Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Ya Dinozorlar Dirilirse!

Sevgili Mekâncılar

Jurassic Park, 1993 ABD yapımı, yönetmenliğini büyük bir Yahudi dâhi Stephen Spielberg’in yaptığı gerilim-macera filmi. Bu filmden sonra 2 devam filmi daha çekilmiştir.

***

Sanayici Joh Hammond ve biyomühendislik şirketi, InGen, Kosta Rika açıklarında tropikal bir ada olan Isla Nublar’da Jurrasic Park olarak adlandırılan bir tema park oluşturmuştur ve bu parkta dinozor klonlamaktadırlar.

***

Açılış öncesi bir çalışanın velociraptor tarafından ağır yaralanması sonucu, Parkın yatırımcıları avukat Donald Gennaro birkaç uzmanla ziyaret ederek burasının güvenli olup olmadığını incelemesini isterler.

***

Gennaro, Ian Malcolmu davet eder çünkü Hammond palentolog Dr. Alan Grant ve Paleobotanist Dr. Ellie Sattlerı davet etmiştir grup kısa bir helikopter yolculuğu ile adaya ulaşırlar ve tam girişte önlerinde kanlı canlı bir Brachiosaurus görürler.

***

Ziyaretçi merkezinde grup dinozor DNA’sının nasıl amber içinde kalmış sivrisineklerin kanından alınarak çıkarıldığını eksik kalan kısımların kurbağa DNA’sı ile doldurulduğunu, dinozorların denetim dışı üremelerini önlemek içinde hepsinin dişi olarak üretildiğini öğrenirler.

***

Malcolm üremenin kontrol altında tutulması fikri ile dalga geçerek, bunun imkânsız olduğunu söyler, bu arada grup bir bebek raptorun doğumuna şahit olur.

Grant, Sattler, ve Malcolm, dinozorları diriltmeyi gözden geçirirlerken, Hammond ve Gennaro onların korkularının yersiz olduğunu söylerler.

***

Grup Park’ın içinde bir deneme turuna çıkmadan önce Hammondun torunları Lex ve Tim Murphy onlara katılır,

Bu esnada Hammond turu kontrol odasından yönetmektedir. Fakat tur planlandığı gibi gitmez, ilk dinozor dilophosaurus ortaya çıkmaz, daha sonra grup hasta bir Triceratops ile karşılaşır, bu sırada turun kısa kesileceği gruba haber verilir çünkü tropikal bir fırtına Isla Nublar’a yaklaşmaktadır.

Çalışanların çoğu tekneyle anakaraya gitmek üzere ayrılırlar ziyaretçilerde elektrikli tur araçlarına dönerler, sadece Ellie hasta olan Triceratops üzerinde çalışmak için park veterineri kalır.

***

Jurassic Park'ın bilgisayar programcısı Dennis Nedry, rakip bir firmanın çalışanı Dodgsondan canlı dinozor embriyolarını çalması için rüşvet almaktadır.

Nedry parkın güvenlik sistemlerini devre dışı bırakarak embriyo odasına girer ve metal bir tıraş köpüğü kutusuna gizlenmiş soğutucu ile embriyoları çalar bu sırada parkın bütün elektriği kesildiğinden çitlerinde elektriği kesilir ve o arada kocaman bir Tyrannosaurus kafesinden kaçar ve gruba saldırır. Grant, Lex, ve Tim kaçarlar fakat Tyrannosaurus Malcolmu yaralar ve Gennaroyu yutar.

***

Bu arada embriyolar adadaki liman yolundadır Nedry yağış sebebiyle ile kontrolü kaybederek kaza yapar ve Dilophosaurus tarafından öldürülür.

Sattler Park görevlisi Robert Muldoona kaybolanları bulmak için yardım eder ama sadece yaralı Malcolm’u bulurlar, geri dönüş yolunda Tyrannosaurus’un saldırısına uğrarlar ama kaçmayı başarırlar.

Bu arada Grant, Tim ve Lex geceyi ağaçta geçirirler ve Brachiosaurus ile arkadaş olurlar.

Daha sonra kırık dinozor yumurtaları keşfederler. Grant ıslah edilmiş dinozorların üremeyi başardıklarını sonucuna varır eksik kalan DNA’ları doldurmak için kullanılan kurbağa DNA’larında bazı Afrika kurbağalarının cinsiyet değiştirme özelliğine sahip olduğunu böylece dinozorların da üremeyi başardığını söyler.

