Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BOTBÜRÜ DÜTTÜRÜSÜ

Sina Koloğlu

Sina KoloğThis email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Reyting canavarı

GÜNDÜZ TV PROGRAMLARINA ÇIKAN PROFESÖRLER!

21.04.2010

Ben yorum yapacak değilim. Ama bir profesörün bir diğer profesörü yazdığını okuyunca ve suçlanan profesör hepimizin aşina olduğu bir isim olunca durdum. Prof. Dr. Erkan Topuz nasıl diyeyim, yani ekranın ‘çıkmadığı’ programı olmayan yüzü. Bir başka televizyondan aşina olduğumuz öğretim üyesi hem de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerem Doksat tarafından acayip eleştirilmiş. Doksat, bir yazı yazmış ve Topuz’un “Tanrı inancı olan hastaların kanser tedavisinde çok daha başarılı sonuçlar elde edildiğini” söylemesini eleştirmiş. Ve hatta alternatif tıp mamülleri önerisinin altında başka şeylerin yattığını, eşi ve oğlunun kurduğu ‘Natural Life’ isimli şirketin pazarlamasının yapıldığını iddia etmiş.

Burada duralım. Duralım çünkü, bahsi geçen kişi çok sık televizyonlara çıkan ve epey sayıda insanı söyledikleri ile etkileyen biri. Ve onu eleştiren de en az onun kadar televizyona çıkan bir başka isim. Adlarını vermeyeyim, ama gerçekten hemen bütün önemli programlara çıktı Erkan Topuz. Ve bir başka ‘Prof’ tarafından ağır eleştirilerle karşı karşıya.

Bu bende ekrana çıkan ve sağlık konusunda uzman olduğu söylenen kişilere karşı mesafeli olmak gerektiği fikrini doğurdu. Eleştiren profesör,  diğerinin söylediklerini ‘etik bulmuyor’ hatta daha ileri giderek kendi şirketinin tanıtımını yaptığını söylüyor. Ben bir adım daha gideyim. Bu iki profesörü ekrana kim çıkartırsa ‘izlenme oranı’ olayını yırtar. Yalan mı?

(Not: Prof. Dr. Kerem Doksat’ın yazısını www.odatv.com adresinde.)

‘EZEL’İ BU HAFTA DA ANLAYAMADIM Ben ‘Ezel’deki kodları çözemez hale geldim. Bir şeyler oluyor. Yine ‘Yeğen’ olayı devam ediyor. Ama ben anlamıyorum. Eyşan mesela olsa da olur, olmasa da. Ortalarda görünür gibi. Belki de çok fazla şey beklemekle ilgili bir durum bu. Bir hapis olayı yaşandı mesela. Ne bileyim, hani çok yapmacık geldi. Böyle bir senaryo düşünülebilir de öyle bir verilir ki, yutarsın hazmedersin. Bana çiğ geldi.

‘KARİZMA’YI BOŞVER PARADAN SÖZ ET

Kenan İmirzalıoğlu malum gazlı içeceğin yeni yüzü. Anadolu motifli gazoz hikayesi. Ana var ve “İç anacım Pepsi senin derdine çare” diye muhteşem bir cümle geçiyor. Ana telefonda kızıyla konuşuyor, meşrubatın olanakları sayesinde. (!) “Allah razı olsun Kenancığım” diyor anamız. E, kız birden onu cep telefonun ekranında gorünce heyecanlanıyor doğal olarak. Yani her genç kız gibi. Ama Kenan kardeşimiz o bildik gülümsemesi ile “Bir de sizi gördüm” diyor. Yani aşk böyle başlıyor. Bakalım reklamın diğer bölümlerinde neler olacak? Amaaan ne karizması? Sen paradan söz et. Sonuçta reklam. Unutulur gider. Banka hesabı ise kalır.

