Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KOSOVA'NIN SIRRI

Mütareke medyası uygun görüldüğünde uygun haberleri verir. Bakın http://www.hurriyet.com.tr/dunya/8600959.asp?gid=229&sz=74294 mekânındaki habere:

***

Uzaydan görünen üs (Kamer Özbucak yazıyor)

Kosova'da görev yapan KFOR askerleri "Uzaydan görünen iki şey var. Biri Çin Seddi, diğeri burada diyorlar.

En büyük Amerikan Üssü

İşte, Amerika'nın yabancı topraklarda kurduğu gelmiş geçmiş en büyük askerî üs. "21. Yüzyılın silâh deposu olarak da anılıyor. Bondsteel Camp. Kosova'da.

17 Şubat'ta bağımsızlığını ilân ederken, her yere Amerikan bayraklarıyla donatılan ülke.

Üs, Presevo Vâdisi'nde. Yâni AB'nin 1994'ten beri sponsorluğunu yaptığı 8 numaralı enerji koridorunun ve Amerika'nın sponsorluğunu yapacağı 894 kilometrelik dev Trans-Balkan petrol boru hattının plânlanan güzergâhı üzerinde. Sonuç olarak, üssün yapımını üstlenen Brown & Root Services servet kazanıyor. Bu şirket, ABG Başkan Yardımcısı Dick Cheney'e yakınlığıyla bilinen ve Irak'ı parselleyen Halliburton Oil şirketinin müteahhitlik birimi. Cheney, 1995/2000 yılları arasında Halliburton'un CEO'suydu.

460 bin metrekarelik bir alana yayılıyor

Gelelim, Bondsteel Üssü'nün hikâyesine. O da ilginç.

Okumaya devam et
  3914 Hits
  0 yorum
3914 Hits
0 yorum

NUTUK'UN GİZLİ ŞİFRESİ VARMIŞ!

Aziz dostum Dr. Alper Kaya bana bir mesaj yolladı ki, demeyin gitsin: Mevzûubahis haber şu (doğru mu, asparagas mı bilemem):

Beyin cerrahı Dr. Muammer Yüksel ile biyofizik uzmanı Dr. Erhan Kızıltan, bir bilimsel araştırma için bir araya gelip çalışmaya başlamış. Bu araştırma için gerekli olan bilgisayar programını Dr. Erhan Kızıltan yazmış. Programın çalışıp çalışmadığını denemek için o sırada bilgisayarda tam metni hazır olarak bulunan Atatürk'ün 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında CHP kongresinde okuduğu Büyük Nutuk'unu programa koymuşlar. Bir süre sonra, program Nutuk'un içinde her kelimenin kaçar kez tekrarlandığını ortaya çıkarır. İki bilim adamı, ilk olarak Nutuk'ta 19'ar kez tekrarlanan kelimeleri ilk kullanım sıralarına göre bir araya getirerek bir metin ortaya çıkarırmışlar.

19 rakamı Atatürk'ün hayatında önemli bir yer tutmaktaymış ÇÜNKÜ:

Atatürk,19. Yüzyılın bitmesine 19 yıl kala 1881 de doğmuş (1881, 19'un 99 katı).

1881, Rumî takvime göre 1297'ye denk gelirmiş (1+2+9+7= 19).

Selânik'te doğmuş. Selânik kelimesinin "ebcet' hesabıyla (Arapça'da her harfin sayısal bir değeri olduğunu belirten hesap) değeri 171'miş (171, 19'un 19 katıymış).

Nüfus kütüğünde sıra numarası 19'muş.

Nüfus Cüzdan numarası 999814'müş (bu sayı 19'un 52'306 katıymış).

İstanbul Harp Okulu'na 1900'de kayıt olmuş (1900, 19'un 100 katıymış).

Bu sırada yaşı 19'muş.

Okumaya devam et
  5513 Hits
  0 yorum
5513 Hits
0 yorum

SON GÂZİ YÂKUP SATAR ALLAH'A KAVUŞTU

Şu anda televizyonda son gâzinin, 6 çocuğundan 50 torun sâhibi olan 110 yaşındaki Yâkup Satar'ın Eskişehir'deki Hacı Seyit mahâllesinde oturduğu evinden vefat haberini seyrediyorum. Öyle vasiyet etmiş, evimde öleyim demiş. Nasibini bulmuş. Torunu diyor ki "bugün benim de doğum günüm; kulağıma ilk Kurân'ı o okumuş; hep bana hayatını, yaşadıklarını, kıymetini bilmemiz gereken şeyleri anlattı".

Devletlû'nun riya dolu mesajı okunuyor. Hayret, "Türk üst-kimliğinin büyük koruyucusu" filân demiyor. Belki de sürmenaj olmuş, Atatürk'ten de bahsediyor!

Akabinde de gene gene gene o konuşuyor; "AB'ye girmek için lütuf, iâne istemiyoruz" filân diyor. Halkımızın %99'unun Müslüman olduğunu, AB'nin bizimle zenginleşeceğini, bizim girmemizi yürekten desteklediklerini falan anlatıyor.

Ergenekon diye Türklüğü öldürme operasyonunun bu memleketteki ayağının mimarı gene gene gene konuşuyor!

Ne de olsa o bir politikacı; tam bir politikacı.

