Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

MELEKLERİN CİNSİYETİ VE KABA KEREM

Beni Allah var mı, reenkarnasyon gerçek midir, kader ve Karma nedir gibi konularda değil de, memleketin ve dünyânın hâl-i pür melâli hakkında yazılar klavyeye aldığım için eleştirenlere küçücük, kısacık bir cevap vermek istiyorum.

Malûm, 21 yaşındaki gencecik Sultan Mehmed (ki, sonradan Fâtih diye anılmaya başlanacaktır), Konstantinopolis'i kuşattığında Haghia Sophia'daki (şimdiki Ayasofya) din ulemâsı meleklerin cinsiyeti üzerine kavgaya tutuşmuşlardı.

İstanbul'u yıkıcı bir deprem, bütün memleketi ve dünyayı kaos bekliyor; başladı hâttâ. Bugün Ege'de yeni bir zelzele vuku buldu.

Kızım, kızlarımız, oğullarımız, çocuklarımız "Türklük mahvedilirken, Türkiye peşkeş çekilirken, dünya Armagedon deliliğine sürüklenirken sen ne yaptın diye soracaklar".

Bakın, http://www.tusam.net/makaleler.asp?id=1119 web mekânından kopyalayacağım makale Prof. Dr. Nadim Macit imzalı makale aşağıda:

Okumaya devam et
  3978 Hits
  0 yorum
3978 Hits
0 yorum

ORTADOĞU’DA NELER OLUYOR?

Eskatoloji (Yunanca έσχατος yâni “son” kelimesinden gelir) teolojinin (ilâhiyat) ve felsefenin bir bölümüdür. İnsanlığın nihâî kaderi veya dünyâ tarihinin sonuçlandıran olaylar, kısacası dünyanın sonu ile ilgilenir.

Birçok din, sekt veya kültte dünyânın sonu gelecekte olacak bir olay olarak kutsal metin, mit veya folklorda belirtilir. Daha geniş bir açıdan, eskatoloji Mesih, Mesih Çağı, âhiret ve rûh gibi konuları da kapsayabilir. Farklı inanışların eskatolojik inançları ve düşünceleri farklı olsa da belli benzerlikler var olabilir.

Yâni, Uzakdoğu mistisizmleri hâriç, dünyâdaki en yaygın üç İbrahimî dinde de “kendilerinden olanlarla ötekilerin büyük bir hârble hesaplaşıp, Cennet’ten nasiplenecekleri" vaâdi verilir…

Ufak(!) bir sürpriz ise aşağıda; kısa bir aradan sonra…

***

Daha önce de bahsettiğim bir şeyi, Armagedon Hârbi’ni bir hatırlayalım (çoğu Vikipedi’den, doğru ve güvenilir bilgilerdir, araştırdım):

Armageddon (Arapça أرمجدون, Lâtince: Armagedōn, Eski Yunanca: Ἁρμαγεδών Harmagedōn, İbranice: הר מגידו‎ har məgiddô) Musevîlik dininde Dünyâ’nın sonu geldiğinde yapılacağı kehânet edilen büyük savaşın yapılacağı yerdir.

Armegedon Dağı

Melhame-i Kübra, kelime mânâsı olarak “çok büyük ve kanlı hârb” demektir.

İbranîce’de har-megido: Megido Dağı’dır. Burası, Yahudi'lerin ve Evanjelik'lerin kıyâmet savaşının kopacağına inandıkları yerdir. Akdeniz’den 15 mil içeride, Tel Aviv’den 55 mil kuzeydedir.

Kitabı Mukaddes’te (16/16): “ve o, onları hep birlikte İbranice’de Armagedon denilen bir yerde topladı” denilmektedir Revelation’da. Bu hârbi nükleer savaş şeklinde yorumlayanlar vardır, Ezekiel 38 ve 39. bölümleri temel alarak “çok şiddetli yağmurlar ve dolu, yangınlar ve kükürdün kaynaması, dağların düşmesi ve yüksek kayaların çöktüğü depremler”…

İslâm eskatolojisinde ise âhir zamanda gerçekleşeceğine inanılan Al Deccal ile İsa arasındaki savaşa verilen isimdir. Hristiyan inanışında bu savaşa Armagedon adı verilmektedir (Christ ile Anti-Christ mücadelesi).

