Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

KISA PSİKOTİK ATAK

Bouffée délirante, Batı Afrika ve Haiti’de yaygın olan bir kültüre bağımlı sendrom yani bozukluktur.

 

Bu sendromda saldırganlığın ani bir saldırganlık patlaması olur ve atak sırasında kişi gerçekten var olmayan şeyler duyabilir veya görebilir.

 

psychotic ile ilgili görsel sonucu

 

Aynı zamanda belirgin kafa karışıklığı ve psikomotor uyarılmaları da içerir.

Bu sendrom ayrıca görsel ve işitsel hallüsinasyonlara veya paranoyaya neden olabilir.

Bouffée délirante, kısa ömürlü psikoz için Valentin Magnan tarafından 1886 yılında kullanılmaya başlanan Fransızca bir terimdir.  

Magnan bunu geçici psikotik veya psikoz reaksiyonlarını tanımlamak için kullanmıştır.

Bouffée délirante reaksiyonlar, tipik büyücülük veya büyücülük yoluyla büyülü zulüm, yoğun bir korku ile çöktürülmüş paranoid hezeyanlar ve genellikle eşlik eden hallüsinasyonlar ile kısa süreli ani ataklardır.

Bouffée délirante, ABD'de bulunan bir kısa psikotik bozukluğa benzemektedir.

Etiyolojide Dopamin Beta Hidroksilaz enzimi sorumlu tutulur.

Tedavide haloperidol, zuklupentiksol ve olanzapin düşük dozlarda verilebilirse de, çoğu vak’a kendiliğinden düzelir

Bilim, anlayış, kardeşlik ve sevgi dolu günlere…

Bu arada Evrimsel Psikiyatri Kitabı üzerinde de çalışmaktayım.

Yeni yılınız kutlu olsun…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 3 Ocak 2018

 

Okumaya devam et
  1321 Hits
  0 yorum
1321 Hits
0 yorum

ATATÜRK DİKTATÖR MÜYDÜ?

Sevgili Mekâncılar

Diktatörlük, otokratik bir hükûmet  biçiminde, yönetimin diktatör tek bir birey tarafından yönetilmesi türüdür.

Genellikle üç anlamda kullanılır.

Mesela MÖ 2. yüzyılda yaşayan Romalı General Lucious Cornelius Sulla buna bir örnek olarak gösterilebilir.

Hükûmet yönetimindeki tek bir kişi veya küçük bir grup tarafından denetlenebilen insanlar böyle anılırlar.

Bu durum zor kullanılarak veya miras yoluyla edinilmiş olabilir.

Bu tür diktatörler halklarını özgürlüğe kavuşturmaya çalışmış veya kavuşturmuş olabilir.

Günümüzdeki kullanımında ise diktatörlük, yasal olarak anayasalarda veya devlet içerisindeki diğer politik ya da sosyal faktörler tarafından sınırsız bir liderlik imkânları kazanan, otokraside mutlak üstünlüğü bulunan yöneticilerdir.

20. yüzyıl ve erken 21. Yüzyılda aile diktatörlüğü aile nispeten bir şekilde kalmıştır.

Bazılarına göre ise totalitarizm türündeki bir yönetim biçiminde hükûmete veya yöneticilere diktatörlük kaynağının nereden geldiği, o diktatörlüğün tanımlanmasına kaynak oluşturmaktadır.

Bütün anlamlarda diktatörler, toplumdaki insanların rızaları olmadan; birden fazla hayat tarzı ve görüşü sağlamayarak çoğulcu bir yapıda bulunuyor olabilir, insanların hayatını her yönüyle denetliyor ediyor olabilir, tamamen tek bir insandan gelen güç doğrultusunda tezat bir yönetim sağlıyor olabilir, hedeflerine ulaşmak için her türlü meşru veya gayri meşru yöntemleri kullanıyor veya savunuyor olabilirler.

Diktatör kelimesi Latince’de emir veren, dikte eden anlamına gelir.

