Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TIRMANAN HÂDİSELER

Epeydir keyfim yok ve bir şeyler de yazmadım ama artık icap etti.

Burası fakıyrin fildişi kulesi; http://www.falanca.com/ kolaylığı hayatımıza sokulduğundan bu yana fildişi kuleleri de istenenle paylaşılabilir oldu. Burada kendi çapımda tefekkür, tefelsüf, bâzen de sufî meşrebinde mükâşefede bulunuyorum. Gâh politika, gâh strateji, gâh müzik. oradan buradan yazıyorum. Anti-emperyalist ve ırkçılığa muhalif bir Türk milliyetçisi, dinbazlıktan (yobazın dinci olanı) nefret eden bir Müslüman olarak yazıp çiziyorum aklıma esen her konuda. Kaç kişi girip okumuş, kime ne vermişim gibi şeyleri artık merak etmez oldum. Üyesi olduğum ve oldurttuğum pek çok çıldırtıcı mailto:şunubunukurtaralıThis email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. veya enhakikiatatükçüThis email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. ve benzerlerinden de ayrılıyorum.

Sebep birçok ama temelde bir tânesi sarih: Bekir Coşkun, Ahmet Hakan, Emre Kongar, Fazıl Say, Avşar Kızları (bilhassa Helin), Serdar Turgut, Reha Muhtar, Orhan Pamuk gibi büyük Türk mütefekkirlerinin yazıları bu grupların her birinde sürekli olarak dolaşıp duruyor; geçen gün kapı çaldı, baktım ve "Kimsiniz" dedim, "Merhaba, ben Gınâ" cevabını aldım.



Şükürler olsun, Gınâ gelmişti bana da.

Yâhu (çoğu kimse bilmez, bu bir derviş deyişidir ve Yâ Allah demektir), bu zevâtın muhteşem fikirlerini zâten takip ediyor, gâh tefekkür edip gâh çok gülüyorum. Bıktım aynı yazıları ve nakilleri posta kutumdan boşaltmaktan. Çoğu da maâlesef seviyesizce, Türkçeleri berbat ve herkese tepeden bakarken kendi hatalarını görememelerine artık tahammül edemiyorum.

Hasan Cihat kendi istedi diye yazdım, bir zahmet bakılırsa görülür ve gâyet seviyeli "müzikal" eleştiridir yaptığım. Teşekkür edeceğine sövüp saydı; albümünü de aynı hassasiyetle tenkit ettim, bana "salak lâik" dedi; "ne alâkası var" demeyin, kendi bilir ve artık umurumda da değil!

***

Küfredenler ve tehdit edenler hâricindeki tenkitleri web mekânıma koyuyorum. En son olarak biri benim dalga geçmemle dalga geçen, diğeri de aynı minvaldeki düşüncelerini daha nâzikâne dile getiren iki samimi tenkidi sayfama yerleştirdim.

Peki, tamam, gerçekten ciddi şeyler yazacağım. Öncelikle Kürt mes'elesiyle ilgili olarak hâlen olanlar ve olacaklarla ilgili daha önceki yazılarıma bir bakılması iyi olabilir.

Diyarbakır'da patlayan bomba sâdece bir başlangıç.

Bu, gayrinizamî hârptir.

Hemen kimsenin hatırlamadığı bir vâkıayı hatırlatmak isterim:

Öcalan yakalanıp(!) paketlenerek bize teslim edildiğinde büyük medya hemen beyin yıkamaya başladı: "Canavar korkuyor, Türk Bayrağı'nın altında tiril tiril titriyor" filân diye.

O gece Reha Muhtar'ın Ana Haber Bülteni'ne çağırdılar, bastım gittim. Hazret İmralı'da idi ve oradan yayını yönetiyordu. Bana Öcalan'ın nasıl korktuğunu anlatmam söylendi. Ben de "korktuğu filân yok, bıyık altından gülüyor. İlk mesajı 'ben sizlerle değil büyüklerinizle konuşacağım' oldu. Bu büyük bir oyunun başlangıcıdır. Ne asacağız ne de bir şey yapacağız. Besleyip büyüteceğiz ve yeni bir Yaser Arafat doğduruluyor" dedim. Tam hazretten "Kerem Bey, konjonktürel yorumları o işin uzmanlarına bırakın" diye fırçamı yiyordum ki, yaka telefonu bozuldu. Bir yandan rahat rahat fikirlerimi söyledim, bir yandan da -göz ucuyla- mikrofonun üzerinde tepinişini için için gülerek seyrettim. Bir dönem hemen bütün psikiyatri câmiası bana ya kızdı, ya yüz çevirdi.

Yalancı çıktım mı?

Keşke, keşke çıkabilseydim.

***

Şimdi yazacaklarımda da haklı çıkabilmeyi Cenâb-ı Hakk'tan niyaz ediyorum:

1. Ermenistan Sevr Antlaşması'nı artan ivmeyle dayatacak ve toprak ve tazminat talepleri artacak; ABG de onu destekleyecek. Soykırım Yasası da eninde sonunda kabûl edilecek. Akabinde Pontus ve Süryani mes'eleleri patlayacak;

2. Yunanistan'ın tâcizleri tecâvüz boyutuna çıkacak ve mutlaka kapışacağız; hemzaman (eşzamanlı) olarak da Kıbrıs'ta olaylar patlayacak; ordumuz bunalacak;

3. ABG, PKK'ya karşı istihbarî-askerî işbirliğini askıya alacak;

4. Uçaklarımızdan düşenler, askerlerimizden ölenler muazzam miktarda artacak; ordumuz iyice bunalacak;

5. Araç yakma eylemleri misliyle artarken, bütün merkezlerde bomba terörü daha da şiddetlenecek;

5. AKP'nin dümen suyunda yüzen MHP yönetimi Ülkücü ve radikal Türk Milliyetçisi gençleri, güçleri daha fazla frenleyemeyecek ve sokak çatışmaları başlayacak.

6. Bu hükûmetle hiçbir yere varılamayacağı ve ekonomik açıdan da deniz çoktan bittiği için adı olağanüstü hâl veya sıkıyönetim olan bir şey ilân edilecek.

7. Askerimizin bütün kaynakları kesilecek ve "Kürtler'e işkence yapılıyor, gaddar Türkler herkese saldırıyor" diye dünyâ üzerimize gelecek.

8. İstanbul depremi de tüy dikerse, ulusal egemenliğimiz tarihe karışacak; Sevgili Celâl Şengör bunu haykırıp duruyor.

9. Bülent Ersoy, Ebru Gündeş'le evlenecek, nikâh şâhitliklerini Gülümüz yapacak!

***

Son bir havâdis: Anti-emperyalist ve ulusalcı-vatanperver duruşlarıyla benimle tanışan, Kanal 1'de üçüncü defasından sonra yayından kaldırılan MUHABBET programında çekinmeden gerçekleri söyleyip yoldaşlık ettiğimiz Sayın Ercan Çitlioğlu ve Sayın Metin Akpınar artık benden uzak duruyorlar. Arıyorum, mukabele etmiyorlar (şimdilerdeki trajikomik ifâde ile "geri dönmüyorlar"). Bir ayıbımız da olmadığına göre...

Vardır bir bildikleri.

Âriflerin emelleri suâl edilmez tabii de, ben kavgada arkadaşımı ortada bırakmadım hiç. Demek ki teşhis ve / veya tesbit hatası varmış.

   Haydi, hayırlısı (nasıl olacaksa)!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 05 Ocak 2008 Cumartesi

YALANCIYI YAKALAMAK İÇİN İPUÇLARI
CİNSEL SAPMALAR
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil