Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

KAÇIP GİTMEYELİM

Son zamanlarda yeni bir moda başladı: Kaçıp gitmek!

Bu memlekette herkese yer var.

Birgül Anne (fotoğrafını koyamıyorum, gönlüm dayanmıyor) maalesef artık ömrünün son demlerinde, fazla dayanmayacaktır!


Kimse ölümsüz değil. Ne var kaçacak ve memleketten ric'at edecek?

Ne var, sonu mu geldi dünyanın,  ilk Ramazan mı bu?

Oruç tutan isterse mütevekkil davranır; açlığa susuzluğa katlanır.

Arzu eden namaz kılar, Cuma’ya gider.

Bir kısmı kafayı menopoza takar, sanki kadınlığın sonu gelmiştir.

***

Bazısı vardır ki mevsimi geldi mi dayanamaz, iflah olmaz muhaliftir ve mutlaka bloglara musallat olur.

***

Bu aralar sıcak da cehennemî ve yakıcı, yeni adres de hayırlı olur inşallah.

***

Neslim ve Zekeriya da şimdi istişaredeler ve konuşuyorlar.

***

Bakalım ne olacak ve nasıl olacak?

Burası 19 Mayıs Mahallesi Çoruh Sok 32/5 Fulya İstanbul.

Herkesi bekleriz.

Dün Dr. Hilmi Or ve Can’la beraberdik, sofra pek zengindi. Geçmişi, memleketi, gelişmeleri konuştuk.

Sohbet pek hoş, aş ve muhabbet pek hoştu.

Yaşar Nuri Öztürk, Kur'ân ve Yaradılış ana konularımızdı. Bayraktar Bayraklı'dan da bahsettik. 

Hayırlı olsun herkese… 

Mehmet Kerem Doksat - 09. 07. 2015 – 07 – 09 Temmuz 2015 Perşembe 

Okumaya devam et
  3100 Hits
  0 yorum
3100 Hits
0 yorum

YALNIZ ADAM

Uyandım, bir baktım ki Kadir Ağabey, meçhûl bir Abla’yı (kod adı Zeynep) tavlamak için bir Kötü Adam’ı kurşunla karnından vurarak korkuttu. Kadın da zâten gazeteci ama öyle olduğunu kimse bilmiyor.

Yâni ikisi de fena hâlde yalnızlar!

Tıpkı bugün Yalçın Bayer’in köşesinde bahsettiği Can Ataklı dostumun şimdilik olduğu gibi.

Bu bilginin kaynağı Kutsal Metinler denen elyazmalarıdır.

Efendim, önceleri O (yâni Ulu Yaratan veya Yarattıran yâhut Mimar) var ama mevcut olamamaktan sıkılıp Havva ve Âdem’i kendi sûretinden yarattı.

Sonra onları Cennet’e koydu ama rivayet muhtelif; bâzısına göre bu Diyalektik Schism (zıtlara bölünme) ile zâten ilk İblis de, Melek de, Cin de aynı şey olmaktan çıkıp, plüripolarize (çok kutuplu) oldular.

Ama hepsi yalnızdı çünkü aralarındaki husumet asla bitmeyecekti.

Nuh, kavmini Yanlış Olana biât ettirmemek için çektiği anksiyeteden dolayı kekeleyerek denizleri aştı ve ihvana kaçtı.

İsa’nın ise işi pek müşküldü çünkü annesini Cibril’in yâni Mr. Gabriel’in döllediğini, aslında bu masum kadının yarımay şeklinde bekâret zarı olduğunu, bu sebeple de masum ve saf addedilmesi icap ettiğini anlatsa… Kimse inanmazdı.

Gitti, yapayalnız hâlde bir ağacın altında oğlunu doğurdu, yâni İnsanoğlu İsa’yı.

Bunu ahaliye anlatmak pek güçtü, kimse yutmazdı.

Bari en iyisi işi Oğluma bırakayım” dedi.

O da hayırlı evlâtlığını esirgemeyerek “bakın, ben aslında masum bir meleğim ama size bu sûretle göründüm. Aslında ben hem Rabbim, hem onun oğluyum, hem de Nasıra’nın yeri itibariyle, Kudüs’ün Rûhuyum” dedi.