İslâm’da Al Deccâl denilen büyük fitneden bahsedilirken, Muhammed’den önceki bütün peygamberlerin ümmetlerine bundan bahsettiğini bildirmiştir. Al Deccâl dünyâya şerri hâkim kılmak için savaşacak ve “Rablık” iddiasında bulunacaktır. İslâm kaynakları 70.000 Yahudi’nin Al Deccâl’a tâbi olacağını yazar. İsa ikinci defâ avdet edecek ve Al Deccal’le savaşarak onu yenecektir. Bu savaşın gerçekleşeceği yer ise atların diz kapaklarına kadar kana gömüleceği haber verilen Amik Ovası’dır. Amik Ovası Toroslar’ın eteklerinde yer almaktadır.

ABD Başkanı Ronald Reagan, 1980 ve 1983′deki konuşmalarında Armagedon’u telâffuz etmiş, “Armagedon’u yaşayacak nesil biz olabiliriz” demiştir.

İşin çok mânidar tarafı, İsrail ve ABG tarafından korunup kollanan ve 4. İbrahimî din olarak kabûl edilen Bahaîliğin de konuyla ilgilenmesidir

Bizzat Bahaullah yorum yapmış, hadi bu şaşırtıcı değil de…

En ilginç olanı 1. Dünya Hârbi’nin sonlarına doğru, General Allenby’nin Megiddo Hârbi’nde (1918) Dünyâ Güçleri’nin dünyânın pek çok tarafından Megiddo’ya asker sevk ederek, Türk’lerin, Bahaî’lerin o zamanki rûhânî liderini oduna bağlayıp (crucifixion: zamanla bu çarmıha germeye doğru gelişmiştir; merak edenler http://en.wikipedia.org/wiki/Crucify ve http://en.wikipedia.org/wiki/Battle_of_Megiddo_(1918) adreslerini okuyabilir) öldürmelerine mâni oldukları şeklindeki beyandır (bkz. Maude (1997) The Servant, the General, and Armageddon. George Ronald. ISBN 0853984247)!

Hâlbuki Türklük tarihinde hiçbir zaman böyle bir cezaî müeyyide tatbik edilmemiştir ama Bahaîler buna inanıyorlar!

Megiddo Muharebesi, Britanya İmparatorluğu’nun Osmanlı Devleti ile yaptığı I. Dünya Hârbi muharebeler dizisinin en can alıcı ve sonuç vericisi olarak tarihteki yerini almıştır. Britanya İmparatorluğu’nun kesin zaferi ile sonuçlanan muharebe sonucunda, Osmanlı Devleti bütün Ürdün’ü ve Suriye’yi kaybetmiştir. Muharebenin bu şekilde sonuçlanması, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın önünü açmış ve Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Hârbi’nden çekilmesini hızlandırmıştır. Bu mağlûbiyet, bir yandan dolaylı olarak Musul ve Kerkük’ün kaybına sebep olmuş, öte yandan da Mustafa Kemâl Paşa’nın İskenderun ve Antakya üzerindeki ısrarlı tutumunun kaynağı olarak daha sonra bu bölgelerin Hatay olarak anavatana kavuşmasını sağlamıştır.

Fethullah Gülen’in Bahaî olduğuna dâir makalemi lûtfen hatırlayınız.

Kendinizi bir bulmacanın parçalarını yerine koyarmış gibi hissedebiliyor musunuz?

