Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU NEDİR

Sevgili Mekancılar,

 

Bugün size çok güncel olan bir hastalıktan bahsetmek istiyorum:

Bireyin benlik bütünlüğünü derinden sarsacak her hangi bir olaya ruhsal travma adı verilir. Travmaya karşı beden stres cevabı verir ve bu sayede kendini korumaya çalışır. Eğer bu belirtiler 4 haftayı aşacak bir şekilde devam ederse, travma sonrası stres bozukluğu tablosu gelişir. Bu kişilerde; travmanın tekrarlayıcı şekilde yaşanması,  kaçınma, irkilme ve disosiyason belirtilerine yol açar. Süresi 4 haftayı aşarsa, bu tabloya “travma sonrası stres bozukluğu” adı verilir.

Ruhsal  travma tanımı

Kişilerin hayatını,vücut bütünlüğünü veya ruhsal dengesini tehdit eden, ve duygusal anlamda üstesinden gelmekte zorlandığı olaylar, tecrübeler veya durumlardır.

Kişinin başından geçen olayların yarattığı stres onun dayanabilme gücünü aştığında ruhsal travma tecrübesi yaşanır.

Bir olayın travmatik etki yaratıp yaratmaması kişinin bu olayı algılayış biçimine,  bu olayın hayatını, duygularını ve düşüncelerini olumsuz etkileme düzeyine bağlıdır. Travma kişisel bir deneyimdir ve yaşanan krizin boyutu kişiden kişiye değişir. Bu nedenle yaşanan olayın kişiyi duygusal anlamda nasıl etkilediğinin değerlendirilmesi çok önemlidir.

 

Ruhsal travmanın kişide yarattığı etkiler

Ruhsal travma kişinin güvende olma duygusunu zedeler ve kişide çaresizlik ve yalnızlık duygusu tetikler. Kişide, tehlikeli bir dünyada her an zarar görebileceği hissini uyandırır ve onları tehlikelere açık hale getirir.

 

Psikolojik ve fiziksel travma yaratan olayları şunlardır:

·        Savaşlar, çatışmalar,

·        Resmi görevliler tarafından uygulanan şiddet,

·         Silahlı grupların uyguladıkları şiddet,

·        Politik nedenli şiddet, işkence

·        Politik olmayan nedenlerle şiddet, işkence,

·        Aile içi özellikle çocuklara ve kadınlara yönelik şiddet,

·         Aile içi veya dışı cinsel saldırı ve suistimaller

·         Bireylerin/grupların hasımlarına uyguladıkları şiddet,

·         Topluluklara uygulanan baskı ve şiddet,

·        Trafik kazaları, iş kazaları, yangın vs.

·        Doğal afetler,

·         Ciddi ölümcül hastalıklara yakalanma,

·        Beklenmedik ölümler

·        Boşanma, sevgiliden ayrılma, işten kovulma

 

Bu olayları kişi kendi yaşamış olabilir, bu olaylara tanıklık etmiş olabilir veya çok sevdiği birisinin başına geldiğini öğrenmiş olabilir. Kendisinin bilfiil yaşadığı kişiyi çok daha derinden etkilemekle beraber, bu maruz kalma şekillerinden her biri kişi için birer travmadır.

Travma sonrasında ortaya çıkacak belirtiler

Travmatik olayın tekrar tekrar yaşanıp yeniden hatırlanması

Kişi istemediği halde travmatik olayı tekrar tekrar hatırlar. Olayı düşünmekten kendini alıkoyamaz. Rüyalarında olayı tekrar görür. En ufak bir hatırlatıcı olay tüm sahneleri film şeridi gibi gözünün önünden geçmesine neden olur. Adeta olayı tekrar yaşıyormuş gibi olur. Bu olayı yaşamaktan çok tedirgin olur. İç sıkıntısı, çarpıntı, titreme, bunalma hissi yaşar. Anıların istenmeden canlanması, ruhsal aygıtın bu travmatik

olayın hala acısını çektiğini gösterir ve zor anılarla yüzleşmenin de dayatılması olarak kabul edilir.

Kaçınma belirtileri

Olayı hatırlamak ciddi rahatsızlık yarattığı için kişi bunları hatırlatıcı etkenlerden uzaklaşmak ister. Olayı çağrıştıracak kişi, durum ve objelerden kaçınır. Olayın en vahim detaylarını unutma eğilimindedirler veya zorla hatırlarlar. Günlük yaşamdan çekilirler, insanlarla görüşmek istemezler.

Keyifsizlik, isteksizlik, durgunluk, duygularını hissedememe, sadece a’nı yaşama, ileriye yönelik plan yapamama halleri ortaya çıkar.

 

Uyarılmışlıkta artma

Uykuya dalma ve uykuyu sürdürmekte zorlanırlar. Kötü rüyalar görürler. En ufak bir ses veya dokunuşla irkilirler. Yaşanan olumsuz olay sanki her an tekrar yaşanacakmış gibi gergindirler. Sinirlidirler ve kolay öfkelenirler. Sürekli alarm durumunda olmanın ve gerginleşmenin amacı, travma tekrarlanmasın diye muhtemelen gelecek  olan tehlikeyi fark etmektir.  Bu sürekli heyecan bir müddet sonra vücutsal ve ruhsal bitkinliğe yol açar.

Ek olarak aşağıdaki ağrı şikayetleri sık görülür:

 • Sırt ağrıları, bacaklar ve ayaklardaki ağrılar

• Eklem ve baş ağrıları

• Karın ve mide şikâyetleri, kasıklardaki şikâyetler

• İdrar yaparken ağrılar

• Baş ağrıları

Kronik ağrılar  kişileri  aileden ve arkadaş çevresinden uzaklaştırır ve ümitsizliğe yaratır. Bazıları alkol veya ilaçla kendilerini sakinleştirmeye çalışır ve böylelikle gerginliklerini ve ağrılarını daha dayanılır hale getirdiklerini düşünürler. Bu durum alkol ve madde istismarına dek uzanıp, aile ve toplumsal hayatı olumsuz etkiler.

 

 

 

Ø Her bireyin stres belirtisi farklıdır. Bireylerin olayı algılama şekline, ego savunma mekanizmalarının gücüne, sosyal destek sistemlerinin dayanıklılığına göre her birey strese farklı tepki verir.

Ø Kaygılı kişiliğe sahip olmak, olumsuz hayat olayları, kadın cinsiyeti stres belirtilerinin kronikleşmesine yol açan risk faktörleri arasındadır.

Dissosiasyon

Travmayı yaşamış kişiler, içinde duygularını ve kendilerini uyuşmuş hissederler ve kendilerine yabancılaştıklarını algılarlar. Bu duruma dissosiasyon adı verilir.  Bu durum travmaya karşı bedenin bir koruma fonksiyonudur. Beden bu reaksiyonu hatırlar ve yıllar sonra da travma anıları canlandığında uygular. Bu genellikle günlük hayatın sıkıntılarında çok çabuk ortaya çıkar. Travmayı yaşamış kişiler, bu durumu davranışları üzerinde kontrol kaybı olarak yaşarlar veya konsantrasyon probleminden

ve hatırlamayla ilgili sorunlarından şikayet ederler.  Posttravmatik stres bozukluğu kendisini bir çok şekilde gösterir. Bütün bu tepkiler ve duygular tümüyle normal ve aslında «normal olmayan» duruma yöneltilen sağlıklı cevaptır. Temelde, bedenin ve ruhsa aygıtın travmatik yaşantının üstesinden gelmek ve bundan oluşan ruhsal yaraları iyileştirmek için uğraşmakta olduğunu gösterir.

 

Her travma mağduru travma sonrası stres bozukluğu belirtileri yaşayacak diye bir kural yoktur. Belirtilerin 4 haftayı aşması durumunda TSSB tanısı konur.

Bu açılardan, travmadan sonraki ilk 4 hafta çok önemli bir süredir. Olayın yeniden yaşantılanma süreci, aslında kişinin durumu anlamlandırması için bir süreçtir. O nedenle konuşmamak, paylaşmamak, içe atmak, çağrıştıracak ortamlardan kaçmak, kabus görmekten kaçmak için uyumamak yanlış çözüm stratejileri arasındadır.

O nedenle kişi anlatmak istediğini anlatmalı, sıkıntılarını ifade etmeli ve paylaşmalıdır. Sosyal destek sisteminin çok önemli bir değeri vardır.

Stres belirtileri bazen uykuya yatar ve bazı tetikleyiciler sayesinde hatırlanarak TSSB belirtilerinin seneler sonra çıkmasına yol açabilir.

TSSB gelişirse ciddi iş gücü kaybı ortaya çıkar. Üzerine depresyon ve anksiyete eklenir. Alkol ve madde kullanım bozukluğu, spastik kolon, fibromyalji, kas- iskelet sistemi ağrıları, migren, kalp krizi vb. fiziksel hastalıklar da görülebilir.

 

Özellikle kötü olan travmatik yaşanmışlıklar; insanların, diğer insanlara karşı planlayarak kasten acı yaşatmaları olup, bunların tekrarlandığı hallerdir.

Travma yaşamış insanların aile yakınlarının da uzman yardımına ve danışmanlığına ihtiyaçları vardır. Bu kişiler travma mağduru yakınlarının

değişen davranış ve duyguları nedeniyle sıkıntı yaşarlar. Sonuç olarak,  travmayı yaşamış kişiler ve yakınları birbirlerine karşı yabancılaşırlar.

Tedavi

Bu hastalığı en geniş şekilde ele alan bilim adamlarından önde geleni Nancy C. Andreasen olup, bir çok yayını ve çalışması mevcuttur. Posttravmatik stres bozukluğu aslında tedavi edilebilir ve en iyi tedavi de psikoterapidir. İlaçlar gerçi etkilidir ama posttravmatik stres bozukuluğunun belirtilerini sadece azaltırlar.

Mehmet Kerem Doksat

28.03.2019, Tarabya

Okumaya devam et
  577 Hits
  0 yorum
577 Hits
0 yorum

PSİKİYATRİDE İLAÇLI TEDAVİ GÜNCELLEMELERİ

PSİKİYATRİDE İLAÇLI TEDAVİ GÜNCELLEMELERİ

Sevgili Mekâncılar,

Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilaçların fayda ve zararlarına yönelik birçok tezat bilginin yaygın olduğu şu günlerde, ilaç tedavisiyle popüler bir gün güncelleme yapmak isterim.

Modern tanım kılavuzlarına göre, bir kişinin psikiyatrik bir hastalığa sahip olması için, “sosyal, duygusal, mesleki, akademik işlevsellik” alanlarından bir veya birkaç tanesinde işlev kaybı yaşaması gerekmektedir. Ruhsal hastalık tanılarının her biri kendi içinde ayrıca “hafif, orta, ağır, çok ağır şiddette” derecelendirilirler.

Psikiyatrik hastalıklarda hastalık derecesi özellikle orta derecede ve ağır ise, tedavi yöntemleri içinde psikofarmakolojiden yararlanılması gerekliliği ortaya çıkar.

Aşağıda en sıklıkla kullanılan antidepresan özellikli moleküller yer almaktadır:

1-Fluoksetin 20 mg Cap (20-80 mg/gün dozlarında kullanılır): Antidepresan, antianksiyete ve antiobsesif kompulsif kullanım dozları mevcuttur.

2-Klorimipramin, 10mg, 25 mg, 75 mg SR (10-225 mg) dozlarında kullanılır): Antidepresif, antianksiyete ve antiobsesif kompulsif kullanım dozları mevcuttur.

3-Sitalopram 20, 40 mg tablet (20-80 mg/gün dozlarında kullanılır): Antidepresif, antianksiyete kullanım dozları mevcuttur.,

4-Essitalopram 10, 20 mg tb, (10-30 mg/gün dozlarında kullanılır): Antidepresif, antianksiyete kullanım dozları mevcuttur.

5-Paroksetin 20 mg tablet, (10-80 mg/gün dozlarında kullanılır). Antidepresif, antianksiyete kullanım dozları mevcuttur.

6-Sertralin 25, 50, 100 mg tablet (25-200 mg/gün dozlarında kullanılır). Antidepresif, antianksiyete ve antiobsesif kompulsif kullanım dozları mevcuttur.

7-Venlafaksin 37.5, 75XR, 150 XR kap (37.5-300 mg/gün dozlarında kullanılır. Antidepresif, antianksiyete kullanım dozları mevcuttur.

8-Mirtaron 15, 30, 45 mg tablet  (15-45 mg/gün dozlarında kullanılır). Antidepresif, antianksiyete kullanım dozları mevcuttur. Sedasyon ve iştah açma özellikleri belirgindir.

9-Mianserin 10, 30 mg tb (10-30 mg/gün dozlarında kullanılır) Antidepresif, antianksiyete kullanım dozları mevcuttur. Sedasyon ve iştah açma özellikleri belirgindir.

10-Agomelatonin  25 mg tablet (25-50 mg/akşam) dozlarında kullanılır. Antidepresif, antianksiyete kullanım dozları mevcuttur. Uyku ritmini de ayarlamada işe yarar.

