Doping, spordaki performansı (verimliliği, rekor kırma azmini), arttırmak amacıyla başvurulan bir uygulama demek.

İlk resmi tanımı 1963 yılında yapılmıştır.

Buna göre, doping sporcu veya oyuncuların yarışma sırasında, yahut oyuna hazırlanırken spor ahlâkına (morality) yakışmayacak şekilde performanslarını yapay olarak arttıracak ve sporcunun fiziksel ve psikolojik sağlığına zarar verecek madde veya başka muhtemel yöntemleri kullanmasıdır.

***

Buna göre, Freud genç yaşlardan itibaren Kokain kullanarak, bilimsel veya entellektüel uyarıcı yapmıştır denebilir. Bilindiği gibi, son döneminde de, doktoruna rica ederek morfin yaptırarak aslında bir nevi ötanazi (hayırlı ölüm) veya intihar (suicide) uygulattırmıştı.

***

Morfinin tarihçesine de bir bakalım:

Boyle, 1650’de, İstanbul’dan (evet, bizim buralardan) ham afyonu kristal yapılı Potasyum Hidroksit (KOH) ile muamele ederek kristal yapılı bir karışım elde etmiş ama bunun yapısını aydınlatamamıştır.

***

1803 senesinde Deraswe ismindeki bir araştırmacı, billurî (kristal gibi) bir maddeyi ayrıştırmıştır. Friedrich Wilhelm Sertümer isimli bir Alman Eczacı Asistanı tarafından sentezlenen afyonun (bütün Morfin benzeri maddelerin ana maddesidir), Rüya Tanrısı Morrpheus’den ilham alarak sentezlemiş.

 

***

Bu arada, dün Bozkurt lâkaplı Sayın İlham Gencer’i aradım, beklediğini söyledi. Kendisi 1926 doğumlu olup, ilk defa 1931’de, 1931’de annesinden aldığı derslerle piyango çalışmaya başlamış ama hiçbir profesyonel piyano eğitimi almamıştır. Tamamen doğaçlama (irticalen) ama hiç nota şaşmadan icra eder parçalarını. Hem de 5 yaşından beri