Hammond ve parkın şef mühendisi Ray Arnold Nedry’nin şifresini çözmeyi başararak parkın kontrol sistemini çalıştırmayı başarırlar ama kafeslerdeki elektriğin yeniden çalışması için sistemin baştan elle başlatılması gerekmektedir.

Bunun için de Arnold kontrol merkezinden dışarı çıkar uzun süre geri dönmemesi üzerine Mooldon ve Seatler onu aramaya ve görevi tamamlamaya giderler bu sırada Raptorların kafeslerinin elektriğinin kesildiğini tellerinin parçalanmış ve dinozorların kaçmış olduklarını keşfederler.

Sattler elektriği tekrar getirmek için Raptor kafeslerinin yanındaki güç kontrol panellerinin olduğu kulübeye doğru giderken Mooldon onu koruyacağını söyler.

Sattler kulübeye gittiğinde Arnold’un kopmuş kolunu bulur, bu sırada Mooldon 2 raptor tarafından saldırıya uğrar ve öldürülür, Sattler elektriği geri getirmeyi başarır.

Grant, Tim ve Lex ziyaretçi merkezine ulaşırlar. Grant, Sattleri aramak için dışarı çıkar. Bu arada Tim ve Lex mutfakta Raptorlar tarafından kovalanır, fakat kaçmayı başararak Grant ve Sattlere katılırlar Lex bilgisayardan bütün denetimi ele alır ve gün boyunca gücün geri gelmesini sağlar ve yardım çağırırlar.

Bu arada tekrar raptorlar tarafından saldırıya uğrarlar ama kaçarlar bu arada. Tyrannosaurus aniden ortaya çıkar ve Raptorları öldürür. Hammond ve Malcolm, jeep ile ziyaretçi merkezine varırlar ve grup helikoptere binerek adadan ayrılır.

Michael Crichton'un romanından uyarlanan filmin yönetmeni, sinemanın dâhi çocuğu Steven Spielberg güçlü özel seslendirmesiyle dikkat toplayan filmin gişede büyük başarı elde etmesi, 2 devam filmi çekilerek bir üçleme olmasını sağlamıştır.

Yapım

Proje en başta Warner Bros şirketinin elindeydi. Filmi yönetmesi için de Tim Burton düşünülüyordu.

Film Sony Sinema Eğlence Sektörü’ne gelince teklif Richard Donner’a yapıldı.

Proje rafa kalkınca 20th Century Fox filmi gerçekleştirme çalışmalarına başladı ve filmi yönetmesi için Joe Dante’ye teklif yaptı. Ancak film bir türlü gerçekleşemedi.

O sıralarda Kanca filmini yeni bitirmiş olan Steven Spielberg,  Universal Studios ile anlaşarak ile anlaşarak filmin çekimlerine başladı.

Filmin sadece yavaş çekimle tekniği ile çekilebileceğini düşünen Spielberg, Stan Winston ve ekibinin ve ekibinin tasarladığı dinozorlar sayesinde filmi canlı ve üç boyutlu olarak çekebilme şansı buldu.

Film, En İyi Görsel Efekt, En İyi Müzik Kurgusu ve En İyi Müzik dallarında  Akademi Ödülü adaylıkları kazandı. 

Hugo Ödülleri'nde En İyi Drama Yapımı dalında, Satur Ödülleri’nde ise En İyi Yönetim, En İyi Yazım, En İyi Özel Efekt ve En İyi Bilim-kurgu Filmi ödülleri kazanıldı. 

Bafta Ödülleri’nde de En İyi Görsel Efekt dalında ödül kazanıldı.

 

Gişe Hâsılatı

Jurassic Park ilk hafta sonunda 47 milyon ABD Doları kazandı. Haftayı ise toplam 81 milyon ABD Doları elde ederek kapattı. İngiltere (Birleşik Krallık), Kuzey Kore, Meksika ve Tayvan  ülkelerinde açılış haftası rekoru kırıldı.

Filmin kazandığı 915 milyon ABD Doları hâsılatıyla gişe, 1997 senesinde James Cameron’un yönettiği Titanik  filmi tarafından kırıldı.

