Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

ANTİPSİKOTİK İLÂÇLARIN İSTENMEYEN ETKİLERİ

AKUT DİSTONİK REAKSİYONLAR (ADR) ve TARDİF DİSKİNEZİ (TD)

İlâçlara bağlı distonilerle birlikte, genel olarak distonilerden bahsetmek istiyorum.

Distoni (dystonia) uzun süreli adale kasılmaları, buna bağlı dönmeler ve tekrarlayıcı hareketler ve anormal postürlerle karakterize nörolojik hareket bozukluklarıdır. Kalıtsal, doğumla ilgili veya diğer travmalara, enfeksiyonlara, kurşun vs. zehirlenmelerine, nöroleptiklere bağlı olarak gelişebilir.

1) Yaygın (jeneralize), 2) Fokal, 3) Segmental, 4) Aralıklı, 5) ADR olarak sınıflandırılır.

1) Yaygın distonilerde normâl doğum ve gelişim dönemleri, otozomal dominant geçişli, çocukluk başlangıçlı, alt ekstremitelerden başlayıp yukarıya doğru yayılan bir tablo mevcuttur. İdiyopatik Torsiyon Distonisi (eski ismi Dystonia Musculorum Deformans) de denir.

2) Fokal Distoniler en sık rastlananlardır:

Anismus (rektumda); ağrılı dışkılama ve enkoprezis görülebilir.

Servikal Distoni (Spazmodik Tortikollis): Kafa bir tarafa döner, göğsü, sırtı veya hepsini de çeker.

Blefarospazm: Göz çevresi adaleleri. Göz kapakları sık sık kırpılır ve kasılır, kölüğe dahi yol açabilir.

Okülojirik Kriz: Gözler aşırı ve sürekli olarak yukarı veya bir tarafa kayar, şaşı görmeye yol açabilir. Boynun arkaya doğru ve yana kasılması, ağzın açılması ve çenenin kitlenmesi tipiktir. Metoklopromid gibi antiemetikler veya nöroleptikler en fazla sebep olanlardır.

}[/embed]

Oromandibular Distoni: Çene ve dil adalelerinde ağızda ve dilde kasılma olur.

Spazmodik Distoni / Laringeal Distoni: Larinks adalelerinde kasılma sonucu ses kısılır ve fısıldayarak konuşma ortaya çıkar. Çok şiddetli vak’alarda nesef alamama, hâttâ ölüm riski olabilir ve âcil müdahele gerekebilir.

Fokal El Distonisi (Müzisyen veya Yazar Krampı): Ellerdeki küçük adale gruplarının irade dışı adale kasılmalarına bağlı olarak müzik âleti çalmayı veya yazı yazmayı engeller. Göreve- özel diye de vasıflanır çünkü spesifik faâliyetler esnâsında ortaya çıkar.

}[/embed]

Nörolojik menşelidir ve normâl yorulmakla alâkası yoktur. Hassas adale kontrolü kaybı sürekli olarak istemeden ortaya çıkan anormâl pozisyonlara bağlı ağrı sebebiyle bu vücut bölgeleri kullanılamaz hâle gelebilir. Meslek kaybı ve depresyon sebebi olabilir…

}[/embed]

Blefarospazm ve Oromandibular Distoni kombinasyonuna Meige veya Brueghel Sendromu denir. Spontan olarak da gelişebilir, bir TD formu olarak da karşımıza çıkabilir. Biz de böyle vak’alar gördük…

3) Segmental Distoniler: Vücudun iki kısmını birleştirirler:

·Vücudun aynı tarafındaki kol ve bacağı etkileyenler.

·Multifokal olarak vücudun pek çok farklı kısımlarını etkileyenler.

·Vücudun büyük kısmını etkileyen, sıklıkla da bacakları ve sırtı tutan yaygın distoniler.

Miyoklonus Distonisi veya Miyoklonik Distoni denen, bâzıları kalıtsal geçen ve D2 reseptöründe hatalı mutasyondan kaynaklanan, bir kısmı özellikle alkole cevap veren bir grup vardır.

Pisa Sendromu: Vücudun ve kafanın bir tarafa doğru fleksiyonu ve gövdenin hafifçe rotasyonuyla Pisa Kulesi’ne benzemesiyle karakterizedir. Nöroleptiklere veya kolinesteraz inhibitörlerinin kullanılmasına bağlı olarak gelişen bir TD tipidir, birkaç hasta gördük… Parkinson hastalığının tedavisi için uygulanan unilateral pallidektomiye bağlı olarak da gelişebilir.

 

AKATİZİ

Okumaya devam et
  21748 Hits
  1 yorum
21748 Hits
1 yorum

BEBEK YÜZLÜ AMOK

ABD’nin Connecticut eyaletindeki Newtown’daki Sandy Hook ilkokulunu hedef alan silâhlı saldırıda, bildirilen son rakamlara göre 22’si çocuk, 28 yetişkinin hayatını kaybettiği katliamın “kahramanının” 20 yaşındaki Adam Lanza olduğunu öğrendik.

 

ABD’de tarihin en büyük katliamlarından birini yapan bu gencin intihar etmeden önce Newtown’da öldürdüğü kişilerin arasında annesi Nancy Lanza da bulunuyordu. Yakınları, onu “sağlıksız, iyi değil, farklı, rahatsız, başkalarıyla bağlantı kuramayan” gibi ifâdelerle tanımladılar. New Jersey’de yaşayan 24 yaşındaki Ağabeyi Ryan Lanza ise, “adam bir otistik” dedi ve “Asperger Sendromu + Antisosyal Kişilik Vak’ası” olduğunu ifâde etti.

Ryan Lanza’nın, üç yıl kadar önce annesinden boşanan babası Peter Lanza’nın çalıştığı ünlü Ernst & Young Şirketi’nde vergi uzmanlığı yaptığı, eski karısıyla ve oğluyla pek ilgilenmediği söylendi. Yâni Baba Peter Lanza, anneden ayrıydı, 52 yaşındaydı, vergi uzmanı eski bir akademisyendi. Şimdi General Electric’te başkan yardımcılığı yapan üst düzey bir yöneticiydi. Dört yıl önce boşanmışlardı.

ABD’nin en zengin eyaletlerinden biri olan Connecticut’ta büyüyen Adam Lanza, saldırıdan önce IBM, Pepsi gibi şirketlerde çalışan üst düzey yöneticilerin oturduğu zengin bir mahâllede, yüzme havuzlu bir malikânede, 54 yaşındaki annesi Nancy Lanza ile birlikte yaşıyordu.

Adam Lanza, mahâllede kimsenin şikâyetçi olmadığı, genelde hep mesafeli, sıradan bir gençti. Facebook hesabı yoktu. Tek bilinen, gelir durumu oldukça iyi olan anne Nancy Lanza’nın dört yatak odalı, havuzlu müstakil malikânede, zaman zaman arkadaşlarıyla şans oyunları oynadığı ve onun da annesine katıldığı.

Adam Lanza’yı merak ediyorsanız, şimdiye kadar ABD’li gazetecilerin bütün bulabildikleri bunlardan ibâret. Newtown’daki ilkokul katliamında polis sâdece tek bir kişinin yaralandığını açıkladı. Çünkü karşısına çıkan 20 çocuk ve altı yetişkini elindeki silâhlarla vuran Lanza, ateş ettiği herkesi büyük maharetle öldürmüştü. İki ayrı sınıfta sıkıştırdığı çocukların kurşun yaralarından kurtulmaları zâten imkânsızdı ama katlettiği altı yetişkini de öldürünceye kadar vurmuştu.

ABD’nin artık kanıksadığı bu tür olaylarda, herkes kaatilin insanları rastgele seçip öldürmesine de alıştı ama bu sefer öyle bir olay ki, bırakın sebebi, ortada bir bağ da yok. Ortada görülen tek ilişki, anne Nancy’nin bir süre öncesine kadar Sandy Hook’ta öğretmenlik yapması. Adam’ın da onu tanıyan okul yöneticileri tarafından o sâyede binaya alınması. Ama Adam’ın evde annesini öldürdükten sonra okulda konuştuğu herkesi katledip sonra da intihar etmesinden, dolaysıyla ortada bir şâhit bırakmamasından dolayı, genç adamın okulda ne aradığı da asla tam olarak bilinmeyecek. Bâzı komşular ise Adam’ın sosyal ilişki kurma zorluğu içeren Asperger Sendromu olduğunu söylendi ya, şimdiye kadar bunun da bir delili ortaya çıkmış değil. Amerikan basınında bütün hikâye yine ister istemez bir akıl hastasının katliamına dönüştü.

