Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

TARİHİN ARKA ODASINA ne OLDU?

Keyifle geçirmeye gayret ettiğim ama olup bitenlere çok üzülerek yaratıcılığımı zorladığım bir sırada, biraz önce, önüme bir haber düştü.

7 sene önce evinde Neslim’le bana (ördekleri hiç unutmam) evinde mis gibi yemekler ikram eden Murat Bardakçı ile tanıştık. Bilgisayarının önünden kalkıp bizi kapıda gülümseyerek karşılamıştı.

Bunu bilirim ama bilmem, isteyen araştırabilir.

Uzunca bir sohbetten sonra da yemekler gelmişti. Benden Enver Paşa’nın ruh hali hakkında bilgi veya bir tahlil (analiz) istemişti.

Evi İstanbul Boğazı'na tepeden bakardı ve bize çok iyi ev sahipliği yapmıştı. İçkiyi de pek sevmez ama ikramını da esirgemezdi. İthal ördekler enfes, sohbet muazzezdi ama o artık epey öncede kaldı…

Aradaki dönemde e-mailler veya telefonla haberleştik; Okan Bayülgen’in programında malum konuda bana bilgi verdi.

***

Erhan Afyoncu (hiç karşılaşmadık) ve Murat Bardakçı hazırlayıp birlikte sundukları “Tarihin Arka Odası” programını bırakmışlar.

***

Habertürk TV’de Cumartesi günleri ekranlara gelen ünlü tarihçi Murat Bardakçı’nın tarihçi yazar Prof. Dr. Erhan Afyoncu’yla birlikte hazırladığı “Tarihin Arka Odası” programında çarpıcı bir gelişme yaşanmış. Programı hazırlayan iki isim de programdan ayrıldıklarını açıklamış.

ed]

***

Murat Bardakçı ile Erhan Afyoncu, hazırlayıp birlikte sundukları “Tarihin Arka Odası” programını bıraktı.

Haber bu!


Hem Murat, hem de hiç tanışamadığım ama kültür birikimine hayranlık duyduğum Erhan Afyoncu, birden programı yayınlamayı kesmişler. Bazen günde 3 saat, bazen de 8.5 saat süren canlı yayında o kadar güzel tartışmalar cereyan ediyordu ki, samimiyetle üzüldüm.

***

Hangi tarih programı, hem de tahmin ederim ki çok iyi reytingler toplayarak (bazen fazla uzatıyordu Murat. Hele Prof. Dr. Nurhan Atasoy’a (şu “karı” kelimesini taşıyan şiir gibi) yaptığı şakalar biraz fazlaya kaçıyordu; bilmem okuyucu ne der?

ed]

Murat’ın, bu programına Erol Sadi Erdinç, Pelin Batu, Selin Barlas, Zeynep Özkartal, Prof. Dr. Nurhan Atasoy, Büyük Bilim Adamı Prof. Dr. Celâl Şengör ve Erol Sayan da iştirak etmişti. Unuttuklarım alabilir tabii ki…

ed]

***

Satın Erol Sayan’la bir sosyal cemiyetin ödül töreninde, bir keresinde de – yanılmıyorsam- Levent Tenis Kulübü’nde, arkadaşlarıyla muhabbet etmeye geldiğinde tanışıp selamlaşmıştık. Bir cemiyette de ödül alırken, sahneden seyretmiştim. Türklük âşığıdır ve derslerinde “efendiii” diye gürlediği, hatayı pek affetmediği rivayet edilir. 600’e yakın makamı ezbere bilmek hiç kolay değildir!

ed]

İlber Hoca döktürüyor!

***

Paranormal Fenomenlere ve Astral Seyahate meraklı, Hipnotik Transa girdiğinde Atatürk’le konuştuğunu duyduğumuz, gayet milliyetçi ve çağdaş kafalı bir insandır. Tamburîdir. Avni Anıl ve Prof. Dr. Aleaddin Yavaşça ile aynı dönemdendir (hepsiyle tanışma şerefine nail oldum). Aleeddin Bey’le sohbet etmişliğim de vardır çocukken; çok özel ve zarif bir kişi olduğunu, Kadın Doğum Hastalıkları uzmanlığından daha ziyade, Profesör unvanını da pek kullanmayarak, Türk Musikisine iltifat ettiğini sonradan öğrenecektim.

***

Erol Bey’in hayat hikâyesi de çok hoş: Çankırı endüstri Meslek Lisesi mezunu, 1961’de Ankara Radyosu sanatçı sınavını kazanmış ve Dr. Recai Özdil’den aldığı armoni aldığı armoni bilgisini bestelerine uygulamıştır.

bed]

***

Bestekâr İsmail Baha Sürelsan’ın (onu da, vefatından önce ziyaret etmiştik. Antalya’ya yerleşmişti, epey yalnız ama pek mesuttu, tam bir milliyetperverdi ve vatan âşığıydı. Hem tek hem de çok sesli müzikle ilgili çalışmaları vardı).

mbed]

Hâlen Ankara’da yaşayan Bestekâr, Güftekâr ve Ressam Dayım Asım Yücesoy da ondan epey feyiz almıştı. İsmail Baha Sürelsan, seneler yıllar kendi evinde sürdürdüğü akademik müzik çalışmalarına iştirak etti. Türk müziğindeki çoksesliliğin, müziğimizde zaten var olan “niseb-i şerifeler” (şerefli oranlar) yoluyla geliştirilecek teknikle olabileceği üzerinde durdu ve bu konuda ciddi çalışmalar yapmıştı. Çalışmalarına 1954 yılında başladı. 1964 yılına kadar Erkek Teknik

Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerine teorik musiki dersleri vermiş ve temel bilgiler yanında koro çalışmalarını da devam ettirmişti.

***

Türkiye’nin ikinci üniversite korosunu ODTÜ’de (1967) kurdu. Bu yıllarda, Millî musikimizin ses sistemi, makamların oluşmasında kullanılan elemanlarla, makam ve formların anlatımı, vuruşlarda disiplin ve perde adlarının kolay anlaşılır hale getirilmesi ve usûl şifresi çalışmalarına ağırlık verdi.

***

Erol Sayan, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda repertuar, buna ek alarak göreve ek olarak da ODTÜ’de Türk Musikisi dersleri vermektedir. Bestekârın, 156’sı TRT repertuvarında olmak üzere, değişik form ve makamlarda 310 civarında eseri bulunmaktadır.

/embed]

Bilhassa Mâhur Makamındaki besteleri oldukça başarılı bulunmaktadır. 1985 yılında TRT'nin düzenlemiş olduğu beste yarışmasında Ömrümüzün Baharı Birlikte Geçsin adlı eseri ile birincilik kazanmıştır.

***

Sayın Metin Akpınar’la ilk tanıştığım ve Çok Yönlü Sanatçı Kürşat Başar’ın düzenlediği (sunuculuk, gurmelik, hattâ canlı müzik performansı dâhil; yemekler ve içki de pek güzeldi) programlar çok güzeldi...

***

Aysun Kayacı da, sapsarı saçları ve tarih konusundaki bilgisinden -Tarih tahsili yapıyordu o sıralarda- bize bir şeyler fısıldayarak sofradan bir yerlere yetişmek için ayrılmak zorunda kalmıştı.  

***

Kürşat Başar da ilginç bir geçmişle anılabilir; bir makalesinden alıntı:

“…bu dünya yabancıları sevmiyordu, bilim kurgu filmlerinde bile uzaydan gelenleri yok ediyorlardı…

Ben olsaydım ne yapardım? Hiç bilmiyorum. Zor bir soru olabilirdi o şartlar altında galiba sanırsam herhal.”

“Evvvet, Orta Doğu ve Balkanlar’ın en süpersonik insanları, bir yazı ile daha karşınızdayım.”

“İşten çıktım saat altı gibi, eve geldim. Dedim bir şeyler okuyayım. Sonra gittim, gözüme ince bir kitap kestirdim. Okumaya başladım. Sonra bir baktım ki kitap bitmiş! Aman Allah’ımmm! Zaman ne ara geçti hiç anlamadım.”

“…televizyon hep açık, bu tuhaf kutuyu biz yalnız insanların hayatından çekip alsalar dünya birbirine girerdi herhalde…”

Seviyorum Kürşat Başar’ın tarzını sanırım, bunu anladım. Daha önce Başucumda Müzik‘i okumuştum. O da çok hoşuma gitmişti.

Bu kitabı okurken de nasıl diyeyim, hımmm, sanki Esaretin Bedelini izler gibi okudum. Konu alakasız yalnız, demeye çalıştığım öyle sakin sakin, o kadar güzel ve akıcı gitti ki kitap, bittiğini bittiğinde anladım. Çok zekiyim sanırım, hep ondan oluyor bunlar. Bittiğini bittiğinde anlamışım, yuh! Ben de bir bıçakla gölgemi kessem, bu lanetli ruhtan kurtulabilir miyim?

Bunlar İnternette bulduğum yorumlar, aman kimse benim fikirlerim zannetmesin…

}[/embed]

***

Bu sofistike programda karşılaştığım ve canlı yayında yan yana oturduğumuz, Türk Musikisinin yaşayan az sayıdaki ustalarından biri olan İnci Çayırlı’nın da iştirak etmişti (kendisiyle birkaç kere canlı yayına çıkmıştık), o programa da son verilmiş sanırım!

"}[/embed]

***

İnci Hanım, merhum annem gibi, Çamlıca Kız Lisesi’ni bitirmiş. Bestekâr Dayısı Fahri Kopuz’un teşvikiyle müziğe başlamış ve 1953 senesinde de, gene annem gibi, Çamlıca kız Lisesi’ni bitirmiş. 1954 yılında Bestekâr Dayısı Fahri Kopuz’un teşvikiyle müziğe başlamış ve 1953’te İstanbul Belediye Konservatuarı’na girmiş. Folklor Tatbikat Topluluğu’nda Sâdi Yâver Ataman’ın yanında çalışmış.

***

Hâlâ oğlu Timur Selçuk’un sesinden hayranlıkla dinlediğimiz Minür Nurettin Selçuk’la (Beyoğlu’ndaki eğitim merkezine gitarımı da alıp birkaç kere uğramıştım; sanırım yanımda Kadim Arkadaşım Adil Nevresoğlu da vardı) çalışmış. Popüler müzikte de altın plak almış.

