Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

NE SAVAŞI!

Sevgili Mekâncılar,

Bir duydum ki meğer savaşa giriyormuşuz.

Bunun için yeterli mühimmat mevcut mu ki?

Ortada TSK mı kaldı?


Esad mı yoksa Esed mi anlayamadık. Adam dimdik ayakta, korktuğu filan yok!

hafız esad saddam ile ilgili görsel sonucu

 

***

Hem ortada ordu bırakmayacaksınız, hem de harbe gireceksiniz.

Böyle bir şet intihardır ve başarılı olmak pek müşküldür.

Eğer amaç Suriye’yi yenmekse ve galip gelmekse, bunun imkânı yoktur!

İlker Başbuğ uyarmış ve “girince çıkılmaz” demiş!

ilker başbuğ ile ilgili görsel sonucu

Şam ne zaman düşman, ne zaman dost biliyor musunuz?

Hocalarla, hacılarla bu memleket yönetilemiyor!

***

Homoseksüeller ve transseksüellere de gaz sıkılmış dün, bunun adı Homofobidir. Gelişmiş ülkelerde kimse böyle şeylere müdahale etmez! Beyoğlu’nda gaz sıkmışlar. Yazık değil mi; bırakın nümayiş yapıp bildirilerini dağıtıp dağılsınlar!

Sabun yapmayı da düşünen var mı acaba?

***

Park yeri açılmış, hangi kaynakla?

Ekmeleddin İhsanoğlu, Deniz Baykal, İsmet Yılmaz eğer bu karara imza artarlarsa tarihte hesap vereceklerdir!

Bakın, ezeli düşmanımız Yunanistan bile topu atmakta ve 1.6 Milyon Euro ödemek zaruretinde, yoksa temerrüte düşecek!

Üstelik it dalaşları tekrar başladı; geçenlerde İzmir uçağında Hz. Muhamed’in seyahat duası seyrettirildi, Köln’den gelirken de hatırlatıldı. İnananlar için çok iyi de, Ateist veya benzeri kişiler için bunun mesajı ne?

***

USD şimdilik düşüşte ama iş bir referanduma gidecek anladığım kadarıyla ama seçim ekonomisine girildiğinde kesin fırlayacaktır. Ya 4 hattâ 5 TL’ye çıkarsa, stagflasyona gidilmez mi?

Daha da beteri, bu Lâle Devri benzeri dönemde, karşılıksız para basılarak piyasalar iyice şişerse ne olur?

***

Bu ülke çok savaş gördü, bunu da atlatır da, hangi silahlarla veya kurşunlarla?

Büyük medyanın neredeyse tamamı elinizde, yandaş olmayan pek az kanal var.

Bol dezenformayon ve misenformasyon yapılıyor.

***

Hiç Humeyni’den, Şah Rıza Pehlevi’den, Saddam’dan da mı ders almadınız?

Adamı Kürt seçkinlerinden oluşan Koruma Alayı yapayalnız bırakmıştı. Coniler de astılar, Kelime-i Şahadet getirmesine dahi müsaade etmeden hem de!

***

1500 kişilik sarayınız var, Allah daha büyüğünü nasip etsin ama unutmayalım ki her savaş bir cinayettir.

Âkiller de mi ikaz etmiyor (öyle isimler mevcut ki, inanamıyorum hâlâ)?

Ramazan’da yapılacak böyle bir müdahale ancak daha çok kan ve soykırım getirir.

Bu da Güney bölgelerimizde yaşayan pek çok kavim için yıkımı, hattâ bir soykırım yaşanacaktır.

***

Memlekette o kadar çok güzel yer var ki, niçin kıymak istiyorsunuz insanlara,

Bakın Habertürk’teki haberleri izliyorum.

Kırmızıçizgiler de kalmamış artık!

Neler yapacaksınız?

Her tarafa yeni AVM’ler mi inşa edeceksiniz?

***

Özal döneminden demi ders almadınız?

Askerimiz bu ahval ve şeraitte muvaffak olamaz, çok önemlidir bu.

***

Dengir Min Fırat Kürt ama belli ki makul bir adam.

Çok dikkatle ve ihtiyatlı konuşmakta!

Parlamentonun oturmamış olmasından müşteki, Anayasal haklardan bahsediyor!

