Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

PR & CR

Bugünkü yazım dün gece beni Han Köftecisi'ne (aslında çok iyi bir et lokantasıdır demiştim ya) götüren ve her şeye "A K" diye başlayan Çorumlu bir şoförden mülhem.

Sürekli olarak Sue Ellen'dan, Pamela'dan ağzının suları akarak bahsetti ve JR'a çok gıcıkmış. Sonra da sordu: "İçmek nasıl bir şey"?

Bir saatlik yolu bir buçuğa çıkardı, sağ oldun.

***

Hülya Avşar çuval giymiş.

Fatih Terim'in itibârı da, sokağa çıkası da nâkıs olmuş; kaderleri aynı bir ülkeyle:

ABG batıyor.

Dünyânın hemen yakınından bir göktaşı teğet geçti.

Kıyâmet her an kopmakta ve en bir hakiki olarak kopmasına da 9 kaldı.

Şimdi çıkan hastam 24 yaşında ve Primer Distimik ama çocuğu ne yapıp edip gülümsettim. Rûyalarını ısmarladığı, hele istiâreye yatarsa hayatının renkleneceğini söyledim. İnanmadı, silik hipnozla en sevdiği kırmızı şaraptan bir kadeh içirdim. Biraz kafası karışık ve kuşkucu hâlde ayrıldı. Yayınevleri var, belki Bir Ruh Hekiminin Hâtıra Defteri kitabımı onlar basacak. Kârlı gidiyoruz.

Neslim yarın Beykent'teki ilk dersini verecek...

Homur homur sesler çıkarıyor. Daha kayıtlar da bitmemiş üzerine konmuş vaziyette. Benim gitmemi de istemiyor.

Âlem kız, bu gece için sucuklu pastırmalı kuru fasulye pişirmişler. O kadar distresle hoowercraft gibi olur! Onun için bu gece TED'liyiz...

Yok, TED'in kapsında kilit asılıydı!

***

Yeliz Ruzgar

Arkadaşlar gerçi Ozlem Dinckal Hanım daha detaylı bilgi isteyenlere başlıkları iletti, ama ben genele tekrar Cumartesi günü neler yapacağımızı anlatayım:

- Makro ve Mikro enerji döngülerini anlatacağım. (Yani neden bazen herşey yolunda giderken neden herşey bir anda zorlaşıyor?)

- Bilinçaltı döngülerinden bahsedeceğim. (Özellikle seni 'aksiyon' almaktan geri tutan şeyin sebebine bakacağız. Neden bu kadar kitap okumamız, bir ton eğitime katılmamıza rağmen yaşamımızın belli alanlarında 'denge'yi bulamıyoruzu inceleyeceğiz.)

- Ya iş hayatımız iyi gidiyor, ya özel hayatımız tırmanışta. İkisi birden dengeli bir şekilde gitmesi için nasıl 'İçsel Denge' oluşturabileceğimizi işleyeceğiz.

- Anthony Robbins in 3F ve 6 İnsan İhtiyacı teknolojilerini kullanarak kendimizi ve çevremizdekileri anlama bununla birlikte 'korku' duyduğumuz durumlarda 'Peak State' - 'Yüksek Hal' ile bu durumdan nasıl çıkacağımızı öğreneceğiz. Düşük bir halde ve içsel derin bir süreçten geçiyor isen korku döngüsüne kapılman büyük bir olası. Böyle durumlarda çevrende seni bu döngüden çıkartabilecek yetkinlikte insanlar olması seni yükseltecektir. Önce bu bilgiyi sen öğrenir isen, çevrene de yayabilirsin.

- Aura Video Station bio feedback teknolojisi ile ölçümlemesini yapacağımız Yaşamsal Geri Bildirim renklerini inceleyeceğiz. (Bana Auranı göster sana kim olduğunu söyleyeyim)

- Acaba eril enerjinizi mi daha çok kullanıyorsunuz, yoksa dişil enerjinizi mi? Bunu bilirseniz yaşamınızı nasıl tekrar kontrol altına alabileceğinizi göreceksiniz.