00"}[/embed]

Yorumlar Timur Bey'e ait. Babası Osmanlıydı, o devrimci ama ortak vasıf: Demokrat ve Atatürkçü!

1988’den itibaren İstanbul Teknik Üniversitesi’nde de öğretim üyeliği yapmış. İnci Çayırlı Hanım, bestekâr dayısı Fahri Kopuz’un teşvikiyle müziğe başlamış ve 1953’te İstanbul Belediye Konservatuarı’na girmiş. Folklor Tatbikat Topluluğu’nda Sâdi Yâver Ataman’ın asistanlığını yapmış. Minür Nurettin Selçuk'un yanında çalışmış (insan hiç Kalamış'ı) unutur mu? 

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Türk Müziği İcra Heyetinde şef yardımcısı olarak görev yapmış. Yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda konser vermiş. Popüler müzik plakları da yapan sanatçı bu alanda bir de altın plak sahibi...

***

1977 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda öğretim üyeliği yapmaya başlamış. 1977_1985 arasında İTÜ Türk Müziği Korosunu yönetmiş.

1988’den itibaren İTÜ Musiki Topluluğu'nun genel sanat yönetmenliğini üstlenmiş, 1990 senesinde Bursa Devlet Korosu kurucu şefliğine getirilmiş. 1995'e kadar da bu görevini yürütmüş.

***

Murat Bardakçı ile Erhan Afyoncu’nun yıllardır hazırladıkları Tarihin Arka Odası programında Osmanlı Kültürüne ilişkin birçok konu bugüne kadar gündeme taşınmıştı. Bir dönem de 8.5 saatlik canlı yayınıyla gündeme gelmişti.

***

Erol Sadi Erdinç, Pelin Batu, Serlin Barlas, Zeynep Özkartal, Nurhan Atasoy, İnci Çayırlı, Prof. Dr. İlber Ortaylı (onunla da yakinen tanışırız; tam bir münevverdir) … gibi isimlerin de zaman içinde katkıda bulunduğu programa son verilmiş.

Tarihçi ve Gazeteci, Entellektüel Murat Bardakçı ile sanırım evvelki sene Tarih Profesörü olan Erhan Afyoncu’nun yıllardır hazırladıkları ve Habertürk TV’de yayınlanan Tarihin Arka Odası programında Osmanlı Kültürüne ilişkin birçok konu bugüne kadar gündeme taşındı. Program bir dönem de 8.5 saatlik canlı yayınıyla gündeme gelmişti.

Erol Sadi Erdinç, Pelin Batu, Selin Barlas, Zeynep Özkartal, Nurhan Atasoy, İnci Çayırlı gibi isimlerin de zaman içinde katkıda bulunduğu programa son verilmiş.

***

Geçenlerde Erol Sayan Bey beni telefonla aradı ve aynen “seninle Astral Seyahat konusunda Murat’ın programına çıkalım mı” diye sordu.

Tabii ki efendim, memnuniyetle dedim” ve mutabık kaldık.

***

Üzüldüm, çünkü gerçekten çok eğitici ve öğretici bir programdı.

Kafamda şu sorular dönüyor:

-Murat’ın programa katılan hemen herkesle girdiği gereksiz polemikler, kimseyi ayırt etmeden sergilediği muziplikler (sanırım bir tek Celâl tam aksini yapmıştı) ve çok uzun süren, bazen sabaha kadar süren programların süresi mi?

***

Yoksa “yukarıdan” bir talimat mı geldi? Çünkü bazen çok fazla malumat veriyorlardı…

Neyse, illaki TV’ye çıkmak mı lâzım?

Erol Bey’i ve istediği herkesi, telefonunu öğrenirsem de İnci Hanım’ı davet edip, bizim balkonda ağırlarız.

Bu arada Levent Kırca da gitti; ulusalcı, Atatürk'çüydü ama azıcık yalnızmış, yorulmuş belli ki,..

,"height":"300"}[/embed]

Eğer kabul ederlerse de, kameraya kaydedip Youtube’a yükleriz.

Çok sevdiğim, Adana'dan manzaralar:

,"height":"300"}[/embed]

Herkese iyi bir hafta başı diliyorum.

Bundan sonraki yazılarımda “Pazartesi Sendromu”, psikiyatrik bozukluklar ve benzeri konularla aranızda olacağım.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 18 Ekim 2015 Pazar

Okumaya devam et
  3398 Hits
  0 yorum
Etiketler:
tarihin arka odası osmanlı tarihi ilber ortaylı enver paşa emperyalizm
3398 Hits
0 yorum

BEN NECİYİM?

Sevgili Mekâncılar,

Bakın çok kritik bir seçim yaklaşıyor ve gene büyük olaylar cereyan etmekte…


Bu işin böyle gitmeyeceğini, gidemeyeceğini ve eninde sonunda bir Millî Mutabakat Hükumeti kurularak, bu aziz vatanın sorunlarının ancak çözülebileceğini her ortamda yazdım, söyledim, duyurdum.


Bugün, kendimin ne olup olmadığımı bir özetlemek isterim, öncelikle bir Türk’üm ama safkan atlar gibi değil, Atatürk’ün tanımladığı şekilde: Kendimi Türk hissediyorum, hepsi bu.

Yoksa anneannem Çerkez’miş, Merhum Pederimin babası, yani büyükbabam Doksat’tan göç eden ve bir Türk’müş, anne tarafımdan (bir tevatüre göre) Arnavutluk da bulaşmış (emin değilim) vs.

Acaba dünyada saf ırk, etnik veya kültürel bir birlik kaldı mı ki?

Sanmam, belki Avustralya’da, Afrika’da veya diğer Kıt’alarda mevcuttur.

Bu bloğun ilk hâlinden bu yana fikirlerimde değişen bir şey de olmadı.

Hâlâ Türklüğümle gurur duyuyorum ama ırkçı olarak değil.

Dinlerin çoğunu tetkik ettim, sizlerle de paylaşıyorum zaman zaman. Hepsinde “ötekileştirme ve dışlama” var ve insan eliyle yazılmamış hiçbir metin yok!

***

Marks’ı sevdim, Bakunin’den hazzettim. Mao, Lenin, Brejnev kadar, Hitler, Mussolini ve İdi Âmin gibi liderlerden de hazzetmedim. Bunların hepsi de hastalıklı adamlardı.

Peyami Safa’dan, Necip Fâzıl’dan feyiz aldım ve Cemil Meriç’in sofrasını paylaştım.

Zamanında Halvetî Cerrahî Tekkesine gittiğim de oldu, bir sufiyle uzun uzun mektuplaştığım da, Ahmet Özhan’ı da tanıdım, Merhum Şeyhlerini de…

Çınar da hâlâ İzmir’de ama sanırım ya bana, ya da dünyaya küs. Açmıyor telefonunu. Uğur Dündar da artık orada ama telefonla ulaşamadım bir türlü, muhtemelen fazla dolaşıyorlar.

Komünist olamadım ama bir sosyal demokrasi düzeninin, yâni kimsenin diğerinin artık değerini sömüremeyeceği bir ütopyaya da hep inanmak istedim ama gelin görün ki, ne İslâm ülkelerinde, ne de dünyanın başka bir yerinde bu var, rastlayamadım.

***

Pek çok seyahat ettim, bu yakınlarda gene bir Almanya, yurt içinde de Mardin var ufukta. Oradaki Kadim Süryani Kilisesindeki dünyanın bilinen en eski İncil’ini elimle tuttum ve irkildim. Mistik bir hazdı hissettiğim, dinî değil. Kutsal olanla birleşme veya ona ulaşma gibi bir duyguydu.

Ama daha o zamanda bile PKK’lılar, bölgedeki Süryani azınlığa soykırım yapabilmek için katliam yapmaktaydılar…

Tekrar yaşamak görmek istiyorum oraları.

Belki de gene bir Diyarbakır, neden olmasın? Hâlâ arada bir belirtilerini yaşadığım Travma Sonrası Stres Bozukluğu belirtilerime de iyi gelir sanırım…

Orası hâlâ Türkiye Cumhuriyetinin sınırları içerisinde değil mi?

***

Neyse, epey genç yaşta evrimle tanıştım, o zaman çok daha popüler olan Tekâmül ile… Evimizde Fransızca olarak Darwin’in Türlerin Kökeni kitabı vardı ve lügat kullanarak bir şeyler anlamaya çalıştım ve paradigmamı daha Delikanlılık Çağını yaşarken keşfetmiştim. Düsturum EVRİM olacaktı.

Aslında daha Rahmetli Pederim’le yaptığımız seyahatlerde ve onunla katıldığımız pek çok panelde tekâmül konusunu tetkik edip, aramızda tartışmıştık.

Dostu ve Hocam Merhum Ayhan Songar’dan daha geniş ufku vardı. Ayhan Bey’in kitabında her şey anlatılır ama iş Darwin’e gelince, “sen git maymunlara bak, onun nesebini gör” diye kızardı. Ben de tahammül ve edeple sükût ederdim, öyle terbiye almıştık o zamanlar. Hoca denince sanki yarı-tanrı gibiydiler (onlar) ve ayağa kalkmamak, çanta taşımamak ve vizitte hazırda beklememek ayıptı.

...

Nedim Zenbilci zâten tam bir bilim adamıydı ve konunun aleyhinde tek kelime sarf ettiğini duymadım. Bilakis, bâzı Merkezî Sinir Sistemi tümörlerin “negatif evrimle” orta çıkabileceğini dahi düşünürdü. Politika ve gitar da onunla paylaştıklarımız arasındaydı. Eskiden araları gerginken, son dönemde araları sıcacık yerli kahve gibi olmuştu ve Peder, Nedim Hoca’ya göz dibi muayenesi için hasta yollardı; öğrenememişti bir türlü. Ben de inat edip çok iyi bellemişimdir konuyu ve hâlâ de icap ettiğinde bakarım.

Bir gün sormuştum: “Babacığım, neden bu tekâmül hep daha basitten daha mürekkebe (karmaşığa), neden ve niçin daha muhafazası kolay olandan, daha karmaşık ve anlaşılması güz, karmaşık, rafine ve bir o derecede de muhafazası güç olana cereyan etmiş ve etmekte” diye.

Bana “bunları bir kâğıda yaz, Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi ve Spor Enstitülerinde vereceğim konferanslarda bahsedeyim” diyebilecek kadar uzun görüşlüydü.

