Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

İNANÇLAR HAKKINDA

 

Sevgili Mekâncılar,

Şimdi yazacaklarımı dikkatle okumanızı bütün kalbim ve varoluşsal yönümle okumanızı istirham ediyorum…

***

Bazı insanlar (yobazlık veya dinbazlık tuzağına düşmemek kaydıyla) hem bir Ulu Yaratıcı’ya, hem de Evrim’in inkâr edilemez bir süreç olduğuna, hem de Ulu Önder’in bize öğrettiği gibi, asla safsatalara ve bağnazlık tuzağına düşmeden, Allah’a (isteyen Tanrı, isteyen Tengri ve Evrenin Ulu Mimarı desin) inanabilirler…

***

Mesela bendeniz, hem evrimin inkâr edilemeyecek bir süreç olduğuna dair kanaatimi asla kaybetmedim. Vahdet-i Vücut penceresinden bakmaktayım Âlem’e ve herkese…

***

Gerek ben, gerekse bütün yakın çevrem bir Ulu Yaratıcı’ya inanıyoruz ve Türkiye’mizin de, kendisini oluşturan bütün etnik ve dinî gruplarına eşit mesafeden bakıyoruz.

***

Âşık Veysel Aleviydi, Atatürk de ama bu insanlar hep yaşadıkları topraklara sadık kaldılar.

***

Hacı Bektaş-ı Velî, Mevlânâ Celâleddin-i Rumî ve nice gönül erenleri hep Aleviydi. Bu, onları dışlamak için bir sebep midir?

***

Bütün dinlerin yolu Hakk’a çıkar ve Protestanlığın kurucusu Martin Luther King sayesinde fikir dünyamıza giren hermeneütik) yorumsama açısından bu Dünya’ya ve Âlem’e baktığınızda, aslında Yaratılanın Yaradan’dan ayrı olmadığını rahatlıkla gözlemleyebiliriz.

***

Musa, İsa, Muhammed veya Buddha, hep barışı telkin etmişler. Özellikle vurgulamak isterim ki, bu memleket de, KKTC de aslında tek vatandır ve bize miras bırakılan rejimin adı da Demokrasi’dir. Monarşi veya oligarşi değil!

***

Hemen bütün dinlerin tasavvufu mevcuttur ve bilinen 5640 dinin hepsi de, eğer gönül gözü açık olan bir insansanız, mütevâzı ve ağzı sıkıysanız, dost canlısı ve ketumsanız, sizi aynı kapıya çıkarır: Bağnazlıktan uzak bir imana, Vahdet-i Vücut anlayışına ve sevgiye, toleransa, dayanışmaya…

***

Gelin dostlar bir ve pîr olalım. Aramıza nifak sokmayalım ve sokturmayalım!

***

Bazen insanlar, sırf karı kocanın arasının bozulmaması, savaş çıkmaması ve ortalığın karışmaması için pembe yalanlar söylerler. Senelerce önce, İzmir’den Prof. Dr. Ahmet Çelikkol bana “senin facebook’una bakarak, hayat hikâyen yazılabilir’  demişti.

***

Kendisi de yazar ve mizahî yönü çok gelişmiş bir büyüğümdür. Çok severim.

***

Yaş 61’e dayandı ama ne bu ülkeden gidiciyiz, ne de andımızı ve Atatürk’ümüzü inkâr ediciyiz.

***

Bütün haberleri internetten ve gazetelerden takip ediyor ve adeta bir vazifeymiş gibi, memlekette nöbet tutuyoruz Neslim’le beraber.

***

Ben Pananteistim, yani hem bir Ulu Yaratıcı’ya, hem de Vahdet-i Vücut öğretisine bağlıyım. Üzerinde çalıştığım eserler arasında yeni ve özgün bir Atatürk kitabı, hemen aynı minvalde de Evrimsel Psikiyatri kitabı yazmak. Birisi bitmek üzere, diğeri de müsvedde hâlinde.

***

Bu aralar, epey önceleri Büyük Kulüp’te tanıştığım Sayın Canan Uysal’ın tavsiye ettiği diyeti uygulamaktayım ve bol bol su içiyorum. Karbonhidrat (şeker) kullanımımı hemen tamamen sıfırladım ve alkollü her türlü içkiye de, tamamen hür irademle, yani beynimin alın (frontal) lobunu kullanarak karar verdim.

