Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

YENİ KAŞARDAN TOST, ESKİ KAŞARDAN DOST OLMAZ

Bakın benim sevgili Kürt kardeşlerim nasıl da korunup kollanmakta, Türkler ise sistematik olarak yok edilmekte

Garb, dünyânın “öteki” kısmına hep düşman olmuştur, öyle de kalacaktır.


Bizleri Alevî, Şiî, Sünnî, Kürt, Türk diye birbirimize gırtlaklatırlar. İşleri bitince de “demokrasi getirmek” bahânesiyle hem yeni silâhlarını dener (düşük yoğunluklu Uranyum bombaları filân) hem de öncelikle onlara hizmetkârlık, uşaklık edenleri rezil kepâze edip bir de güzel asarlar.

"Gelin el ele verelim, yoksa yarın işleri bittiğinde sizi çok kötü günler bekler" dediğim için “Kürt Düşmanı” ilân edildiğim yazı ve haberleri bir hatırlayın.

Şu anda hedef Türk’lerin küre-i arzdan temizlenmesidir.

Çünkü binlerce senelik devlet geleneği olan ve tek lâik demokratik, nüfusunun ekseriyeti Müslüman olan devlet biziz. Türkiye’yi bölmek, kalanını da Kürdiyeleştirmek için bütün satılmış kalemşorlar, medya ve Avro-Dolarlar çalışmakta.

Sanıyorlar ki bu toprakları ve altındaki serveti (petrolü ve bor’u), üstündeki pırlantayı (su) size bırakırlar. 10 sene zarfında küresel ısınmanın hazin bedelleri ödenmeye başlandığında, yerkürenin yaşanabilir pek az bölgelerinden biri hâlini alacak bu topraklara Evanjelistler ve Üstün Hristiyan Beyaz Adam gelmeye karar verdiğinde ne Barzanî ne de Talabani kalır. Bu gün bize yöneltilen silâhlar, daha da tekâmül etmiş bir şekilde size teveccüh edilir.

Türkiye’yi parçalamak için kullandıkları Öcalan’dan ise öyle bir öç alınır ki, havsalalara sığmaz!

Haydi, el ele verelim, gelmeyelim bu vahşi, soykırımcı, hâin insanımsıların oyunlarına.

Hele Türk olup da entellik uğruna bu kardeş hârbine çanak tutan…

Bana “kafatasçı faşist Atatürkçü” diye milletin içerisinde lâf eden profesörcüğü ve benzerlerini asla anlamıyorum.

Saddam’ın sonu hepimize, Batı’nın kucağını seven herkese ibret olmalıdır.

***

Bunun bir devamı olarak, biraz da Doğu Perinçek’ten ve bugünlere olan seyahatinden bahsetmek istiyorum.

Google’dan pastalayarak hayatını özetleyelim:

Yargıtay Başsavcı Yardımcılığı görevinde bulunan ve dört dönem Adalet Partisi’nden Erzincan milletvekili seçilen, Erzincan Kemaliyeli Sâdık Perinçek ve Malatya Darendeli Lebibe Perinçek'in oğlu olan Doğu Perinçek, babası yedeksubaylık görevini yaptığı sırada Gaziantep'te doğar. İlk ve ortaöğrenimini Ankara Sarar İlkokulu, Atatürk Lisesi ve Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde yapar. Ardından yükseköğrenimini yapmak üzere Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girer, o dönemde bir süre Almanya'ya giderek çalışır.

1962 ve 1963’te toplam 10 ay bulunduğu Almanya’da işçilik yapar; Almanca öğrenir. Bu sâyede ayna nöronları iyice çalışarak, belli ki işçi yoldaşlarıyla hiperempati kurmuş olur!

Haziran 1964'te lisans tahsilini tamamlar, aynı fakültenin Kamu Hukuku (Devlet Teorisi ve Kamu Hürriyetleri) kürsüsüne asistan olarak girer. Aynı yıl siyasî görüş olarak Bilimsel Sosyalizmi benimser (MKD: Bunun Diyalektik Materyalizm’den hiçbir farkı yoktur; kelime oyunları). Dört yıl Siyasî İlimler Derneği Türkiye Bölümü yöneticiliği, dört yıl Türk Hukuk Kurumu yöneticiliği yapar.

İyi derecede Almanca ve orta derecede İngilizce bilmektedir, evli ve dört evlât sâhibidir.

Mart 1968'de tamamladığı “Türkiye’de Siyasî Partilerin İç Düzeni ve Yasaklanması Rejimi” adlı doktora teziyle, hukuk doktoru olur. Yine aynı zamanlarda Fikir Kulüpleri Federasyonu (Dev-Genç) Genel Başkanlığı görevini üstlenir ve 1968’de gerçekleşen kitlesel gençlik eylemlerinin önderlerinden olur.

1968 Kasım’ında arkadaşlarıyla birlikte Aydınlık dergisini kurar. Millî Demokratik Devrim tezlerini savunur, 1969'da yasadışı Türkiye İhtilâlci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) örgütünü kurar. 12 Mart 1971 Muhtırası'nın ardından tutuklanır ve TİİKP davasında, Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca 20 yıl hapse mahkûm edilir. İki buçuk yıl kadar hapis yatmasının ardından, 1974 Temmuz’unda genel afla serbest kalır (20’ye karşı 2.5 sene). Bu dönemde kendisine orduya sızma suçlaması da yöneltilir. Perinçek’le bağlantısı olduğu öne sürülen devrimci subaylar, 12 Mart dönemindeki “Kara Kuvvetleri Devrimci Subaylar Örgütü” ve “Şafak Subaylar grubu” davalarından yargılanır. 28 Ocak 1978’de Türkiye İşçi Köylü Partisi'ni kurar; aynı yılın 20 Mart’ında Aydınlık’ın günlük gazete biçiminde yayımlanmasına öncülük eder. Aydınlık gazetesinin bu dönemde yayınladığı “Bilinmeyen Sol” yazı dizisi büyük ses getirir.