***

AKP’nin başındaki her kimse, onlara sesleniyorum, çevremiz tam bir ateş çemberi içerisindeyiz.

Atatürk’le tam bir yarış içerisindesiniz, ne yapsa tam aksini gündeme getiriyorsunuz!

Dengir Bey, İstiklâl Marşı’nın kıtalarını bilmiyormuş, hâlâ 12 Eylül’den ve sopayla, dayakla özleştirmeden bahsediyor. İçeriğine karşı çıkıyormuş.

Mehmet Âkif’in dedikleri o zaman için mutebermiş ama artık saygı duruşu yeterliymiş.

Rahat bırakın bu milleti, köklerimizden tekrar doğarız ama çok kan dökülür ve olan gene 36 etnik gruba olur!

***

ABD’nin Yeşil Kuşak doktrinini aşmak çok güçtür!

Onlar kim isterlerse onun işine son verirler.

IŞİD’le başa çıkmamız çok zor.

[/embed]

[/embed]

İstediğiniz kadar akıllı tayyareler, uydular veya başka şeyleriniz olsun.

Göktürk 1 Uydusu hâlâ fırlatılamamış, uçakların çizimleri daha hazır değilmiş.

Hiç böyle harbe girilir mi?

***

Suriye bataklığından çıkamazsınız, çıksanız dahi memleket perişan olur!

***

Bayan Vitali Hakkoda vefat etmiş,

Toprağı bol olsun, mütevazı ve çok yalnızlık çekmiş bir kadındı. Meğer öykü kitapları da yarmış, olar kalmış yadigâr!

}[/embed]

***

Çok güzel bir söz vardır: “Savaşı yaşlılar planlayıp idare eder, gençler ölür”.

Yazık etmeyin bu güzelim ülkeye.

İran’ı Osmanlı dahi işgal edemeyip, kapıdan dönmüştür.

Sağlıklı ve sabırlı, ihtiyatlı ve kırk kere düşünerek karar verin.

Türkiye Cumhuriyeti payidar kalır ama küçülür, paramparça olur.

Kürt Devletini engelleyemezsiniz.

Artık konu sağcılık solculuk değil, demokratik ve sosyal hukuk devletinin müdafaa edilmesidir.

Bugünlerde nasıl olup da keyfim yerinde olsun…

Korkmuyorum ama endişeliyim.

Evlâdım ve diğer insanlarımız için.

***

Neyse, Hatun Zeynep Akayrancı da döndü, evimiz eski hâline kavuştu.

İtidal, iyi istihbarat ve maceraya atılmamak en önemli olmazsa olmazdır.

Dilerim yeni kanlar dökülmez ve Yüce Türk Millet ilelebet payidar olmaya devam eder.

Bu arada, inananlar için dinimizin akıl ve hikmetle dolu olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Yok, kalçadan iğne oruç bozar mı, Cüppeli ne demiş…

Bırakın bunları.

Hekiminizi dinleyin ve internette sörf yapmayın.

***

Herkese tekrar itidal ve sağduyu tavsiye ediyorum.

Tabii ki benimki bir blog ve henüz herhangi bir gazetede köşem yok.

Keşke olsa da, daha büyük gruplara ulaşabilsem…

Sağlıcakla ve aklı selîmle dolu olarak kalın!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 29 Haziran 2015 Pazartesi

Okumaya devam et
  3070 Hits
  0 yorum
3070 Hits
0 yorum

SEZAR ve TÜRKİYE

İlk Sezaryen Seksio, Sezar'a yapılmış olabilir mi?

Bugün Pazar.

Hristiyanî tatil günü ama Gregoryen takvime göre…

Ne bitmez tatilmiş be, ben çok sıkılırım tatillerden'

İnsan, çalışmak için yaratılmıştır, bütün âlemler gibi. Atalet yoktur.

Hâlbuki her takvim kusurludur çünkü tarihin okunu istediği yöne tevcih eder ve oradan öncesi ve sonrasını gasp eder.

Zaman ise çok farklı tiplere ayrılır:

-Kronolojik zaman (izafî).

-Biyolojik zaman (eğişken; progeriada çok asabî, depresyonda yavaş, manide hızlı, şizofrenide kaotik ve en Öz’e yakın olan!

-Medyatik zaman: Hep geri kalır.

-Atabekik zaman: Hep ileri gider.

-Rolex zamanı: Haftada 5 dakika ileri gider ve tamiri için 2 (iki) aylık süre ve İsviçre Frangı cinsinden anasının örekesi para isterler, yedek de vermezler!

ed]

Bâzı yöreler hâriç, pek çok ülkedeki mâbedlerde kendi bildiğim şekilde Ulu Yaratan’a dua ettim.

Konu pek değişken olabiliyordu ama barış, dostluk, sâhicilik, kardeşlik hep esas tema oldu.

Keşke bütün âlemde her gün kısacık bir ân için herkes kendi içine dönüp, özüne (essence) dönüp, murakabe-i nefs (kendini sorgulama) ile maddî yönünden (substance) kurtulup kendini bulsa.

Gregoryen takvime göre 56, yaşımdan günler çalıyorum.

Zaman çok rölatif (göreceli), vakit ise kısadan da öte, uzun.

Buut (boyut) değiştirmeden önce kırdığım bütün kâlbler, acıttığım bütün yürekler, heyecanını tahrip ettiğim bütün gönüllerle aramı düzeltmek tek amacım (erek: ülkü: teleoloji).

Bunu bana hiçbir din, ideoloji temin edemez.

Sâdece kendi weltanschauungum (hermeneütik, yorumsama) benim rehberim olabilir.

Onun da ne kadar objektif (nesnel), ne derece hakiki (verite transandantal) olduğunu bilemem ama e azından kendi doğrumu (truth) yakalamamda benim öz rehberim olur.

Uzun zamandır aramızda anlamsız soğuk yeller esen Değerli Yazar ve Bilim Adamı Murat Bardakçı ile dün geceki canlı yayında buzlar eridi, içim sıcacık oldu.

Lütfen http://tvarsivi.com/player.php?e=113698 adresini tıklayın...

Sanırım tamamı yüklenmek üzere, yatmadan önce de "Lâ Mevcûde İllâllah" diye teşekkür ettim.…

O muhteşem manzaralı terasında Fransa’dan getirttiği kazlardan yemeyi iple çekiyorum ve muhayyel (imgesel) ama mukadder (kaçınılmaz) büyük buluşma tahakkuk edecek: Önem ve değer sırasıyla MA Celâl Şengör (5 lisan mükemmel), İlber Ortaylı (11 lisan mükemmel), Murat Bardakçı (4 lisan mükemmel) ve M. Kerem Doksat (iki lisan, Englisy very good) bizim fazla da mütevâzı olmayan fakirhânede buluşup söyleşeceğiz…

Cemil Meriç (5 lisan mükemmel), Recep Doksat (iki lisan, French très bon) ise ruhlarıyla bize refakat edecekler.

Tardif Tahsilât yaparken anacığımı çok kırdı çok...

Belki Güneş Taner Beyefendi’nin (iki lisan, excellent)  lûtfedip telefonla davet etmek zarafetini gösterdiği evinin avlusunda...

Ama biliyorum ki bu en geç bir iki ay içerisinde vuku bulacak.

Hele bu pentagram ile canlı yayında vuslat olursa, TAO Programı 3 gün sürer!

Aman Muradım..

Tabii ki anlaşamayacağız, anlaşmak için vakit kaybetmek en ağır günahtır!

Çünkü Karma öyle yazmıştı, kendi eserimiz olan Kaderlerimiz ise bizleri ahbap etti. Kıymetini de, değerini de bilmemek O’na haksızlık hâttâ küfür olur.

Ne yazık ki bu vuslat kamuya kapalı olacak çünkü avam bizim derimizi yüzer, havas ise taşa tutar çünkü “Havas ilmi Kur’ân ve sünnet üzeri yapılan mânevî bir tedavi şeklidir. Bir ismi de RUKYE ilmidir. Rukyecilik Allah Resûlü (S.A.V)'in tedavi şeklidir. Bu tedavi, mânâ âleminin doktorlarından ve mürşidlerinden alınan himmet ile yapılır” gibi acayiplikler dolanıyor siber fezâda.