11-Buprapion 150, 300 mg XL tablet (150-300 mg /gün) dozlarında kullanılır. Antidepresif etkisi mevcuttur. İştah kapama özelliği vardır. Cinsel yan etkisi azdır. Bazı kişilerde sigara ve alkol kullanımını azaltabilecek etkisi mevcuttur.

 

***

En sıklıkla kullanılmakta olan antipsikotik moleküller ise aşağıdaki gibidir:

1-Haloperidol, 5-10 mg tablet, (5-50 mg/gün dozunda kullanılır). Antipsikotik etkisi vardır.

2-Risperidon 1- 2- 3-6 mg tb (1-6 mg/gün dozunda kullanılır). Antipsikotik, antidepresif, antimanik etkisi vardır.  Çocuk psikyatrisinde düşük dozlarda davranışların düzenlemesi amacıyla kullanılır.

3-Rexapin, 2.5-5-10, 20 mg tb (2.5-40 mg/gün dozlarında kullanılır). Antipsikotik, antidepresif, antimanik etkisi vardır.  Çocuk psikyatrisinde düşük dozlarda davranışların düzenlemesi amacıyla kullanılır.

4-Ketiyapin 25-50-100-200- 50XR, 200 XR, 300 XR, 400 XR tablet (25-1200 mg/gün kullanılır). ). Antipsikotik, antidepresif, antimanik etkisi vardır.

5-Amisülpirid 50-100-200-400 mg tablet (50-1200 mg/gün kullanılır). Antipsikotik etkisi vardır.

6-Trifluperazin 1-2-5 mg tablet (1-6 mg/gün dozunda kullanılır). Antipsikotik etkisi vardır.

Duygudurum dengeleyiciler, duygudurum bozuklukları olan hastalarda yalnız başına veya tedaviye ek olarak kullanılır. Duygudurum dengeleyici olarak ise şunlar kullanılır:

1-Lithuril Cap 300 mg (600-1200 mg/gün) kan düzeyi takibiyle kullanılır.

2.Sodyum valproat ve valproik asit- 500 mg chrono tablet (500-1500 mg/gün) dozunda kullanılır.

3-Lamotrihin  (25-50-100 mg) 25-200 mg/gün dozunda kullanılır.

4-Topiromat 25-50-100 mg tablet)-25-200 mg/gün dozunda kullanılır.

5-Karbamazepin (200-400 mg CR)-200-800 mg/gün dozunda kullanılır.

6-Okskarbazepin (150-300-600 mg tablet)300-1800 mg/gün dozlarında kullanılır.

Psikiyatride ilaç tedavisine devam ederken fayda/zarar oranı hesaplanır. En az ve etkili olan doz tercih edilir.

Daima hekim takibinde kullanılmalı ve ilaç tedavisine devam edildiği sürece mutlaka takiplere devam etmek gereklidir.

Barış, esenlik ve kardeşlik sevgisiyle dolu nice yıllara…

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat, Yrd. Doç. Neslim Güvendeğer Doksat

17 Mart 2019 Pazar

 

 

 

 

 

Okumaya devam et
  587 Hits
  0 yorum
587 Hits
0 yorum

BARIŞ MANÇO

Sevgili Mekâncılar

Saygı ve sevgi ile yakın zamanda anmış olduğumuz Barış Manço hakkında

 

Allah rahmet eylesin.

Sevgi ve saygılarımla

Mehmet Kerem Doksat

***

 

Barış Manço kimdir

7'den 77'ye herkesin sevgilisi olan, adam olacak 90 kuşağı her çocuğun süper kahramanı, Barış Manço'nun hayat hikâyesidir.

Meziyetlerini saymakla bitiremeyeceğimiz toplumumuzun yetiştirdiği en özel değerlerden biri olan adam, Barış Manço. Kendisine yaşadığı süre içinde fazla kimlik yapmış, unutulmazlar listesine adını altın harflerle yazdırmış o. Siz onu en çok hangi yönüyle sevdiniz bilmiyorum. Ama o, şarkıcı, besteci, söz yazarı, yapımcı ve hatta gezgin Barış Manço.

Her yönünü değerlendiren, parçalarından mükemmel bir bütün olan Barış Manço, bugün hala hepimizin dilinde. Hatta şu satırları yazarken bile, ''Ayağında gümüş hal hal...''

Bir de hatrımda o görkemli yüzükleri...

''Barış''ın adı Savaş'ı bitirmeli

Barış, 2 Ocak 1943 yılında dünyaya geldiğinde II. Dünya Savaşı yaşanmaya devam ediyordu. Savaşın etkisini hissettirdiği zor zamanlardı. İki yıl önce doğan çocuklarına Savaş adını veren Rikkat Uyanık ve Hakkı Manço çifti, bu sefer doğan çocuklarına da Barış adını verdiler. Çünkü Barış adıyla yaşayıp, barışı getirmeliydi.

Belki de bu yüzdendir, Barış Manço'nun bütün dünya çocuklarını birleştiren sevgi dolu bir kalbi oldu.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_2886.jpg

Gezginliğe çocukluktan başlayan Barış

Ailenin kökeninde göç etmek vardı. İstanbul'un fethinden sonra Konya'dan Selanik'e göç eden aile, savaş sırasında yaşadıklarıyla da I. Dünya Savaşı zamanında İstanbul'a geldiler. Barış 3 yaşındayken annesi ve babası ayrılınca babasıyla yaşamaya başladı. Babasıyla çok sık ev değiştiriyorlardı. Cihangir, Üsküdar, Kadıköy derken bir süreliğine yolları Ankara'ya bile düştü. Bu sebeple eğitim hayatı boyunca da hep okul değiştirdi.

Barış annesiyle TV programlarında

Barış'ın annesi Rikkat Uyanık, Devlet Konservatuarı Klasik Türk Sanat Müziği sanatçısı, hocası ve aynı zamanda yazardı. Konservatuardaki çalışmaları sırasında Zeki Moren’in de hocalığını yapmıştı. Bu sıralarda Barış ile birlikte TV programlarına katılarak şarkı söylüyordu. Barış annesinden ve onun çevresinden müziğe aşık oluyordu.

Ortaokul sıralarında başlayan müzik kariyeri

Barış, Galatasaray Lisesi orta bölümüne kayıtlıydı. 1957 yılında amatör olarak başlayan müzik ilgisi ile 1958'de ilk grubu Kafadarlar'ı kurdu. Grup kadrosuyla Rock'n Roll kavırları yapıyordu. Barış Manço da bu dönemde ilk bestesi Dream Girl'i yaptı. Hatta bu besteyle Ankara'da küçük bir ödül dahi kazandı.

İkinci Grubu Harmonilerdi. Bu grubu da yine Galatasaray Lisesi'ndeki arkadaşlarıyla kurmuşlardı. 1959'da Galatasaray Lisesi konferans salonunda küçük Barış Manço ilk konserini verdi. Müzik, bir çocuk olmasına rağmen onun hayatına büyük duygular katıyordu.

4 Mayıs 1959'da Barış, babasını kaybetti. Küçük bedeninin yaşadığı bu büyük acı onu daha fazla müziğe itti. Ayrıca Galatasaray Lisesi'nden ayrılmak zorundaydı. Liseyi Şişli Terakki Lisesi'nde 

Barış Manço’dan ilk 45'lik

Harmoniler grubu kadrosuyla verdikleri konserden sonra, Barış Manço Grafson şirketinden üç tane 45'lik çıkardı. Liseden sonra Barış, öğrenimini Belçika'da devam ettirmek isteyince Harmoniler grubu dağıldı. Bu grubun kayfettiği iki türkü, ''Kızılcıklar Oldu mu?'' ve ''Urfa'nın Etrafı Dumanlı Dağlar'' yıllar sonra yayınlandı.

Barış Manço Belçika'da

Barış, 1963'te yüksek öğrenim görmek için Belçika Kraliyet Akademisi'ne gitti. Ancak bir hayali vardı ve Belçika'ya varmadan önce karayoluyla Fransa'nın başkenti Paris'e gitti. Daha önceden bağlantı kurduğu ünlü şarkıcı Henry Salvador ile buluştu. Ancak Henry, Barış'ın Fransızcasını ve fazla kilosundan kaynaklı dış görüntüsünü yetersiz buldu.

Barış, Henry Salvador ile anlaşamadı ve Belçika'ya döndü. Abisi Savaş da buradaydı. Resim, grafik ve iç mimarlık eğitimi gördü. Okuldan arta kalan zamanlarında da garsonluk, otomobil bakıcılığı gibi işlerde çalışıyordu.

Her zaman çok çalıştı ve üretti. Her şeyden önce pes etmedi. Yaşının ve heyecanlı isteklerinin farkındaydı. İşte heyecandan öldüğü anlardan sadece biriydi Belçikalı şair Andre Soulac ile tanışmak. Gözlerinin parıltısı Andre'nin içini ısıtmıştı.

Andre sayesinde Barış'ın Fransızcası ilerledi. Yaptığı bestelere Andre de söz yazıyordu. Böylece müzikle bağı hiç kopmadan yoluna devam edebildi.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_687.jpg

Barış Manço'nun plak sirketiyle anlaşması

Barış, müziğe bağlı bir hayat yaşamak istediğini biliyordu. 1964'te Rigolo plak şirketiyle anlaştılar ve Jacques Danjean Orkestrası ile çalışmaya başladı. Artık profesyonelliğin ilk adımlarını atmıştı. 4 şarkılık iki Fransızca plak çıkardı.

Barış Manço plaklarının gösterdiği başarı, onu Fransız radyosunda yayınlanan ''Salut les copins'' pop müzik içerikli programına konuk olarak taşıdı. Hatta plaklar Türkiye'ye ulaştığında Barış Manço radyolarda Fransız sanatçı olarak sunuldu.

12 Ocak 1965'te Paris'in en eski, dünyaca ünlü konser salonu Olympia'da program öncesinde sahne alarak kendi bestesi Babysitter ile başka Fransızca ve İngilizce şarkılar söyledi. Mükemmel bir performanstı ve Henry Salvador'un tebriklerini kazandı.

Barış Manço artık daha da dikkat çekiyordu. Hayallerinin ötesinde başlamıştı her şey. 1966'da bir festivalde The Folk 4 grubu ile Türk müziğinden örneklerle dikkatleri üzerine çekti.

Barış Manço'nun Avrupa kariyeri sona erdi

Her şey Barış'ın gözünde mükemmel ilerlerken bir Fransız müzisyen Barış Manço'nun aksanını beğenmediğinden onun plağının çalınmasını yasakladı. Bu olay Barış'ı çok sarstı. İnandığı doğruların başladığı yolda kendisini yarıda bıraktığını düşünüyordu artık.

Avrupa kariyeri burada bitmişti. Ama yine de içinde umut kırıntısı bırakacak bir şeyler de oluyordu. L'Alba adlı bir grup, plağının çalınması yeni yasaklanmışken, Andre Soulacie birlikte yazdıkları ilk parçayı seslendirmişti.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_1411.jpg

 

Barış Manço müziği bırakmadı

Barış müziği bırakamazdı. Çünkü onun ruhunda alyuvarlar tadında dolaşan notalar vardı. Bu notalar onu nereye çekerse oraya gidip ihtiyacı olanı alıp müziğe dönüştürmek zorundaydı.Olympia'daki konser sırasında tanıştığı Belçikalı grup Les Mistigris ile çalmaya başladı. Hatta gruplarının söz yazarı Andre Soulac ile MANLAC prodüksiyon şirketini kurdular.

Artık konser turnelerine çıkıyordu Barış Manço. Fransa, Belçika, Çekoslovakya. Almanya derken birçok ülkede Les Mistigris olarak konser veriyorlardı. Giderek

hırslanan, hırslandıkça da daha çok çalışan Barış Manço, Les Mistigris grubu dahilinde Sahibinin Sesi şirketiyle birinde kendi besteleri, diğerinde ise iki türkü yorumunun olduğu iki 45'lik çıkardı.

Barış evlilik yolunda

Konserler zamanında çok iyi Türkçe konuşan Belçikalı Marie Claude ile tanıştılar. Yaşadıkları aşk aynı ve farklı dillerin konuşulduğu karmaşık ve bir o kadar da saf bir aşktı. Marie ve Barış aşkı bulmuşlardı. İstanbul'da nişanlandılar.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_2197.jpg

Barış Manço bıyığı

Barış Hollanda'da bir trafik kazası geçirdi ve dudağında derin bir yarık oldu. İşte bu sebepten onu hafızalarımıza kazıyan bıyıklarını bırakmaya başladı.

Les Mistigris ile dört şarkılık bir plak daha çıkardılar. Ancak Barış artık yasal süreçte vize sorunları yaşıyordu. Grupla yollarını ayırmak zorunda kaldılar. Barış Manço, dudağının üstünde bıyıkları ve kolunda nişanlısı ile birlikte, 1969 Haziran'ında Belçika Kraliyet Akademis'ni birincilikle bitirerek İstanbul'a döndü.

