Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

DÜNYAYA ROT BALANS AYARI YAPILIYOR

Merhaba,


Gri erkek şehir Ankara’dan mavi yeşil dişi İstanbul’a döndük.

Hasretten perişan olduğunuzu biliyorum, onun için kısa keseceğim.

Bu seneki Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi çok başarılıydı çünkü sadece iki ilâç firması masası (stand up’ı) vardı ama kimselerin umurunda değildi.

Âlâ.

Çünkü hafta sonuna denk geldiği için pek az iştirak vardı.

Mükemmel, çünkü az konuşuldu, öz konuşuldu, açık seçik konuşuldu!

Örneğin meselâ, bu arada, âkil adam şöyle yazdı (aynen aktarılmıştır):

***

İslamiyet’teki İnsan Anlayışı Bu mu?

Son yıllarda giderek artan biçimde Müslümanlığın günlük yaşamdaki  yasaklayıcı yönlerinin sık vurgulandığını  görüyoruz.  Çok örnek verilebilir. Bu yazıda iki ilahiyat profesörünün yakın zamanda internet ortamında ve gazetelerde okunan görüşlerinden alıntı örnekleri ile bu yasakların temelinde bulunduğunu düşündüğüm bir tür insan anlayışını tartışmak istiyorum. 

Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr.  Hamdi Döndüren’den:  “İslam bilginleri teganninin haram olduğunu söylemişlerdir. Bu çeşit teganni nefisleri fuhşa teşvik eder. Sükûnet halindekini harekete getiren ve gizliyi açığa çıkaran laubaliliğe yol açar. Bu çeşit şarkıda kadının anılması ve güzelliğinin tasvir edilmesinde ve şarabın anılmasında insanı heyecana götüren bir yön vardır.  İşte böyle bir teganni ve eğlencenin yasaklandığı konusunda görüş birliği vardır.

(www.hikmet.net/content/view/55197/13)

 Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Çeker’den:” İslam inancına ters sözleri ihtiva eden müzik kesinkes haramdır ve Müslümanlar buna engel olmakla görevlidirler.  İnsanı gayr-i meşru işleri yapmaya sevk eden, haram olan şeyleri konu edinip tasvir eden müzikler de caiz değildir.   Ama insanı manevi şeylere sevk eden, güzel duygularını besleyen müzik caizdir hatta bunlar içerisinde sevap kazandıracak olanları da vardır. Bu arada farklı değerlendirmeler olmakla birlikte İslam'da kadın sesinden müzik dinlemenin caiz olmadığını duyurmak isterim. Bunu söylerken tabii ki dayandığım ciddi deliller var ancak burası onun yeri olmadığından münakaşasına girmiyorum.” (www.habername.com/yazi-prof.-orhan-ceker-muzik-ile-musiki-farkli-midir-1890.htm) .

Okumaya devam et
  4077 Hits
  0 yorum
4077 Hits
0 yorum

OLASILIKLA MÜMKÜN DEĞİL AMA UYGUNSANIZ MÜSÂİTİM

Türkçe kaosuna hafiften değineyim dedim bu gün. Meselâ örneğin Windows Amca'nın Word Programı (WAWP) bana "yabancı dil kökenli kaos kelimesinin sözcüğü ve tilciği yerine kargaşa, karışıklık, keşmekeş kullanmamı "öneriyor"; iyi iş yapıyor vallahi (Tengri çarpsın ki) ve kafa başımda kargaşa mı, karışıklık mı, keşmekeş mi ne ise, o kalmıyor.

Tabii ki ve doğal ki, yabancı ecnebisi dil lisanlarının önerip tavsiye ederek salık verdiği ve nasihat ettikleri kavram mefhumlarının tasvir betimi, tespit saptaması, isnatsız itelemelerden bizi kurtarıp saadet gönencinden mutluluk sevincine gark edip boğarak memnuniyet tasnifi sınıflaması ifâ ediyor. TRT GAP'ta hızlı okuma eğitmeniyle, belletmeniyle ve söyletmeniyle söyleşip sohbet ederken (20 Haziran 2007 saat 12:00) bermutat her dâim dâima her zaman misafir konuklarından daha çok fazla konuşan sunucu takdimcisi gene beni bayıltıyor. Duyum hissiyatını algı idraki ve beyin dimağının aslında hâttâ hatta esasında sâdece küçücük bir kısmının kesiminin kullanıldığı safsatasının boş lâfının söylence dedikodusunu yapıp bileni mecnun, meczup, veli ve deli yapıyor!

Okumaya devam et
  3749 Hits
  0 yorum
3749 Hits
0 yorum

LİSAN SOHBETLERİ

Türkçe veya Türkiye Türkçesi, ortak Altay dil ailesine bağlı Türk dillerinin Oğuz öbeğine üye bir dildir. Türk dilleri ailesi bünyesindeki Oğuz öbeğinde bulunur. Türkçe, dünyada en fazla konuşulan 15. dildir. Türkçe Türkiye, Kıbrıs, Irak, Balkanlar, Orta Asya ve Orta Avrupa ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır. Ayrıca bu dil, Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmî, Romanya, Makedonya, Kosova ve Irak’ın ise tanınmış bölgesel dilidir. Balkanlar’da konuşulur. Bunun aynı öbekte (Oğuz Öbeğinde) bulunan Azerbaycanca ve Türkmence, İran, Güney Azerbaycan, Azerbaycan, Afganistan, Gürcistan ve Türkmenistan’da konuşulur. Türkçe birçok diyalekte sâhip bir dildir.