İdeolojik

Devlet içindeki bütün yetkileri kendi elinde tutup en üst düzeyde bulunan yöneticidir. Bu kişi aynı zamanda partisinde mutlak lideri olup dışişleri bakanlığı ve orduda başkomutanlık yapabilir. 

Tek parti rejimi söz konudur.

Bu tür diktatörlüklerde demokrasiden söz edilemez. Katı bir liderlik ilkesi vardır.

Bu diktatörlük çeşidi daha çok benzer sistemler olan Nazizim ve Faşizmde görülmüş olup bu diktatörlük çeşidinde en çok ünlenmiş olan kişi Adolf Hitler’dir.

Otoriter bir liderin sadece kendi kişisel çıkarına veya nüfusun sadece küçük bir bölümünün yararına değil de toplumun bütününün faydasına bir politika izlediği hükûmet şeklidir.

Müşfik ve hayırsever bir diktatör, referandumlar yoluyla bazı demokratik kararların alınmasına izin verebilir. Çoğu diktatör rejim kendini daima hayırsever olarak gösterir ve demokratik rejimleri sürekli olarak dağınık, verimsiz ve bozuk olarak gösterme eğilimi içerisindedirler.

]

Tek parti diktatörlüğü

Tek parti diktatörlüğü de kişi diktatörlüğü içerisinde ele alınmaktadır.

Devletin idaresinin ve her türlü yetkinin tek bir parti elinde bulunmasıdır. Tek parti rejimi söz konusudur.

Bu diktatörlük çeşidinde de demokrasiden  söz edilemez. 

Partinin başında otoriter bir lider olabileceğinden kişi diktatörlüğüne benzeyebilir, bu konuda Sovyetler Birliği'nin Gürcü dönemi lideri sapkın Stalin örnek gösterilebilir.

Askerî

Devlet idaresinin orduda bulunmasıdır. Bu tür yönetimlere cunta adı verilir. Siyasi partiler bulunmaz, bulunsa bile ordu kontrolünde varlığını sürdürür.

Askerî yönetimlerin başına geçmiş kişiler genellikle yönetime darbe yoluyla gelmiştir.

Bu diktatörlük çeşidini uygulayan en ünlü kişilere Franco ve ABD’lilerin itibarsızlaştırarak katlettikleri örnek Kaddafi, Saddam gibi liderler örnek olarak verilebilir.

Atatürk ise onarıcı, yapıcı ve ilke ve inkılâplarıyla modern Türkiye’yi kurmuş büyük bir dâhi ve ulu bir önderdi.

Başka hiç kimse onun ilke ve inkılâplarını gerçekleştiremezdi.

Dünyanın en haklı İstiklâl Harbini kazanmıştı; en son olarak da, sıtmalı haliyle Hatay’ı ilhak etmişti.  

Bu bakımdan, Ulu önder bir diktatör değil, yapıcı ve onarıcı bir liderdi.

Yunanistan’da olaylara geçmişe bakarak düşündüğümde, kendisini şükran ve minnetle yâd ediyorum.

Ne mutlu Türk’üm diyene ve diyebilene.

Mehmet Kerem Doksat

 

29 Aralık 2017 – Atina – 29 Aralık 2017 Cuma

Okumaya devam et
  1298 Hits
  0 yorum
1298 Hits
0 yorum

DİSSOSİYATİF KİMLİK BOZUKLUĞU

Dissosiyatif kimlik bozukluğu (DKB) daha önce Çoklu Kişilik Bozukluğu olarak adlandırılmıştır.

Ben Cerrahpaşa'dayken ise Müteaddit Kişilik Bozukluğu derdik.

Dissosiyatif Kişilik Bozukluk’lu kişiler, kendi kişiliklerinin yanında, farkında olarak veya olmayarak bir veya daha fazla alternatif kişilik geliştirir. 

Bunlar sürürge sapı gibi simgesel şeyler olabileceği gibi, içinden başka bir kimlik çıkmasıyla da kendini belli edebilir.

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Teşhisi

Dissosiyatif bozukluklar durumu  adı verilen bir grup bozukluktan biridir. 

DKB'nda hafıza, bilinç veya farkındalığın, kimlik ve/veya idrakın parçalanması veya bozulması durumudur. 

Zihinsel işlevler normal olarak sorunsuz çalışmaya devam eder.

Bu işlevlerin bir veya daha fazlası bozulduğunda, dissosiyatif belirtiler ortaya çıkabilir. 

Bu semptomlar hafif olabilir, ancak hem kişisel hayatta hem de iş yaparken bir kişinin genel işleyişine müdahale etme noktasına gelecek kadar ciddi de olabilir.

DKB’nin Belirtileri Nelerdir

DKB’li kişiler, her zamanki “çekirdek” kişiliğinin yanı sıra alternatif kişilikler olarak bilinen veya “alter” diye adlandırılan iki veya daha fazla, farklı ve ayrı kişiliklere sahiptir. 

Bir ikinci kişilik, kişiyi denetim altına alırsa, kişi hafıza kaybı yaşayabilir. 

Her alterin farklı bireysel özellikleri, kişisel geçmişi, düşünme şekli ve çevresindekilerle ilişki biçimi vardır. 

Bir alter, farklı cinsiyetten olabilir, farklı bir isme, görgü kurallarına veya tercihlere sahip olabilir. 

(Hatta bir alter, çekirdek kişilikten farklı allerjilere bile sahip olabilir.)

DKB’li bir kişi, alterin hâkim olduğu zamanlardaki diğer kişilik durumlarının veya da hatıralarının farkında olabilir de olmayabilir de.  

Zorlanma veya bir travmayı hatırlatan herhangi bir şey, her an alterin ortaya çıkması için tetikleyici olabilir.

Bazı durumlarda, Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu olan bir kişi, belirli bir alterinden fayda sağlayabilir. (Mesela, mahcup bir kişi, bir sözleşmeyi müzakere etmek için daha iddialı bir alteri kullanabilir.) 

DKB’li kişiler, çoğunlukla karmaşık bir hayata, kişisel ve iş ilişkilerinde sorunlara neden olurlar. 

Mesela DKB’li bir kişi, kendisini tanıyan fakat kendisinin tanımadığı veya hatırlamadığı insanlarla defalarca tanışabilir. 

Hatta aldığını hatırlamadığı evin etrafında eşyalarını bulabilir.

DKB, diğer zihinsel rahatsızlıklarda bulunan psikolojik semptomları içinde barındırır. 

Mesela: Etkili durumdan rahatsız edici / engellenmiş duruma kadar, işlev seviyelerini değiştirme.

Şiddetli baş ağrısı veya vücudun diğer bölümlerinde ağrı.

Benlik Kaybı (Kişinin kendi düşüncelerinden, duygularından ve vücudundan kopması hissi)

Derealizasyon (Çevredeki ortamın yabancı, garip veya gerçekdışı olduğunu hissetmek)

Depresyon ve / veya tutarsızlık

Anksiyete

Yeme ve uyku bozuklukları

Cinsel işlev ile ilgili sorunlar

Madde bağımlılığı

Amnezi (Hafıza kaybı veya zaman sapması hissi)

Hallüsinasyonlar (Sahte idrakler veya sesler duymak gibi duyusal deneyimler)

“Kesme” gibi kendi kendine, bednine zarar verme

İntihar riski (DKB’li insanların %70’i intihar girişiminde bulunur)

DKB’ye Ne Sebep Olur?

Travma öyküsü, dissosiyatif kimlik bozukluğunun önemli bir özelliğidir. 

DKB vak'alarının yaklaşık %90’ı taciz öyküsü içermektedir. 

Travma sıklıkla şiddetli duygusal, fiziksel ve / veya cinsel istismar içerir. 

Aynı zamanda kazalar, doğal felâketler ve savaş ile de bağlantılı olabilir. 