 

*************************************************

Bu klonlama macerası daha kim bilir nereye kadar sürecek, bunu zaman içinde göreceğiz.

Bizim Evrim Grubu toplantıları bir araya gelmeye devam ediyor. Bilen geliyor ve her seferini iple çekiyorum. Kapalı bir grup ama moderatörü Kadim Dostum ve Meslekdaşım Aksel Siva.

Bu arada Evrim kursları ve çalıştayları sürüyor; ben de mümkün olduğunca takip ediyorum.

Sevgiyle, bilimle, millî (ulusal) beraberlikle kalalım.

                Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 18 Aralık 2017

 

Okumaya devam et
  1049 Hits
  0 yorum
1049 Hits
0 yorum

TÜRKİYE İÇİN ÇÖZÜM BİZ OLMAKTIR

Medyada ekranlarda, gazetelerde, arkadaşlar arasındaki sohbetlerde BEN diyen yok; hep BİZ…  Ha keza toplum önderlerinin, liderlerin söylemlerinde de hep, BİZ.

 

Okuduğumda gözlerime inanamıyorum sevgili dostlar. İşittiğimde kulaklarımı ovuşturuyorum. İçimde bir kıpırtı başlıyor.

 

-“Artık insanlarımız bencillikten kurtulmuşlar, BEN yerine BİZ diyorlar… Demek ki artık toplum ‘aynı bedende can gibiyiz, cana can veren kan gibiyiz’ dizelerini terennüm edebiliyor… BİZ AYRILAMAYIZ… Ne mutlu bize şeklinde düşünebiliyor…” derken içimdeki BEN:

 

-“Bir dakika, kendine gel. Uyan gördüğün rüyadan…” diyerek beni uyarıyor.

 

Öyle ya! Her insanın egosu, benlik duygusu kuvvetli değil mi? Etrafınıza bir bakın lütfen. ‘Hep ben, hep ben’ diyen, egosu bulutların üstünde dolaşan, kibir dolu birçok insan göreceksiniz.

 

Sevgili dost! O halde hiç düşündünüz mü? İnsanlar ‘BİZ’ deyince ne anlıyorlar? BİZ zamirinin içini ne ile ve nasıl dolduruyorlar? BİZ'in içinde BEN zamirine nasıl bir konum tayin ediyorlar?

 

BİZ diyenlerin çoğu BİZ derken bizim mahalle, bizim toplum, bizim takım, bizim parti, bizim ırk, bizim mezhep, bizim şirket, bizimkiler gibi anlamların ve çağrışımların ötesinde, bir başka anlam ve çağrışım düşünebiliyorlar mı? Hiç sanmıyorum.

 

BİZ dendiğinde dindar kesim sadece kendinden olanı… Atatürkçü sadece kendinden olanı… Kemalist sadece kendinden olanı… Alevi, Kürtçü, Ulusalcı v.s hep kendinden olanı anladığı müddetçe, BİZ olamayız sevgili dost. Çünkü BİZ demek, TOPLUMUN BÜTÜNÜ demek. 

 

Bütün mesele BEN’leri boğmadan, bunaltmadan, hatta abartmadan BİZ’leri koruyabilmekte. Bütün mesele her bireyin, karşısındakini öteki olmaktan çıkartıp, kendinden kabul etmesinde. Bütün mesele ilişkilerimizde, kitlesel akımlarda ben değil, sen değil, o değil, BİZ olabilmekte.

 

İmkânsız demeyiniz lütfen. Atalarımız bunu başarmadı mı?  O halde BİZ de başarabiliriz. Atalarımız “Bir elin nesi var, iki elin sesi var…” özdeyişini kullandılar mı? Kullandılar ve başardılar. Demek ki güç birliği ile birçok şeyin başarılması mümkün sevgili dost!

 

Yeter ki tek bir nefesten soluyup, tek vücut olabilme iradesini gösterelim. Gönül ve fikir birliğinde buluşup, paylaşabilelim…

 

Ve unutmayalım lütfen. Türkiye’miz için çözüm, BİZ olmaktır.

 

GERÇEK ÖĞRETMELERİMİZİN GÜNÜ KUTLU OLSUN. Verimli bir hafta diliyorum.