Herkesin birbirini tanıdığı, herkesin birbirinin evini, otomobilini bildiği kasaba, şimdi zihinlerden kazınması imkânsız o korkunç olayın ardından tarihinin en acı Noel tatiline hazırlanıyor. 28 bin nüfuslu Newtown’da insanlar bir araya gelip dua ediyor, yas tutuyor. Gazeteciler sordukça, geriye dönüp olayın fâili Adam’ı düşünerek katliama giden bir ipucu bulmaya çalışıyorlar: “Çok kabaydı”, “her zaman ürkütücü bir hâli vardı”, “beysbol takımındayken düştüğü zaman acı hissetmezdi”, “okula sırt çantasıyla değil siyah bir Bond çantayla gelirdi” vesaire…

Bunu gerekirse kendilerini zorlayarak yapıyorlar. Çünkü hikâyenin tamamen sebepsiz ve anlamsız olması, katledilen o çocukları düşündükçe her şeyi daha da korkutucu kılıyor. Çünkü tıpkı onlar gibi normâl, zengin bir âilede büyümüş, tıpkı herkes gibi silâha kolayca erişimi olan birinin ortada tek ama tek bir sebep bile yokken böylesi bir vahşete sebep olmasının, kafalarındaki güven duygusunu sonsuza kadar yok etmesinden korkuyorlar. Öyle bir ülke ki, “burada herkes istediği silâha istediği şekilde ulaşabilir ve kafası bozulduğunda da böyle bir katliam gerçekleştirebilir” demek o kadar yıkıcı ki, bunu dememek için şimdi bir sebep arıyorlar.

“Akıl hastasıydı”, “annesine kızdı”, “okulu cezalandırdı”, “pedofildi, kendini bastırınca böyle oldu”, “okuldaki öğretmenlerden birine âşık oldu, karşılık göremeyince kendini kaybetti”… Ama mutlaka bir sebep bulunacak. O sebep şimdiye kadar çıkmadı. Herkesin öldüğü bir olayda da eğer varsa nasıl ortaya çıkacak, bilinmiyor. “Silâh erişimi” demeyecekleri için bir sebepte karar kılacaklar. Dünyâ da buna “inanacak”.

Bir “küçük” ayrıntı daha vardı: Annesi bir silâh kolleksiyoncusu idi ve çocuklarını da alarak atış tâlimlerine gidiyordu.

d]

d]

d]

Okumaya devam et
  5405 Hits
  2 yorum
5405 Hits
2 yorum

PSİKANALİZ YANILGISI-4!

TÜRK PSİKİYATRİ CÂMİASININ ve İLGİLENEN HERKESİN DİKKATİNE


Psikiyatri, pozitif bilimin hastalıkları teşhis ve tedavi etmekle mükellef tıp biliminin zihinsel ârızaları, bozuklukları ele alan kısmıdır.

Psikanaliz, ilk olarak Sigismund Scholomo Freud’un (1856-1939) takipçileri tarafından kurulmuştur.

Kendi mekânımda neşrettiğim

Psikanaliz Yanılgısı -1

http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/psikanaliz-yanilgisi

Psikanaliz Yanılgısı -2

http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/psikanaliz-yanilgisi-2

Psikanaliz Yanılgısı -3

http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/psikanaliz-yanilgisi-3

makalelerimde tamamen tarihî gerçekleri anlattım.

Bunlar yakında yayımlanacak olan esas çok daha geniş kitabımdan özetlerdir. Bu yazılardan hiç birinde hakaret, yalan beyan yâhut düzmece bilgi yoktur. Kimseye hakaret edilmemiştir. En ufak bir bilgi hatası varsa eleştiriye açıktır.

Buna karşılık, TPD’nin İstanbul Şûbesi Başkanı, Psikanalizi eleştirmenin yâhut tartışmanın “şık olmayacağını” ifâde ederek, bu konudaki konuşma talebimi geri çevirmiştir. Ayrıca benimle ilgili “yaptığı hipnoz kursunun ikinci gününe iki üç kişi katılmış” diye alenen gerçek dışı beyanda bulunmaktan da hicap duymamıştır.

Okumaya devam et
  5050 Hits
  8 yorum
5050 Hits
8 yorum

PSİKANALİZ YANILGISI-3!

MELANIE KLEIN

MEMELERE ÖNEM VEREN BİR KADIN

Bu kısım, MELANIE KLEIN by Robert M. Young (http://www.psychoanalysis-and-therapy.com/rmyoung/pubs.html ve http://www.psychoanalysis-and-therapy.com/human_nature/ksej/index.html ve Hinshelwood (1989) kaynaklarından ve diğer eserlerden faydalanarak yazılmıştır.

