Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

YENİ SENE YAKLAŞTIKÇA ARTAN ÇALIŞTAY ve WORKSHOPLARDAN SEÇMELER

Efendim, vaktim bol ve zamanım da çok ya, bâri şöyle bir gözden geçirme makalesi neşredeyim (Ups, pardon, sorry, yayımlayayım) dedim.

BAŞLIK

ÇALIŞTAY ve WORKSHOPLAR

ALTBAŞLIK

İÇERİKLER

İÇERİK

Konular ve Konuşmacılar

EN ALT BAŞLIK

Mekânlar

***

ERKEN BOŞALMA WOKSHOPU

NEDEN, NİÇİN VE NASIL ERKEN BOŞALMA?

GRUP HÂLİNDE Mİ YOKSA TEK BAŞINA MI?

Eğer bu illetten tek başınıza mustaripseniz ve bireysel emeklilikten de yararlanmak istiyorsanız, önce Güzin Abla’ya yazacaksınız, akabinde Haydar Dümen’le görüşeceksiniz, hâlâ müştekiyseniz eğer, workshopa iştirak edebilirsiniz.

Bu aşamalardan sonra hâlâ erken boşalıyorsanız, Acun ve Hülya Avşar sizi canlı performansta sâhip oldukları bütün kanallarda sınayacaklar ve Kenan Işık da kelime dağarcığınızı iyice sorgulayacak.

Eğer hâlâ ayaktaysanız artık hazırsınız demektir.

Bin bir Nükte ve cilve ile yaklaşan Yıldo müteharrik adımlarla sessizce ve çaktırmadan yaklaşıp sizi kavrayacaklar ve sınav başlayacak.

[/embed]

Alt gruplar: Hangi elinizi veya aygıtı kullanıyorsunuz:

Sağ mı? Sol mu? Vib mi? Diş fırçası mı? Komşunun ki mi, sizinki mi, yoksa ve korumalı mı, korunmasız mı? Yanınızda koruma var mı? Tek misiniz, çift misiniz, grup hâlinde misiniz? Karıkoca mısınız yoksa boşandınız mı? Tek misiniz yoksa çoğul mu? Erkek misiniz, dişi mi? Cinsel yöneliminiz veya tercihiniz nedir? Arada derede misiniz? Ünsa mısınız yoksa bâkire mi? Amcanız size hiç horoz şekeri yalattı mı? Premedikasyon kullandıysanız –kısa etkili miydi –uzun etkili miydi? Aynaya mı bakarsınız yoksa hayâl mi kurarsınız (kimi kurarsınız, aman söylemeyin, sizde kalsın; âinesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz ya)?

Ankara’daki ringde her tarafınız çifte çelik halatla kaplı ve karşınızda üçer adet Hûri ve Nûri var. Hepsi de arzuyla kıvranıyorlar.

İşte sorular:

1)      Neden erken boşalıyorsun?

2)      Utanmıyor musun?

3)      Başka derdiniz yok mu?

4)      Şivan Perver misiniz?

5)      Vatan Perver değil misiniz?

6)      Kamer Genç Klinik bir vak’a mıdır yoksa poliklinikten de takip edilebilir mi?

Hâlâ boşalmadıysanız (affedersiniz) eşşek sudan gelinceye kadar dövülecek ve Kamer Genç’in bahçe sulama derslerine yollanacaksınız.

Oradaki devenin başını tutmadan önce size tekrar soracaklar:

a)      Emin misiniz?

b)      Joker hakkınızı kullanmak ister misiniz?

c)      Telefonla danışmak arzunuz var mı?

d)      Kandırırım ha!

e)      Son hakkınız…

f)       Kamer Genç Klinik bir vak’a mıdır yoksa poliklinikten de takip edilebilir mi?

Goooong!

Kaybettiniz.

Sizi Merkezî Ortak Sınava alıciiiz.

Ama önce Çapa’da polikliniğe uğramanız lâzım, Tahin Özhipnoz’un sizi uyutması gerek, Fethullah Bey’in hüngür hüngür ağlaması ve kavimlerin helâk olması lâzım, Oyun Teorisi'nin yerini şimdi de Kaos Kuramı'nın almaması lâzım, bilmem kaç yüz milyon TL ödeyip de hâlâ gelmeyen Babylon Programı'nıntalk to walk” kısmının artık gelmesi lâzım.

Bingür Sönmez'in Kaç Yumurta Zararlıdır argümanına gene, gene, gene katılmanız icap eder!

}[/embed]

Bu, asla bir dayatma toplantısı değildir” dendiğinde istihbarî birimlerin de bunu desteklemesi lâzım.

En önemli, geçerli ve güvenilir olarak da, Okan Bayülgen’in, vücudundaki bütün deliklerden sigara içip üflerken yaptığı ve yapacağı bütün programlara katılıp beğeni toplaması, takdir-i şâhâne-i ulvîyeye mazhâr olması, Murat Bardakçı’nın, İlber Hoca’yla birlikte “Osmanlı’da İstimna Harsı ve İçoğlanları” mevzûundaki capcanlı, heyecanlı ve tabii ki helecanlı yayında beni de ehlivukuf olarak çağırmaları üzerine cereyan edecek olan yahşî sohbette patlayacak olan reytingden mütevellit olarak Hürriyet’te, Vatan’da, Taraf’ta ve bilumum bîtaraf medyada devamlı yorumcu olarak Zekeriya Beyaz, Tanju Koray, Cesi, Rejino Saint de la Maza, Fatih Altaylı ve diğer bütün zevatla beraber para basan bir Devridâim Makinası hâline gelip her yerde bedava ders vermem de cabası!

00"}[/embed]

00"}[/embed]

00"}[/embed]

00"}[/embed]

Kamer, ay demektir mâlûm, aynı zamanda da deve.

00"}[/embed]

Mizah bir yana, Hakikaten çok ayıp; hâttâ devenin başı!

Okumaya devam et
  3502 Hits
  0 yorum
3502 Hits
0 yorum

ŞEYH EDEBÂLÎ'NİN İKAZLARI, TEKRAR...

Aslen Karamanlı olduğu rivâyet edilir. İlk tahsilini memleketinde yapar, gerisini Şam'da tamamlar. Tefsir, hadis ve özellikle İslâm hukukunda ihtisas yapar. Mevlânâ gibi, zamanının büyüklerinin sohbetinde bulunur. Tasavvuf yoluna girdiği, Baba İlyas halifelerinin ileri gelenlerinden olduğu belirtilir.

Âlim, faâl, zengin, çevresi için örnek teşkil eden ve çok sevilen bir kişi olan Şeyh Edebâlî, Eskişehir yakınlarında İtburnu denilen köyde yaşar, yaptırmış olduğu zâviyede talebe yetiştirir ve halkı aydınlatır. Bilecik'te bir dergâh yaptırır, Osman Gâzi'nin babası Ertuğrul Gâzi iyi dostudur; onu ve üç oğlunu, yâni Osman Gâzi'yi de birçok defa burada misafir eder.

O zamanlar 700 çadırlık bir komündür Ertuğrul Gâzi'nin halkı. Hepsi bu!

Osman Gâzi, dergâhta bulunduğu bir gece, rûyasında onun göğsünden bir ayın çıkıp kendi göğsüne girdiğini ve göğsünden bir büyük ağaç bitip dallarının âlemi kapladığını, altından birçok nehirlerin çıkıp insanların bu sulardan geçtiklerini görür. Osman Gâzi, hani o meydanlara sığmayan yiğit, Şeyh Edebâlî Hazretleri'nin yanında önce sesini çıkaramaz. Bırakın konuşmayı, nefes almaktan çekinir. Ama bu kez derdini söylese gerektir. Mahcup mahcup rûyasını anlatır.

http://www.youtube.com/watch?v=fDdtTdd8rt4&sns=em

Şeyh Edebâlî kısa bir tefekkürün ardından "ey oğul. Sana müjdeler olsun" der, "göğsümden çıkan nûr kızımdır (Bâlâ [Malhun] Hâtun). Seni kuşatması evleneceğinize işârettir. Ağaca gelince: Sen büyük bir devlet kuracaksın. Sizin soyunuzdan nice pâdişahlar gelecek ve nice devletleri bir çatı altında toplayacaklar, evlâtların adâletle hükmedecekler. Allah-ü Teâlâ seni ve neslini insanların İslâm'la şereflenmesine vesile edecek.

Okumaya devam et
  4207 Hits
  0 yorum
4207 Hits
0 yorum

SEZAR ve TÜRKİYE

İlk Sezaryen Seksio, Sezar'a yapılmış olabilir mi?

Bugün Pazar.

Hristiyanî tatil günü ama Gregoryen takvime göre…

Ne bitmez tatilmiş be, ben çok sıkılırım tatillerden'

İnsan, çalışmak için yaratılmıştır, bütün âlemler gibi. Atalet yoktur.

Hâlbuki her takvim kusurludur çünkü tarihin okunu istediği yöne tevcih eder ve oradan öncesi ve sonrasını gasp eder.