 

 

 

Ali Rıza SAYSEN

Okumaya devam et
  1037 Hits
  0 yorum
1037 Hits
0 yorum

İNTİHAR

Sevgili Mekâncılar,

Lisanımıza ilk defa Emil Durkheim tarafından sokulan bu kelime bir insanın kendi hayatına son vermesi demektir.

Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın oğlu alnının ortasına atılan tek kurşunla vefat etmiş.

mesut yilmazin oglu ile ilgili görsel sonucu

 

***

Bu çok acı gelişmeden ötürü  tüm Yılmaz ailesine başsağlığı diliyorum. Refikası Berna Yılmaz Hanım’la bir davette tanışmıştık.

***

Allak kimseye evlat acısı vermesin; bugün kızım Ayşe Cânan Doksat’ı aradım ama telefonunu açamadı, belli ki çok yorgundu.

***

İslam ülkelerinin Doğu Kudüs’le ilişkilerinde Başkan Trumph’ın attığı adım anlaşılır gibi değil. Herhalde ABD tarihinde henüz seçim tarihi dolmadan görevinden alınmak zorunda olan ilk başkan olacak.

ABD’nin Yahudilerin yönettiği, İrlandalıların koruduğu bir ülkedir.

***

Bilindiği gibi, New York’u temel alırsak, ABD İrlandalıların yönettiği, Yahudilerin yönettiği, İrlandalıların yönettiği ve Zencilerin yönettiği tek ülkedir.

***

Eğer bir gün gelip de onlarla savaşırsak önce bunun fikmi çekilecek sora da Türkiye’ye saldıracakladır.

***

Bu zorlu hesaplaşmalar daha ne kadar sürecek ve sonu nereye varacak?...

Kafaya koydum, Evrimsel Psikiyatri kitabını yazmaktayım ama yayımlanması herhalde epey zaman alacaktır.

Durmak yok, devam etmek var. Halk TV, National Geographic ve Ulusal Kanal favorilerimiz.

***

Gazetede okudum, artık beyinlerimize yonga (chip) takılacakmış.

Bakarsınız telepatiyle anlaşan, telekineziyle hareket edip Mars’a günü birliğine giden canlılar haline dönüşürüz.

Çünkü evrim devam ediyor.

Yunanistan’a, KKTC’ye ve İsrail’in Başkenti Kudüs’e gitme planlarımız var.

Barış, esenlik ve güzellik dolu günlere…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 16 Aralık 2017

Okumaya devam et
  1804 Hits
  0 yorum
1804 Hits
0 yorum

HASAN MEZARCI

Değerli Mekâncılar 

Hasan Mezarcı (d. 11 Mayıs 1954, Düzce), köktenci ve muhafazakâr görüşleriyle tanınan Türk siyasetçisi ve din adamıdır.

Hayatı

İlkokuldan sonra Düzce Merkez Kur’ân Kursu'nda hafızlığını yaptı ve İmam Hatip Okulu’na girdi. 

Orayı bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni kazandı. İlahiyat okurken medrese tahsili de aldı.

Alanında uzman ilim adamlarından dersler alan Mezarcı, Arapça, Farsça, tefsir, hadis ve kelâm gibi ilimler öğrendi.

Daha küçüklüğünde dedesinin okuduğu Ahmediye ve Muhammediye gibi İslam klasiklerine büyük ilgi duyan Hasan Mezarcı, "Osmanlı'ya, tarihe alakamız, resmi tarihin zıddı olan fikirlere alışkanlığımız aileden geliyor" diyor.

Öğrencilik yıllarında müezzinlik ve imamlık ile Diyanet İşleri Başkanlığı ve Ziraat Bakanlığı’nda memurluk yaptı.

Müftülüğe Ağrı’nın Eleşkirt ilçesinde başladı. Daha sonra askerlik hizmetini tamamladı.

Yedek Subaylığı 12 Eylül’deki sıkıyönetim dönemindeydi. Adana 6. Kolordu Komutanlığı'nda Basın ve Halkla İlişkiler subayı olarak görev aldı.

Askerlikten sonra Sakarya’nın Akyazı ilçesine müftü olarak atandı.

Akabinde de İstanbul’un Ümraniye ilçesinde tayin edildi.

Akyazı’da 5, Ümraniye'de ise 3,5 yıl görev yaptı.

Dokuz senesi müftü olmak üzere devlet memurluğundaki hizmeti 15 yılı aştı.

Müftülük yaptığı bölge İstanbul’dan Refah Partisi tarafından aday gösterilerek TBMM’ne girdi.

Evli ve altı çocuk babası olan Hasan Mezarcı yakın tarihle ilgili tartışmalı konuları gündeme getirmesiyle dikkatleri çekti ve bu sebeple partisinden ihraç edildi.

Daha sonra hapis cezasına çarptırıldı. Hasan Mezarcı’nın hapishane süreciyle başlayarak bir içine kapanma ve yalnızlaşma sürecine girdiği gözlendi.

Cezaevindeyken psikolojik ve biyokimyasal işkenceye maruz kalarak akıl sağlığını kaybettiği iddia edildi. 

Bu işkencenin 1992 yılında yayınlanan Dünya Af Örgütü raporuna göre “İnsanın zihni yetilerini bozmayı, yok etmeyi, değiştirmeyi hedefleyen sorgulama prosedürü ahlâki suçtur. Fiziksel işkence sınıflandırması kadar insanlık dışıdır” düşüncesi çerçevesine girdiği iddia edilmesine rağmen yeterli delil bulunmaması sebebiyle iddia olmaktan ileriye gidememiştir.

25 Kasım 2000'de verdiği röportajda üç yıl önce yattığı cezaevinde Allah tarafından peygamber ilan edildiğini belirten Mezarcı, kendisini ayrıca bir de Mesih ilan etti.

hasan mezarcı ile ilgili görsel sonucu

Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin “Atatürk'ün manevi şahsiyetine hakaret” suçundan kesinleşmiş 1 yıl hapis cezası alan Mezarcı, yaklaşık 3 yıl yaşadığı Almanya'dan Türkiye'ye dönünce cezasını çekmesi için gönderildiği Edirne'nin İpsala Kapalı Cezaevi'ne de yaklaşık 3 ay yattıktan sonra Ceza İnfaz Kanunu hükümlerine göre cezasını tamamlayarak 6 Mayıs 2002’de tahliye oldu.

Havarileri (şahitleri) olduğunu iddia ettiği cemaati ile faaliyetlerini internet sitesi vasıtasıyla da devam ettirmektedir. Çeşitli e-kitaplar yayınlanmaktadır.

Kavgamın Perde Arkası adlı 1996 yılında yazdığı bir kitabı vardır.

Evrim devam ediyor, İzmir ve İstanbul’da kurslar sürüyor.

Nice güzel günlere ve demokrasiye…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 14 Aralık 201

Okumaya devam et
  1297 Hits
  0 yorum
1297 Hits
0 yorum

ASTIM

Sevgili Mekâncılar,

Astım, akciğerlerdeki hava yollarının tıkayıcı (restriktif) bir hastalığıdır.

Psikosomatik veya psikofizyolojik denen, sigara içilmesiyle çok artan tıkayıcı bir akciğer hastalığıdır. Bana yetki verilse bütün nargile cafeleri ve kapalı ortamlarda tütün mamullerini ve sigara içilmesini yasaklardım ama o merci ben değilim. Babamı bu meret öldürdü, annem de vefatından önce içerdi. Ben 12 yaşında başlayıp 24 yaşında bıraktım ve bir daha ağzıma bile sürmedim.


Hastalarda yardımcı adalelerinin devreye girdiği ve burunlarındaki deliklerin içeri alınan soluğu dışarı atabilmek için çırpındıklarını rahatça fark ederiz.

Sırtlarını dinlediğimizde sanki bir martının çırpınışını andıran wheezing denen tipik ses duyulur.

Astım, solunum yollarının süregelen bir iltihap sonucu aşırı derecede duyarlı olmasına ve bazı etkenlerle zaman zaman daralmasına neden olan bir solunum yolu hastalığıdır.

Sebepleri

Astımın kesin sebebi belli değildir. Genel olarak kabul gören görüşe göre, doğuştan soluk boruları duyarlı bireylerde çevresel şartların etkisi ile astım oluşmaktadır ayrıca geçirilen zatürre ve benzeri hastalıklar da astımın oluşmasında önemli etkenlerdendir.