Sonra Aksel ve ekibiyle Kanyon Otelinde sırf Evrim tartıştık senelerce, nice konuk ve bilim adamı, konuk iştirak etti bunlara. Yer içer, sonra ciddiyetle konuk her kimse onu dinler, tatlılarımızı yerken de tartışırdı.

***

Celâl Bayar’ın Köşkü’ne girer çıkardım ama tanımadım yüz yüze. Neslihan da oradan koşar gelir, sohbet ederdik. 40 küsur senelik dostluk, dile kolay.

***

Turgut Özal askerdeyken kalkıp tek taraflı AB Antlaşması imzaladı, konfederasyondan bahsetti ve Papatyaları vardı.

Karısı da hayatta hâlen…

Fahri Korutürk’ü hiç tanımadım ama masaların altına gizlendiği anlatılırdı, herhâlde şüpheci bir tablo veya bunama hâli gelişmişti.

Kenan Evren konusunda kafam net artık: Kursağından haram lokma geçmemişti ama elinde Kur’ân’la dolaşarak bugünleri hazırları; vebali çoktur. Şahinkaya için iyi şeyler söylenmez…

Ben “hayır” reyi kullanmıştım hattâ. Ama işkence odalarında nasıl sağcıların solculara, solcuların da sağcılara işkence ettirildiklerini dün gibi hatırlarım. Alevileri Sünnilere, Sünnileri Alevilere düşürmüştü. Yâni barış bu yolla olamayacaktı, olmadı da!

İsmet İnönü Kürt kökenliydi ama namazını da kılan ve Atatürk’le azıcık itibar yarıştıran bir insandı.

Ne zaman ki Ulu Önder vefat etti, kendi suretini bastırttı paraların üzerine…

Abdullah Gül bir başka fenomen adamdı, sıyırdı kendini.

Bu seçimlerden koalisyon çıkacağı artık net!

Devletlû ve ekibini zor günler bekliyor.

***

Aradaki pek çok kimseyi geçiyorum…

Son dönemlerde ise Celâl Şengör, İlber Ortaylı, Selçuk Erez, Atâ Sakmar gibi hocalarla muhabbet etmekteyiz.

***

Celâl Ateist’tir ve 30.000 kitabı gözümle gördüm ben.

24 Mart 1955’te İstanbul’da doğmuş. 1973 yılında Robert Kolej’i bitirmiş. 1978’de State University of New York at Albany’den Jeolog olarak mezun olmuş ve aynı üniversiteden 1979’da yüksek lisansını bitirmiş.

1981’de İTÜ Maden Fakültesi Genel Jeoloji kürsüsünde asistan olarak görev yapmaya başlamış. 1982’de de State University of New York at Albany’den doktora almış.

1984 yılında Londra Jeoloji Cemiyeti’nin Başkanlık Ödülü’nü, 1986’da TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü aldı.

İngilizce, Türkçe, Almanca seller sular gibidir, diğerlerini tam bilemiyorum.

Aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalında Doçent oldu. 1988'de Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi’nden Şeref Bilim Doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) pâyesi aldı. Academia Europaea'ya 1990 yılında kabul edildi ve cemiyetin ilk Türk üyesi oldu. Aynı yıl Avusturya Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında ise Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. Yine 1991 yılında Kültür Bakanlığı’nın Bilgi Çağı Ödülünü kazandı.

1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı’nda profesörlüğe yükseltildi. 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi’nin en genç kurucu üyesi oldu ve Akademi konseyine seçildi. Aynı yıl TÜBİTAK Bilim Kurulu Üyesi oldu.

1994 yılında Rusya Doğa Bilimleri Akademisi üyeliğine, Fransız ve Amerikan Jeoloji Dernekleri şeref üyeliğine seçildi. Ayrıca kendisine Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı tarafından Rammal Madalyası verildi.

Şengör, 1997 yılında, Fransız Bilimler Akademisi tarafından yerbilimleri dalında büyük ödül (Lutaud Ödülü) ile taltif edildi. 1998 Mayıs ayı içerisinde, Collège de France'da misafir profesör olarak bir kürsü işgal etti. Burada “XIX. Yüzyılda Tektoniğin Gelişmesine Fransız Jeologlarının Katkısı” konulu bir ders verdi ve 28 Mayıs 1998'de Collège de France'ın madalyasını aldı. 1999’da, Londra Jeoloji Cemiyeti, kendisine Bigsby Madalyası'nı tevcih etti. 2000 yılının Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi yabancı üyeliğine seçilen ilk Türk oldu. Rus Bilimler Akademisi’ne Fuad Köprülü’den sonra seçilen ikinci Türk’tür. 

Ayrıca, 2013 yılında Leopoldina Doğa Araştırıcıları Akademisi üyeliğine seçilmiştir. Şengör, jeolojide bilhassa yapısal yerbilim ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile ün yapmıştır. Şerit kıt'aların dağ kuşaklarının yapısına etkisini ortaya koymuş ve Kimmer Kıt’ası adını verdiği bir şerit kıt’a keşfetmiştir. Orta Asya’nın jeolojik yapısını ortaya çıkarmış, Kıt’a-kıt’a çarpışmasının ön ülkeleri nasıl etkilediği meselesini çözmüştür.

Yücel Yılmaz ile birlikte, Levha tektoniği içinde Türkiye’nin yerini değerlendiren ve atıf klasiği hâline gelen bir makale yazmıştır. Jeoloji ve tektonik konularında 6 kitap, 175 bilimsel makale, 137 tebliğ özeti, pek çok popüler bilim makalesi, tarih ve felsefe ile ilgili de iki kitap ve 300’e yakın deneme yazısı yayınlamıştır.

86 ülkenin Bilimler Akademisine üye olan Şengör'ün yayınlanmış 1826 makalesi vardır ve bu makalelere 12658 atıf yapılmıştır. Bunların 1997-1998 yılları arasında Cumhuriyet Bilim Teknik dergisindeki “Zümrütten Akisler” köşesinde çıkmış olanları Yapı Kredi Yayınları tarafından 1999'da “Zümrütnâme” başlığı altında kitaplaştırılmıştır.

Fransa, İngiltere, Avusturya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde misafir öğretim üyesi olarak çalışmalarda bulunan Şengör, Collège de France dışında İngiltere'de Oxford (Royal Society Araştırıcı bursuyla), ABD'de California Institute of Technology (Moore Distinguished Scholar olarak) ve Avusturya'da Salzburg Lodron-Paris Üniversitesi’nde misafir profesörlük yapmıştır. Ayrıca pek çok uluslararası dergide editör, yardımcı editör ve yayın kurulu üyeliği yapmıştır ve yapmaktadır. Jeolojiye olan merakının nasıl başladığı, “Bir Bilim Adamının Serüveni” adlı kitapta (bende de mevcut, hem de ithaflı; gururla muhafaza ediyorum ve Asım’ın, Mozart’ın kafatasını ellemiş olduğunu oradan öğrendim),

Celâl’inben jeolojiyi küçük yaştan yâni Jules Verne’in Arzın Merkezine Seyahat kitabını okuduğum günden itibaren sevmeye başladım. Hemen arkasından Denizler Altında Yirmi Bin Fersah’ı okudum. Onu da okuduktan sonra kendi kendime, ‘Adam olmak demek, Jules Verne’in tarif ettiği gibi olmak demektir’ diye düşündüm. Bana jeolojiyi Jules Verne sevdirdi...” şeklindeki ifadeleriyle anlatılmıştır. Bir röportajında kendisine ait kütüphanesinde 30.000'in üzerinde kitabı olduğunu söylemiştir. Şengör 1986 yılında Oya Maltepe ile evlenmiştir. Tek çocuğu olan oğlu H. C. Asım Şengör 1989 yılında dünyaya gelmiştir. “Şengör Gayrimenkul Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” adlı bir şirketi de vardır.

Bizleri tanıştıran da, ortak dostumuz Dr. Ayhan Tokgöz’dür.

***

İlber Hoca’nın Hayat Hikâyesi de şöyle:

1969 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni ve Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin tarih bölümünü bitirdi. Viyana Üniversitesi Slavistik ve Orientalistik Bölümü’nde öğrenim gördü. Yüksek lisans çalışmasını Şikago Üniversitesi’nde Prof. Dr. Halil İnalcık ile yaptı. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde “Tanzimat Sonrası Mahallî İdareler” adlı tezi ile 1974 yılında Doktor, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfûzu” adlı çalışmasıyla 1979'da doçent oldu. 1982 yılında devletin akademik politikalarına tepki olarak görevinden istifa etti. Bu dönemde Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma, Münih, Strazburg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus Üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı, buralarda seminerler ve konferanslar verdi.

1989’da Türkiye'ye dönerek profesör oldu ve 1989-2002 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yaptı. Yerli ve yabancı bilimsel dergilerde 16. ile 19. Yüzyıllar arası Osmanlı  ve Rus tarihi ile ilgili makaleleri yayınlandı. 2002 yılında Galatasaray Üniversitesi’ne, iki yıl sonra ise Bilkent Üniversitesi’ne konuk öğretim üyesi olarak geçti. Şu anda Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Türk Hukuk Tarihi derslerini vermektedir.Galatasaray Üniversitesi Senato üyesidir. Ayrıca İlke Eğitim ve Sağlık Vakfı Kapadokya Meslek Yüksekokulu Mütevelli Heyeti üyesidir. 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı oldu. 7 yıl bu görevde kalan İlber Ortaylı, 2012 yılında yaş haddinden emekli oldu ve görevi Ayasofya Müzesi başkanı Haluk Dursun’a devretti. Ortaylı, Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyesi ile Avrupa İranoloji Cemiyeti ve Avusturya-Türk Bilimler Forumu üyesidir.

0","height":"300"}[/embed]

Tarih Vakfı ve Âfet İnan ailesinin işbirliğiyle iki yılda bir verilen Âfet İnan Tarih Araştırmaları Ödülü’nün 2004 yılındaki sahipleri Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın da içinde bulunduğu jüri tarafından belirlenmiştir. 2009 yılında İzmir Kitap Fuarı’na katılmıştır. Millî Saraylar Daire Başkanlığı’nın Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlediği “Vefatının 150. Yılında I. Abdülmecit ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu”’nda açılış ve kapanış oturumlarına katılmıştır.

Türkçe, ileri seviyede Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve Rusça; orta seviyede KırımTatarca, Slovakça, Rumence, Arapça, Farsça, Latince, İbranice, Antik Yunanca ve Yunanca bilmektedir.

Katıldığı bir televizyon programında bilgisayar kullanmadığını, başkalarının yanlış bilgilerle biyografisini yazdığını ve bundan büyük rahatsızlık duyduğunu dile getirmiştir.

Orta seviyede Sırpça, Hırvatça, Boşnakça, bildiği iddialarına, yine aynı televizyon programında bu üç dili bilmediğini sert bir dille yalanlamıştır.

Özel Hayatı

1981 yılında Mersin Eski Senatörü Dr. Talip Özdolay’ın kızı Ayşe Özdolay ile evlendi ve bu evlilikten Tuna adında bir kızı oldu. Daha sonra 1999 yılında eşinden boşandı.

Ortaylı, bilgisayar ve internet kullanmayı sevmemektedir. Herhangi bir sosyal medya sitesinde adına açılmış hesapların hiçbiri kendisinin değildir.İlber Ortaylı’nın ayrıca çocukluğundan beri büyük bir tutku ve özenle biriktirdiği minyatür otomobillerden oluşan büyük bir koleksiyonu vardır. 2004 yılında TRT 2’de başlayıp TRT Türk’te hafta sonları yayınlanan “İlber Ortaylı ile” adlı belgeseli sunmuştur.

NTV’de “İlber Ortaylı ile Tarih Dersleri” adında bir program yapmıştır. Bloomberg HT kanalında da “İlber Ortaylı ile Zaman Kaybolmaz” adlı bir program yapmıştır. Yeniden NTV’de 5 Kasım 2012 - 11 Mart 2013 arasında Gazeteci-Yazar Mehmet Barlas ile birlikte Her Zaman isimli bir tarih programı yapmıştır. 2000 yılından beri Pazar günleri Milliyet gazetesinde, aylık Atlas Tarih ve üç aylık Doğu Batı dergilerinde makaleler yazmaktadır. Bir dönem yayınlanan Popüler Tarih ve Tarih ve Toplum dergilerinde ve Habertürk gazetesinin Habertürk Tarih ekinde de makaleleri yayınlanmıştır. Hâlen Doğu Batı ve NTV Tarih dergilerinin danışma kurulu üyesidir. İlber Ortaylı, Milliyet Sanat’a verdiği bir röportajında, kitaplığında 30.000 civarında kitabı olduğunu ve bunların 5.000’ini Galatasaray Üniversitesi'ne bağışladığını ifade etmiştir.

Aldığı Ödüller

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Osmanlı Tarihinde Aile isimli eserinin yanı sıra, tarih alanında 1970’li yılların başlarından itibaren yaptığı çalışmaları, yayınladığı makaleler ve kitapları, tarih biliminin yaygınlaştırılması çabaları, tarihi her yaştan Türk insanına sevdirme konusundaki faaliyetleri, yurtdışındaki bilimsel etkinlikleri ve Türk tarihçiliğinin uluslararası alanda önemli bir ismi olması da göz önüne alınarak tarih dalında 2001 Aydın Doğan Ödülü'ne değer bulundu…2006 yılında İtalya’da Lazio bölge yönetiminin başlattığı ve her yıl devam etmesi öngörülen Akdeniz Festivali'nde, toplumsal ve kültürel tarih alanındaki “Avrupa ile Akdeniz arasında Lazio” ödülünün Prof. Dr. İlber Ortaylı'ya verilmesi uygun görülmüştür.

2007 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin imzasıyla Rusya Federasyonu tarafından Rus dilini ve kültürel mirasını yayan, ülkelerin ve halkların birbirlerine yaklaşmasını sağlayan kişilere verilen Puşkin Ödülü’ne Türkiye’den Ortaylı layık görülmüştür.

İlber Hoca’nın Türklerin Tarihi kitabında bir ibare mevcut: “Türkler olmadan bir dünya tarihi yazmak mümkün değil”.

İlber Hoca Müslümandır ama ortama göre yemesini de, içmesini de bilir ve olağanüstü hoş sohbetlidir.

Bakalım bu Haziran ayında bu Kare Ası bir araya getirip gene evimizde ağırlayabilecek miyiz?

***

Bu arada Işıl Ablam da iyi, Siyavuş toparladı, Birgül Anne pek sağlıklı değil.

Sevgili Doğan Canku ve Gülgûn Feyman’la da telefonlaştık, başarılar diledim.

Sayın Doğu Perinçek’le tam ilişki kuramadık (telefonu da, kendisi de çok meşgul belli ki). Dün İzmir’deki mitinglerine 10.000 kişi iştirak etmiş.

***

Kendimi şöyle tavsif veya tarif edebilirim:

Dinlere saygı duyan ama dindar olmayan,

Allah’a inanan ve Müslümanlığı bir aidiyet-mensubiyet göstergesi olarak gören,

İki kolu ve bacağı ile “Sağdan” feyiz alan ama kafası “Sola” dönük duran, Atatürk’ün anlattığı mânâda Nasyonalist, dünya görüşü olarak Merkez Sola yakın bir Sosyalizm anlayışını benimsemiş, inanç olarak da Panentesit bir kişiyim. Sağ vizyonla milliyetçi, sol söylemle de ulusalcıyım kısacası!

Komünist değilim ama komünist düşmanı hiç ama hiç değilim, olabileceğine inansan da benimserim de… Evrimde numunesi yok, eşyanın tabiatına aykırı!

Bakalım bu Bayram'da neler olacak, Sevgili Murat Akman ve Üstünballar, Yeşimler ve diğerleri…

Asım Dayım Ankara’da, İlkin Ağabeyim hasta mı ne, tam anlayamadım.

Hayat devam ediyor ve bizim Zeynep Hatun da eve geldi.

Evrimsel psikiyatri Temel Kitabı için her türlü katkıya açık olduğumu da tekrar hatırlatmak istiyorum.

TPD’nin bölüm yazarlığı sürüyor.

***

Sadun Boro vefat etmiş, çok üzüldüm.

tWLvd6c","width":"400","height":"300"}[/embed]

Tanışmıştık bir şekilde.

Allah rahmet eylesin.

Bir nev’i keşişti.

Hayırlı bir Cumartesi temennisiyle…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 06.06.2015

Okumaya devam et
  3376 Hits
  1 yorum
Etiketler:
vatan partisi uğur dündar seçim sadun boro recep tayyip erdoğan ilber ortaylı din celal şengör ateizm
3376 Hits
1 yorum

KUR'ÂN ve EVRİM

İSLÂM’DA EVRİM (KUR’ÂN KÖKENLİ)

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün Meali (Türkçe Çeviri) Yeni Boyut İstanbul 1993

Bakara Sûresi (2/79):

28. Allah’a nasıl nankörlük ediyorsunuz siz?

Siz ölülerdiniz. O sizi diriltti, bizi yine yine öldürecek ve diriltecektir (Reenkarnasyon)?

Nihayet O’na döndürüleceksiniz.


Ey İsrailoğulları! Size lûtfettiğim nimeti, sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

56. Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.

65. Yemin olsun, içinizden Cumartesi gününde azgınlık yapanları siz bilirsiniz. Onlara şöyle dedik: “Aşağılık maymunlar oluverin.” (MKD: Metempsikoz: tenasüh; nedense, İsrailoğullarına buralarda çok çatılmıştır. Hâlbuki Araplar da, Yahudiler de akraba ve Samidir.

embed]

Hep böyle idi Yaşar Hoca...

73. Şöyle dedik: “Kesilen ineğin bir parçasıyla diriltilen adama vurun.” İşte böyle diriltir Allah ölüleri... (MKD: Reenkarnasyon?)

117: Gökleri ve yeri, güzelliklerle donatarak yaratan Bedî’ O’dur (eşi ve benzeri olmayan, mükemmel bir şeyi icat eden. Cenâbı Hak Yani, garip, eşsiz ve görülüp işitilmemiş. Sözün güzel olması usûl ve akaidinden bahseden ilim, Estetik).

Yâni Kutsal Kitabımızda estetik de ön plânda tutulmuş (MKD)...

154. Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyiniz. (Ölümsüzlük)

155. Yemin olsun ki sizi korku, açlık; mallardan-canlardan-meyvelerden eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. (MKD: Sınav?)

169. Hiç kuşkusuz O, size, kötülük, çirkinlik/düzensizlik ve pislik emreder. Ve size, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi buyurur durur.

173. Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah’tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. (MKD: Çok yiyen var, ne olacak)?

Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

178: Ey inananlar, size sas yazılmıştır (öç alma)... MKDHristiyan şeriatından fark ama çok da kan dökülmemiş mi, âdeta fışkırmıyor mu?

228: Allah Azîz’dirHakîm’dir (bilge).

257: Allah kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim’le (A-Brahman: Kadim Mısır).

Bakara Sûresi (2/79):

28. Allah’a nasıl nankörlük ediyorsunuz siz?

Siz ölülerdiniz. O sizi diriltti, bizi yine yine öldürecek ve diriltecektir (Reenkarnasyon)?

Nihayet O’na döndürüleceksiniz (MKD: Etti üç)...

56. Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.

65. Yemin olsun, içinizden Cumartesi gününde azgınlık yapanları siz bilirsiniz. Onlara şöyle dedik: “Aşağılık maymunlar oluverin.” (MKD: Metempsikoz: tenasüh?).

73. Şöyle dedik: “Kesilen ineğin bir parçasıyla diriltilen adama vurun.” İşte böyle diriltir Allah ölüleri... (MKD: Reenkarnasyon?)

117: Gökleri ve yeri, güzelliklerle donatarak yaratan Bedî’ O’dur (eşi ve benzeri olmayan, mükemmel bir şeyi icat eden. Cenâbı Hak Yani, garip, eşsiz ve görülüp işitilmemiş. Sözün güzel olması usûl ve akaidinden bahseden ilim, Estetik).

Yâni Kutsal Kitabımızda estetik de ön plânda tutulmuş (MKD)...

154. Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyiniz. (Ölümsüzlük)!

155. Yemin olsun ki sizi korku, açlık; mallardan-canlardan-meyvelerden eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. (MKD: Sınav)

169. Hiç kuşkusuz O, size, kötülük, çirkinlik/düzensizlik ve pislik emreder. Ve size, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi buyurur durur.

173. Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah’tan başkası adına kesileni haram kılmıştırMKD: Çok yiyen var, ne olacak?

Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

178: Ey inananlar, size kısas yazılmıştır (öç alma)... MKDHristiyan şeriatından fark ama çok da kan dökülmemiş mi, âdeta fışkırmıyor mu?

228: Allah Azîz’dirHakîm’dir (bilge).

257: Allah kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim’le (A-Brahman: Kadim Mısır) çekişeni görmedi mi?

Âmin de aslında Amon-Ra veya Akheneton'dan gelir (MKD). Yâni kadim bir firavunun ismidir ve bütün Semavî dinlere bir şekilde girmiştir ve ilk tek-tanrılı dinin kurucusudur bu zat...

258: Allah, kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim’le çekişeni görmedin mi? İbrahim şöyle buyurmuştu: “Benim Rabbim odur ki, hayat verir ve öldürür.” O da şöyle demişti: hayat verir ve öldürür.

259: Ya şu kişi gibisini görmedin mi?

Çatıları çökmüş, duvarları-damlaları yere inmiş ve bir kente uğramıştı da, şöyle demişti: Allah şûrayı ölümünden sonra şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak? Bunun üzerine Allah, o kişiyi, yüz senelik bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti (MKD: reenkarnasyon).

266: Herhangi biriniz ister mi ki; altından ırmaklar akan, içinde her tür meyvesi olan, hurmalardan, üzümlerden oluşmuş bir bahçesi bulunsun, kendisinin biçâre yavruları da olsun ve bu hâldeyken üstüne ihtiyarlık çöksün. Tam o sırada alevli bir bora isabet etsin de (nükleer savaş veya benzeri?), bahçe baştan başa yansın. Allah size âyetleri işte bu şekilde açıklıyor ki, inceden inceye ve derinden derdine düşünebilesiniz.

... “Ey iman sâhipleri, Allah’tan korkun” MKD: ceza!

Korkun o günden ki, onda Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese hakkı tam olarak verilecektir (MKDÖdül).

***

Âli İmran Suresi (3/94)

---- Sana kitap indiren odur: Tevrat ve İncil. (MKDZebur'un Eski Ahit'te ve Yeni Ahit'te bulunduğu düşünülür)?

7. Bir kısım âyet müteşâbih (teşbih kabilinden), bir kısmı ise muhkemdir. Kitabın anası da onlardır: (MKD: Sağlam kılınmış, kuvvetli, değiştirilmesi mümkün olmayan).

İman eden sâlih kullarına ve Cennet verilecektir (Sonsuz Saadet). Tevili ancak O bilir.

15. De ki: Bu sayılanların daha iyisini size haber vereyim mi? Sakınıp korunanlar için, Rableri katında, altlarından nehirler akan, içinde sürekli olarak kalacakları Cennetleri katında altlarından nehirler akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’tan verilecektir.

Allah, Âdem’iNûh’uİbrahim Ailesiniİmran Ailesini ıstıfa (ayıklama) ile seçip, âlemlere üstün kılmıştır.

35. Hani İmran’ın Karısı şöyle demişti: Rabbim, karnımdakini hür bir şekilde sana adadım. Onu benden kabûl et. Kuşkusuz sen, evet sen, her şeyi bilensin.

36. Onu doğurunca –Allah onun ne doğurduğunu bildiği hâlde,- şöyle dedi: “Rabbim, onu kız olarak doğurdum ve erkek, kız gibi değil. Adını Meryem koydum. Adını Meryem koydum onun. Onu ve soyunu, kovulmuş Şeytandan sana sığınıyorum”.

38. Zekeriyya (MKD: temiz, hâlis, kadın ve erkek adı), Mihrapta onun yanına geldiğinde, orada bir rızık bulur ve sorardı: “Meryem, bu sana nereden geldi”?

Meryem de "Bu Allah katındandır, çünkü Allah dilediğini dilediğince rızıklandırır der. MKD: Ödül. Kur'ân'da adı geçen tek kadın "seçilmiştir"...

49. Onu, Beniisrail’de şöyle konuşarak resûl yapacak:  Şu gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim.

Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde bir şey yapar, ona üflerim de Allah’ın izniyle kuş oluverir. Ben kötüyü ve abrâşı (alacalı, benekli at, vücudunda sam lekesi bulunan) Beyaz ve kırmızı iyileştirir, ölüleri diriltirim. (MKD: Metempsikoz: Tenasüh?).

83. Hâlâ Allah’ın dininden gayrısını mı arıyorlar? Oysaki göklerdeki (semâdaki) şuûrlular da, ister istemez, O’na teslim olmuşlardır ve yalnız O’na döndürüleceklerdir (MKD: Uzaylılar/Melekler?).

84: De ki: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’eİsmail’eİshak’aYakub’a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa’yaİsa’ya ve torunlarına indirilmiş olana,  Mûsa’yaİsa’yaYakub’a ve diğer nebîlere (Kur'ân'da zikredilen elçilere)  Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirisini ötekilerden ayırmayız.

110. Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiyi-güzeli emredersiniz. Allah’a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için elbette hayır olurdu... (MKD: Işid vs)?

163. Onlar, Allah katında derece derecedirler (hiyerarşi).

180. Allah’ın lûtfundan kendilerine verdiği şeyde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğu zannetmesinler. Allah her şeyi bilir ve Kıyamet günü bire tasma gibi boyunlarına dolanacaktır (Cezai müeyyide).

185: Her Nefis Ölümü Tadacaktır. Müstahak olduğunuz size bir biçimde mutlaka verilecektir. İğreti ve sefih hayat sâdece aldatıcıdır.

Yemin osun ki mallarınızdan ve canlarınızdan imtihan edileceksiniz.

187. Allah, kendilerine bir kitap verilenlerden şu yolla mîsak (sürme, sevk-etme) almıştı: “Onu mutlaka açık seçik bildireceksiniz, onu saklamayacaksınız.

191. Aklı ve gönlü işletenler onlardır ki, otururken, her pozisyonda (kısaltma MKD) Derin derin düşünürler: “Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin. Ateş azabından koru bizi... Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında tefekkür ederler: Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Şânın yücedir senin, ateş azâbından koru bizi”. (MKDNükleer Savaş)?

***

NİSA Sûresi (4/98)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...

1. Ey canlılar, Sizi bir tek canlıdan yaratan, odan onun eşini de vücuda getiren ve o ikisinden pek çok kadınlar ve erkekler üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının (MKD: Evrim).

15. Homoseksüeller kadın erkek fark etmiyor pek) eğer dört şâhitle bu ayan beyan olursa (MKD: aradan ip geçirme âdeti folkloru gibi), onlara eziyet edin. Eğer tövbe ederlerse bundan vazgeçin. Allah Tevvâb'dır (kullarının  tövbesini kabûl eden).

MKD: Yâni Rabbimiz çok merhametli ama Homoseksüellere karşı pek acımasız, bu mealden çıkan bu; fakıyr sâdece elçi ve bana zevâl olmamalı.

34: Karınız lâf dinlemezse, onu önce yataktan mahrum kılın, sonra da evden veya bulundukları yerden çıkarıp dövün! MKD: Yorum okuyucunundur!

43. Sarhoşken ve cünupken namaza duraktan kaçının... Ayılınca sorun yok!

28. Allah’a nasıl nankörlük ediyorsunuz siz? Siz ölülerdiniz. O sizi diriltti, bizi yine yine öldürecek ve diriltecektir (Reenkarnasyon)?

Nihayet O’na döndürüleceksiniz.

Ey İsrailoğulları! Size lûtfettiğim nimeti, sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

56. Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.

65. Yemin olsun, içinizden Cumartesi gününde azgınlık yapanları siz bilirsiniz. Onlara şöyle dedik: “Aşağılık maymunlar oluverin.” (MKD: Metempsikoz: tenasüh).

73. Şöyle dedik: “Kesilen ineğin bir parçasıyla diriltilen adama vurun.” İşte böyle diriltir Allah ölüleri... (MKD: Reenkarnasyon?)

117: Gökleri ve yeri, güzelliklerle donatarak yaratan Bedî’ O’dur (eşi ve benzeri olmayan, mükemmel bir şeyi icat eden. Cenâbı Hak Yani, garip, eşsiz ve görülüp işitilmemiş. Sözün güzel olması usûl ve akaidinden bahseden ilim, Estetik).

Yâni Kutsal Kitabımızda estetik de ön plânda tutulmuş (MKD)...

154. Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyiniz. (Ölümsüzlük mitosu).

155. Yemin olsun ki sizi korku, açlık; mallardan-canlardan-meyvelerden eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. (MKD: Sınav)

169. Hiç kuşkusuz O, size, kötülük, çirkinlik/düzensizlik ve pislik emreder. Ve size, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi buyurur durur.

173. Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah’tan başkası adına kesileni haram kılmıştırMKD: Çok yiyen var, ne olacak; Müslümanlar arasında da?

Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

178: Ey inananlar, size sas yazılmıştır (öç alma)... MKDHristiyan şeriatından fark ama çok da kan dökülmemiş mi, âdeta fışkırmıyor mu?

228: Allah Azîz’dirHakîm’dir (bilge).

257: Allah kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim’le (A-Brahman: Kadim Mısır) çekişeni görmedi mi?

258: Allah, kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim’le çekişeni görmedin mi? İbrahim şöyle buyurmuştu: “Benim Rabbim odur ki, hayat verir ve öldürür.” O da şöyle demişti: hayat verir ve öldürür.

259: Ya şu kişi gibisini görmedin mi?

Çatıları çökmüş, duvarları-damlaları yere inmiş ve bir kente uğramıştı da, şöyle demişti: Allah şûrayı ölümünden sonra şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak? Bunun üzerine Allah, o kişiyi, yüz senelik bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti (reenkarnasyon).

266: Herhangi biriniz ister mi ki; altından ırmaklar akan, içinde her tür meyvesi olan, hurmalardan, üzümlerden oluşmuş bir bahçesi bulunsun, kendisinin biçâre yavruları da olsun ve bu hâldeyken üstüne ihtiyarlık çöksün. Tam o sırada alevli bir bora isabet etsin de (nükleer savaş veya benzeri?), bahçe baştanbaşa yansın. Allah size âyetleri işte bu şekilde açıklıyor ki, inceden inceye ve derinden derdine düşünebilesiniz. MKD: Öbür âlemdeki teselli...

Bu ırmaklarda da Kevser Şarapları akar (maddî ve manevî çokluk, kalabalık nesil, Cennet'teki havuz, âb-ı Kevser: kevser suyu, Şarâbı kevser: kevser şarâbı.

Yâni Cennet'te işret de, şehvet de câridir....

... “Ey iman sâhipleri, Allah’tan korkun” (MKD: ceza)!

Korkun o günden ki, onda Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese hakkı tam olarak verilecektir (Ödül).

***

Âli İmran Suresi (3/94)

---- Sana kitap indiren odur: Tevrat ve İncil. (MKDZebur)?

7. Bir kısım âyet müteşâbih (teşbih kabilinden), bir kısmı ise muhkemdir. Kitabın anası da onlardır: (MKD: Sağlam kılınmış, kuvvetli, değiştirilmesi mümkün olmayan).

İman eden sâlih kullarına ve Cennet verilecektir (Sonsuz Saadet). Tevili ancak O bilir.

15. De ki: Bu sayılanların daha iyisini size haber vereyim mi? Sakınıp korunanlar için, Rableri katında, altlarından nehirler akan, içinde sürekli olarak kalacakları Cennetleri katında altlarından nehirler akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’tan verilecektir.

Allah, Âdem’iNûh’uİbrahim Ailesiniİmran Ailesini ıstıfa (ayıklama) ile seçip, âlemlere üstün kılmıştır.

35. Hani İmran’ın Karısı şöyle demişti. Rabbim, karnımdakini hür bir şekilde sana adadım. Onu benden kabûl et. Kuşkusuz sen, evet sen, her şeyi bilensin.

36. Onu doğurunca –Allah onun ne doğurduğunu bildiği hâlde,- şöyle dedi: “Rabbim, onu kız olarak doğurdum ve erkek, kız gibi değil. Adını Meryem koydum onun. Onu ve soyunu, kovulmuş Şeytandan sana sığınıyorum”.

38. Zekeriyya, Mihrapta onun yanına geldiğinde, orada bir rızık bulur ve sorardı: “Meryem, bu sana nereden geldi”?

Meryem de” Bu Allah katındandır, çünkü Allah dilediğini dilediğince rızıklandırır. (Ödül).

49. Onu, Beniisrail’de şöyle konuşarak resûl yapacak:  Şu gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim.

Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde bir şey yapar, ona üflerim de Allah’ın izniyle kuş oluverir. Ben kötüyü ve abrâşı (alacalı, benekli at, vücudunda sam lekesi bulunan)Beyaz ve kırmızı iyileştirir, ölüleri diriltirim. (MKD: Metempsikoz: Tenasüh?).

83. Hâlâ Allah’ın dininden gayrısını mı arıyorlar? Oysaki göklerdeki (semâdaki) şuûrlular da, ister istemez, O’na teslim olmuşlardır ve yalnız O’na döndürüleceklerdir (Uzaylılar/Melekler?).

84: De ki: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’eİsmail’eİshak’aYakub’a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa’yaİsa’ya ve torunlarına indirilmiş olana, Mûsa’yaİsa’yaYakub’a ve diğer nebîlere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirisini ötekilerden ayırmayız.

110. Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiyi-güzeli emredersiniz. Allah’a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için elbette hayır olurdu... (MKD: Işid vs)?

163. Onlar, Allah katında derece derecedirler (MKD: hiyerarşi?).

180. Allah’ın lûtfundan kendilerine verdiği şeyde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğu zannetmesinler. Allah her şeyi bilir ve Kıyamet günü bire tasma gibi boyunlarına dolanacaktır (MKD: Cezai müeyyide).

185: Her Nefis Ölümü Tadacaktır. Müstahak olduğunuz size bir biçimde mutlaka verilecektir. İğreti ve sefih hayat sâdece aldatıcıdır.

Yemin osun ki mallarınızdan ve canlarınızdan imtihan edileceksiniz.

187. Allah, kendilerine bir kitap verilenlerden şu yolla mîsak (sürme, sevketme) almıştı: “Onu mutlaka açık seçik bildireceksiniz, onu saklamayacaksınız.

191. Aklı ve gönlü işletenler onlardır ki, otururken, her pozisyonda (kısaltma MKD) Derin derin düşünürler: “Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin. Ateş azabından koru bizi... Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında tefekkür ederler: Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Şânın yücedir senin, ateş azâbından koru bizi”. (MKDNükleer Savaş)?

***

NİSA Suresi (4/98)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...

1. Ey canlılar, Sizi bir tek canlıdan yaratan, odan onun eşini de vücuda getiren ve o ikisinden pek çok kadınlar ve erkekler üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının (MKD: Evrim).

15. Homoseksüeller kadın erkek fark etmiyor pek) eğer dört şâhitle bu ayan beyan olursa (MKD: aradan ip geçirme âdeti folkloru gibi), onlara eziyet edin. Eğer tövbe ederlerse bundan vazgeçin. Allah Tevvâb'dır (kullarının  tövbesini kabûl eden).

MKD: Yâni Rabbimiz çok merhametli ama Homoseksüellere karşı pek acımasız, bu mealden çıkan bu; fakıyr sâdece elçi ve bana zevâl olmamalı.

34: Karınız lâf dinlemezse, onu önce yataktan mahrum kılın, sonra da evden veya bulundukları yerden çıkarıp dövün!

43. Sarhoşken ve cünüpken (meni veya benzeri gelmişken) namaza yaklaşmayın. Su ile abdest alamazsanız, toprakla silinin) (teyemmüm). namaza yaklaşmayın. Su ile abdest alamazsanız, toprakla silinin) (teyemmüm) görmedi mi?

258: Allah, kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim’le çekişeni görmedin mi? İbrahim şöyle buyurmuştu: “Benim Rabbim odur ki, hayat verir ve öldürür.” O da şöyle demişti: hayat verir ve öldürür.

259: Ya şu kişi gibisini görmedin mi?

Çatıları çökmüş, duvarları-damlaları yere inmiş ve bir kente uğramıştı da, şöyle demişti: Allah şûrayı ölümünden sonra şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak? Bunun üzerine Allah, o kişiyi, yüz senelik bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti (MKD: reenkarnasyon?).

266: Herhangi biriniz ister mi ki; altından ırmaklar akan, içinde her tür meyvesi olan, hurmalardan, üzümlerden oluşmuş bir bahçesi bulunsun, kendisinin biçâre yavruları da olsun ve bu hâldeyken üstüne ihtiyarlık çöksün. Tam o sırada alevli bir bora isabet etsin de (MKD: nükleer savaş veya benzeri?), bahçe baştan başa yansın. Allah size âyetleri işte bu şekilde açıklıyor ki, inceden inceye ve derinden derdine düşünebilesiniz.

... “Ey iman sâhipleri, Allah’tan korkun” MKD: ceza!

Korkun o günden ki, onda Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese hakkı tam olarak verilecektir (Ödül).

***

Âli İmran Suresi (3/94)

---- Sana kitap indiren odur: Tevrat ve İncil. (MKDZebur nerede)?

7. Bir kısım âyet müteşâbih (teşbih kabilinden), bir kısmı ise muhkemdir. Kitabın anası da onlardır: (MKD: Sağlam kılınmış, kuvvetli, değiştirilmesi mümkün olmayan).

İman eden sâlih kullarına ve Cennet verilecektir (Sonsuz Saadet). Tevili ancak O bilir.

15. De ki: Bu sayılanların daha iyisini size haber vereyim mi? Sakınıp korunanlar için, Rableri katında, altlarından nehirler akan, içinde sürekli olarak kalacakları Cennetleri katında altlarından nehirler akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’tan verilecektir.

Allah, Âdem’iNûh’uİbrahim Ailesiniİmran Ailesini ıstıfa (ayıklama) ile seçip, âlemlere üstün kılmıştır.

35. Hani İmran’ın Karısı şöyle demişti. Rabbim, karnımdakini hür bir şekilde sana adadım. Onu benden kabûl et. Kuşkusuz sen, evet sen, her şeyi bilensin.

36. Onu doğurunca –Allah onun ne doğurduğunu bildiği hâlde,- şöyle dedi: “Rabbim, onu kız olarak doğurdum ve erkek, kız gibi değil. Adını Meryem koydum. Adını Meryem koydum onun. Onu ve soyunu, kovulmuş Şeytandan sana sığınıyorum”.

38. Zekeriyya, Mihrapta onun yanına geldiğinde, orada bir rızık bulur ve sorardı: “Meryem, bu sana nereden geldi”?

Meryem de” Bu Allah katındandır, çünkü Allah dilediğini dilediğince rızıklandırır. (Ödül).

49. Onu, Beniisrail’de şöyle konuşarak resûl yapacak:  Şu gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim.

Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde bir şey yapar, ona üflerim de Allah’ın izniyle kuş oluverir. Ben kötüyü ve abrâşı (alacalı, benekli at, vücudunda sam lekesi bulunan) Beyaz ve kırmızı iyileştirir, ölüleri diriltirim. (MKD: Hem reenkarnasyon, hem de Metempsikoz yâni Tenasüh?).

83. Hâlâ Allah’ın dininden gayrısını mı arıyorlar? Oysaki göklerdeki (semâdaki) şuûrlular da, ister istemez, O’na teslim olmuşlardır ve yalnız O’na döndürüleceklerdir (MKD: Uzaylılar/Melekler?).

84: De ki: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’eİsmail’eİshak’aYakub’a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa’yaİsa’ya ve torunlarına indirilmiş olana,  Mûsa’ya,  İsa’yaYakub’a ve diğer nebîlere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirisini ötekilerden ayırmayız.

110. Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiyi-güzeli emredersiniz. Allah’a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için elbette hayır olurdu... (MKD: Işid vs)?

163. Onlar, Allah katında derece derecedirler (hiyerarşi).

180. Allah’ın lûtfundan kendilerine verdiği şeyde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğu zannetmesinler. Allah her şeyi bilir ve Kıyamet günü bire tasma gibi boyunlarına dolanacaktır (Cezai müeyyide).

185: Her Nefs Ölümü Tadacaktır. Müstahak olduğunuz size bir biçimde mutlaka verilecektir. İğreti ve sefih hayat sâdece aldatıcıdır.

Yemin osun ki mallarınızdan ve canlarınızdan imtihan edileceksiniz.

187. Allah, kendilerine bir kitap verilenlerden şu yolla mîsak (sürme, sevketme) almıştı: “Onu mutlaka açık seçik bildireceksiniz, onu saklamayacaksınız.

191. Aklı ve gönlü işletenler onlardır ki, otururken, her pozisyonda (kısaltma MKD) Derin derin düşünürler: “Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin. Ateş azabından koru bizi... Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında tefekkür ederler: Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Şânın yücedir senin, ateş azâbından koru bizi”. (MKDNükleer Savaş)?

***

NİSA Sûresi (4/98)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...

1. Ey canlılar, Sizi bir tek canlıdan yaratan, odan onun eşini de vücuda getiren ve o ikisinden pek çok kadınlar ve erkekler üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının (MKD: Evrim).

15. Homoseksüeller kadın erkek fark etmiyor pek) eğer dört şâhitle bu ayan beyan olursa (MKD: aradan ip geçirme âdeti folkloru gibi), onlara eziyet edin. Eğer tövbe ederlerse bundan vazgeçin. Allah Tevvâb'dır (kullarının  tövbesini kabûl eden).

MKD: Yâni Rabbimiz çok merhametli ama Homoseksüellere karşı pek acımasız, bu mealden çıkan bu; fakıyr sâdece elçi ve bana zevâl olmamalı.

34: Karınız lâf dinlemezse, onu önce yataktan mahrum kılın, sonra da evden veya bulundukları yerden çıkarıp dövün!

Bakara Sûresi (2/79):

28. Allah’a nasıl nankörlük ediyorsunuz siz?

Siz ölülerdiniz. O sizi diriltti, bizi yine yine öldürecek ve diriltecektir (Reenkarnasyon)?

Nihayet O’na döndürüleceksiniz.

Ey İsrailoğulları! Size lûtfettiğim nimeti, sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

56. Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.

65. Yemin olsun, içinizden Cumartesi gününde azgınlık yapanları siz bilirsiniz. Onlara şöyle dedik: “Aşağılık maymunlar oluverin.” (MKD: Metempsikoz: tenasüh?).

73. Şöyle dedik: “Kesilen ineğin bir parçasıyla diriltilen adama vurun.” İşte böyle diriltir Allah ölüleri... (MKD: Reenkarnasyon?)

117: Gökleri ve yeri, güzelliklerle donatarak yaratan Bedî’ O’dur (eşi ve benzeri olmayan, mükemmel bir şeyi icat eden. Cenâbı Hak Yani, garip, eşsiz ve görülüp işitilmemiş. Sözün güzel olması usûl ve akaidinden bahseden ilim, Estetik).

Yâni Kutsal Kitabımızda estetik de ön plânda tutulmuş (MKD)...

154. Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyiniz. (Ölümsüzlük)

155. Yemin olsun ki sizi korku, açlık; mallardan-canlardan-meyvelerden eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. (MKD: Sınav)

169. Hiç kuşkusuz O, size, kötülük, çirkinlik/düzensizlik ve pislik emreder. Ve size, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi buyurur durur.

173. Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah’tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. MKD: Çok yiyen var, ne olacak?

Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

178: Ey inananlar, size kısas yazılmıştır (öç alma)... MKD: Hristiyan şeriatından fark ama çok da kan dökülmemiş mi, âdeta fışkırmıyor mu?

228: Allah Azîz’dir. Hakîm’dir (bilge).

257: Allah kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim’le (A-Brahman: Kadim Mısır) çekişeni görmedi mi?

258: Allah, kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim’le çekişeni görmedin mi? İbrahim şöyle buyurmuştu: “Benim Rabbim odur ki, hayat verir ve öldürür.” O da şöyle demişti: hayat verir ve öldürür.

259: Ya şu kişi gibisini görmedin mi?

Çatıları çökmüş, duvarları-damlaları yere inmiş ve bir kente uğramıştı da, şöyle demişti: Allah şûrayı ölümünden sonra şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak? Bunun üzerine Allah, o kişiyi, yüz senelik bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti (reenkarnasyon).

266: Herhangi biriniz ister mi ki; altından ırmaklar akan, içinde her tür meyvesi olan, hurmalardan, üzümlerden oluşmuş bir bahçesi bulunsun, kendisinin biçâre yavruları da olsun ve bu hâldeyken üstüne ihtiyarlık çöksün. Tam o sırada alevli bir bora isabet etsin de (nükleer savaş veya benzeri?), bahçe baştan başa yansın. Allah size âyetleri işte bu şekilde açıklıyor ki, inceden inceye ve derinden derdine düşünebilesiniz.

... “Ey iman sâhipleri, Allah’tan korkun” (MKD: ceza)!

Korkun o günden ki, onda Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese hakkı tam olarak verilecektir (Ödül).

***

Âli İmran Suresi (3/94)

---- Sana kitap indiren odur: Tevrat ve İncil. (MKD: Zebur)?

7. Bir kısım âyet müteşâbih (teşbih kabilinden), bir kısmı ise muhkemdir. Kitabın anası da onlardır: (MKD: Sağlam kılınmış, kuvvetli, değiştirilmesi mümkün olmayan).

İman eden sâlih kullarına ve Cennet verilecektir (Sonsuz Saadet). Tevili ancak O bilir.

15. De ki: Bu sayılanların daha iyisini size haber vereyim mi? Sakınıp korunanlar için, Rableri katında, altlarından nehirler akan, içinde sürekli olarak kalacakları Cennetleri katında altlarından nehirler akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’tan verilecektir.

Allah, Âdem’i, Nûh’u, İbrahim Ailesini, İmran Ailesini ıstıfa (ayıklama) ile seçip, âlemlere üstün kılmıştır.

35. Hani İmran’ın Karısı şöyle demişti: Rabbim, karnımdakini hür bir şekilde sana adadım. Onu benden kabûl et. Kuşkusuz sen, evet sen, her şeyi bilensin.

36. Onu doğurunca –Allah onun ne doğurduğunu bildiği hâlde,- şöyle dedi: “Rabbim, onu kız olarak doğurdum ve erkek, kız gibi değil. Adını Meryem koydum. Adını Meryem koydum onun. Onu ve soyunu, kovulmuş Şeytandan sana sığınıyorum”.

38. Zekeriyya, Mihrapta onun yanına geldiğinde, orada bir rızık bulur ve sorardı: “Meryem, bu sana nereden geldi”?

Meryem de” Bu Allah katındandır, çünkü Allah dilediğini dilediğince rızıklandırır. (MKD: Ödül).

49. Onu, Beniisrail’de şöyle konuşarak resûl yapacak:  Şu gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim.

Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde bir şey yapar, ona üflerim de Allah’ın izniyle kuş oluverir. Ben kötüyü ve abrâşı (alacalı, benekli at, vücudunda sam lekesi bulunan)Beyaz ve kırmızı iyileştirir, ölüleri diriltirim. (MKD: Metempsikoz: Tenasüh?).

83. Hâlâ Allah’ın dininden gayrısını mı arıyorlar? Oysaki göklerdeki (semâdaki) şuûrlular da, ister istemez, O’na teslim olmuşlardır ve yalnız O’na döndürüleceklerdir (MKD: Uzaylılar/Melekler?).

84: De ki: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa’ya, İsa’ya ve torunlarına indirilmiş olana, Mûsa’ya, İsa’ya, Yakub’a ve diğer nebîlere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirisini ötekilerden ayırmayız.

110. Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiyi-güzeli emredersiniz. Allah’a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için elbette hayır olurdu... (MKD: Işid vs)?

163. Onlar, Allah katında derece derecedirler (MKD: hiyerarşi).

180. Allah’ın lûtfundan kendilerine verdiği şeyde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğu zannetmesinler. Allah her şeyi bilir ve Kıyamet günü bire tasma gibi boyunlarına dolanacaktır (Cezai müeyyide).

185: Her Nefis Ölümü Tadacaktır. Müstahak olduğunuz size bir biçimde mutlaka verilecektir. İğreti ve sefih hayat sâdece aldatıcıdır.

Yemin osun ki mallarınızdan ve canlarınızdan imtihan edileceksiniz.

187. Allah, kendilerine bir kitap verilenlerden şu yolla mîsak (sürme, sevketme) almıştı: “Onu mutlaka açık seçik bildireceksiniz, onu saklamayacaksınız.

191. Aklı ve gönlü işletenler onlardır ki, otururken, her pozisyonda (kısaltma MKD) Derin derin düşünürler: “Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin. Ateş azabından koru bizi... Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında tefekkür ederler: Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Şânın yücedir senin, ateş azâbından koru bizi”. (MKD: Nükleer Savaş)?

***

NİSA Sûresi (4/98)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...

1. Ey canlılar, Sizi bir tek canlıdan yaratan, odan onun eşini de vücuda getiren ve o ikisinden pek çok kadınlar ve erkekler üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının (MKD: Evrim?).

15. Homoseksüeller kadın erkek fark etmiyor pek) eğer dört şâhitle bu ayan beyan olursa (MKD: aradan ip geçirme âdeti folkloru gibi), onlara eziyet edin. Eğer tövbe ederlerse bundan vazgeçin. Allah Tevvâb'dır (kullarının  tövbesini kabûl eden).

MKD: Yâni Rabbimiz çok merhametli ama Homoseksüellere karşı pek acımasız, bu mealden çıkan bu; fakıyr sâdece elçi ve bana zevâl olmamalı.

34: Karınız lâf dinlemezse, onu önce yataktan mahrum kılın, sonra da evden veya bulundukları yerden çıkarıp dövün!

43. Sarhoşken ve cünüpken namaza yaklaşmayın....

En'am Sûresi (6/55)

2. Sizi balçıktan yapan O'dur (çamur: sperm, ilk canlı(lar).

78. Nihayet Güneşin doğmakta olduğunu gördüğünde, "benim Rabbim bu, bu daha büyük" dedi. MKD: Burada da aşamalı olarak, Şintoizm gibi dinlerden bahsedilmiyor mu?

99. Size gökten su (ma, âb-ı hayat: Canlıların ilk oluştuğu vasat) indiren de O'dur.

Biz o suyla her şeyin bitkisini çıkardık. ;Ondan bir yeşillik, sonmra birbiri üstüne binmiş dâbeler... Hurma ağacını tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzümlerden bağlar, zeytin, nar çıkardık.

Birbirine benzeyeni var, benzemeyeni de...