Mesela bir ebeveynin kaybı, önemli bir erken bir kayıp veya hastalıktan dolayı uzun süre soyutlanma gibi şeyler, DKB’nin gelişmesinde etkili olabilir. 

Sevgili Mekâncıla","width":"400","height":"300"}[/embed]

Bölünme 

genellikle stresli veya travmatik bir durumla bağları koparmak veya travmatik hatıraları normal farkındalıktan ayırmak için kullanılan bir başa çıkma mekanizması olarak düşünülür. 

Bu, bir kişinin dış dünyayla bağlantıyı koparması ve gerçekleşen şeylerin farkındalığından uzaklaşmasının bir yoludur. 

Bölünme (splitting) travmatik veya zorlayıcı bir deneyimin fiziksel ve duygusal acısına karşı bir savunma mekanizması görevi görebilir. 

Bir kişi, acı hatıralarını gündelik düşünce süreçlerinden ayırarak, sanki travma gerçekleşmemiş gibi nispeten sağlıklı bir işleyiş seviyesini korumak için bölünmeyi kullanabilir. 

DKB vak'aları, küçük bir trafik kazası, yetişkin hastalığı veya stres gibi hafif olaylar da dahil olmak üzere çeşitli gerçek ve sembolik travmalarla tetiklenebilir. 

Veya bir ebeveynin çocuğunun, kendi çocukluğunda tacize uğradığı yaşa gelmesi de tetikleyici olabilir.

DKB Ne Kadar Yaygındır?

Gerçek DKB örnekleri çok nadirdir. Her yaşta ortaya çıkabilir. Kadınların, erkeklere oranla DKB olması daha yüksek orandadır.

Nasıl Teşhis Konulur?

Eğer belirtiler varsa, tam bir tıbbî öykü ve fiziksel muayene ile değerlendirme yapılacaktır. 

Dissosiyatif bozuklukları tıbben teşhis eden hiçbir laboratuvar testi olmasa da, kan testleri veya görüntüleme (X-ışınları, BT taramaları veya MR) gibi çeşitli teşjis testleri, fiziksel hastalıkları veya ilaçların yan etkilerini ekarte etmek için kullanılabilir. 

Fiziksel bir hastalık bulunamazsa, kişi, zihinsel hastalıkları teşhis ve tedavi etmek için özel olarak eğitilmiş bir psikiyatr, psikolog veya psikiyatrik sosyal hizmet uzmanı gibi bir zihinsel sağlık uzmanına yönlendirilebilir. 

Kişinin geçmiş deneyimlerini ve mevcut işleyişini tam olarak görmek için klinik görüşmeler yapacaklardır. 

Bazı psikiyatr ve psikologlar, özel testleri (örneğin, Dissosiyatif Deneyim Ölçeği-DES) veya Dissosiyatifler İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme (Structured Clinical Interview for Dissociation) (SCID-D) gibi standart bir görüşmeyi kullanabilirler.

Nasıl Tedavi Edilir?

DKB’de tedavinin amacı, belirtileri hafifletmek, bireyin ve çevresindeki kişilerin güvenliğini sağlamak ve farklı kişilikleri iyi işleyen tek bir kimliğe entegre etmektir. 

Tedavi aynı zamanda kişinin acı veren hatıraları güvenli bir şekilde ifade etmesine ve işlemesine yardımcı olmak, yeni baş etme ve yaşam becerileri geliştirmek, en iyi işleyişi onarmak ve ilişkileri geliştirmek amacını da taşımaktadır. 

En iyi tedavi yaklaşımı kişiye, belirlenebilir tetikleyicilerin doğasına ve semptomların ciddiyetine bağlıdır. 

En muhtemel tedavi, aşağıdaki yöntemlerin bazı kombinasyonlarını içerecektir:

Psikoterapi: Bazen “konuşma terapisi” olarak adlandırılan psikoterapi, dissosiyatif bozuklukların başlıca tedavisidir. 