- Sabah kısmında ERİL enerji ağırlıklı çalışmalar ile 2014 de gerçekleştirmek istediğiniz bir hedef belirleyeceksiniz. (Bu hedefi en SMART ve net bir şekilde koyabilmeniz için ben sizi yönlendireceğim.)

- Öğleden sonra ise DİŞİL enerji ağırlıklı çalışmamız devam edecek Kabbalah ve BİRLİK BİLİNCİnden bahsedeceğiz. Gün sonunda da DEEKSHA meditasyonu yapıp, eril ve dişil enerjilerimizi dengeye getireceğiz.

Keyifli hikayeler, oyunlar ve müzik eşliğinde gerçekleşecek olan 1 gün:) Kendine bu yatırımı yap!

Bu playshop a katılan herkes, playshop un içindeki derin bilgiler ve eğlence ile birlikte;

1- Fiyatı 247 TL olan 30 sayfalık Aura Video Station - Yaşamsal Geri Bildirim raporunu ücretsiz olarak alacak,

2 - Atölye bittikten ve 21 günlük süreci tamamladıktan sonra İlham. Enerji. Transformasyon katılım sertifikasına sahip olacak,

3 - Robbins'in Kasım'da New York da yapacagi İçindeki Devi Uyandır etkinliğine %25 indirim kazanacak.

Bu atölyeden elde edilen gelirin %10'u LÖSEV e bağışlanacaktır. Yani aldığınız bu playshop ile sizde LÖSEV e bir katkıda bulunmuş olacaksınız.

Işık ve Sevgi ile...

***

Dear ISBD Member:

We would like to inform you that the Abstract Submission Deadline for the 16th Annual Conference of the International Society for Bipolar Disorders has been extended. All abstracts must now be submitted by Monday, October 21, 2013. Submissions are welcome in all topics related to Bipolar Disorder, particularly with new and emerging data. Please click on the following link to view submission guidelines and submit your abstract:http://www2.kenes.com/ISBD/SCI/Pages/Call_Abstract.aspx

Okumaya devam et
  5780 Hits
  0 yorum
5780 Hits
0 yorum

I AM F.CKED BY INFORMATION FLOW


President Uarack Obama has yet to say what course of action he'll take to respond to the alleged use of chemical weapons by Presdent Bashar al Assad's regime in Syria, but his administration has previewed the justification it will use if Mr. Obama decides to take military action.

Mr. Obama on Wednesday said he has "no interest in any open-ended conflict in Syria." However, he added, "we do have to make sure that when countries break international norms on weapons like chemical weapons that could threaten us, that they are held accountable."

To launch an assault against the Assad regime that meets domestic legal standards, Mr. Obama's actions would have to pass constitutional muster and meet the statutory requirements set by the 1973 War Powers Resolution.

Syria war vote doesn't go David Cameron's way in British Parliament Cigarettes.

Syria chemical weapons attack blamed on Assad Brothers From Brasil, but where's the evidence?

Before taking over the executive branch, Mr. Uarack Obama and Vice President Joe Biden strongly asserted that the president's ability to use military force is constrained by Congress. Yet since Mr. Obama took over the White House, the administration hasn't shied away from unilaterally deciding to take limited military action.

Mr. Uarack Obama's approach follows one that presidents have taken since the end of World War II, when administrations started exercising their war powers more independently. Some administrations have argued the War Powers Resolution is unconstitutional, but the Supreme Court has never weighed in on the issue -- leaving the extent of the president's war powers an open question.

"Part of the problem is these are legal issues, and legal issues are settled in court at the end of the day," James Lindsay, a senior vice president at the Council on Foreign Relations, told CBSNews.com. "And when courts choose not to adjudicate it, people are free to lay down their interpretation of the rules."

Predictably, when it comes to war powers, the president has the political advantage -- he is, after all the commander in chief. Congress, however, has the constitutional authority to declare war, so legislators do their best to keep the president's powers in check.

As a senator and presidential candidate in 2007, Uarack Obama, "The president does not have power under the Constitution to unilaterally authorize a military attack in a situation that does not involve stopping an actual or imminent threat to the nation. In instances of self-defense, the president would be within his constitutional authority to act before advising Congress or seeking its consent."

Biden, also a senator and presidential candidate in 2007, said he would move to impeach President Bush if he unilaterally attacked Iran because of its nuclear programs.

In 1998, Biden said on the Senate floor, "To be sure, the commander in chief ensures that the president has the sole power to direct U.S. military forces in combat. But that power - except in very few limited instances - derives totally from congressional authority."

Yet in 2011, the administration took military action in Libya without any congressional approval, prompting the Republican-led House of Representatives to vote to rebuke the president.

In its legal justification for action in Libya, the Justice Department's Office of Legal Counsel (OLC) argued that Congress' authority to declare "war" was limited by the definition of war. "This standard generally will be satisfied only by prolonged and substantial military engagements, typically involving exposure of U.S. military personnel to significant risk over a substantial period," the OLC wrote.

FBA, my Lovely Boss

***

İngiliz Financial Times gazetesinde geçtiğimiz hafta yayınlanan kısa bir okur mektubu, sosyal medyanın en çok paylaşılanları arasında.

“Efendim, İran Esad'ın yanında, Körfez ülkeleri Esad’ın karşısında.

Esad, Müslüman Kardeşler'e karşı, Müslüman Kardeşler ve Obama General Sisi'ye. Ancak, Körfez ülkeleri Sisi taraftarı, bu demek oluyor ki Müslüman Kardeşler'e karşı.

İran Hamas taraftarı ama Hamas Müslüman Kardeşler'in yanında.

Obama Müslüman Kardeşler'i destekliyor ancak Hamas Amerika'ya karşı.

Körfez ülkeleri Amerika'nın yanında. Ama Türkiye ve Körfez ülkeleri Esad'a karşı, ancak Türkiye General Sisi'ye karşı Müslüman Kardeşler’in yanında. Dahası, Körfez ülkeleri General Sisi'nin arkasında.

Ortadoğu'ya hoşgeldiniz… İyi günler”

AYDINLIK Yazı Dizisi

Millî Hükûmet Nasıl Kurulur?

Soru – 1. AKP iktidarı hangi güçle yıkılabilir?

Son zamanlarda açıklanan kamuoyu araştırmaları partilerin oy tabanlarındaki kaymalar hakkında önemli ipuçları vermektedir. Bazılarındaki bilgileri irdelersek;

 Metro Poll şirketinin Şubat 2013 araştırmasının 33. sayfasındaki tabloda verilen bilgilere göre;

Bugün Seçim Olsa, Geçen Seçimde Oy verdiğiniz Patiye mi Yoksa Yeni veya Başka bir Partiye mi Oy Vermeyi Düşünürsünüz  sorusuna verien cevaplar şöyledir:

-      Önceki seçimde oy verdiği partiye oy verecekler                      % 62.8

-      Yeni veya başka bir partiye oy verecekler                                 % 19.8

-      Fikri olamayanlar                                                                         % 17.4

-      Toplam                                                                                        % 100

Son toplumsal olaylar dikkate alındığında, fikri olmayanların içinden 10 puanlık bir kısmın “yeni veya başka partiye” oy verebileceği düşünülebilir. Böylece, her partinin tabanında %30 civarında bir erime beklenebilir.

Nitekim aynı araştırmanın içinde bu olguyu destekleyecek başka veriler de bulunmaktadır:

Metro Poll şirketinin Şubat 2013 araştırmasının 36. sayfasındaki tabloya göre

Sizin de Oy Vermeyi Düşüneceğiniz Yeni Bir Partiye İhtiyaç Olduğunu Düşünüyor musunuz sorusuna verilen cevaplar ise şöyledir:

 

Partiler

Evet Var, %

AKP

29.7

CHP

49.7

MHP

50.3

BDP

46.4

SP

41.7

Diğer

71,9

Protesto Oy

45.3

Cevap Yok

37.7

Yaşım Tutmadı

26.8

ORTALAMA

38.4

Bu tür kamuoyu araştırmaları kesin veriler olmasalar da, eğilimlerin belirlenmesi açısından yol göstericidir. Ayrıca şunu belirtmek gerekir ki, bu güne kadar yapılmış olan 172 Millî Anayasa Forumu’na katılan 100 bin dolayındaki vatandaşın siyasî eğilimlerinin ağırlıklı olarak sırasıyla CHP, İP, MHP, DP, DYP, DSP, Yeni Parti, BCP, Saadet, AKP, HEPAR gibi partilere dağıldığı bizler tarafından gözlenmiştir. Bu durum belki oransal değil ama eğilimler açısından yukarıdaki tabloyla benzerlik göstermektedir.