12 Eylül 1980 Darbesi’nin ardından tutuklanır. 8 yıl hapse mahkûm edilir, Mart 1985’te serbest kalır (8 yerine 5 sene). Ocak 1987’de haftalık 2000’e Doğru dergisinin genel yayın yönetmenliği ve başyazarlığına gelir. 2000’e Doğru dergisinin, 1987’de Mehmet Eymür'ün kaleme aldığı MİT Raporunu açıklaması büyük ses getirir. 10 Nisan 1990’da "Sansür Sürgün Kararnâmesi’nin" çıkarılmasının ardından Diyarbakır Cezaevi'nde üç ay tutuklu kalır.

1991 yılında 2000’e Doğru dergisi genel yayın yönetmeni iken, Suriye’ye giderek Bekaa Vâdisi'nde PKK lideri Abdullah Öcalan'la görüşür. Görüşmeler önce dergide neşredilir, ardından kitap olarak basılır.


Âşıkâne ve sımsıcak fotoğrafları gözleri yakar!


Sevgi sınır tanır mı?

Bu muhabbete kim taş koyabilir?

Şirin mi şirin...

İşte bu kadar!

DGM'de beraat eder. Sohbetlerinde, Abdullah Öcalan ile görüşen diğer gazetecilerden farklı olarak, Körfez Savaşı sonrası PKK’nın “Batılılaştırılması” tehtidine dikkat çeker; Kürt sorununda emperyalist inisiyatifi dışarıda bırakan, Ortadoğulu bir çözümü savunur.

Buradaki iyi niyetliymiş gibi gözüken bu çıkışın altında, içinde, kenarında ve her tarafında İsrail’in, bütün Arap ve Kürt âleminin de olduğu coğrafyada herkesin birbirine girip, ortada Türk kalmamasının hesabı vardır. Aksini tasavvur etmek mümkün mü?

Arkasına bütün Batı’yı ve ABG’yi almış İsrail, Suudîler, Kürtler ve ayrılmaya teşvik edilen diğer bütün etnik gruplar arasında Türkler “vurmazsan ahmaksın” şeklinde bir ortak hedef olarak kalacaktır.

Doğu Perinçek, 1991’de Türk Ceza Kanunu’un 141. maddesinin kaldırılmasıyla siyasî haklarına kavuşur ve aynı yılın Temmuz ayında Sosyalist Parti 2. Büyük Kongresi’nde genel başkan seçilir. Sosyalist Parti’nin bölücülük suçlamasıyla Anayasa Mahkemesi’nce kapatılması üzerine kurulan İşçi Partisi’ne 10 Temmuz 1992'da genel başkan olur. 28 Şubat sürecindeki aktif tutumuyla öne çıkarak, bu dönemde “Cumhuriyet Devrimi Kanunları Uygulansın” kampanyasını başlatır, “ordumuz tankları resmî geçit için almadı”, “TSK, Cumhuriyet devriminin mevzilerine girmiştir” sözleriyle dikkat çeker!

Arkadaşımız, darbeci olmuştur bu sefer

2005 yılında İsviçre’deyken Ermeni’lere 1915 yılında soykırım yapılmadığını iddia eden bir konuşması nedeniyle gözaltına alınır. İsviçre yargısı kendisine “Ermeni Soykırımı’nı inkâr" gerekçesiyle 90 gün tecilli hapis ve 16.873 İsviçre Frangı para cezası verir.

Arkadaşımız, Türkçü olmuştur bu sefer

Ergenekon örgütü soruşturması kapasamında 21 Mart 2008 günü 04:30 sularında evine baskın yapılmak suretiyle, Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sâhibi ve baş yazarı gazeteci İlhan Selçuk, İstanbul Üniversitesi eski rektörü Kemal Alemdaroğlu ve pek çok İşçi Partili’nin de aralarında bulunduğu isimlerle birlikte gözaltına alınır. Yapılan sorgunun ardından tutuklanır. Hâlen Silivri Cezaevi'nde tutuklu olan Perinçek, silâhlı terör örgütü kurma, yönetme, zorla hükûmeti ıskata teşebbüs, TC hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik, açıklanması yasak belgeleri temin etme suçlamasıyla İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaktadır.

Tahminim odur ki, ilk “çıkacaklardan” birisi de gene kendisi olacaktır.

***

Ne CV Değil mi?

Girip çıkmadığı hiçbir yer ve ortam olmayan, tutarlı bir şekilde tutarsız davranarak sürekli olarak kendini hapse attıran (hani, “dışarıda rahat edemeyen”) ve kökten inançlı bir Komünist.

Bir Komünist'in milliyetçiliği/ulusalcılığı ancak bu dünyâda vehmettiği müstakbel cennete kavuşurken millî oluşumları da araç olarak kullanırlar (tıpkı Lenin'in düşüncelerinde olduğu gibi)...

Maocu takılmıştır hep.

Defalarca baskına uğramasına ve elemanlarının gözaltına alınmasına vs. rağmen, bu TV kanalı neşriyatına bildiği gibi devam etmektedir.

Orada program yapanların da hepsi “ulusalcı” geçinen agresif Diyalektik Materyalist’lerdir.

Muhtemelen pek farklı kaynaklardan “beslenen” bu kanala bir dönemler ben de çıkmıştım birkaç kere; artık uzak duruyorum.

Baksanıza, adam kaç kere girmiş, kaç kere hemencecik çıkıvermiş.

Biz bir girersek, daha çıkamayız; çıkarmazlar!

Çünkü tam olarak neyin peşindeler, ne yapmak istiyorlar, artık görebiliyorum:

Diğer dinbazlar onu unutturmaya ve din düşmanı olarak gösterip berhava etmeye çalışırlarken, bunlar da Komünist, Ateist bir Atatürk imagosu enjekte ederek halkın afyonlanmasına hizmet ediyorlar.

