LIONS, ROTARYENLİK ve MASONLUK

http://www.sabah.com.tr/ozel/lions913/dosya_913.html adresinde LIONS’un ne olduğu “irdelenmiş” ve masonluğun arka bahçesi mi olduğu şeklindeki meş’ûm suâl havada bırakılmış. Aynı şey ROTARY için de geçerli.

Vaziyetten vazife çıkararak derli toplu bilgi vereyim:

ROTARY

Paul Haris 1905 senesinde Chicago’da ilk ROTARY kulübünü kurar. Başkanlığa da Silvester Schiele’yi getirir. Sonra çığ gibi büyüyerek bütün dünyaya yayılır bu örgüt. Amacı farklı mesleklerden tebarüz etmiş ve daha da geniş bağlantılar kuracak kişileri bir araya getirerek kaynaştırmak ve topluma hizmet etmektir. Herhangi bir ırkın veya milletin diğerlerinden üstün olmadığı, dünyadaki bütün insanların korku, açlık ve zulümden korunması, bütün insanlığın hayat standardının yükseltilmesi temel fikirleriyle çalışılır. İyi ahlâklı ve dürüst işadamlarına kucak açar. Her hafta toplanılır, “ocakbaşı toplantıları” denen kaynaşma buluşmaları yapılır. 1989’a kadar kadınları aralarına almazken, bu kural değiştirilir.

LIONS

1917’de Melvin Jones da gene Amerika’da ilk LIONS kulübünü kurar. Bu abreviasyonun açılımı Liberty, Intelligence, Our Nation’s Safety’dir (veya Security). Hâlen “özgürlük, anlayış ve ulusumuzun güvenliği” diye okunuyor. Ayda bir toplanılır. Arada faâliyet ve hayır işleri için görevli üyeler koşturur. ROTARY’den farklı olarak, LIONS’ta aynı meslekten kişiler aynı kulübe üye olabilir. Başlarda onlar da kadınları almazlar ama artık bu kural tarihe karışmıştır.

İkisinde de amaç kentsoyluluk değerlerini yaymak ve topluma hizmet etmektir. LIONS daha halka ve orta sınıfa yöneliktir, ROTARY ise işadamlarına, daha zengin sınıfa açıktır ama hizmette farkları yoktur.

Her ikisinde de mübadele ile gençler farklı ülkelere gider, dünyalarının genişlemesi ve ufuk açılması yaşarlar. Her ikisinin de toplantıları herkese açıktır. Ne Kabbalistik ne de mistik yâhut ezoterik yönleri vardır. Tamamen yasaldırlar.

MASONLUK

Tarihi çok eskilere uzanan, Ortaçağ karanlığından çıkışta büyük rol oynayan ezoterik ve hârice kapalı bir kurumdur. Mâbediyyun şövalyelerine veya başka bir tarihî kuruma tek başına indirgenemez. İlk resmî kuruluşu İngiltere’de ve Hristiyanî olmakla beraber, zamanla bir ilâhi güce (Allah, Tanrı, Lord, God vs.) inanan ve iyi ahlâklı kişilerin alındığı beynelmilel bir teşkilât hâlini almıştır (tıpkı İhvânüs Safâ gibi). Bu süreçte bölünmeler de yaşanmış, inançsızları ve kadınları da kabûl eden “devrimci” gruplarla, muhafazakâr ve an’anelerine bağlı grup ayrılmışlardır. Türkiye’de de bu üvey kardeşler Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası ve Özgür Masonlar Büyük Locası diye iki farklı obediyansta kurumsallaşmıştır. Tamamen yasaldırlar.

LIONS ve ROTARY’nin aksine, özel bir tekris (initiation) töreninden geçmeden mason olamazsınız ve toplantılar hâriçten olanlara kapalıdır. LIONS ve ROTARY’den farklı olarak, masonlukta yapılan hasenat ve hayır işleri de mahrem tutulur.

Yahudi ırkçılığı olan Siyonizm’in bu üç teşkilâtla da alâkası AKP veya CHP’yle olan alâkası kadardır. Yâni, bir şekilde bunlardan birine veya birkaçına üye olup da Siyonistlik yapmak isterseniz, bunu sinsice uygulamazsanız ve fark edilirse, atılırsınız. Çünkü ırkçılık her üç kurumun da ruhuna aykırıdır; vatanına ve milletine bağlılık ise temeldir. Her masonik Büyük Loca tamamen millîdir (ulusaldır) ve kimsenin kimseye verilecek hesabı yoktur. Muntazam olma (Düzenli olma) ise, basitçe, dünyada tanınmış bir Büyük Loca’dan berat almakla gerçekleşir. İsteyen herhangi bir kişi veya grup, bu şartları sağlarsa, kendi obediyansını kurabilir: Abdullah Gül Masonları Büyük Locası gibi…

NEREDEN BİLİYORUM?

Web mekânımı ziyaret edenler, azıcık okuyanlar pek iyi bilir.

LIONS’a 16 senemi verdim, Kalamış LIONS Kulübü’nün iki dönem başkanlığını yaptım. Vakitsizlikten dolayı ayrıldım.

ROTARY’e ise 6 senemi verdim, görev almadım. Vakitsizlikten dolayı ayrıldım ama hâlâ fırsat buldukça Galatasaray ROTARY’nin ve diğer kulüplerin toplantılarına katılıyorum.

