Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

BİLİM, GENLER, KARMA ve KADER HAKKINDA…

Bu blog tam olarak kaç yaşında, vallahi bilemiyorum ve iyi de hatırlamıyorum.

İlk macera www.tnn.net’teki bir fasiliteyle başladı ve daha o zamanki hâliyle fırtına gibi esti. Hâlâ da orada duruyor.

Sanki bu coğrafyanın en önemli adamı olmuştum. Günde otuz-kırk yorum veya eleştiri (fark üslûpta gizliydi) yağıyordu.

Sonra burayı kurmaya karar verdim; değil mi ya, iletişim, bilişim ve PR, Yeni Çağ’ın olmazsa olmazlarıydı.

Artık herkesin birisi.www.com diye bir blogu veya mekânı var.

O dönemlerde “PC Memo” rumuzlu bir gençle tanıştık.

Elindeki fotoğraf makinasıyla hayatıma bir girdi, pir girdi Allah için.

Artık benim de bir sesim vardı.

Esip gürleyecektim.

Yaptım da. Kürtleri katletmedik diye yazdım; anıran ve kuş gibi öten bir kadını  hakaretlerine mâruz kaldım.

Ne oldu? Kendisi küçük düştü. İsmini anmaya değmez.

d]

Okumaya devam et
  3958 Hits
  1 yorum
3958 Hits
1 yorum

EN BERBAT SENARYO: ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI!

Dün, CNN Türk’te, 10:15'te başlayan canlı yayında, Türkiye'nin ve Güzel, Yaşlı, Yalnız Gezegenimizin kaderini tartıştık.

Doğan Media Center'da in cin top oynuyordu; inanın içim daraldı. Kendimizce çırpınıp birtakım mesajlar verdik. Her yerde apokaliptik TV programları cirit atıyor ama necip medyamızın pek çok programında, insanlarımız da sürekli olarak göbek atıyor.

Maalesef biz de bunlar arasında yer aldık ve epigenetik ilkeyi, gelmekte olan tehlikeyi ıskaladık: Yeni bir Cihan Harbi!

***

Bakalım ve bunlara bir göz atalım; ne dersiniz?


Tıkandık kaldık...


Feto ne demiş, Keto kimi çarpmış, Masonlar Çıldırmış Olmalı, kim kimin intikamını alıyormuş...


Ne kadar gizli, değil mi?

Ey Millet,

Bu adamların kökeni Ortaçağ'daki duvar işçileri olup, o karanlıktan çıkmak için uğraşmışlardır. Yok Siyonistmişler, yok şeytana taparlarmış...  Bunlar palavradır. Menfis Riti denen şeye itaat eden, gene Amerikan icadı bir sapkın tarikatta bu işler vardır. Onlar, grup seksi de yapar, kutsal kitapların üstünde dans dahi ederler. İlluminati de, ben üyesi değilim, .reform ve Rönesans için kurulmuş bir aydınlanma hareketinin timsalidir.

Burada beni de çok üzdüler, mobbing uyguladılar ama inadım inat, kaçmayacağım.

Okumaya devam et
  4062 Hits
  0 yorum
4062 Hits
0 yorum

İSMİNİZ, KADERİNİZDİR

Burada hemen hiç bitmeyecek bir liste ile donatacağım bir liste yazmaya başlıyorum:

A: Alef, elif, alfa, öküz.

Asım Şengör: Aynen Asımın Nesli gibi oradan buraya savrulup gider yavrucuk.

Ayhan Songar: Mehtap gibi doğmuştur ve son lâfı ettiğini sanmıştı. Hâlbuki daha söylenecek çok şey vardır.

Beykent: Doğdu mu, battı mı, yoksa abarttı mı bilinmez; kim ne dersi verip ne alıyor sorusu ise câmi gibi göklere yükselir...

Celâl Şengör: İsminin aynıdır, celâllidir ama o kadar hoş görülür ki, ona kızamazsınız...

Doğan Şahin: Şahinler diğer kuşları avlayan, kendi sâhiplerinin gözlerini oyabilen, bu sebeple de hep iple bağlayıp, eldivenle kontrol edilmesi şart olan dinozorlardır. Hiçbir sınır tanımazlar, Dikkatiniz bir an için kaysa hemen hücum ederler! Hile, hülle ve desiseden, yanardönerlikten hiç anlamazlar; doğrudan Gaga'larlar. Tek başına hiçbir varlığı yoktur ama kabilesini toplandığında derhâl kafanızda karpuz kırar! Semiyoloji, seks, grup, sağlıklı kişilik hep ondan sorulur ama dövebilir, HaberTürk'teki kaydı âlemlere ibret teşkil eder; Pelin dahi pelur gibi olmştur. 

İlber Ortaylı: Ayol ona kızılır mı? Murat Bardakçı masaları yiyip Pekin Ördeği yerken zaten çatır çatır patlıyor hasedinden ve Mac'ini ısırıyor!!

İskender Savaşır: İçmediği ve suratının yarısını tıraş etmeyi unutmadığı zamanlarda Büyük İskender'in bütün hünerlerini ve kişilik özelliklerini sergiler. Geceleri "Psikanaliz, Psiko-analiz, anal-iz, aniz, iz" diye haykırdığı oral-fekal yolla bulaşmaktadır.

Metin İmir: Bugün vefat etti, Pek Muhterem Halit Yıldırım'ın da karısı dün çekip gitti. Bizim portallar ne işe yarar bir anlasam adam olurdum!

Orhan Doğan: Öztürk'tür ama hocasına öykünürken kitaplar karışır, konuya mahkeme karışır. Sonra Sivas mı, İstanbul mu, Doğuş mu ölüş mü şaşırır. Dergisi satsın diye her kapıyı yumruklar. Orta boyludur, tıpkı FB Başkanı veya Cumhurbaşkanı gibi, hep limon gibi gülümser.

Orhan Öztürk: Allah'ına kadar Türk'tür, çok kısa boylu olduğu için de burnundan kıl aldıramaz, dergisini kimselere kaptırmaz ve jurnalde üstüne yoktur: Nancy'e benim şovmen olduğumu söyleyip aramızı bozar, ilk karısına karşı da sağaltımda çok rijit davranmıştır ve hâlâ Parkinsonu yoktur; adı Muallâ olmasına rağmen, yıkım-olaylarla adını bile kaşır. Ankara'nın dışına çıkmaz, tam Adler'liktir. Ölümsüz bir ombdusman olduğunu zanneder ama Bir Gün o da Hakk'a ulaşacak, Hanya'yla Konya'yı görecektir. Hâlâ deseniz bile hala yapar. Eğer ilelebet dünyamızı teşrif ve teftiş etmeyi sürdürürse, tek kelimeden ibaret bir OZ Büyücüsü olacaktır. Tıpkı Eski Cumhurreisi Süzer gibi, her şeyi reddeder, "geri iade" ettirir. Devletlû'dan ne farkı olduğu belirsizdir! Bıyık bırakırsa andırabilir ama onun eline su dökemez... Nuh-u Nebî'den kalma "sünnet günahtır" araştırmasıyla hep anımsanacaktır ama bırakacağı iz silik kalacaktır.

Oya Şengör: O var mı, varsa da kaldı mı? Yoksa buharlaşıp veliullaha mı karıştı. Bilen bir haber versin.

Okumaya devam et
  4536 Hits
  2 yorum
Etiketler:
4536 Hits
2 yorum

MARILYN MONROE, ÖLÜM NEDENİ: FREUD’UN PSİKANALİZİ veya MM SENDROMU!

Doç. Dr. Sultan Tarlacı                             

“[Ölünce] Bir buluta dönüşmemi ister misin? O halde şunun fotoğrafını çek. Böylece, asla ölmem”. 

Marilyn Monroe’nin, Fotoğrafçısı Andre de Dienes’e söylediği söz, 1946. Henüz yirmi yaşındaydı.

Freud’un Psikanalizi

Freud birçok kişiye göre homoseksüellik korkusu olan (homofobik), cinsel istismara takıntılı birisidir. Evinde Türk halıları olsa da Türk misafirperverliğini bilmeyen birisiydi. Özellikle gazetecilerden nefret ederdi çünkü gazeteciler Freud’la alay ediyorlardı.

Hem gazeteciler hem de psikanalizciler aynıydı: Efsane gerçekten daha ilginç ise efsaneyi anlatın! Bazı psikiyatristler Freud’dan divan-koltuk düzenini icat ederek, hastasını divana yatırarak kendisini koltuğa oturtarak “hiçbir hastasını iyileştirememiş bir psikiyatr” olarak söz ederler. Kullandığı yöntem psikanalizdir ve bilimin normal tanımına bakıldığında psikanaliz bir bilim değildir. Psikanaliz bir psikoterapi tekniğidir. Psikanaliz yaklaşımı ile insan davranışında özgür iradeye yer vermez. Şimdiki davranışlarımı tamamen geçmiş olaylar şekillendirir. Ve bu davranışlar tamamen bilinç dışıdır. Dil sürçmelerinden dinsel deneyimlere kadar her şey cinsellikle ilgilidir. Amacı bilinçdışını engellenen atık, işe yaramayan ve özgürlüğü kısıtlayan kalıplardan serbest bırakmaktır. Bu nedenle de erkek egemen bir teoridir psikanaliz.

evrotik ve histerik, yani bugünkü psikiyatrinin “uydurma hastalıklar” dediği hastalıklardan doğan bir tedavi akımıdır. Ana metodu serbest çağrışım ve direnç analizidir. Psikanalizle her insanın davranışları böyle bir çerçeveye oturtulup açıklanabilir. Ancak bunu psikanaliz nereye çekse oraya da gider. Hatta aynı çerçeve içinde birbiri ile çelişen birçok veri olabilir.

Kim bu?

O yıllarda psikanalizciler hastalarına ek olarak bir uğraş bulmuşlardı: film analizleri ve yorumlamaları. Psikanalizciler görünmeyeni anlamaya çalışıyorlar, sinemacılar ise sözcüklerin anlatamadığını ekrana taşıyorlardı. Diğer yandan Hollywood’da er ya da geç bütün yıldızlar sinirsel bir bunalımın pençesine düşüyorlardı. O dönemde henüz “psikanaliz” kelimesi yerine “derinlik psikolojisi” dense de yapılan psikanalizdi. Bu adeta o dönemde “pipo kullanmayan psikiyatr olamaz, önce pipo kullanmayı öğren sonra psikiyatr” ol kuralı kadar kesindi.

Marilyn M Doğum belgesi

Bir ölüm, Çok Soru…

1962'nin ilk aylarında Marilyn Monroe 30. filmi için kameraların karşısına geçmeye hazırdı. Something's Got to Give adlı komediyle geri dönecekti. Ama çekimler başladıktan sadece 8 hafta sonra Marilyn Monroe kovuldu. İki ay sonra, yıldız ölü bulundu. Görünürdeki ölüm nedeni aşırı uyku hapıydı. Film, Hollywood tarihinin üstünde en çok konuşulan bitmemiş filmlerinden biri oldu 500 dakikalık montajlanmamış film, 40 yıl kadar Twentieth Century Fox'un depolarında bekledi. Ocak 1962'ye kadar on yıl boyunca Marilyn Monroe, Fox'un en çok para getiren yıldızı oldu.

Monroe'nun gecikmeleri dillere destandı. Neredeyse tüm filmlerinde masraflı gecikmelere yol açmakla suçlanmıştı. Üstüne üstlük Arthur Miller'la evliliği yeni bitmişti. Teselli için başvurduğu haplara ve alkole bağımlılığı artıyordu. Marilyn'in sorunlarının Fox'un mali dertlerine eklenmesinden korkan şirket yöneticisi Marilyn'in psikiyatrı Dr. Greenson'a başvurdu. Doktorun onun değişkenliğini kontrol altına almasını umuyordu. Ama doktor bütün filmi kontrolü altına almıştı. David Brown'ı uzaklaştırıp yapımcılığı dostu Henry Weinstein'a verdirdi.

Marilyn üne kavuşma sürecinde uyku hapına bağımlı hale gelmişti. Uykusuzluk çekiyordu ve duygusal sorunları için son iki yıl boyunca Dr. Greenson'dan hemen hemen her gün psikolojik tedavi almıştı. Manik-depresifti. Şimdi iki kutuplu kişilik deniyor. Bu, duygusal sorunlar ve ruh halinin sürekli değişmesi anlamına geliyordu.

Okumaya devam et
  37757 Hits
  1 yorum
37757 Hits
1 yorum

VE ÖYLE BUYURDU KARMA

Sevgi ve yalnızlık

Hüzün ve sevinç

Hepsi iç içe

...ve tek...

***

1/0= Sonsuzluk ve bîmekânlık

0/0= Hiçlik ve lâmekânlık

0/1= Yokluk ve Hiçlik

***

Zâten başka ne var ki?

***

C’est la vie

N’est-ce pas?

Trône ça!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 16 Ocak 2013 Çarşamba

Okumaya devam et
  4297 Hits
  0 yorum
4297 Hits
0 yorum