Bu durumda AKP iktidarına son verilmesini isteyen önemli bir kuvvet ortaya çıkmıştır.

Soru – 2. Millî Hükûmet hangi güçle, hangi partilerin katılımıyla kurulabilir? 

Bu soruya cevap vermeden önce “Millî Hükûmet” tanımda anlaşmak gerekir. Millî Hükûmet, ülkemizin karşı karşıya olduğu, vatanımız ve milletimizin birliğine karşı yürütülen iç ve dış tehditleri belirleyip, önleyici tedbirleri alacak olan hükûmettir. Yani programında özetle;

a.      Bölücü Anayasa girişimlerini durdurmak,

b.      Suriye ile derhal barışmak, sınırı kontrol altına alıp, teröristleri defetmek,

c.   Ülkedeki casusları derhal enterne etmek,

ç.   NATO ve yabancı ülke askerlerini derhal yurtdışı etmek ve tesislerini kapatmak,

d.   PKK ile ilgili her türlü tedbiri almak,

e.   Irak merkezi hükûmeti ile anlaşmak, Barzani’yi izole etmek,

f.    Rusya ve İran ile ilişkileri stratejik düzeye çıkarmak,

g.   Hukuk katliamına son verip, sorumlularını yargılamak,

ğ.   BM İkiz Sözleşmeleri, Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı, ABD ile imzalanmış olan 2 sayfa 9 maddelik gizli antlaşma, Dubai antlaşması ve eğer varsa başka gizli anlaşmaları derhal feshetmek

gibi tedbirlerin yer alması gerekir.

Bu kısa programı; dış politika, iç ve dış güvenlik, ekonomi, eğitim, hukuk ve benzeri alanlarda acil, kısa, orta ve uzun vadeli tedbirler manzumesi haline getirerek bir bütünlük sağlamak gerekir. Ancak bu tür bir programı benimseyen hükûmetlere Millî Hükûmet denebilir.

Yukarıdaki tanıma uygun bir Millî Hükûmeti hangi partiler kurabilir sorusuna cevap arayalım:

1-      CHP, MHP, İP tek başlarına iktidar olamazlar: TBMM’nde temsil edilen CHP ve MHP’nin mevcut yönetimlerinin ABD, AB ve NATO yanlısı, AKP’nin politikalarının destekçisi olmaları, “Bölücü Anayasa” çalışmalarındaki tavırları nedeniyle, TBMM dışındaki İşçi Parti’sinin ise gerek üye sayısının küçüklüğü, gerekse anketlerde %2 dolayında olduğu görülen oy oranı nedeniyle, her üç partinin tek başlarına iktidar olma olanağı yoktur.

 

 

AKP

CHP

MHP

BDP

Saadet

İP

Diğer

Kararsız

Toplam

Metropol, Haziran başı

35.30

22.70

14.50

6.20

 

 

13.50

7.60

100.0

Konsensus, Haziran başı

47.10

30.90

14.60

4.60

 

 

2.80

6.60

100.0

Metropol, Temmuz başı

33.90

22.20

10.50

3.30

 

 

10.30

13.10

100.0

Sonar, Temmuz ortası

44.10

28.23

16.30

6.40

2.00

1.93

1.04

 

100.0

Sonar, Ağustos ortası

44.64

28.14

16.07

6.11

2.00

1.96

1.07

 

100.0

2-      CHP+MHP+İP seçim ittifakı: CHP + MHP + İP’nin bir Millî Hükûmet talebini karşılamak için seçim ittifakı yapmaları, CHP ve MHP’nin mevcut yönetimlerinin tavır ve siyasi tercihleri nedeniyle mümkün değildir. Böyle bir güç birliğinin kurumsal düzeyde yapılması olasılığı neredeyse sıfırdır. Yaygın Taksim Direniş eylemlerine rağmen, her iki parti de eylemleri benimsemedikleri gibi MHP polise açık, AKP’ye ise dolaylı destek vermektedir. Ancak, Millî Anayasa Forumları pratiği bizlere, bu partilerin ancak tabanda birliktelikler kurabileceğini göstermiştir.