   Yâni aralarındaki fark büyükmüş gibi olsa da, aslında yok…

Mehmet Kerem Doksat – Nişantaşı – 06 Ocak 2007 Cumartesi

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 14 Ekim 2012 Pazar


Güncelleme:

Bana sürekli olarak tenkitler yollayan bir takipçiyle aramızda cereyan eden muhavereyi nakletmek istiyorum (şimdilik yorumsuz):

Cengiz Çetiner: Bu sefer olmadı Hocam... Siz Sayın Perinçek'in şahsında, cumhuriyetin günümüzde tek savunucusu olan büyük bir kitleye de hakaret ettiniz...

20 saat önce

Mehmet Kerem Doksat: Sayın Cengiz Bey, normâl şartlar altında böylesine fevrîce tepkilere cevap vermem ama bâri baştan örnek teşkil etsin diye bir mesaj vermek istemiyorum. Makalemdekilerin yalan, iftira, misenformasyon veya dezenformasyon olduğuna dâir itirazınız varsa, onu belirterek tenkit edin. Size de "Cumhuriyet'in TEK savunucusu olan büyük bir kitle" demekle, Komünist-milliyetçi(!) olan bu gruptan başka gruplara, kişilere hakaret ettiniz desem cevabınız var mı? Yok! Rasyonaliteden uzak kalmadan, duygulara kapılmadan, iyi düşünerek tepki veriniz. Yazdıklarımda ve koyduğum fotoğraflarda hata varsa kızınız. Saygılar...

19 saat önce

Cengiz Çetiner: İşçi Partisi homojen bir kitle değildir....Müşterek yanları Millî Demokratik Devrim'dir..Cumhuriyetçi ve Devrimcidirler ...Komünist bir parti hiç değildir,ama parti içinde marksistler de vardır.İki de bir de Onun Apo denen katille konuşmasını dile getirirler..O konuşmanın tutanakları mevcuttur..Emperyalizmle birlik olma diyor..MAli Birand bunu söyledimi kendisine?Siz ise sevdiğimiz bir kişiye Kaşar diyorsunuz...Sonra da fevri olduğumuzu dile getiriyorsunuz..Attila İlhan'a gitmeden önce bunları yazsaydınız su kaldırırdı..Şimdi ise belli bir öfkeniz var..Yani bizi fevrilikle suçlayacağınıza,biraz söylediğimiz sözlerin bilincinde olalım...İşçi Partisi hakkında biraz etüt yaparsanız söylediklerinizle hiçbir münasebetin olmadığını anlarsınız...Bu insanlar niye bu kadar seviliyor..Bunu araştırsanız kâfidir..Ayrıca siz de önümüzdeki koyu karanlığa karşı çıkan insanları yıpratmaktan vazgeçin.....

19 saat önce

Mehmet Kerem Doksat: Gene mugalâta, gene lâf kalabalığı. Benim efendice cevabıma verdiğiniz emir kipli cevap da daniskası. "Etüd yapmadan" hiç bir şey yazmam ben. Doğu Perinçek, ayrılıkçıbaşı kaatil herife "emperyalizmle birlik olma" diyecek, öpüp okşayacak. O da "valla haklısın Doğucuğum" diyerek doğru yola gelecek, öyle mi? Komik yâhu. Allah'tan sözünü dinlemiş ki, Türkiye bölünmenin ve iç hârbin sınırına geldi. Acep dinlemese ne olacaktı? Bahsettiğiniz Millî Demokratik Devrim de ne ola acep? Bu yazışmalardan iyi mâlzeme çıkıyor, teşekkürler...

JAPONYA’DA DİNÎ İNANÇLAR VE AHLÂK ANLAYIŞI
TERAPÖTİK İTTİFAK ve İLİŞKİ

Related Posts

 

Yorum 7

Already Registered? Login Here
Guest - Latif Erol TÜZGEL on Pazartesi, 15 Ekim 2012 10:19
Bir portenin yargılanması

Bugünedek yaptığı mücadeleden büyük bir servet ve başbakanlık çıkarmış bir şahsın hayatına bakınız, bir de tüm yaşamı boyunca yukarıda sıraladığınız safhalardan geçmiş ve yetmiş yaşında yıllardır zindanlarda çürütülmek istenilen ve sizin gibi adil olmak mükellefiyetinde olan bir kimsenin dahi, (en hafif tabirle) sakıncalı bulduğunuz şahsın hayatına bakınız..

Bu şahıs tüm hayatını zehir etmek için çılgınlık yapmış ve yapmakta sayılmaz mı?. O zaman bu durum sizin ıhtısas sahanıza giren bir fenomen olmak gerekirdi. Ne yazıktır ki dünyanın en hukuk dışı mahkemelerinin bile mahkûm henüz edemediği bir kişiyi sizin gibi bir M:. ve bilim adamı mücrim ilan ediyor.

Eğer izlemediyseniz lutfen bir göz atın.

http://www.youtube.com/watch?v=1PsPHvgcHl0

MKD: Bu makalemin masonlukla ne alâkası var bilmiyorum, bu bir. Linkini verdiğiniz şovu da, internette kendisiyle ilgili bulabildiğim her şeyi de seyrettim ve okudum, bu iki. "Bu şahıs tüm hayatını zehir etmek için çılgınlık yapmış ve yapmakta sayılmaz mı?. O zaman bu durum sizin ihtisas sahanıza giren bir fenomen olmak gerekirdi" ifâdenize de "yorumsuz" diyorum Sayın LET.

