Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

YENİ BİR PSİKOTERAPİ YAKLAŞIMI: SEZGİ ODAKLI AKILCI TERAPİ

Psikoterapi, bireylerin duygusal ve davranışsal ve davranışsal sorunlarının çözümünü, ruh sağlıklarının geliştirilmesi ve korunmasını amaçlayan tekniklerin genel adıdır. Psikoterapi her zaman sadece tek tek bireyleri konu almaz, zaman zaman incelenen tüm bir ailenin etkileşimsel meseleleri, zaman zamansa incelenen bir çiftin birbiriyle olan ilişkisindeki bazı sorunların ruh sağlığı temelindeki kökleri olabilir. Ruh-zihin sağlığına dair sorunların psikolojik, toplumsal veya bedensel boyutları olabilir.

Terapi kelimesinin kökeninin Tarabya ile akraba olduğunu da hatırlatalım…

Terim psiko ve terapi formlarından oluşur ki, psiko Yunanca “psukhē” ruh yâni zihinden, terapi ise gene Yunanca therapeia” yâni iyileştirmeden” türemiştir.

Psikoterapi, daha olgun ve uygun bir ruhsal denge sağlamak amacı doğrultusunda zihinsel ve duygusal bozukluk gösteren hastalarla düşünce ve duygu alışverişi kurularak yürütülen bir tedavi bilim ve sanatıdır. Psikiyatrlar, Klinik Psikologlar, Psikolojik Danışmanlar ve Sosyal Hizmet Uzmanları psikoterapi yaparlar.

Çok genel bir başlık altında söylemek gerekirse, duygusal çatışmaları çözümleyen, bu çatışmalardan doğan kaygı (anksiyete) ve gerginlikleri (tension), çökkünlükleri (depresyon vs.) azaltan, psişik intibak (uyum) düzeyini artıran, kişilerarası ilişkileri daha olgunlaştıran bütün teknik ve yöntemlere psikoterapi denilebilir.

Psikoterapi sürecinde terapist ile danışan arasında kurulan ilişki temel alınarak danışanın yaşadığı sorunlar üzerinde çalışılır. Sadece psikolojik rahatsızlık yaşayan kişiler değil, hayatının herhangi bir alanında tıkanıklık yaşadığını hisseden ve yaşamını daha anlamlı bir şekilde sürdürmek isteyen herkes psikoterapi sürecine girebilir. Psikoterapi, terapistin danışan adına neyin doğru olduğuna karar vermesi yâhut nasıl değişeceğini söylemesi değildir. Psikoterapist kendi kuramsal bilgilerini ve uygulama becerilerini kullanarak; danışanın kendisini tanıması, hayatına dair farkındalıklar yaşaması, daha sağlıklı ilişkiler kurması ve yeni çözüm yolları geliştirebilmesi için danışana ışık tutar.

Yâni, aslında her terapi, sonuç olarak, telkine (eğindirime: suggestion) dayanır.

Psikoterapi Türleri

Bütüncül Psikoterapi: Bütün psikoterapi tekniklerinin hangi hastaya ne zaman uygulanacağını ve bütünü izah etmeye yönelik bu terapi yöntemi farklı teknikleri entegre etmeyi sağlar. Esneklik sağlayan bu model evrensel uygulamalar için de uygundur ve pratiktir.

Dinamik Psikoterapi: Dinamik psikoterapi, yapı taşı olarak Freud’un klasik Dürtü Kuramı ve sonrasında da, Ego Psikolojisi, Nesne İlişkileri, Kendilik Psikolojisi gibi diğer dinamik ekollerle devam etmiştir. Bu ekoller; psikopatolojilerin temelinde kişinin 0-6 yaş arasındaki dönemde yaşadıklarının olduğunu savunur ve Hipnoz, Serbest Çağrışım ve rüyalar yoluyla bunları irdeler (Doksat R, Hipnotizma, Yağmur Yayınları, Kader Basımevi İstanbul 1962). Klasik Psikanalizden çok daha delile-dayalı olarak işe yaradığı gösterilmiştir. 