Astımın tipik özelliği bronşlar dediğimiz ince hava yollarının mukoza ödemiyle daralmasından ötürü olan epizodik dispnedir (yani nefes darlığı).

Bu durum, pek çok gene bağlı bir kalıtım biçiminde genetik kökenli olabilir; fakat enfeksiyon, allerji ve emosyonel faktörler de rol oynayabilir.

Psikolojik mekanizmaların rol oynaması için bronşiyal aşırı duyarlığa bedensel bir yatkınlık bulunması gerekir.

Astımlılarda belirli birtakım kişilik özelliklerine rastlanmasına rağmen, bu hastalıkla birlikte görülen özgün bir kişilik tipi yoktur; kaygının yol açtığı bazı astım nöbetlerinin sebebi bir şartlı refleksle açıklanabilir.

Kesin allerji vak’ası gösteren bazı hastalarda bulunan yüksek bir immünglobülin olan (IgE) seviyesi, allerjinin oynadığı rolü açığa çıkarmıştır.

Bu gibi hastaların yeni bulunan bağışıklık sistemini bastıran ilaçlarla tedavileri yararlı olabilir.

Halk arasında kortizon diye bilinen kortikosteroidler de tedavide etkilidir, fakat uzun süre ve yüksek dozda kullanılırsa Cushing Sendromu gibi bazı yan etkileri olabilir.

Eğer astım nöbetlerinde şartlı kaygı veya endişe belirgin bir rol oynuyorsa, hayal gücünde sistematik duyarsızlaştırma yöntemi uygulanabilir.

Eğer aşırı duyarlılık dolayısıyla hava yolunun geri dönüşlü tıkanmasına yol açan birçok uyarıcı faktörlerin astıma neden olduğu düşünülüyorsa, önce mümkün olduğu kadar açık bir biçimde bu fiziksel ve psikolojik nedenlerin tablosunu çizmek ve bunlardan her birini tedavi ederken hastayı sürekli denetim altında tutmak gerekir.

Hipnoterapi ise bu yönteme yatkın kişilerde nöbetlerin sıklığını ve süresini kısaltmakta işe yarar.

Astım sıklıkla bir allerjiye bağlı olmakla beraber, %60 ila 80 oranında belirgin allerji olmadan da astım olabilir.

Doğuştan ve çevre faktörlerinden de gelebilir. Eğer derhal doktora başvurulmazsa (belirtiler nüksettiği anda) ölümcül sonuçlara yol açabilir.

Hastalarda zaman zaman hırıltı, nefes darlığı ve öksürük olur.

Bazı durumlar astım belirtilerinin çok artmasına sebep olur. Bunlar mikrobik hastalıklar, soğuk hava, kirli hava, sigara dumanı, allerji yapıcı maddeler (allerjenler), egzersiz ve psikiyatrik bozukluklardır.

Astımda belirtilerin aniden ortaya çıkmasına astım atağı veya astım krizi adı verilir. Bu durumda hastalarda ağır bir nefes darlığı olur.

Astımı belirtilerin şiddetine göre hafif aralıklı, hafif süreğen, orta süreğen ve ağır süreğen olarak sınıflamak mümkündür.

Astımın teşhisinde muayene bulgularının yanı sıra, kanda IgE' nin ve eozinofil adı verilen akyuvarın sayısının yüksek bulunması, solunum testlerinde soluk borusunda daralma olduğunun gösterilmesi ve deri testleri ile hastaların neye karşı allerjisi olduğunun gösterilmesinin çok büyük bir rolü vardır.

Ayrıca sert nefesler alındığı gözükür.

Astım Nöbeti

Astım atağı (astım krizi) ani olarak nefes borularının daralmasına sebep olan kas kasılması, balgam artışı ve nefes borusunun etrafındaki damarların sızdırarak sıvının dokuya geçmesi ile dokunun şişmesi ile karakterize bir alevlenmedir.

Astım atağı hava yollarında astıma bağlı bulunan iltihabın alevlenmesidir. Bu alevlenme sırasında nefes borusunda kas kasılması ile daralma, balgam salgılanmasında artmayla tıkanma ve dokuda damarların sızdırmasıyla şişlik oluşmaktadır.