0
Bugünedek yaptığı mücadeleden büyük bir servet ve başbakanlık çıkarmış bir şahsın hayatına bakınız, bir de tüm yaşamı boyunca yukarıda sıraladığınız safhalardan geçmiş ve yetmiş yaşında yıllardır zindanlarda çürütülmek istenilen ve sizin gibi adil olmak mükellefiyetinde olan bir kimsenin dahi, (en hafif tabirle) sakıncalı bulduğunuz şahsın hayatına bakınız.. Bu şahıs tüm hayatını zehir etmek için çılgınlık yapmış ve yapmakta sayılmaz mı?. O zaman bu durum sizin ıhtısas sahanıza giren bir fenomen olmak gerekirdi. Ne yazıktır ki dünyanın en hukuk dışı mahkemelerinin bile mahkûm henüz edemediği bir kişiyi sizin gibi bir M:. ve bilim adamı mücrim ilan ediyor. Eğer izlemediyseniz lutfen bir göz atın. http://www.youtube.com/watch?v=1PsPHvgcHl0 MKD: Bu makalemin masonlukla ne alâkası var bilmiyorum, bu bir. Linkini verdiğiniz şovu da, internette kendisiyle ilgili bulabildiğim her şeyi de seyrettim ve okudum, bu iki. "Bu şahıs tüm hayatını zehir etmek için çılgınlık yapmış ve yapmakta sayılmaz mı?. O zaman bu durum sizin ihtisas sahanıza giren bir fenomen olmak gerekirdi" ifâdenize de "yorumsuz" diyorum Sayın LET.
Guest - Murat Şaşzade on Salı, 16 Ekim 2012 08:34
İçimizdeki Beşinci Kolcular

Sevgili Hocam,

On beş yıldır mercek altına aldığım Doğu Perinçek'in maskesini düşürdüğünüz için aklınıza ve gönlünüze sağlık.

Küresel Baronlar, birlik ve beraberlik içinde olmamızı istemediler; bizi kamplara ayırmak için tüm yolları denediler. Böyle yapmasalardı, doğal kaynaklarımızı etkili biçimde kullanmış olacak ve Atarürk'ün bize hedef gösterdiği muâsır medeniyet seviyesini aşmış olacaktık. Emperyalist Batı, cumhuriyetimizin ilk kurulduğu yıllardan itibâren ülkemizi kamplara ayırmak için istihbârât teşkilâtlarını kullanarak, etnik ve mezhep yapımız, demografik özelliklerimiz, kültürümüz ve toplumsal yapımız hakkında veri toplamış ve ayrıntılı analizler yapmıştır. Batı, bizi bölmek için kısa, orta ve uzun vâdeli hedefler belirlemiş, stratejiler geliştirmiş ve senaryolar yazmıştır. Onlar bu plânları kurarken, işlerini kolaylaştıran bir özelliğimizle karşılaştılar. Bu topraklar üstünde dünyânın en büyük hâin kontenjanı vardı. İki büyük zaafımız da, Emevî anlayışının hâkim olduğu dinimiz ve Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'ndan beri ordumuza asker vermeyen ve her fırsatta devlete isyân edip, feodal düzenden beslenen Kürt derebeyleriydi. Bunları değerlendirip çok iyi kullanan yabancı gizli servisler, bizi bölmek için ülkemizdeki birkaç unsurdan çok sayıda vatandaşımızı devşirip uyuyan ajan hâline getirdiler. Sahte sağ ve sahte sol kamplar yaratıp tepelerine ABG işbirlikçisi liderleri getirip binlerce insanımızı katlederlerken, bu uyuyan ajanları aktif hâle getirip yıkıcı etkiler yarattılar. Uyuyan ajanların da kullanıldığı düzene istihbârât dünyâsında beşinci kol faâliyetleri deniliyor. Beşinci Kol Faâliyetleri, aslında Gâyri Nizâmi Hârbin bir dalıdır ve Atatürk'ün ölümünden sonra ülkemizi destabilize etmek amacıyla yoğun bir biçimde devam etmektedir. Beşinci Kol ile ilgili şu özet bilgiyi de vermek istedim. Beşinci kol, fiilî müdahale ile ele geçirilemeyen bir kitleyi veya devleti propaganda, casusluk, sabotaj yâhut terör yoluyla manevî etkiye mâruz bırakmak sûretiyle müdahaleye uygun hâle getirmek veya fiilî savaş esnasında savaşı daha kolay kazanmak için yapılan her türlü manevî yıkıcı çalışmadır. Çöpçüden devlet başkanına kadar herkes beşinci kol için faâliyet gösterebilir

Beşinci kolun çalışanları:
1- Özel olarak yetiştirilmişler: Bunlar beşinci kol teşkilâtının en değerli çalışanlarıdır. Ekibin beynini oluştururlar.
2- Bilim zümresi, san'atçılar, film yıldızları: Bu kişiler dâimî görevli olmayan, daha çok tek veya bir kaç görev için ülkeye sokulan şahıslardır.
3- Yerli unsurlar: Bunlar çoğunlukla ayrı bir ideolojiyi benimsemiş devlet otoritesine aykırı hareket edenler veya devletin yaptıklarından hoşlanmayanlardır.
4- Çıkarcı kesim: Bu kişiler çıkarları için parayla satın alınır ve her türlü işte kullanılabilirler.
5- Hiç bilmeyerek âlet olanlar.

