Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ELLİ ALTI SENEDE NELER GÖRDÜM 1


İnsanoğlu doğarken ağlar, sebebi zâhiren nefes almak içindir ama işin sırrı Öz’den (Essence) ayrılmak ve Madde hâline geçmektir (Substance). Erenler buna “ete kemiğe bürünmek” derler…

Yâni işin kökündeki en temel sıkıntı Ayrılmaktır: Separasyon Anksiyetesi; rahmi özleyecektir ve sık sık ağlayacaktır.

Bunu gördüm.

O özledikleri arasında bütün Kâinatların bilgisi vardır ama artık onları unutmuştur, hatırlamak için debelenip duracaktır: Anamnesis (setredilmiş: üstü kapatılmış) Hakikati, tekrar tekrar keşfetmek için mağaranın kapısına bak da bak

Avanak avanak!

***

Elimde hediye olarak gelen birkaç şişe rakıyı poşette taşıyordum, psikiyatri asistanıydım. Mehmet isminde bir Diş Hekimi beni Eyüp’te bir toplantıya götürdü. Millî Görüş’le orada tanıştım.

Beyaz çoraplı, kahverengi ayakkabılı, kravatlı ama siyah renkte takım elbiseli kişi şöyle diyordu: “Artık, birtakım unvanlara kavuşmak, terfi etmek için bâzı derneklere üye olmak gerekmeyecek, üzerinde çalışıyoruz”.

Aynen öyle oldu!

***

O dönemlerde, doçentken, tek evlâdında Down Sendromu (Trizomi 21) olan Prof. Mim Kemâl Öke, TGRT’de, canlı yayında yeşil cüppeli, sarıklı bir adama yağlı ballı davrandığı için isyan ettim, “hocalıksa hocalık, en iyisini ben bilirim ve yaparım” diyor.

Vallahi doğru çünkü hâlâ öyle.

Ama sonra bana babasıyla annesini gönderdi, akabinde nedense sırra kadem bastılar.

Çırpınarak!

***

Aynı TV, aynı merkez binâsı ama bir gariplik var çünkü emekli bir öğretmen olan Patron’un, Gülben Ergen’le zinâ ettiği dedikodusu dönüyor.

İşi örtbas etmeye gayret ettikçe batağa dalıyor, Kara Delik sanki.

Haykırarak!

***

Gene TGRT’de şimdilerde çoktan rahmete kavuşmuş bir İlâhiyat Profesörü ile canlı yayında tartışıyorduk (böbrek yetmezliği sebebiyle Hindistan’da organ nakli yaptırmıştı ve bundan hicap ediyor, çılgınca harsa hizmet için çabalıyordu). Benimle ilgilendikleri için Yeşilköy’de yemeğe çağırmışlardı ve mükemmel bir sofraya oturduk. Tam muhabbete başlıyorduk ki, Ayhan Songar Hoca masayı teşrif etti, sahneyi benden çaldı, vuslat başka bir bahara kaldı.

Onlar da ben de kararlıydık, idarî binâda buluştuk, ortam sterildi.

Tamam, devam” diye anlaşıyoruz.

Para pul yok!

Babamın sâyesinde doçent ve profesör olan Yaşar Nuri Öztürk’ü dâvet ettim televizyona çıkması için.

Yanımda büyük duayen ve efendilik timsali Prof. Dr. Özcan Köknel var; YNÖ daha ilk on dakikada kavgaya başlıyor. Özcan Hocasiz hâddinizi çok aşıyor ve küstahlık ediyorsunuz” diye ayar çekiyor.

Ben de “sizi ben dâvet ettirdim, unuttunuz mu” diyorum.

YNÖ iyice öykeleniyor, saatlerce süren TV yayınında rating rekoru kırılıyor ve telefonu “küt” diye kapatıyor.

Üçüncü rauntta “knock out” yâni.

Akabinde babam dünyâya küsüp akciğer kanserinden elimde boyut değiştiriyor.

Ya şimdi?

YNÖ, Edep Ayarı Bozuk Kadın’la TV’lerde kendini teşhir ediyor.

Çırpınarak!

***

Gene duayen bir Ruh Hastalıkları Uzmanı, övüne övüne numaradan hastaymış gibi yapan bir herifi nasıl elektroşok yapa yapa adam ettiğini anlatıyor.

Millet saygısından bir şey demiyor ama gençler şaşırıyor, zâten “ne halt ettik de psikiyatr olduk” diye nereye saldıracaklarını şaşırmışlar.

Peki, o ne âlemde?

Kanser, metastazları var.

Vakte oynuyor, inkıtâlarda ama bunun da antidotu hâzır ve nâzır:

Erdal Ağabey gene Gâzi Günleri yapacak.

Eh, telefon gelirse gene zarurî hicret veya tehcir söz konusu ama o da zamanın okuna bokuna uygun olarak üç günde olup bitecek.

Neydi?

Bu da geçer Yâ Hû!

***

Dün TED’de onuncu geleneksel yaza vedâ partimizi veriyoruz ama gene ortalıkta kardeşler var, rahat bırakmıyorlar.

Üstelik Mansur’un güzel mi güzel karısı Elif, (aman, şey, Athena Elif’in kocası Hallâc-ı Mansûr diyecektim) antikacı dükkânı açıyor, excusez-moi!

Elif ve alef de hep öküz kökenlidir malûm.

Cemil İpekçibenim ismimi camekâna yazın” demiş.

Eh, ben de kaç kere TV’ye çıktım ve çok iyi tanışırız, hani bize?