AİLE SALONUMUZ MEVCUTTUR

Bizi biz yapan hasletlerden biri de ‘aile salonu’dur. Çay bahçesinde, lokantalarda, pastanelerde rastlarız. ‘Aile salonu vardır’ yazar. Oraya aile olanlar girer. Aile olmayanlar ise bunun verdiği sıkıntı içinde alt katta filan oturur. Şimdi ‘aile dizilerimiz’ de var. Yani ailecek çoluk çocuk utanmadan, “Anne bu adam niye öptüü” ya da “Baba hamile ne demek” sorularının sorulmadığı dizilerimiz. Bir anket yapılmış. Ve ‘Geniş Aile’ birinci seçilmiş. İkinci ‘Canım Ailem’ olmuş. Üçüncü sırada ‘Yaprak Dökümü’ var. 

REHBERİM

KAPİTALİST SİSTEMİN ÇARPICI ELEŞTİRİSİ

Sinema tarihinin en iyi sistem eleştirilerinden biri olan bir David Fincher klasiği, D - Smart ve Teledünya’da yer alan Sinema TV’de ekrana geliyor. (21.00) ‘Dövüş Kulübü’, Chuck Palahniuk’un aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlandı. Film, özellikle şiddet unsurunu bolca içeren sahneleri ve anarşizmi özendirdiği gerekçesiyle büyük tepkiler aldı ve bu sayede daha geniş kitlelere ulaşmayı başardı. Bu akşamın izlenesi filmi.

***

Pazartesi akşamı NTV’de Okan Bayülgen’in Sade Vatandaş programını izlediniz mi? Konu tamamlayıcı tıp vs. modern tıp idi. Konuklar Özer Uçuran Çiller, Ferhan Efeçınar ve Prof. Dr. Kerem Doksat’tı. Tamamlayıcı tıp ile ilgilenen konuklar modern tıbba karşı değildi, ama tıp tedavisinin yanında düşünce gücünün de önemli olduğunu anlatıyorlardı. Prof. Dr. Kerem Doksat ise tamamlayıcı tıbbın bilimsel olmadığını savunuyordu, diğer iki konuğun kitaplarını da, söylediklerini de eleştiriyordu. Çok ilgi çekici bir tartışma olabilirdi. İsteyen istediğine inanabilirdi. Ta ki Prof. Dr. Kerem Doksat sazı eline alana kadar. 

"300"}[/embed]

Bir psikiyatra yakışmadı 

Daha en baştan saldırmaya hazırlanıp gelmiş gibi bir hali vardı. İnternet sitesinde de acımasızca eleştirdiği Çiller’e hiç durmadan yüklendi. Ben Çiller’in avukatı değilim. Ama konu düşünce gücüyken, “Siz zaten Mevlana’nın torunu da değilsiniz, Murat Bardakçı’ya sordum” deyip cep telefonunu çıkarıp “Ararsam görürsünüz” demenin ne yeri ne de zamanıydı. Bu arada Çiller’in neden “Murat Bardakçı’yı değil de Ertuğrul Özkök’ü arayın” dediğini anlayamadım. Konu yeni çıkan bir kitaptı, kitap yerine Çiller’in soyağacından girip derin devlet ilişkilerinden çıktı. Bu arada Çillerlerin evinde Murat Bardakçı imzalı soyağacı duvarda asılı duruyor. Doğru mudur, değil midir bilemem. Beni çok da ilgilendirmiyor. Biz bugüne, yeni kitaba bakalım. 

Prof. Dr. Kerem Doksat kitaba bakabilme şansını bulamamıştı, ama konuşmalarında saldırdıkça saldırdı. Bana biraz fazla geldi. Çiller susmayı tercih etti. Sadece bir yerde “Kendini seven bir insan böyle yapmaz” dedi. Yaşam koçu Ferhan Efeçınar düzgün cevaplarıyla prof. unvanı olmadan da iyi bir şeyler söylenebileceğini gösterdi. 

Neye ihtiyaç duyuyoruz? 

Prof. Dr. Kerem Doksat uzun yıllar tıp okuyup da sonra bu işin eğitimini almamış kişilerin kendi uzmanlık alanına girmesine sinirlenebilir. Bu en doğal hakkıdır. Ama unuttuğu bir şey var. Tamamlayıcı tıpla ilgilenen iki kişiye saldırırken benim ve eminim daha birçok izleyicinin psikiyatriye olan bakışını etkiledi. Bir psikiyatr bir televizyon programında böyle saldırgan konuşuyorsa, hastalarına yaklaşımını insan ister istemez merak ediyor. 

Kendisini bu üslubuyla tanımak istemezdim. Tabii ki prof. olmuş birinin doktorluğuna söyleyecek lafım yok. Çok iyi bir doktor olabilir. Ama çekim yasası konuşurken Çiller’e Sizin derin devletle ilişkileriniz var. Zaten Mevlana’nın torunu da değilsiniz” demesi beni çok rahatsız etti. 

Tabii ki bir tıp doktoru, hobisi tamamlayıcı tıp olanlarla aynı şeyleri düşünmek zorunda değil. Ama üslup diye bir şey var. Bir psikiyatr bu kadar saldırgan olmadan da kendini ifade edebilirdi, belki o zaman ben de kendisine hak verirdim. 

Dünkü tartışmada tamamlayıcı tıp, düşünce gücü şahsen bana daha iyi geldi. Çünkü herkesin moralinin çok bozuk olduğu, birçok kişinin leblebi gibi antidepresan kullandığı son derece sıkıntılı bir süreçte daha fazla negatif şey görmek, duymak istemiyoruz. Pozitif düşünceye, çekim yasasına da her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. İşte o yüzden bu kitaplar yok satıyor. Bilimsel olup olmaması mı önemli olan, yoksa insana kendini nasıl hissettirdiği mi?

***

Niğde’nin Ulukışla İlçesi'nde bir polis ile bir astsubayı şehit eden, bir vatandaşı da öldüren El Kaide bağlantılı IŞİD üyesi oldukları iddia edilen üç zanlı tutuklandı. Saldırının faillerinden Çendrim Ramadani’nin mahkemede ifade vermeyi reddedip, “Ben yalnızca Allah'a hesap veririm. İfade vermem, hepiniz müşriksiniz. Jandarmayı öldürerek sevap işledim” dediği öğrenildi.

Niğde'de güvenlik güçlerine saldırı olayının üç zanlısı da tutuklandı.
Ankara Numune Hastanesinde tedavi gören iki zanlı, polis ve jandarma eşliğinde Ankara Adliyesine getirildi.

Savcılıkça tutuklanmaları talep edilen zanlılar, sorgulandıkları nöbetçi Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesince, "kamu görevlisini görevinden dolayı öldürmek", "ülkeye izinsiz olarak ateşli silah ve mermi sokmak" ve "yağma" gibi bir dizi suçtan tutuklandı. Zanlıların kendilerini "Almanya vatandaşı Benjamin Xu" ve "İsviçre vatandaşı Çendrim Ramadani" olarak beyan ettikleri belirtildi. "Benjamin Xu"nun, annesinin Çinli olduğunu söylediği ve adresini Berlin'de gösterdiği kaydedildi.
Almanca tercüman aracılığıyla ifadeleri alınan zanlıların adliyedeki işlemleri sırasında sağlık görevlileri de hazır bekletildi. Öte yandan, saldırının diğer zanlısı olan ve Makedonyalı olduğu bildirilen Muhammed Zakiri'nin ise dün çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı öğrenildi.

''JANDARMA'YI ÖLDÜREREK SEVAP İŞLEDİM''

İsviçre vatandaşı olduğunu beyan eden Çendrim Ramadani'nin “Size ifade vermem, ben yalnızca Allah’a hesap veririm. Hepiniz müşriksiniz. Jandarmayı öldürerek sevap işledim” dediği öğrenildi.