Gerekçesi ve esası ne olduğu belirsiz, "yüz binlerce sayfa kanıt var, ancak yazarız" denen operasyondan sonra yaşattırıldıkları stresten dolayı 80 küsur yaşındaki İlhan Selçuk zatürre (pnömoni) olup Amerikan Hastânesi'ne yatıyor, 70 yaşındaki Kemâl Alemdaroğlu hipertansiyon sebebiyle Alman Hastânesi'nde 4 gün kalıyor. Mütareke medyasının "susma hakkını kullandı" dediği Kemâl Alemdaroğlu'nun aslında böyle bir şey yapmadığını, sâdece ne için gözaltına alındığını anlayamadığı ve kendisine sorulacak suâl bulunamadığı, neyle suçlandığını kestiremediği için konuş(a)madığını öğreniyoruz!

Okumaya devam et
  4044 Hits
  0 yorum
4044 Hits
0 yorum

ERGENEKON/1

Ergenekon mes'elesini yazacağıma söz vermiştim. Tam klavyeye dokunacaktım ki, Hürriyet'te bir yazı okuyup kalakaldım. Yâhu, hiç de Ahmet Hakan'dan iktibasta bulunacağım aklıma gelmezdi.Aşağıdaki tamamen 31 Mart 2008 Pazartesi tarihli yazısıdır (ufak Türkçe tashihiyle).

***

GAZA GELME

EY Tayyip Erdoğan...

Senin için çok güzel şeyler yazıp çiziyorlar...

Diyorlar ki:

"Tayyip aslandır, kaplandır... Öyle Başvekil Adnan Menderes gibi, boynunu vurmaya kararlı yargıcın karşısında, 'Emrinizdeyim Reis Beyefendiciğim' diyerek iki büklüm olmaz... Kükremiş sel gibidir, bendini çiğner aşar... Sıkıyı görünce şapkasını alıp gitmez... 8 saatlik MGK toplantılarında şıpır şıpır ter dökmez...

Gözlemleyebildiğim kadarıyla...

Sen de "verilen bu coşku" karşısında...

Etten ve kemikten yaratılmış bir insanoğlu olarak...

Kayıtsız kalmıyorsun / kalamıyorsun...

Ancak...

Görüyorum ki...

Okumaya devam et
  4029 Hits
  0 yorum
4029 Hits
0 yorum

ENGİN ARDIÇ

Yazılarını ikircikli, hâttâ üçürcüklü (ambivalansın üç yönlü olanı karşılığında ben uydurdum) duygularla okuduğum bir yazardır EA.Takdir ederim entellektüel birikimini ama herkese tepeden bakan ve sürekli olarak söven tarafından sıkılır, rahatsız olurum; bir de zamanında kendi yaptıklarını öve öve anlatıp, aynını şimdilerde yapanlara sataşmasına kızarım. Hani Devletlû "öfke bir üslûptur" diye buyurmuştu ya, EA da "sövmek bir üslûptur" diye takılıyor herhâlde. Kendine benzeyen Hıncal Ağabeyi'ne de şöyle der: "Kendini demokrat ve liberal ilan eden, üç kâğıtçı, dönek, yalaka, yağcı enteller olduklarını söylüyor", "niyetim hiçbir zaman hakaret etmek olmadı" diyerek etmediği küfürü bırakmıyor ama...

İçinde "orospu", "anasını avradını", "eşek seçmen", "pezevenk", "zilleri nerenize saklayacaksınız" gibi lâfların geçmediği makalesi pek azdır. Meselâ tipik bir makale sonlandırış: "mahfillerin beni kara listeye aldıklarına, telefonlarımı dinlediklerine dair bazı duyumlar alıyorum.

Kimleri "şeyinden tavana asacağınızı" biliyorum da, beni ne yapacaksınız? Öldürecek misiniz, kodese mi tıkacaksınız, sürgüne mi göndereceksiniz?

Yoksa babalık edip Sabah Gazetesi'ni kapatmakla ve bana yazı yazdırmamakla mı yetineceksiniz? Allah razı olsun.>>

Beni rahatsız eden ikinci özelliği de çizgisiz olması. Kendini çok yiğit ve cesur olarak tavsif eder hep ama neyi savunur, kimden yanadır belli değil. Aslında müzmin muhalifler dediğimiz kişiliklerden biri EA. Varoluşları karşı çıkmakla, eleştirmekle mümkündür; yoksa, yokolurlar. Amaçları yapmak değil yıkmaktır ve öfkelerini de iyi rasyonalize ederler.

Neyse, beni güldüren bir varaka geçti elime; EA'ı okurken psikolojik olarak rahatsız olan bir vatandaş kendisini Basın Konseyi'ne şikâyet etmiş (Hani şu Helin'in de üye olduğu ve Kürtçe türkülerle dolu bir CD çıkaracağını duyurduğu web mekânlarına da bakan makam). Bakın ne yazmış vatandaş (noktasına dahi dokunmuyorum):
GAZETECİ ENGİN ARDIÇ'IN BASIN MESLEK İLKELERİNİ İHLÂL ETTİĞİNİN TESPİT EDİLMESİ HAKKINDA ŞİKÂYET DİLEKÇEMDİR

Okumaya devam et
  4219 Hits
  0 yorum
4219 Hits
0 yorum