Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK ATEİZM’E KAYIYOR

YNÖ, 22 Temmuz 2012’de bakın gene neler yazmış (tashihlidir):

Kur’ân Deizm’e Niçin ve Nasıl Kapı Aralıyor?

Kur’an’ın Deizm’e kapı araladığını söylemek büyük bir iddiadır; tarihte belki de ilk kez gündeme getirilen bir iddiadır. Ama ömrünü Kur’ân’a hizmete adamış ve bunu varoluş borcu bilmiş bir ilim adamı sıfatıyla ve bütün vicdanımla söylüyorum, bu sarsıcı iddia Kur’ân’a tamamen uygundur.

Kur’ân, Deizm’i teşvik eden, terviç eden bir kitap değil ama ona kapı aralayan bir kitaptır. Neden ve niçin yapıyor bunu Kur’ân? İşte mes’elenin çözümü de önemi de bu sorunun cevabındadır.

Kur’ân’ın, her şeyin zirvesine oturttuğu değer, temel amaç, Allah’ın varlık ve birliğine samimiyetle imandır. Kur’ân düşüncesinde ve imanında bunun adı “tevhit” olarak tescil edilmiştir. Kur’ân’ın, bu temel amacı korumak için feda etmeyeceği hiçbir şey yoktur. Deyim yerinde ise Kur’ân bu değerin korunması, yaşaması için indirilen bir kitaptır.

 

Kur’ân ister ki, insanoğlu, Yaratıcı’nın zirveye oturttuğu bu temel gerçeği bir iman ve ideâl olarak korurken, o temel gerçeğin bir lûtfu olarak kendisine gönderilen ve din adı verilen mutluluk yolunda yürüsün ve rahat etsin. Bunalımlara, sıkıntılara, ıstıraplara, kahırlara mâruz kalmasın. Evet, Kur’ân bunu ister. Ama Kur’ân, tarihin en gerçekçi kitabı olarak şunu asla görmezlikten gelmez: Mutluluk yolunu dikenleyen, kendi çıkarları için o yolun pusulalarını saptıran ve bunu yaparken de din ve Tanrı adına iş yaptığını iddia eden birtakım bedbaht ekiplerin din adı altında sahneledikleri yalanların “din” diye hayata sokulmasına izin verilemez.

Cenabı Hakk’ın vaâdi şudur: “Temel değeri korumak için didinen insanların dini yozlaştıran tasallutla yüz yüze kalmaları hâlinde, sâdece temel değeri korumalarını yeterli göreceğim. Din yolunu dikenleyenlerin şâibeli hâle getirdikleri dini günlük hayata sokmayanları, hüsrana uğramışlar arasına koymayacağım. Onlara, “bana inanıyorsanız, benim adıma konuşan ve egemenlik kuranların her dediğini din bilip yaşayacaksınız” demeyeceğim.

DİNLER TARİHİNİN VE DİN ADAMLARININ ELEŞTİRİLMESİ

Kur’ân, “gâyelerin gâyesi’ni” bu şekilde belirledikten sonra bunu yaşatmak isteyenlere problem çıkararak onları temel imanda kuşkulara, ıstıraplara, kabûl ve ret arasında tereddütlere sevk eden din temsilcilerine yüklenmekte, onları deşifre etmekte, temel gâyeyi korumak isteyenleri gerçek dinle tanıştırmak ve barıştırmak için yoğun bir gayret sarf etmektedir.

Kur’ân’ın dinler tarihi ile ilgili eleştirisi çok açık ve çok ağırdır. Kur’ân’ın en büyük mucizelerinden biri işte bu eleştiride yatmaktadır. O eleştiriyi gereğince irdeleyip, yeterince anlamadan Kur’ân’ın insan hayatına sokmak istediklerini yakalamanız mümkün olmaz. Bu mucize eleştirinin omurga ayetlerinden biri, belki de birincisi Bakara 213. âyettir.

Bakara 213, din adına insanlığa yön verme göreviyle sahneye çıkanları insanlığın çekişme ve didişmesinin temel sorumlusu olarak göstermektedir. Dinler tarihinde böyle bir mesajın Kur’ân dışında bir kutsal metinde verildiğine biz tanık olamadık. Bakara 213, Allah ile aldatmanın kimler tarafından nasıl başlatıldığını ve ne sebeple başlayıp hangi olumsuzluklar çerçevesinde yürüdüğünü o eşsiz üslûbuyla ortaya koymaktadır. Bu âyet, insanlığın ilk kavga ve çekişmelerinin sebebi olarak dini temsil edenlerin azmışlığını göstermektedir. Mucize-devrim âyet şöyle diyor:  “İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, peygamberleri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetsinler diye gerçeği taşıyan kitabı hak olarak indirdi. O kitapta anlaşmazlığa düşenler, o kitap kendilerine verilmiş olanlardan başkaları değildi. Bunlar, kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık / doymazlık / azgınlık / denge noktasından sapma / yalancılık / zulüm / kibir / zinakârlık yüzünden, çekişmeye girmiştir. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, üzerinde tartışmaya girdikleri gerçeğe tekrar ulaştırdı”.

Demek oluyor ki, din maskeli ve gerekçeli zulüm ve ahlâksızlıklar öncelikle, dini temsil iddiasındaki zümre tarafından sergilenmiş ve din, bunların kötülükleri yüzünden kan, kavga ve istismar kurumuna dönüşmüştür. Bu noktaya gelindiğinde, Kur’ân, Allah’a imanda samimi insanların, yaşanamaz hâle getirilmiş dinden uzaklaşmalarını onların cezalandırılmasına gerekçe yapmamakta, onların ebedî kurtuluşlarını garantilemektedir. Bu tavır, Deizm’e onay vermenin bir başka ifâdesidir.

***

Yâhu,

YNÖ, hâlâ bu acayip iddiayı televizyonlarda anlatıp, bir de kitap yazıyormuş.

Gittikçe Turan Dursun’laşıyor desem, onun yazdıklarına ayıp ederim. Açıkça din düşmanıydı ve dinbazların infazına mâruz kaldı…

YNÖ, isterse Deist olsun, isterse Ateist, beni hiç ilgilendirmez ama epistemolojik ve metodolojik açıdan tamamen gayrı ilmî (burada okültizmden veya mistisizmden filân bahsetmiyorum. Bir pozitif bilim olan teolojinin [ilâhiyatın] canına okuyor).

 

Eğer Kur’ân-ı Kerîm’i referans alıyorsa (ki öyle diyor) ve şu lâfları ediyorsa (ki ediyor): Mucize-devrim âyet (ne demekse) şöyle diyor:  “İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, peygamberleri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetsinler diye gerçeği taşıyan kitabı hak olarak indirdi. O kitapta anlaşmazlığa düşenler, o kitap kendilerine verilmiş olanlardan başkaları değildi. Bunlar, kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık / doymazlık / azgınlık / denge noktasından sapma / yalancılık / zulüm / kibir / zinakârlık yüzünden, çekişmeye girmiştir. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, üzerinde tartışmaya girdikleri gerçeğe tekrar ulaştırdı”, nasıl olur ki her türlü elçiliği (peygamberlik, nebîlik vs.) reddeden Deizm’i kalkıp da İslâm’ın kutsal kitabına dayandırır!

Siz her türlü kaadir- i mutlak Tanrı anlayışını reddeden Deizm’i İslâm ve onun Kutsal Kitabı patentiyle nasıl olur da “takdis” edersiniz?

Buna düpedüz absürdite (saçmanın da saçması) denir!

Sizin bu makalelerinizi neşreden gazeteye işin doğrusunu buradan bildirmiş oluyorum!

Denge noktasından sapma, kibir ve bilhassa zinakârlıktan bahsederken kimi kastediyorsunuz acaba?

Deizm, bütün dinleri reddeden ancak Tanrı’nın varlığına inanan inanç şeklidir. Dinler reddedildiği için peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günah, ibâdet, ahiret, cennet, cehennem, melek, cin ve şeytan gibi kavramların hiçbirinin Deizm inancında yeri yoktur. Sâdece kâinatı ve tabiat kanunlarını koyan, bunun ardından evrene ve insanlığa hiçbir müdahalesi olmayan Tanrı'ya inanılır. Bu tek inancın kaynağı, dolaysız yoldan idraklerimizle tabiata ve insanın yapısına duyulan hayranlık ve bunları bir yaratan (Tanrı) olması gerektiğine olan inançtır. Deizm’de ibâdetlerin ve dinî ritüellerin olmamasından dolayı Ateistler ile Deistler arasında günlük hayatta, pratik anlamda bir farklılık yoktur.

“Kur’ân’ın Deizm’e kapı araladığını söylemek büyük bir iddiadır; tarihte belki de ilk kez gündeme getirilen bir iddiadır”.

Breh breh breh… Vallahi de doğrudur, sizden başka hiçbir Çıplak Uyarıcı böyle bir şeyi söyleyip pozitif bilime de, rasyonaliteye de böylesine ters düşemezdi!

Söylediğinizin özetinin özeti şu: “Kur’ân gösteriyor ki bizatihi kendisi, Peygamberi, her şeyi safsatadır; bunun şâhidi de omurgadan Cenab-ı Hakk’tır!

***

İnsanlık ne çektiyse dinlerden çekti” diyen mütefekkirlerimize de bir çift kelâmım var…

İslâm da dâhil, bütün dinler kurumsal ve sosyolojik anlamda tamamen kul icâdıdır. Mücdehîdler vs. ile şekillenmişlerdir.

Nitekim Rönesans ve Reformasyon’dan sonra onların yerini, tamamen aynı sosyal psikolojik mekanizmalarla, Yeniçağ dinleri almaktadır: Diyalektik Materyalizm, Yeni Spiritüel Aydınlanma Grupları vs.

   Hâttâ masonluğa da etkisi olmuş, bu da bölünmelere yol açmıştır.

      İnsanlığın düşmanı din değil, bizzat kendisidir!

         Homo homini lupus est!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 25 Temmuz 2012 Çarşamba

Affınıza Sığınarak İtiraf Ediyorum
KİMDEN DOST OLMAZ?
 

Yorum 8

Already Registered? Login Here
Guest - Elif Kara on Çarşamba, 08 Ağustos 2012 12:06
Hasûd Müfteri!!!

"4 Şâhit" getirmeden "lâf"la oluyorsa şâyet, ben de sana söylüyorum o zaman, utanmaz adam: Zinâkâr, sensin!

0
"4 Şâhit" getirmeden "lâf"la oluyorsa şâyet, ben de sana söylüyorum o zaman, utanmaz adam: Zinâkâr, sensin!
Guest - isa can on Cuma, 14 Eylül 2012 11:43
evet deizm bir süreliğine insanlığın kurtuluşu için liman olabilir

Deist: Allaha inanan fakat dinleri reddedendir.
Dinler bir şekilde beşer eli ile tanınmaz hale getirilmişlerse, insanlık kurtuluşu nerede bulacak beyefendi. burada belkide deist felsefe bir süreliğine çare olabilecektir.İnsanlık allaha imanını koruyacak, ibadet ve iteatlerini yapmayacaktır. hem Allaha inanıp hemde sahte dinlerin ibadetlerini yapsa şirke düşecektir. ben hz peygamberin peygamber olduğu 40 yaşına kadarki tavır ve düşüncesinin de bu olduğu kanaatindeyim. O zamanlar deizmin ne olduğunu bilen yok ama, hz peygamber de, ne mevcut herhangi semavi bir dinin gereklerini yapıyor, nede içinde yaşadığı toplumunun dinini benimsiyordu. Tıpkı deist felsefedeki gibi ozaman mevcut tüm dinleri red ediyor fakat Allaha imanında sabit ve kararını koruyordu. sonrası malumunuz.cebrail ile karşılaşıp, kur'anla kendisine indirilen gerçekleri gördüğünde dininin gereklerini yaparak dindar oluyordu. o eleştirdiğiniz ilahıyatçı aynı zamanda da bir filozoftur. deizm ile ilgili o yazıyı yazdığında, benim yıllar önceki yaşamıma dair bir kesitin parçasını yazdığını düşünmüştüm. ve onu bulsam sonsuz teşekkürlerimi iletecektim. zaten sanal ortamda ilettimde. Sanki benim hayatımı yazmıştı. Tıpkı beni anlatıyordu beyefendi.
ailemin muhafazakar oluşu ve yaşantısı ile çocukluğumdan beri bana yüklenen bir sürü saçma sapan akıldışı din doğmaları ile büyürken ortaokulla birlikte girdiğim bir tarikat okulunda yaşadıklarımda eklenince din olgusuna karşı nefretle doldum. zamanla diğer dinleride araştırdım. hepsinden bir sürü akıl izan, mantık dışı daha doğrusu bilimdışılıklar gördüm. tamamen dinsiz olmuştum. Ama içimdeki belkide genlerime kodlandığı için atamadığım imanı ne yapacağımı bilemiyordum. bu şekilde 10-11 sene yaşadım. tıpkı deist felsefenin anladığı şekliyle. Allaha imanımı korudum ama hiçbir dini sevmedim islam da dahil. taki kendi dilimde kur'anı okuyana kadar. meğer toplumun islam diye anlatılan ve yaşatılan dinin kur'andaki islamla ilgisinin olmadığını görene kadar. o ünlü ialahıyatçıya bir daha teşekkür ederek diyorum ki, tıpkı hz peygamberin cebrail ile karşılaşana kadar deist bir felsefi yaşamı yaşadığı gibi bende kur'anı kendi dilimde bir kaç kez düşüne düşüne okuyana kadar deist yaşamla imanımı korumuş oldum. evet o ünlü ilahıyatçı insanlığın kurtuluş reçetelerininden biri olarak verdiği bu düşünce özellikle islam dünyası ve türkiye için bir süreliğine de olsa deist düşüncede kalarak kurtulabilecektir.yoksa sahte din ve sahte Allaha teslim olarak kurtuluş ancak hayalden başka bir şey olmayacaktır.

0
Deist: Allaha inanan fakat dinleri reddedendir. Dinler bir şekilde beşer eli ile tanınmaz hale getirilmişlerse, insanlık kurtuluşu nerede bulacak beyefendi. burada belkide deist felsefe bir süreliğine çare olabilecektir.İnsanlık allaha imanını koruyacak, ibadet ve iteatlerini yapmayacaktır. hem Allaha inanıp hemde sahte dinlerin ibadetlerini yapsa şirke düşecektir. ben hz peygamberin peygamber olduğu 40 yaşına kadarki tavır ve düşüncesinin de bu olduğu kanaatindeyim. O zamanlar deizmin ne olduğunu bilen yok ama, hz peygamber de, ne mevcut herhangi semavi bir dinin gereklerini yapıyor, nede içinde yaşadığı toplumunun dinini benimsiyordu. Tıpkı deist felsefedeki gibi ozaman mevcut tüm dinleri red ediyor fakat Allaha imanında sabit ve kararını koruyordu. sonrası malumunuz.cebrail ile karşılaşıp, kur'anla kendisine indirilen gerçekleri gördüğünde dininin gereklerini yaparak dindar oluyordu. o eleştirdiğiniz ilahıyatçı aynı zamanda da bir filozoftur. deizm ile ilgili o yazıyı yazdığında, benim yıllar önceki yaşamıma dair bir kesitin parçasını yazdığını düşünmüştüm. ve onu bulsam sonsuz teşekkürlerimi iletecektim. zaten sanal ortamda ilettimde. Sanki benim hayatımı yazmıştı. Tıpkı beni anlatıyordu beyefendi. ailemin muhafazakar oluşu ve yaşantısı ile çocukluğumdan beri bana yüklenen bir sürü saçma sapan akıldışı din doğmaları ile büyürken ortaokulla birlikte girdiğim bir tarikat okulunda yaşadıklarımda eklenince din olgusuna karşı nefretle doldum. zamanla diğer dinleride araştırdım. hepsinden bir sürü akıl izan, mantık dışı daha doğrusu bilimdışılıklar gördüm. tamamen dinsiz olmuştum. Ama içimdeki belkide genlerime kodlandığı için atamadığım imanı ne yapacağımı bilemiyordum. bu şekilde 10-11 sene yaşadım. tıpkı deist felsefenin anladığı şekliyle. Allaha imanımı korudum ama hiçbir dini sevmedim islam da dahil. taki kendi dilimde kur'anı okuyana kadar. meğer toplumun islam diye anlatılan ve yaşatılan dinin kur'andaki islamla ilgisinin olmadığını görene kadar. o ünlü ialahıyatçıya bir daha teşekkür ederek diyorum ki, tıpkı hz peygamberin cebrail ile karşılaşana kadar deist bir felsefi yaşamı yaşadığı gibi bende kur'anı kendi dilimde bir kaç kez düşüne düşüne okuyana kadar deist yaşamla imanımı korumuş oldum. evet o ünlü ilahıyatçı insanlığın kurtuluş reçetelerininden biri olarak verdiği bu düşünce özellikle islam dünyası ve türkiye için bir süreliğine de olsa deist düşüncede kalarak kurtulabilecektir.yoksa sahte din ve sahte Allaha teslim olarak kurtuluş ancak hayalden başka bir şey olmayacaktır.
Guest - murat yeşilyurt on Cuma, 01 Mart 2013 08:12
kuranı okuyarak nasıl imanınızı nasıl geri kazandınız?

Nasıl oluyor da kuranı anlayarak okumadan dinleri reddeder hale gelip 10-11 yıl deist yaşadınız anlayamadım? aklınıza tekrar mümin olmak fikri geldiğinde bu sefer kuranı okuyarak tekrar iman sahibi olmuşsunuz. baştan başlayan bir çelişkiniz var.

Bunun dışında kurandaki akıl dışılıkları nasıl kendinize izah ettiniz çok merak ediyorum 10-15 yıl bunu düşündünüz madem (dindarlık, dinsizlik vs.). özellikleri peygamberinizin özel hayatıyla ilgili durumları, nasıl olur da akıl sahibi bir insan, mantık çerçevesinde tutarlı bir yere oturtabilir bunu da anlayabilmiş değilim.

sevgili peygamberinizin evlilikleri, en iyi ihtimalle 53 yaşındayken 18 yaşındaki, en kötü ihtimalle 53 yaşındayken 9 yaşındaki sevgili valideniz ayşe ile nasıl zifaf yapabildiğini, nasıl evlatlığının karısını boşatıp evlendiğini, nasıl kendine helal sayılan kadınları tek tek anlatmasını diğer müminlerden farklı olarak bazı grup kadınları da kendine ayrıca helal kıldığını, nasıl ganimetlerle ilgili kendi leyhinde kuralları ayetmiş gösterip konuyu kestirip attığını nasıl nasıl nasıl nasıl izah ediyorsunuz. sakın ha sakın sınav mınav deyip beni çileden çıkarmayın, en büyük sınavı o veriyordu falan diye hiç gelmeyin, Tanrı aşkına mantıklı bir şey söyleyin.

MKD: Makaleye bir bakıp da tekrar aynı şeyi sorarsanız helal olsun diyeceğim...

0
Nasıl oluyor da kuranı anlayarak okumadan dinleri reddeder hale gelip 10-11 yıl deist yaşadınız anlayamadım? aklınıza tekrar mümin olmak fikri geldiğinde bu sefer kuranı okuyarak tekrar iman sahibi olmuşsunuz. baştan başlayan bir çelişkiniz var. Bunun dışında kurandaki akıl dışılıkları nasıl kendinize izah ettiniz çok merak ediyorum 10-15 yıl bunu düşündünüz madem (dindarlık, dinsizlik vs.). özellikleri peygamberinizin özel hayatıyla ilgili durumları, nasıl olur da akıl sahibi bir insan, mantık çerçevesinde tutarlı bir yere oturtabilir bunu da anlayabilmiş değilim. sevgili peygamberinizin evlilikleri, en iyi ihtimalle 53 yaşındayken 18 yaşındaki, en kötü ihtimalle 53 yaşındayken 9 yaşındaki sevgili valideniz ayşe ile nasıl zifaf yapabildiğini, nasıl evlatlığının karısını boşatıp evlendiğini, nasıl kendine helal sayılan kadınları tek tek anlatmasını diğer müminlerden farklı olarak bazı grup kadınları da kendine ayrıca helal kıldığını, nasıl ganimetlerle ilgili kendi leyhinde kuralları ayetmiş gösterip konuyu kestirip attığını nasıl nasıl nasıl nasıl izah ediyorsunuz. sakın ha sakın sınav mınav deyip beni çileden çıkarmayın, en büyük sınavı o veriyordu falan diye hiç gelmeyin, Tanrı aşkına mantıklı bir şey söyleyin. MKD: Makaleye bir bakıp da tekrar aynı şeyi sorarsanız helal olsun diyeceğim...
Guest - ali nedim on Salı, 09 Ekim 2012 21:48
hem deist hem müslüman olunmaz.

insanlığın kurtuluşu Allahın birliğine ve iman edin dediği herşeye iman etmekle olur ve Allahın gösterdiği doğru yoldan ayrılmamakla olur. sadece Allaha inanıp, Allahın iman et dediği şeylere iman etmeyen deizm düşüncesi insanlığın kurtuluşu olamaz, tam aksine biliçli bir şekilde yapılıyorsa dinden çıkma sebebidir. peygambere, Kurana, meleğe, şeytana yani Allahın var dediği şeylere inanmayarak müslüman olunacağını zannetmek, gerçekten üzücü bir durum, Allahın ayetini inkar etmek düşünülemez. Allaha inanarak iş bitmiyor. Allahın gönderdiklerinide inanmak lazım.

0
insanlığın kurtuluşu Allahın birliğine ve iman edin dediği herşeye iman etmekle olur ve Allahın gösterdiği doğru yoldan ayrılmamakla olur. sadece Allaha inanıp, Allahın iman et dediği şeylere iman etmeyen deizm düşüncesi insanlığın kurtuluşu olamaz, tam aksine biliçli bir şekilde yapılıyorsa dinden çıkma sebebidir. peygambere, Kurana, meleğe, şeytana yani Allahın var dediği şeylere inanmayarak müslüman olunacağını zannetmek, gerçekten üzücü bir durum, Allahın ayetini inkar etmek düşünülemez. Allaha inanarak iş bitmiyor. Allahın gönderdiklerinide inanmak lazım.
Guest - Baysungurozan on Çarşamba, 06 Mart 2013 16:00
mesele insanın doğasında...

İnsan insanın kurdudur... Bu ne güzel bir söz, dışarıda düşman aramaya gerek var mı, insan insana yetmiyor mu, düşmanlığı kendine de yeter... Hazreti Muhammed'in de buna benzeyen bir sözü var o aklıma geliyor: Sensin sana düşman olan içindeki benliğindir düşmanın. Küçük savaştan büyük savaşa döndük demiş, hep insana vurgu yapmış, bunların hepsi çok güzel sözler, insan insanın kurdu, bizzat kendisinin de. Bunu şu yaşadığımız günler içinde dünyâda komşularımızın içinde çok berrak bir hâlde görmüyor muyuz hocam ve düşmanın insanın bizzat kendisi olduğunu anlayamayıp onun icad ettiği şeylerde görüp ona saldıranlar ve hâttâ bunda ileri gittikçe gidip çirkinleşenlerin feci bir hata etmiş oldukları ortada değil mi hocam?

İsmini zikrettiğiniz bu şekilde dine muhalif hâttâ düşman olanların üslûbu hiç hoş değil, kitapları ortadadır, eh böyle Don Kişotluk yapınca da kendileri ile benzer kişilikte ama zıt kutupta olan inanmış şartlanmışların öfkesini üzerlerine paratoner gibi çektiler ve aslında kendi kendilerini berhava ettiler, ettirdiler; onların âkıbeti bundan ibârettir...

Dinler ortadan kalksa işler ne güzel yürür, insanlar şirinler köyündeki mavi minikler gibi lay lay lom yaşar değil mi...

Peki yer yüzünde varolmuş mu dinsel büyüsel inanışları olmayan toplumlar... İnsanın din icad ettiği çok açık olarak ortada ve ayrıca belki biz insanların kavrayamadığı tuhaf bir doğası da olamaz mı evrenin, illâ yok yâhu deyip böbürlenerek yukarıdan bakarak burun kıvırmak mı lâzım bu soruya...

Bütün mes'ele insanın icatlarında mı yâni, insanın içinde bir melek var ya şu dinler olmasa her şey tıkır tıkır yürüyecek koşacak canım... hâsılı kelâm, Don kişotluğun âlemi yok, mes'ele insanın kendisi, eh o da yeryüzünde var oldukça doğasına uygun davranmaya, birbirini yemeye devam edecek, hayâllerde yaşamanın âlemi yok, evet "insan insanın kurdudur"...

MKD:.Güzel yorum için teşekkürler...

0
İnsan insanın kurdudur... Bu ne güzel bir söz, dışarıda düşman aramaya gerek var mı, insan insana yetmiyor mu, düşmanlığı kendine de yeter... Hazreti Muhammed'in de buna benzeyen bir sözü var o aklıma geliyor: Sensin sana düşman olan içindeki benliğindir düşmanın. Küçük savaştan büyük savaşa döndük demiş, hep insana vurgu yapmış, bunların hepsi çok güzel sözler, insan insanın kurdu, bizzat kendisinin de. Bunu şu yaşadığımız günler içinde dünyâda komşularımızın içinde çok berrak bir hâlde görmüyor muyuz hocam ve düşmanın insanın bizzat kendisi olduğunu anlayamayıp onun icad ettiği şeylerde görüp ona saldıranlar ve hâttâ bunda ileri gittikçe gidip çirkinleşenlerin feci bir hata etmiş oldukları ortada değil mi hocam? İsmini zikrettiğiniz bu şekilde dine muhalif hâttâ düşman olanların üslûbu hiç hoş değil, kitapları ortadadır, eh böyle Don Kişotluk yapınca da kendileri ile benzer kişilikte ama zıt kutupta olan inanmış şartlanmışların öfkesini üzerlerine paratoner gibi çektiler ve aslında kendi kendilerini berhava ettiler, ettirdiler; onların âkıbeti bundan ibârettir... Dinler ortadan kalksa işler ne güzel yürür, insanlar şirinler köyündeki mavi minikler gibi lay lay lom yaşar değil mi... Peki yer yüzünde varolmuş mu dinsel büyüsel inanışları olmayan toplumlar... İnsanın din icad ettiği çok açık olarak ortada ve ayrıca belki biz insanların kavrayamadığı tuhaf bir doğası da olamaz mı evrenin, illâ yok yâhu deyip böbürlenerek yukarıdan bakarak burun kıvırmak mı lâzım bu soruya... Bütün mes'ele insanın icatlarında mı yâni, insanın içinde bir melek var ya şu dinler olmasa her şey tıkır tıkır yürüyecek koşacak canım... :) hâsılı kelâm, Don kişotluğun âlemi yok, mes'ele insanın kendisi, eh o da yeryüzünde var oldukça doğasına uygun davranmaya, birbirini yemeye devam edecek, hayâllerde yaşamanın âlemi yok, evet "insan insanın kurdudur"... MKD:.Güzel yorum için teşekkürler...