İstanbul'da müzik hayatı

Barış Manço İstanbul'a geldiğinde Kaygısızlar grubuna katıldı. Grubun genç gitaristleri Mahzar Alanson ve Fuat Güner'di. Artık ruhumuz Barış Manço müziği zevkinin Türkiye'de olduğunu mükemmel isimlerle buluşmasıyla doruklarda yaşayacaktı.

Kaygısızlar daha önce de kendi konserlerini veren genç bir gruptu. Barış bu gruba yeni bir soluk getirecekti. En mükemmel Barış Manço hitlerinden olan Kol Düğmeleri'nin kaydı bu grubun şansı olacaktı.

Grup olarak psychedelic akımından etkilenmişlerdi. Hem Anadolu temaları hem de doğu desenlerine yakın olan bu akımın etkisinde bir yandan Bebek, Kağızman gibi türküleri yorumlarken bir yandan da İngilizce besteler yapıyorlardı.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_5386.jpg

Altın Plak Ödülü

45'liklerden Ağlama Değmez Hayat, 50.000'den fazla satış yaptı ve bu başarı Barış Manço'ya ilk kez Altın Plak Ödülü'nü kazandırdı.

25 Nisan 1970 Cumartesi, İstanbul Fitaş Sineması konserinde, oyuncu Nebahat Çehre'nin ellerinden ödülünü alırken artık geleceğini görebiliyordu ve heyecanı hala kalbindeydi.

Karşınızda Barıshango

Barış Manço ve Kaygısızlar grubunun yaptığı besteler günden güne daha çok ilgi görüyordu. Plak şirketlerinin de dikkatinden kaçmayan bu gelişme, onlara yeni teklifler kazandırdı.

Fransız plak şirketleri Philips ve Barclay anlaşma teklif ettiler. Aynı yıl Fransa'ya giden Barış Manço, plak şirketinin önerisi üzerine Barıshango adıyla tanıtıldı. Kaygısızlar grubu ise artık Possibility adını taşıyordu.

Bundan sonraki süreçte artık daha kaliteli kayıt imkanları vardı ama bu kayıtlar her nedense piyasaya uzun süre sürülmedi. Bunun yanında yapılan isim değişikliği de olumsuz eleştriler alıyordu. Olumsuz ne olursa olsun, bu iyi olan şeyleri gölgeleyemezdi.

Barış Manço Fransa'da

Barış Manço 1969 sonunda Kaygısızlar ile yollarını ayırdı ve Fransa'da yeni bir grup kurdu. Yeni grubu Türkiye'de ''...Ve'', yurt dışında ise ''...Etc'' olarak tanınacaktı.

1970 Barış için yepyeni bir yıldı. Psychedelic rock akımından sıyrılmış artık Anadolu pop sularında yüzmeye başlamıştı.

Barış Manço evlendi

Daha İstanbul'da nişanlanan Marie ve Barış çifti, Belçika'nın Liege şehrinde evlendi. Ancak bu evlilik çok kısa sürdü. Marie ve Barış 22 Haziran 1970'te ayrıldılar.

Barış Manço'nun müzik tarzı

Kasım 1970'te o güne kadar sürekli Batı enstrümanlarını kullanan Barış Manço, bu kez farklı bir şey denedi ve notalarını Kemençe sanatçısı Cüneyd Orhon'un yazdığı Dağlar Dağlar'ı seslendirdi. Barış Manço'nun gitarı ve kemençeyle buluşan bu türkü, Barış Manço müzik tarzının da başlangıcı oldu.

Bu türkü ile plağı 700.000'den fazla sattı ve Barış Manço hayatındaki tek Platin Plak Ödülü'nü işte o zaman kazandı. Ödülünü Nisan 1971 İstanbul Fitaş Sineması'ndaki konseri sırasında oyuncu Öztürk Serengil verdi.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/mogollar_435.jpg

Barış Manço ve Moğollar buluşması

Dağlar Dağlar başarısı ile Türk müziği piyasasına tam anlamıyla girmişti Barış Manço. Bugün bile dilimizde olan o türkü, işte o günlerde Barış Manço'yu resmi anlamda hayatımıza kattı.

1970 yılı Barış için oldukça başarılı ve güzel geçiyordu. Bir ilk daha yaptı ve ünlü Moğollar grubu ile birleştiler. Çünkü iki tarafın da amacı ortaktı: Türk kmüziği ile Avrupa'da ünlü olmak.

Barış Manço'nun müziği o zamana kadar hala Batı'nın etkisindeydi ve Moğollar da Anadolu pop tarzında müzik yapıyordu. Ama artık bir bütün olmaya karar vermişlerdi.

Hatta Barış Manço bir röportajında şöyle söyledi: "Artık biz bir bütünüz. Ne ben Moğollar'ın şarkıcısıyım, ne de onlar benim grubum. Yepyeni bir grup olduk. Adımız MançoMongol. Kafaca anlaşan, aynı fikir seviyesine gelmiş olan bizler, yaptıklarımızın daha iyi olması için, sesimizi bütün dünyaya kuvvetlice duyurabilmek için, baş başa vermenin zamanı geldiğini anladık"

Manchomongol'un ilk Türkiye konseri Barış Manço'nun Platin Plak Ödül töreninin yapıldığı Fitaş Sineması'ndaki konserdi. Sadece bir ay içinde bugün hala dilimize dolanan türküler kaydettiler. Bunlardan ''İşte Hendek İşte Deve'' tıpkı Dağlar Dağlar gibi çok ilgi çekti ve artık Barış Manço klasiklerindendi.

Haziran 1971'de grupta çıkan anlaşmazlıklar ve Barış'ın sağlık problemleri sebebiyle Machomongol dağıldı.

Barış Manço ve Kurtalan Ekspres buluşması

1971 - 1972 yılları Barış Manço'nun birçok sanatçı ile çalışarak Kurtalan Ekspres'i kurma çabalarıyla geçti. 1972'de Kıbrıs'a giderken asker kaçağı olarak alınan Barış, Belçika Kraliyet Akademisi diploması sayesinde yedek subaylık hakkı kazandı. Ancak askere gitmeden önce Kurtalan Ekspres'i kurdu.

Kurtalan Ekspres adını İstanbul'dan Güneydoğu'ya giden trenden alıyordu. Barış, Mayıs 1972'de grupla stüdyoya girerek ''Ölüm Allah'ın Emri'' ve ''Gamzedeyim Deva Bulmam'ı kaydetti. Bu şarkıların yer aldığı plağı da yayınladıktan sonra gönlü rahat bir şekilde ancak kafasında yarım kalmış birçok projeyle askere gitti.

Kurtalan Ekspres dağılmayacağını ve Barış Manço'yu bekleyeceğini açıklamaıştı. Barış Manço askerliği boyunca ordu evinde sahne alsa da dinleyicisine ulaşma ihtiyacını hissediyordu.

Eğitim dönemi biter bitmez plak ile dinleyicisine ulaşma yollarını denedi. Kurtalan Ekspres ile ''Küheylan'' ve ''Lambaya Püf De'' şarkılarını kaydederek peruklu bir fotoğrafının  bulunduğu bir zarfla piyasaya sürdüler.

Küheylan'ın sözleri ve Ağustos 1973'te yayınlanan askerlik sonlarında tamamlanmış olan albümlerde geçen şarkılar sebebiyle Barış Manço ülkücü olarak eleştirilecekti.

İlk video klip: Hey Koca Topçu

İlk video klibini hey Koca Topçu şarkısı için yine bu dönemlerde çektiler. Kurtalan Ekspres grubu olarak çektikleri klip ilgi çekmişlti.

Artık 70'lerin ortalarına geldiğimizde Cem Kara solun, Barış Manço ise sağın sembolü olarak tanınıyordu. Ancak Barış Manço konserlerindeki Bozkurt işaretlerine karşı durarak müziklerinin herkes için olduğunu vurgulamak adına, Hey Koca Topçu'yu sol yumruğunu kaldırarak söylüyordu.

1976'da Kurtalan Ekspres'ten Özkan Uğur'un ayrılmasından sonra bir çatırdama başladı ve bilindik senaryo devreye girdi. Birileri gitti, birileri geldi, ama grup dağılmadı.

Bu sırada Barış, Baris Mancho albümüyle yurt dışında son denemesini yapıyordu. Avrupa'da Baris Mancho, Türkiye'de ise Nick The Chopper adıyla satışa sunuldu. Ancak Doğu ülkelerinde liste başı olsa bile , bir şansı yoktu. Bu albüm başarısız olmuştu. çünkü değerini Doğu ülkelerinden başkası bilemedi.

Müzikten uzak kalan Barış Manço

Barış Manço, değerinin bilinmediği zamanlar yaşıyordu. CBS firması desteğiyle Londra'da Rainbow Tiyatrosu'nda Kurtalan Ekspres ile konser vererek Türkçe ve İngilizce şarkılarda ruhunu semaya uçuruyordu.

Ancak konserden sonra karaciğer enfeksiyonu geçirdi ve karın boşluğunda bağırsağına yapışan bir tümör nedeniyle Belçika'da ameliyat oldu. Sağlık problemleri ne yazık ki onu bir süre müzikten uzakta bırakacaktı.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_2117.jpg

Barış Manço tekrar evlendi

Barış Manço müziğin aşkına o kadar düşmüştü ki, evlilik konusunda pek başarılı olamıyordu. Ancak 1975'te tanıştığı Lale Çağlar onun sonsuz eşi olacaktı.

18 Temmuz 1978'de Barış Manço ve Lale Çağlar evlendi ve müzikle dolu bir masalla bir ömür mutlu yaşadılar. 19 Mayıs 1981'de ilk çocukları Doğukan Hazar Manço, Temmuz 1984'te de ikinci çocukları Batıkan Zorbey Manço da onlara katılacaktı.

Barış Manço nihayet Türkiye'de

Haziran 1978'de Barış Manço yeni plağını hazırlamak için çalışıyordu. Barış Manço'nun Kurtalan Ekspres ile 6 ay boyunca çalıştığı albüm 1979'da başarıyla yayınlandı.

''Yeni Bir Gün'', Barış Manço'nun Türk,iye'deki yerini sağlamlaştırdı. Barış, birçok röportajında bu dönemi ustalığa geçiş olarak açıkladı. 1979'da Cem Karaca'nın Türkiye'deki etkisini yitirmeye başlaması da Barış Manço'nun Türkiye'de yeniden doğuşunu hızlandıran önemli bir olaydı.

Barış Manço Türkiye'ye girdiği bu albümle progresif rock için en iyi örnekelrdendi. ''Sarı Çizmeli Mehmet Ağa'', ''Aynalı Kemer'' gibi şarkılarla sonunda bizim Barış abimiz oluyordu. Üstelik de kendi tarzından ödün vermeden.

Onu bunca sevmemizin en önemli sebeplerinden biri de buydu; birbirine zıt duracak iki şeyi bir araya getiriyor ve mükemmel yeteneğiyle onu bize sevdiriyordu. Progressive müzikle harmanladığı bu güzel şarkılar elbette hit olmuştu.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_9176.jpg

Yılın Erkek Sanatçısı, Barış Manço

Barış Manço, 1979'da Yılın Erkek Sanatçısı ünvanına sahip olmuştu. Yeni Bir Gün şarkısı bunun yanında, Yılın Bestecisi - Albümü - Düzenlemesi ödüllerini de getirmişti.

Bu güzel anların nazarı elbet çıkacaktı. Onu gönlümüzün sanatçısı yapan şarkılarını söylediği Belçika konserinden dönerken Edirne'de bir trafik kazası yaşandı ve belk kemiği çatlayan Barış Abi iki ay sahnelerden uzak kaldı.

İlk kez bir sanatçıya beste verdi

Barış Manço bu dönemde ilk kez başka bir sanatçıya beste verdi. Siparişi üzerine Nazan Şoray için hazırladığı ''Hal Hal'' şarkısının kaydında yine Kurtalan Ekspres vardı ve 45'lik olarak yayınlandı.

Bu şarkı değerini buldu ve yılın şarkısı ödülünü kazandı. Nazan Şoray'a da Altın Plak kazandırdı.

Bu şarkıyı daha sonra Barış Manço kendi sesinden de seslendirecekti. ''Eğri Büğrü'' ile birlikte yayınladığı bu plak Barış Manço'nun son plağı olacaktı. ''Hal Hal'' 80'lerin popüler şarkısıydı artık ve Türk halkı bu takıyı bu şarkıyla öğrendiğinden Barış Manço ile bir anılacaktı.

 

Arkadaşım Eşek

Temmuz 1981'de ''Sözüm Meclisten Dışarı'' albümü yayınlandı ve bu albümde yer alan''Arkadaşım Eşek'' büyük küçük herkesin beğenisini kazandı.

Ayrıca ''Dönence'' ve ''Gülpembe'' ile 80'li yıllar boyunca devam edecek bir üne sahip oldu. Özellikle Gülpembe çok merak uyandırdı. Oysaki Barı Manço onu 1957'de Şeker Bayramı'nda yitirdiği babaannesi Nimet Hanım için yazmıştır. Şarkının duygusu salt sevginin ta kendisidir.

1983 Eurovision Şarkı Yarışması

Barış Manço bu yarışmanın TRT tarafından yapılan Türkiye elemelerine ''Kazma''şarkısıyla katıldı. Çok beğeni toplasa da jüri tarafından ön elemeyi geçemedi.

Bu elemeden sonra Barış Manço şunları söyledi: "Aslında benim jürim elli milyondur. Esas kararı onlar verecektir. Döneceğim ve parçayı plak yapacağım. O zaman her şey ortaya çıkacak"

Gerçekten de o zaman her şey ortaya çıkmıştı.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_3666.jpg

Türk halkının tercümanı, Barış Manço

Barış Abi artık gerçek bir ağabeydi. 1983'teki ''Estağfrullah... Ne Haddimize!'' albümündeki ''Kazma'' ve ''Halil İbrahim Sofrası'' gibi şarkıların sözleriyle adeta Türk halkının söylemek istediklerini söylüyordu.Bu albümde ''Kol Düğmeleri'ni de tekrar düzenledi ve bu haliyle de büyük beğeni topladı. Bunun üzerine 1983'te Türk pop müziği dalında yılın sanatçısı seçildi.

Kurtalan Ekspres yazısız ilk albüm

1985'teki 24 Ayar albümü kapağında Kurtalan Ekspres yazamyan ilk Barış Manço albümüydü. Aslında Kurtalan Ekspres Barış Manço'ya eşlik etmişti.

Bu albümle birlikte soundu değişen Kurtalan Ekspres, Barış Manço için son kez canlı çalmıştı. Çünkü Barş Abi, artık albümlerinde bilgisayar soundlarına yer vererek Kurtalan Ekspres'i de sadece sahnede tutmak niyetindeydi. Ancak 1988'den sora Kurtalan Ekspres adı grubun kendi içinde yaşadığı sorunlar sebebiyle sadece Barış Manço konserlerinde göründü.

Barış Manço bu albümünde daha çok çocukların ilgi odağı olmuştu. Bundan sonra da hep çocukların Barış Abisi olacaktı.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_1611.jpg

Barış Manço ile 7'den 77'ye

Barış Manço'nun müziğe olan tutkusu malumdu ama her zaman kafasında kurduğu TV projeleri de vardı. Özellikle çocuklara yönelik bir program her zaman hayaliydi. Sonunda bu hayali de gerçek oldu. İyi ki de oldu. Yoksa biz Barış Abisiz bir dünyada 90'lar kuşağı oalrak nasıl büyürdük...

TV projesini hayata geçirmek için TRT 1 kanalına daha önce yapılmamış bir program önerisiyle gittiğinde bunca zaman ona olumsuz yanıtlar veren kanal bu sefer katısız kalamadı. ''Barış Manço ile 7'den 77'ye'' 1988 yılında dünyaya gelmiş oldu. Böyle dile getiriyorum, çünkü hepimizi onunla buluşturan bu program Barış Abi'nin üçüncü çocuğu olmuştu.

Gerçekten adı gibi 7'den 77'ye herkesin ilgisini çekmişti. Tabi ki başta biz 90 kuşağı çocuklarını, sonra da o çocukların ebeveynlerini ekrana kitliyordu.

Bu programla hepimiz Barış Abi'yle beraber gittiği 150'den fazla ülkeye gidip oraları gezerek onunla birlikte ''dünyanın en çok yer gezen çocukları'' olduk ve Barış Abi hepimize yolculuk boyunca uslu durduğumuz için, söz dinleyip ıspanak yediğimiz için, bayram sabahları erkenden kalktığımız için hep 10 puan verdi.

''Adam Olacak Çocuk'' ile çocuklara övgüler verirken, ''ikinci Kahvaltı''''Dönence'' ve ''Dere Tepe Türkiye'' ile yetişkinlerle buluştu.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_148.jpg

Barış Manço öldü

Barış Manço 1 Şubat 1999'da Moda'daki evinde kalp krizinden öldü.

Bence hepimizin sevgisini yüreğinde taşımak, kan pompalaması gereken bir organa fazla gelmişti. Barış Abi bizleri bırakıp sonsuzluğa gitti.

Devlet sanatçısı ünvanı olan Barış Manço'ya devlet tarafından ona yakışır bir tören düzenlendi. 3 Şubat 1999'da üzerinde Galatasaray bayrağı da bulunan Türk bayrağına sarılı tabutu Atatürk Kültür Merkezi'ne getirildi ve bir tören yapıldı. Kanlıca Mihrimah Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi. Mezarına ''Gesi Bağları'' yorumundan sebep Kayseri Gesi beldesinden getirilen topraktan atıldı.

Barış Manço müzesi

Barış Manço'nun ölümünden sonra Kadıköy Moda'daki köşkü müze haline getirildi. Şu anda Barış Abi'nin kişisel eşyalarını nsergilendiği bu müze şarkıları ve sevgimizle birlikte hala onu yaşatmaktadır.

https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/baris-manco_8712.jpg

Barış Abi'ye teşekkür

Hepimiz onun gözünde adam olacak çocuklardık ve bir şekilde hepimiz ''adam'' olduk. Onu yanıltmayan bizler adına ve sizlerin de yerine bu satırlardan uzanıp önce sevgimizi, sonra özlemimizi iletiyorum Barış Abi'ye. En çok 10 puanları özlediğimizi ve her bayram sabahı erkenden kalktığımızı bilmeni istiyorum.

''Adam Olacak Çocuk'' ile yetenekelrimizi keşfetmemizi sağladığın için, ''7'den 77'ye''hepimizin sevgilisi olduğun için, bize yüzlerce ülkenin varlığını daha küçücükken öğrettiğin için ''İkinci Kahvaltı'' ile aile büyüklerimizle buluştuğun için, hepimizin kalbinde kurduğun taht için, seni böylesine sevdiğimiz için, önce kendi adıma sonra da sizler adına çok ama çok teşekkür ederim Barış Abi. Çünkü biz seni 7'den 77'ye hep çok sevdik.

Sen iyi ki vardın ve şimdi biliyorum ki, olmasaydın, olmazdı...

Damla Karakuş

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

 

Okumaya devam et
  897 Hits
  0 yorum
897 Hits
0 yorum

SU HAKKINDA

 

SU HAKKINDA

Değerli Dostlar.

Hâlen Budapeşte de’yiz ve içme suyu musluklardan akıyor.

Zamanında alkol içerdim ama hiçbir tedavi veya benzeri uygula olmaksızın tamamen terk ettim.

Kaldığımız otel harikulâde kullanmakla mükellef bir barı var ama irademi yani frontal lobutumu kullanarak ilişkimi arak alkolle ilişkimi kestim.

Artık sadece su içiyorum ve bunun harikulade cevher hakkında da bilgi vermek istiyorum.

“Su gibi aziz ol derdi eskiler, ben de artık sadece su içiyorum ve kendimi çok daha iyi hissediyorum.

***

Ne mutlu ki dostlar ve sevgi var. Arayan arayana.

Bakın Stephen Hawking bile vefat etti ama İzmir’li kadim dostum Dr. Alper kaya hayatta ve azimle amiyotrofik lateral slerozu yendi. Su evrimsel açıdan da çok önemlidir ve bu cevherin olduğu her yerde hayat vardır..

Bakın insanoğlu 2030’da Mars’a gitmeyi planlıyor.

Ne mutlu ki hayattayız ve sevgiyle bilgiyle buradayız.

Aklıma Kadim Sufi Dostum Ahmet Fevzi Yüksel’le ilgili bir hatıra geldi. Hiç tanımadığım bir ardam defalarca aramış ve bana bir banka numarası vererek adına para vermemi istemişti ama ben kendisine çok güvendiğim için parayı hemen ödemiştim.

Ne mi oldu, telefon ettim ve bütün para nakit olarak elimdeydi.

Budapeşte’de su musluklardan bedava akıyor ve karşımızda Tuna nehri bize bakıyor.

Ne mutlu ki hayattayız, Neslim ve ben bütün dostlara sevi ve selâmlarımızı sunuyoruz.

Bu arada tıbbi hastalıkların değerlendirilmesi içi hazırladığım Semiyoloji ve Psikiyatrik hastalıkları tanıma kılavuzunu da bitirdim sayılır.

Artı sizi suyun en güzel özellikleriyle baş başa bırakıyoruz.

Mehmet Kerem Doksat – Budapeşte – 28.01.2019

Okumaya devam et
  621 Hits
  0 yorum
621 Hits
0 yorum

AŞK NEDİR?

Sevgili Mekâncılar.

AŞK NEDİR?

Adolph Hitler Adındaki, aslında Polonya doğumlu, yani Alman bile olmayan Diktatörün iktidarda olduğu zamanlar…

***

Şimdiki Psikiyatrik tanı sistemlerine göre ağır Narsisistik Kişilik Bozukluğu veya Sınırda Kişilik Bozukluğu konabilecek olan Eşcinsel Yaveri Gobbels’le beraber o zamanki imkânlarla hoparlörlerden bağırılmaktadır.

Zaten sonun da ağır bir sanrısal (hezeyanlı) Bozukluk tanısı (Teşhisi konabilecek) bir akıl hastası olarak, metresi Eva Braun’la beraber intihar eden ama cesedi bulunmasın diye de üzerine tonlarca bezin döktürerek intihar ettiği dönem.

Avrupa’da kan gövdeyi götürmektedir.    

***

Nazilerin sırf akıl hastası, Çingene veya işlerine gelmedikleri için altı Milyon Yahudi’yi gaz odalarında soykırımdan geçirdikleri gönlerden söz ediyorum

İşte, bu tarihin yüz karası olan dönemlerde bir dâhinin evine, Naziler bir adet sarı zarf gönderirler, Dr. Eugene Miznkowsy’e (1885-1972).

***

Sıradan bir insan için pek de önemli olmayacak bu hadiseden sonra Dr. Eagugen Minkowsky “acaba beni ve ailemi hapse mi atacaklar, diğerleri gibi sabun mu yapacaklar Holocaust (Yahudi Soykırımı) mağduru olacağım’ diye ciddi derecede kaygı yani endişe yaşadığı günlerdir.

***

Hoparlörlerden yükselen sesle milyonlarca Alman adeta hipnotize edilmiştir ve Âri ırk yaratacağım diye bir kollektif hezeyana da kapılmışlardır.

Üstelik Adolf Hitler “Agartha” diye bir örgütün de üyesidir ve Güneş’te canlılar yaşadığını düşünmektedir.

***

İşte bu çok karanlık zamanlarda dâhi bir psikiyatr olan Dr. Eagugen Minkowsky’e dönemin iktidarı tarafından sarı bir zarf gönderilir. “Dr. Eagugen Minkowsky” “acaba beni de diğerleri gibi gaz odalarına tıkıp katledecekler mi” diye evhamlanır sabaha kadar uyuyamaz. Eduyum yapıyorum da, ben de gözümü kırpmadan sabahı ederdim.

***

Psikiyatr Dr. E Eagugen Minkowsky sabah, karısı Françoise’ye sarılıp uyandığında, aslında uzak bir akrabasından oldukça yüksek meblağlı bir miras kaldığını örenir ve divanına uzanır.

Kendisi de Alman-Polonya kökenli Fransız psikiyatr olan bu dâhi psikiyatr çok endişelenir ve sabaha kadar uyuyamaz.

***

Daha sonra epey düşünür, telâşını yener ve ben ne geçirdim diye kendisine sorar.

***

Aslında Karısı Francoise’ye âşık olduğunu olan fark etmiştir aşkının nişanesi olarak da ona bir demet kırmızı gül alır.

***

İşte, o zamandan beri aşkı normal olmayan, pre-paranoyak yani deliliğe benzeyen ama aslında her insanın hayatında en az bir kere yaşadığı bir deneyim olduğunu anlar.

***

Gerçekten de aşk sıra dışı ve aslında herkesin özellikle mevsim dönümlerinde yaşadığı bir duygudurumdur.

 

***

Bunun üzerine aşkı söyle tanımlar: Aşk hastalıklı olmayan ama insanın kendisini aşmasında da rol oynayan müstesna bir ruh hâli yani duygu selidir.

***

Tabii ki bu örüntünün beyinsel bir karşılığı da söz konusudur.

Bizi insan yapan beynimizi hipofiz denen salgı bezinden bol miktarda oksitosin de ifraz edilmektedir…

***

Özetle, aşk insanın kendisini aşmasını ve daha da mutlu olmasın sağlayan bir süreçtir.

***

Ne güzel şey değil mi âşık olup, maşukuna sarılabilmek ve değerini bilmektir ve ömür boyu mutluluk içinde yaşayabilmek.

Mehmet Kerem Doksat – Basel – 30. 12. 2018

Okumaya devam et
  964 Hits
  0 yorum
964 Hits
0 yorum