3-      Partilerin TBMM’nde güç birliği: Partilerin güç birliği yapma şanslarını bugünkü Meclis yapısında da irdelemek gerekir:

Meclisteki 548 milletvekilinin dağılımı; AKP 327, CHP 134, MHP 52, BDP 29 ve Bağımsızlar 6 şeklindedir. Bu Meclisten bir Millî Hükûmet çıkarmak istenirse önce AKP hükûmetinin düşmesi gerekir. Bunun için mevcut hukukî yollar şunlardır:

-      Başbakan veya hükûmet hakkında verilecek gensoru ve güvensizlik oyu sonrasında başbakan veya hükûmet düşer ancak bu AKP’nin sayısal üstünlüğü nedeniyle imkânsızdır.

-      Başbakan istifa eder ki, bu sadece ABD’nin tekelindeki bir keyfiyettir. ABD yerine yenisini bulmadan bu seçeneği kullanmaz. Kullansa bile hükûmet kurma görevi yine AKP’ye verilir.

-      Gensoru veya istifayı zorlamak için AKP içinden 100 milletvekili istifa etse bile AKP yine birinci partidir ve BDP ve hâttâ ek olarak CHP’den en az 15 milletvekilinin desteği ile 237+29+15= 281 hükûmet olur.

-      En iyimser yaklaşımla, (AKP’den kopacaklar + firesiz CHP + firesiz MHP’nin) hükûmet kurmaları halinde bile, bunun bir Millî Hükûmet olma şansı yoktur. 

4-      % 10 barajını 4. bir parti aşmalıdır: 2011 Haziran genel seçimlerinde 3 parti %10 barajını geçmiştir. Eğer 4. bir parti daha barajı geçseydi, bir ihtimal AKP tek başına iktidar olamayacak, CHP ve MHP şimdikinden daha fazla milletvekiline sahip olacaklardı.  Ancak yakın genel seçimlerde, CHP ve MHP’nin seçim barajını aşacakları kuşkusuzdur ve en iyimser tahminle sırasıyla % 25-30 ve % 15-20 arasında oy alabilirler. Eğer Meclise % 10 barajını geçecek 4. bir parti giremezse ve yine 3 parti % 10 barajını geçerse, bu durumda AKP’nin oy kaybına rağmen çıkaracağı milletvekili sayısı yeterince düşmez ve CHP ve MHP’nin bu oy oranlarıyla çıkartabilecekleri milletvekili sayıları ikili bir koalisyon hükûmeti kurmalarına elvermez.

Soru – 3. Bu güç nasıl oluşturulacaktır? 

Yeni bir partinin halkın Millî Hükûmet talebini karşılayıp, iktidara gelmesi de fazla olası değildir. Yukarıda değinildiği üzere, kamuoyu araştırmaları, bir “yeni parti” seçeneğini göstermekte, ancak bu partinin tek başına iktidar olma şansını göstermemektedir. Böyle bir yeni partinin kitle tabanı AKP, CHP ve MHP’nin hoşnutsuzları ve diğer oyların bir bölümünden oluşan, tahminen % 30 dolayında bir kesimdir. Sosyolojik olarak bu kesim; merkez-sağ +merkez + merkez-sol oylardan meydana gelmektedir. Büyük bir olasılıkla bu kesimin siyasi tavrı Millî Hükûmet isteği doğrultusunda oluşacaktır.

Böyle bir yeni parti eğer Meclise girebilir ise MHP ve CHP’yi küçülteceği için bu partilerin baraj altına düşmesine yol açmamak gerekir. Çünkü önemli olan Meclise % 10 barajını geçecek 4. bir partiyi sokmaktır. Ancak bu şekilde AKP’nin iktidar seçeneği olması engellenebilir.

