Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

PANDEMİDE RAMAZAN BAYRAMI

Sevgili Mekâncılar,

Bizim cephede her şey yolunda, Beykent’teki derslerimizi uzaktan veriyor ve sınavlarımızı uzaktan eğitimle gerçekleştiriyoruz.

Bu bayramda bizi benim nice yeni ve  eski öğrencilerim, dostlarımız ve arkadaşlarımız aradı.

Sağlığımız yerinde çok şükür. Sosyal medyayı da aktif olarak kullanarak güncel şartlara yeni  uyumumuzu sağlıyoruz.

***

Ramazan Bayramımızı  kutlayan herkese şükranlarınızı sunuyoruz.

***

Ben küçükken eski Bayramlarımızda; rahmetli Babam Profesör Dr. Recep Doksat’ın ve Annem Fatma Neclâ Doksat’ın mutlaka elini öper, ellerini başımın üstüne koyardım. Covid-19 bu geleneksel yaklaşımlarımızı bir süre askıya aldı ne yazık ki…Bu bayramda kızım Avukat Ayşe Cânan Doksat da ne yapsın, uzaktan elimi öptü. Onun mutlu olduğunu ve sağlığının yerinde olduğunu bilmek bizim için en değerli nimet.

***

Bu sosyal mesafe denen şeyi basit bir deneyle ölçmek mümkündür: Erişkin bir insanı duvara yanaştırın ve size bakmadan gözlerini size dikmesini söyleyin. Sonra yavaşça ona doğru yaklaşın ve tedricen aranızdaki mesafeyi azaltın. Siz yaklaştıkça, bu kişinin bir süre sonra tedirgin olduğunu, akabinde huzursuzlaştığını ve sonunda ciddi derecede geriye doğru kaçmak istediğini fark edersiniz. Ancak arkasında duvar olduğu ve kaçamadığı için panik yaşadığını fark edersiniz. İşte bu şekilde sosyal mesafe, kişisel mesafe ve mahrem mesafe alanlarını test ederiz.

***

Sosyal mesafe kavramı da tamamen evrimseldir ve bütün hayvanlarda da insanlarda da aynıdır.

***

Pandemi günlerinde bütün köşe yazarlarını okumaya özen gösteriyor, özellikle sevgili manevi kardeşim Mustafa Morgil’in ekonomi yazılarını dikkatle takip ediyorum.

***

Evimizde güven altındayız. Burası güvenli limanımız. Elektrik ve su kesilmedikçe sorun yok. Hayat da devam ediyor. Burası da bir eko sistem ve evimiz Tarabya’nın (terapi kelimesinin kökeni) tam göbeğinde.

***

Elbet korona virüs Pandemisi (Dünya çapında salgın) de geçecek ve özgürce evlerimizden çıkıp tekrar lokantalara ve parklara, kafelere gideceğiz.

***

Ders çalışmaya ve okumaya devam. Sevgili Karım Doç. Dr. Neslim Güvendeğer Doksat ve ben eskisinden daha fazla devam ediyoruz. Sevgili Neslim ek olarak mutfak işlerine de merak salmış durumda…

Hepinizin Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutluyor, sağlıklı ve huzurlu günler temenni ediyorum.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 26.05. 2020

Okumaya devam et
  185 Hits
  0 yorum
185 Hits
0 yorum

PANDEMİ EVRİM VE BİZLER

Sevgili Mekâncılar,

Bizler, Ramazan Ayında da çalışıyoruz ve çevrimiçi psikoterapiler yapıyoruz.

Herkesin sağlığı yerinde, Beykent Üniversitesindeki derslerimize ve sınavlarımıza da çevrimiçi olarak devam ediyoruz.

Bu virüs salgınından biz etkilenmedik ama binlerce kişinin vefat etmiş olması bizi son derece üzdü.

Bu süreç bizleri içsel süreçlerimize döndürdü. Hepimiz temel insanî vasıflarımızı hatırladık. Diğerkâm olmak, iyi insan olmak, gezegenimizi, dünyayı ve ekosistemimizi korumak gibi... Bunların yanı sıra, hayatta en önemli olan şeyin sağlık, huzur, sevmek ve sevilmek olduğunu bir kez daha idrak ettik.

Dostlarımızla görüşemesek bile onların sesini duymak, uzakta ve iyi olduklarını öğrenmek bize iyi geliyor.

Bu arada ben  “Psikiyatride Akılcı İlaç ve Psikoterapi Kullanımı” konulu bir kitaba da başladım.

Atatürk’le ilgili kitabımın çoğu bitti, Evrimsel Psikiyatri de üç ay önce ilk gözden geçirmeye yollandı.

Yeni normalleşme dönemine tam olarak geçişimizi dört gözle bekliyoruz. Tekrar araçlarımıza binip işyerlerimize, ofislerimize kavuşmayı heyecanla umut ediyoruz. Sevdiklerimizle  yüz yüze görüşebileceğimiz günleri özlemle bekliyoruz.

                                                                       ***

Dinimizde, gebeye, seferîye (yolculuk yapana), tıbbi rahatsızlıkları olana oruç farz değil, o nedenle Ramazan ayında sağlığımızı tehlikeye atmayacak şekilde akıllıca tedbir almamız gerekiyor.

                                                                       ***

Çok şükür ki şimdilik bu virüsten ben ve karım ve arkadaşlarımız ve yakın çevremiz etkilenmedik ve dimdik ayaktayız. Her şey yolunda.

                                                                       ***

İnsanlar bazen bencil olup her şeyi istiyorlar. Oysa kibir ve cehalet en büyük düşmanımız. Bu pandemi süreci,  bu gibi insanî vasıflarımızı da tekrar gözden geçirmemize vesile oldu.

                                                                       ***

Öyle görünüyor ki bu pandeminin (Dünya çapında salgının) da sonu gelecek. Ancak çoğu şey eskisi gibi olmayacak ama, insan adaptif bir varlık olduğu için uyum sağlayarak hareket eden hayatta kalacak. Unutmamalıyız ki evrim devam ediyor.

                                                                       ***

Ünlü psikiyatr Eugene Minkowski (Hitler döneminde Almanya’da yaşamış) aşkı “ne normal, ne de hastalıklı, fakat pathique (normalle-anormal arası) bir görüngü (fenomen) olarak tanımlamıştır

                                                                       ***

Buradan herkese sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz.

                                                                       ***

Şimdilik evdeyiz ama bu  pandemi kâbusu  da birkaç aya kadar sona erecek.

                                                                      ***

Faceboookta bazen insan hiç beklemediği hatıralarla karşılaşıyor ve duygusallaşıyor.  

                                                                      ***

Evde spor yapıyoruz. Bu sayede endorfinlerimiz yani, bedenimizin kendi salgıladığı morfin benzeri maddelerimiz, kanımıza karışarak bize enerji ve mutluluk kazandırıyor. Özellikle sevgili Neslim bu konuda çok başarılı ve sebatkâr.

Bu badire de atlatılacak ve seyahat imkânı elde edilince, biz de uçakla planladığımız gibi yazlığımıza (Çeşme) ve muhtemelen Bodrum’a  gitmeyi arzu ediyoruz.

                                                                     ***

Sağlığımla ilgili olarak,  sigara kullanmadığım için dimdik ayaktayım; bana yetki verilse tütün ve nargile de dâhil, her türlü sigara, pipo, puroyu yasaklardım.

                                                                     ***

Zaten kapalı alanlarda sigara içmek yasak, gene de içenler var.

                                                                      ***

Muayenehanemizde çeşitli psikoterapi yöntemlerini, ek olarak da hipnoz, gevşeme ve rahatlama egzersizleri uyguluyoruz.

                                                                      ***

Hem felsefe hem de ilâhiyat tahsili yapmış olan Prof. Dr. Caner Taslaman televizyonda harikulâde konuşmalar yapıyor. Son dönemlerde saygıyla takip etmekte olduğum genç ve kaliteli bir beyin.

                                                                      ***

Akıl daima bilimin bir katre önünde olmalıdır, sezgiler ve sezinlemeler ise ona yardımcı olur.

                                                                      ***

Umut ve akıl unsurunu hiçbir zaman hayatımızdan çıkartmamalıyız. Bu dönemde, başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere hepinize kolaylıklar ve güzellikler temenni ediyorum.  Unutmayalım, evrim devam ediyor.

Herkese selâm ve saygılar.

                                                                                                          Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 18 Mayıs 2020

Okumaya devam et
  262 Hits
  0 yorum
262 Hits
0 yorum

ALKOL BAĞIMLILIĞI TEDAVİSİNDE YENİ UFUKLAR

Sevgili Mekâncılar

Günümüzde kronik bir hastalık olarak kabul edilen alkol ve madde bağımlılığında yeni  gelişmeler olarak deri altına yerleştirilen implant (çip) tedavisi kullanılmaya başlandı. Bundan önceki tedavilerde ağızdan veya damar yolundan tedaviler kullanılmaktaydı. Alkol tedavisine niyet eden insanların bu kararlılık içinde olmaları süreleri kısıtlı olduğu için seyrek uygulanarak uzun süreli etkili olan tedavilerin arayışları ön plana çıkmıştır. Alkol tedavisinin amacı, hastanın hayat  boyu maddeden ya da alkolden uzak ve temiz kalmasıdır.

Arındırma tedavisinde amaç ise isteği azaltmaktır.

Bir bağımlı tedaviye alındığında, ilk bir haftası arındırma tedavisi olarak belirlenir. Bu süreçte madde vücuttan uzaklaştırılır ve yoksunluk belirtilerinin en aza indirgenerek, hastanın çok fazla sıkıntı çekmemesi sağlanır.

Çip tedavisinde amaç isteği azaltmaktır.

Söz konusu olan çip,  deri altına yerleştirilen, yavaş salınımlı ve yaklaşık 2 ay etkili olduğu bilinen uygulamadır.

En az bir yıl vücutta kalmasının avantajlı olduğu bilinmektedir.

Çipli tedavi, her hastaya uygulanmamaktadır. Tedavi motivasyonu olan, hastane ekibiyle takiplerini birlikte götürebilecekleri hastalarda uygulanmaktadır. Özellikle eroin ve alkol bağımlılığı olan hastalarda uygulanmaktadır. Şimdiye kadar yapılan uygulamalardan çok iyi sonuçlar alındı. Hastanın duruma göre, 2-2,5 ayda bir implantının değişimi gerekmektedir.  Sürenin bir seneye tamamlanması tavsiye edilmektedir. İmplant’ın (çip)  kişide maddenin etkisini göstermesini engeller. Böylece kişiyi maddeden uzak kalmak konusunda motive eder.

Farklı madde bağımlılıkları için farklı implant uygulamaları söz konusudur. Alkol bağımlısı hastalara “disülfram” implantları, eroin bağımlısı olanlara ise “naltreksonun implantlları uygulanmaktadırKarnın alt bölgesine takılıyor.

Hastanede takip sürecinde psikiyatri uzmanı hastanın durumunun implant takımına uygun olduğunu belirttikten sonra, genel cerrahi uzmanı tarafından ufak bir cerrahi işlemle birlikte daha çok karnın alt bölgesine doğru, yaklaşık bir santimlik bir cilt altı kesi siyle implant yerleştirilir.

Bu tedavi şekli alkol bağımlılığı sorunu olan kişilerde, yeni nesil tedavi şeklidir. Sosyal içici olanlarda böyle bir tedavi endikasyonu sö konusu değildir.

Zaten Merhum Yaşar Nuri Öztürk’ten alkol kulanımı konusunda bir video  paylaşıyorum.

Artık alkol kullanmayan bir hekim olarak bunu sizlerle paylaşmak istedim.

Mehmet Kerem Doksat- Tarabya- 25.04- 2020

 

Okumaya devam et
  631 Hits
  0 yorum
631 Hits
0 yorum

PANDEMİ GÜNLERİNDE 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAM'IMIZ

Sevgili Mekâncılar,

Pandemi sürecini evde akademik çalışmalarımıza ağırlık vererek geçiriyoruz. Ek olarak, evlerimizden çevrimiçi olarak eğitim veriyor, danışan seanslarımıza devam ediyoruz.

Sağlıklı hayata devam için diyete devam ediyorum sevgili eşim Neslim’in sağlıklı güzel yemekleri sayesinde.

Bu süreçte,  Ulu Önder Atatürk’ün hayatını konu alan bir kitap yazmaktayım: “YARATICI VE ONARICI DÂHİ”.

Kitapta ulu önderin hayatını ayrıntılarıyla anlatıyorum.

Atatürk bir diktatör değil,  yapıcı ve onarıcı bir dâhiydi.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayram'ımız hepimize kutlu olsun.

Ramazan ayının islâm âlemine hayırlı olmasını diliyorum.

Ne mutlu Türk’üm diyene.

Mehmet Kerem Doksat- 19.04.2020-TARABYA- iSTANBUL

 

 

Okumaya devam et
  595 Hits
  0 yorum
595 Hits
0 yorum

COVİD-19 PANDEMİSİNİN KARANTİNA GÜNLERİNDEN

Sevgili Mekâncılar,

Biz boş durmuyoruz. Sevgili eşim Doç. Dr. Neslim Güendeğer Doksat ile birlikte,  Beykent’teki derslerimize çevrimiçi olarak uzaktan eğitimle devam ediyoruz.

Sağlığımız yerinde ve her şey yolunda.

Bütün Türkiye gibi biz de televizyon izliyoruz. Doğru bilgiyi takip etmeye çalışıyoruz. Danışanlarımıza online terapi ile evden seanslarımıza devam ediyoruz.

Sevdiklerimizle sosyal medya ve telefon aracılığıyla konuşuyoruz. Ben de bir ATATÜRK kitabı yazdım ve bunu yayımlayacak bir yayınevi arayışındayım.

Umudumuzu asla kaybetmiyoruz. Bu günleri atlatacağız.

Sunar Birsöz Hocam Antalya’dan aradı “galiba bu bir yaşam tarzı, hepimiz ede hapis olduk” dedi.  Ama, inanıyorum ki, Türkiye bu günleri de atlatacak ve esenliğe çıkacağız.

Çok şükür sağlığımız yerinde ve çevrimiçi olarak psikoterapi uyguluyoruz.

Bu günler de geçecek.  Millet olarak güzel günlerin bizi beklediğine inanıyorum.

Sayın Ekrem İmamoğlu’nun konuşmaları ve belagati, bilime verdiği önem çok iyi. Her geçen gün siyasetin içinde kendini daha da olumlu geliştirmesini ve bizlere en iyi şekilde hizmet vermesini umut ediyorum.

Bütün Türkiye’ye sevgiler. Ata'mızın izindeyiz ve daima umutluyuz.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat-11.04.2020

 

Okumaya devam et
  2119 Hits
  0 yorum
2119 Hits
0 yorum