MKD: Gerek Kur'ân gerekse, Mikheyev ve Mevlânâ gibi müfessirlerin evrimde hurmayı aşa olarak yazmış olmaları tesadüf mü?

122. Bir ölü iken kendisine hayat verdiğimiz insanlar, kendisine ışık (nûr) sunduğumuz kişinin durumu, bir türlü oradan çıkamayan gibi olur mu?

MKD: İmrân: Hz. Meryem'in Babası, sülâlesi, Meryem ve İsa. Kur'ân'daki üçüncü sûre.

86. İsmail, Elyesa', Yûnus ve Lût. Hepsini âlemlere üstün tuttuk.

YNÖ'nün formasyonunda Merhum Pederim Recep Doksat kadar, daha skolastik bir âlim olan ve sıhhatte bulunan Prof. Dr. Süleyman Işık da pek rol oynamıştır.

İnşallah gene bir "canlı TV programında" bir araya geliriz de, pek lezzetli bir fikir teatisini (benim beyinle ilgili teorilerim dâhil) seyirciyle paylaşırız....

Neden olmasın ki?

Ha, tabii ki Noel'de herkes istediğini yapar...

Hele bir de İlber Ortaylı Hoca iştirak ederse, tadına doyum olmaz!

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - Sıkıntılı Zamanlar - 08.01.2015

Okumaya devam et
  3376 Hits
  0 yorum
Etiketler:
3376 Hits
0 yorum

YENİ SENE YAKLAŞTIKÇA ARTAN ÇALIŞTAY ve WORKSHOPLARDAN SEÇMELER

Efendim, vaktim bol ve zamanım da çok ya, bâri şöyle bir gözden geçirme makalesi neşredeyim (Ups, pardon, sorry, yayımlayayım) dedim.

BAŞLIK

ÇALIŞTAY ve WORKSHOPLAR

ALTBAŞLIK

İÇERİKLER

İÇERİK

Konular ve Konuşmacılar

EN ALT BAŞLIK

Mekânlar

***

ERKEN BOŞALMA WOKSHOPU

NEDEN, NİÇİN VE NASIL ERKEN BOŞALMA?

GRUP HÂLİNDE Mİ YOKSA TEK BAŞINA MI?

Eğer bu illetten tek başınıza mustaripseniz ve bireysel emeklilikten de yararlanmak istiyorsanız, önce Güzin Abla’ya yazacaksınız, akabinde Haydar Dümen’le görüşeceksiniz, hâlâ müştekiyseniz eğer, workshopa iştirak edebilirsiniz.

Bu aşamalardan sonra hâlâ erken boşalıyorsanız, Acun ve Hülya Avşar sizi canlı performansta sâhip oldukları bütün kanallarda sınayacaklar ve Kenan Işık da kelime dağarcığınızı iyice sorgulayacak.

Eğer hâlâ ayaktaysanız artık hazırsınız demektir.

Bin bir Nükte ve cilve ile yaklaşan Yıldo müteharrik adımlarla sessizce ve çaktırmadan yaklaşıp sizi kavrayacaklar ve sınav başlayacak.

[/embed]

Alt gruplar: Hangi elinizi veya aygıtı kullanıyorsunuz:

Sağ mı? Sol mu? Vib mi? Diş fırçası mı? Komşunun ki mi, sizinki mi, yoksa ve korumalı mı, korunmasız mı? Yanınızda koruma var mı? Tek misiniz, çift misiniz, grup hâlinde misiniz? Karıkoca mısınız yoksa boşandınız mı? Tek misiniz yoksa çoğul mu? Erkek misiniz, dişi mi? Cinsel yöneliminiz veya tercihiniz nedir? Arada derede misiniz? Ünsa mısınız yoksa bâkire mi? Amcanız size hiç horoz şekeri yalattı mı? Premedikasyon kullandıysanız –kısa etkili miydi –uzun etkili miydi? Aynaya mı bakarsınız yoksa hayâl mi kurarsınız (kimi kurarsınız, aman söylemeyin, sizde kalsın; âinesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz ya)?

Ankara’daki ringde her tarafınız çifte çelik halatla kaplı ve karşınızda üçer adet Hûri ve Nûri var. Hepsi de arzuyla kıvranıyorlar.

İşte sorular:

1)      Neden erken boşalıyorsun?

2)      Utanmıyor musun?

3)      Başka derdiniz yok mu?

4)      Şivan Perver misiniz?

5)      Vatan Perver değil misiniz?

6)      Kamer Genç Klinik bir vak’a mıdır yoksa poliklinikten de takip edilebilir mi?

Hâlâ boşalmadıysanız (affedersiniz) eşşek sudan gelinceye kadar dövülecek ve Kamer Genç’in bahçe sulama derslerine yollanacaksınız.

Oradaki devenin başını tutmadan önce size tekrar soracaklar:

a)      Emin misiniz?

b)      Joker hakkınızı kullanmak ister misiniz?

c)      Telefonla danışmak arzunuz var mı?

d)      Kandırırım ha!

e)      Son hakkınız…

f)       Kamer Genç Klinik bir vak’a mıdır yoksa poliklinikten de takip edilebilir mi?

Goooong!

Kaybettiniz.

Sizi Merkezî Ortak Sınava alıciiiz.

Ama önce Çapa’da polikliniğe uğramanız lâzım, Tahin Özhipnoz’un sizi uyutması gerek, Fethullah Bey’in hüngür hüngür ağlaması ve kavimlerin helâk olması lâzım, Oyun Teorisi'nin yerini şimdi de Kaos Kuramı'nın almaması lâzım, bilmem kaç yüz milyon TL ödeyip de hâlâ gelmeyen Babylon Programı'nıntalk to walk” kısmının artık gelmesi lâzım.

Bingür Sönmez'in Kaç Yumurta Zararlıdır argümanına gene, gene, gene katılmanız icap eder!

}[/embed]

Bu, asla bir dayatma toplantısı değildir” dendiğinde istihbarî birimlerin de bunu desteklemesi lâzım.

En önemli, geçerli ve güvenilir olarak da, Okan Bayülgen’in, vücudundaki bütün deliklerden sigara içip üflerken yaptığı ve yapacağı bütün programlara katılıp beğeni toplaması, takdir-i şâhâne-i ulvîyeye mazhâr olması, Murat Bardakçı’nın, İlber Hoca’yla birlikte “Osmanlı’da İstimna Harsı ve İçoğlanları” mevzûundaki capcanlı, heyecanlı ve tabii ki helecanlı yayında beni de ehlivukuf olarak çağırmaları üzerine cereyan edecek olan yahşî sohbette patlayacak olan reytingden mütevellit olarak Hürriyet’te, Vatan’da, Taraf’ta ve bilumum bîtaraf medyada devamlı yorumcu olarak Zekeriya Beyaz, Tanju Koray, Cesi, Rejino Saint de la Maza, Fatih Altaylı ve diğer bütün zevatla beraber para basan bir Devridâim Makinası hâline gelip her yerde bedava ders vermem de cabası!

00"}[/embed]

00"}[/embed]

00"}[/embed]

00"}[/embed]

Kamer, ay demektir mâlûm, aynı zamanda da deve.

00"}[/embed]

Mizah bir yana, Hakikaten çok ayıp; hâttâ devenin başı!

Okumaya devam et
  3356 Hits
  0 yorum
Etiketler:
workshop tarihin arka odası sabancı okan bayülgen murat bardakçı mason koç kamer genç ilber ortaylı hipnoz erken boşalma devridaim makinası deprem cesi celal şengör çalıştay bingür sönmez
3356 Hits
0 yorum

TAM DA KOKAİN BULMUŞKEN, BEN UÇTUM!

Gece saat 10, 10. hastama bakıyorum; bana hayran bir Bipolar Bozukluk vak’ası genç adam.

Depakin500 CHRONO (Sodyum valproat + divalproex) ve SEROQUEL300XR (ketiyapinin ağızdan alınan depo şekli) yazıp yollayacağım.

Birkaç saat önce bir delikanlının üzerinde bilmem kaçıncı sözüne rağmen kokain bulmuş annesi; onu da konuşuyoruz.

Ver elini Amerikan Hastânesi Âcil’i.

Dilimi eşek arısı soksun, daha dil uzatmayacağım.

Yok laboratuvarında hata çıkıyormuş, yok çok para alıyorlarmış...

Hasta Bildirim Mahremiyeti formunu imzalıyorum.

Âcil’deki pek güzel doktoresin adı Şebnem Bozkurt!

Şebnem, İzmir'deki dünya güzeli, Aylin'in annesinin adı ve o bir Yörük.

Hiç kuşkum yok ki, doktorum da Yörük!


Tâhirlerin büyük kızının adı Nazlı!

İlk kedilerinin ismi de Nazlı!

Neslim’in sülâlesinin soyadı Nazlı!

Ben de gittikçe yabancılaşıyorum. Ellerim benim değilmiş gibi ve akabinde kimse öyle değil gâri ama ayırıcı tanı (tefrik-i teşhis) yapabiliyorum.

Kafayı buluyorum.

Bu ilâç (Modiodal), modafinil diye bir uyarıcı ihtiva ediyor.

Reçeteye tâbi değil ve çok ucuz.

SU gibi satılıyor (para ödeyen iki kişiden biri çünkü o bir Otistik Annesi) <3. 

Deli gibi susuyorum: Akut Mani belirtisi.

Şakalar yapıp sürekli bilincimin açık olduğunu ispatlamaya çalışıyorum: Grandiyözite. 

Taburcu edilmeden de çaktırmadan %5 indirim yapılıyor.

Hünkâr'daki hesap kadar para ödüyor Karım.

Yâni deontoloji de, etik de, ilgi de mükemmel.

Sky-Türk'teki Ekonomist Reyhan Baysan yakında ergenlik sivilcelerinden dolayı patlayacak!

FED onu mahvetti, tıpkı bizim TED gibi.

Onlar bir indifa etti mi GÜM!

Çevrimiçi Tesettür Pazarlama başladı...

Bakın, bir Rambrant klâsiği:


Alaattin Ağabey bile çok gülmüştü...

Eh, muhabbet muhteşemdi bermutat:

d]

Artık baydı, yeni mevzu bulmak lâzım!

Okumaya devam et
  4381 Hits
  1 yorum
Etiketler:
4381 Hits
1 yorum
    Geri