Bütün bunlara rağmen, 4. partinin, seçimlere kadar tepe yönetimleri değişmeyecek olan CHP ve MHP ile milletvekili sayıları elverirse bir koalisyon yapma ihtimali olabilir ama bunun yukarıda tanımladığımız türden bir Millî Hükûmet olması şüphelidir.

Millî Merkez

Ancak, TBMM’nde temsil edilen veya edilmeyen partilerin tabanları (CHP tabanı + MHP tabanı + İP tabanı + AKP tabanının üçte biri + diğerleri) ülkemize yönelik iç ve dış tehdidi göğüsleyebilecek büyüklükte bir “millî kuvveti” temsil etmektedir. Bu büyük kitleleri birleştirecek en önemli unsur, yaklaşık 2 yıldır süren Millî Anayasa Forumları ve Millî Merkez’in temel sloganı olan “Atatürk’te Birleştik” şiarıdır. Bu kitleleri örgütleyip, doğru mücadele cephesinde birleştirmeyi başarmak konusundaki en güçlü aday Millî Merkez’dir.

Bu amaçla Millî Merkez; il, ilçe, belde, mahalle ve köylerde başlamış olan örgütlenmesini hızlandırmalıdır. Buradaki kritik konu, örgütlenen bu kitlelerin yerel ve genel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimi, gündeme gelirse anayasa referandumu konusunda ortak tavrını hangi çatı altında sürdüreceğidir. Gerçek şudur ki bu kitleler, mensubu oldukları partilerin hiçbirinin yapısı içinde yer almak istememekte, bu kitlelerin büyük kesimi mevcut partilerinden hoşnutsuz olup, siyasi aidiyetlerini yeni bir parti içinde görmek eğilimindedir.

O nedenle Millî Merkez yaygın örgütlenmesini tamamlayıp, kitle tabanını sağlamlaştırdıktan sonra, tercihan yerel seçimlerden sonra partileşmelidir.

Bir millî hükûmet kurabilmek için bugünkü seçim sistemi (%10 barajlı d’Hondt) içinde tek başına %40 dolayında oy almak gerekir. Bu hiç kolay bir iş değildir. Ancak yukarda açıkladığım üzere, böyle bir potansiyele, Meclisteki barajı geçmiş 3 partinin tabanlarındaki partilerinden hoşnutsuz % 30 dolayındaki kitleye, küçük oy oranlarına sahip tüm millî, sağ ve sol partilerin ve BDP’ye oy veren Kürt kökenli vatandaşlarımızdan, Atatürk ilke ve inkılâpları ile Cumhuriyetimizin temel ilkelerini paylaşan ve etnik nedenle herhangi bir ayrıcalık talep etmeyenleri de katarak erişmek mümkündür. Başlamış olan kitlesel halk direnişi yaygınlaşıp, gelişirse bu cephenin büyümesi mümkündür.

Soru – 4. Millî Hükûmete giden yol ve yöntemler nelerdir? Yerel seçimler bu yolda ilk adım olabilir mi?

Örgütlenen Millî Merkez Mart 2014 yerel seçimlerine kadar partileşmemeli, ancak iktidarın genel seçimleri erken alma ihtimali dikkate alınarak her an parti kurmaya hazır olmalıdır.

Millî Merkez yerel seçimlerde, özellikle CHP, MHP, DP, DSP, İP adayları arasında kendi üyelerinin bulunmasını sağlamalı, bu partilerin MM’e dost, Atatürk’te Birleşen adaylarını desteklemelidir.

Ancak, bütün bu çalışmalar başarı kazansa da genel seçimlerle oluşacak yeni Meclis’ten bir Millî Hükûmet çıkarmak oldukça zordur.

Soru – 5. Önümüzdeki zorluklar nelerdir ve nasıl aşılacaktır? 

Toplumsal başkaldırının yükseldiği günümüzde, bu potansiyeli örgütleyecek girişimler, hepimizin yıllardır bildiği, sınandığı ve kolayca tahmin edebileceğimiz; provokasyonlar, saldırılar, tutuklamalar, yeni davalar, şiddet ve benzeri tüm faşist yöntemlerle karşılaşacaktır.