Doğu Perinçek'e gelince, sizin de belirttiğiniz gibi, kendisi dönemin zamanı ve zeminine uygun olarak daldan dala konan bir kuştur. Herhâlde, ona nereden ışık tutuluyorsa, o yöne gitmektedir. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nda ordumuza işgâlci diyecek ve Kıbrıslı Rum'ları destekleyecek kadar ileri gitmişti. Perinçek, soğuk savaş döneminde, Derin Dünyâ Devleti'nin senaryosunu yazdığı ABD-Rusya gölge oyunu gereği farklı, Soğuk Savaş sonrası 11 Eylül 2001'e kadar olan yapay tek kutuplu dönemde farklı bir rol üstlenmişti. Bir zamanların Maocusu, TSK düşmanı, daha sonra TSK yanlısı, Avrasyacı'ya dönüşmüş. İşine geldiği zaman Müslüman, işine geldiği zaman Ateist olmuştur. Muhterem zâtın yönetiminde faâliyet yapan 2000'e Doğru dergisi, TSK aleyhinde her türlü karalama kampanyası yaparken, daha sonra Aydınlık dergisi TSK yanlısı olmuştur. Aydınlık dergisi her türlü misenformasyon ve dezenformasyon faaliyetleri yapan, dergiden çok bir istihbârât teşkilâtı gibi çalışan, MİT, TSK, Emniyet ve Jandarma gibi kurumlarımıza sızmaya, ordu içerisinde bir cunta yaratmaya çalıştığı izlenimi vermektedir. Susurluk sürecinde farklı bir rol üstlenmiş, devlet içinde yuvalanmış başka bir kliği deşifre etmiştir. Eşref Bitlis'ın şüpheli uçak kazasını, Veli Küçük'ün ağzından sabotaj olarak ilk duyuran aydınlık olmuştur. Garip bir şekilde Hırant Dink Cinayeti'nin altında bir cemaâtin olduğunu haber yapan da Aydınlık grubuydu. Kamuoyuna bir NATO Özel Hârp yapılanması olan Gladio hakkında yayın da yapan bu gruptu. Doğu Perinçek, Gladio diye Silivri'de bas bas bağırıyordu. Tüm bunları değerlendirdiğimde ve yayınladığınız fotoğraflara baktığımda şu analizi yapıyorum.

Ülkemizde birbirine zıt gibi görünen ve birbirleri aleyhinde yayın yapıyor gibi görünen, Aydınlık, Zaman ve Taraf, ülkeyi kamplara ayırma amacına hizmet ederek beşinci kol faaliyeti yapmaktadır. Yâni farklıymış gibi görünen güzide partilerimiz gibi Derin Dünyâ Devleti'ne hizmet etmektedirler. Doğu Perinçek ve beraberindekiler, TSK'nın bir dönem yakaladığı birlik ve bütünlüğü engellemek için ordu içinde Avrasyacı bir cunta yaratmaya kalkıştılar. Ve maâlesef ağlarına bazı generallerimizi ve yargı mensuplarını düşürmeyi başardılar. Ülkenin kamplara ayrılması için ordumuzun da bölünmesi gerekiyordu. Bâzı yazarların görüşlerine göre, TSK içinde NATO'cu, Millîci ve Avrasyacı olmak üzere üç kanat vardır. Perinçek, bununla da kalmadı, gerek MİT, gerekse Jitem içine bile sızmaya çalıştı. MİT içinde yuvalanmak isteyen bir klikle ortaklaşa çalıştı. Zâten böyle olmasa, Apo ile al gülüm ver gülüm pozları çektiremezdi.

Sonuç olarak, Perinçek bir Özel Hârpçidir ve Beşinci Kol Faâliyeti yapmaktadır. Apo ile birbirlerinden hiçbir farkları yoktur. Aynı madalyonun iki yüzüdürler. Bu kadar Gladio çığırtkanlığı yapan bir insanın Gladio mensubu olması kuvvetle muhtemeldir. Kişisel kanaâtime göre, Mao perdesi altında, Güneş Batmayan İmparatorluğu'nun majestelerinin hizmetindedir.

Sevgim ve Saygımla...

MKD: Bu çok derinlik dolu yorumlarınız için teşekkürlerimi sunuyorum Sayın MŞ.

Bilmukabele sevgim ve saygımla...