Biraz daha açalım…

***

Önce bir Yahudi Takvimi veya Musevî Takvimi diye yazın, meselâ teferruatlı bilgiye cemaâtin web mekânından ulaşabilirsiniz: http://www.musevicemaati.com/index.php?contentId=98&mid=47: Yahudi Takvimi (İbranî Takvim) esas itibâriyle Ay yörüngesine göre düzenlenmiş bir takvim olup önceleri 12 ay ve 353-355 gün  sürekli olarak birimlendirilen bu takvim daha sonraları bu birimlendirmenin gerek dinsel, gerek tarımsal gerekse astrolojik dönemlerin her yıl aynı mevsime getirilmesi amacıyla Güneş yörüngesine göre düzenlenen Gregoryen takvimiyle uzlaştırılarak oluşturulan ve 19 yıllık İbranî Takvimi döneminde 7 kez 13 ay ve 383-385 günlük yıllarla birimlendirilen bileşimsel (Compositif) bir takvimdir. Buna göre Tişri ayının ilk günü başlayan İbranî Takvim yılı, Elul ayının 29. günü son bulur. Musevîlik’te Bayram ve Mâtem günlerinin tarihleri Musevî Takvimi’ne göre hesaplandığından, bayramlar hep aynı tarihe gelmezler ama her zaman aynı mevsime denk düşerler.

Okumaya devam et
  6288 Hits
  1 yorum
6288 Hits
1 yorum

BAHAÎLİK ve "YENİ PEYGAMBER" FETHULLAH GÜLEN

Neler olup bitiyor diye pathique (pre-paranoyak), ve skeptic (kuşkucu) bir şekilde tecessüsle tefekkür ederken kafamda bir ampûl yandı ve kendisine ecnebi medyada "prophet" yâni peygamber dendiğinde kıvıran, "aman efendim estağfurullah" filân diyen Fethullah Hocaefendi Hazretleri'nin neden ve niçin emperyalizmce desteklendiği, oyunun altında ne yattığı ile ilgili bir aydınlanma yaşadım.

Tabii ki bu tür ilhamlara hep şüpheyle bakmak lâzım ama taşlar fena hâlde yerli yerine oturuyor aşağıda anlatacaklarımı düşününce.

Önce "Bahaîlik nedir" mevzuunda internet mahreçli derli toplu bilgi arz edeyim:

***

http://www.dunyadinleri.com/Bahaîlik.html 12.05.2008 22:25

BAHAÎ DİNİ

1800'lerde İran'da Mehdi inancının uzantısı olarak doğan Babîliğin bağımsız dine dönüşmüş biçimi. Bütün dünyada inananları olan evrensel bir dindir. Bahaî tarihi, 1844'te Bab'ın (Seyyid Ali Muhammed) yeni bir çağın gelmekte olduğunu ve yeni bir Peygamber'in geleceğini ilân etmesiyle başlar. Bahaîliğin kurucusu ve peygamberi, lâkabı Bahaullah olan Mirza Hüseyin Ali, 21 Nisan 1863'te yeni dini ve yeni prensipleri Bağdat'ta sürgünde iken ilân etti.

Prensipleri

İnsanlık âlemi tek bir âiledir

Irk, din, dil, cinsiyet gibi tüm önyargılar kaldırılmalıdır

Tüm dinlerin temeli birdir (şimdilik son din İslâm veya Bahaîlik değildir, gelecekte de dinler gelecektir)

Din bilim ve akıl ile uyum içinde olmalıdır

Kadın ve erkek eşittir

Genel barış için çalışılmalıdır

Evrensel eğitim hedeflenmelidir

Serbest düşünce ile gerçek araştırılmalıdır

Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.

Bahaî dininde tek evlilik (monogami) esastır, kadınlar türban takmak zorunda değillerdir. Tüm dünyâ ülkelerinde değişik ırkî ve dinî kökenden gelme (İslâm, Hristiyan, Yahudi, Zerdüştî, Hindu vs.) Bahaîler vardır. Bahaî dinine göre tüm dinlerin kaynağı ve amacı ortaktır ve birbirine aykırı değildirler. Düşmanlık aracı hâline gelmeleri tarihte insanların dinleri güç elde etme amaçlarına âlet etmelerinden kaynaklanmıştır. Buna göre Bahaîlik'te "eğer din sevgi ve birliğe değil, düşmanlık ve ayrılığa neden oluyorsa dinsizlik daha iyidir. Daha önceki dinlerde olduğu gibi, bundan sonra da insanlara ahlâkî ve ruhanî eğitim sağlamak amacıyla başka peygamberler geleceğine inanılır.

Okumaya devam et
  14638 Hits
  8 yorum
14638 Hits
8 yorum