve dayanışmayla alın.

Bu arada evrim devam ediyor; çoğu bebek 20 dişli doğmuyor!

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 27 Kasım 2017

Okumaya devam et
  1421 Hits
  0 yorum
1421 Hits
0 yorum

BEYİN NAKLİ

Sevgili Mekâncılar,

Sonunda bu da olmuş ve İtalya’da yaşayan bir Sergio Canavero adlı bir tıp profesörü “ilk kafa nakli denememiz başarılı oldu” demiş.

***

Dünyanın ilk kafa nakli yapmak istemesiyle adını duyuran İtalyan cerrah Prof. Dr. Sergio Canavero: “Cansız bir beden üzerinde ilk kafa naklini başarılı bir biçimde gerçekleştirdik” demiş.

 

***

Daha önce Dolly klonlanmıştı ve Kent TV’deki yayında Aziz Dostum Prof. Dr. Beyazıt Çırakoğlu’na “yahu beni de klonlayabilir misiniz” diye sormuştum. Bunun üzerine “Tabii Kerem ama biliyorsun daha önce dolly klonlandı ve laboratuarda da aslanla kaplanın genetik yapılarını alıp liger diye bir şey yarattılar; kromozomların üzerindeki incecik telomer dediğimiz yapılardaki DNA dizilimi değiştirildikten sonra bu mümkün ama bu sefer de sen, sen olmazsın çünkü kişiliğin değişir” demişti.

 

Çok haklıydı.

***

 

Çin’de yapılan 18 saatlik operasyon sonrasında kafa naklinin başarılı bir biçimde gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu söyleyen Canavero, “Beyin ölümü gerçekleşmiş insanlar kullanılarak beyin nakli yapılması artık kaçınılmaz” dedi.

 

CANSIZ NAKİL DENEMESİ

Dünyanın ilk kafa naklini gerçekleştireceğini duyurarak büyük bir tartışma yaratan Profesör Canavero, Çin’de yaptığı operasyon sonrasında umutlu konuştu.

Daily Mail’in haberine göre; cansız beden üzerinde yaptığı nakilde omurga, sinirler ve damarların başarıyla bağlandığını belirten Canavero’nun önderliğindeki ekibin çalışmalarının birkaç gün içerisinde kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.

Prof. Dr. Sergio Canavero, dünyanın ilk kafa nakli operasyonunu gerçekleştirmek istediği için eleştiriliyor. Canavero kafa naklini birkaç Çinli aday arasından seçilecek olan hastaya yapılacağını açıklamıştı.

Basın toplantısında konuşan Profesör Canavero, “Uzun zamandır doğa bize hükmetti. Dünyaya geldik, büyüdük ve öldük. Milyonlarca yıl boyunca insanlar evrim geçirdi ve 100 milyarı aşkın insan hayatını kaybetti. Bu soykırımdır” dedi.

 

SIRA CANLI DONÖRDE…

Operasyonu Çinli Doktor Xiaoping Ren’in yönettiğini söyleyen Canavero, “Kadavralar üzerinde ilk transplant gerçekleşti. Bundan sonraki adımda beyin ölümü gerçekleşmiş gönüllü donörler arasında kafa nakli gerçekleşecek” dedi.

2015’te bu fikri ortaya atan Canavero, “Herkes bunun imkânsız olduğunu söylemişti ama operasyon başarılı oldu” ifadesini kullandı.

 

ÇİNLİ GÖNÜLLÜ BULUNDU

Sergio Canavero Harbin Tıp Üniversitesi’nden bir meslekdaşı ile birlikte, Çinli bir gönüllü bulduklarını açıkladı. Bazı bilim otoriteleri tarafından eleştirilen operasyona Canavero'nun güveni tam ve kendisi hala iyimser.

***

Böyle bir şey yapıldı yapan ekip de başarılı oldu diyelim…

“Bu yeni ortaya çıkan yaratığın kendilik, kimlik ve kişilik duyguları ne olacak”?

“Ayrıca bu tip bir ameliyatı etik ve moral sonuçları gerek seni, gerekse insanlığı nereye götürür” deyip bana fikrimi sormuştu.

Ben de “bu bilim kurgu romanlarındaki her şey bir gün geliyor ve gerçekleşiyor” demiştim.

***

Gene de koskoca beyni başkasına naklederseniz, daha da ilerisi gelip çok garip şeyler yapılabilir.

Bir düşünelim, çılgın bir bilim adamı yeni Hitler’ler, Mussolini’ler, Mao’lar veya Stalin’ler,,, klonlarsa bu işin sonu nereye kadar gider?

Sağlık, bilim ve dayanışmayla alın.

Bu arada evrim devam ediyor; çoğu bebek 20 dişli doğmuyor!

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 27 Kasım 2017

Okumaya devam et
  1555 Hits
  0 yorum
1555 Hits
0 yorum