Bilişsel Psikoterapi: Bilginin işlenmesi sürecinde; temel kabullerdeki hatalardan kaynaklanan işlevi olmayan şematik kavramlar, zamanla olumsuz otomatik düşüncelere dönüşür. Sonuçta ortaya çıkan düşünsel, duygulanım ve davranış bozukluklarının tedavisi, bilişsel psikoterapinin alanına girmektedir. Kognitif Terapi olarak da adlandırılmaktadır.

Şema Terapisi, düşünsel duygulanımcı davranış terapisi de bilişsel terapiden kaynaklanmıştır (Jeffrey Young 1990; H. Alp Karaosmanoğlu, Nihan Azizlerli, Yayına hazırlayan: Cem Çobanlı 2013).

Davranışçı Psikoterapi: Davranışta otomatik modelleme gibi öğrenmeler sonucunda ortaya çıkan bozukluklarda; duyarsızlaştırma, ödüllendirme gibi çeşitli teknikler yoluyla davranış değişikliği veya davranışın frekansında azalma gibi sonuçlar sağlamaya yönelik terapilerdir (Aaron Beck ve Seligman).

Varoluşçu Psikoterapi: Varoluşçu psikoterapi de önemli olan şimdi ve burada kavramlarıdır. Varoluşçular var olma yolunda kişinin en çok üzerinde durduğu 5 soruyu temel alarak bunlar yoluyla psikoterapiyi yapılandırmışlardır

Sistemik Psikoterapi: Palo Alto’dan Paul Watzlawick ve arkadaşlarının 1970’lerde geliştirdiği, matematik sistem teorileri, iletişim teorileri ve aile dizin çalışmalarının temelini oluşturduğu, 10-15 seans süreli ve bir ekip tarafından uygulanan psikoterapi yöntemidir.

Geştalt Psikoterapi Yaklaşımı: 1940’lı yıllarda Fritz Perls, Laura Perls ve Paul Goodman tarafından geliştirilmiş bir psikoterapi yaklaşımıdır. Geştalt kelimesi Almanca’da kendine özgü bir bütünlüğü olan şekil, örüntü anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım, her bireyin, doğuştan var olan potansiyellerini açığa çıkarabilme dürtüsüne sahip olduğu görüşünü benimser. Bireyin kendi özelliklerini ve potansiyelini fark edip, buna sahip çıkabilmesini ve kendisini gerçekleştirmesini amaçlar. Meselâ benin çalışmasında da bu model geçerlidir ve 100 milyarlık bu "ıslak sünger: wetware" gibi yapıdaki bütün yapılar figür-fon ilişkisinde vazife görür. Sıkarsanız eğer, tabii ki sembolik olarak, Gama Amino Bütirik Asid gibi bastırıcı ve Aspartat-Glutamat gibi arttırıcı sistemler arasında bir faaliyet vardır. Serotonin (5 HT), Noradrenalin (NA) ve Dopamin (DA) ancak pek az bulunur. Asetil Kolin (Ach) ise korteksten mezolimbikokortal sisteme kadar her yerde mevcuttur)

Psikoterapi Uygulayıcıları

Günümüzde, özellikle Klasik Analitik Psikoterapi denince, hemen önüne gelen herkesin, belli ve çok da pahalı bir eğitimden sonra ancak öğrenebildiği ve genellikle de fazla işe yaramayan bir yaklaşım anlaşılmaktadır. Freud ve arkadaşlarının geliştirdiği bu çağdaş dinin günümüzde pek çok mezheplere büründüğü de gerçektir: Melanie Klein’cılar (iyi meme-kötü meme gibi)… Bunlara Birinci Dalga Terapileri deniyor (Doksat MK, Psikanaliz Yanılgısı, Alter Yayıncılık, 2014; Doksat NG, Anne Babalar İçin Başucu Kitabı: Kusursuz Ebeveynlik Mümkün mü, Sigma Publishing 2014; Textbook of Psychoanalysis, Glen O. Gabbart, Bonnie E. Litowiz, Paul Williams, Washington, DC, 2012).

Transakiyonel Analiz, Oyun Terapisi, bilhassa çocuklarda çok kullanılan Özel Eğitim Terapisi gibi uygulamalar da ülkemizde geliştirilmiştir ver hepsi de hocaların yardımıyla ancak öğrenilebilen şeylerdir.