Orta sınıftan bir Yahudi olan Moriz Reizes 37 yaşındayken ilk karısından boşanarak âilesinden bağımsızlığını ilân eder ve tıp eğitimi almaya başlar. 40 yaşına geldiğinde 25 yaşındaki Libusa Deutsch ile evlenir. Charles Darwin’in öldüğü sene, Marx’ın vefatından ise 1 sene önce ve Freud henüz 26 yaşındayken, 30 Mart 1882’de Viyana’da Melanie Rizes Klein isimli kız evlâdı dünyâya gelir. Artık doktor olmuş Moriz Reizes’in ve ikinci eşi Libussa Deutsch Reizes’in dört çocuklarından en küçüğü olarak, Klein, ileride doğumunun plânlanmamış olduğunu düşünecek, bu da ebeveyni tarafından istenmediği ve reddedildiği duygularına yol açacaktır. En büyük kızı Emilie’yi en çok kayıran babasına karşı kendisini özellikle uzak hisseder. Dünyâya geldiği zamanlarda, babası uzun süredir erken ortodoks Yahudi eğitimine karşı çıkan ve herhangi bir dine âit görevlerini yerine getirmeye son vermiş olan bir adamdır. Sonuç olarak, ne din düşkünü ne de din karşıtı olan bir âilede yetişir.


Gençliği

Annesi Libusa Deutsch-Reizes, oldukça güzel, etkileyici ve dinamik bir kadındır. Liberal bir ortamdan gelmiştir. Melanie ve annesi arasında, oldukça karmaşık ve ambivalan bir ilişki var gibi gözükür. Phillis Grosskurth’un çalışmalarından öğrendiklerimize göre, bu iki kadın arasında, ileride Melanie Klein’ı, Ferenczi’nin ve sonra Karl Abraham’ın divanına taşıyacak depresif epizodlarla sonuçlanan yoğun bir gerilim yaşanmaktadır. Bu güçlüklere rağmen, Melanie, hayatının sonuna doğru yalnız kalan annesini evine dâvet eder. Mutsuz ve sıkıntılı bir evlilik hayatının içinde bulunduğu o dönemde, uzun ve zorlu bir hastalık süreci boyunca 1914’deki vefatına kadar annesinin yanında olması huzurunu daha da bozmuştur.


Melanie Klein, olgunluk seneleri

Bütün çocukluğu süresince, işlerini kerhen yapan ebeveynini gözlemler. Babası Yahudi bir doktor olarak iş bulmanın güç olduğu o günlerde önemli ekonomik güçlükler yaşamaktadır. Bu sebeple de, kadının çalışması o dönemin geleneklerine aykırı olsa da, çocukların eğitimine katkıda bulunabilmek amacıyla annesi bitkiler ve sürüngenler satan bir mağaza işletmek zorunda kalır; yılanlardan tiksinen biri için oldukça zor hâttâ aşağılayıcı ve korku dolu bir iştir bu!

Babasının hekim olarak yetersiz gelirine rağmen, Melanie, hekim olmayı arzular. Babası tababetle hayatını kazanmaya çabalayan bir hekimdir, sonunda bir diş doktorunun asistanı olarak göreve atanır. Melanie beş yaşına geldiğinde ellerine geçen bir mîras sâyesinde, Dr. Reizes bir diş hekimliği muayenehânesi açar ve bu yeni iş alanında başarılı olur. Esasen önemli entellektüel birikimi olan bir adamdır. Ancak, Melanie doğduğu sıralarda ellili yaşlarındadır ve vaktinin büyük kısmını çalışarak geçirmek zorunda kalmıştır. Büyük kızlarına olan ilgisini hiç gizlemez. Öldüğü sırada, Melanie 18 yaşındadır ve babasına ancak ölümünden önceki son yıllarda yaklaşabilmiştir.

Klein’in erken dönem ilişkileri ya sağlıksızdır ya da trajediyle sonlanır. Kendisini soğuk ve uzak gördüğü yaşlı babası tarafından ihmâle uğramış, öte yandan ambivalan olduğu ve ideâlize ettiği annesi tarafından da boğulmuş hisseder. Kendisinden 4 yaş büyük olan ve ona aritmetiği ve okumayı öğreten kız kardeşi Sidonie’ye karşı özel bir yakınlık hisseder. Ne yazık ki, Klein küçükken yaşındayken Sidonie hayatını kaybeder. Klein, Sidonie için yas sürecini aşamadığını ileriki yıllarda ifâde edecektir.

Okumaya devam et
  8684 Hits
  2 yorum
8684 Hits
2 yorum

PSİKANALİZ YANILGISI-2!