0
Sevgili Hocam, On beş yıldır mercek altına aldığım Doğu Perinçek'in maskesini düşürdüğünüz için aklınıza ve gönlünüze sağlık. Küresel Baronlar, birlik ve beraberlik içinde olmamızı istemediler; bizi kamplara ayırmak için tüm yolları denediler. Böyle yapmasalardı, doğal kaynaklarımızı etkili biçimde kullanmış olacak ve Atarürk'ün bize hedef gösterdiği muâsır medeniyet seviyesini aşmış olacaktık. Emperyalist Batı, cumhuriyetimizin ilk kurulduğu yıllardan itibâren ülkemizi kamplara ayırmak için istihbârât teşkilâtlarını kullanarak, etnik ve mezhep yapımız, demografik özelliklerimiz, kültürümüz ve toplumsal yapımız hakkında veri toplamış ve ayrıntılı analizler yapmıştır. Batı, bizi bölmek için kısa, orta ve uzun vâdeli hedefler belirlemiş, stratejiler geliştirmiş ve senaryolar yazmıştır. Onlar bu plânları kurarken, işlerini kolaylaştıran bir özelliğimizle karşılaştılar. Bu topraklar üstünde dünyânın en büyük hâin kontenjanı vardı. İki büyük zaafımız da, Emevî anlayışının hâkim olduğu dinimiz ve Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'ndan beri ordumuza asker vermeyen ve her fırsatta devlete isyân edip, feodal düzenden beslenen Kürt derebeyleriydi. Bunları değerlendirip çok iyi kullanan yabancı gizli servisler, bizi bölmek için ülkemizdeki birkaç unsurdan çok sayıda vatandaşımızı devşirip uyuyan ajan hâline getirdiler. Sahte sağ ve sahte sol kamplar yaratıp tepelerine ABG işbirlikçisi liderleri getirip binlerce insanımızı katlederlerken, bu uyuyan ajanları aktif hâle getirip yıkıcı etkiler yarattılar. Uyuyan ajanların da kullanıldığı düzene istihbârât dünyâsında beşinci kol faâliyetleri deniliyor. Beşinci Kol Faâliyetleri, aslında Gâyri Nizâmi Hârbin bir dalıdır ve Atatürk'ün ölümünden sonra ülkemizi destabilize etmek amacıyla yoğun bir biçimde devam etmektedir. Beşinci Kol ile ilgili şu özet bilgiyi de vermek istedim. Beşinci kol, fiilî müdahale ile ele geçirilemeyen bir kitleyi veya devleti propaganda, casusluk, sabotaj yâhut terör yoluyla manevî etkiye mâruz bırakmak sûretiyle müdahaleye uygun hâle getirmek veya fiilî savaş esnasında savaşı daha kolay kazanmak için yapılan her türlü manevî yıkıcı çalışmadır. Çöpçüden devlet başkanına kadar herkes beşinci kol için faâliyet gösterebilir Beşinci kolun çalışanları: 1- Özel olarak yetiştirilmişler: Bunlar beşinci kol teşkilâtının en değerli çalışanlarıdır. Ekibin beynini oluştururlar. 2- Bilim zümresi, san'atçılar, film yıldızları: Bu kişiler dâimî görevli olmayan, daha çok tek veya bir kaç görev için ülkeye sokulan şahıslardır. 3- Yerli unsurlar: Bunlar çoğunlukla ayrı bir ideolojiyi benimsemiş devlet otoritesine aykırı hareket edenler veya devletin yaptıklarından hoşlanmayanlardır. 4- Çıkarcı kesim: Bu kişiler çıkarları için parayla satın alınır ve her türlü işte kullanılabilirler. 5- Hiç bilmeyerek âlet olanlar. Doğu Perinçek'e gelince, sizin de belirttiğiniz gibi, kendisi dönemin zamanı ve zeminine uygun olarak daldan dala konan bir kuştur. Herhâlde, ona nereden ışık tutuluyorsa, o yöne gitmektedir. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nda ordumuza işgâlci diyecek ve Kıbrıslı Rum'ları destekleyecek kadar ileri gitmişti. Perinçek, soğuk savaş döneminde, Derin Dünyâ Devleti'nin senaryosunu yazdığı ABD-Rusya gölge oyunu gereği farklı, Soğuk Savaş sonrası 11 Eylül 2001'e kadar olan yapay tek kutuplu dönemde farklı bir rol üstlenmişti. Bir zamanların Maocusu, TSK düşmanı, daha sonra TSK yanlısı, Avrasyacı'ya dönüşmüş. İşine geldiği zaman Müslüman, işine geldiği zaman Ateist olmuştur. Muhterem zâtın yönetiminde faâliyet yapan 2000'e Doğru dergisi, TSK aleyhinde her türlü karalama kampanyası yaparken, daha sonra Aydınlık dergisi TSK yanlısı olmuştur. Aydınlık dergisi her türlü misenformasyon ve dezenformasyon faaliyetleri yapan, dergiden çok bir istihbârât teşkilâtı gibi çalışan, MİT, TSK, Emniyet ve Jandarma gibi kurumlarımıza sızmaya, ordu içerisinde bir cunta yaratmaya çalıştığı izlenimi vermektedir. Susurluk sürecinde farklı bir rol üstlenmiş, devlet içinde yuvalanmış başka bir kliği deşifre etmiştir. Eşref Bitlis'ın şüpheli uçak kazasını, Veli Küçük'ün ağzından sabotaj olarak ilk duyuran aydınlık olmuştur. Garip bir şekilde Hırant Dink Cinayeti'nin altında bir cemaâtin olduğunu haber yapan da Aydınlık grubuydu. Kamuoyuna bir NATO Özel Hârp yapılanması olan Gladio hakkında yayın da yapan bu gruptu. Doğu Perinçek, Gladio diye Silivri'de bas bas bağırıyordu. Tüm bunları değerlendirdiğimde ve yayınladığınız fotoğraflara baktığımda şu analizi yapıyorum. Ülkemizde birbirine zıt gibi görünen ve birbirleri aleyhinde yayın yapıyor gibi görünen, Aydınlık, Zaman ve Taraf, ülkeyi kamplara ayırma amacına hizmet ederek beşinci kol faaliyeti yapmaktadır. Yâni farklıymış gibi görünen güzide partilerimiz gibi Derin Dünyâ Devleti'ne hizmet etmektedirler. Doğu Perinçek ve beraberindekiler, TSK'nın bir dönem yakaladığı birlik ve bütünlüğü engellemek için ordu içinde Avrasyacı bir cunta yaratmaya kalkıştılar. Ve maâlesef ağlarına bazı generallerimizi ve yargı mensuplarını düşürmeyi başardılar. Ülkenin kamplara ayrılması için ordumuzun da bölünmesi gerekiyordu. Bâzı yazarların görüşlerine göre, TSK içinde NATO'cu, Millîci ve Avrasyacı olmak üzere üç kanat vardır. Perinçek, bununla da kalmadı, gerek MİT, gerekse Jitem içine bile sızmaya çalıştı. MİT içinde yuvalanmak isteyen bir klikle ortaklaşa çalıştı. Zâten böyle olmasa, Apo ile al gülüm ver gülüm pozları çektiremezdi. Sonuç olarak, Perinçek bir Özel Hârpçidir ve Beşinci Kol Faâliyeti yapmaktadır. Apo ile birbirlerinden hiçbir farkları yoktur. Aynı madalyonun iki yüzüdürler. Bu kadar Gladio çığırtkanlığı yapan bir insanın Gladio mensubu olması kuvvetle muhtemeldir. Kişisel kanaâtime göre, Mao perdesi altında, Güneş Batmayan İmparatorluğu'nun majestelerinin hizmetindedir. Sevgim ve Saygımla... MKD: Bu çok derinlik dolu yorumlarınız için teşekkürlerimi sunuyorum Sayın MŞ. Bilmukabele sevgim ve saygımla...
Guest - selim on Çarşamba, 07 Kasım 2012 13:47
Once Isci Partisinin web sitesinde sorulariniz/cevaplarimiz kismini okuyun