“İstanbul şivesi" Türkçenin yazı dilidir. Bu yüzden Türk dillerinde ve Anadolu şivelerinde bulunan "açık e", "hırıltılı h" ve "öndamaksıl n" fonemleri bulunmaz. Türk alfabesinde, sekiz ünlü, 21 ünsüz harf bulunmaktadır, Azerbaycan alfabesinde 9 ünlü, 31 ünsüz harf bulunur. Genel olarak Türk Dilleri çok daha fazla sesi olan bir dildir; ancak Türkçe’de, diğer Türk dillerinde bulunan /ŋ/, /ɳ/, /q/, /w/, /ɛ/ gibi fonemler de bulunmaz. Türkçe çok geniş kullanımıyla birlikte zengin bir dil olmasının yanı sıra, özne-nesne-yüklem biçimindeki cümle kuruluşlarıyla bilinmektedir. Ayrıca, Türkçe sondan eklemeli bir dildir. Bu nedenle kullanılan herhangi bir eylem üzerinden istenildiği kadar sözcük türetilebilir. Türkiye Türkçesi bu yönünden dolayı diğer Türk dilleri ortak ya da ayrık bulunan onlarca eke sâhiptir.

***

Yukarıdaki yazıyı Vikipedi’den iktibas ettim.

Şimdi okuyacağınız yazıda, Türkçe’yi yazıldığı gibi okunan ve okunduğu gibi yazılan hâle getirebilmek için öne sürdüğüm, son derecede basit ama anlaşılır bir teklifi de göreceksiniz. Uzatma amacıyla alt çizgi, inceltme amacıyla takke işareti, gerektiğinde de ikisini birden kullanmaktan ibarettir bu teklif. Bu sayede, meselâ, kalın ama uzun okunması gereken ikamet kelimesi doğru yazılıp okunabilir hâle gelecektir. Bu yazı 15 seneliktir ama güncellenmiştir. Dil ağzımızdaki bir organdır, lisan ise çok sofistike bir işlevdir. Rutin hayatta bunlar aynı anlamdaymış gibi kullanılıyorsa da, akademik ve ilmi açıdan fark göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür.

d]

Türk psikiyatrisinde ve entellijensiyasında meslekdaşların birbirlerini anlamakta ciddi zorluklar yaşadıkları inkâr edilemez bir vakıadır (olgudur). Sekterlik ve dayatmacı tutumlar yüzünden belli dergilerde, eğer onların uygun gördükleri(!) lisanı kullanmazsanız, yazınız baraja çarpmakta ve dışlanmaktasınız. Aynı konuda yazılan farklı makalelerde veya verilen değişik konferanslarda, lisan karmaşasından dolayı iletişimsizlik, takip eden kopukluk ve tavır alma, bunun arttırdığı iyice sekterleşme ve diğerini dışlama, sonuçta iyice iletişimin bozulması şeklindeki fasit daire (kısır döngü) hem Türk psikiyatri camiasının, hem de bütün Türk aydınlarının yaşadıkları acı bir gerçektir.

Okumaya devam et
  4902 Hits
  0 yorum
4902 Hits
0 yorum

AH ŞU TÜRKÇE'NİN BAŞINA GELENLER

AH ŞU TÜRKÇE'NİN BAŞINA GELENLER

Kelimenin nesi kötüydü de sözcük uyduruldu; tıpkı herkes hayat derken yaşamın ortaya atılması gibi...

Konu tamâmen ideolojiktir: 1000 senelik Osmanlı ve İslâm döneminden bizleri koparmak (dezenformasyon), düşman etmek (misenformasyon), yabancılaştırmak (alienasyon), sonra da parçalayarak (dezentegrasyon) berhava etmek.

Bir milleti mahvetmek isterseniz, lisânını bitirin, yeter! Nasıl ifrattaki Osmanlıca Acemleşme ve Araplaşma'yı getiriyordu ise, bu uydurukçacılık da anomiyi getiriyor: Yokluğu, isimsizliği, köksüzlüğü...

Etnosentrik ırkçılığın Batı tarafından nasıl beslendiğini görmemek için kör olmak lâzım.

Gâzi'nin "Ne mutlu Türk'üm diyene" demesinden 75 sene sonra geldiğimiz noktaya bakın: Kürtçe eğitim tartışılıyor. 5 sene zarfında da diğer 100 küsur etnik dilde eğitim gündeme getirilecek (Pontusçuluk akımı çoktan başlatıldı).

Okumaya devam et
  4380 Hits
  0 yorum
4380 Hits
0 yorum