WILHELM REICH

ORGAZMA MEDYUN, KEŞİF VE İCAT MERAKLISI BİR ADAM

(24 Mart 1897 - 03 Kasım 1957) Avusturyalı-ABD’li psikiyatr ve Psikanalist olup, psikiyatri tarihinin en radikal isimlerden biridir.

Faşizmin Kitle Psikolojisi (The Mass Psychology of Fascism) ve Kişilik Çözümlemesi (Character Analysis) gibi çok bilinen ve dikkate değer kitapların yazarı (her iki kitap da 1933 yılında neşredilir), Sigmund Freud’un talebelerinden biridir. Jung ve Adler’in aksine, Freud’un cinsellikle ilgili tezlerini daha ilerilere götürmeye çalışmıştır.

Reich, 1920’lerde Freud’la birlikte çalışır. Hayatının büyük bölümünde hatırı sayılır bir analist olarak tanınır. Kişisel nevrotik semptomlar yerine karakter yapısına odaklanır. Ergenlik dönemi cinselliği, evlilik dışı cinsel ilişki, doğum kontrol hapı ve kürtaj yolu ile doğum kontrolü ve kadının ekonomik bağımsızlığını kazanması gibi önemli konulara önayak olur.

Çalışmaları, Saul Bellow, William Burroughs, Paul Edwards, Norman Mailer ve AS Neill gibi birçok entellektüeli etkiler ve ayrıca Fritz Perls’in Gestalt Terapisi, Alexander Lowen’in Biyo-enerjetik Analiz’i ve Arthur Janov’un İlksel Çığlık Terapisi (Primal Scream Therapy) gibi birçok akımı da etkiler.

Wilhelm Reich

Wilhelm Reich, hastalarda ortaya çıkan nevrozların fiziksel, cinsel, ekonomik ve sosyal şartlardan kaynaklı olduğunu savunarak Marksizm ile Psikanaliz’i bağdaştırmaya çalışır. Ruhsal hastalıkların tedavisinde cinselliği bir tedavi aracı olarak kullanır, başarı sağladığını iddia eder ancak gelen tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kalır. Hayatının sonraki dönemlerinde hem hayranlık duyulan hem eleştirilen tartışmalı bir kişi hâline gelir.

Orgazm esnasında yayılan ORGONE adını verdiği ve “çoğu insanın Tanrı dediği bir ilkel kozmik enerji keşfettiğini” söyler. Sağlıklı bir hayat için gerekli olduğunu düşündüğü bu enerjinin atmosferden toplanarak depolanması amacıyla telefon kulübesi boyutlarında olan Orgone Enerji Akümülatörü’nü icat eder. Nezle, iktidarsızlık ve kanser gibi hastalıkları tedavi ettiğini düşündüğü bu buluşu gazetelerde “seks kutuları” adıyla neşreder.


Orgone Energy Acumulator

Reich’in Hür Sekse Kavuşmuş Kadınları: http://www.guardian.co.uk/books/2011/jul/08/wilhelm-reich-free-love-orgasmatron

Wilhelm Reich’in ciddi bir psikiyatrik tablo (pek muhtemelen hem kişilik sorunu hem de psikotizm boyutu olan) içerisinde olduğunu anlamak için başka delile ihtiyaç var mı? Bakalım…

Kaçıncı Reich?

Hayatının sonraki dönemlerinde hem hayranlık duyulan hem eleştirilen tartışmalı bir figür hâline gelir.

Seans esnasında hastaya dokunarak veya hastaların içlerindeki orgaztik yeterliliğini (orgastic potency) geliştirmek amacıyla iç çamaşırlarıyla, hâttâ çırılçıplak hâlde seansa girmeye teşvik ederken Klâsik Psikanaliz’in bâzı tabularını da ihlâl eder.

Reich, 1933 yılı ocak ayında Hitler başbakan olduğunda, Almanya’dadır. 2 Mart 1933'te Völkischer Beobachter adlı Nazi gazetesi, Reich’in, Gençlerin Cinsel Mücadelesi (The Sexual Struggle of Youth) adlı kitabı hakkında şiddetli bir tenkit ve hücum yazısı neşreder. Bu yazı üzerine Reich derhal Viyana’ya, oradan İskandinavya’ya ve sonunda 1939’da Amerika Birleşik Devletleri’ne göçer.

mbed]

Hayat filmini biraz geri saralım…

Okumaya devam et
  10414 Hits
  4 yorum
10414 Hits
4 yorum