Hâlbuki Havas gerçek olarak Nûrlar (Envâr) demektir.

Bir zahmet http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/avam-ve-havass-farki makalemi teşrif eder misiniz?

Onlar havalı Cıvalı değildir.

Öyleyse de kâziptir (sham), sahtedir.

Hele Melâmîlik’ten dem vurup da el ayak öptürüyor, hiçbir bilimsel referans vermeden Hz. Mevlânâ’dan nakil diye “gel gel…” muhtevalı makaleler yazıyorlarsa, küffardandırlar. Câhiller’den daha tehlikeli şeytanlardır!

Baktım, Amerikan spor kanalı ESPN2’nin Friday Night Fights isimli boks programının yeni tanıtım yüzü Tyson, basın toplantısında yaptığı açıklamada, alkolün etkisinde kalmadığı bir hayat istediğini belirterek, “ölmek istemiyorum. Ölümün eşiğindeyim, çünkü iflâh olmaz bir alkoliğim” ifâdesini kullanmış. Hayatının büyük bölümünde kötü bir adam olduğunu söyleyen 47 yaşındaki boksör, birçok kötü şey yaptığını ancak affedilmek istediğini ifade ederek, “artık farklı bir hayat istiyorum. Altı gündür ne alkol ne de uyuşturucu madde kullanıyorum ve bu benim için bir mucize. Ayık olduğum konusunda herkese yalan söyledim ama değildim. Bu benim altıncı günüm. Bir daha asla kullanmayacağım” şeklinde görüşlerini aktarmış.

Biraz önce Gülay Fırat isimli pırıl pırıl bir gazeteci bir hastası hakkında fikir aldı benden.

Elimde Okat Yayınevi tarafından 1960’larda piyasaya çıkarılan, Doktor Recep Doksat’ın, von Urban’dan naklettiği bir kitap var: Cinsî Başarının Esasları.

 

Eğitim amaçlıdır ve ellenemez!

Evde özenle saklamışım ama kırk kere taşınınca mekân idraki nâkıs oluyor ve Neslim de gözleri pırıl pırıl bana sürpriz yapıyor, elinde babamın eseri.

Başarısının derecesi ortada: tek veled benim!

Hipnotizma’dan sonraki ikinci kitabı bu…

O zamanlar ne Haydar var ne de Duman.

Var da, mevcut değil çünkü kafadan atma yazmış, gene de epey hizmeti olmuş.

Ben de Oral mı, Anal mı hangi dönemdeysem kahkahayı basıyormuşumdur garanti.

Birazdan Can Dost, Selçuk Erez Hoca’yla mama yemeye gideceğiz.

Küçükusta gene televizyona çıkmadan kaçmak sevaptır ama haberler başladı, imbat!

   Destinasyon (varış yeri) mi?

      Söyleyeyim:  Recep Tayyip Erdoğan Lokantası.

         Neme lâzım pâdişahım…

            Unutmadan, Suriye, Suriyelilerindir!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 25 Ağustos 2013 Pazar

Okumaya devam et
  4028 Hits
  1 yorum
4028 Hits
1 yorum

ÇEŞME’DEN AYRILIRKEN…

Her ayrılık hüzünle doludur, tıpkı hayatın her safhasının olduğu gibi… Hüzün doğurgandır, dişidir ve varoluşun en temel yaşantılarından da biridir.

Hiç boş kalmadık şükür ama mutlaka görüşürüz diye ümit ettiğim pek çok kardeşimle hemzaman davranamadık, bir başka sefere kaldı bermutat.

Mutlaka göreceğim diye kararlı olduğum dostları olduğum kadim dostları bağrıma basma tâlihini Allah bana ve Neslim’e nasip etti.

Hamdolsun.

Dost Pide’den İskender kebaplarımız geldi, birazdan da kapıları iyice kapayıp Huysuz Virjin İstanbul’a doğru topuklayacağız gazı.

Bu sefer gündüz araba kullanacağım çünkü yarınki program çok yüklü.

Beykent Üniversitesi’nde Sayın Rektörümüz ve diğer mesai arkadaşlarımızla beraber yeni öğrenim senesinin programını yapacağız, öğleden sonra ise çok sevdiğimiz muayenehânemize gideceğiz. Orada bizi bekleyen çok iş var, çok.

Ayrıca, Cimbom Rotary'i de epey ihmâl ettim.

Vallahi gıklarını çıkarmadılar.

Şükranlarım onlarla olsun.

Somali’de Büyükelçiliğimize saldırmışlar, bir şehit üç yaralı var.

Sayın Başbakan “bunlar sözüm ona Müslüman olacak” diyor, Muhterem Zevceleri First Lady ise "Türkiye’de ne kadar büyük demokrasi olduğunu" anlatıyor.

Suriye ile alenen kapıştık, en muhtaç olduğumuz şeydi.

Kürdistan fiilen ve resmen kuruldu ama inşallah “süreç” bunu hâlledecek.

Hamdolsun.

Okumaya devam et
  3997 Hits
  0 yorum
3997 Hits
0 yorum

AKIL, FİKİR ve ZİKİR TUTULMASI

AKIL

Ünlü uzman Aytunç Altındal “esrârengiz” bir durumla mücadele ediyormuş. Âniden ortaya çıkan ve bütün vücudunu saran kanserle ilgili ciddi bir suikast şüphesi gündemdeymiş. Doktorlar da durumu anormal olarak görmüş12 Mart döneminde işkencede bir böbreğini kaybeden Altındal (doğru mudur bilmem ama muhtemeldir), bugünlerde kanserle mücadele ediyormuş. Âniden ortaya çıkan ve bütün vücudunu saran bu hastalıkla ilgili ciddi bir suikast şüphesi de gündemdeymiş.

Şimdi sıkı duralım:

50 sene süreyle günde iki paket sigara içtiğini söyleyen Altındal, “kanser bir ayda hızlı yayıldı” derken, doktorlara göre hastalığın bu kadar hızlı yayılmasında bir anormâllik varmış.

A Haber, Aytunç Altındal ile Âlp Dağları'nın eteklerinde bir evde konuşmuş (herhâlde çok gizli Mason mahfillerinden birisidir, biz bilmesek de o biliyor ya), o da durumu şöyle anlatmış: “Biyopsiler yapılmıştı, iki ay öncesine kadar tertemiz çıkmıştı. Sonra bir ay içinde bütün vücudumu saran kanserle karşılaştık. Doktorlar çok şaşırdı. Nükleer tıp merkezi 'bunda bir gariplik var, vücudunuza kanser ilâcı verilmiş olabilir' dedi. Doktorlar böyle bir tertip var mı onu araştırıyor. Ama bütün belirtiler bir tertibi gösteriyor”.

Büyük komplo teorisyenine çok yakışan bir tahlil, aklı hep bunlara çalıştığı için şaşırmadım da...

Yâhu, 50 sene günde 2 paket tüttürdükten sonra, kızamık mı olacaktı bu büyük âlim!

FİKİR

İstanbul’da ve bilhassa Taksim’de tam anlamıyla bir iç savaş provası yaşandı. SIKIYÖNETİM ilân edildi. Artık her şeyi yüzüne gözüne bulaştıran hukûmet, müstakbel pâdişahın emri ve gözlerinden zekâ fışkıran “marjinal azınlık târifçisiİstanbul Vâlisi Hüseyin Avni Mutlu, 1 Mayıs'ta yaralananlarla ilgili yaptığı açıklamada "Yaralıların üçü de militandır. Dilan adlı kızımız da yaralıdır. Dilan örgüt üyesidir, marjinal grup üyesidir. Bizde kayıtları vardır. Çatışma içindedir. Tam bir radikal mensuptur. Yaptığımız hiçbir eksik ve yanlış işlem yoktur. Dünyânın ne kadar mahkemesi varsa, ülkemizde ne kadar mahkeme varsa müracaat edilebilir. Aldığımız karar kendi vicdanımda fevkalaâde doğrudur".

Böylesine adamların müthiş ve öldürücü derecede dirayetli müdahaleleri sonucunda genç, yaşlı, hasta filân demeden herkesin gözüne ve gönlüne biber gazı sıkarak halktaki nefret, isyan ve intikam duygularını perçinlediler. Buna, uygulamada, faşizm denir.

Okumaya devam et
  4914 Hits
  3 yorum
4914 Hits
3 yorum