***

Gerek Sevgili Karım Neslim Güvendeğer Doksat, gerekse bendeniz daha çok uzun seneler yaşamak için her şeyi yapıyoruz. Hayatımdaki en büyük hata, bir dönem içtiğim sigaraydı. Hollanda’da bile kannaboid (esrar) kullanmadım.

***

Kızım Ayşe Cânan Doksat’ın mürüvvetini görmek ve karıma önce Doçentlik, sonra da Profesörlük cüppesini ellerimle giydirmek en büyük emelim.

***

Dilerim bu güzel vatan ebediyen yaşasın, bizler de kimselere muhtaç olmadan yaşayalım.

***

Namusuyla yaşayıp para kanmak kadar keyifli hiçbir şey yok.

Kimselere muhtaç olmadan ve bi’ât etmeden…

***

Ne mutlu Türk’üm diyene ve demeye devam edenlere.

Sizi, uzun seneler önce, merhume annem Fatma Neclâ Doksat, Cânan’ın bebekliği ile baş başa bırakıyorum.

d]

***

Mehmet Kerem Doksat - Nişantaşı - 12 Eylül 2018 Çarşamba

Okumaya devam et
  817 Hits
  0 yorum
817 Hits
0 yorum

ARKETİPLER

Sevgili Mekâncılar,

Uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir kararı buradan sizinle paylaşmak istiyorum.

***

Öyle zamanlar olur ki insan kendini yapayalnız hisseder ve bütün kapıları kendini kapandığını düşünür; gene de moralini bozmaz ve işinin başında çalışmaya devam eder.

***

Telefon açarsınız ama tek işittiğiniz ses ‘La’ sesidir.

***

Vicdanınızla baş başa kalır ve tasavvufun derinliklerine dalarsınız. İşte, öyleyim şu anda.

***

Son zamanlarda bana bir şeyler oldu, sadece dinliyor ve kimseleri kırmamaya, tevazuumu koruyarak hayatı yaşmaya devam ediyorum.

***

İnsan hiçbir zaman yapayalnız kalmaz, en azından tasavvufun verdiği iç huzuru ile yaşarsınız.

***

Sadece hür irademle çalışmaya devam ediyorum, bu da bana, hatta herkese kifayet eder.

***

Hayat her şeye rağmen çok güzel…

Gökyüzündeki yıldızlar herkesin yoldaşı ve dostu, arkadaşıdır.

***

Çalışmak ve asla bu ülkeden gitmemek en güzel tercih, bilmiyorum siz ne dersiniz?

***

Mekânı ayakta tutan herkese, Sayın Ahmet Fevzi Yüksel’e ve gönül dostlarına selâm ve sevgilerle…

***

Hepimiz faniyiz ama ne benim ne de Neslim’in bu âlemden göçmeye niyetimiz var.

***

İnandığınız her ne ise O’na sığının ve yaşamaya devam edin.

***

Aramayanlara da, sormayanlara da dostluk ve sevgi ile diyoruz bizler.

***

Muayenehanemizde hep çalışmaya devam ettik, can tenden ayrılmadıkça da aynen tam gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

***

Profesör Dr. Carl Gustave Jung’un arketipleriyle sizleri baş başa bırakıyorum

***

Yeni kitaplar ve çalışmalar da yolda…

***

Sizleri ve herkesi dostluk ve muhabbetle selâmlıyoruz.

***

Mehmet Kerem Doksat – Nişantaşı - 8 Eylül 2018 Cumartesi

Okumaya devam et
  770 Hits
  0 yorum
770 Hits
0 yorum

TRİKOTİLLOMANİ (SAÇ ve KİRPİK YOLMA) BOZUKLUĞU

KAŞ GÖZ YOLMA HASTALIĞI- TRİKOLİLLOMANİ

Sevgili Mekâncılar.

Psikiyatride öyle hastalıklar var ki bunlar çok özellikle ve uzun süreli olarak gerektirir.

Bunlardan birisi de;  Trikotillomani.

trikotilomani görsel ile ilgili görsel sonucu

Bunlardan birisi de saç kaybı ile sonuçlanabilecek çok özellikli bir hastalıktır. Bu psikiyatrik bozuklukta saç kaybı ile sonuçlanabilecek derecede kaş kirpik yolma söz konusudur.

Bu durumda uzun süre tedaviye devam etmek ve kişinin saçlarının ve kirpiklerinin saç kaybıyla sonuçlanacak kadar şiddetli olması gerekir.

Teşhis kriterleri arasında saç kaybıyla sonuçlanacak derecede kaş göz ve kirpikleri yolmak ve bazen kelliğe kadar uzanabilen bir psikiyatrik bozukluk söz konusudur.

***

Bu durumda uzun süreli tedavi ve hipnozla hastayı ikna ederek hipnoterapiyle tedaviye devam etmek gerekir.

*** 

Bası şehir efsaneleri var, sanki saçlar bitimi ile gelişebilecekmiş gibi görünür ama hipnoz aslında ta Franz Anton Mesmer’den beri uygulanan bir tedavidir.

***

En son teşhiş kıstaslarına göre saçların toptan kaybedilmesi derecesine varan şiddetli saç kayıpları olur ve bizim muayenehanemizde tedavi edip iyileştirdiğimiz pek çok vaka var.

Böyle hastalarda hipnoterapiyle telkinde bulunmak bazen çok iyi sonuçlar verebiliyor.

***

Saç yolma ve kirpiksiz kalma en ciddi derecede rastlanan sonuçlar arasındadır ve böyle birçok hatamızda hipnoterapiyle ve benzeri tedavilerle çok iyi sonuç alınmaktadır.

***

Saç yolma başka bir psikiyatrik bozukluğun belirtisi olmamalı ve buna yol açacak başka bir hastalık söz konusu olmamalıdır.

***

Herkes gitse de biz buradayız ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bize her zaman müracaat edebilirsiniz, bu arada psikiyatrik hastalıklardaki modern yöntemleri uygulamaya devam ediyoruz.

***

Saç yolma davranışı başka bir ruhsal bozukluğun yahut benzeri bir psikiyatrik bozukluğun yol açtığı bir durum olmamalıdır.

***

Klinik açıdan önemli derecede işlevselliğin bozulmamış olması en önemli ayırıcı teşhis vesilesidir.

***

Tedavide düşük doz antidepresanlar (serotonin geri alım engelleyicileri) kullanılır.

***

Saç yolma davranışının başka bir ruhsal bozukluğun belirtisi olmaması gereklidir.

***

Evrimsel Psikiyatri ve Ulu Önder Atatürk’ün hayatını anlattığım kitapları ise yazmaktayım. Henüz müsvedde aşamasında.

ed]

***

Atatürk’ümüzün gençliğe hitabesiyle bu yazıma son vermek isterim.

***

Ne mutlu Türk’üm diyene ve bu memleketi sevenlere.

***

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – İstanbul.

Okumaya devam et
  796 Hits
  0 yorum
796 Hits
0 yorum

OSHO

OSHO

Sevgili Mekâncılar,

Osho, ölümünün üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen kitapları ve hakkındaki iddialarla gündeme gelmeye devam ediyor.

Tek başına 26 Rolls Royce sahibi olmuş.

Dünyanın en sıra dışı filozoflarından olan Osho’nun hayatı kadar gerçek ismi de merak ediliyor.  Peki, ülkemizde de kitapları büyük ilgi gören Osho kimdir, gerçek ismi ne?

Hindistanlı mistik guru ve Ruhani Osho, 11 Aralık 1931 tarihinde dünyaya geldi.

 

Gerçek ismi Chandra Mohan Jain, olan ancak 1960’lardan itibaren Acharya Rajneesh, 1970’lerde ve 1980’lerde Bhagwan Shree Rajneesh, 1989’dan sonra ise Osho olarak tanındı. 

Hindistan’ın Madhya Pɾadesh adlı eyaletinde dünyaya gelen Osho, biɾ öğɾeti insanıydı ve 1990’da vefat etti.