Bu, çeşitli terapi biçimlerini içeren geniş bir terimdir.

Bilişsel-davranışçı terapi: Bu psikoterapi biçimi, işlevsiz düşünce kalıplarını, duyguları ve davranışları değiştirmeye odaklanmaktadır.

Göz Hareketi Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR): Bu teknik, kalıcı kâbuslar, flashbackler ve post travmatik stres bozukluğunun diğer belirtileri olan insanlara yönelik tasarlanmıştır.

Diyalektik Davranış Terapisi (DBT): Ağır kişilik bozuklukları olan ve genellikle istismar veya travma deneyiminden sonra oluşan dissosiyatif semptomları içeren psikoterapi şekli.

Aile terapisi: Bu, ailenin söz konusu bozukluk hakkında bilgilenmesine yardımcı olurken aynı zamanda aile bireylerinin hastalığın tekrarlama belirtilerini tanımasına da yardımcı olur.

Yaratıcı terapiler (Örneğin sanat terapisi, müzik terapisi): Bu terapiler hastaların düşüncelerini, duygularını ve deneyimlerini keşfedip, güvenli ve yaratıcı bir ortamda ifade etmelerini sağlar.

Meditasyon ve gevşeme teknikleri: İnsanların dissosiyatif semptomlarını daha iyi tahammül etmelerine ve içsel durumlarının daha fazla farkına varmalarına yardımcı olur.

Klinik Hipnoz: Insanların bilinçli zihinlerinden gizlemiş olabilecekleri düşünce, duygu ve anıları keşfetmelerine izin veren değişmiş bir bilinç hâlini elde etmek için yoğun gevşeme, konsantrasyon ve dikkati yoğunlaştıran bir tedavi yöntemidir, ben uyguluyorum

İlaçlar: Disosiyatif bozukluklar için ilaç tedavisi yoktur. Bununla birlikte, dissosiyatif bozuklukları olan insanlar, özellikle depresyon ve / veya kaygı ile ilişkili olan kişiler, antidepresan veya anksiyete karşıtı ilaçlarla tedaviden fayda görebilirler.

DKB’liler İçin Gelecekteki İhtimaller Nelerdir?

DKB’li insanlar genellikle tedaviye iyi cevap verirler. Bununla birlikte, tedavi uzun ve zahmetli bir süreç olabilir. Bu genellikle, onları tam işleyen bir bütün hâline getirmeye yardımcı olması için, bütün kişilikleri tanımlayarak ve güçlendirerek başlar. 

Bir kişinin geleceğini iyileştirmek için başka sorunların, depresyon, kaygı veya madde bağımlılığı gibi komplikasyonların tedavisi önemlidir.

Milli birlik, dirlik ve dayanışma dileklerimle...

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - ‎23 ‎Aralık ‎2017 ‎Cumartesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Okumaya devam et
  1247 Hits
  0 yorum
1247 Hits
0 yorum

Ya Dinozorlar Dirilirse!

Sevgili Mekâncılar

Jurassic Park, 1993 ABD yapımı, yönetmenliğini büyük bir Yahudi dâhi Stephen Spielberg’in yaptığı gerilim-macera filmi. Bu filmden sonra 2 devam filmi daha çekilmiştir.

***

Sanayici Joh Hammond ve biyomühendislik şirketi, InGen, Kosta Rika açıklarında tropikal bir ada olan Isla Nublar’da Jurrasic Park olarak adlandırılan bir tema park oluşturmuştur ve bu parkta dinozor klonlamaktadırlar.

***

Açılış öncesi bir çalışanın velociraptor tarafından ağır yaralanması sonucu, Parkın yatırımcıları avukat Donald Gennaro birkaç uzmanla ziyaret ederek burasının güvenli olup olmadığını incelemesini isterler.

***

Gennaro, Ian Malcolmu davet eder çünkü Hammond palentolog Dr. Alan Grant ve Paleobotanist Dr. Ellie Sattlerı davet etmiştir grup kısa bir helikopter yolculuğu ile adaya ulaşırlar ve tam girişte önlerinde kanlı canlı bir Brachiosaurus görürler.