Bilişsel - Davranışçı: Klinik uygulamalar ve gözlemler psikoterapi süreci içinde, bilişsel-davranışçı yöntemlerin bir arada kullanılmasının etkin sonuçlar ortaya çıkarttığını görünür olarak göstermektedir. Günümüzde sıklıkla bu iki yöntem bir arada kullanılmaktadır (Aaaron Beck ve Seligman).

Davranışı değiştirince biliş (cognition), bilişi değiştirince de davranış (behavior) değişiyor ve bunlar son on senelerin yaklaşımları aslında…

Bahailik’ten esinlenerek kurulan Pozitif Psikoterapi gibi dinsel kökenli yaklaşımlar bizde de mevcut ve derin meditasyon içerisindeyken akla gelen şeylerin farkındalığının sağlanarak, özel bir farkındalık temin ediliyor bu sayede (Rukiye Hayran ve arkadaşları)

Spiritual Psycologhy (Ruhanî psikoloji) gibi teknikler ise bilhassa ABD’de pek yaygındır ve İsa’nın kanının nasıl olup da şaraba dönüşmesi gibi pek ilginç şeylerle uğraşılar ve dergileri de vardır (Javad Nurbaksh 1926: Bir tarikat lideri ve İranlı).

Öte yandan, çok da atlandığını düşündüğümüz bir yön daha var…

C. G. Jung, Derinlikler Psikolojisi Okulunu kurarken, insanoğlunun başlıca bilgi kaynakları arasında şunları saymıştı:

-Hissetme (sensing)

-Feeling (duyumsama)

-Thinking (düşünme)

-Intuition (sezgi)

Günümüzdeki psikoterapilerin tamamı 400’ü geçmekte olup, hepsi de sonuç olarak telkine dayanan uygulamalardır.

Aralarında Özel Farkındalık Terapisi (Mindfullnes Thehapy) gibi terapiler ise 3. Dalga olarak anılıyor (bizde Kültegin Ögel ilgilenmekte).

Meselâ Beethoven’in 5. Senfonisini öylece dinlemek başka, bahsedilen şeyin aslında merhumun sağır olacağını fark ettiği zaman bestelenmiş olduğunu idrak etmek çok farklı.

Çok atlandığını düşündüğümüz bir başka yöntem var ki, onu da biz gündeme getirdik.

Sezgiler, akılcı ve çizgisel düşüncenin ürünü olmayan, tamamen bilinçdışında çalışan ve birisinin başkasını gördü an devreye giren, kişinin özgür iradesini de kullanmaksızın derhâl bir şeyleri kavrayıvermek, anlayıvermek ve bu sayede bilinç süzgecinden geçmekten çok önce devreye giren bilgi edinme yollarıdır. Sezgi daha ilk görüşmenin ilk anlarında devreye girer ve belki de en güvenilir bilgi kaynağını oluşturur.

Tabii ki Sezgi ile Sezinlemeyi (antipication) de ayırmak gerekir. İkincisi bir Ego Savunma Mekanizması iken, birincisi tamamen doğal bir süreçtir ve daha hayatın ilk dönemlerinde (belki intra-uterin fazda yâni doğum öncesinde) dahi mevcuttur.

Bilindiği gibi, ana rahmindeki çocuk daha beşinci aydan itibaren görmeye ve işitmeye başlıyor ve beyni de gereğinden fazla sinir hücresiyle (nöron) ve gliayla (tutkal) zamk bağlantılarıyla dünyaya gelir ve bunlar sinaptik budama ve apoptoz denen programlı kayıplarla azalır.

Örneğin yeni doğan bebeğin annesini tanıması, onun sütüne yönelmesi ve derhâl tanıması gibi eylemler de, hem evrimsel kökenli, hem de psişede derhâl devreye giren yaşantılar olarak bugüne kadar pek dikkate alınmamış literatüre göre.

İşte, hem Sezgilerin, hem de Rasyonel (Akılcı) düşüncenin beraberce ele alındığı ve bu sayede de diğer bilgi kaynaklarının süratle aşılarak, doğrudan bilgiye ulaşıldığı yeni bir yönteme gerek var.