Belirtileri

Astım atağının belirtileri göğüs sıkışması, nefes almakta zorluk, kalp çarpıntısı, sık nefes alma, karın kaslarının solunuma katılması, burun kanatlarının solunuma katılması, göğüs kafesinde kaburgalar arasındaki kasların kasıldığının görülmesidir.

Hasta nefes alamadığı için konuşmakta ve uyumakta zorlanma yaşar. Nedense aklıma Merhum Babam, Bodrum’da yaşayan Siyavuş Ağabeyim ve İffet geldi

Tedavisi

Astım atağının şiddet derecesine göre tedavisi değişir, hafif astım atağında bronş genişleticiler, nefes yolundan verilerek sonuç elde edilebilir.

Orta veya ağır şiddette bir astım atağında sprey şeklinde aeresol ilaçları nefes borusuna çekmek zor olacağı için nebülizatör cihazı ile bronş gevşeticilerin akciğere gönderilmesi doğru olacaktır.

Hastalar birlikte sistemik ağızdan veya kas içine enjekte prednizonol tipi kortizon uygulanarak ani olarak gelişen iltihabın durdurulmasına çalışılır.

Ağır atakta hastaya Oksijen de birlikte verilmelidir. İlk tedaviye cevap vermeyen ağır astımlı hastaların yoğun bakıma alınması doğrudur. Astımı denetimde olan hastaların atak geçirme ihtimali düşüktür.

Atak geçirseler bile genellikle seyrek ve hafif olacaktır. Tedavisini doğru uygulamayan kontrol edici ilaçlarını almayan hastalarda ataklar sık ve şiddetli olur atak geçirmemek için atağı uyaran allerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği, ani hava değişikliği gibi etkenlerden korunmak kontrol edici ilaçları düzgün kullanmak gerekir.

Sigara dumanı Astım Atağını tetikleyici en önemli etkenlerden biri olup aktif veya pasif sigara dumanı solumak atağın başlamasını sağlayabilir.

Astımın Tedavisi

Astım tedavisinde çoğunlukla inhaler adı verilen medikal cihazlar kullanılır. İnhaler kullanımı ile lokal etki yaratılır ve daha düşük dozla daha fazla etki elde edilir. Bu şekilde sistemik yan etkilerin önüne geçilmeye çalışılır.

Tedavide kullanılan ilaçlar iki gruba ayrılır. Birinci grup ilaçlara rahatlatıcı ilaçlar adı verilir (salbutamol, terbutalin gibi sempatomimetikler).

Kriz esnasında veya belirtiler başladığında kişi inhaler'i ağzına götürür ve soluk alma (inspirasyon) sırasında inhaler'i sıkar. İkinci grup ilaçlar astımdaki temel sorun olan hava yolundaki iltihabın azaltılmasına yöneliktir. Bunlar da solunum yoluyla alınan kortikosteroidler, kromolin sodyum, nedokromil sodyum, teofilin ve lökotrien reseptör antagonistleridir. Her iki grup ilaçta inhaler tercih edilir.

Allerjik astımlı hastaların bir kısmında ilaç tedavisi ve korunma yöntemleri etkili olmamakta ve aşı tedavisi (immünoterapi) gerekli olmaktadır.

Astım, özellikle çocuklarda hafif bir tablo gösterirse belirtiler (%50-%60) tamamen kaybolabilir. Ancak yetişkin astımlıların belirtileri çoğu kez ömür boyu kalıcıdır ve sürekli olarak ilaç kullanmak zorunda kalırlar.

Bu arada öğrendim ki, zamanında kendi adamları tarafından vurulan Urfalı İbrahim Tatlıses kalkıp İzmir’e yerleşmiş. Büyük Kulüp üyeliğinden ayrılmasında etkim olmuştu.

Son zamanlarda İzmir de Doğu’dan çok göç aldı da, bilhassa Kadifekale!

Orada ne işi var anlamadım…

Bu arada ABD Başkanı Trumph İsrail’i resmen tanıdı ve İngiliz Dominyoncularının kurduğu Vehhabi rejimiyle ittifaka girdi. Bu sefer gerçekten de Üçüncü Dünya Harbi patlayabilir!

}[/embed]

Neslim’in doğum günü üstelik.

Bilim, sevgi ve evrimle kalın.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 09 Aralık 2017

Okumaya devam et
  1240 Hits
  0 yorum
1240 Hits
0 yorum