Türkçe veya Türkiye Türkçesi, ortak Altay dil ailesine bağlı Türk dillerinin Oğuz öbeğine üye bir dildir. Türk dilleri ailesi bünyesindeki Oğuz öbeğinde bulunur. Türkçe, dünyada en fazla konuşulan 15. dildir. Türkçe Türkiye, Kıbrıs, Irak, Balkanlar, Orta Asya ve Orta Avrupa ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır. Ayrıca bu dil, Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmî, Romanya, Makedonya, Kosova ve Irak’ın ise tanınmış bölgesel dilidir. Balkanlar’da konuşulur. Bunun aynı öbekte (Oğuz Öbeğinde) bulunan Azerbaycanca ve Türkmence, İran, Güney Azerbaycan, Azerbaycan, Afganistan, Gürcistan ve Türkmenistan’da konuşulur. Türkçe birçok diyalekte sâhip bir dildir.


“İstanbul şivesi" Türkçenin yazı dilidir. Bu yüzden Türk dillerinde ve Anadolu şivelerinde bulunan "açık e", "hırıltılı h" ve "öndamaksıl n" fonemleri bulunmaz. Türk alfabesinde, sekiz ünlü, 21 ünsüz harf bulunmaktadır, Azerbaycan alfabesinde 9 ünlü, 31 ünsüz harf bulunur. Genel olarak Türk Dilleri çok daha fazla sesi olan bir dildir; ancak Türkçe’de, diğer Türk dillerinde bulunan /ŋ/, /ɳ/, /q/, /w/, /ɛ/ gibi fonemler de bulunmaz. Türkçe çok geniş kullanımıyla birlikte zengin bir dil olmasının yanı sıra, özne-nesne-yüklem biçimindeki cümle kuruluşlarıyla bilinmektedir. Ayrıca, Türkçe sondan eklemeli bir dildir. Bu nedenle kullanılan herhangi bir eylem üzerinden istenildiği kadar sözcük türetilebilir. Türkiye Türkçesi bu yönünden dolayı diğer Türk dilleri ortak ya da ayrık bulunan onlarca eke sâhiptir.

***

Yukarıdaki yazıyı Vikipedi’den iktibas ettim.

Şimdi okuyacağınız yazıda, Türkçe’yi yazıldığı gibi okunan ve okunduğu gibi yazılan hâle getirebilmek için öne sürdüğüm, son derecede basit ama anlaşılır bir teklifi de göreceksiniz. Uzatma amacıyla alt çizgi, inceltme amacıyla takke işareti, gerektiğinde de ikisini birden kullanmaktan ibarettir bu teklif. Bu sayede, meselâ, kalın ama uzun okunması gereken ikamet kelimesi doğru yazılıp okunabilir hâle gelecektir. Bu yazı 15 seneliktir ama güncellenmiştir. Dil ağzımızdaki bir organdır, lisan ise çok sofistike bir işlevdir. Rutin hayatta bunlar aynı anlamdaymış gibi kullanılıyorsa da, akademik ve ilmi açıdan fark göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür.