Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

MELEKLERİN CİNSİYETİ VE KABA KEREM

Beni Allah var mı, reenkarnasyon gerçek midir, kader ve Karma nedir gibi konularda değil de, memleketin ve dünyânın hâl-i pür melâli hakkında yazılar klavyeye aldığım için eleştirenlere küçücük, kısacık bir cevap vermek istiyorum.

Malûm, 21 yaşındaki gencecik Sultan Mehmed (ki, sonradan Fâtih diye anılmaya başlanacaktır), Konstantinopolis'i kuşattığında Haghia Sophia'daki (şimdiki Ayasofya) din ulemâsı meleklerin cinsiyeti üzerine kavgaya tutuşmuşlardı.

İstanbul'u yıkıcı bir deprem, bütün memleketi ve dünyayı kaos bekliyor; başladı hâttâ. Bugün Ege'de yeni bir zelzele vuku buldu.

Kızım, kızlarımız, oğullarımız, çocuklarımız "Türklük mahvedilirken, Türkiye peşkeş çekilirken, dünya Armagedon deliliğine sürüklenirken sen ne yaptın diye soracaklar".

Bakın, http://www.tusam.net/makaleler.asp?id=1119 web mekânından kopyalayacağım makale Prof. Dr. Nadim Macit imzalı makale aşağıda:

Okumaya devam et
  3688 Hits
  0 yorum
3688 Hits
0 yorum

Milenyuma Girerken Dinlerin Durumu

Bu yazıyı kaleme alma fikri dimağımda iki vesileyle tohumlandı.

Bunlardan biri, eskiden beri kafa yorduğum dinî ve mistik öğretilerle müsbet ilim arasındaki uzlaşma veya anlaşmanın mümkün olup olamayacağı, olursa nasıl olacağı mevzûundaki argüman…

Diğeri ise, bir sohbette, Allah’tan, Mevlânâ’dan, uzaylılardan ve Atatürk’ten vahiyler almakta olduğunu söyleyen bir hanımın kurduğu “dinleri tamamlayıcı öğretiye” iman etmiş bir dostumuzun konuşmaları sonucunda ortaya çıkan tartışmaların ulaştığı düşündürücü boyut.

Peygamber Ciddi Konuşurken...

Peygamberin Gözlükleri...

Senelerdir pek çok plâtformda hurâfelerle, aldatmacalarla mücadele eden bir ilim adamı olarak, sonunda kendimce bir açılım yakaladım, sizlerle paylaşmak istediğim de bu fikir seyahatinin sonunda vardığım kanaâtlerdir.

Bir keresinde bir psikiyatr arkadaşım bana “sen bir ayağın metafizikte ve dinde, diğer ayağın felsefe ve bilimde bir yerde duruyorsun” demişti; “yahu, ben bayağı iyi bir yerde duruyormuşum” diye takıldığımda cevabı “kaygan bir zemin bu, tehlikeli” olmuştu.

Burada, sanıyorum, kastettiği tehlike iki türlüydü:

1. Bilimden uzaklaşıp bâtıllık batağına düşmek; 2. Asla böyle bir şey yapmasam da, felsefî düşünceden nasibi olmayanlar tarafından öyle olduğumun zannedilmesi veya kötü niyetli kişilerce, öyle olduğum dedikodusunun yapılması.

Aslında çok önemli bir tesbitti bu, tam anlamıyla Agnostik veya Ateist olanlarımız hâricinde, hangimiz bu kaygan zeminde durmuyoruz ki?

DİN NE, ESKİ ve YENİ DİNLERİN KARŞISINDA NE YAPACAĞIZ?

Okumaya devam et
  6878 Hits
  1 yorum
6878 Hits
1 yorum