Biz bu yöntemi POLİMED’de uygulamaya başladık. Hastalarımızı yahut danışanlarımızı önce bir koltuğa oturtup, karşı karşıya konuşarak bildiğiniz anamnezi alıyoruz ve önce bir teşhise varıyoruz kabaca…

Daha sonra da hafifçe transa geçmelerini ve meditasyon içerisinde kendilerinden geçmelerini sağlıyoruz. Tabii ki insanların hepsi hipnoza uygun değil (yaklaşık %7 ilâ %14) ama bunu uygulayarak, daha ilk seanstan itibaren, çoğunluğu bilinçdışında, ekserisi ise bilinçte olan sevgilerini anlatmalarını veya not etmelerini –eğer ev ödevi olacaksa) tavsiye ediyoruz. Gene de en iyi uygulama özel muayenehanede oluyor ve hasta / danışan bize bunları kolayca anlatıp, bir rapport (tam terapötik açılma) ve Allience (Terapötik İttifak) kurabiliyor.

Transa giren hasta (ne kadar girebilirse, bazen de bilinci tam açık olarak ve göz göze bakışarak), bize bu ilk izlenimler de diyebileceğimiz sezgilerini anlatıyor. İsterse kendisi veya biz de bunları not olarak saklayabiliyoruz.

Arzu edenlerin seansları da kaydedilebilir ama bu genellikle etik kabul edilmez. Gerçi pek çok hipnoz ve terapi yönteminin kaydedildiğini de farkındayız ama aslında bunlar pek doğru şeyler sayılmaz ama eğitim amacıyla tabii ki Youtube, Daily-Motion gibi mecralara yüklenebilir… Mevcut da!

Daha sonra bu sezgiler üzerinde tartışıyor ve hasta için özel, bizim için ise pek değerli olan bu ilk izlenimleri tedavide kullanıyoruz.

Sezgi ne bir Ego Savunması, ne de bilinçli bir süreç ve daha doğumla beraber devreye girerek, bebeğin kendi annesinin memesini tercih etmesi, ona yönelmesi gibi süreçler başlayabilmekte bu sayede.

Hastanın uzanması veya yatması hiç şart değil. İster yatıp anlatsın, isterse oturarak bahsetsin, hiç fark etmiyor.

Sâdece loş ışıkta ve karşılıklı konuşarak bu bilgileri öğreniyoruz. Tabii ki ileri derecede Zekâ Özürlülerde ve Gelişimsel Bozukluğu olanlarda (Pervasize Developmental Disorders), ağır şizofreni hastalarında, işbirliği kurmaktan kaçınan kişilerde çok dikkatlice kullanmak gerekir.

Sınırda (Borderline) Kişilik de bir sorun oluşturabilir ama şâhit bulundurma, kayıt yapma gibi yöntemlerle bu da aşılabilir.

Bunların not alınması ve belki de en basit hâttâ birincil bilgi kaynağı olan Sezgilerin öğrenilmesi, tedavinin daha ileri aşamaları için de iyi bir rehber ve kaynak oluyor.

Grup terapisi şeklinde de tatbik edilebilirse de, mahremiyet açısından, terapist, gözlemci psikolog ve diğer hekim gibi azami üç kişi tarafından uygulanması en doğrusu.

İlk seanslarda yeterinde transa gir(e)meyenlere, birer Mantra (Om bara ubda hum gibi), ortaklaşa bilinçdışından yaşantıları çıkarıp alabilecekleri mâlzeme sunuyor ve her hipnozda olduğu gibi, evde de kendilerini transa sokmalarını temin ederek seanslara devam edilebiliyor.

Sezgilerin önemine ilk değinen Jung olmakla beraber, Merhum Ayhan Songar’ın Sinir Sistemi Fizyolojisi kitabında bundan ve “Parapsikolojik fenomenlerin Şuur Anlayışı Bakımından Önemi”; 708-871) paranormal fenomenlerden de Rahmetli Pederim Recep Doksat bahsetmişti. Gene Merhum Eniştem Toygar Akman aynı kitaptaki “Modern Fiziğin Getirdiği Realiteler ve Şuur Problemi” bölümünü de yazmıştı (age. 872-939; Songar A, İstanbul. Kader Matbaası, İstanbul 1959).

Buralarda hem sibernetik, hem de akıl almaz boyuttaki telekinezi, telepati ve benzeri fenomenler yazılmıştır.

Bu eserler ancak sahaflardaki birkaç dükkândan ulaşabiliyorsunuz.

Bilindiği gibi, psikiyatriye ve psikolojiye “tanrı” mefhumunu ilk katan kişi, o da aslen hemen hiç kiliseye girmemiş olmasına rağmen, C. G. Jung’dur (26 Temmuz 1875 – 6 Haziran 1961). O bunu bir arketip olarak görmüş ve geçirdiği psikotik ataklardan bilhassa ikincisinde ise Tanrı’yı görmüş ve onunla konuşmuştu.

Youtube’da ağzındaki piposuyla bunu açıkça söylediğini görebilirsiniz.

Neslim’le geliştirdiğimiz bu yaklaşıma biz Akılcı Sezgisel Terapi (Rasyonel Intuitive Therapy) ismini koyduk ve ilk denemeler oldukça başarılı.

Tabii, işbirliği, empati ve tarafsızlık ilkelerinin korunması ve “önce zarar vermeme” düsturu da çok önemli

Bugüne kadar uyguladığımız bütün vakalar memnun.

Bildiğimiz kadarıyla, böyle bir tedavi (terapi) yöntemini ilk biz geliştirmiş oluyoruz.

Mehmet Kerem Doksat, Neslim G. Doksat – 13.02.2015 – Tarabya – Umutlu Günler 

Okumaya devam et
  3953 Hits
  0 yorum
3953 Hits
0 yorum

SEX ADDICTION or IZMIR DEPENDENCY

 

I am really very sorry for using Americanish again, forgive me for this sin but it’s still the only way 2 be worldwide famous and charming without charity.

Smyrna or Izmir is an abusive and attracting hermaphrodite and my coccyx is really dicking my frontal lobes in order to make decision.

This causes ah high degree of ambivalence and ambitandance; and I either run as an Arabic horse (ḥiṣān ʿarabī) or stop like a frozen tarla faresi Microtus arvalis.

We came here in the Business Class, watching and listening prayer of Prophet Mohammad on the video, which caused a little epidemic among the travelers. The Gavures were panicking because they have Islamophobia, the seculars are panicking because of Faiz Lobby, and the True Believers were panicking because they didn’t know what this is!

Laikçi Diaspora like us was trying 2 get out of the plane for picking up flowers so that we would survive.

The pilot was panicking because he confused the route: Bagdad, Kudüs (sometimes called as Jerusalem, which is a misnomer) or bombing the worst firavun Esed Ased!

Since my first message, I became a very Façonabble top secret agent of CIA, FBI, MOSSAD, Her Majesty’s Top Gun and so 10.

I knew everything taaa from the beginning. I knew that FB would loose and get lost. Even Peşkir kulaklarına inanamadı (could not believe that he had ears)!

For example, the wedding saloon with no telephone number and nobody knows was full of ice cubes from nature called dolu and the ceremony was postponed 2 today.

I hope like Pope that everything went Fine and Divine with "washing feet fetish"!

Today we turned back 2 İstanbul in economy class and drinking our national beverage.

Let me explain in simple terms of abuse like pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis

***

A member of my family dismissed me from his loyalty and began to think whenever I was in. He is a true Terminatore, not like Sherminatore.

Anybody he calls “my friend” or “mother” or “farter” or “brother” or “enemy” suffers from severe debilitating en debil/devil formatting diseases like cancer or COLD of any kind.

His father broke the vacuum cleaner on his back and passed away from still controversial fatalities; the main reason was the pansexual activities he observed. In the later years, beginning to scroll down to dementia, he tried to seduce young boys available passed away suddenly.

His best friend who shared all the causalities jumped from the fifth floor's balcony, why he died is still a mystery.

His mother had Hodgkin’s lymphoma but since he could not finish the university because “a professor taktı very much”, she survived; after that she wanted 2 see his mürüvvet (marriage) which would be a disaster like mortgage. She saw and let herself go, because she couldn’t stand anymore!

Allah’tan ki (by Thy Lord’s wish) his wife was a real aristocrat with high morality end never left him; although he did everything to deserve this.

He was in Norwegian Airways, all the planes crashed on the ground and first the company, than the country bankrupted after he just separated because of separation anxiety.

He opened the very first underground tourism firm but they were all so firm that, because going to kebabpçıs (Turkish chargrills) and drinking national drinks, nobody was in the office! This was a World and Turkish record in this area of conflict!

He jumped into an aşk-ı memnû (forbidden love) with his partner. She was married of course and her husband threatened him to murder if he did not give everything 2 his wife. He was deadly horrified and I took him to a policeman friend of mine to use a gun but the only time he fired with his eyes closed and hands shivering, he shot his lovely dog!

Remember, the previous Lord could not handle this and died. He also was a friend f Him.

 

He sold everything an opened a video hiring holding but the place and client choice was wrong. He bankrupted of course and borrowed much money from me which was dropping from outer space 2 my mouth from pigeon miscarriage victims. His aunt had his very first heart problem. After 2 years he died completely, and his wife, also his older sister passed away arka arkaya!

Just after that he entered the computer business. The only computer he was able to sell was of course to me, my good luck! It never worked well and every time I visited the office, the real Hugo Boss was absent. I asked “brother, am I your only customer” and was embarrassed with a confirming head movement and affect. His partner disappeared for ever and nobody knows what he did or did not!

After this disaster, they moved to an underground flat, cohabitating with Miki Mouse, scorpions and members all kind of animal, flora and mushrooms. This indeed enhanced their immunity.

The laws would not forgive his smuggling; because of his pathetic condition, a well-known journalist helped him from going 2 prisons.

They divorced in order to keep his wife’s security but he was saying “this is my salvation, God’s present, hi ho” etc.

I always visited him and gave cash money many times.

Okumaya devam et
  6634 Hits
  0 yorum
6634 Hits
0 yorum

PSİKANALİZ YANILGISI-5

Önce yorumsuz olarak http://www.psikeistanbul.org/default.asp?PG=TRANA adresinden kopyalayıp pastalayacağım (ufak Türkçe ve imlâ tashihleri yapacağım), huyum kurusun…


Hem Musa ikamesi hem de Ateist ama Yahudi.

***

Psikanaliz Nedir?

Psikanaliz ruhsallığın değişik boyut, süreç ve katmanlarını inceleyen bir bilim dalı; ruhsal soru, sorun, arayış ve bozukluklar konusunda etkili bir tedavi tekniğidir.

Psikanaliz Nasıl Doğdu?

Psikanalizin yaratılması ve yukarıdaki özelliklere sahip bir disiplin olarak kuruluşu Viyanalı Doktor Sigmund Freud tarafından gerçekleştirilmiştir. Sigmund Freud 1890’lardan 1939’daki ölümüne kadar psikanaliz üzerinde kuramsal ve teknik çalışmalarını sürdürmüştür. Bu süre boyunca psikanaliz bilimi sürekli bir evrim ve gelişme kaydetmiştir. Bu gelişim ve değişim, Freud’un ölümünden sonra onun bıraktığı bu çok değerli mirası sorumlulukla üstlenen ve Freud’un sağlam bir şekilde yerleştirdiği geleneğe sâhip çıkan psikanalist kuşakları tarafından da sürdürülmüştür. Bunun sonucunda bugün bir asrı aşkın bir süredir insanlığın hizmetinde araştırmayı, yaratmayı ve sağaltmayı sürdüren ve bunları sınanmış yerleşik standartlarla gerçekleştiren bir psikanaliz disiplini vücuda gelmiştir.

Psikanaliz Tedavisi Nasıl Bir Tekniktir ve Neleri İçerir?

Psikanalist ve onun analizinden geçen kişi (analizan) haftada en az üç kez olmak üzere seans gerçekleştirirler. Seanslarda analizan divanda uzanır. Psikanalist onun görüş açısının dışında bir yerde oturur. 45 dakika süren seanslarda analizanın tüm zihninden geçenleri, bir sınırlama, sansürleme ve gizleme olmadan “serbest çağrışım” şeklinde anlatması beklenir. Bu çağrışımlar psikanalitik çalışmanın malzemesidirler. Psikanalist ve analizanı bu çağrışımlarda ortaya çıkanlar üzerine beraberce çalışırlar. Bu etkinlik en genel anlamıyla bir yorumlama çalışmasıdır.

Psikanalizin öngördüğü ruhsallık modeline göre, insan zihni bilinçli, yarı-bilinçli ve bilinçdışı katmanlardan oluşur. Ruhsal sorunların önemli bir kısmı bilinçdışında bulunan çatışmalardan kaynaklanır. Bu çatışmaların bilinçdışında tutuluyor olması, onların savunmalarla bilinçten dışarıya atılmasıdır. Analizan divanda serbest çağrışımla konuştukça, bilinçli katmandan gelen düşünce, duygu ve imgeler kadar, yarı-bilinçlilikte belirmeye başlayan belli bâzı çağrışımlar da dikkat çekmeye başlar. Bunlar bilinçdışında tutulanların türevleridir.

Bu türevlerin kendilerini ifâde etmesine olanak sağlayan ortam psikanalizin sürekliliği ve yoğunluğu, yâni arka arkaya çok sayıda ve sık aralıklı seans yapılmasıyla oluşur. Ayrıca çalışmanın toplam süresinin uzunluğu da unutulmamalıdır. Bu süre dört-beş yıl veya daha uzun zamanlardan oluşur. Bilinçdışının kendisini ifâde etmesine imkân sağlayan ortamın başka önemli özellikleri psikanalistin anonimitesi (kimliği ve kişiliğinin çok açık ortaya konmaması), nötralitesi (tarafsızlığı) ve analizanın çocuksu istek ve gereksinimlerini doyurmaması yâni perhiz ilkesidir. Bu özelliklerle belirlenen analitik ortamın sağladığı alanda ruhsallığının yarı-bilinçli ve dolayısıyla bilinçdışı malzemelerini, yaptığı şeyin bütünü ile farkında olmadan, ifade etmeye başlayan analizan, psikanalistin yorumlarının yardımı ile bilinçdışında tuttuklarına (özellikle çatışmasına) ve bunun sorunlarıyla olan bağlantısına içgörü kazanır.

Psikanaliz Tedavisiyle Kazanılanlar Nelerdir?

Okumaya devam et
  5465 Hits
  0 yorum
5465 Hits
0 yorum

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Bu son derecede tartışmalı diyagnostik kategoriyle ilgili olarak bilgi aktarmadan önce, bâzı temel taraflarımızı, davranışsal özelliklerimizi özetlemeliyiz. İnsan, kendisini meydana getiren natürel (doğal: tabiî), nurtürel (eğitim, öğretim, görgü vs.) ve kültürel girdilerin ortasında duran, üstelik de kendi farkındalığının farkında olan en mütekâmil varlık (malûm, türümüzün adı Homo sapiens sapiens, yâni Farkında olduğunun farkında olan adam).

Yâni kişiliği târif etmeden önce, onu meydana getiren bileşenleri iyi tanımak, hele bozukluğundan veya hastalığından bahsederken mutlaka bunları iyi tahlil etmek gerekir. İnsan biyo-psiko-sosyo-kültürel ve ontolojik bütünlük içerisindeki bir Geştalt'tır ve her birey eşsizdir. Kaynakça kısmını boş görenlere ise "lûtfen şaşırmayın" diyeceğim. Bunlar ders notları ve literal malûmata ulaşmak günümüzde artık çok kolay. On senelerin tecrübesi ve birikimiyle, tabii ki kitaplara da bakarak, bu ders notu hazırlanmıştır.

Okumaya devam et
  8034 Hits
  2 yorum
8034 Hits
2 yorum

PSİKANALİZ YANILGISI-2!

WILHELM REICH

ORGAZMA MEDYUN, KEŞİF VE İCAT MERAKLISI BİR ADAM

(24 Mart 1897 - 03 Kasım 1957) Avusturyalı-ABD’li psikiyatr ve Psikanalist olup, psikiyatri tarihinin en radikal isimlerden biridir.

Faşizmin Kitle Psikolojisi (The Mass Psychology of Fascism) ve Kişilik Çözümlemesi (Character Analysis) gibi çok bilinen ve dikkate değer kitapların yazarı (her iki kitap da 1933 yılında neşredilir), Sigmund Freud’un talebelerinden biridir. Jung ve Adler’in aksine, Freud’un cinsellikle ilgili tezlerini daha ilerilere götürmeye çalışmıştır.

Reich, 1920’lerde Freud’la birlikte çalışır. Hayatının büyük bölümünde hatırı sayılır bir analist olarak tanınır. Kişisel nevrotik semptomlar yerine karakter yapısına odaklanır. Ergenlik dönemi cinselliği, evlilik dışı cinsel ilişki, doğum kontrol hapı ve kürtaj yolu ile doğum kontrolü ve kadının ekonomik bağımsızlığını kazanması gibi önemli konulara önayak olur.

Çalışmaları, Saul Bellow, William Burroughs, Paul Edwards, Norman Mailer ve AS Neill gibi birçok entellektüeli etkiler ve ayrıca Fritz Perls’in Gestalt Terapisi, Alexander Lowen’in Biyo-enerjetik Analiz’i ve Arthur Janov’un İlksel Çığlık Terapisi (Primal Scream Therapy) gibi birçok akımı da etkiler.

Wilhelm Reich

Wilhelm Reich, hastalarda ortaya çıkan nevrozların fiziksel, cinsel, ekonomik ve sosyal şartlardan kaynaklı olduğunu savunarak Marksizm ile Psikanaliz’i bağdaştırmaya çalışır. Ruhsal hastalıkların tedavisinde cinselliği bir tedavi aracı olarak kullanır, başarı sağladığını iddia eder ancak gelen tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kalır. Hayatının sonraki dönemlerinde hem hayranlık duyulan hem eleştirilen tartışmalı bir kişi hâline gelir.

Orgazm esnasında yayılan ORGONE adını verdiği ve “çoğu insanın Tanrı dediği bir ilkel kozmik enerji keşfettiğini” söyler. Sağlıklı bir hayat için gerekli olduğunu düşündüğü bu enerjinin atmosferden toplanarak depolanması amacıyla telefon kulübesi boyutlarında olan Orgone Enerji Akümülatörü’nü icat eder. Nezle, iktidarsızlık ve kanser gibi hastalıkları tedavi ettiğini düşündüğü bu buluşu gazetelerde “seks kutuları” adıyla neşreder.


Orgone Energy Acumulator

Reich’in Hür Sekse Kavuşmuş Kadınları: http://www.guardian.co.uk/books/2011/jul/08/wilhelm-reich-free-love-orgasmatron

Wilhelm Reich’in ciddi bir psikiyatrik tablo (pek muhtemelen hem kişilik sorunu hem de psikotizm boyutu olan) içerisinde olduğunu anlamak için başka delile ihtiyaç var mı? Bakalım…

Kaçıncı Reich?

Hayatının sonraki dönemlerinde hem hayranlık duyulan hem eleştirilen tartışmalı bir figür hâline gelir.

Seans esnasında hastaya dokunarak veya hastaların içlerindeki orgaztik yeterliliğini (orgastic potency) geliştirmek amacıyla iç çamaşırlarıyla, hâttâ çırılçıplak hâlde seansa girmeye teşvik ederken Klâsik Psikanaliz’in bâzı tabularını da ihlâl eder.

Reich, 1933 yılı ocak ayında Hitler başbakan olduğunda, Almanya’dadır. 2 Mart 1933'te Völkischer Beobachter adlı Nazi gazetesi, Reich’in, Gençlerin Cinsel Mücadelesi (The Sexual Struggle of Youth) adlı kitabı hakkında şiddetli bir tenkit ve hücum yazısı neşreder. Bu yazı üzerine Reich derhal Viyana’ya, oradan İskandinavya’ya ve sonunda 1939’da Amerika Birleşik Devletleri’ne göçer.

mbed]

Hayat filmini biraz geri saralım…

Okumaya devam et
  11239 Hits
  4 yorum
11239 Hits
4 yorum