Zaman ise çok farklı tiplere ayrılır:

-Kronolojik zaman (izafî).

-Biyolojik zaman (eğişken; progeriada çok asabî, depresyonda yavaş, manide hızlı, şizofrenide kaotik ve en Öz’e yakın olan!

-Medyatik zaman: Hep geri kalır.

-Atabekik zaman: Hep ileri gider.

-Rolex zamanı: Haftada 5 dakika ileri gider ve tamiri için 2 (iki) aylık süre ve İsviçre Frangı cinsinden anasının örekesi para isterler, yedek de vermezler!

ed]

Bâzı yöreler hâriç, pek çok ülkedeki mâbedlerde kendi bildiğim şekilde Ulu Yaratan’a dua ettim.

Konu pek değişken olabiliyordu ama barış, dostluk, sâhicilik, kardeşlik hep esas tema oldu.

Keşke bütün âlemde her gün kısacık bir ân için herkes kendi içine dönüp, özüne (essence) dönüp, murakabe-i nefs (kendini sorgulama) ile maddî yönünden (substance) kurtulup kendini bulsa.

Gregoryen takvime göre 56, yaşımdan günler çalıyorum.

Zaman çok rölatif (göreceli), vakit ise kısadan da öte, uzun.

Buut (boyut) değiştirmeden önce kırdığım bütün kâlbler, acıttığım bütün yürekler, heyecanını tahrip ettiğim bütün gönüllerle aramı düzeltmek tek amacım (erek: ülkü: teleoloji).

Bunu bana hiçbir din, ideoloji temin edemez.

Sâdece kendi weltanschauungum (hermeneütik, yorumsama) benim rehberim olabilir.

Onun da ne kadar objektif (nesnel), ne derece hakiki (verite transandantal) olduğunu bilemem ama e azından kendi doğrumu (truth) yakalamamda benim öz rehberim olur.

Uzun zamandır aramızda anlamsız soğuk yeller esen Değerli Yazar ve Bilim Adamı Murat Bardakçı ile dün geceki canlı yayında buzlar eridi, içim sıcacık oldu.

Lütfen http://tvarsivi.com/player.php?e=113698 adresini tıklayın...

Sanırım tamamı yüklenmek üzere, yatmadan önce de "Lâ Mevcûde İllâllah" diye teşekkür ettim.…

O muhteşem manzaralı terasında Fransa’dan getirttiği kazlardan yemeyi iple çekiyorum ve muhayyel (imgesel) ama mukadder (kaçınılmaz) büyük buluşma tahakkuk edecek: Önem ve değer sırasıyla MA Celâl Şengör (5 lisan mükemmel), İlber Ortaylı (11 lisan mükemmel), Murat Bardakçı (4 lisan mükemmel) ve M. Kerem Doksat (iki lisan, Englisy very good) bizim fazla da mütevâzı olmayan fakirhânede buluşup söyleşeceğiz…

Cemil Meriç (5 lisan mükemmel), Recep Doksat (iki lisan, French très bon) ise ruhlarıyla bize refakat edecekler.

Tardif Tahsilât yaparken anacığımı çok kırdı çok...

Belki Güneş Taner Beyefendi’nin (iki lisan, excellent)  lûtfedip telefonla davet etmek zarafetini gösterdiği evinin avlusunda...

Ama biliyorum ki bu en geç bir iki ay içerisinde vuku bulacak.

Hele bu pentagram ile canlı yayında vuslat olursa, TAO Programı 3 gün sürer!

Aman Muradım..

Tabii ki anlaşamayacağız, anlaşmak için vakit kaybetmek en ağır günahtır!

Çünkü Karma öyle yazmıştı, kendi eserimiz olan Kaderlerimiz ise bizleri ahbap etti. Kıymetini de, değerini de bilmemek O’na haksızlık hâttâ küfür olur.

Ne yazık ki bu vuslat kamuya kapalı olacak çünkü avam bizim derimizi yüzer, havas ise taşa tutar çünkü “Havas ilmi Kur’ân ve sünnet üzeri yapılan mânevî bir tedavi şeklidir. Bir ismi de RUKYE ilmidir. Rukyecilik Allah Resûlü (S.A.V)'in tedavi şeklidir. Bu tedavi, mânâ âleminin doktorlarından ve mürşidlerinden alınan himmet ile yapılır” gibi acayiplikler dolanıyor siber fezâda.

Hâlbuki Havas gerçek olarak Nûrlar (Envâr) demektir.

Bir zahmet http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/avam-ve-havass-farki makalemi teşrif eder misiniz?

