Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

KIRILMA NOKTASI-1

Her şeyin birden fazla kırılma noktası vardır.


L'assurance Bars

Asistanlığımın ilk zamanları, karlı ve soğuk bir kış günü…

Editörlüğünü Kadîm Dostum Halit Kakınç’ın yaptığı Marmara (veya öyle işte bir şey) isimli bir gazete çıkarılıyor.

 

Kadro Ful As Ülkücü ama her şey ters gidiyor.

Örneğin meselâ, İran’ın başkenti Irak'taki ırak Sudan olabiliyor sudan yere, 1.5 ay sonra aynen batıyor.

Bu arada, bağışta bulunanlardan biri Su (Çince), öbürü gariban.

Ben de sağlık köşesi yazıyorum o kadarcık zamanda.

Kalamış Marina’da bir apartmanın en üst katında oturuyoruz; her tarafı transparan ve mümkünatı yok, ısınmıyor.

Cânan henüz gaz sancıları çekiyor, ben de sabaha kadar oturup daktiloda sağlık yazıları klavyeye alıyorum.

Tıpkı babamın benim süt paramı kazanmak için “S. Recep Doksat” diye her konuda döktürdüğü gibi… “S”, stajyer demek.

Yakalanırsa kurtaracak paçayı; kelle paça değil ki!

Sevgili Adlî Tıp Uzmanı Gülşen asistanım olup bana hepsini temin ediyor.

***

Neyse, dönelim pedere: Kolay mı ihtisası beş kuruş almadan yapmak?

Annem devenin başını tutmuş, aygır gibi çalışıyor: Her konuda en iyi olmuş. Çamlıca Lisesi voleybol takımı kaptanlığı, Fenerbahçe’de aynı şey, Millî Takım’da aynı şey…

Sonra Tıbbiyeye girip zatülcenp olma ve zarurî prevantoryum istirahati.

Gene inatçı, gene burnunun dikine gidiyor ve bu sefer de Hukuk Fakültesi’ne intisap ama para yol, pul çok. Cânan da hukukçu!

Dedesinin parrmaklarını hatırladığını söylerdi, belki amigdaladan ama mümkün değil. Amasya’dan göçmüşler İstanbul’a.

Nimet Teyzem evini Kâbe yapmış.

Herkes ama herkes orada toplanmış.

Selâhattin Yücesoy Dayım kâlb krizi geçirip duruyor ama aslında hepsi vehimden.

Sonradan son konserini zor açılan parmaklarıyla Muazzez Teyzemin jübilesinde piyanoyu okşayacak ve ALS’den boyut değiştirecek, Öz’e dönecek…

***

Nörolojideki Cengiz ve Turgut benimle “Allah’a inanan köşe yazarı ha, hımmmm” diye dalga geçiyorlar; ben ise kliniğin yanındaki voleybol sahasında topa vurup da duruyorum (daha önce Adana’daki ilk klasik gitar resitalimi vermeden bir gün önce de öyle yapmıştım). Daha sonra Cengiz süper zengin bir kızla evlenip köşeyi dönüyor, Turgut ise askerlikte bile karıma çıkıyor, Tabip Odası’nda, her yerde hazır ve 1. Nâzır.

Ama hiçbir şey olamıyor ve bilgisayar lisanı bilmesi de onu kurtaramıyor.

Kızına ilk Çocukluk Çağı Şizofrenisi teşhisi koyduğum için beni asla affetmeyen, kocası da muhacır bir meslekdaşımız olan Sınırda Kişilikli Mutlu beni dâvâ ediyor ama bir şey çıkmıyor. Çünkü biri alkolik bir Adlî Tıp Profesörü, diğeri Bulancaklı bir MİT Ajanı Psikiyatri Profesörü tarafından korunuyorum.

Homoseksüeller delidir!

***

İklil’le Selmabasiretimiz bağlanmış” diye epey bir aradan sonra tekrar ziyâretimize gelmişler, çocuklar gibi şen olmuşum (o zamanlar Nurperi’nin jinekoloğu da Fevzi Şen, evler de yakın oldu hep, çok komiktir adamdır; karısı psikologdur şimdilerde tam postânenin üstünde levhası var, gazetecileriyle meşhûr L’assurance barlarına bakıyor); karımın ise umurunda değil, hâttâ pek hoşlaşmıyor.

Hayatımızın tek kelimeyle özeti “limon görmüş gibi” sırıtmak.


Misyonumuz ise remisyon.

Okumaya devam et
  4819 Hits
  1 yorum
4819 Hits
1 yorum

KARMA, KADER ve KEDER HAKKINDA…

Bizim tercihlerimiz, emel ve amellerimizin dışındaki yaşantılar veya olup bitenleri kabaca KARMA olarak isimlendirebiliriz.


Bunu ben çizdim: GÜM!

Anamızı, bacımız, kavmimizi, âidiyetimizi, mensubiyetimizi, kimliğimizi, yönelimimizi

Biz seçmedik.

Bütün bunlar ta Büyük Patlama’dan önce, Planck Zamanında, Levh-i Mahfûz’da yazılı idi zâten.

Uyuşturucu, uyarıcı veya başka bir madde kullanmak kaderdir ama gene de mukadderat (pre-destination) müsaade etmedikçe ölemezsiniz, öldüremezsiniz.

Emekli bir öğretmen oğlunu vurup intihar ettiyse bu tamamen irade dışıdır çünkü cinnet söz konusudur, buna içine giren Thanatos cini yol açmıştır.

Kürtçüler her yerde ayaklanıyorsa, mütecâviz ve mütecessis ama kifâyetsiz muhterisler her makamı işgâl etmiş ve önünüzü tıkıyorlarsa, bilin ki bu kendi eserinizdir.

Bodrum’daki kadın şekerden daha tatlı, baldan daha şifâlı kanişle denize girince para cezası kesen yetkililerin kafasına ne düşmüş olabileceğini de bilemem ama o kadıncağızın kendi tasarrufudur.

Gece kulüplerinde garsonluk yaparken kızlarını satmaya kalkan kadın öyle yapmağa mahkûmdu, kızları da kendisini bıçaklamaya.

Doktorum programında canlı yayında ölmekte olan yaşlı bir kadını teşhir ediyorlarsa, bunun sorumlusu RTÜK’tür.

Bir Doktor Amca (Prof. Dr. Oktay Ergene) ona yardım ederken naş olacak, ablak ablak bakmaktayım! Saçını okşayarak “neyiniz var” diyor Yıldız Teyze’ye!

"Çüş" diyemedim çünkü teyze beni yemiş...

1 TL’ye kahve makinesi almak için birbirini ezen halkın bu davranış patolojisinin mimarı da bu memleketi yönetemeyenler değildir öyle icap etmiş, öyle olmuştur.

Kaderinizi kendiniz yazmışsınızdır.

Geçen gün ağır bir otistik vak’ayı mûsikî mırıldanarak ve monoton bir sesle konuşarak hipnotize edip sâkinleştirdiğimi American Journal of Hypnosis veya Filânca Journal of Psychonalaysis’e yollasam, inanmayacakları için neşretmezler.

Daha önce kaç kere dünyaya gelip gittiğimi ben bilemem, bu mümkün veya muhtemel midir derseniz cevabım ancak sükût etmek olabilir.

İkrardan mı?

Yoo, sâdece bilemediğim için.

Bunu bana kim öğretti?

Eski Komünist, Cin gibi bir Yahudi: Sir Karl Popper.

]

Hava pırı pırıl, bütün bağlantılar tam ama bizim Digitürk belli kanalları göstermiyor!

Kanal D’ye ve STAR TV’ye mahkûm oluyorum.

Çıkıp Beşir Bey’i mi döveyim?

Deli misiniz, kafanızı soğuk duşa mı soktunuz!

Mukadder olduğu için öyledir.

Yeni Blendax alırsam saçlarım pırıl pırıl olacakmış, almam işte!

Finish Quantum Jel de elinize, gözünüze, dizinize dursun.

Ben sizden bir tek şey istiyorum: Para.

Banka hesabım mı?

Neslim henüz uykuda, sülâlemden pek az kişi kaldı…

  Belki ben de tekrar yatarım.

Bir daha da uyanamam.

        Boyut değiştirmek için her sebebe de, illete de sâhibim.

                Ama biliyorum ki gene bir şey olmayacak bana.

          Misyonum sona ermedi çünkü.

                                    Dandini dandini dastana…

                Danalar girmiş bostana.

     Öpüyorum…

           Yetmezse,

    Devamı arkadan gelir.

Bilirim ben…

   Anjina pektorisin sırf burun kaşınmasıyla seyredebileceğini de.

                  Değil mi Bingürcüğüm?

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – Şimdiki Zamanlar 16 Eylül 2013 Pazartesi


Not: Hürriyet'ten Nil Karaibrahimgil bu makaleden aynen plajiarizm yapmıştır. Lûtfen kendisini This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden protesto edelim :D.

Okumaya devam et
  4623 Hits
  2 yorum
4623 Hits
2 yorum