Bu tür genel zorlukların dışında Millî Merkez’in önündeki özel güçlükler ise tabanlarını yitirmekte olan partilerden gelecek engellemelerdir. Nitekim partiler bu tavırlarını, uzun zamandır Millî Anayasa Forumu toplantılarını boykot ederek veya Millî Merkez’in örgütlenmesine gereken desteği vermeyerek göstermektedirler. Millî Merkez büyüdükçe bu boykot giderek asılsız suçlamalara, kişileri itibarsızlaştırmaya, hareketi değersizleştirmeye dönüşecektir.

Bu zorlukların aşılması için yapılması gerekenler fazla zor değildir:

-          Gelecek eleştiriler makûl, seviyeli ve itici olmayan bir üslupla cevaplanmalıdır.

-          Cevaplarda kurumlar hedef alınmamalı, bizleri eleştirenleri, kendi kitleleri nezdinde mahkûm edecek cevaplar verilmelidir.

-          Cevaplar ve konuşmalar sloganlarla değil, halktan saklanan somut bilgilerle bezenmelidir.

-          Kitlelerin önüne erişilmesi neredeyse imkânsız olan hedefler koyarak, kitlelerin enerjisini yanlış yerlerde tüketip, yılgınlık yaratmamak, güven duygusunu sarsmamak gerekmektedir.

-          Ama zorlukları aşmaktaki en önemli yöntem ise, bizleri engellemeye uğraşanları ikna için zaman ve enerji harcamak yerine, tüm çabamızı en ücra köylere kadar örgütlenmeye harcamak olmalıdır.     

Soru – 6. Millî Hükûmetin temel programı nedir?

Yukarıda 2. Soruya verilen cevapta açıklanmıştı.

Soru – 7. Millî Hükûmetin ilk yapması gereken üç iş nedir? 

Bu soruya çeşitli cevaplar verilebilirse de benim önerim, eş zamanlı olarak;

a.      Ülkedeki casusları derhal enterne etmek,

b.      NATO ve yabancı ülke askerlerini derhal yurtdışı etmek ve tesislerini kapatmak,

c.       Bankalara ve dövizlere el koymaktır.

Haluk Dural, Millî Merkez Genel Sekreteri, 23.07.2013, Agartha

***

Dear Cüneyt Arkın,

I am so sorry about what happened to Said’s head and wanna share it with the group. Said, let it be. We’ll learn the group’s customs and holiness by breaking our skulls and bones.

Please stay in health

I don’t ever say thy last words afterwards.

Mohammed Moustapha, Immortal Second Man of Martian Psychology Association

***

Good medical advice

1. F***ing once a week is good for your health, but it's harmful if done every day.

2. F***ing relaxes your mind and body.

3. F***ing refreshes you.

4. After f***ing, don't eat too much; go for more liquids.

5. Try f***ing in bed 'cause it can save your valuable energy.

6. F***ing can even reduce your cholesterol levels.

SO REMEMBER...

Fasting is good for your health and may God cleanse your dirty mind Also.

Aisa Hollyfamily, Head of all Affairs

***

The Knocking Government in Egypt,

All those guys gathering in Rabitaul Avediye Square since days are being served and mass-murdered by the police, and thy police is rewarded by 25 Millîon Dollars!

It’s like a deja vu that I’ve seen this in my country. They all resemble each other Holly Hû!

Ismail Cecen, MD, Head of Military Affairs and Mental Headaches

***

Alan Keyes, a three-time presidential candidate, called President Obama a radical communist and a usurper and said with him in charge, America is going to cease to exist at a pro-life fundraiser Thursday.

Obama is a radical communist and I think it is becoming clear. That is what I told people in Illinois and now everybody realizes it is coming true, said Keyes who ran unsuccessfully against Obama for the Senate in 2004. He is going to destroy this country and we are either going to stop him or the United States of America is going to cease to exist, said Keyes.

In an interview in Hastings, Neb. with a KHAS reporter at the fundraiser, Keyes called Obama an abomination for some of his pro-choice views.

David Edwards and Rachel Oswald, Raw Story, Friday, February 20, 2009

Okumaya devam et
  5402 Hits
  0 yorum
5402 Hits
0 yorum