Dogu Perincegi de okuduklarinizi da anlamadiginizi dusunuyorum. Ben Dogu Perincegi ve Aydinlikcilari 40 yil once hapisanede tanidim. O zamandan beri de yakindan takip ediyorum.
Once yazdiklarinizin neresi yanlis sorusuna cevap vereyim : Perincek icin "Kürt sorununda emperyalist inisiyatifi dışarıda bırakan, Ortadoğulu bir çözümü savunur." dedikten sonra kendi yorumunuz olan " Buradaki iyi niyetliymiş gibi gözüken bu çıkışın altında, içinde, kenarında ve her tarafında İsrail’in, bütün Arap ve Kürt âleminin de olduğu coğrafyada herkesin birbirine girip, ortada Türk kalmamasının hesabı vardır. " kismi ve devami sizin subjektif gorusunuz ve bir saptirma (fallacy) .
Sizin bir turlu anlayamadiginiz hususa gelince Dogu Perincek bir komunisttir. Bunu her zaman gururla soylemistir. Komunistler ayni zamanda en ondegelen yurtseverlerdir. Bunu Ikinci Dunya Savasinda butun Avrupa komunistleri gosterdi. Butun ulkelerde fasizme karsi direnisleri onlar orgutledi. Tipki "butun muslumanlar kardestir" sozu gibi "butun komunistler de kardestir". Ama bu onlarin ayri ayri devletler ve milletler olmasini engellemez. Dogu Perincek yolundan hic sapmamis ve bu konuda hic yalan da soylememistir. Cahilliginiz yuzunden Isci Partisinin web sitesine bile bakmiyorsunuz. Orada acikca Isci Partisinin Kemalist aydinlanmayi onumuzdeki safha olarak gordugunu, ama orada durmayip sosyalist toplumu insa yoluna devam edecegini yazar. Begenir ya da begenmezsiniz, ayri bir sey. Ama yalan soylemekle suclayamazsiniz. Once Isci Partisi web sitesinde Sorulariniz/cevaplarimiz kismini okuyun.

0
Dogu Perincegi de okuduklarinizi da anlamadiginizi dusunuyorum. Ben Dogu Perincegi ve Aydinlikcilari 40 yil once hapisanede tanidim. O zamandan beri de yakindan takip ediyorum. Once yazdiklarinizin neresi yanlis sorusuna cevap vereyim : Perincek icin "Kürt sorununda emperyalist inisiyatifi dışarıda bırakan, Ortadoğulu bir çözümü savunur." dedikten sonra kendi yorumunuz olan " Buradaki iyi niyetliymiş gibi gözüken bu çıkışın altında, içinde, kenarında ve her tarafında İsrail’in, bütün Arap ve Kürt âleminin de olduğu coğrafyada herkesin birbirine girip, ortada Türk kalmamasının hesabı vardır. " kismi ve devami sizin subjektif gorusunuz ve bir saptirma (fallacy) . Sizin bir turlu anlayamadiginiz hususa gelince Dogu Perincek bir komunisttir. Bunu her zaman gururla soylemistir. Komunistler ayni zamanda en ondegelen yurtseverlerdir. Bunu Ikinci Dunya Savasinda butun Avrupa komunistleri gosterdi. Butun ulkelerde fasizme karsi direnisleri onlar orgutledi. Tipki "butun muslumanlar kardestir" sozu gibi "butun komunistler de kardestir". Ama bu onlarin ayri ayri devletler ve milletler olmasini engellemez. Dogu Perincek yolundan hic sapmamis ve bu konuda hic yalan da soylememistir. Cahilliginiz yuzunden Isci Partisinin web sitesine bile bakmiyorsunuz. Orada acikca Isci Partisinin Kemalist aydinlanmayi onumuzdeki safha olarak gordugunu, ama orada durmayip sosyalist toplumu insa yoluna devam edecegini yazar. Begenir ya da begenmezsiniz, ayri bir sey. Ama yalan soylemekle suclayamazsiniz. Once Isci Partisi web sitesinde Sorulariniz/cevaplarimiz kismini okuyun.
Guest - nurettin öztürk on Perşembe, 03 Ocak 2013 14:22
Bravo

Bravo sizelere. Bu sayfa Mehmet Eymür gibi tescilli CİA ajanı ve Fetullahçı çetenin ağzıyla saldırdığına göre amacı baştan belirlendi. Ömrünün 14 senesini 4 nesille geçirmiş bir devrimciye bu ağızla yapılan saldırıyı kınıyor ve ayıplıyorum. Bu tartışmaları mahalle kahvesindeki insanlar bile artık yapmıyor.

MKD: Hani her şeyi tolere ederim de, bana Fethuuahçı diyebilmenize hayran oldum! O "devrimcinin" yaptıklarına bir yorum getiremiyorsunuz üstelik!

0
Bravo sizelere. Bu sayfa Mehmet Eymür gibi tescilli CİA ajanı ve Fetullahçı çetenin ağzıyla saldırdığına göre amacı baştan belirlendi. Ömrünün 14 senesini 4 nesille geçirmiş bir devrimciye bu ağızla yapılan saldırıyı kınıyor ve ayıplıyorum. Bu tartışmaları mahalle kahvesindeki insanlar bile artık yapmıyor. MKD: Hani her şeyi tolere ederim de, bana Fethuuahçı diyebilmenize hayran oldum! O "devrimcinin" yaptıklarına bir yorum getiremiyorsunuz üstelik!
Guest - Melahat Sönmez on Cumartesi, 04 Mayıs 2013 15:52
Bir daha düşünseniz...

Merhaba Kerem Hocam,

Makalenizi okudum. Perinçek - Öcalan görüşmeleriyle ilgili yorumlarınızı "DGM'de beraat eder. Sohbetlerinde, Abdullah Öcalan ile görüşen diğer gazetecilerden farklı olarak, Körfez Savaşı sonrası PKK’nın “Batılılaştırılması” tehtidine dikkat çeker; Kürt sorununda emperyalist inisiyatifi dışarıda bırakan, Ortadoğulu bir çözümü savunur." saptamasıyla çürütmüş olduğunuzu düşünüyorum, sonraki iki paragraf daha çok niyet okumaya giriyor gibi.

