Bu İzmirliler âlem ve dünya tatlısı insanlar…

Bir kere hepsi kendi aralarındayken Japon ve sürekli “yaparız gâri; gitcem, gelcem, alcem” diye konuşuyorlar ki, bu onları özgün kılıyor.

Dün hummalı bir şekilde koşturduk, yeni dostlarla tanıştık ve bol bol da kaynattık. N’olcek bu memleketin hâli, Girit neresi, Hanya onun yakınında, Doksat da azıcık Güneyinde filân deyüverirkeeeen.

Bu arada bir haber bomba gibi düştü ve ne keyfimiz kaldı, ne de neşemiz!

Zaten tayyarede Su isminde bir içimlik kızla tanışmıştım. Babası mimarmış, Arap ülkelerinden birinden gidip geliyomuş; karısıyla boşanmışlar ama araları iyiymiş. Kızcağızı senede 3 ay neyin görebiliyormuş; mekik diplomasisi gibi!

Bakın şimdi; şaka gibi hani…

AKP aşkına, şunları tekzip et anlım şanlım:

AK Parti, yaklaşan yerel seçimler öncesi CHP’nin kalesi olarak gösterilen İzmir’de kritik isimlere rozet takmaya başladı. 2011 yılında CHP’den milletvekili aday adayı olan Ömür Şanlı’ya AK Parti rozeti takıldı. Ömür Şanlı’nın rozetini Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu taktı.

Şanlı’nın AKP rozeti takması İzmir ve Ankara’da siyasi kulislerin en çok konuşulan konusu oldu. AK Parti'ye geçiş sürecini ve bu tercihinin nedenlerini anlatan Şanlı, “Ben 12 Haziran'da Ak Parti’ye üye olmuştum. Gerçek anlamda hizmet üretebileceğime inandığım için AK Parti’ye geçtim. 2011 yılında CHP'ye üye olduğumda da AK Parti’ye yönelik ön yargılarım yoktu. Ben Balkan çocuğuyum, Türk bayrağının resmini çizemeden büyüdüm. Başbakanımızın çağdaş uygarlık hedefi ve özellikle TİKA'nın Balkanlar’daki hizmeti beni çok etkiledi. Atatürk’ün babasının evinin TİKA tarafından restore edilmesi beni çok etkiledi. Ben 6 aydan beri AK Parti içerisindeyim ve ne Atatürk’e karşı ne de alkole karşı bir önyargı görmedim” diye konuştu.

KORDON SÂDECE RAKI ŞARAP DEMEK DEĞİL

Kordon’un adının sâdece alkolle anılmasının İzmir'e büyük bir haksızlık olduğunu kaydeden Şanlı, “İzmir Kordon demokrat İzmir'in sembolüdür. Sâdece rakıyla şarapla özdeşleştirilmesi haksızlık olur. Burada şarap içen de rakı içen de çay içen de kola içen de yan yana oturabiliyor” dedi.

Rozet takma töreni sonrası Hürriyet Ege’ye konuşan Şanlı, temsilcisi olduğu 120 işletmeyi her zaman siyasetin dışında tutmaya çalıştığının altını çizdi. CHP’li olduğu dönemde de, şimdi de Kordon esnafını çıkarları için kullanmadığını ifade etti. Şanlı, “O dönemde de esnafımla konuştum, görüşlerini aldım. Şimdi de öyle. Hiçbir zaman esnafımı kendi çıkarlarım, siyaset için kullanmam. Zaten 6 ay önce kongrede AK Parti’ye geçmiştim. Rozetin takılması gerekiyordu. Onu da Balkanlı Bakanımız olduğu için böyle uygun gördüler” dedi.

KIRMIZI ÇİZGİLERİME DOKUNULURSA AK PARTİYİ BIRAKIRIM

Kordon’daki 120 içkili işletmenin temsilcisi olmasının, hâttâ kendisinin de böyle bir işletmeyi çalıştırmasının ne işletmeler ne de parti için rahatsızlık yaratmayacağını belirten Şanlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “AK Parti'nin İzmir’de en büyük sıkıntısı, İzmirlilerin böyle bir önyargısının olması. İstanbul'da hangi bar, kulüp içkili diye kapatıldı ki? AK Parti’nin insanların yaşam tarzına saygılı olduğunu 6 aydır yaşayarak gördüm. Herkese kucak açıyor. Şimdiye kadar şehir efsanesine dönen içki yasaklama gibi böyle bir şeyi ben görmedim. Benim de yaşam tarzım belli. Sosyal, demokrat bir yaşam tarzım var. Ona, benim kırmızı çizgilerime dokunulursa zaten ben de AK Partili olmam”.

***

Şanlı Kardeşim, buralarda rakı, bira filân da var. Damardan, şırdandan götürürler. Vallahi billahi, herkesin içerisinde de öpüşürler. Ahlâk anlayışları beyinlerinin içinde ve gayet düzgündür.

Hani, ona mı dem vurduruyon?

Hay Allah, fesuphanallah, Lâ mevcude illallah…

Bâri ölmüşlerin ruhuna biraz kadeh kaldıralım dedik. Hiç çalanla çalmayan, ölenle ölmeyen bir olur mu?

Daha doğrusu, ölenle ölünür mü; di mi Yılmaz Abi?

Bakın, bir barda başlayan kısacık serüveni sigara yüzünden sona erivermiş Cesario’nun.

İstanbul’a bir kere gelmişti, TED’li dostum Banu ve kocası da oradaydı ve kurşun gibi bir sıcak da, kezzap gibi dağlıyordu ciğerimizi.

Mecburen, zaruretten dolayı sonuna kadar seyredemeyip, semaya gözlerimizi dikerekten tırmanmıştık agoranın merdivenlerini.

Vallahi ben Zeyno’nun yalancısıyım; onlar da karmakarışık, biliyom. Biri Prag’da fink atmakta, öbürüyle keyif çatıverdik hani.