Bu çok makûl ve mantıklı şeylere hemen inanıp orayı terk ettiler ama içlerinde hep bir kuşku kaldı.

Bu sebeple de hem Meryem, hem İsa hep yalnız kaldılar ama bu onlara güç ve sabır verdi.

Bu sayede çok ama çok çalıştılar.

İlm-i tefsir yâni Hermeneütik de böyle doğdu.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı…

   Olmadı netekim.

      Olmuyor

         Ve olmayacak!

Mehmet Kerem Doksat – Çeşme – 10 Ağustos 2013 Cumartesi

Bilgi için İnternet'e hamile Panda yazın.

Okumaya devam et
  3524 Hits
  0 yorum
3524 Hits
0 yorum

İNANÇ SİSTEMLERİ, DİNLER ve EVRİM

Dinler


        En Eskiler: Animizm, Animalizm, Şamanizm…

        Klâsikler: İbrahimî, Budizm, Taoizm…

        Yeniler: Sai Babacılık, Bülent Hanımcılık…

        Old Wine in New Bottles: Feng Shui, NLP, meditasyonlar…

Felsefeler & İdeolojiler

        Sophos: İdeâlizm, Materyalizm, Agnostizm, Mistisizm…

        İzmler: Komünizm, Freudizm, Anarşizm…

Dünyâ Görüşleri

        Liberalizm

        Sosyalizm

        Karma Ekonomizm

        Vahşi Kapitalizm


 

DİN NEDİR?

Genellikle karizmatik bir lider veya mitolojik bir olay tarafından başlatılan, bir gün ulaşılacak mutlak saadet ve adalet telkin veya vaât eden, -günümüzde şart olmamakla beraber- bir ilâhî veya kutsal varlığa yâhut gâyeye inanmayı şart koşan ve memetik yayılma ile sür’atli mutasyona uğrayarak yayılan, kültürel farklılaşmayı da beraberinde getiren, bu işlevini hâlen de sürdüren, dogmatik vasıflı inançlara dayanan yâni yanlışlanabilirlik ilkesine ters düşen, sübjektif bilgiye istinaden gelişmiş toplumsal kurumlara din denir.


Hristiyanlık'taki Evrim...

KİŞİLİKLER ve DUYGULANIMSAL HUYLARKİŞİLİKLER ve DUYGULANIMSAL HUYLAR

        A, B ve C KÜMELERİ

        Yüksek İşlevsellikli Otizm

        Duygulanımsal Huylar:

       Hipertimik

       Siklotimik

       İrritabl

       Eşikaltı Distimik

        BÜTÜN BUNLARA KARİZMA VE DEHÂ EKLENİNCE…

Din ile Bilim Arasındaki Farklar

Bilim objektif, herkesin ulaşabileceği ve tekrarlanabilir verileri açıklar. Din varlığın düzeni, hayatın anlamı, doğru ve yanlış, iyi ve kötüyü belirler. Bilim nasıl, din ise niçin sorusuna cevap verir. Bilim ulaştığı sonuçların doğruluğunu deneysel yeterlilik ve mantıkî tutarlılık ile test eder; yanlışlanabilirlik ilkesine dayanır. Din ise doğruluğunu insanları ahlakî kemâle ulaştırma, mânevî ve mistik tecrübeyle ortaya koyar. Bilim kâinat ve insanın menşei gibi nihâî sorulara ancak teorilerle cevap verebilir. İnsan tabiatı ise bu konularda kesinliği arar; metafizik ve ahlâk teori olarak kabûl edilemez. Din insan ve kâinatın menşei konusunda, metafizik ve ahlâk alanında kesin hüküm ve prensipler sunar.

 

Sir Karl Popper: Homo scepticus.

İSLÂM

-Ebu Osman Amr bin Bahr el-Cahız (776-869):

“Birinci dereceden metafizik ve ikinci dereceden fiziksel faktörler altında, türler, yeni türleri meydana getirecek kadar değişiklik geçirebilir. Bu değişiklikler sonunda, tamamen yeni türler ortaya çıkar”.

Okumaya devam et
  12706 Hits
  10 yorum
12706 Hits
10 yorum