Ermeni soykırımı iddiasının emperyalist bir yalan olduğunu ifade etmek üzere Berlin'e gitmeye karar verdiğimde tanıştım İşçi Partisi'yle .

Ve o zamandan beri söylem ve eylemlerinde antiemperyalist dik bir duruş sergilediklerini, CHP'nin yapmasını dilediğim tüm çıkışları onların yaptığını gördüm.

Son zamanlarda Tayyip Erdoğan da, en soldan en sağa tüm siyasi yelpazelerden, tüm din, mezhep ve inançlardan veya ateistlerden ve tüm etnik kökenlerden ANTİEMPERYALİSTleri bünyesine çeken MİLLİ MERKEZin kurulması üzerine, katılımcıların güç birliğini engellemek amacıyla İşçi Partisi'ni ve Doğu Perinçek'i hedef alıyor...

Çünkü geçmişte gırtlak gırtlağa gelmiş kesimler, küresel emperyalizmin BOP eşbaşkanlığı ve BOP silahlı taşeronluğu (PKK) ittifakına karşı, Atatürk'te birleşerek MİLLİ MERKEZi kurdular;

Ve bu memleketi ve tüm etnik kökenlerden tüm din mezhep , inançlardan tüm siyasi görüşlerden insanlarını samimiyetle sevme ve küresel emperyalizmin böl-parçala-daha kolay, daha çok sömür tuzağına karşı onları uyarma- uyandırma temelinde örgütlenmeye başladılar.

Çünkü "Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruattır" diyebildiler. Birbirlerine yönelik geçmiş önyargılarını, bugünün ödev ve sorumlulukları temelinde bir kenara bırakabildiler.

Dilerim siz de Tayyip Erdoğan'lara paralel görüşlerinizi gözden geçirebilirsiniz.

İçten saygı ve sevgilerimle,

Dr. Melahat Sönmez

MKD: İlâhi Melâhat Hanım. Adam şovmen, dışarı çıkmak istemiyor ki. Sğiz de psikiyatrsınız, hiç bu adamın psikiyartik analizini yaptınız mı?

Hele bana kalkıp da "Tayyip Erdoğan'lara paralel görüşlerinizi gözden geçirebilirsiniz" demenizi üzüntüyle karşıladım.

Bugüne kadar o kşi hakkında TEK BİR lehte şey yazmamış, söylememiş, ağzına almamış bendenize böyle bir sıfatı nasıl olup da müstehak gördünüz, anlamak kaabil değil.

Esefle ve kendinize aynada bi bakmanız dileğiyle...

Saygılar.

0
Merhaba Kerem Hocam, Makalenizi okudum. Perinçek - Öcalan görüşmeleriyle ilgili yorumlarınızı "DGM'de beraat eder. Sohbetlerinde, Abdullah Öcalan ile görüşen diğer gazetecilerden farklı olarak, Körfez Savaşı sonrası PKK’nın “Batılılaştırılması” tehtidine dikkat çeker; Kürt sorununda emperyalist inisiyatifi dışarıda bırakan, Ortadoğulu bir çözümü savunur." saptamasıyla çürütmüş olduğunuzu düşünüyorum, sonraki iki paragraf daha çok niyet okumaya giriyor gibi. Ermeni soykırımı iddiasının emperyalist bir yalan olduğunu ifade etmek üzere Berlin'e gitmeye karar verdiğimde tanıştım İşçi Partisi'yle . Ve o zamandan beri söylem ve eylemlerinde antiemperyalist dik bir duruş sergilediklerini, CHP'nin yapmasını dilediğim tüm çıkışları onların yaptığını gördüm. Son zamanlarda Tayyip Erdoğan da, en soldan en sağa tüm siyasi yelpazelerden, tüm din, mezhep ve inançlardan veya ateistlerden ve tüm etnik kökenlerden ANTİEMPERYALİSTleri bünyesine çeken MİLLİ MERKEZin kurulması üzerine, katılımcıların güç birliğini engellemek amacıyla İşçi Partisi'ni ve Doğu Perinçek'i hedef alıyor... Çünkü geçmişte gırtlak gırtlağa gelmiş kesimler, küresel emperyalizmin BOP eşbaşkanlığı ve BOP silahlı taşeronluğu (PKK) ittifakına karşı, Atatürk'te birleşerek MİLLİ MERKEZi kurdular; Ve bu memleketi ve tüm etnik kökenlerden tüm din mezhep , inançlardan tüm siyasi görüşlerden insanlarını samimiyetle sevme ve küresel emperyalizmin böl-parçala-daha kolay, daha çok sömür tuzağına karşı onları uyarma- uyandırma temelinde örgütlenmeye başladılar. Çünkü "Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruattır" diyebildiler. Birbirlerine yönelik geçmiş önyargılarını, bugünün ödev ve sorumlulukları temelinde bir kenara bırakabildiler. Dilerim siz de Tayyip Erdoğan'lara paralel görüşlerinizi gözden geçirebilirsiniz. İçten saygı ve sevgilerimle, Dr. Melahat Sönmez MKD: İlâhi Melâhat Hanım. Adam şovmen, dışarı çıkmak istemiyor ki. Sğiz de psikiyatrsınız, hiç bu adamın psikiyartik analizini yaptınız mı? Hele bana kalkıp da "Tayyip Erdoğan'lara paralel görüşlerinizi gözden geçirebilirsiniz" demenizi üzüntüyle karşıladım. Bugüne kadar o kşi hakkında TEK BİR lehte şey yazmamış, söylememiş, ağzına almamış bendenize böyle bir sıfatı nasıl olup da müstehak gördünüz, anlamak kaabil değil. Esefle ve kendinize aynada bi bakmanız dileğiyle... Saygılar.