***

Ziyaretçi merkezinde grup dinozor DNA’sının nasıl amber içinde kalmış sivrisineklerin kanından alınarak çıkarıldığını eksik kalan kısımların kurbağa DNA’sı ile doldurulduğunu, dinozorların denetim dışı üremelerini önlemek içinde hepsinin dişi olarak üretildiğini öğrenirler.

***

Malcolm üremenin kontrol altında tutulması fikri ile dalga geçerek, bunun imkânsız olduğunu söyler, bu arada grup bir bebek raptorun doğumuna şahit olur.

Grant, Sattler, ve Malcolm, dinozorları diriltmeyi gözden geçirirlerken, Hammond ve Gennaro onların korkularının yersiz olduğunu söylerler.

***

Grup Park’ın içinde bir deneme turuna çıkmadan önce Hammondun torunları Lex ve Tim Murphy onlara katılır,

Bu esnada Hammond turu kontrol odasından yönetmektedir. Fakat tur planlandığı gibi gitmez, ilk dinozor dilophosaurus ortaya çıkmaz, daha sonra grup hasta bir Triceratops ile karşılaşır, bu sırada turun kısa kesileceği gruba haber verilir çünkü tropikal bir fırtına Isla Nublar’a yaklaşmaktadır.

Çalışanların çoğu tekneyle anakaraya gitmek üzere ayrılırlar ziyaretçilerde elektrikli tur araçlarına dönerler, sadece Ellie hasta olan Triceratops üzerinde çalışmak için park veterineri kalır.

***

Jurassic Park'ın bilgisayar programcısı Dennis Nedry, rakip bir firmanın çalışanı Dodgsondan canlı dinozor embriyolarını çalması için rüşvet almaktadır.

Nedry parkın güvenlik sistemlerini devre dışı bırakarak embriyo odasına girer ve metal bir tıraş köpüğü kutusuna gizlenmiş soğutucu ile embriyoları çalar bu sırada parkın bütün elektriği kesildiğinden çitlerinde elektriği kesilir ve o arada kocaman bir Tyrannosaurus kafesinden kaçar ve gruba saldırır. Grant, Lex, ve Tim kaçarlar fakat Tyrannosaurus Malcolmu yaralar ve Gennaroyu yutar.

***

Bu arada embriyolar adadaki liman yolundadır Nedry yağış sebebiyle ile kontrolü kaybederek kaza yapar ve Dilophosaurus tarafından öldürülür.

Sattler Park görevlisi Robert Muldoona kaybolanları bulmak için yardım eder ama sadece yaralı Malcolm’u bulurlar, geri dönüş yolunda Tyrannosaurus’un saldırısına uğrarlar ama kaçmayı başarırlar.

Bu arada Grant, Tim ve Lex geceyi ağaçta geçirirler ve Brachiosaurus ile arkadaş olurlar.

Daha sonra kırık dinozor yumurtaları keşfederler. Grant ıslah edilmiş dinozorların üremeyi başardıklarını sonucuna varır eksik kalan DNA’ları doldurmak için kullanılan kurbağa DNA’larında bazı Afrika kurbağalarının cinsiyet değiştirme özelliğine sahip olduğunu böylece dinozorların da üremeyi başardığını söyler.

Hammond ve parkın şef mühendisi Ray Arnold Nedry’nin şifresini çözmeyi başararak parkın kontrol sistemini çalıştırmayı başarırlar ama kafeslerdeki elektriğin yeniden çalışması için sistemin baştan elle başlatılması gerekmektedir.

Bunun için de Arnold kontrol merkezinden dışarı çıkar uzun süre geri dönmemesi üzerine Mooldon ve Seatler onu aramaya ve görevi tamamlamaya giderler bu sırada Raptorların kafeslerinin elektriğinin kesildiğini tellerinin parçalanmış ve dinozorların kaçmış olduklarını keşfederler.

