Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

FELSEFE SALATASI

Dün, kalkıp, Birinci Geleneksel Vahdet-i Vücûd Toplantımızı tam da Cumhuriyet Bayramı’nda yapınca, Neslim’le bendenizden başka sâdece 5 (beş) kişi iştirak etti toplantıya.


Bilgisayarım da açılırken tutukluk yaptı. Esed antivirüsüm Esad oldu. Penelope geldi, fitne fesat da içeri doldu.

Neyse…

Güzel, ikisi de asal sayıdır.

Hâttâ 5’ten 2 çıkınca 3 olur ki, bu da en ulvî ve mutlak olanın, yâni Hakikat’in simgesidir.

Bu vesileyle, felsefenin (bilgelik/hikmet sevgisi) neden saçmalık, hâttâ safsata olduğunu yazayım bâri.

Bilge kişi çok konuşur ve etrafına nur saçar: Saçma.

Çünkü çok konuşup etrafa çamur atan nice Beş Para Etmez Unutulmaz İnşaat Ustası vardır. Akılları fikirleri de uçkurlarındadır zâten.

Bilge kişi Doğu’da oturup ağzını açmaz ve etrafına nur saçar: Zırva.

Çünkü hiç konuşmazsa, bilgisini de, bilgeliğini de kim nereden anlayacak?

Ayşeler ile Ahmetler çiftleşince hep erkek veledleri olur”.

Aylalar ile Mehmetler evlenince hep kız çocukları dünyayı teşrif eder”.

Tam ahmaklık, çünkü böyle genellemeler yapmak için çok büyük sayıda gruplamalar yapıp, bunları kıyaslarsanız, sonuçta tam bir yanılsama içerisinde olduğunuzu fark edersiniz.

Ben Cihan’ı Gezerim hâttâ Gererim, Ezoterizmin Bilimsel ispatını yapıp, kerizleri dolandırırım, demek ki bilgeyim”.

Muhteşem bir salaklık çünkü hiçbir şey ispatlanamaz, ancak kestirme veya yakıştırmalarla varsayımlara başvurulabilir.

Güneş, hep Doğu’dan doğar”.

Hayır, Güneş, hep ufak tefek hesap farklılıklarıyla oradan kendini gösterir.

Dünya, küre şeklindedir”.

Hayır! Aslında portakal gibidir.

Demek ki portakallar hep Dünyalıdır: Rafi Portakal da bir ben-i âdemdir ve Âdem Peygamber değildir.

Okumaya devam et
  4391 Hits
  1 yorum
4391 Hits
1 yorum

İZMİR ve ANTALYA İNTIBÂLARI

Geçen hafta ikişer gün arayla İzmir’e ve Antalya’ya gittim.

İzmir’e Neslim’in mensubu olduğu Nazlı Âilesi’nin düğünü için gittik ve pek güzel geçti. Ertesi gece de dostlarla muhabbet ettik ve uçağı zor yakalayıp ancak döndük.


Üç gün sonra da, özel bir konferans için Antalya’da idik. Akdeniz’deki 4 metrelik dalgalar bizi şaşırttı.


Bu arada uzun uzun tefekkür etme bahtım oldu.

Sevgili arkadaşım Can Ataklı günlerdir Vatan gazetesinde yazıyor, ben de takipteyim. Yurtdışı internet haber kaynaklarından da teyitle, pek vahim birkaç şey iç içe cereyan ediyor:

1. Çıkacak gazı kalmamış hâldeki Yunanistan, eskiden ortada sayılan ve uğruna SAS komandolarının ölümü göze alarak müdahale ettiği Kardak dâhil, bütün adacıklara, kayalara vs. bayrak diktiği haberi. Yandaş medya da, TSK da bunun karşısında “tısss” dedi.

Onlardan bu su kesintisi sükûtu bize uzanırken, Yunanistan’daki sol parti milletvekillerinden birisi kalkıp “Yunanistan, Ege’de 12 mil dayatmasından vazgeçmeli ve diktiği bayrakları geri çekmelidir. Ayrıca, Türk savaş uçaklarıyla iyice artarak yaptıkları “it dalaşı” müdahalelerine son vermelidir” dedi.Kendisini ânında ihraç ettiler.

2. Bu arada Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Akdeniz’deki hummâlı petrol arama işlerinde gemi azıya aldı. Biz ise, fiilen Kürdistanlaşmış yerlerde petrol damarı bulduk diye hoplayıp zıplıyoruz!

Okumaya devam et
  3596 Hits
  1 yorum
3596 Hits
1 yorum