Mansûr farkı, Adanalı değildir ama Adanalılar Derneği Başkanı’dır

Bakın www.elifbeyazyurek.com mekânına, göreceksiniz!

Why High One Why!

***

Ay, unutuyordum.

LIONS’a, Rotary’e ve Masonluğa burnumu sokuyorum.

Dünyâyı onlar idâre ediyor ya!

Keh keh keeeeh.

Siz gene öyle zannedin ki, aslında kimin kimi hâlletiğini sorgulamayın.

Başınız belâya girer ve çarpılırsınız!

Bana bir şey olmaz çünkü beş sene sonra En Muhterem Büyük Üstâd benim.


Aramızdan su dahi sızamayan sağlam tuğlalarız biz (S. Sızmaz).

Demedi” demeyin.

Lâ Mevcûde İlallah.

***

Tam “tam gaz” gidecektim ki, evin Osmanlı Ejderhâsı geldi ve işe gecikmemem icap ettiğini hatırlattı.

Kibele mi desem?

Hâtun, üzülmeyeyim diye üç yumurta yapmakta kayısı kıvâmında (bu kelâmın bile Mansûr’la râbıtası vardır ama geçelim); bol limon ve zeytinyağında bulamaç yapıp ekmeği bana bana yiyeceğim.

Oh olsun bana!

Çeke çektire gideceğim…

***

Şimdilik fakıyra müsaade,

Daha nice şeyler var yazacak ama hiçbir bahâneye geçit yok!

Sonra görüşürüz,

Nasıl olsa Anamnesis zamandan ve mekândan münezzeh.

Ama cepte paran yoksa...

Selâm sabah Tayyi-i Mekân ile tebahhûr edersin!

d]

***

Bu arada duayen Ağır Ağabeye bir iyi bir de kötü haberim var:

Artık yolda giderken sendeledin veya sağa sola sallandın mı…

Yâhut serhoş olduğun intibâını hâsıl ettin mi…

Hatalı adres bildirimi yaptın mı ("mikrofona koyan" desem)...

Annenizi aynı cihazla telef edip, defalarca bıçakladıktan sonra tüyerseniz...

Kutsal Râb Ra ABD’den içe alımla enkorpore edilen EKT cihazlarıyla polis amcalar hatırınızı soracak!

***

Bu arada, gelmişinizi geçmişinizi güldüren En Komik Büyük Üstâd Metin Akpınar'ı hasetten çatlatacak iki (2) varak geçti elime...

İstanbul'daki ilk kerhânenin reklâmları (teşekkürler L. Özer Kardeşim):


Ah Nostalgia ah...

***

Haydi Kerem,

İşittin mi Sevgili Mükerrem, sesim İzmir’e ulaştı mı?

İlk Rotary toplantısında ensendeyim.

 

Bulacaksın Papaz’ı.

Veya Suç ve Ceza Film Festivali'ne giderim.

***

Hâlen geleneksel Yirmi Altıncı Suriye’ye Saldır(a)mama Toplantısını icra eden ABG ve İsrail, AB, AKP, CHP, MHP çok meşgûller.

Abdo et Chao.

Gölgeler yok oldu, hâttâ yeniden uzamaya başladı.

Bana yol gözüktü.

Şeytan azapta gerek,

Değil mi yoksa?

Yoksa her şey bir yanılsama mı?

Popçu müezzin türemiş.

O da Eyüp Musikî Cemiyeti’nden neş’et etmiş.

Fesuphânallah ayol.

***

Lûtfen avret yerlerinizi kapatın.

Yoksa NAL’lanırsınız!

Anlamayan İnternet’e baksın (Internet miydi Güneş Baba)…


Main Keywords for New Symposium are Cemal Religious, NAL, and BAL.

Ben ADG’yi telekineziyle Colorado’da vuruyorum.

HAARP gereksiz,  hârp nâfile...

Günde beş (5) vakit Çamlıca'da yüz bin (100.000) kişinin namaza çıkıp inmesiyle oluşacak İlâhî Güzelliğe karşı geliştirilen Özür Dileme Mektupları'ndan bir adet istiyorum...

Âdettendir.

***

Bu arada yalvar yakar oldum “para verin de şu kitapları bitireyim” diye ya?

isimli (rumuz desem) dosttan gelen mesaj aynen şöyle:

Merhaba Kerem Hocam,

Gelir düzeyi düşük bir insanım ama 100 TL göndermek beni etkilemez. İş Bankası hesabınız varsa öncelikle o. Yoksa diğer hesabı öğrenebilir miyim? Pazartesi göndermeye çalışırım. 

Saygı ve sevgiyle

”…

Yazacağım, söz.

Sevgili SU, size de...

Resmî resmidir:


***

C U later alligator.

Eskidi bu da be!

Zâten gözyaşıyla beraber biber gazı gibi tadı var.

Lezzetsiz, Gusto nâkıs! Değil mi Büyük Hemşirem?

Bulbus olfactoriosum ve Limbik Sistemim deforme oldu.

Reform’un Patronu zâten sınıfta kaldı!

Bu gece Tayyipler gelecek.

Bu gece hepimiz Can’lıyız, Habertürk’te.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – Şimdiki Zamanlar – 14 Eylül 2013 Cumartesi

Not: Vakti gelip de boyut değiştirdiğimde, mezar taşımın sağ alt tarafında ufacık bir DY ibâresi olacak, her hakkı mahfuzdur.

ENOUGH AFTER ALL JUNGLE BEE!
PRO-FEMİNİST PROTESTO or NEW TESTAMENT!

Related Posts

 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil