Sevgili Mekâncılar,

Bugün TvEM’de Sevgili Ayşe Özgün’le, canlı yayında bu konuyu tartışacağız, hepinizi beklerim...

***

Bir bakıma pratik olan selfie fotoğrafı çekmek aslında gözüktüğü kadar da kolay değil. Ünlü ünsüz herkesin kendi selfie fotoğrafını paylaştığı bu günlerde, siz de bu tüyolar sayesinde kendi selfie’nizi çekip paylaşın.


Selfie nedir ve nasıl çekilir sorusunun cevabı haberimizde.

Bu finansmanın masrafı yok, avantajı çok!

Selfie: Kendi kendine fotoğraf çekme aslında çok da yeni bir yöntem değil.

Günümüzde Obama’dan, Oscar’lı yıldızlara kadar birçok ünlünün de kapıldığı bu akım, sosyal medyada adeta fotoğraf çılgınlığına dönmüş durumda.

Aslına bakarsanız; Fotoğraf teknolojisi ilk çıktığı andan itibaren insanlar kendi kendine fotoğraf çekmeyi denemiş, fakat ön kamera gibi araçlar bulunmadığı için çok başarılı olamamış ve kendilerini güzel göstermeyi başaramamışlardı.

Belki de 2014 Oscar töreninde, ünlü oyuncu Ellen DeGeneres’in diğer oyuncular ile çektiği selfie pozu geceye damgasını vurmuş ve sosyal medyada paylaşım rekorları kırmış olmasaydı birçoğumuz hala fotoğraf çekilmek için başkalarına ihtiyaç duyuyor olacaktık.

Obama’dan, Oscar’lı yıldızlara kadar birçok ünlünün de kapıldığı bu akım, sosyal medyada adeta fotoğraf çılgınlığına dönmüş durumda.

Siz de sosyal medyada güzel kareler paylaşmak istiyorsanız, iyi bir selfie için nelere dikkat edilmesi gerektiğini okumalısınız.

1) Doğru ışıkta fotoğraf çekilin

Fotoğraf çekimlerinde en önemli şey doğru ışık kullanımıdır.  Işığı karşınıza alacak şekilde çekimler yaparsanız, ışık fotoğrafta size yansız ve daha net bir görüntü sağlamış olursunuz.

2) Kendiniz gibi olun...

Selfie fotoğrafı çekerken yapaylıktan olabildiğince uzaklaşın. Dudak bükme ve anlamsız hareketlerin modası çoktan geçti. O yüzden selfie çekilirken, gülümsemeler veya eğlenceli pozlar fotoğrafınızı renklendirecektir.

3) Doğru açınızı yakalayın

Kameranın açısını değiştirin ve poz verin. En güzel kareyi yakalayana kadar poz verebilirsiniz. Size ufak bir tüyo verecek olursak; kamerayı görüş açısının biraz yukarısında tutarak, hafif sağ ve sol açı ile en iyi çıktığınız eğimi belirleyin ve selfie’nizi çekin.

4) Fotoğraf çekilmeden önce bakım yapın

Bakımlı bir görüntü ile çektiğiniz fotoğraflar, doğal halinizden daha ilgi çekici görünecektir. Makyaj, fönlü saçlar ve özenle takılmış aksesuarlar ile çekmiş olduğunuz fotoğraflar size sosyal medyada daha çok beğeni getirecektir

5) Fotoğraflarınıza photoshop yapın

Selfienizi mükemmelleştirmek için ufak rötuşlar yapın. Kırmızı göz giderici ve ışık düzenleme aracı ile ilk düzenlemenizi yaptıktan sonra, dilerseniz yüzünüzdeki kusurları kapatıp kilonuzu da istediğiniz orana getirebiliyorsunuz. Fakat bu düzenlemeleri yaparken doğal halinizden çok da uzaklaşmamaya dikkat edin.

Ayrıca, dayağı ve nesiller arası hengâmeyi de "kuşak çatışması başlı altında işleyeceğiz"

Kadına Şiddet ve Şaşırtıcı İstatistikler:

Bir ankete katılan kızlı erkekli 173 öğrencinin yüzde 38.7’si "Kadına yönelik şiddeti onayladığını" belirtti. Tıp öğrencilerinin yüzde 28.5'i kadının kendi hatasından dolayı dayak yediğini kabul ederken yüzde 5.3'lük kesim ise dayağın kadına "yararlı" olduğuna inandığını ifade etti. 

Gençlerin yüzde 90.6’sı dayak yiyen kadına yardım edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak bunların dörtte üçü “kadını döven kişi ceza almasın” diyor.

Sizce dayak mutlaka boşanma nedeni midir?

“Dayak boşanma nedenidir veya 'değildir' diye kesin bir şey söylenemez ama dayak evliliklerde bir defa olmamalı. Çünkü dayak çok ağır bir davranıştır ve bu davranış kabul edildiğinde, buna göz yumulduğunda tamamen meşrulaşmaya başlar. Erkek bunu karşı tarafın kaldırdığını gördüğü zaman; sonrasında şiddet aile içinde devam ediyor. Burada en önemli nokta, şiddete neden olan yan etkenlerdir. Kişinin alkol, madde kullanımı, tepkilerini kontrol etme güçlüğü, bir hastalığı varsa bu da göz önüne alınmalı ve boşanmaya yönelik kararlar ona göre verilmelidir".

Ne tip evliliklerde dayak rutinleşiyor?

Şiddetin başlangıcı her zaman dayakla olmaz. Psikolojik bir baskıyla başlar, arkadan ekonomik şiddet gelir ve ondan sonra dayak başlar. Evlilik başladığı andan itibaren önce çiftler arasında birbirlerine uyguladıkları baskılar ortaya çıkar. Bunlar her zaman dayak olmuyor. Önce özgürlüğün kısıtlanmasına çalışılıyor. 'Onunla görüşme, bununla görüşme, para harcama' gibi… Bu tip durumlardan sonra şiddet, en son kademe olarak ortaya çıkıyor. O nedenle biz 'şiddet' denince ilk önce dayağı değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik şiddeti görüyoruz. En sonunda, fiziki şiddet de zaten ne yazık ki geliyor. Alkol, madde ve şiddetin olduğu ailelerde dayağa çok sık rastlıyoruz.

Evlilikte ilk yıla dikkat!

Bir çift arasında, dayağın hazmedilip sonra evliliğin normal temposunda sürdürülmesi mümkün mü?

- Mümkün. Eğer bu dayak şiddet yanlı bir psikolojik probleme bağlıysa olabilir. Dayak atan kişi psikolojik problemini çözümleyebilir, kendini değiştirirse arkadan evliliklerin düşünülenin aksine iyi gittiğini görüyoruz. İnsanlar zannediyorlar ki dayak söz konusu olduysa boşanmaları gerekir. Ama öyle olmuyor, kişi yardım alıyor ya da almıyor, yaşadığı yalnızlıktan ciddi bir ders alıyor ama yine de dediğimiz bir kez olmalı. Tekrar söylemek istiyorum ki: dayak bir kez tahammül edilebilir. Dayağı atan kişi, o andan sonra değişmesi gerektiğini kabullenip psikolojik yardım alırsa evlilikler sürebilir.

Dayak yiyen taraf, dayak atan tarafı teşvik etmiş olabilir mi?

- Olabilir. Karşındaki insanı suça teşvik etmek, açık vermesini sağlamak amacıyla da bazen istemli ya da istemsiz başvurulduğunu görüyoruz. Bunu bilerek yapanlar var. Kadın ya da erkek; karşısındakine o kadar dolu ailesine ispatlayabileceği bir kanıt yakalamak uğruna, karşısındakini buna zorlayabiliyor.

Boşanma dönemlerinde dayak olayı alenen ortaya çıkıyor sizce bunun nedeni nedir?

- Boşanma dönemi iki tarafın birbirine bağırıp çağırdığı dönemdir ve artık tamamen kontrolden çıkılan bir dönem…

Evliliğin dayak açısından en tehlikeli dönemleri ne zaman?

- Bunları da en yoğun evliliğin ilk birinci yılı ve çocuk olduktan sonra ilk iki yıl şiddet açısından en tehlikeli yıllar. İlk bir yıl çok şiddetlidir. Bebek bile kurtarmıyor, daha kötü olabiliyor. Çocuğun doğumuyla birlikte evin içinde çok farklı bir trafik başlıyor. Anneanneler, babaanneler, evin içindeki kadına karışmalar, kadının önceliği bebeği, erkek gereken önemin verilmediğini düşünüyor, cinsel soğumanın en yoğun olduğu dönem başlıyor. Bu sırada eve giren aile büyükleri, gece uykusuzlukları derken dayak daha çok ortaya çıkabiliyor.

Çok aşk veya sevgi sebebiyle dayak atmak mümkün mü?

- Sevdiğin bir şeye zarar vermek tamamen aykırı bir durum… Böyle bir savunma: sadece çok kötü bir savunma mekanizması olabilir.

Cinsel şiddet de yaygın

Büyük aşklar, büyük kinler ve atılan yumruklarla nasıl bitiyor?

- Evin içindeki sevgi kolaylıkla şiddetli öfkeye dönüşebilir. Borderline Kişilik Bozuklukları ağır Antisosyal Kişilik Bozuklukları burada çok önemli. Bu tip eşlerle yapılan evliliklerde her zaman bir tehlike vardır. Borderline'lar bir anda göklere çıkartırlar. “Sana taptım, senin gibi kadın görmedimleri” bir süre sonra “Allah belanı versin’e dönebilir.

Sizce kadınlar dayak yediklerini neden anlatmaya başladılar?

- Önceden dayağa karşı hassasiyet o kadar çok yoktu. Eskiden 'o senin kocandır döver de sever de' düşünceleri vardı. Ama insan kaderinin dayak yemek olmadığını artık öğrendik. Eskiden polis karakollarında aile mahkemeleri kurulur 'olur böyle şeyler' diye gönderirdi, şimdi kabullenmiyor.

Dayağın eğitimle ilgisi var mı, son dönemdeki haberlerden görüyoruz. Pek çok diploması bulunan insanlar da dayakçılar arasına katılıyor?