Sattler elektriği tekrar getirmek için Raptor kafeslerinin yanındaki güç kontrol panellerinin olduğu kulübeye doğru giderken Mooldon onu koruyacağını söyler.

Sattler kulübeye gittiğinde Arnold’un kopmuş kolunu bulur, bu sırada Mooldon 2 raptor tarafından saldırıya uğrar ve öldürülür, Sattler elektriği geri getirmeyi başarır.

Grant, Tim ve Lex ziyaretçi merkezine ulaşırlar. Grant, Sattleri aramak için dışarı çıkar. Bu arada Tim ve Lex mutfakta Raptorlar tarafından kovalanır, fakat kaçmayı başararak Grant ve Sattlere katılırlar Lex bilgisayardan bütün denetimi ele alır ve gün boyunca gücün geri gelmesini sağlar ve yardım çağırırlar.

Bu arada tekrar raptorlar tarafından saldırıya uğrarlar ama kaçarlar bu arada. Tyrannosaurus aniden ortaya çıkar ve Raptorları öldürür. Hammond ve Malcolm, jeep ile ziyaretçi merkezine varırlar ve grup helikoptere binerek adadan ayrılır.

Michael Crichton'un romanından uyarlanan filmin yönetmeni, sinemanın dâhi çocuğu Steven Spielberg güçlü özel seslendirmesiyle dikkat toplayan filmin gişede büyük başarı elde etmesi, 2 devam filmi çekilerek bir üçleme olmasını sağlamıştır.

Yapım

Proje en başta Warner Bros şirketinin elindeydi. Filmi yönetmesi için de Tim Burton düşünülüyordu.

Film Sony Sinema Eğlence Sektörü’ne gelince teklif Richard Donner’a yapıldı.

Proje rafa kalkınca 20th Century Fox filmi gerçekleştirme çalışmalarına başladı ve filmi yönetmesi için Joe Dante’ye teklif yaptı. Ancak film bir türlü gerçekleşemedi.

O sıralarda Kanca filmini yeni bitirmiş olan Steven Spielberg,  Universal Studios ile anlaşarak ile anlaşarak filmin çekimlerine başladı.

Filmin sadece yavaş çekimle tekniği ile çekilebileceğini düşünen Spielberg, Stan Winston ve ekibinin ve ekibinin tasarladığı dinozorlar sayesinde filmi canlı ve üç boyutlu olarak çekebilme şansı buldu.

Film, En İyi Görsel Efekt, En İyi Müzik Kurgusu ve En İyi Müzik dallarında  Akademi Ödülü adaylıkları kazandı. 

Hugo Ödülleri'nde En İyi Drama Yapımı dalında, Satur Ödülleri’nde ise En İyi Yönetim, En İyi Yazım, En İyi Özel Efekt ve En İyi Bilim-kurgu Filmi ödülleri kazanıldı. 

Bafta Ödülleri’nde de En İyi Görsel Efekt dalında ödül kazanıldı.

 

Gişe Hâsılatı

Jurassic Park ilk hafta sonunda 47 milyon ABD Doları kazandı. Haftayı ise toplam 81 milyon ABD Doları elde ederek kapattı. İngiltere (Birleşik Krallık), Kuzey Kore, Meksika ve Tayvan  ülkelerinde açılış haftası rekoru kırıldı.

Filmin kazandığı 915 milyon ABD Doları hâsılatıyla gişe, 1997 senesinde James Cameron’un yönettiği Titanik  filmi tarafından kırıldı.

 

*************************************************

Bu klonlama macerası daha kim bilir nereye kadar sürecek, bunu zaman içinde göreceğiz.

Bizim Evrim Grubu toplantıları bir araya gelmeye devam ediyor. Bilen geliyor ve her seferini iple çekiyorum. Kapalı bir grup ama moderatörü Kadim Dostum ve Meslekdaşım Aksel Siva.

