Sevgili Mekâncılar,

 

Koyunbaba harikulâde bir bestedir, yıllar önce tüneldeki küçük Anzak Kilisesindeki konserinde, Carlo Domeniconi’den bizzat dinleyip çok etkilenmiştim.

Bu geçen süre içinde tekrar dinleme fırsatım hiç olmadı. Bildiğim kadarıyla Domeniconi’nin Koyunoyunbaba’yı içeren bir albümü basılmadı ama William Kanengiser- Echoes of the world, juile goldberg -dulce ve alex komodore-passport : international guitar music albümlerinde bu besteyi bulabilirsiniz.

***

Uzun yıllar evvel düzenlediğimiz bir gitar festivali kapsamında Ankara’da iki gün konuk ettiğimiz, bu vesileyle tanışma fırsatı bulduğum değerli gitarist-besteci.

***

Cesena (İtalya) doğumludur, Berlin’de yaşar…

***

Karısı Türk olduğu için sık sık Türkiye’ye gelir, Bodrum’daki yazlığında kalır.

***

Oldukça düzgün Türkçe konuşur…

İlkokulda bile ders dinlemek yerine nota yazdığı için okuldan atılmış bir müzik sevdalısıdır.

***

Klasik gitar eğitimine Carmen Lenzi Mozzani ile başlamış, Pesaro konservatuarında devam etmiş, akabinde alıp yürümüştür.

Berlin Sanat Koleji ve İstanbul konservatuarında gitar eğitimi vermiştir.

 

***

 

Gençlik yıllarım geldi aklıma…

 

Yahu ne oluyor da oluyor? 

Arkadaş bir insanı durduk yere sıkıntı basar mı?

 

“Bir terslik var ama tam olarak idrak edebilmiş değilim” türü sorular veya sorunsallar takılan her Avrupalı gibi, doğunun baharat kokulu esrarına merak salmıştır. 

***

Carlo’yu dinlerken mistik kişiliği ve beni her ne kadar hayran bıraksa da, yine de onu seviyorum gibi bir havaya sokardı.

Akademik gitarcılardan çok farklı bir yapısı ve müzik anlayışı vardı. 

Sürekli olarak doğaçlama peşindeydi ama öyle “dur gitarı çalmaya çalışayım, belki alnımdan öpen olur” demezdi.

“Gitardan harikulâde sesi çıkarıp müzikte yeni bir çığır açayım, duman çıkarayım” tarzında çalardı.

 

Klasik gitarı sokup sağa sola vursam, böyle bir anarşist kisvesi altında prim yapabilir miyim acaba gibi düzeysizliklere hiçbir zaman meyletmemiştir.