 

 osho görselleri ile ilgili görsel sonucu

 

***

 

Çocukluk yıllaɾından itibaɾen felsefeye ve özellikle ‘ben’ duygusu üzeɾine yoğunlaşan Osho, başkalaɾının veɾdiği bilgiye ve öğɾetileɾe değil; kendi içinden doğan bilgiye ve öğɾetiye itibaɾ etmek geɾektiği kanaati ile asi biɾ ɾuh sergiledi. Üniveɾsite öğɾenimini 21 yaşında tamamladıktan sonɾa, Jabalpu Üniveɾsitesi’nde felsefe deɾsleɾi veɾmeye başladı.

 

Aynı dönemde Hindistan’da değişik bölgeleɾde felsefe üzeɾine konuşmalaɾ yaρtı.

 

Hiçbiɾ geleneğe bağlı olmadığını söyleyeɾek, kendini geɾçek biɾ ‘vaɾoluşçu’ olaɾak ilan eden Osho, tutucu dini lideɾleɾe de kaɾşı cephe aldı. Benimsediği yolda kendini ciddi anlamda geliştiren, çok okuyan Osho; belirli bir dönemden sonra kendine dair gelişimini tamamladı ve edindiği deneyim ve bilgiyi konuşmalarla insanlara aktarmaya başladı.

***

 

Her fırsatta meditasyonun önemine dikkat çeken Osho, 1960’lı yılların sonuna doğru, kendine has bir dinamik meditasyon derin düşünme tekniği oluşturdu.

 

1970’li yıllar Osho’nun ününün Hindistan dışına taşmaya başladığı yıllar oldu. 1974’te Hindistan’da kurduğu kendi grubuna (komün) Batılı ülkelerden de çok fazla katılımlar olmaya başladı.

 

***

 

Kendini hiçbir gelenekle ve dini öğreti ile bağlantılı olarak görmeyen Osho kendisini, yeni bir din bilinçliliğin temsilcisi ve başlangıcı ilan etti.

 

***

Osho da bir guru ve Dünya’yı kurtaracağını söylüyor.

 

Ne diyeyim, her taraf guru dolu…

 

Tabii ki bu nevi sahsına münhasır liderin söylediklerinin aslı astarı yok ama inananı çok!

 

Bilimden ve tıbbın yolundan ayrılmamak temennisiyle…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 02 Eylül 2018 Pazar

Okumaya devam et
  1024 Hits
  0 yorum
1024 Hits
0 yorum

Stockholm'den Sevgilerle

Sevgili Mekâncılar,

Profesör Dr. Brüne İstanbul’da NTV’de canlı yayında evrim anlattı.

Ben de Kopenhag’da hem Evrimsel Psikiyatri hem de Ulu Önderimiz Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın hayatını anlatan kitapları yazmaktayım.

Stockholm harikulâde bir şehir, insanları çok medeni ve bot gezisi imkânı da var. Göller Kış mevsiminde donuyormuş.

Biraz sonra Neslim’le beraber şehir turuna çıkacağız

Şehir suyu içilebiliyor, gerçekten çok medeni insanlar ve Avrupa Birliğine girmemişler çünkü çok zenginler.

Vatan hasretini insanların güzel yüzleri ve Işıl Ablam’ın sesinden, büyük Besteci Minür Nurettin Selçuk’un harikulâde eseri ile telâfi ediyoruz. Buradan de haykırıyoruz: Ne mutlu Türk’üm diyene.

Aklıma Merhum Profesör Dr. Nedim Zenbilci ve Cerrahpaşa’da iken yaptığımız harikulâde vaka tartışmaları geliyor. Göz dibine bakmak ve belden su alıp tahlil yapmaya dermeyi ondan öğrenmiştim.

Prof. Dr. Yankı Yazgan ve Ağabeyim Profesör Acar Baltaş ve zarif karısı Zuhal Baltaş’ı ve diğer dostları facebook üzerinden buradalarmış gibi görebilmek çok hoş. Cânan da tatilde ama sağlığı yerinde. Ben de turp gibiyim. Eğer Prof. Dr. Recep Doksat ve Neclâ Doksat vefat etmese, İstanbul’dan ayrılmazdık.

d]

Bir tek Asım Yücesoy Dayım’dan haber alamıyorum.

Yengem de epey yaş aldı.

Cânan da Selimiye’de.

Stockholm’dan sevgilerle.

Neslim ve Kerem Doksat

19 Ağustos 2018 Pazar -Avrupa

Okumaya devam et
  823 Hits
  0 yorum
823 Hits
0 yorum