Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

FAŞİZM ÇEŞİTLERİ ve “ÖTEKİLER”…

Dün Yeniçağ gazetesinden Özcan Yeniçeri derli dolu bir makale neşretti, iktibas ediyorum (http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=13101):


Fasces...

“LİBERAL FAŞİZM”

Yazının başlığı olan “Liberal Faşizm” kavramı bize âit değildir. Zâten o yüzden de tırnak içinde gösterilmiştir. “Liberal Faşizm” Jonah Goldberg tarafından yazılmış, Pegasus Yayınları arasında da Türkiye’de de yayımlanmış bir kitaptır. Kitapla ilgili ilginç birkaç da değerlendirme var. Bunlar şöyledir: “Tek bir grubun başkalarını, hayatlarını biçimlendirebilme hakkına sâhip olduğuna inandığı zorlama elitist ahlâkî kesinliği görürüz. Kralların kutsal haklarını bireysel özgürlük haklarına dönüştürdük”. “Liberallerin bugün Avrupa faşizminden beslenen doktrinsel ve duygusal köklerinin olduğu savunuluyor. Uzun süre prim verilmeyen faşizmin diğer bir çağın ruhuna sızıp kemikleşebileceği düşüncesi insanları şok edecek” . “Faşizm sâdece soldan beslenmekle kalmayıp, Liberal faşist gücün günümüzde yetkilere sâhip olanlar ve hâttâ tutkulu muhafazakârlar arasında da varlığını sürdürdüğünü göstermektedir” vb.

Yafta ve amacı!

Geçmişte sosyalistlerin görüşlerine katılmayan hemen herkesi “Faşistlik” veya “Nazilik’le” suçladıkları bilinmektedir. Hâttâ sosyalistlerin kendileri gibi düşünmeyen eski dâvâ arkadaşlarını bile “sosyal faşistlikle” suçladıkları çok görülmüştür. Onlar bütün eşitlikçi ve emekten yana görüşlerin yalnız kendi tekellerinde olduğuna ciddi ciddi inanırlar.

Sosyalistlerin bu konuda “ya bizdensiniz ya da düşmandan (yâni sistemden) yanasınız” ilkesini esas alırlar. Onlar için “gri” alan yoktur. Sosyalistlerin yerini günümüzde biraz sanal, çokça da banal bir “Liberal” anlayış almıştır. Liberaller de tıpkı bir zamanın sosyalistleri gibi “Faşist” ve “Irkçı” yaftalarla görüşlerine karşıt olanlara hakaret etmektedir. Her iki grubun da kendilerini meşrû göstermek için kendileriyle aynı görüşü paylaşmayanları ahlâk dışı, daha az insan, takıntılı ve fanatik olarak göstermek amacıyla bunu yaptıkları açıktır. Bu nedenle karşıtlarını politik olarak mahkûm etmek için  “faşist”, “Nazist” ve “ırkçı” kavramlarını bol bol kullanırlar. Aslında bu kesim belki de farkında olmadan her karşıt görüşte olanı “faşist” diye yaftalayarak bir bakıma “faşizme” meşrûiyet de kazandırmış olurlar. Olgunun tartışılacak birden çok yönü vardır. Sonuçta Jonah Goldberg, Liberal Faşizm adlı kitabında “bilinçli olarak üretilen yalanların yerine şaşırtıcı ve aydınlatıcı araştırma açıklamalarla ve faşistlerin aslında Liberaller olduğu” tespitinde bulunmaktadır.

İnsanlık ve Liberallerin Suçları!

Kuşkusuz sorun, Liberalizm veya sosyalizm değil, insanın doğasıdır. Baskıcı, tepeden inmeci ve insanlık dışı tavırlar, yalnızca belirli kavram veya dünya görüşüne özgü değildir. Her değerin her zaman karşıtıyla özdeşleşme eğiliminden söz edilebilir. Kaldı ki hiç kimse insanlık adına olumlu görülen kavramların tekeline de sâhip değildir.

Öte yandan, günümüzde soldan sağa, sağdan sola savrulmaların yoğunluğu da ideolojik yargıların geçirgenliğini ispatlar. Nazizm veya komünizm denilince insanın aklına totalitarizm, soykırım, sürgün ve kamplar gelmektedir. Ancak tablo Liberal demokratların işledikleri insanlık suçları bakımından Nazi veya komünistlerden hiç de geri kalmadıklarını göstermektedir. Sonuçta atom bombasını da insanlara karşı demokrasi ile yönetilen bir ülke kullanmıştır. Vietnam, Irak veya Afganistan’a yağdırılan bombalar da aynı zihniyetin ürünüdür.

***

Bu derli toplu yazıyı iktibas etmemin sebebi basit:

Türkiye öyle bir kaosa sokuldu ki, kavramlar muğlâk, kafalar karmakarışık ve bilgi sâhibi olmadan fikir sâhibi olup da, üstüne üstlük ahkâm kesmek vak’ayı âdiyeden oldu. Maâlesef en sık yaşananı da “kendinden” olmayanı “ötekileştirmenin” en kolay yolu da ona “faşist” demek hâline geldi

Hâttâ bu Faşomani bir entellektüel olan ama aydın (münevver: nurlanmış) olmayan, bilhassa da Atatürk’le Hitler’i veya Mussolini’yi aynı kefeye koyan kişilerin ortaklaşa bir hücum stratejisi hâkline geldi…

ed]

Okumaya devam et
  5897 Hits
  0 yorum
5897 Hits
0 yorum

FAŞOMANİ

Monomani” terimi Fransız Psikiyatrisi’nin dünyâya hediyesi.

Her şeye âdeta perseveratif bir şekilde, peşin ve değiştirilemez bir hükümle yaklaşmak, bakmak ve bunu hep yapmak demek. Yâni taşkınlık hastalığı olan Mani ile ilgisi yok.

Her ne kadar Amerikan Psikiyatrisi bu lâfı pek tutmamışsa da Piromani, Trikotillomani gibi terimler nozolojiye sızmayı başarmış… Monomaninin hezeyandan (sanrı: delusion) farkı, normâl addedilen kişiler arasında da çok yaygın olarak varlığını sürdüren bir “aşırı değer verilmiş fikir (over-valued idea) olmasıdır. Ben de ilim ve irfan dünyâmıza birkaç yeni kavramı teklif etmek istiyorum: Fashomania (Faşomani), Communistomania (Komünistomani), Ziyonistomania (Siyonistomani).

Şimdi bunları teker teker, lâfı da fazla uzatmadan arz edeyim…Bu yakınlarda internetten şöyle bir haber düştü bilgisayarıma: http://www.samanyoluhaber.com/index.php?khide=1&ghide=1&hid=24821&sec=18 web adresinde “darbeci profosör” (vallahi aynen böyle: profosör) başlığıyla bir de fotomontaj eklemişler. Tarih ve saat 2006–10–12 10:16:54. Sanırsınız ki bendeniz İstanbul Üniversitesi kapısında darbe yapmışım, “acaba dissosiye olup da yapmış mıyımdır” diye geçirmedim değil aklımdan!

Önce Türkçesi’ni düzelterek haberi yazayım:

Darbeyi öven profesör kürsüyü terk etmek zorunda kaldı.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Kerem Doksat, katıldığı konferansta darbecileri öven bir konuşma yapınca sert tepki gördü. Panelistlerin ve dinleyicilerin protestolarıyla karşılaşan Doksat, “Burada daha fazla durmam hoş olmayacak” diyerek toplantıyı terk etti. Panelistlerden Prof. Dr. Cemil Oktay, Doksat’ın söyleminin “üçüncü dünyacı” olduğunu belirtirken, Radikal Gazetesi yazarı Murat Belge, “Bu üçüncü dünyacılık da değil. Düpedüz Neo-Nazizm” yorumunu yaptı. Söz konusu olay, Mülkiyeliler Birliği İstanbul Şubesi’nin Bilgi Üniversitesi’nde düzenlediği “linç” konulu konferansta yaşandı.

 

Prof. Dr. Cemil Oktay: “Türkiye, Türk’lerin değildir” diyen adam!

Toplantıda, linçin psikolojik yönünü anlatması beklenen Doksat, konunun dışına çıkarak siyasî değerlendirmelerde bulundu.

Okumaya devam et
  4982 Hits
  0 yorum
4982 Hits
0 yorum