“Türkiye’nin NATO ülkesi olduğu gerekçesiyle düşman olduğunu söylediği” Ramadani’nin sorgu tutanağını da “şirktir” diyerek imzalamadığı belirtildi.

Şüphelilerden Xu’nun ise, tercüman aracılığıyla yapılan sorgusunda, diğer şüpheli Ramadin’i suçlayarak, şunları söylediği öğrenildi: “Suriye’den savaştan dönüyorduk. Çendrim Ramadin’yi tanımam, bana ‘Kosova’ya eve gidelim’ dedi, ben de kabul ettim. Sonra yola çıktık. Silahları hiç görmedim, benim haberim yokken çantamıza koymuş. Kontrol noktasında jandarmayı görünce, silahı benim sırtımın arkasından doğrultarak jandarmaya ateş etmeye başladı. ‘Ne oldu’ diye sorunca ‘kamyonu sür’ diye bağırdı. O esnada silahla ayağıma ateş etti. ‘Neden yaptın’ diye sorduğumda yanlışlıkla yaptığını söyledi. Olay esnasında uyuşturucu etkisindeydim. Hiçbir polisin ve jandarmanın vurulup vurulmadığını görmedim. Olayın ardından yakalandık. Hiçbir örgüte üye değilim. 18 yaşındayım. Serbest bırakılmamı talep ediyorum.”

Saldırının diğer faili Makedonyalı Muhammed Zakiri’nin de önceki gün çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı anlaşıldı. Böylece üç saldırgan da tutuklanmış oldu.

"height":"300"}[/embed]

"height":"300"}[/embed]

"height":"300"}[/embed]

***

"height":"300"}[/embed]

"height":"300"}[/embed]

***

"height":"300"}[/embed]

***

"height":"300"}[/embed]

"height":"300"}[/embed]

"height":"300"}[/embed]

"height":"300"}[/embed]

"height":"300"}[/embed]

"height":"300"}[/embed]

"height":"300"}[/embed]

"height":"300"}[/embed]

Saldırının kimden, nereden geleceğine dikkat edin. Oyunuzu ona göre kullanın. Bunları öylesine seçtim.

Genç meslekdaşım Sultan bu programı bana haber vermedi ama bilimsellikten çıkmamamız konusunda önemli bir adım atmakta olduklarını görebiliyorum; bu şimdilik ,iyi bir başlangıç ama ahde vefayı da göz önünde bulundurmak lâzım.

Unutmayalım ki, bu memlekette eğer 40 milyon Kürt varsa, şimdilik de susuyorlarsa, Türk nüfusunu geçmişlerdir. Araya da kan girmiştir çünkü 40.000 kişi ölmüştür.

"Neme lâzım Padişahım" dememek için son günler!

CHP veya MHP... Aman boş oy kullanmayın veya gaflete de düşmeyin.

Not: İmlâ benim değildir; aynen aldım.

***

Bu ikili, bu memlekete en büyük maddî ve manevî şoku yaşatan kişilerin başında gelir.

İfadelerimden hangisi yanlışsa, lütfen bana This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden yazınız veya bizzat gelip anlatınız.

GÜVENMEK Mİ, KOALİSYON MU, YOKSA TEKRAR BAŞLAMAK M...
SIRRIN SIRRININ SIRRI NEDİR?

About the author

Author's recent posts
More posts from author
YILDIZ KENTER'İN İLGİNÇ HAYAT HİKAYESİ
MEMLEKETİM VE GENÇ BİLİM ADAMLARI
NÂZIM HİKMET RAN
SAYIN YILMAZ ÖZDİL'İN ADAM ROMANI HAKKINDA
CARL GUSTAVE JUNG /ARKETİPLER VE “KİMSE İNANÇSIZ GİTMEZ”
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil