Önce bir içiniz ısınsın...

Direniyordum kendime zûlmetmeye karar verip (Self-Defeating Personality Disorder: Mazokistik Kişilik Bozukluğu) şu yeni sürümüyle ırkçı-kafatasçı marşımızı seyrettim:

Tüylerim kirpi kirpi oldu.

Rap rap rap rap…

Monoton, faşizmin ayak sesleri ana teması üzerine binâ edilmiş.

Kıyamet Alâmetleri bunlar.

Tamam, disprozodiktir, hâttâ lisanı itibarıyla afaziktir de ama "korkma, sönmeez olayııım“ derken içinizi ısıtan hüzün yok.

Hüzün en doğal ve sağlıklı ruh hâlidir.

Yaratıcılığın rahmidir.

Âdeta bir android söylüyor.

Peki, bu Aziz Millet bu marşı hâlâ nasıl okuyor?

Bilmem anlatabildim mi?

Şimdi öğle vakti ve benim mucizevî işlerin kadını Tanrıçam, Kibelem, Asenam Neslim kalkıp dün Lady Gaga Lazy Symrra’daki müzik setini kurdurtacak ve akabinde de ne yapacağız biliyor musunuz?

Birinci Geleneksel Hakikat Âşıkları Mistik Toplantısı’nı.

Her türlü acayip ve garip mistik cereyanın çarptığı bu virane şehir dün gene Issız Adam’dı.

Neden mi?

Efendim, 3 haftayı bulan tatil kepazeliği henüz hitam bulmadan, bir de Cumhuriyet Bayramı tatiline çıkmış efendiler.

Şimdi daha iyi idrak ediyorum Yunan’ın neden kendini denize attığını ve canını kurtarmak için kaçtığını.

Hani burada daha fazla kalsalardı, Pompei’dekilere dönecekler, küllerle dolup taş keseceklerdi.

İmanla kaçan, taşı çatlatır ama bunlardaki adam sendecilik de ar damarını patlatır.

Hâttâ Asrın rekoru kırıldı ve Kordon’da ilk elle tâciz vak’ası yaşandı.

Gümüş Kordon değil bahsettiğim.

İmam gaz çıkarırsa ahâli ne yapmaz?

Neyse, sabreden derviş geberirmiş.

Şimdi bekleyip tarikatımızın ne kadar ömürlü ve kalıcı olacağını keşfedeceğiz.

Allah’tan en büyük niyazım, bunun da Geleneksel Birinci DY Toplantısı gibi akim kalmaması.

Neyse, Ümid fakirin ekmeği.

Bekle ve gör, bu arada 3 saatte 33 Kilo ver.

Seattle’da bile böyle bir rekor kırılmamış.

Bu arada, malûmu ilâm olacak gene ama:

Kimse 100 metreyi 0 saniyede koşamaz en azından.

Eh, biz de Diyalektik Materyalizm ile Diyalektik Teizm arasındaki Sırat Köprüsünde hoplayıp zıplayacağız.

Bu yeni akımın çığ gibi büyümesini,

Konsantrik halkalar hâlinde bütün kâinatı kaplamasını,

Ve insanlığın çıkış yolunu teşkil etmesini diliyorum.

Her şey kayıtlı, rant yok ama Dul Kadının Çocuğu ihmâl edilmeyecek.

Bakalım Rabbim bize neler gösterecek…

Bu da geçer Yâ Hû. 

Haydi, gene bendensiniz (Karşılıksız Diğerkâmlık yâni Dostluk budur, benimki sırnaşma):

 

Şimdi Avrasya'nın göbeğindeyim.

Bu Aziz Vatan 10 sene sonra iki misli büyüyecektir.

Görüyorum, biliyorum çünkü analiz + sentez ile en az isabetsiz diyalektik cevabı öngörebiliyorum.

Daha yeni başlıyoruz.

Eğer sıfırı sıfıra bölerseniz ne çıkar?

Deneyin, tavşan değil avucunuzu yalayacak olan.

Her ay bir ilimizde MİLLET OLMAK konferansımı tekrarlamak istiyorum.

Korunma ve koruma da talep etmiyorum.

Ne Mutlu Türk'üm Diyebilene.

Mehmet Kerem Doksat – Bizim Mekân – Şimdiki Zamanlar 28-29 Ekim 2013 Pazartesi