Masonlukta ise 17. senem; idarî olmayan bütün derecelere vâsıl oldum; görev almadım.

Hâlis bir Türk milliyetçisiyim (ırkçısı değil); her üç teşkilâtta da çoğunluk öyledir (Atatürk’ün ilkelerini benimsemişlerdir).

Hâlâ da ilk Siyonist’imi bekliyorum.

Bu arada, kentsoyluluk değerlerini benimsemiş yâni medenî olan insanlar hâlâ o kadar az ki, gerek LIONS’ta gerekse ROTARY’de pek çok masona rastlarsınız, bu doğru. Masonluğa ancak teklifle girilir; gâyet tabiîdir ki LIONS veya ROTARY üyesi olup da, masonluğa teklif edilme yüzdesi diğer cemiyetlerden fazladır, çünkü benzer vasıflı insanların âzâ olduğu kulüpler bunlar.

Ama hepsi bu; eminim ki tatmin ol(a)mayan epey çıkacaktır ama fakir neylesin?

Kardeşlikle…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 05 Eylül 2008 Cuma

Yorumlar (3)

SEBLÂ’DAN MEKTUP VAR

Birkaç gündür ECNP Kongresi için Barselona’dayım. Burası ve İspanya ile ilgili fikirlerimi daha sonra yazacağım.Bugün, genç dostum, Mekteb-i Sultanîli ve psikolojiden felsefeye yelken açan Sevgili Seblâ’nın bir mektubunu mekâna koyuyorum.

***

Oldukça varlıklı, Antalyalı bir iş adamının, elime geçen bu haykırışının içeriği değerli geldi ve paylaşmayı uygun gördüm.

Özellikle ülkenin zenginlerinin sırf para için olan bitene eyvallah deyişini izlerken, keşke her zengin işadamı böyle düşünebilseydi diyorum…

devamı..

Yorumlar (2)

FUTBOL TERÖRÜ MÜ? GÜLDÜRMEYİN ADAMI…

Köşe yazarları, yorumcular ve sâir kesim aynı lâfları edip duruyorlar:

—Bu iş çok vahim, daha da kötüye gidecek!

—Devlet nerede?

—Hükûmet hâdiselere el koysun!

—Böyle giderse ligler iptâl olur!

E, vallahi bravo!

***

Geçen gün TV24’ten aradılar, 30 saniyelik sürede canlı yayında, haberlerde biraz değinebildim.

Lâfı hiç uzatmayacağım. Terör psikolojisinden, sosyal psikolojiden ve stratejiden anlayan hemen herkesin bildiği bir kanun vardır: Kitle imha veya ayaklanma eylemleri için en “bereketli” vasat, toplu iştirakin normâl addedildiği spor faâliyetleri, ezcümle de futbol maçlarıdır.

devamı..

Yorumlar

ŞARLATANLIK

TDK Sözlüğü’nde şarlatan (İng. charlatan) karşılığında şunlar yazılmış: Kendi bilgi ve niteliklerini veya mallarını överek karşısındakini kandıran, dolandıran kimse… Ayrıca, bilir geçinip de bilmeyen kimse demek. Çeşitli kaynaklarda sahte doktor, dolandırıcı, ağız kalabalığı yaparak, muhatabının saflığından faydalanıp menfaat sağlayan, yalancı, yüksekten atarak karşısındakini aldatan, hayâsız kimse diye de târif ediliyor.

Piyasada sözüm ona medyum, cinci, üfürükçü, dolandırıcı gibi isimlerle ve vasıflarla dolaşarak milleti dolandıran o kadar çok şarlatan var ki, hangisiyle, nasıl mücadele edileceğini bilemiyorsunuz.

Son zamanlarda bunlara üniversite mezunu, psikoloji veya sosyoloji tahsil etmiş, tıbbiye bitirmiş olanlar da eklendi maâlesef.

İnternette sörf yapmak yeterli, bir de özel reklâmlar var.

En aşağıdan başlayalım:

devamı..

Yorumlar (8)

YAYINLARIM VE BİLİMSEL FAÂLİYETLERİM

PROF. DR. MEHMET KEREM DOKSAT

İÜ Cerrahpaşa TF Psikiyatri AD, Duygudurum Bozuklukları Birimi Başkanı Alelacele ve epey eksik olarak (meraklılar çıktı da) BİLİMSEL FAÂLİYET raporumu sunuyorum. 1994’te doçent, 1999’da profesör olduğum için, bu liste pek eksik; zaman buldukça tamamlayacağım. O zamanlar yurtdışı neşriyat mecburiyeti yoktu ve ben de hep “içeriye” çalıştım. Meselâ bu listeye Yunanistan Selânik’teki Neuro-Méditerranée Toplantısı’ndaki konferansımı, Dünya Ağrı Kongresi’ndeki, Mood Disorders International Meeting’teki ve Avrupa Konsültasyon-Liyezon Psikiyatrisi Kongresi’ndeki konferanslarımı ve panellerimi koymadım. Önümüzdeki ay bir yenisinde de “Evolutionary Aspects of Mood Disorders” diye bir konferans vereceğim.

devamı..

Yorumlar

58 sayfa : [1] 2 3 4 » ... Son Sayfa »