Onlar havalı Cıvalı değildir.

Öyleyse de kâziptir (sham), sahtedir.

Hele Melâmîlik’ten dem vurup da el ayak öptürüyor, hiçbir bilimsel referans vermeden Hz. Mevlânâ’dan nakil diye “gel gel…” muhtevalı makaleler yazıyorlarsa, küffardandırlar. Câhiller’den daha tehlikeli şeytanlardır!

Baktım, Amerikan spor kanalı ESPN2’nin Friday Night Fights isimli boks programının yeni tanıtım yüzü Tyson, basın toplantısında yaptığı açıklamada, alkolün etkisinde kalmadığı bir hayat istediğini belirterek, “ölmek istemiyorum. Ölümün eşiğindeyim, çünkü iflâh olmaz bir alkoliğim” ifâdesini kullanmış. Hayatının büyük bölümünde kötü bir adam olduğunu söyleyen 47 yaşındaki boksör, birçok kötü şey yaptığını ancak affedilmek istediğini ifade ederek, “artık farklı bir hayat istiyorum. Altı gündür ne alkol ne de uyuşturucu madde kullanıyorum ve bu benim için bir mucize. Ayık olduğum konusunda herkese yalan söyledim ama değildim. Bu benim altıncı günüm. Bir daha asla kullanmayacağım” şeklinde görüşlerini aktarmış.

Biraz önce Gülay Fırat isimli pırıl pırıl bir gazeteci bir hastası hakkında fikir aldı benden.

Elimde Okat Yayınevi tarafından 1960’larda piyasaya çıkarılan, Doktor Recep Doksat’ın, von Urban’dan naklettiği bir kitap var: Cinsî Başarının Esasları.

 

Eğitim amaçlıdır ve ellenemez!

Evde özenle saklamışım ama kırk kere taşınınca mekân idraki nâkıs oluyor ve Neslim de gözleri pırıl pırıl bana sürpriz yapıyor, elinde babamın eseri.

Başarısının derecesi ortada: tek veled benim!

Hipnotizma’dan sonraki ikinci kitabı bu…

O zamanlar ne Haydar var ne de Duman.

Var da, mevcut değil çünkü kafadan atma yazmış, gene de epey hizmeti olmuş.

Ben de Oral mı, Anal mı hangi dönemdeysem kahkahayı basıyormuşumdur garanti.

Birazdan Can Dost, Selçuk Erez Hoca’yla mama yemeye gideceğiz.

Küçükusta gene televizyona çıkmadan kaçmak sevaptır ama haberler başladı, imbat!

   Destinasyon (varış yeri) mi?

      Söyleyeyim:  Recep Tayyip Erdoğan Lokantası.

         Neme lâzım pâdişahım…

            Unutmadan, Suriye, Suriyelilerindir!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 25 Ağustos 2013 Pazar

Okumaya devam et
  4276 Hits
  1 yorum
4276 Hits
1 yorum

HAZRETİ MUHAMMED TÜRK MÜYDÜ?

Önce bir bakalım, şu çılgın Türkler, Biz Kimiz?

http://members.internettrash.com/pkk/a-Trk-Anadolu.html#mozaic

TÜRKLÜK ve ANADOLU (A. T. Önder)

Türkiye’nin etnik yapısını değerlendirirken bir kesim aydın ve araştırmacının iki yanlışından biri bu yapıyı “mozaik” olarak nitelemeleri diğeri ise Türk’leri “çok karışık” bir unsur olarak göstermeleridir.

Daha önce de açıklandığı gibi etnik kimlik tanımında geçerli ölçüt “grubun kendi bakışıdır”. %65'i Türklükten farklı bir kökeni kabûl etmeyen, %90 gibi bir oranla Türklüğü benimseyen bir toplumu “mozaik” olarak nitelemek bilimsel olarak mümkün değildir.

Türklerin “çok karışık” bir unsur olduğu iddiası da bilimsel olarak aynı derecede geçersizdir.

Nâmık Kemâl Zeybek

Çok kısa bir dönemi bilinen insanlık tarihi göstermektedir ki, dünyâda bugün “karışık olmayan” hiç bir toplum mevcut değildir. Bir asırlık çabaya rağmen antropoloji bilimi bütün toplumlara uygulanabilir standart ırkî ölçütler ortaya koyamamıştır. İnsanları dil, renk, boy, kafatası ölçümleriyle tasnif etmek mümkün olmamıştır.

Okumaya devam et
  18558 Hits
  1 yorum
18558 Hits
1 yorum