Bu arada Evrim kursları ve çalıştayları sürüyor; ben de mümkün olduğunca takip ediyorum.

Sevgiyle, bilimle, millî (ulusal) beraberlikle kalalım.

                Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 18 Aralık 2017

 

Okumaya devam et
  987 Hits
  0 yorum
987 Hits
0 yorum

TÜRKİYE İÇİN ÇÖZÜM BİZ OLMAKTIR

Medyada ekranlarda, gazetelerde, arkadaşlar arasındaki sohbetlerde BEN diyen yok; hep BİZ…  Ha keza toplum önderlerinin, liderlerin söylemlerinde de hep, BİZ.

 

Okuduğumda gözlerime inanamıyorum sevgili dostlar. İşittiğimde kulaklarımı ovuşturuyorum. İçimde bir kıpırtı başlıyor.

 

-“Artık insanlarımız bencillikten kurtulmuşlar, BEN yerine BİZ diyorlar… Demek ki artık toplum ‘aynı bedende can gibiyiz, cana can veren kan gibiyiz’ dizelerini terennüm edebiliyor… BİZ AYRILAMAYIZ… Ne mutlu bize şeklinde düşünebiliyor…” derken içimdeki BEN:

 

-“Bir dakika, kendine gel. Uyan gördüğün rüyadan…” diyerek beni uyarıyor.

 

Öyle ya! Her insanın egosu, benlik duygusu kuvvetli değil mi? Etrafınıza bir bakın lütfen. ‘Hep ben, hep ben’ diyen, egosu bulutların üstünde dolaşan, kibir dolu birçok insan göreceksiniz.

 

Sevgili dost! O halde hiç düşündünüz mü? İnsanlar ‘BİZ’ deyince ne anlıyorlar? BİZ zamirinin içini ne ile ve nasıl dolduruyorlar? BİZ'in içinde BEN zamirine nasıl bir konum tayin ediyorlar?

 

BİZ diyenlerin çoğu BİZ derken bizim mahalle, bizim toplum, bizim takım, bizim parti, bizim ırk, bizim mezhep, bizim şirket, bizimkiler gibi anlamların ve çağrışımların ötesinde, bir başka anlam ve çağrışım düşünebiliyorlar mı? Hiç sanmıyorum.

 

BİZ dendiğinde dindar kesim sadece kendinden olanı… Atatürkçü sadece kendinden olanı… Kemalist sadece kendinden olanı… Alevi, Kürtçü, Ulusalcı v.s hep kendinden olanı anladığı müddetçe, BİZ olamayız sevgili dost. Çünkü BİZ demek, TOPLUMUN BÜTÜNÜ demek. 

 

Bütün mesele BEN’leri boğmadan, bunaltmadan, hatta abartmadan BİZ’leri koruyabilmekte. Bütün mesele her bireyin, karşısındakini öteki olmaktan çıkartıp, kendinden kabul etmesinde. Bütün mesele ilişkilerimizde, kitlesel akımlarda ben değil, sen değil, o değil, BİZ olabilmekte.

 

İmkânsız demeyiniz lütfen. Atalarımız bunu başarmadı mı?  O halde BİZ de başarabiliriz. Atalarımız “Bir elin nesi var, iki elin sesi var…” özdeyişini kullandılar mı? Kullandılar ve başardılar. Demek ki güç birliği ile birçok şeyin başarılması mümkün sevgili dost!

 

Yeter ki tek bir nefesten soluyup, tek vücut olabilme iradesini gösterelim. Gönül ve fikir birliğinde buluşup, paylaşabilelim…

 

Ve unutmayalım lütfen. Türkiye’miz için çözüm, BİZ olmaktır.

 

GERÇEK ÖĞRETMELERİMİZİN GÜNÜ KUTLU OLSUN. Verimli bir hafta diliyorum.

 

 

 

Ali Rıza SAYSEN

Okumaya devam et
  986 Hits
  0 yorum
986 Hits
0 yorum